<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>2016 | LIBRI</title>
	<atom:link href="http://www.libridergi.org/en/category/2016-en/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.libridergi.org/en</link>
	<description>Epigrafi, Çeviri ve Eleştiri Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Aug 2016 15:47:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>The Huns, Rome and the Birth of Europe</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/018</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2016 06:34:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/018</guid>

					<description><![CDATA[H. JIN KIM, The Huns, Rome and the Birth of Europe. Cambridge 2013. Cambridge University Press, 338 sayfa (3 harita ile birlikte). ISBN: 9781107009066 Hunlar, MS IV. ve V. yüzyıllarda önce Doğu ardından da Batı Roma İmparatorluğu’nun üzerine düzenledikleri akınlarla Geç Antikçağ’a damgasını vurmuş ve Batı Roma’nın dağılma sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Batı Roma’ya Hunlar tarafından ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016018.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1922_lbr.2016018-175.jpg" /></a></div>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;">The Huns, Rome and the Birth of Europe</h2>
<h3>Hyun JIN KIM</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9781107009066<br />
<strong>Page:</strong> 338<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2013<br />
<strong>Location:</strong> Cambridge<br />
<strong>Publisher:</strong> Cambridge University Press</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 339-343</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016018<br />
<strong>Received Date</strong>: 23.04.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 31.05.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 06.06.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_fe7bacbc625e1802fac6e2f7778ad2fd" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016018.pdf" target="_blank"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016018.pdf" target="_blank"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>H. JIN KIM, <em>The Huns, Rome and the Birth of Europe</em>. Cambridge 2013. </strong><strong>Cambridge University Press, 338 sayfa (3 harita ile birlikte). </strong><strong>ISBN: 9781107009066</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hunlar, MS IV. ve V. yüzyıllarda önce Doğu ardından da Batı Roma İmparatorluğu’nun üzerine düzenledikleri akınlarla Geç Antikçağ’a damgasını vurmuş ve Batı Roma’nın dağılma sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Batı Roma’ya Hunlar tarafından son verilmemiştir, ancak Batı’da aktif oldukları MS 370-454 tarihleri arasında, kendilerini Cermen kavimlerine alternatif bir süper güç olarak sunarak <em>barbaricum</em>un doğasını baştan sona değiştirmişler ve bu açıdan Batı Roma’nın ge­ri­lemesinde dolaylı da olsa büyük bir paya sahibi olmuşlardır. Hunların esrarengiz kökenleri ve Roma ile pek de dostane olmayan ilişkileri üzerine bilgi veren -Ammianus Marcellinus gibi- döne­min tarihçilerinin birçoğunun eserlerinde ve kroniklerinde Hunlar son derece barbar ve sal­dırgan bir millet olarak ele alınmış olsa da, diğer bir çağdaş Romalı yazar Priscus tarafından Attila ve Hun­lara olabildiğince objektif yaklaşılmıştır. Benzer bir durum günümüz tarihçileri için de geçerli­dir. Hunlar, E. A. Thompson’ın sayfalarında kendilerine Ammianus’un anlattığından pek de farklı bir yer bulamazken, son yıllarda Peter Golden ve La Vaissière gibi tarihçilerin Orta Asya üzerine yaptıkları çalışmalarla bu coğrafyanın halklarının ve Hunların aslında hiç de Ammianus ve Thompson’ın ele aldığı kadar ilkel olmadıkları ortaya konmuştur. Hyun Jin Kim’in eseri de Hunları bu ikinci, hiç de ilkel olmayan, kendine has gelişmiş bir medeniyet seviyesine sahip olan gruba dâhil eden bir bakış açısıyla kaleme alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Cambridge Üniversitesi bünyesinde basılan kitap toplamda 338 sayfa olsa da, bunun sadece 158 sayfası kitabın ana konusuna ayrılmış olup, geri kalan 180 sayfa notlar ve bibliyografyaya ait­tir. Kitabın teşekkür kısmında yazarın Peter Golden ve La Vaissière’ye yer vermesi aslında bu ya­zar­ların eserlerini ve bakış açılarını bilen okuyucular için kitabın gidişatını önceden ortaya koyan bir gösterge niteliğindedir. Bu mesajı alamayan okuyucularsa bu bölümden hemen sonra gelen <em>Intro­duction</em> (Giriş [1-8]) bölümünde araştırmacının eserini nasıl bir bakış açısıyla kaleme aldığına “<em>Roma ve Çin İmparatorlukları’nı dize getiren Hunlar&#8230;</em>” (sf. 5) cümlesiyle açıkça şahit olacaklar­dır. Bu bölüm iki alt başlıktan oluşmaktadır. İlk alt başlık <em>Steppe Empires and their Significance in the History of Wider Eurasia and Late Imperial Rome</em> (Bozkır İmparatorlukları ve Geniş Avrasya ile Geç Roma İmparatorluğu Tarihindeki Önemleri [1-5]) olarak adlandırılmıştır. Bu alt başlık ile Avrupa’da MS IV. ve V. yüzyıllarda bozkır imparatorluklarının Roma’ya ve Avrupa’ya vurduğu damga ele alınmaktadır. Yazar tarafından, bir yandan bölünmelerin ve parçalanmaların yaşan­dığı, öte yandan Avrasya tarihinin Avrupa’nınkiyle birleştiği bu yıllar kapsamında bir tarihçinin Geç Antikçağ’da herhangi bir alanda uzmanlaşmasının ancak bir hayal olabileceğine de­ği­nil­mekte­dir. MS 311 &#8211; 1405 yılları arasında o ya da bu şekilde <em>Gallia</em>’dan Sibirya’ya kadar uza­nan coğ­rafyanın Moğollar ya da Türkler tarafından hâkimiyet altına alındığına da dikkat çekil­mekte­dir. İkinci alt başlık ise <em>The Huns, A New World Order and the Birth of ‘Europe’</em> (Hunlar, Yeni bir Dünya Düzeni ve Avrupa’nın Doğuşu [5-8]) olarak isimlendirilmiştir. Yazar burada, Ortaçağ’daki Avrupa feodalizminin İç Asya kaynaklı olduğunu ve Batı Roma’nın ardından kurulan Cermen krallıklarının da Hunların eseri olduklarını iddia ederek, neden kitabın isminde “Birth of Europe” ifadesinin yer aldığını anlamamızı sağlamaktadır: Kim’e göre Ortaçağ ve Avrupa, Hunlar sayesin­de doğmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu iddialı girişi takip eden ikinci bölüm <em>Rome’s Inner Asian Enemies before the Huns</em> (Ro­ma’nın Hunlardan Önceki İç Asyalı Düşmanları [9-16]) başlığına sahiptir. İki alt başlığa ayrılan bu bö­lümün <em>The Parthian Empire</em> (Part İmparatorluğu [9-14]) başlıklı ilk alt başlığı Roma’nın gele­neksel düşmanı olan Part hanedanı bünyesindeki Persleri ele alarak Crassus’un MÖ 53’te Car­rhae’da Partlar karşısında aldığı ağır yenilgiden, Part İmparatorluğu’nun politik organizasyo­nuna dair geniş bir perspektifte bilgi sunmaktadır. İkinci alt başlık <em>The Partho-Sasanian Confede­racy</em> (Part-Sasani Konfederasyonu [14-16]) ise Perslerin MS 224’te &#8211; Roma’nın aynı yüzyılın son­larında Diocletianus yönetiminde yaşayacağı büyük reformlara benzer şekilde &#8211; sadece haneda­nı­nı değil aynı zamanda imparatorluğun pek çok alanında yeniliğe giden Sasani İmparator­luğu’nu, onun aslında bir Part-Sasani ortaklığından doğduğunun altını çizerek anlatmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölüm <em>The Huns in Central Asia</em> (Orta Asya’da Hunlar [17-42]) aynı şekilde iki alt başlığa ayrılmıştır. <em>Inner Asian Empires Before the Fourth Century AD</em> (MS IV. Yüzyıldan Önce İç Asya İmparatorlukları [17-35]) ilk alt başlıktır. Burada, konuya kısa bir giriş yapılmakta ardından da Hunların kökenleriyle ilgili tartışmalarda sık sık karşımıza çıkan Hiung-nu’ların Çin karşısında verdikleri mücadelelere ve de İskitler ile Sarmatlar’ın Avrupa’da bıraktıkları izlere değinilmekte­dir. Hunlar ve Hiung-nu’lar arasındaki bağlantının da ele alındığı bu alt başlıkta linguistik, arke­olojik ve Hunların devlet yapısındaki izlerin tahlillerinden oluşan verilerle Hunların, tıpkı Hunlar gibi bir konfederasyon olan Hiung-nu’larla bağlantılı oldukları okuyucuya sunulmaktadır. Yazar, Hiung-nu’ların kesinlikle bir devlet ya da erken bir devlet yapısına sahip olduklarını, Attila’nın imparatorluğunun da böyle bir devlet geleneğine sahip olmadan <em>Gallia</em>’dan Volga’ya kadar uza­nan imparatorluğu bir kuşak dahi ayakta tutamayacak olduğunun altını çizmektedir. Aynı alt baş­lık altında Kuşanlılar, Kanglılar ve Usun Krallığı ile ilgili bilgiler verilmektedir, diğer bir yandan yazarın Avrasya tarihi ile Avrupa tarihinin ne kadar bağlantılı olduğunu kanıtlama girişimine de bu alt başlık kapsamında şahit olmaktayız. İkinci alt başlık <em>Contemporary Inner Asian Empires (Fourth, Fifth and Sixth enturies AD)</em> (Çağdaş İç Asya İmparatorlukları (MS IV. V. ve VI. Yüzyıllar) [35-42]) olarak isimlendirilmektedir. Burada, hepsi de Beyaz Hunlar olarak adlandırılan, ancak bazı tarihçilerin bugün hala Avrupa Hunları ile ortaklıklarının isimlerinden öteye gitmediğini vur­gu­ladığı, Kionitler, Kidaritler ve Heftalitler ile bu grupların Hindistan ve Sasaniler ile olan müna­ka­şaları incelenmektedir. Yazar bu halklardan sonra daha Doğu’ya giderek Cücenleri mercek altına almaktadır, buna ek olarak Attila’nın kurduğu egemenlik sahası gibi Manş Denizi’nden Çin’e kadar uzanan ortak bir tarihi aktarışa da tanıklık etmekteyiz. Bu bölümde son olarak bozkır halkların bilinenin aksine tamamen göçebe olmadıkları ve yerleşik tarımla da uğraştıkları okuyu­cuya aktarılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü bölüm <em>The Huns in Europe</em>’da (Avrupa Hunları [43-88]) önceki bölümlerde olduğu gibi iki alt başlığa sahiptir. Hunların Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları ile ilişkilerine değinilen bu bölümün ilk alt başlığı <em>The Hunnic Empire, the Germanic Tribes and Rome</em> (Hun İmparator­luğu, Cermen Kavimleri ve Roma [43-69]) olarak isimlendirilmektedir. Yazar burada, Hunların sadece Roma ile olan ilişkilerini değil, konfederasyonlarının büyük bir kısmını oluşturan Cermen halklarıyla olan ilişkilerini de incelemektedir. Buna ek olarak, Attila’nın ismine –ila eki almış olma­sıyla adının bir Cermen ismine dönüşmüş olması, Hunların Cermen halklara, Roma yerine koru­ması altına girebilecekleri yeni bir süper güç alternatifi sunmaları ve Hunların sahip oldukları politik organizasyonları Göktürklerden, Selçuk Türkleri ve Moğollara kadar uzanan benzetme­lerle açıklanmaya çalışılmaktadır. Yazar bu alt başlıkta Bona’nın <em>Das Hunnenreich</em> isimli erken ça­lış­masına atıfta bulunarak, Hunların bir devlet sistemine sahip olmadan Gotları ve Alanları hâki­mi­yetleri altına alamayacaklarını belirtmektedir.  