LIBRI
Epigrafi, Çeviri ve Eleştiri Dergisi
  • tr
  • en
  • Home
  • About
  • Current Issue
  • Ancient Sources
  • Archive
  • Malpractice
  • Principles
  • Process
  • Contact
Home » 2017 » Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu

Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu

Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu

Andrew C. S. PEACOCK

ISBN: 9786053326694
Page: 260
Publication Date: 2016
Location: İstanbul
Publisher: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

LIBRI III (2017) 495-498
DOI: 10.20480/lbr.2017040
Received Date: 28.11.2017 | Acceptance Date: 15.12.2017
Online Publication Date: 24.12.2017
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2017

pdf  Get PDF

references  View PDF

info  Citation

A. C. S. PEACOCK, Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu. İstanbul 2016. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 260 sayfa. Çev. Z. Rona. ISBN: 9786053326694

­

Burada tanıtımı yapılan kitap Selçuklu Tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan tarihçi A. C. S. Peacock tarafından “Early Seljuq History: A New Inter­pretation” ismiyle yazılan çalışmanın Türkçe’ye çevirisidir. Eser Haritalar ve Şekiller (VI), Kısaltmalar (VII) ve Teşekkür (XI) kısımları ile başlamakta Giriş (1-19)’in ardından yedi ana bölümle devam edip Sonuç (191-195), Notlar (197-237), Kaynakça (239-252) ve Dizin (253-260) kısımlarıyla nihayete ermekte­dir. Yazar, kitabın her bölümünde konuya girmeden önce bu bölümdeki ama­cının ne olduğunu ve bu konuyla ilgili bölümde ne anlatmak istediğini be­lirtmiştir.

Giriş; Ortaçağ ve Modern Tarih Yazımında Erken Selçuklular (1-19)’da bu kitabın, aşiretten imparatorluğa geçiş süreci üzerinde durmakta olduğu ve özellikle Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın ölümüne kadar ki dönemi kapsadığı be­lir­til­mektedir. Yazar, bu kitapla, Selçuklu Devleti’nin kuruluş dönemiyle ilgili geleneksel imajı yeniden irdelemek ve değerlendirmek istemiştir. Ayrıca bu incelemeyi yaparken, sultanları ve vezirlerini ön plana almak yerine, ilk sultanlarında bir parçası olmaya devam ettikleri göçebe aşiretlerin toplumsal dinamiklerine odaklanmıştır. Selçuklu istilaları kalıcı demografik ve siyasal so­nuçlar yaratan bir göçü. Erken Selçuklu dönemine ait kaynakların arzu edilen­den çok daha az ama belki de çoğu kez varsayılandan daha fazla olduğunu kabul ettiğimize göre, bu kitap temelde ne Selçuklular, ne de ardıllarıyla ilgili kesin bir şeyler kanıtlamanın peşindedir. Yazarın amacı, konuya bugüne de­ğin okuduklarımızdan daha kapsamlı ve çok yönlü bir yorum getirebilmekte­dir.

I. Bölüm; Selçukluların Ortaya Çıkışı ve İlk Dönemleri (21-54) bölümünde yazar Selçukluların ortaya çıkışına ilişkin kanıtları ve ilk Selçuklu göçlerini ele almıştır. Selçukluların ortaya çıktığı bozkır ortamını incelerken, onların, Batı Avrasya’nın siyasal yapısını kökten değiştiren daha kapsamlı bir dizi göç bağ­lamında değerlendirilmeleri gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, Selçukluların kök­lerinin Rusya’nın güneyindeki Hazar Kağanlığı’nda olabileceğini öne sürmüştür.