Ayrıca, Roma’nın barbar problemini çöze­me­mesinin tek sebebinin Hunlar olduğunu ve Hunların <em>barbaricum</em>da kurulan ilk imparatorluğa sa­hip olduklarını böylece Roma’nın geleneksel düşmanı ve komşusu Perslerden sonra bu sefer de ku­zey sınırında büyük bir düşman güçle komşu hale geldiğinin altını çizmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci alt başlık <em>The Impact of the Hunnic Empire and Roman Military Collapse</em> (Hun İmpara­torluğu’nun Etkisi ve Roma’nın Askeri Çöküşü [69-88]) ise oldukça iddialı bir alt başlık olarak karşımıza çıkmaktadır. MS 451 yılında vuku bulan ve Attila’nın Batı Roma <em>magister militum</em>u Flavius Aetius önderliğindeki koalisyon karşısında Gallia’dan geri çekilişiyle sonuçlanan <em>Campus Mauriacus</em> Savaşı yazar tarafından bir Hun zaferi olarak nakledilmekte ve Attila’nın geri çekilişi operasyon mevsiminin bitmesi ile açıklanmaktadır. Dahası, Frank kralı Childeric, Attila’nın bu sa­vaşın ardından Franklara hükmetmek üzere geride bıraktığı bir Hun valisi olarak betimlenmekte­dir. Bu iddialı ifadelerden sonra yazar bu savaş için birincil kaynağımız olan Iordanes’in savaş anlatısının Herodotos’un Marathon Savaşı’nın sadece aktörleri değiştirilmiş bir yorumu oldu­ğunu vurgulayarak belki de Iordanes’in Roma-Vizigot zaferiyle biten anlatısının inanılırlığını yıkmaya ve Hun zaferi iddiasını geçerli kılmaya çalıştığını görmekteyiz. Hâlbuki yazar, Geç Antik­çağ’da da Romalı yazarların klasik tarih yazarlarını taklit etmeye devam ettiklerini ve anlatılarının bazı bölümlerinin bu klasiklerin kopyası olmasının aktardıkları olayların gerçekliğini zedeleme­diğinden şüphesiz haberdardır.  Yazar Attila’nın 452 İtalya Seferi’nin de tıpkı önceki yıl gibi başa­rıyla sonuçlandığını aktarmaktadır: 451’de olduğu gibi İtalya’nın kuzey bölgelerini yağmalayan Attila ve Hunların operasyon sezonunun sona ermesiyle yağmaladıkları ganimetlerle birdenbire geri dönmeye karar vermiş olduklarını belirtmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Beşinci bölüm <em>The End of the Hunnic Empire in the West</em> (Hun İmparatorluğu’nun Çöküşü [89-136]) ise belki de yazarın en çok tartışmaya yol açabilecek iddiaları sunduğu bölüm olarak nite­len­dirilebilir. Burada öncelikle Hun İmparatorluğu’nun kısa ömrünün bir imparatorluk olmasına engel teşkil etmediği Napoléon’un ve Hitler’in kısa süreli imparatorlukları örneğiyle açıklanmak­tadır. İlk alt başlık <em>Civil War and the Rise of Ardaric</em> (İç Savaş ve Ardarik’in Yükselişi [89-96]) Attila’nın MS 453 yılındaki ölümü ardından Hun himayesi altında yaşayan Cermen halkların ayak­lan­masının bu halkların özgürlüklerini elde etmek için değil, Attila’nın mirası olarak geride bıraktığı topraklara egemen olmak amacıyla çıkarıldığı iddiasını ortaya koymaktadır. Dahası, bu savaşlarda başrolü oynayan Gepid kralı Ardarik’in bir Hun kralı olduğunu ve bu yüzden Cermen­lerin Hunlara karşı ayaklanmalarından daha ziyade Hunların bir iç savaş yaşadığını iddia etmek­tedir. İkinci alt başlık <em>Odoacer the King of the Turcilingler, Rogians, Scirians and the Heruls </em>(Torkilinglerin, Rogilerin, Skirlerin ve Herulların Kralı Odoacer [96-105]) temelde önceki alt başlıkla aynı iddiayı paylaşmaktadır: 470’lerde artık tamamen <em>foederati</em> birliklerinden oluşan Batı Roma ordusunun başındaki isim Odoacer da bir Hun’dur. Onun Ardarik’den ya da sonraki kısım­da karşımıza çıkacak olan Valamer’den farkı, Hun tahtı için kumar oynamak yerine şansını İtalya’da denemek istemiş olmasıdır. Üçüncü alt başlık <em>Valamer the King of the Huns and Found­ing King of the Ostrogoths </em>(Hunların ve Ostrogotların İlk Kralı Valamer [105-126]) alt başlığın isminden de açıkça belirtildiği üzere Valamer’i de bir Hun olarak lanse etmektedir ve bu Hun kralı aynı zamanda Ostrogotların da kurucu kralı olarak adını tarihe geçirmiştir. Dördüncü alt başlık <em>Orestes the Royal Secretary</em> (Krallık Katibi Orestes [127-131]) kapsamında önceki alt başlıkların okuyucuyu alıştırıp beklentiye soktuğu üzere bir zamanlar Attila’nın sekreterliğini yapmış olan Orestes’in de bir Hun prensi olduğu ve Batı Roma’nın politik varlığına Hun kökenli prens ve krallar tarafından son verildiği iddia edilerek Hunların Batı Roma’nın çöküş sebebi oldukları belirtilmektedir.  Bu bölümün son alt başlığı <em>New Invasions from the East</em> (Doğu’dan Gelen Yeni İşgalciler [131-136]) ise Hunların ardından Attila’nın oğullarına odaklanmakta ve Hun İmparatorluğu’nun sonu ile Ortaçağ’da var olmuş Çağatay Hanlığı’nın çöküşü arasında paralellik­ler kurmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın son ve altıncı bölümü <em>The Later Huns and the Birth of Europe</em> (Geç Hunlar ve Av­rupa’nın Doğuşu [137-155]) başlığını taşımaktadır. Burada Hunların ne Attila’nın ölümüyle (MS 453) ne de Nedao Savaşı’nda aldıkları mağlubiyetle (MS 454) yok olmadıkları okuyucuya belirtil­mektedir. Bölümdeki İlk alt başlık <em>The Later Hunnic Empire of the Bulgars, Oghurs and Avars</em> (Bulgarların, Ogurların ve Avarların Geç Hun İmparatorlukları [137-143]) dâhilinde Bulgarların, Ogurların ve Avarların Hunların devamı oldukları ve Hun İmparatorluğu’nun bu halklar sayesinde yaşamaya devam ettiği öne sürülmektedir. Son alt başlık, <em>The Birth of a New Europe</em> (Yeni Bir Avrupa’nın Doğuşu [143-155]) kapsamında Attila’nın ölümü ardından devam etmekte olan Hun İmparatorluğu’nun Avrupa’yı köklü bir değişime sevk ettiği ve Geç Antikçağ’a son verip Erken Ortaçağ’ın kapılarını araladığı okuyucuya aktarılmaktadır. Yazar nezdinde Hunların söz konusu bu yeni Avrupa’ya bıraktıkları miras feodalizmden, saray geleneklerine ve avcılık sporuna kadar uzun bir içeriğe sahiptir. Kitabın <em>Conclusion</em> (Sonuç [156-158]) kısmında ise Roma ve Hun impa­ratorluklarının kozmopolit yapısına vurgu yapılmakta, buna ek olarak etnik köken ve ırkın bu iki imparatorluğun yönetiminde hiçbir rol oynamadığı ileri sürülerek günümüz Avrasya’sının da bundan ders alması gerektiği dile getirilerek eser sonlandırılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Son sayfası çevrildiğinde okuyucunun aklını pek çok iddialı ve tartışmalı fikre sevk eden kitap­taki üslup zaman zaman okuyuculara itici gelebilmektedir. Kitabın bazı bölümlerinde okuyucu­lara bir Hun destanını okudukları hissi yaratılmaktadır, buna ek olarak yazarın arada su üstüne çıkan kaba üslubu bu partizanlığa daha olumsuz bir etki katmaktadır. Eserde geçen “<em>Sadece kör olan bunu göremez</em>” ve “<em>Harita okuyabilen herkes</em>” gibi deyişler okuyucuyu akademik bir eserden daha çok bir internet forumunda resmi olmayan bir tartışma metnini okuyormuş hissi yaratabil­mekte ve bu da okuyucuyu rahatsız edebilmektedir. Kitapta yer alan ve özellikle dönemi çok iyi bilen kişiler için dahi hemen unutulabilecek nitelikte ve de ardı ardına gelen çok sayıda farklı yabancı ismin kullanımı konuyu takip etmeyi bazen zorlaştırabilmektedir. Şayet kişi dönemin Romalı karakterlerini iyi biliyor olsa bile, Çin ve Orta Asyalı karakter isimlerinin farklılığı okuyucu­nun kafasını karıştırılabilmektedir. Kitabın çeşitli kısımlarında Peter Heather’ın sık sık eleştirilmesi de kitabın bazen P. Heather’a bir eleştiri amacıyla yazılmış olduğu düşüncesini oluşturabilmekte­dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer farklı üslubu ve açık bir Hun taraftarlığını görmezden gelirsek, eserde pek çok tartışmaya konu olabilecek fikirler barınmaktadır. MS 451’deki sefer sonrası Attila’nın Frankların kralını bir Hun valisi olarak geride bırakıp çekilmesi; Iordanes’in <em>Campus Mauriacus</em> Savaşı hakkında yazdık­larını bir Hun zaferi olarak yorumlaması; Hunların bir Cermen ayaklanması sonucu değil de bir iç savaş sonrası dağılmaları ve Hunların feodalizmin ön bir yaratıcısı oldukları gibi iddialar bunlar­dan bazılarıdır. Eksileri ve artılarıyla, Hyun Jin Kim’in eseri son yıllarda Hunlar hakkında yazılmış en güncel bilgileri içeren ve okuyucuyu tartışmaya iten tezlerle dolu başarılı bir çalışma olarak görül­mektedir. Belki Otto Maenchen-Helfen’ın <em>magnum opus</em>u “The World of the Huns” eseri gibi yazıldıktan uzun yıllar sonra klasik olarak anılacak bir eser olmayacaktır, ancak kendinden emin ve iddialı duruşuyla tarihçilerin Hunlara bakışlarını bir kez daha sorgulatacak bir özelliğe sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Hacettepe Üniversitesi<br />
</strong><strong>Ankara</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Tunç TÜREL (Öğr. Gör.) </strong><br />
<strong>tunc.turel@hacettepe.edu.tr</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">T. Türel, <em>The Huns, Rome and the Birth of Europe</em>. Yazar: H. Jin-Kim. <em>Libri</em> II (2016) 339-343. DOI: 10.20480/lbr.2016018</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/018" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/018</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plutarkhos, Moralia: De Invidia et Odio</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/017</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2016 15:39:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Translations-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/017</guid>

					<description><![CDATA[Plutarkhos, Moralia: De Invidia et Odio. Çev. F. Avcu. Libri II (2016) 328-337. DOI: 10.20480/lbr.2016017]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/08/lbr.2016017.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/2266_lbr.2016017-175.jpg" /></a></div>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: justify;">Plutarkhos, Moralia: Kıskançlık ve Nefret Hakkında</h2>
<h3>Translator: Fatma AVCU</h3>
<div class="divider_line"></div></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 328-337</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016017<br />
<strong>Received Date</strong>: 06.04.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 20.05.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 03.06.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_c29f2810835854eb83f02b41bf80dfbc" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016017.pdf"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016017.pdf"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" />  <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" /></a>  <b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Plutarkhos, <em>Moralia: De Invidia et Odio</em>. Çev. F. Avcu. <em>Libri</em> II (2016) 328-337. DOI: 10.20480/lbr.2016017</strong><strong><br />
</strong><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: center;"><strong><div class="one_half"></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ΠΕΡΙ ΦΘΟΝΟΥ ΚΑΙ ΜΙΣΟΥΣ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong></div></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><div class="one_half last"></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>KISKANÇLIK VE NEFRET HAKKINDA</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong></div><div class="clearboth"></div></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">I. Οὕτω δὴ καὶ δοκεῖ μηθὲν τοῦ μίσους διαφέρειν ἀλλ´ ὁ αὐτὸς εἶναι. [2] Καθόλου μὲν γὰρ ὥσπερ πολυάγκιστρον ἡ κακία τοῖς ἐξηρτημένοις αὐτῆς πάθεσι κινουμένη δεῦρο κἀκεῖσε πολλὰς πρὸς ἄλληλα συναφὰς καὶ περιπλοκὰς ἐνδίδωσι, ταῦτα δ´ ὥσπερ νοσήματα συμπαθεῖ ταῖς ἀλλήλων φλεγμοναῖς. [3] Ὁ γὰρ εὐτυχῶν ὁμοίως καὶ τὸν μισοῦντα λυπεῖ καὶ τὸν φθονοῦντα. [4] Διὸ καὶ τὴν εὔνοιαν ἀμφοτέροις νομίζομεν ἀντικεῖσθαι, βούλησιν οὖσαν ἀγαθῶν τοῖς πλησίον, καὶ τὸ μισεῖν τῷ φθονεῖν ταὐτὸν εἶναι, ὅτι τὴν ἐναντίαν τῷ φιλεῖν ἔχει προαίρεσιν. [5] Ἐπεὶ δ´ οὐχ οὕτω ταὐτὸν αἱ ὁμοιότητες ὡς ἕτερον αἱ διαφοραὶ ποιοῦσι, κατὰ ταύτας τὸ ζητούμενον μεταδιώξωμεν, ἀπὸ τῆς γενέσεως ἀρξάμενοι τῶν παθῶν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">I. Böylelikle (kıskançlığın) şüphesiz nefretten hiç de farklı olmadığı, bilakis aynı şey olduğu düşünülmektedir. [2] Çünkü genellikle üzerinde pek çok kanca bulunan bir ip gibi kötülük de kendisine ilişik olan bu duyguları bir aşağı bir yukarı harekete geçirerek (bunlar da) tıpkı hastalıklarda olduğu gibi birbirlerinin hararetiyle karşılıklı etkileşim halinde bulunurlar. [3] Zira talihli kişi hem nefret edene hem de kıskanana aynı şekilde üzülür. [4] Bu yüzden iyi niyetin her ikisiyle de uyuştuğunu, yakınındakilere karşı olan dileğin iyilik yapmak olduğunu; nefretin ise sevmenin aleyhinde bir amaca sahip olduğu için kıskanmakla aynı şey olduğunu düşünüyoruz. [5] Mademki; farklı olanların diğerini yaptığı gibi benzer olanlar bunu bu şekilde yapmıyorlar, o zaman bu iki duygunun kökeninden başlayarak bunlara göre arzu edilenin peşinden gidelim.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">II. Γεννᾶται τοίνυν τὸ μῖσος ἐκ φαντασίας τοῦ ὅτι πονηρὸς ἢ κοινῶς ἢ πρὸς αὐτόν ἐστιν ὁ μισούμενος (καὶ γὰρ ἀδικεῖσθαι δόξαντες αὐτοὶ πεφύκασι μισεῖν καὶ τοὺς ἄλλως ἀδικητικοὺς ἢ πονηροὺς προβάλλονται καὶ δυσχεραίνουσι)· [2] φθονοῦσι δ´ ἁπλῶς τοῖς εὖ πράττειν δοκοῦσιν. [3] Ὅθεν ἔοικεν ὁ μὲν φθόνος ἀόριστος εἶναι, καθάπερ ὀφθαλμία πρὸς ἅπαν τὸ λαμπρὸν ἐκταρασσόμενος, τὸ δὲ μῖσος ὥρισται, καθ´ ὑποκειμένων ἀεί τινων ἀπερειδόμενον πρὸς αὐτόν .</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">II. Kuşkusuz nefret, nefret edilen kişinin ya herkese ya da bu kişiye karşı kötülük yaptığı düşüncesinden kaynaklanır. [2] Çünkü kötülük yapmayı düşünenler kendilerini nefret etmeye meylederler. [3] Ayrıca kötülük yapanları veya ahlâkı bozuk kimseleri öne sürerler ve mana bulurlar, iyi davranmaya karar verenlere karşı açıkça kıskançlık beslerler. Bu yüzden kıskançlığın sınırsız olması tamamen parlak ışık karşısında dehşete düşen kişinin göz iltihabından ıstırap çekmesine benzer; nefret ise daima temelinde bulunan kendisine karşı kurulmuş şeylere dayandığı için sınırlara sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">III. Δεύτερον δὲ τὸ μισεῖν γίνεται καὶ πρὸς ἄλογα ζῷα [2] (καὶ γὰρ γαλᾶς καὶ κανθαρίδας ἔνιοι μισοῦσι καὶ φρύνους καὶ ὄφεις· [3] Γερμανικὸς δ´ ἀλεκτρυόνος οὔτε φωνὴν οὔτ´ ὄψιν ὑπέμεινεν· [4] οἱ δὲ Περσῶν μάγοι τοὺς μῦς ἀπεκτίννυσαν, ὡς αὐτοί τε μισοῦντες καὶ τοῦ θεοῦ δυσχεραίνοντος τὸ ζῷον· [5] ὁμοῦ τι γὰρ πάντες Ἄραβες καὶ Αἰθίοπες μυσάττονται)· [6] τὸ μέντοι φθονεῖν πρὸς μόνον ἄνθρωπον ἀνθρώπῳ γίνεται.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">III. İkinci olarak; bu nefret etme aklı başında olmayan hayvanlara karşı dahi oluşur. [2] Zira bazıları çakalları, böcekleri, kaplumbağaları ve yılanları sevmez. [3] Germanicus da bir horozun ne sesine ne de görüntüsüne katlanabilirdi. [4] Persli Maglar ise hem kendileri sevmediklerinden hem de tanrı tarafından be-ğenilmeyen hayvanlar oldukları için fareleri öldürmüşlerdir . [5] Zira aynı za-manda bütün Araplar ve Mısırlılar da fareden tiksinirler. [6] Fakat kıskançlık yalnızca insanla insan arasında meydana gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">IV. Ἐν τοῖς θηρίοις φθόνον μὲν οὐκ εἰκὸς ἐγγίνεσθαι πρὸς ἄλληλα [2] (τοῦ γὰρ εὖ πράττειν ἢ κακῶς ἕτερον φαντασίαν οὐ λαμβάνουσιν, οὐδ´ ἅπτεται τὸ ἔνδοξον ἢ ἄδοξον αὐτῶν, οἷς ὁ φθόνος ἐκτραχύνεται μάλιστα)· [3] μισοῦσι δ´ ἄλληλα καὶ ἀπεχθάνονται καὶ πολεμοῦσιν ὥσπερ ἀσπείστους τινὰς πολέμους ἀετοὶ καὶ δράκοντες, κορῶναι καὶ γλαῦκες, αἰγιθαλλοὶ καὶ ἀκανθυλλίδες, ὥστε τούτων γέ φασι μηδὲ τὸ αἷμα κίρνασθαι σφαττομένων, ἀλλὰ κἂν μίξῃς, ἰδίᾳ πάλιν ἀπορρεῖν διακρινόμενον. [4] Εἰκὸς δὲ καὶ τῷ λέοντι πρὸς τὸν ἀλεκτρυόνα καὶ τῷ ἐλέφαντι πρὸς τὴν ὗν μῖσος ἰσχυρὸν γεγεννηκέναι τὸν φόβον· [5] ὃ γὰρ δεδίασι, καὶ μισεῖν πεφύκασιν. [6] Ὥστε καὶ ταύτῃ φαίνεσθαι διαφέροντα τοῦ μίσους τὸν φθόνον, τὸ μὲν δεχομένης τῆς τῶν θηρίων φύσεως τὸν δὲ μὴ δεχομένης.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">IV. Hayvanlar arasında bir diğerine karşı kıskançlık oluştuğu görülmez. [2] Çünkü ne biri diğerine iyi ya da kötü davranma düşüncesine sahiptir ne de kıskançlığın en çok şiddetlendirdiği bu şöhret ve utanç duygusu onları ele geçirir. [3] Fakat tıpkı kartallarla yılanlar, kargalarla baykuşlar, baştankaralarla saka kuşlarının amansız savaşlarında olduğu üzere birbirlerinden nefret ederler, kin beslerler ve düşman olurlar. Öyle ki; boğazları kesildiğinde bile kanlarının karışmadığı, aksine bu kanı karıştırsan bile tekrardan akarak ayrıldığı söylenir. [4] Dahası aslanın horoza karşı, filin de domuza karşı olan büyük nefreti korkudan oluşmuşa benzer. [5] Çünkü hayvanlar korktukları şeyden nefret etmeye meyillidirler. [6] Dolayısıyla, bu şekilde nefretin kıskançlıktan farklı olduğu aşikârdır ki, bir taraftan hayvanların doğasının nefreti kabul ederken diğer taraftan kıskançlığı kabul etmediği ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">V. Ἔτι τοίνυν τὸ μὲν φθονεῖν πρὸς οὐδένα γίνεται δικαίως [2] (οὐδεὶς γὰρ ἀδικεῖ τῷ εὐτυχεῖν, ἐπὶ τούτῳ δὲ φθονοῦνται)· [3] μισοῦνται δὲ πολλοὶ δικαίως, {ὡς} οὓς ἀξιομισήτους καλοῦμεν, ὥστε καὶ τοῖς ἄλλοις ἐγκαλοῦμεν, ἂν μὴ φεύγωσι τοὺς τοιούτους μηδὲ βδελύττωνται καὶ δυσχεραίνωσι. [4] Μέγα δὲ τούτου τεκμήριον, ὅτι μισεῖν μὲν πολλοὺς ὁμολογοῦσιν ἔνιοι, φθονεῖν δ´ οὐδενὶ λέγουσι. [5] Καὶ γὰρ ἡ μισοπονηρία τῶν ἐπαινουμένων ἐστί· [6] καὶ τὸν ἀδελφιδοῦν τοῦ Λυκούργου Χάριλλον, βασιλεύοντα τῆς Σπάρτης ἐπιεικῆ δ´ ὄντα καὶ πρᾶον, ἐπαινούντων τινῶν ὁ συνάρχων « Καὶ πῶς » ἔφη « χρηστός ἐστι Χάριλλος, ὃς οὐδὲ τοῖς πονηροῖς χαλεπός ἐστι; » [7] καὶ τοῦ Θερσίτου ὁ ποιητὴς τὴν μὲν τοῦ σώματος κακίαν πολυμερῶς καὶ περιωδευμένως ἐξεμόρφησε, τὴν δὲ τοῦ ἤθους μοχθηρίαν συντομώτατα καὶ δι´ ἑνὸς ἔφρασεν· « Ἔχθιστος δ´ Ἀχιλῆι μάλιστ´ ἦν ἠδ´ Ὀδυσῆι ». [8] Ὑπερβολὴ γάρ τις φαυλότητος τὸ τοῖς κρατίστοις ἐχθρὸν εἶναι. [9] {Καὶ} φθονεῖν δ´ ἀρνοῦνται· [10] κἂν ἐλέγχωνται, μυρίας σκήψεις προΐσχονται, ὀργίζεσθαι λέγοντες ἢ φοβεῖσθαι τὸν ἄνθρωπον ἢ μισεῖν ἢ ὅ τι ἂν τύχωσιν ἄλλο {τῷ φθόνῳ} τοῦ πάθους ὄνομα περιβάλλοντες καὶ καλύπτοντες ὡς μόνον τοῦτο τῶν τῆς ψυχῆς νοσημάτων ἀπόρρητον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">V. Yine de hiç kuşkusuz kıskançlık hiç kimseye karşı adil bir şekilde oluşmaz. [2] Çünkü kimse şanslı olma konusunda adaletsiz olmaz, bunun için de kıskanılırlar. [3] Diğer yandan nefret edilesi diye adlandırdığımız pek çok insandan haklı bir şekilde nefret edilir. Öyle ki; diğer kişileri böylesi insanlardan kaçınmadıkları, tiksinmedikleri ve onlara katlandıkları için suçlarız. [4] Bazılarının pek çok insandan nefret etme konusunda hemfikir oldukları ve hiç kimseyi kıskandıklarını söylememeleri bunun büyük bir kanıtıdır. [5] Çünkü kötülerden nefret etme övülen şeylerdendir. [6] Lykurgos’un yeğeni, Sparta’yı yönetmiş, hoş görülü ve nazik birisi olan Kharillos diğerlerince övüldüğü zaman birlikte yönetimde olduğu kişi şöyle söyler: “Kharillos hainlere bile sert olmayan sen nasıl iyi bir adam oluyorsun?” . [7] Homeros da Thersitos’un bedeninin çirkinliğini birçok yönden etraflıca tasvir etmiş ve karakterinin kötülüğünü ise kısaca tek bir cümlede belirtmiştir. “En çok Akhilleus ve Odysseus’tan nefret ederdi” . [8] Zira en iyi adamlara karşı nefret duymak aptallığın bir çeşit aşırılığıdır. [9] Bu hususta kıskanmayı da inkâr ederler. [10] Suçlansalar bile ya o kişiye sinirlendiklerini, ya korktuklarını, ya nefret ettiklerini söyleyerek veya hislerinden olan kıskançlık için başka bir isim aldıklarında bunu ruhun marazlarından yalnızca ağza alınmaması gereken bir şey gibi sarıp sarmalayarak ve saklayarak bin bir bahane bulurlardı.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">VI. Ἀνάγκη τοίνυν τὰ πάθη ταῦτα τοῖς αὐτοῖς ὥσπερ τὰ φυτὰ καὶ τρέφεσθαι καὶ αὔξεσθαι, διὸ καὶ ἐπιτείνεσθαι πέφυκεν ἀλλήλοις. [2] Μισοῦμέν γε μᾶλλον τοὺς μᾶλλον εἰς πονηρίαν ἐπιδιδόντας, φθονοῦσι δὲ μᾶλλον τοῖς μᾶλλον ἐπ´ ἀρετῇ προϊέναι δοκοῦσι. [3] Διὸ καὶ Θεμιστοκλῆς ἔτι μειράκιον ὢν οὐδὲν ἔφη πράττειν λαμπρόν· οὔπω γὰρ φθονεῖσθαι. [4] Καθάπερ γὰρ αἱ κανθαρίδες ἐμφύονται μάλιστα τῷ ἀκμάζοντι σίτῳ καὶ τοῖς εὐθαλέσι ῥόδοις, οὕτως ὁ φθόνος ἅπτεται μάλιστα τῶν χρηστῶν καὶ αὐξομένων πρὸς ἀρετὴν καὶ δόξαν ἠθῶν καὶ προσώπων. [5] Καὶ τοὐναντίον αὖ πάλιν αἱ μὲν ἄκρατοι πονηρίαι συνεπιτείνουσι τὸ μῖσος. [6] Τοὺς γοῦν Σωκράτη συκοφαντήσαντας ὡς εἰς ἔσχατον κακίας ἐληλακότας οὕτως ἐμίσησαν οἱ πολῖται καὶ ἀπεστράφησαν, ὡς μήτε πῦρ αὔειν μήτ´ ἀποκρίνεσθαι πυνθανομένοις, μὴ λουομένοις κοινωνεῖν ὕδατος, ἀλλ´ ἀναγκάζειν ἐκχεῖν ἐκεῖνο τοὺς παραχύτας ὡς μεμιασμένον, ἕως ἀπήγξαντο μὴ φέροντες τὸ μῖσος. [7] Αἱ δὲ τῶν εὐτυχημάτων ὑπεροχαὶ καὶ λαμπρότητες πολλάκις τὸν φθόνον κατασβεννύουσιν. [8] Οὐ γὰρ εἰκὸς Ἀλεξάνδρῳ τινὰ φθονεῖν οὐδὲ Κύρῳ, κρατήσασι καὶ γενομένοις κυρίοις ἁπάντων. [9] Ἀλλ´ ὥσπερ ὁ ἥλιος, ὧν ἂν ὑπὲρ κορυφῆς γένηται, καταχεόμενος τὸ φῶς ἢ παντάπασι τὴν σκιὰν ἀνεῖλεν ἢ μικρὰν ἐποίησεν, οὕτως πολὺ τῶν ε ὐτυχημάτων ὕψος λαβόντων καὶ γενομένων κατὰ κεφαλῆς τοῦ φθόνου συστέλλεται καὶ ἀναχωρεῖ καταλαμπόμενος· [10] τὸ μέντοι μῖσος οὐκ ἀνίησιν ἡ τῶν ἐχθρῶν ὑπεροχὴ καὶ δύναμις. [11] Ὁ γοῦν Ἀλέξανδρος φθονοῦντα μὲν οὐδέν´ εἶχε, μισοῦντας δὲ πολλούς, ὑφ´ ὧν τέλος ἐπιβουλευθεὶς ἀπέθανεν. [12] Ὁμοίως τοίνυν καὶ τὰ δυστυχήματα τοὺς μὲν φθονοῦντας παύει τὰς δ´ αὖ ἔχθρας οὐκ ἀναιρεῖ. [13] Μισοῦσι γὰρ καὶ ταπεινοὺς τοὺς ἐχθροὺς γενομένους, φθονεῖ δ´ οὐδεὶς τῷ δυστυχοῦντι, ἀλλὰ καὶ τὸ ῥηθὲν ὑπό τινος τῶν καθ´ ἡμᾶς σοφιστῶν, ὅτι ἥδισθ´ οἱ φθονοῦντες ἐλεοῦσιν, ἀληθές ἐστιν. [14] Ὥστε καὶ ταύτῃ μεγάλην εἶναι τῶν παθῶν διαφοράν, ὡς τὸ μὲν μῖσος οὔτ´ εὐτυχούντων οὔτε δυστυχούντων ἀφίστασθαι πέφυκεν, ὁ δὲ φθόνος πρὸς τὴν ἀμφοῖν ὑπερβολὴν ἀπαγορεύει.