II. Bölüm; Aşiretler ve Selçuklu Hanedanı (55-83)’nda ise yazar Selçuklu devletinin kuruluş yıllarındaki gelişimini anlayabilmek için Selçuklu tarihinin özünü oluşturan aşiretleri tanımak gerektiğini belirtir. Özellikle de Selçuklu hanedanı ile onların peşinden giden göçebe toplumlar arasındaki ilişkileri kavrayabilmek bunun için çok önemlidir. Bunu en iyi XI. yüzyılın sonlarında Selçuklu veziri olan Nizamülmülk ifade etmiştir: ‘Türkmenler bu hanedan üzerinde hak iddia ediyorlar, çünkü başlangıçta ona hizmet ettiler ve sıkıntı çektiler ve onlarla kan bağları var.’ Yazar, bu bölümde, aşiretler/boylar ve aşi­ret reisleri/boy beyleri arasındaki ilişkileri, özellikle XI. yüzyılın ilk yarısı bağlamında irdelemiştir. Diğer Avrasya aşiretleri ile bozkır devletleri üzerine yapılan antropolojik ve tarihsel araştırmaların karşılaştırılması ve birinci el kay­nakların ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi temelinde, Selçuklu Devleti’ni kuruluş aşamasında asıl zorlayanın, aşiretler ve aşiret reisleri arasındaki mü­cadeleden çok, Selçuklu hanedanı içinde, zaten homojen bir yapıya sahip ol­mayan aşiretlere kimin liderlik edeceği üzerine yapılan kavgalar olduğunu or­taya koymaya çalışmıştır.

III. Bölüm; Savaş, Fetih ve Göçler (85-116)’de geleneksel olarak komşuları­nın gözünde Orta Asyalı göçebelerin en büyük becerisinin savaş olduğu vurgu­lanmıştır. Hem Doğu Roma’nın hem de Ortadoğu’nun uzunca bir süre­dir Türkî göçebe gruplarının saldırılarına aşina olduğu da belirtilmiştir. Batı Asya’daki yerleşik devletler için Türk istilalarının yeni bir şey olmadığı, Doğu Roma ve İran’ın yüzyıllardır bu göçebelerle uğraştıkları zikredilmiştir. Yazara göre o tarihe kadarki saldırılar çok ender olarak devletin merkezini tehdit edecek nitelikteydi. Verdikleri zararın kalıcı olması da çok görülen bir şey değildir, yağmalamadan ve bazı imtiyazlar elde ettikten sonra genellikle boz­kırlara geri dönüyorlardı. Selçukluların başarısının nedenini anlayabilmek için, bu bölümde Selçukluların askeri yetenekleri ve uyguladıkları taktikler ele alınmıştır. Selçuklu savaş yöntemlerini incelemek, salt askeri açıyla sınırlı bir olgu değildir. Savaş bir yaşam biçimiydi ve Selçuklu fetihleri, Türkmenlerin ba­tıya göçleriyle çok yakından ilişkiliydi, hatta neredeyse ondan ayrı tutul­ması mümkün değildi. Yazara göre XI. yüzyılın ilk yarısında Selçuklu güçleri ağırlıklı olarak bozkır ordu geleneğine bağlıdır. Ordudaki en kökten değişiklik, önce Türkmenlere ek olarak düşünülen, ama sonra onların yerini alan gulam (köle askerler) sisteminin benimsenmesi, silahlı göçebe gruplarından daha geleneksel ve profesyonel ordulara geçilmesi sonucu meydana gelmiştir. Do­layısıyla bu bölümde gulam sistemi öncesi Orta Asya, İran ve Irak’ta yapılan ilk Türkmen fetihleri dönemi ayrıntılarıyla ele alınmıştır.

IV. Bölüm; Selçuklular ve İslam (117-149)’da bu dönemin din tarihinin aynı derecede aşırı sayılabilecek çelişkilerle dolu olduğu belirtilmektedir. Bu bö­lümde, karşımıza çıkan bu tür çelişkilerin görmezden gelinemeyecek kadar çok ve sürekli oldukları ifade edilmiştir. Buna ek olarak, Selçukluların ya da ve­zirlerinin din politikasının da çoğu kez keyfi ve çelişkili olduğu ileri sürül­müştür. Kökleri ne ilahiyat ne de fıkıh (hukuk) görüşüne dayanan bu politika, her zaman Sünniliği özendirmekten uzaktı ve zaman zaman Şiiliği de destek­ler nitelikteydi. Daha da ötesi, vezir ve sultan ne tür politika benimserse be­nimsesin, Türkmen aşiretlerinin inançlarını yansıtmayabiliyordu.