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">VI. Bu yüzden tıpkı bitkiler gibi bu duygular da gelişip serpilmek için birbirleriyle birlikte yeşerdikleri yerden büyümeye ve gelişmeye zorunludurlar. [2] Gerçekten de kötülüğe daha çok şey ekleyenlerden daha da çok nefret ediyoruz; diğer yandan ise erdem için daha çok göz önünde olmaya karar verenlere karşı kıskançlık duyuyorlar. [3] Bu nedenle Themistokles de delikanlıyken henüz kıskanılmadığı için göze çarpan bir şey yapmadığını söylemiştir. [4] Zira tıpkı böceklerin en çok olgunlaşmış mahsulde ve çiçek açmış güllerde ortaya çıkmaları gibi kıskançlık da en çok şöhret ve erdemde yükselmiş iyi karakterler ve kişilerle bağlantılıdır. [5] Bunun tersine saf bir şekilde kötü olanlar nefreti şiddetle desteklerler. [6] Elbette vatandaşlar da, kötülüğün sınırlarına ulaşmış kişiler kadar Sokrates’i asılsızca suçlayanlardan o kadar nefret ettiler ki, ne onlara yakacak ateş verdiler ne sorularına cevap verdiler ne de aynı suda yıkandılar, tersine bunlar nefreti kaldıramayıp intihar edene kadar hamama su taşıyanları kirliymiş gibi ona su dökmeye zorlayacak denli sırt çevirdiler. [7] Başarıların göze çarpan kısımları ve parlaklıkları sık sık kıskançlığı söndürür. [8] Çünkü dünyanın efendileri ve güçlüleri oldukları zaman bir kimsenin ne İskender’i ne de Kyros’u kıskandığı görülmüştür. [9] Aksine, tıpkı güneşin bir adamın kafasının üzerindeyken ışığını yayarak ya adamın gölgesini tamamen yok etmesi ya da küçültmesi gibi, elde edilen ve tepeden tırnağa oluşan başarıların doruk noktası da kıskançlığı azaltır ve etrafa ışık saçarak uzaklaştırır. [10] Aslında düşmanların üstünlüğü ve gücü nefreti azaltmaz. [11] En azından İskender’in kendisini kıskanan kişilerden ziyade kendisinden nefret eden daha çok kişi vardı ve sonunda onlar tarafından komplo kurularak öldürüldü. [12] Benzer şekilde; kuşkusuz talihsizlikler ise kıskananları durdururken nefret edenleri ortadan kaldırmaz. [13] Zira hiç kimse talihsizliğe kıskançlık duymazken (insanlar) kendilerinden daha aşağı olan düşmanlarından bile nefret ederler, bilakis zamanımızın sofistlerinden birisi tarafından söylenmiş şu cümle doğrudur: “ Kıskanç insanların en çok da birine acımaktan keyif aldığı açıktır.” [14] Öyle ki; bu duygular arasında büyük fark vardır; nefret etmek ne talihten ne de talihsizlikten ayrılmaya mey-letmezken, kıskançlık ise ikisinden birinin ölçüyü aşması karşısında yorgun düşer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">VII. Ἔτι τοίνυν μᾶλλον ἢ οὕτως ἀπὸ τῶν ἐναντίων τὸ αὐτὸ σκοπῶμεν. [2] Λύουσι γὰρ ἔχθρας καὶ μῖσος ἢ πεισθέντες μηδὲν ἀδικεῖσθαι ἢ δόξαν ὡς χρηστῶν, οὓς ἐμίσουν ὡς πονηρούς, λαβόντες ἢ τρίτον εὖ παθόντες· [3] « ἡ γὰρ τελευταία χάρις », ὡς Θουκυδίδης φησί, « Κἂν ἐλάττων ᾖ, καιρὸν ἔχουσα δύναται μεῖζον ἔγκλημα λῦσαι. » [4] Τούτων δὲ τὸ μὲν πρῶτον οὐ λύει τὸν φθόνον [5] (πεπεισμένοι γὰρ ἐξ ἀρχῆς μηδὲν ἀδικεῖσθαι φθονοῦσι), τὰ δὲ λοιπὰ καὶ παροξύνει· [6] τοῖς τε γὰρ δοκοῦσι χρηστοῖς βασκαίνουσι μᾶλλον ὡς δὴ τὸ μέγιστον ἀγαθὸν τὴν ἀρετὴν ἔχουσι, κἂν εὖ πάσχωσιν ὑπὸ τῶν εὐτυχούντων, ἀνιῶνται φθονοῦντες αὐτοῖς καὶ τῆς προαιρέσεως καὶ τῆς δυνάμεως· [7] τὸ μὲν γὰρ ἀρετῆς ἐστι τὸ δ´ εὐτυχίας, ἀγαθὰ δ´ ἀμφότερα. [8] Διὸ παντελῶς ἕτερόν ἐστι τοῦ μίσους πάθος ὁ φθόνος, εἰ, δι´ ὧν ἐκεῖνο πραΰνεται, τοῦτο λυπεῖται καὶ παροξύνεται.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">VII. Yine de bu aynı şeyi aksi yönde inceleyelim. [2] Zira nefreti ve düşmanlığı ya hiçbir adaletsizliğe uğramayacağına ikna olanlar ya (öncesinde) kötüler olarak nefret ettikleri şeyleri yararlı şeylermiş gibi bir düşünmeye kapılanlar ya da üçüncü olarak başlarına iyi bir şey gelenler bırakırlar. [3] Thukydides’in dediği gibi “ çünkü uygun bir şekilde sunulduğunda son fayda, daha küçük olsa da daha büyük bir zararı temizleyebilir” . [4] Şimdi bu durumlardan ilki kıskançlığı yok etmez. [5] Çünkü başlangıçtan beri hiçbir adaletsizliğe uğramadığını düşünenler dahi kıskanırlar, geri kalan şeyler de kıskançlığı arttırır. [6] Faydalı şeylere karar verenleri en büyük iyilik olarak erdeme sahip olanlar kadar çok kıskanırlar, başarılı olanlar sayesinde iyi durumda olsalar dahi hem ün hem de güç bakımından onları kıskanarak acı çekerler. [7] Biri erdemden diğeri talihten ileri gelir fakat her ikisi de iyidir. [8] Bu nedenle kıskançlık duygusu kesin bir biçimde nefretten farklıdır, eğer biri yatışırsa diğeri acı verir ve şiddetlenir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">VIII. Ἤδη τοίνυν καὶ τὴν προαίρεσιν αὐτὴν ἑκατέρου πάθους σκοπῶμεν. [2] Ἔστι δὲ μισοῦντος μὲν προαίρεσις κακῶς ποιῆσαι κατὰ δύναμιν [3] (οὕτως ὁρίζονται, διάθεσίν τινα καὶ προαίρεσιν ἐπιτηρητικὴν τοῦ κακῶς ποιῆσαι), [4] τῷ φθόνῳ δὲ τοῦτο γοῦν ἄπεστι. Πολλοὺς γὰρ οἱ φθονοῦντες τῶν συνήθων καὶ οἰκείων ἀπολέσθαι μὲν οὐκ ἂν ἐθέλοιεν οὐδὲ δυστυχῆσαι, βαρύνονται δ´ εὐτυχοῦντας· [5] καὶ κολούουσι μέν, εἰ δύνανται, τὴν δόξαν αὐτῶν καὶ λαμπρότητα, συμφορὰς δ´ ἀνηκέστους οὐκ ἂν προσβάλοιεν, ἀλλ´ ὥσπερ οἰκίας ὑπερεχούσης τὸ ἐπισκοτοῦν αὐτοῖς καθελόντες ἀρκοῦνται.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">VIII. O halde şimdi, bu iki duygudan her birinin anlamını inceleyelim. [2] Nefret edenin niyeti elinden geldiğince kötülük yapmaktır. [3] Bu şekilde, nefretin doğası ve niyeti kötülük yapmanın fırsatını kollayan olarak tanımlanır. [4] Kıskançlıkta ise en azından bu durum yoktur, çünkü kıskanç insanlar yakın dostlarından ve eşrafından pek çoklarının ne ölmelerini ne de talihsiz olmalarını isterler ama talihli olduklarından dolayı da acı çekerler. [5] Eğer ellerinden geliyorsa, onların ününü ve şöhretini azaltsalar da diğer yandan ölümcül felaketlere sürüklemezler, aksine onca görkemli yapılmış evin karartısını onlar için aşağı çekerek memnun kalırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p>Plutarkhos, <em>Moralia: De Invidia et Odio</em>. Çev. F. Avcu. <em>Libri</em> II (2016)<br />
328-337. DOI: 10.20480/lbr.2016017</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: http://www.libridergi.org/2016/017</p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hesykhios Illustrius Patria Konstantinopoleos</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/016</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2016 18:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Translations-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/016</guid>

					<description><![CDATA[Hesykhios Illustrius: Konstantinoupolis’in Yerel Tarihi. Çev. E. Alten. Libri II (2016) 308-327. DOI: 10.20480/lbr.2016016 &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016016.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1852_lbr.2016016-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: justify;">Hesykhios Illustrius: Konstantinoupolis’in Yerel Tarihi</h2>
<h3>Translator: Elif ALTEN</h3>
<div class="divider_line"></div></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 308-327</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016016<br />
<strong>Received Date</strong>: 22.02.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 10.04.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 18.05.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_ab99606a082937f2d3083583eea16b89" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016016.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016016.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" /></a>  <b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hesykhios Illustrius: Konstantinoupolis’in Yerel Tarihi. Çev. E. Alten. Libri II (2016) 308-327. DOI: 10.20480/lbr.2016016</strong></p>
<div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: center;"><div class="one_half"><p style="text-align: center;"><strong>Πάτρια Κωνσταντινουπόλεως κατὰ Ἡσύχιον Ἰλλούστριον</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div>
<p style="text-align: center;"><div class="one_half last"><p style="text-align: center;"><strong>Hesykhios Illustrius: Konstantinoupolis’in Yerel Tarihi</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="one_half"><p style="text-align: justify;">1. Δύο καὶ ἑξήκοντα καὶ τριακοσίων ἀπὸ τῆς Αὐγούστου Καίσαρος μοναρχίας διεληλυθότων ἐνιαυτῶν τῇ πρεσβυτέρᾳ Ῥώμῃ καὶ τῶν πραγμάτων αὐτῆς ἤδη πρὸς πέρας ἀφιγμένων Κωνσταντῖνος ὁ Κωνσταντιόυ παῖς ἐπιλαβόμενος τῶν σκήπτρων τὴν νέαν ἀνίστησι Ῥώμην ἴσην αὐτὴν τῇ πρώτῃ χρηματίζειν προστάξας. ῎Ηδη μὲν γὰρ καὶ τυράννοις καὶ βασιλεῦσι χρησαμένην πολλάκις ἀριστοκρατίας τε καὶ δημοκρατίας πολιτευσαμένην τρόπῳ τέλος ἐπὶ τὸ προκείμενον &lt;συνέβη&gt; ἐξενηνοχέναι μέγεθος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">1. Augustus Caesar’ın tek başına yönetimi ele almasından 362 yıl sonra, antik Roma için olayların da kritik aşamaya geldiği sırada Konstantios oğlu Konstantinos, krallık yetkilerini ele alınca eskisiyle aynı görkemde olmasını sağlayacak düzenlemelerde bulunarak Yeni Roma’yı (Byzantion) kurar. Zaten tiranlar ve krallar tarafından hem aristokratik hem de demokratik tarzda sık sık idare merkezi olarak kullanılmasından dolayı sonunda (Konstantinos’tan) önceki görkemine ulaşması mümkün olur.</p></div><div class="clearboth"></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">2. Λεκτέον δὲ ἡμῖν, ὅπως τε ἐξ ἀρχῆς γέγονε καὶ ὑπὸ τίνων ἀπῳκίσθη, ἐκ τῶν ἀρχαίων ποιητῶν καὶ συγγραφέων τὴν ὑπόθεσιν ποιουμένοις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">2. Öncelikle eski şairlerden ve derleyicilerden yola çıkarak kentin başlangıçta nasıl meydana çıktığı ve kimler tarafından kolonize edildiğine dair yaptığımız çıkarımdan bahsetmemiz gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">3. Φασὶ μὲν Ἀργείους πρώτους χρησάσης αὐτοῖς τῆς Πυθίας οὕτως<br />
&#8220;Ὄλβιοι, οἳ κείνην ἱερὴν πόλιν οἰκήσουσιν<br />
ἀκτὴν Θρηικίην στενυγρὸν παρά τε στόμα Πόντου,<br />
ἔνθα δύο σκύλακες διερὴν μάρπτουσι θάλασσαν,<br />
ἔνθ᾽ ἰχθὺς ἔλαφός τε νομὸν βόσκονται ἐς αὐτόν&#8221;<br />
πήξασθαι τὰς οἰκήσεις ἐν ἐκείνῳ τῷ χωρίῳ, ἐν ᾧ Κύδαρός τε καὶ Βαρβύσης ποταμοὶ τὰς διεξόδους ποιοῦνται, ὁ μὲν τῶν ἀρκτῴων, ὁ δὲ τῶν ἑσπερίων προρρέοντες καὶ κατὰ τὸν τῆς λεγομένης Σεμέστρης νύμφης βωμὸν τῇ θαλάσσῃ μιγνύμενοι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">3. Pythia onlara (Argoslulara) şu kehaneti verdikten sonra:<br />
“Karadeniz’in daracık ağzında<br />
Trakya sahilinde bulunan bu kenti<br />
İskan edecekler ne mutlu kişilerdir!<br />
Burada 2 köpek yavrusu kurşuni denizi yalarlar,<br />
Balıkla geyik burada aynı otlakta yemlenirler”.<br />
İlkin, Argosluların yerleşkelerini, biri kuzeyden diğeri batıdan akarak Semestra olarak bilinen nymphe’nin tapınağı civarında denize karışan Kydaros (Alibeyköy Deresi) ve Barbyses (Kağıthane Deresi) ırmaklarının ağızlarının bulunduğu bu yerde kurduklarını söylerler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">4. Ἐπεὶ οὖν εἰς τὴν εἱμαρμένην ἀφίκοντο &lt;χώραν&gt; καὶ θυσίαις τοὺς ἐγχωρίους ἐξιλάσκοντο δαίμονας, κόραξ τῆς ἱερουργίας ὑφαρπάσας βραχύ τι μέρος εἰς ἕτερον μετέθηκε τόπον, ὃς ἔχει τὴν τοῦ Βοσπόρου προσηγορίαν βουκόλου τὴν τοῦ ὄρνιθος ὑποδείξαντος πτῆσιν, ἀφ᾽ οὗπερ καὶ Βουκόλια ἐκεῖνο τὸ χωρίον ἐκλήθη.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">4. Kendilerine tahsis edilen bu bölgeye gelip kurbanlarla yerel tanrıları teskin ettikleri sırada, bir karga kurban etinden bir parça kapıp bunu Bosporos denen, ama kuşun uçuşuna bir çobanın dikkat çekmesinden ötürü bu andan itibaren Boukolia (Çobanlık) olarak da adlandırılan karşı yakaya götürür.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">5. Ἕτεροι δὲ Μεγαρεῖς ἱστόρησαν ἀπὸ Νίσου τὸ γένος κατάγοντας εἴσπλουν ἐν αὐτῷ ποιησαμένους τῷ τόπῳ ὑφ᾽ ἡγεμόνι Βύζαντι, οὗπερ τὴν προσηγορίαν μυθεύουσι τῇ πόλει προστεθῆναι. Ἄλλοι δὲ Σεμέστρης τῆς ἐπιχωρίου νύμφης παῖδά τινα γεγονότα τὸν Βύζαντα ἀναπλάττουσιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">5. Diğerleri ise adını kente verdiği söylencesini anlattıkları Byzas’ın rehberliğinde aynı yere gemi yolculuğu yapanların Nisos’un soyundan gelen Megaralılar olduğunu aktarırlar. Bazıları da Byzas’ın bölgenin nymphe’si Semestra’nın oğlu olduğunu düşünürler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">6. Οἱ μὲν οὖν διαφόροις ἐχρήσαντο λόγοις, ἡμεῖς δὲ πιθανὴν τὴν ἱστορίαν τοῖς ἐντυγχάνειν ἐθέλουσιν παραστῆσαι βουλόμενοι ἐκ τῆς Ἰνάχου θυγατρὸς Ἰοῦς τὴν ἀρχὴν προσφόρως ποιούμεθα. Ἰνάχου γὰρ τοῦ Ἀργείων βασιλέως γέγονε θυγάτηρ Ἰώ. Ταύτης τὴν παρθενίαν ἐφύλαττεν Ἄργος, ὃν πολυόμματον λέγουσιν. Ἐπεὶ δὲ Ζεὺς ἐρασθεὶς τῆς κόρης πείθει τὸν Ἑρμῆν δολοφονῆσαι τὸν Ἄργον, λυθείσης δ᾽ αὐτῇ τῆς παρθενίας ὑπὸ Διὸς εἰς βοῦν μεταβάλλεται.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">6. O halde başkaları farklı anlatımlar kullanırken, biz ise inandırıcı bir incelemeye ulaşmayı dileyenlerle aynı safta bulunmayı istediğimiz için uygun bir şekilde başlangıcı Inakhos’un kızı Io’ya atfediyoruz. Zira Io, Argosluların kralı Inakhos’un kızı olarak dünyaya gelir. Bunun bekaretini çok gözlü olduğu söylenen Argos korumaktadır. Genç kıza aşık olup Argos’u bir hileyle öldürmesi için Hermes’i ikna etmesinin ardından kızın bekareti Zeus tarafından bozulur ve (kızcağız) bir ineğe dönüştürülür.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">7. ῞Ηρα δὲ χολωθεῖσα ἐπὶ τῷ γενομένῳ οἶστρον ἐπιπέμπει τῇ δαμάλει καὶ διὰ πάσης αὐτὴν ἐλαύνει ξηρᾶς τε καὶ ὑγρᾶς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">7. Bunun üzerine Hera öfkeye kapılarak bu buzağının başına bir at sineği musallat eder ve onu kurak ve sulak her yere sürükler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">8. Ἐπειδὴ δὲ πρὸς τὴν Θρᾳκῶν ἀφίκετο χώραν, ὄνομα μὲν τῷ τόπῳ καταλέλοιπε Βόσπορον, αὐτὴ δὲ πρὸς τὸ καλούμενον Κέρας ἐπανελθοῦσα, καθ᾽ ὃ Κύδαρός τε καὶ Βαρβύσης συμμίσγονται τοῖς ἐνοικοῦσι προθεσπίζοντες τὰ ἐσόμενα, παρὰ τὸν Σεμέστρης βωμὸν τὴν λεγομένην Κερόεσσαν ἀπεκύησε κόρην, ἐξ ἧς καὶ Κέρας ὁ τόπος ὠνόμασται. Ἄλλοι δὲ μᾶλλον τῇ θέσει τοῦ χωρίου τοὔνομα προστιθέασιν, οἱ δὲ τῇ τῶν καρπῶν εὐφορίᾳ τὸ τῆς Ἀμαλθείας αἰγὸς κέρας προσαγορεύουσιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">8. Io Trakyalıların ülkesine gelince bu bölgeye Bosporos adını miras bırakır, kendisi de Kydaros ve Barbyses nehirlerinin birbirlerine karıştıkları Keras (Haliç) adındaki yere gelerek buranın sakinlerine vuku bulacak olayları önceden haber verdikten sonra Semestra’nın sunağı yakınında bölgenin bundan ötürü Keras olarak adlandırılacağı Keroessa adında bir kız dünyaya getirir. Başkaları bölgenin adının daha çok coğrafi konumundan ötürü verildiğini söylerlerken, diğerleri ise ürünlerinin bereketinden dolayı Amatheia’nın keçisinin boynuzuna izafeten bölgeyi böyle adlandırırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">9. Ἡ τοίνυν Κερόεσσα παρὰ τῇ Σεμέστρῃ νύμφῃ τραφεῖσα καὶ παραδόξῳ μορφῇ λαμπρυνθεῖσα πολὺ τὰς Θρᾳκικὰς ὑπερέβαλε παρθένους, τῷ τε θαλαττίῳ μιγεῖσα Ποσειδῶνι τίκτει τὸν καλούμενον Βύζαντα, τοὔνομα τοῦτο λαβόντα ἐκ τῆς θρεψάσης αὐτὸν κατὰ τὴν Θρᾴκην νύμφης Βιζύης, ἧς μέχρι καὶ νῦν οἱ πολῖται τῶν ὑδάτων ἀρύονται.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">9. Daha sonra, Keroessa, nymphe Semestra’nın yanında büyütülüp harikulade görünüşüyle sivrilerek Trakyalı genç kızları geride bırakır ve deniz tanrısı Poseidon ile ilişkiye girerek kendisini Trakya dolaylarında nymphe Bizye yetiştirdiği için ismini ondan alan Byzas adında bir çocuk doğurur. Yurttaşlar bugüne kadar buradan hala su çekerler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">10. Ὡς οὖν ἐπὶ τὴν ἀκμὴν τῆς ἡλικίας ὁ νέος προέβαινεν καὶ τοῖς Θρᾳκίοις ἐνδιέτριβεν ὄρεσι φοβερῶς πρὸς τοὺς θῆρας καὶ τοὺς βαρβάρους φερόμενος, πρεσβείας ὑπὸ τῶν τοπαρχούντων ἐδέχετο σύμμαχος αὐτοῖς εἶναι καὶ φίλος προτρεπόμενος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">10. Böylece delikanlı gençliğinin zirvesindeyken ve zamanını Trakya dağlarında, vahşi hayvanlara ve barbarlara korku salarak geçirirken, yerel liderler tarafından gönderilen elçileri kabul ederek kendilerine dost ve müttefik olduğu hususunda onları ikna eder.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">11. Ὡς οὖν καὶ Μελίας αὐτὸν ὁ τῶν Θρᾳκῶν βασιλεὺς ἐπὶ τὸν τοῦ θηρὸς ἆθλον μετεπέμψατο καὶ τὰς ἐξ αὐτοῦ δόξας ὁ Βύζας ἀπηνέγκατο τὸν ὑποταγέντα ταῦρον τῇ ἱερουργίᾳ προσφέρων καὶ τοὺς πατρῴους ἐξιλασκόμενος δαίμονας κατὰ τὴν τῶν εἰρημένων ποταμῶν σύμμιξιν, ἀετὸς ἀθρόως φανεὶς τὴν καρδίαν ὑφαρπάζει τοῦ θύματος καὶ κατὰ τὴν ἄκραν τῆς Βοσπορίας ἀκτῆς &lt;ἀποπτὰς ἔστη&gt; ἀντικρὺ τῆς καλουμένης Χρυσοπόλεως, ἣν Χρύσης ὁ παῖς ἐκ Χρυσηΐδος γεγονὼς καὶ Ἀγαμέμνονος φεύγων τὴν Κλυταιμνήστρης ἐπιβουλὴν μετὰ τὴν τοῦ πατρὸς ἀναίρεσιν καὶ πρὸς τὴν τῆς Ἰφιγενείας ζήτησιν ἐπειγόμενος μνῆμα τῆς ἑαυτοῦ ταφῆς τοῖς ἐγχωρίοις τοὔνομα τοῦτο κατέλιπε φθασάσης αὐτὸν ἐκεῖ τῆς τοῦ βίου καταστροφῆς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">11. Bunun üzerine Trakyalıların kralı Melias bile vahşi bir hayvanla mücadele etmesi için ona haber gönderince Byzas da kendisinden onurlar kazanınca boyunduruğa vurulan boğayı kurban için sunarak atalarından kalma tanrıları teskin ettiği sırada aniden bir kartal ortaya çıkarak kurbanın kalbini kapıp kaçar ve Bosporia kıyısındaki burundan (Sarayburnu) boyunca uçarak Khrysopolis (Üsküdar) olarak adlandırılan yerin karşısına konar. Bu yere adını Khryseis ve Agamemnon’dan doğan Khryses, babasının defninden sonra Klytaimnestra’nın entrikasından kaçtığı ve Iphigeneia’nın aranması için acele ettiği sırada yaşamının sonu onu burada yakalayınca yöre sakinlerine kendi defninin hatırası olarak bırakır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">12. Ὁ μὲν οὖν Βύζας κατὰ τὴν ἄκραν τῆς Βοσπορίας ἁλὸς διέγραψεν πόλιν. Ποσειδῶνος δὲ καὶ Ἀπόλλωνος ὥς φασι συνεργούντων ἀνοικοδομεῖ τὰ τείχη λόγου τε παντὸς κρείττονα μηχανώμενος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">12. Böylece Byzas da kentin sınırını Bosporos Denizi’ndeki burun boyunca çizer. Söylediklerine göre Poseidon ve Apollon’un yardımıyla surları hiç bir tasvirin kafi gelemeyeceği şekilde tasarlayarak inşa eder.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">13. Τοὺς γὰρ ἐν αὐτοῖς πύργους ἑπτὰ ὄντας ἀντιφθέγγεσθαί τε καὶ διηχεῖν ἀλλήλοις συνήρμοζεν. Εἴποτε γὰρ σάλπιγξ ἢ φωνή τις ἑτέρα τοῖς πύργοις ἐπεφοίτα, ἕτερος ἐξ ἑτέρου τὴν ἠχὼ μετελάμβανεν, καὶ τῷ πρὸς τὸ πέρας κειμένῳ παρέπεμπον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">13. Zira surların arasına sesi yankılatıp birbirlerine yansıtacak şekilde yedi kule inşa eder. Böylece kulelerde alarm borusu çalar veya başka herhangi bir ses çıkarsa yankıyı biri diğerinden almakta ve en sondaki kuleye kadar iletmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">14. Ἀλλὰ μὴν καὶ ἄλλο τι τοῖς ταῦτα συγγράψασιν εἰρημένον οὐ παραλείψομεν• τὸν γὰρ Ἡρακλέους καλούμενον πύργον τὰ τῶν πολεμίων τοῖς ἐντὸς οὖσι τοῦ τείχους μεταδιδόναι μυστήρια λέγουσιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">14. Bunları derleyenler tarafından dile getirilen başka bir hususu da atlamayalım: Herakles’in kulesi olarak adlandırılan kulenin düşmanların sırlarını kulenin içindekilere ilettiğini söylerler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">15. Μετὰ δὲ τὴν τοῦ τείχους στεφάνην καὶ τὰ τεμένη τῶν θεῶν ἀπειργάζετο• Ῥέας μὲν κατὰ τὸν τῆς Βασιλικῆς λεγόμενον τόπον νεών τε καὶ ἄγαλμα καθιδρύσατο, ὅπερ καὶ Τυχαῖον τοῖς πολίταις τετίμηται. Ποσειδῶνος δὲ τέμενος πρὸς τῇ θαλάττῃ ἀνήγειρεν, ἔνθα νῦν ὁ τοῦ μάρτυρος Μηνᾶ οἶκος δια κεκόσμηται, Ἑκάτης δὲ κατὰ τὸν νῦν τοῦ Ἱπποδρομίου τόπον, τῶν δὲ Διοσκούρων, Κάστορός τέ φημι καὶ τοῦ Πολυδεύκους, ἐν τῷ τῆς Σεμέστρης βωμῷ καὶ τῇ τῶν ποταμῶν μίξει, ἐν ᾧ καὶ λύσις τῶν παθῶν τοῖς ἀνθρώποις ἐγίνετο.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">15. Surun çevriminden sonra tanrıların temenos’larını (kutsal alanı çevreleyen duvar) tamamlar: Kraliyet alanı olarak adlandırılan yerin aşağısına doğru Rhea’nın tapınağı ile vatandaşların Tykheion (Tykhe heykeli) olarak da hürmet ettikleri kült heykelini adar. Poseidon’un temenos’unu deniz kenarında, şimdi Martyr (şehit) Menas’ın evi olarak düzenlenen yerde, Hekate’ninkini de Hipo- drom’un bulunduğu yerin aşağısında; Kastor ve Polydeukes dediğim Dioskurlarınkini de Semestra’nın sunağının bulunduğu ve nehirlerinin birbirlerine katılıp insanların dertlerine deva buldukları yerde diker.