V. Bölüm; Türk İstilaları ve Etkileri (151-189) bölümünde Selçukluların Ana­dolu’ya yaptığı akınlar yeni bir bakış açısıyla ele alınarak, Malazgirt öncesi dönem üzerine yoğunlaşılmıştır. Doğu Roma’nın doğusunda askeri altyapının gö­rece daha zayıf olduğu, ama daha da önemlisi, bölgedeki altyapının tama­men farklı tehditlere karşı planlandığı, bu nedenle de geniş bölgelerin savun­masının zayıf kaldığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Her halükarda savunma sistemlerinin pek işe yaramamasının nedeni, Selçukluların onlardan uzak durabilmesi değil, bölgeyi kalıcı biçimde ellerinde tutmaya pek de meraklı olmamalarıydı. Asıl amaçları, kaleleri ve kentleri işgal etmekten çok, göçebe yaşamlarını sürdürebilmelerinde hayati önem taşıyan ve Anadolu ile kom­şusu Kafkasya’da bol miktarda bulunan otlakları ele geçirmekti. Dolayısıyla Selçuklu istilalarının etkilerini, İran, Irak ve Suriye’nin yanı sıra Anadolu’dan edindiği verileri karşılaştırarak değerlendirmeye çalışmıştır. Her ne kadar arke­o­lojik araştırmaların azlığından ötürü, varılacak sonuçların büyük bö­lümü kesin olmasa da, şanslı olunan nokta, aynı ya da yakın dönemlerden ka­lan ve çoğu İslam dünyası uzmanının ilgilenmediği Ermeni ve Gürcü kay­naklarının çok zengin bir belge külliyatı sunuyor olmasıdır. Yazara göre bun­lar, Selçuklu istilalarını daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır. Ayrıca bu verilere dayanılarak, Ortadoğu’da olduğu kadar Anadolu’da da uzun dönemli nüfus azalması ve ekonomik gerileme eğiliminin Türkmen egemenliğinin kurulmasını hızlandırdığı ileri sürülmektedir.

Sonuç; (191-195)’ta ise kitabın savunduğu temel fikrin basitliği vurgu­lanmıştır. Bu temel fikir Erken Selçuklu tarihinin bozkır bağlamında ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği şeklindedir. Selçukluların fetihlerinin yapısını be­lir­leyen en önemli unsurlar, göçebe toplumun ihtiyaçları ve Ortadoğu’nun ken­dine has ekolojik koşullarıydı. Ancak söz konusu bu bozkır koşulları ilkel olarak algılanmamalıdır. Selçuklular disipline sahip olmasalar hiçbir askeri ba­şarı kazanamazlardı ve bu zaferler, kuşatma taktiği kadar, tipik birer göçebe silahı olan ok ve yayla kazanılıyordu. Eğer Selçuklular bazen surlarla çevrili yer­lerden uzak durmayı seçmişlerse, bunun nedeni kendi stratejik öncelikle­riydi, yani bir önder her şeyden önce boyunun otlak ve ganimet gereksinimini güvence altına almak zorundaydı, başarısı buna dayanıyordu. Anadolu ile Kaf­kasya daha zengin olanaklar sunuyordu ve bu bölgeler, her şeyden çok Türk­lerin Ortadoğu’da göçebe yaşam biçimlerini sürdürebilecekleri iklim ve topog­rafya koşullarına sahipti, onun için de Türkmen saldırıları bu bölgelerde yoğunlaşmıştır.

Burada tanıtımı yapılan çalışma Erken Selçuklu Tarihi çalışmaları için önem­li katkılar sağlayan bir çalışmadır. Türkçe’ye kazandırılması ise Türk Ta­rih­çiliği için önemli bir kazanım olmuştur. Bu gibi çalışmaların gerek Türk­çe’de telif yoluyla üretilmesi gerekse de yabancı yayınlardan çeviri yoluyla lite­ratürümüze kazandırılması tek temennimizdir.