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">16. Ἐγγὺς δὲ τοῦ καλουμένου Στρατηγίου Αἴαντός τε καὶ Ἀχιλλέως βωμοὺς ἀνεθήκατο• ἔνθα καὶ τὸ Ἀχιλλέως χρηματίζει λουτρόν. Ἀμφιάρεω δὲ τοῦ ἥρωος ἐν ταῖς λεγομέναις Συκαῖς ᾠκοδόμησεν, αἳ τὴν ἐπωνυμίαν ἐκ τῶν συκοφόρων δένδρων ἐδέξαντο. Ἀνωτέρω δὲ μικρὸν τοῦ Ποσειδῶνος ναοῦ καὶ τὸ τῆς Ἀφροδίτης προσαγορεύεται τέμενος Ἀρτέμιδός τε πρὸς τὸ τῆς Θρᾴκης ὄρος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">16. Strategeion olarak adlandırılan yerin yakınında ise Aias ve Akhilleus’un sunaklarını adar. Buraya Akhilleus’un hamamı adı da verilir. Sykai olarak bilinip ismini incir ağaçlarından aldığı kabul edilen yerde kahraman Amphiaraos’un kutsal alanını inşa eder. Poseidon Tapınağı’nın biraz yukarısındaki temenos Aphrodite’nin, Trakya Dağı’na karşı olansa Artemis’in temenos’u olarak adlandırılır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">17. Ἐπεὶ δὲ ταῦτα εἰς τὴν αὑτοῦ διῳκήσατο πόλιν, ἐχρῆν δὲ λοιπὸν τοὺς ἐπιόντας ἀπωθεῖσθαι βαρβάρους, μάλιστα τὸν Αἷμον, ὃς τῆς Θρᾴκης τύραννος ἦν καὶ πρὸς αὐτὴν ἧκεν τὴν τοῦ Βύζαντος πόλιν αὐτόν τε τὸν ἥρωα προκαλούμενος εἰς μάχην καὶ διαπορθεῖν ἅπαντα προθυμούμενος. &lt;Ὁ δὲ&gt; οὐχ ὑπομείνας τὴν ἔφοδον τοῦ βαρβάρου μόνος πρὸς μόνον διαγωνίζεται καὶ καταβάλλει τὸν Αἷμον ἐπὶ τὸν ἐπώνυμον αὐτοῦ λόφον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">17. Kendi kenti için bu imar faaliyetlerini gerçekleştirdikten sonra, saldırıya geçen barbarları, özellikle de Trakya tiranı olan ve Byzas’ın kentine gelerek kahramanın bizzat kendisini çarpışmaya davet ederek bütün her şeyi yerle bir etmek niyetinde olan Haimos’u bertaraf etmesi gerekir. Byzas barbarın saldırısını beklemeden teke tek çarpışmaya girer ve Haimos’u adını verdiği tepeye yıkar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">18. Ὁ μὲν οὖν Βύζας μετὰ τὴν εἰρημένην νίκην ὡς ἐπὶ τὴν Θρᾴκην ἤλαυνε τοὺς πολεμίους, Ὀδρύσης ὁ τῶν Σκυθῶν βασιλεὺς περαιωθεὶς τὸν Ἴστρον καὶ πρὸς αὐτὰ διελθὼν τὰ τῆς πόλεως τείχη ἐπολιόρκει τοὺς ἔνδον. Πρὸς ὃν ἡ τοῦ Βύζαντος γυνή, ἡ θαυμαστὴ Φιδάλεια, μηδέν τι καταπλαγεῖσα τὸ πλῆθος τῶν πολεμίων, ἀλλὰ τῇ γυναικείᾳ χρησαμένη χειρὶ διηγωνίσατο σοφισαμένη τὸν βάρβαρον τῇ τῶν δρακόντων συμμαχίᾳ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">18. Bahsi konu edinen zaferin ardından Byzas Trakya’ya kadar barbarların peşine düşünce İskitlerin kralı Odryses Istros’u (Tuna) aşıp bu kentin surlarını içerdekilerle birlikte kuşatır. Byzas’ın eşi, takdire şayan Phidaleia onun karşısında, düşmanların kalabalığından hiçbir korkuya kapılmaz, aksine kadınca bir yola başvurarak yılanların ittifakıyla barbarı dâhice alt eder.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">19. Ὡς γὰρ τοὺς κατὰ τὴν πόλιν ὄφεις εἰς ἕν τι χωρίον συλλαβοῦσα ἐφρούρει, ἀθρόως τοῖς ἐναντίοις ἐπιφανεῖσα δίκην βελῶν ἢ ἀκοντίων ἔπεμπε τὰ θηρία καὶ πλείστους λυμηναμένη τούτῳ τῷ τρόπῳ διέσωσε τὴν πόλιν. Ἐντεῦθεν τοίνυν ἀρχαῖος μῦθος φέρεται μὴ δεῖν τοὺς κατὰ τὴν πόλιν ἁλισκομένους ἀπολλύειν ὄφεις, οἷα εὐεργέτας αὐτοὺς γενομένους.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">19. Zira kent boyundaki yılanları bir alana toplayıp onları denetim altına aldıktan sonra aniden düşmanların karşısına çıkarak hayvanları ok ya da mızrak tarzında atar ve birçoğunu yaralayarak kenti bu şekilde kurtarır. Bundan dolayı, ayrıca kent boyunca yakalanan yılanları, böylesine yararlı oldukları için öldürmemek gerektiğine ilişkin eski bir söylem aktarılagelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">20. Οὐ μετὰ πολὺν δὲ χρόνον Στρόμβος ἀνὴρ τοὔνομα καὶ αὐτὸς ἐκ Κεροέσσης τεχθεὶς πόλεμον ἐπιφέρει τῷ Βύζαντι πολλὴν ἐπαγόμενος δύναμιν. Ἀνεκινεῖτο τοίνυν ἅπαντα τὰ Σκυθικὰ γένη, συνέτρεχον δὲ καὶ οἱ τῆς Ἑλλάδος κρατοῦντες καὶ Ῥοδίων οὐκ εὐκαταφρόνητος δύναμις ὅ τε τῆς γείτονος Χαλκηδόνος τοπάρχης Δίνεως, ἐκ Μεγαρέων ἄποικος ἐκεῖσε γενόμενος δέκα καὶ ἐννέα ἔμπροσθεν ἔτεσιν τῆς Βύζαντος αὐταρχίας.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">20. Çok geçmeden Keroessa’dan doğmuş olan Strombos adında birisi kalabalık bir birlik sağlayarak Byzas’a savaş açar. Bunun üzerine tüm İskit halkı galeyana gelir, ayrıca hem Hellas’a hükmedenlerle birlikte Rhodosluların azımsanmayacak bir savaş gücü, hem de komşu kent Khalkedon’un yöneticisi ve Megara kökenli bir kolonist olup buraya Byzas’ın dikta (autarkhia-tekli) yönetiminden 19 yıl önce gelen Dineos bir araya gelirler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">21. (Χαλκηδὼν δὲ ὠνόμασται τὸ χωρίον, ὡς μέν τινές φασιν, ἀπὸ τοῦ Χαλκηδόνος ποταμοῦ, ὡς δὲ ἕτεροι, ἀπὸ τοῦ παιδὸς Κάλχαντος τοῦ μάντεως ὕστερον τοῦ Τρωικοῦ πολέμου γενομένου, ὡς δὲ ἄλλοι, ἀπὸ Χαλκίδος πόλεως τῆς Εὐβοίας ἀποίκων ἐκεῖ πεμφθέντων• οὓς δὴ καὶ τυφλοὺς ἀπεκάλεσαν παρεωρακότας τὸ Βυζάντιον).</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">21. Bölge, kimilerince Khalkedon ırmağından; bazılarına göre, Troya Savaşı’nın vuku bulmasının ardından kahin Kalkhas’ın çocuğundan, başkalarına göre de Euboia’daki Kalkhis kentinden oraya gönderilen hatta Byzantion’u fark etmedikleri için kör olarak nitelendirilen kolonistlerden ötürü Kalkhedon adını almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">22. Ὡς οὖν σὺν πλείοσι ναυσὶν ὁ Δίνεως εἰς συμμαχίαν ἧκεν τοῦ Βύζαντος, μὴ δυνηθεὶς προσορμῆσαι τῇ πόλει ἄρτι τοῦ βασιλέως αὐτῶν Βύζαντος μεταλλάξαντος καὶ τοῦ δήμου παντὸς ἐν ἀγωνίᾳ τυγχάνοντος πρὸς τὸν καλούμενον Ἀνάπλουν ἀφίκετο, ἔνθα καὶ διατρίψας Ἑστίας τὸν τόπον ὠνόμασεν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">22. Böylece Dineos Byzas’la ittifak için çok sayıda gemiyle birlikte gelince, kralları tahtı bıraktığı, ayrıca bütün halk çatışma içinde olduğu için, (Dineos) kente demir atamaz ve Anaplous olarak adladırılan (Arnavutköy) yere gelir. Bir süre burada kaldığı için de buranın ismini Hestia’nın yeri olarak değiştirir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">23. Μικρῷ γε μὴν ὕστερον διαβὰς ἐν τῇ πόλει καὶ τοὺς βαρβάρους ἀπωσάμενος δεύτερος αὐτὸς ἐστρατήγησε τοῦ δήμου τῶν Βυζαντίων. Καθ᾽ οὓς δὴ χρόνους καὶ δρακόντων πλεῖστα γένη ἐπεφοίτησεν τῇ πόλει, ὡς τοὺς οἰκοῦντας αὐτὴν διαφθείρεσθαι• οὓς δὴ τῇ τῶν καλουμένων πελαργῶν ὀρνίθων ἐπιφορᾷ διεχρήσαντο Ποσειδῶνος αὐτοῖς ὥς φασι συνεργήσαντος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">23. Gerçekten de kısa süre sonra kente yürüyüp barbarları püskürterek bizzat Byzantion halkının sonraki komutanı olur. Bu süre zarfında kent sakinlerini bitap düşürecek kadar çok sayıda yılan türü kenti mesken tutar. Ama söylendiği gibi Poseidon’un da kendilerine yardım etmesi üzerine leylek diye bilinen kuşların saldırısıyla onları yok ederler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">24. Οὐ μετὰ πολὺ δὲ καὶ τῶν ὀρνίθων αὐτοῖς ἐναντία φρονούντων καὶ θανάτων αἰτίαν ἐπαγόντων τούς τε ἁλισκομένους αὐτοῖς ὄφεις πρὸς τὰς τῶν ὑδάτων δεξαμενὰς ἀκοντιζόντων καὶ τοῖς γε πολίταις ἐν ταῖς λεωφόροις ἀφανῶς ἐπιβαλλόντων ἐν ἀφασίᾳ διετέλουν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">24. Ne var ki leylekler çok geçmeden onların aleyhinde niyetler besleyip ölümlere sebep olunca, ayrıca onlar tarafından yakalanmış yılanları su sarnıçlarının yanına atınca, dahası bunları ana caddelerde yurttaşların üzerine gizlice fırlatınca seslerini çıkaramadan kala kalırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">25. Ἀνὴρ δέ τις τῶν ἐκ Τυάνων, τοὔνομα Ἀπολλώνιος, ἐκ λίθου ξεστοῦ τρεῖς ἀνεστήσατο πελαργοὺς ἀντιπροσώπως ἀλλήλοις ὁρῶντας, οἳ καὶ μέχρι τῶνδε διαμένουσι τῶν χρόνων οὐ συγχωροῦντες ἐπιφοιτῆσαι τῇ πόλει τὸ τῶν πελαργῶν γένος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">25. Neyse ki Tyanalılar arasında Apollonios adında biri perdahlı mermerden ve karşılıklı birbirlerine bakan üç leylek heykeli diker. Bu heykeller günümüze kadar leylek türünün kente girmesini engellemeye devam ederler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">26. Ἐπὶ δὲ τοῖς εἰρημένοις Δίνεω τοῦ στρατηγοῦ μεταλλάξαντος Λέων τὴν τῶν Βυζαντίων ἀριστοκρατίαν ἐδέξατο• ἐφ᾽ οὗπερ Φίλιππος ὁ τῶν Μακεδόνων βασιλεύς, ὁ Ἀμύντου παῖς γεγονώς, πολλὴν ἐπαγόμενος δύναμιν ἐπολιόρκει τὴν πόλιν διώρυξί τε καὶ παντοίοις πολεμικοῖς μηχανήμασι τοῖς τείχεσι προσπελάζων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">26. Söylentiler üzerine komutan Dineos (görevi) bırakınca, Leon Byzantionluların aristokrasisini ağırlar. Bu sırada Makedonyalıların kralı ve Amyntas’ın oğlu olan Philippos kalabalık bir askeri birlik toplayıp hendekler ve çok çeşitli savaş gereçleriyle surlara yaklaşarak kenti kuşatır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">27. Καὶ δὴ ἂν ταύτην ἐξεῖλε ῥᾳδίως νυκτὸς ἐπιλαβόμενος ἀσελήνου καὶ ὄμβρου καταρραγέντος ἐξαισίου, εἰ μή τις αὐτοῖς τοῦ θείου γέγονε συμμαχία τοὺς κατὰ τὴν πόλιν κύνας πρὸς ὑλακὴν ἀναστήσαντος καὶ νεφέλας πυρὸς τοῖς ἀρκτῴοις ἐπαγαγόντος μέρεσιν. Ἐξ οὗπερ οἱ δῆμοι διεγερθέντες καὶ θερμῶς τοῖς πολεμίοις συνενεχθέντες ἤδη τὴν πόλιν ὑπὸ τῷ Φιλίππῳ γενομένην ἐρρύσαντο ἀναλαβόντες τοὺς διαφθαρέντας πύργους τοῖς ἐκ τῶν τάφων παρακειμένοις λίθοις καὶ ἀνυφάναντες τὰς ἐπάλξεις τοῦ τείχους• οὗ δὴ χάριν Τυμβοσύνην τὸ τεῖχος ἐκάλεσαν λαμ παδηφόρον Ἑκάτης ἀναστήσαντες ἄγαλμα. Αὖθίς τε πρὸς ναυμαχίας τραπέντες περιφανῶς τοὺς Μακεδόνας ἐνίκησαν. Καὶ τούτῳ τῷ τρόπῳ διαλυθέντος τοῦ πολέμου Φίλιππος παραχωρεῖ Βυζαντίοις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">27. Tanrının biri kent boyundaki köpekleri havlamaya kışkırtıp yangının dumanlarını da kuzey mahallelere sevk ederek onlarla ittifak içinde olmasaydı, aysız bir gecede ve şiddetli bir fırtına patladığı sırada kente saldırıp onu kolayca ele geçirebilirdi. Bu sayede uykudan uyanarak düşmanlara karşı süratle birleşen kent ahalisi yakındaki mezar taşlarıyla yıkılan kuleleri ayağa kaldırıp mazgalları da yenileyerek kenti neredeyse Philippos’un eline geçmek üzereyken kurtarırlar. Bunun hatırası olarak da Hekate’nin meşale taşıyan heykelini dikerek suru da Tymbosyne (mezartaşlı) olarak adlandırırlar. Tekrar deniz savaşına girişerek Makedonları kesin bir yenilgiye uğratırlar. Savaş bu şekilde sona erince Philippos Byzantionlulara haklarını teslim eder.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">28. Ἐπειδὴ δὲ καὶ Λέων τὸν βίον μετήλλαξεν, Χάρης ὁ τῶν Ἀθηναίων στρατηγὸς σὺν ναυσὶ τεσσαράκοντα εἰς συμμαχίαν τῶν Βυζαντίων ἐλθὼν πρὸς τὸν κατὰ Φιλίππου πόλεμον κατέλαβε τὴν ἄκραν τῆς Προποντίδος, ἥτις μεταξὺ κεῖται Χρυσοπόλεως καὶ Χαλκηδόνος, καὶ ἐν ἐκείνῳ προσορμήσας τῷ τόπῳ ἀπόπειραν ἐλάμβανε τοῦ πολέμου.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">28. Leon’un ölmesinin ardından, Atinalıların komutanı Khares 40 gemiyle birlikte Philippos’a karşı olan savaşta Byzantionlularla ittifak için gelerek Khrysopolis (Üsküdar) ve Khalkedon (Kadıköy) arasında uzanan Propontis Burnu’nu ele geçirir ve burada demirleyerek savaş deneyimini burada yaşar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">29. Ἔνθα δὴ τὴν ἑπομένην αὐτῷ γυναῖκα νόσῳ βληθεῖσαν ἀποβαλὼν κατέθηκεν ἐν τάφῳ ἀναστήσας αὐτῇ βωμὸν καὶ κίονα σύνθετον, ἐν ᾧ δάμαλις δείκνυται ἐκ ξεστοῦ συγκειμένη λίθου. Οὕτω γὰρ μᾶλλον ἐκείνη τὴν ἐπωνυμίαν ἐκέκλητο, ἥτις διὰ τῶν ἐγγεγραμμένων στίχων μέχρι τῶν καθ᾽ ἡμᾶς διασώζεται χρόνων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">29. Khares kendisiyle birlikte gelen ve hastalığa yenik düşen eşini kaybedince, onun için üzerinde perdahlı mermerden bir düvenin (Damalis) görüldüğü, sütunla karışık bir sunak dikerek bunu mezarının içine koydurtur. Zira eşi daha çok taşa yazılmış şu dizeler sayesinde günümüze kadar yaşayan bu isimle (Damalis) anılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">30. Εἰσὶ δὲ οἱ στίχοι οὗτοι•<br />
Ἰναχίης οὐκ εἰμὶ βοὸς τύπος οὐδ᾽ ἀπ᾽ ἐμεῖο<br />
κλῄζεται ἀντωπὸν Βοσπόριον πέλαγος.<br />
Κείνην γὰρ τὸ πάροιθε βαρὺς χόλος ἤλασεν ῞Ηρης<br />
ἐς Φάρον• ἥδε δ᾽ ἐγὼ Κεκροπίς εἰμι νέκυς.<br />
Εὐνέτις ἦν δὲ Χάρητος• ἔπλων δ᾽ ὅτε πλῶεν ἐκεῖνος<br />
τῇδε Φιλιππείων ἀντίπαλος σκαφέων•<br />
Βοίδιον οὔνομα δ᾽ ἦεν ἐμοὶ τότε• νῦν δὲ Χάρητος<br />
εὐνέτις ἠπείροις τέρπομαι ἀμφοτέραις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">30. Dizeler ise şöyledir:<br />
“Ben ne Inakhos’un kızı o ineğinin heykeliyim, ne de<br />
karşıdaki Bosporos Denizi adını benden alır.<br />
Zira Hera’nın karşı konulmaz öfkesi vaktiyle onu<br />
Pharos’a sürmüştü. Oysa ben Kekrops’lu (Atinalı) bir ölü,<br />
Khares’in ise yatak arkadaşıydım.<br />
O, Philippos’un donanmasıyla savaşmak için<br />
buraya yelken açtığında ben de geldim (onunla).<br />
O vakitler Boidion (düvecik) iken ise adım, Khares’in yatak arkadaşı olan ben şimdiyse tadını çıkarıyorum her iki kıtanın”.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">31. Τοῦ δὲ Χάρητος εἰς Ἀθήνας ἐκπλεύσαντος Πρωτόμαχος τὴν στρατηγικὴν ἀρχὴν διαδέχεται, ὃς τοὺς ἐπαναστάντας Θρᾷκας καταδουλώσας τοῖς ὅπλοις ἐν τῷ καλουμένῳ τῆς πόλεως Μιλίῳ χάλκεα ἀνέθηκε τρόπαια.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">31. Khares Atina’ya yelken açtıktan sonra, isyana kalkışan Trakları köleliğe mahkum ederek kentin (Byzantion) Milion denilen yerinde onların silahlarıyla gümüşten bir zafer anıtı diken Protomakhos askeri idareye atanır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">32. Κατοιχομένου δὲ καὶ τούτου Τιμήσιος ἀνὴρ τῶν ἐν Ἀργείοις τραφέντων πρῶτον μὲν κατὰ τὸν Εὔξεινον προσαγορευόμενον Πόντον πρὸς τῷ λεγομένῳ Ἐφεσιάτῃ (ἔνθα ποτὲ Ἐφέσιοι ἀποικίας πέμψαντες καὶ πόλιν οἰκοδομεῖν πειραθέντες αὖθις τοῦ Βυζαντίου ὑπήκουσαν λογίου•<br />
ἔνθα δύο σκύλακες διερὴν μάρπτουσι θάλασσαν,<br />
ἔνθ᾽ ἰχθὺς ἔλαφός τε νομὸν βόσκονται ἐς αὐτόν)<br />
ἀντικαταστῆσαι πόλιν ἐπιχειρήσας καὶ διαμαρτὼν τῆς ἐλπίδος συνοικίζεται Βυζαντίοις• καὶ στρατηγὸς τοῦ παντὸς ἀναδειχθεὶς δήμου πᾶσαν ὁμοῦ τὴν πόλιν εἰς τὸ μεῖζον καὶ ὠφέλιμον μετερρύθμισεν, νόμους τε περὶ τῶν καθ᾽ ἡμέραν συμβόλαιά τε τιθέμενος καὶ ἔθη καθιστὰς πολιτικά τε καὶ ἥμερα, δι᾽ ὧν ἀστείους τε καὶ φιλανθρώπους τοὺς πολίτας ἀπέδειξεν•</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">32. Protomakhos göçüp gidince Argoslular arasında büyüyenlerden biri olan Timesios ilkin, Euksenios (misafirperver) olarak adlandırılan Karadeniz boyunca Ephesiates diye bilinen yörede buraya Ephesoslular vaktiyle kolonilerini göndererek bir kent kurmaya teşebbüs ettiklerinde Byzantion’a ilişkin kehanetine bir kez daha kulak verirler:<br />
“Burada iki köpek yavrusu kurşuni denizi yalarlar,<br />
Balıkla geyik burada aynı otlakta yemlenirler”.<br />
Karşıda bir kent kurmaya çalışır, ne var ki (bu konuda) umudunu kaybedince Byzantionlularla birlikte tek bir polis altında birleşir. Tüm halkın komutanı tayin edilince de sayelerinde yurttaşları nezaketli ve müşfik kıldığı yasalar çıkarıp günlük meselelere dair sözleşmeler hazırlayarak, ayrıca nezih ve uygar töreler oluşturarak kenti daha büyük ve kazançlı bir hale getirir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">33. ἱερά τε θεῶν πλεῖστα τὰ μὲν αὐτὸς ἀνεστήσατο, τὰ δὲ καὶ πρὶν ὄντα ἐπεκόσμησεν• τὸν γὰρ πρὸς τῇ ἄκρᾳ τῆς Ποντικῆς θαλάσσης κείμενον ναόν, ὃν Ἰάσων ποτὲ τοῖς δώδεκα θεοῖς καθιέρωσε, κατηρειπωμένον ἀνήγειρε καὶ τὸν ἐπὶ τῷ Φρίξου λεγομένῳ λιμένι τῆς Ἀρτέμιδος οἶκον ἀνεκαίνισεν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">33. (Timesios) ayrıca tanrıların pek çok tapınağını bizzat kendisi yaptırmış, önceden varolanları ise yeni bezeklerle dekore etmiştir. Nitekim Karadeniz’in burnunda uzanan ve bir zamanlar Iason’un 12 tanrıya adadığı harabe haldeki tapınağı yeniden ayağa kaldırır ve Phriksos olarak adlandırılan limanın üzerindeki Artemis’in tapınağını da yeniler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">34. Ἐπὶ δὲ τούτῳ Καλλιάδης στρατηγῶν τοῦ Βυζαντίου ἄριστά τε πρὸς τοὺς ὀθνείους τε καὶ ἐμφυλίους πολεμίους ἀγωνισάμενος τὸ περιβόητον τοῦ Βύζαντος ἄγαλμα κατὰ τὴν καλουμένην Βασιλικὴν ἀνέθηκε καὶ ἐπέγραψεν οὕτως•<br />
Τὸν κρατερὸν Βύζαντα καὶ ἱμερτὴν Φιδάλειαν<br />
εἰν ἑνὶ κοσμήσας ἄνθετο Καλλιάδης.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">34. Bunun (Teimesios’un) ardından Kalliades Byzantion’un komutanı olarak görevdeyken, hem yabancı hem de aynı kandan düşmanlara karşı son derece kahramanca çarpıştıktan sonra Basilika olarak adlandırılan bölgenin aşağısında Byzas’ın dillere destan heykelini diktirir ve üzerine şu şekilde yazdırır:<br />
“Güçlü Byzas ve sevgili eşi Phidaleia’yı<br />
bir arada Kalliades bezeyerek dikti”.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">35. Ἀλλὰ ταῦτα μὲν καὶ ἀριστοκρατουμένων καὶ δημοκρατουμένων τῶν Βυζαντίων, ἔτι δὲ καὶ τυραννουμένων κατὰ διαφόρους συμβέβηκε χρόνους. Ὡς δὲ τῇ τῶν ὑπάτων ἐπικρατείᾳ ἡ Ῥωμαίων ἀρχὴ πάσας ὑπερεβάλετο τὰς δυναστείας, κατεδούλωσε δὲ καὶ τὰ τῶν Ἑλλήνων ἔθνη, εἰκότως αὐτῇ καὶ Βυζάντιοι πειθόμενοι διετέλουν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">35. Bu gelişmeler Byzantionluların aristokrasi ve demokrasi, hatta tiranlık idaresi altında bulundukları farklı dönemlerde vuku bulmuştur. Bununla birlikte Romalıların iktidarı, konsüllerin marifetiyle tüm krallıkları gölgede bırakınca ve hatta Hellen soylarını da köleleştirince, doğal olarak Byzantionlular da buna (Roma egemenliğine) mütemadiyen boyun eğmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">36. Ἐπειδὴ δὲ μετά τινας χρόνους Σεβήρου βασιλεύσαντος τῆς Ῥώμης αὐτοὶ τὴν τοῦ τυραννήσαντος τῶν ἑῴων Νίγρου προτι μήσαντες ἐλπίδα εἰς χεῖρας ἐλθεῖν ἐτόλμησαν πρὸς τὸν αὐτοκράτορα, ἀφαιρεθέντες παρ᾽ αὐτοῦ τῶν πολιτικῶν δικαίων καὶ τῆς στεφάνης αὐτοῖς καταλυθείσης τοῦ τείχους Περινθίοις προσετάχθησαν δουλεύειν τοῖς καλουμένοις Ἡρακλεώταις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">36. Bununla birlikte bir süre sonra Roma’da Severus’un tahtta olduğu sırada (Byzantionlular) Doğu’nun hakimi olan Niger’e bel bağlayarak imparatoru (Severus’u) karşılarına almaya cüret edince, onun (Severus’un) tarafından kent statüleri ellerinden alınarak ve sur tahkimatları da yıkılarak (sonradan) Herakleialılar adını alan Perinthoslulara tabi kılınırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">37. Παυσαμένου δὲ τῆς ὀργῆς τοῦ Σεβήρου αὖθις εἰς μείζονα κόσμον ἐπανῆλθον λουτρὸν μὲν αὐτοῖς μέγιστον κατὰ τὸν τοῦ Διὸς Ἱππίου βωμόν, ἤτοι τὸ Ἡρακλέους ἄλσος καλούμενον (ἔνθα τὰς Διομήδους αὐτόν φασι δαμάσαντα ἵππους Ζεύξιππον τὸν τόπον ὀνομάσαι), πολυτελῶς ἐγείραντος καὶ τὸν τούτῳ πλησιάζοντα χῶρον τῆς ἱπποδρομίας τοῖς τοῦ Διὸς ἀνακείμενον κούροις ἰκρίοις τε καὶ στοαῖς διακοσμήσαντος (ἔνθα καὶ νῦν οἱ καμπτῆρες δηλοῦσι τὰ τῶν ἐφόρων γνωρίσματα διὰ τῶν ἐπικειμένων ᾠῶν τοῖς χαλκοῖς ὀβελίσκοις), ἐπὶ δὲ τούτοις καὶ στρατιωτικὰ τέλη προσνείμαντος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">37. Severus’un öfkesinin dinmesinin ardından masraflar için askeriye vergisi tahsis ederek (Byzantionlular) için Zeus Hippios’un sunağının, aslında Diomedes’in kısraklarını burada ehlileştirdiği için Herakles’in mevkiye Zeuksippos adını verdiğini söyledikleri Herakles Koruluğu olarak bilinen yerin, aşağısına doğru en büyük hamamı hiçbir masraftan kaçınmadan inşa edince, ayrıca bunun yakınında bulunan ve Dioskurlara adanan, tunç obeliskler üzerindeki yumurta bezekleri sayesinde at yarışının dönüş noktalarının ephorosların nişanelerini ifşa ettikleri Hipodrom meydanını oturma sıraları ve revaklarla süsleyince eski ihtişamlarını daha görkemli bir şekilde geri kazanırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">38. Μέχρι μὲν οὖν περιῆν Σεβῆρος καὶ ὁ τούτου παῖς Ἀντωνῖνος, ἡ πόλις Ἀντωνίνα προσηγορεύετο• ἐπειδὴ δὲ † τοῖς θείοις τῶν βασιλέων ἀπεδόθη, αὖθις τὸ Βυζάντιον ὠνομάζετο.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">38. Buna istinaden Severus ve oğlu Antoninus yaşadıkları sürece kent Antonina olarak adlandırılır; imparatorların tanrı katına çıkmalarının ardından ise tekrar Byzantion adını alır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">39. Κωνσταντίνου δὲ τὸ Ῥωμαϊκὸν κῦρος παρειληφότος καὶ αὐτὴ Κωνσταντινούπολις ἐκλήθη, προθύμως ἀνασχομένη τὴν προσηγορίαν ἀνταλλάξαι τῇ ὑπερβαλλούσῃ τοῦ αὐτοκράτορος φιλοτιμίᾳ, θαυμαστὴν μὲν αὐτὴν ἀπεργασαμένου τῷ κάλλει, πόρρω δὲ μεταγαγόντος τὰ τείχη κατὰ τοὺς λεγομένους Τρωαδησίους ἐμβόλους, πρότερον αὐτῶν οὐκ ἔξω τῆς ἐπωνύμου ἀγορᾶς τοῦ βασιλέως κειμένων, λουτροῖς τε καὶ ἱεροῖς οἴκοις ἐπιδείξαντος φαιδροτέραν, δίκαιά τε πάντα πρὸς ζῆλον τῆς πρεσβυτέρας Ῥώμης δωρησαμένου, καθὰ καὶ ἐν τῷ Στρατηγίῳ λεγομένῳ φόρῳ, ἔνθα ποτὲ οἱ στρατηγοῦντες τῆς πόλεως ἄνδρες τὰς τιμὰς ὑπεδέχοντο, ἐπὶ λιθίνης ἀνέγραψε στήλης.