Akdeniz Üniversitesi
Tarih Bölümü

Ferhat AYKUT (Tarihçi) 
faykut07@gmail.com

  • Citation
  • Link

F. Aykut, Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu. Yazar: A. C. S. Peacock, Libri III (2017) 495-498. DOI: 10.20480/lbr.2017040

Link: http://www.libridergi.org/en/2017-en/lbr-0122

17 January 2018 Aykan A.
← Egill’in Sagası
Bizans II: Yükseliş Dönemi (MS 803-1081) →

eISSN: 2458-7826

SCImago Journal & Country Rank

PhaseKapakWeb
PhaseKapakWeb
PhaseKapakWeb PhaseKapakWeb PhaseKapakWeb

ISSUE I (2015)

ISSUE II (2016)

ISSUE III (2017)

ISSUE IV (2018)

Search for Publication

Popular Posts

  • The Treaty Between Rome and Lycia of 46 BC
    The Treaty Between Rome and Lycia o...
  • Medieval And Renaissance Famagusta Studies In Architecture, Art And History
    Medieval And Renaissance Famagusta ...
  • Egill’in Sagası
    Egill’in Sagası
  • Ortaçağ Ekonomisi ve Müslüman Tüccarlar (X-XIV. Yüzyıllar)
    Ortaçağ Ekonomisi ve Müslüman Tücca...
  • Konstantinos Paleologos
    Konstantinos Paleologos
  • Eski Yunan: Tarih Öncesinden  Klasik Çağ’a
    Eski Yunan: Tarih Öncesinden Klasi...
  • The Hellenistic World: Using Coins as Sources
    The Hellenistic World: Using Coins ...
  • M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl
    M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl
  • Kapadokya’da Zeus Kültü
    Kapadokya’da Zeus Kültü
  • Anonymous, Tractatus de Mulieribus Claris in Bello
    Anonymous, Tractatus de Mulieribus ...
  • Ravzatü’s Safa Mülük-i Gazneviyye
    Ravzatü’s Safa Mülük-i Gazneviyye
  • Homeros’un Türkleri: Klasik Eserler Doğu’nun Algılanmasını Nasıl Biçimlendirdi?
    Homeros’un Türkleri: Klasik Eserler...
  • Ünlü Kentlerin Sıralaması
    Ünlü Kentlerin Sıralaması
  • Al Servizio della Repubblica di Venezia: Le Lettere di Massimiliano Buzzaccarini Gonzaga, Commendatore di Malta, inviate alla Magistratura dei Cinque Saviialla Mercanzia 1754-1776
    Al Servizio della Repubblica di Ven...
  • İskitler, Hunlar ve Göktürkler’de Din ve Sanat
    İskitler, Hunlar ve Göktürkler’de D...

PhaseKapakWeb

eISSN: 2149-7826

Libri

  • Home
  • About
  • Current Issue
  • Archive
  • Publication Principles
  • Publication Process
  • Contact

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari-AynıLisanslaPaylaş 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.

Popular Publications

  • The Treaty Between Rome and Lyci...
  • Medieval And Renaissance Famagus...
  • Egill’in Sagası
  • Ortaçağ Ekonomisi ve Müslüman Tü...
  • Konstantinos Paleologos
  • Eski Yunan: Tarih Öncesinden Kl...
  • The Hellenistic World: Using Coi...

Recent Publications

  • A New Latin Building Inscription from the Gaziantep Zeugma Mosaic Museum 29 June 2026
  • A New Agonistic Epigram from Synnada: Antigonos the Trumpeter 21 May 2026
  • New Votive Inscriptions from Eskişehir Museum 14 May 2026
  • A New Honorific Inscription from Magnesia ad Maeandrum 23 April 2026
  • New and Revised Funerary Inscriptions from Nikaia XX 24 December 2025
  • Pierres Errantes: Two Latin Inscriptions transported from the Docimium Quarries to Istanbul 24 December 2025
  • Three New Inscriptions from Phaselis: An Imperial Dedication, an Honorific Inscription for Aurelia Apphia, and Christian Dipinto 23 December 2025

Search for Publication

Archive

Flag Counter
  • Home
  • About
  • Current Issue
  • Ancient Sources
  • Archive
  • Malpractice
  • Principles
  • Process
  • Contact
Copyright © 2015 www.libridergi.org
  • Türkçe (Turkish)
  • English