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">39. Konstantinos Roma tahtına çıktıktan sonra ismini imparatordan alan agora’nın daha önce dışına taşmayan surları ‘Portici Troadenses’ olarak bilinen revakların berisine taşıyıp, ayrıca kentin komutanlığını yapmış olan şahsiyetler burada onurlandırıldıkları için ‘Komutanlar Forumu’ olarak bilinen yerde yaptığı icraatlar gibi hamamlar ve kutsal yapılarla Eski Roma’nın şanına yaraşır pek çok şey bahşedip onu hayranlık uyandıran bir güzelliğe kavuşturarak ihtişamına ihtişam katınca, kent imparatorun (bu) olağanüstü cömertliği karşısında ismini değiştirmek hevesine kapılarak Konstantinoupolis adını alır; (bunu da) mermer bir stel üzerine yazdırır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">40. Καὶ τῆς ἑαυτοῦ μητρὸς Ἑλένης ἐπὶ κίονος ἀνέστησεν ἄγαλμα καὶ τὸν τόπον ὠνόμασεν Αὐγουσταῖον• καὶ τοῖς ἀκολουθήσασιν αὐτῷ ἀπὸ τῆς μεγάλης Ῥώμης συγκλητικοῖς ἐφιλοτιμήσατο οἴκους, οὓς αὐτὸς κατεσκεύασεν ἐκ χρημάτων ἰδίων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">40. (Konstantinos) ayrıca bir sütunun üzerine annesi Helene’nin heykelini diktirir ve bu yere Augusteion adını verir. Bunun dışında Yüce Roma’dan kendisini takip ederek gelmiş olan senatörlere de kendi şahsi hazinesinden inşa ettirdiği evleri bağışlar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">41. Ἐπὶ δὲ τούτῳ [Κωνσταντίου τὴν ἀρχὴν διαδεξαμένου] καὶ ὁ τῶν ὑδάτων ὁλκὸς προσετέθη τῇ πόλει• ἀνέστησαν δὲ καὶ αἱ δύο ἀψίδες πρὸς τῷ καλουμένῳ φόρῳ καὶ ὁ πορφυροῦς καὶ περίβλεπτος κίων, ἐφ᾽ οὗπερ ἱδρῦσθαι Κωνσταντῖνον ὁρῶμεν δίκην ἡλίου προλάμποντα τοῖς πολίταις. Ἐπὶ δὲ τούτοις καὶ τοὺς τῆς συγκλήτου βουλῆς ἀνῳκοδόμησεν οἴκους, Σενάτα τούτους ὀνομάσας, ἐν οἷς καὶ τοῦ Δωδωναίου Διὸς ἀνέστησεν ἄγαλμα καὶ δύο τῆς Παλλάδος ἱδρύματα καὶ τὴν τῶν βασιλείων αὐλήν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">41. Bunun yanında [Konstantinos yönetimi aldığında] kente su kemeri bağışlanır. Ayrıca Forum olarak adlandırılan yerin karşısında 2 apsis ile üzerinde yurttaşlara güneş benzeri ışık saçan Konstantinos’un (heykelinin) dikili olduğunu gördüğümüz, her yerden görülebilen porfür renkte (Thebai taşı) bir sütun dikilidir. Bunların dışında Senatus’a ait binalar yaptırarak bunlara Senata adını verir. Bu binaların içlerinde de Dodona Zeus’unun heykelini, iki adet Athena Pallas heykelini, küçük bir kutsal alanı ve kraliyet avlusunu yaptırır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">42. Πάντα δὲ κατὰ τὸν εἰρημένον τρόπον πληρώσας ὁ Κωνσταντῖνος καὶ τὴν τῶν ἐγκαινίων ἡμέραν κατὰ τὴν ἑνδεκάτην τοῦ Μαΐου μηνὸς ἐπιτελέσας ἐν ἔτει τῆς βασιλείας αὐτοῦ εἰκοστῷ πέμπτῳ ἱπποδρόμιον θεωρήσας διέταξεν οὕτω τὴν αὐτοῦ στήλην ἐπὶ τοὺς ἐφεξῆς χρόνους τῇ τῶν γενεθλίων ἡμέρᾳ ὁρᾶσθαι μετὰ τῆς εἰθισμένης τιμῆς τῷ κατὰ καιρὸν βασιλεύοντι καὶ τῷ δήμῳ. Οὕτω μὲν οὖν ἡ Κωνσταντινούπολις πρὸς τόδε τὸ μέγεθος ἐξενήνοχεν ἐκ διαδοχῆς βασιλευομένη μέχρι τῶν καθ᾽ ἡμᾶς χρόνων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">42. Konstantinos herşeyi bahsedildiği şekilde tamamladıktan sonra hükümranlığının yirmi beşinci yılında Mayıs ayının on birinde takdis gününün tüm gereklerini yerine getirmesinin ardından hipodromda at yarışını izlediği sırada bundan sonraki her doğum gününde kendi stelinin o sırada iktidarda bulunan imparatorla halk meclisi tarafından alışılagelmiş hürmetle göz önüne çıkarılmasını buyurur. Konstantinoupolis peşisıra gelen imparatorların günümüze kadar idaresi altına kalarak bu ihtişama işte bu şekilde ulaşır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">FRAGMANLAR<br />
1. contraxit Ang.:<br />
ἀλλ᾽ οὕτω μὲν ἡ Κωνσταντινούπολις κοσμίως ἐναπετελέσθη μετὰ δύο καὶ ἑξήκοντα καὶ τριακοσίων ἀπὸ τῆς Αὐγούστου Καίσαρος μοναρχίας ἐνιαυτῶν. Ἄξιον δὲ καὶ τὰ ταύτης τῆς βασιλίδος &lt;πάτρια&gt; προσειπεῖν ὅπως τε ἐξ ἀρχῆς αὕτη γέγονε καὶ ὑπὸ τίνων ἄνωθεν ἐπῳκίσθη ἐκ τῶν ἀρχ. ποιητῶν καὶ συγγρ. ἀναλαβόμενοι τὴν ὑπόθεσιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">(Hesykhios’a Ait Olduğu Kesin Olmayan) Fragmanlar<br />
1 Başlangıca şu kısım eklenmiştir:<br />
Konstantinoupolis, Augustus Caesar’ın monarşisinden 362 yıl sonra görkemli bir şekilde işte böyle imar edilmiştir. Öncelikle konuyu eski şairlerden ve derleyicilerden başlayarak ele alıp onun nasıl doğduğu, sırasıyla kimler tarafından kolonize edildiği ve bu kraliyet başkentinin atalardan kalma özellikleri anlatmaya değerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">17. Post λόφον inserit Ang haec:<br />
Οὗτος οὖν ὁ Αἷμος πολεμήσειν μέλλων τὸν Βύζαντα χρησμοὺς ᾐτεῖτο παρ᾽ Ἀπόλλωνος καὶ τοιούτους ἐλάμβανεν•<br />
Οὔ σέ γε Φοῖβος ἄνωγεν ἀμείνονι φωτὶ μάχεσθαι,<br />
κείνου γὰρ θεὸς αὐτὸς ἑὴν ὑπερέσχεθε χεῖρα,<br />
ὃν πάσα γῆ τρομέει καὶ οὐρανὸς εὐρὺς ὕπερθεν.</p>
<p>Καὶ ταῦτα μὲν τῷ Αἵμῳ ὁ χρησμὸς προηγόρευσεν• ἐγὼ δὲ τὴν ἄνωθεν περὶ τὸ Βυζάντιον τοῦ θεοῦ θαυμάζω πρόνοιαν, ὅπως ἀεὶ σύνηθες τῷ φιλανθρώπῳ θεῷ, διὰ τὴν πρόγνωσιν ἣν ἔχει προλαμβάνειν ἀεὶ ταῖς εὐεργεσίαις τοὺς περὶ αὐτὸν εὐσεβεῖν μέλλοντας, ὡς καὶ τοὺς χρησμοὺς εἰ καὶ ἐκ τῶν ἐναντίων, ἀλλ᾽ ὅμως τῷ Βυζαντίῳ λυσιτελήσειν μέλλοντας ἀναδίδοσθαι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">17 λόφον’dan sonra şu kısım eklenmiştir:<br />
O halde bahsedilen bu Haimos, Byzas ile savaşmak üzereyken Apollon’dan bir kehanet rica eder ve (ondan) şu dizeleri alır:<br />
“Phoibos (senden) daha erdemli biriyle savaşmamanı buyurdu;<br />
Zira tanrı onu kanatları altında tutuyor,<br />
Tüm yerküre hatta yukarıda engin gökyüzü ona huşuyla saygı gösterir”.<br />
Kehanet işte Haimos’a bunları açıklar. Tıpkı düşmanları tarafından (danışılmış olmakla birlikte) Byzantion’a yararı dokunacak kehanetlerin verilmesi örneğinde söz konusu olduğu üzere sahip olduğu öngörü sayesinde kendisine dindarca davrananlar için hayırlara vesile olmak insansever tanrı için ne kadar olağan bir durumsa, ben de tanrının Byzantion’a dair öngörüsünü bir kez daha o kadar takdirle karşılıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">41. post πολίταις inserit Ang:<br />
Τούτου δὲ τοῦ κίονος τοῖς θεμελίοις τε καὶ προσβάσεσι καὶ ξύλα τίμια καὶ ἁγίων λείψανα καὶ ὅσοι τοὺς τῆς εὐλογίας ἄρτους ἔφερον κόφινοι καὶ οἱ τῶν λῃστῶν δύο σταυροὶ καὶ τὸ τοῦ ἁγίου μύρου ἀλάβαστρον πρὸς στηριγμὸν καὶ ἀσφάλειαν παρετέθησαν. εἰ δὲ καὶ τὸ Παλλάδιον, εὐτυχίας θρυλλούμενον σύμβολον, ἐκ Ῥώμης ἀνακομισθῆναι τότε ἡ σύγκλητος ἔπεισεν, ὥς φασί τινες, καὶ τοῖς θεμελίοις προστεθῆναι τοῦ κίονος, τοῦτο πάντως ἔργον ἐκείνοις ἀνδράσιν ἐστὶ πρὸς μυθώδη λῆρον εὐδαιμονίας ἐπτοημένοις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">41 πολίταις’tan sonra şu kısım eklenmiştir:<br />
Güvenliği ve korunması için sütunun temellerine ve probasis’lerine, pahalı ahşaplar, azizlerin naaşları, şükran somunlarını taşıyan sepetlerle haydutlardan ele geçirilmiş 2 haç ve içinde kutsal yağ bulunan bir su mermeri konur. Her ne kadar bazılarının dediği gibi o sırada Senatus, dillerden düşmeyen simgesi olan Palladion’un Roma’dan getirilmesini ve sütunun temellerine konulmasını onaylamış olsa da, bu girişim zenginlikten gözü dönmüş bu insanların (senatörlerin) tamamen destansı budalalıklarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">41. post αὐλὴν inserit Ang:<br />
Ὁ δὲ βασιλεὺς οὐ μόνον οἴκους ἐν Κωνσταντινουπόλει περιφανεῖς κατὰ μίμησιν Ῥώμης καὶ τὸ Καπετώλιον ἔκτισεν, ἀλλὰ καὶ θείους τε καὶ ἱεροὺς ναοὺς πολυτελῶς ἀνεδείματο, τόν τε τῆς ἁγίας Εἰρήνης ναὸν καὶ τῶν σεβασμίων καὶ κορυφαίων Χριστοῦ μαθητῶν καὶ τοῦ ἁγίου Μωκίου καὶ τὸν τοῦ ἀρχαγγέλου Μιχαὴλ τοῦ ἐν τῷ Ἀνάπλῳ καὶ τοῦ ἐν τῷ Σωσθένει, ἐν ᾧ Σωκράτης διισχυρίζεται Κωνσταντῖνον πολλὰ παράδοξα σημεῖα καὶ ἰδεῖν καὶ ἀκοῦσαι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">41 αὐλήν’ den sonra şu kısım eklenmiştir:<br />
İmparator Konstantinoupolis’te sadece Roma’dakiler benzeri gözalıcı binaların yanı sıra Capitolium’u da imar etmekle kalmamış; ayrıca Aziz Eirene’nin (Aya İrini), Khristos’un muhterem ve üst düzey öğrencilerinin/havarilerinin, Aziz Mokios’un ve baş melek Mikhael’in hem Anaplous’taki hem de Sokrates’in, Konstantinos’un pekçok inanılmaz işaretleri gördüğünü ve duyduğunu iddia ettiği Sosthenes’teki kiliseleri gibi tanrısal ve kutsal yapıları büyük masraflarla inşa ettirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p><em>Hesykhios Illustrius: Konstantinoupolis’in Yerel Tarihi.</em> Çev. E. Alten. Libri II (2016) 308-327. DOI: 10.20480/lbr.2016016</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/016">http://www.libridergi.org/2016/016</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pseudo-Skylaks: Periplous</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2016 17:50:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Translations-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/015</guid>

					<description><![CDATA[Pseudo-Skylaks, Seyrüsefer. Çev. M. Arslan. Libri II (2016) 246-307.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016015.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1846_lbr.2016015-175.jpg" /></a></div>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: justify;">Pseudo-Skylaks, Seyrüsefer</h2>
<h3>Translator: Murat ARSLAN</h3>
<div class="divider_line"></div></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 246-307</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016015<br />
<strong>Received Date</strong>: 22.02.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 10.04.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 18.05.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_23b857cca330e73e8e9fa270724dc7e1" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016015.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016015.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" />  <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" /></a>  <b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Pseudo-Skylaks,<em> Seyrüsefer. </em>Çev. M. Arslan. <em>Libri</em> II (2016) 246-307. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: center;"><strong><div class="one_half"></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>ΣΚΥΛΑΚΟΣ ΚΑΡΥΑΝΔΕΩΣ</strong><br />
<strong> ΠΕΡΙΠΛΟΥΣ ΤΗΣ ΘΑΛΑΣΣΗΣ ΤΗΣ ΟΙΚΟΥΜΕΝΗΣ</strong><br />
<strong> ΕΥΡΩΠΗΣ ΚΑΙ ΑΣΙΑΣ ΚΑΙ ΛΙΒΥΗΣ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong></div></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><div class="one_half last"></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>KARYANDALI SKY-LAKS’IN</strong><br />
<strong> İSKAN EDİLMİŞ AVRUPA, ASYA VE LİBYA DENİZİ’NİN</strong><br />
<strong> ÇEVRESİNDEKİ SEYRÜSEFERİ</strong></p>
<p style="text-align: cen-ter;"><strong></div><div class="clearboth"></div></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">καὶ ὅσα καὶ ὁποῖα ἔθνη ἕκαστα, ἑξῆς καὶ χῶραι καὶ λιμένες καὶ ποταμοὶ καὶ ὅσα μήκη τῶν πλῶν, καὶ αἱ νῆσοι αἱ ἑπτὰ αἱ οἰκούμεναι, καθότι ἑκάστη κεῖται τῆς ἠπείρου.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">Ayrıca böylesine çeşitli herbir halkı; birbiri ardına sırasıyla gelen ülkeleri, limanları, ırmakları; deniz seyahatlerinin mesafelerini; iskan edilmiş yedi adayı ve bunların her birinin anakaradan ne kadar uzakta olduklarını [anlatır].</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">1. ΕΥΡΩΠΗ. Ἄρξομαι δὲ ἀπὸ Ἡρακλείων στηλῶν τῶν ἐν τῇ Εὐρώπῃ * μέχρι Ἡρακλείων στηλῶν τῶν ἐν τῇ Λιβύῃ, καὶ μέχρι Αἰθιόπων τῶν μεγάλων. Εἰσὶ δὲ ἀλλήλων καταντικρὺ αἱ Ἡράκλειοι στῆλαι, καὶ ἀπέχουσιν ἀλλήλων πλοῦν ἡμέρας. [καὶ νῆσοι ἐνταῦθα ἔπεισι δύο, αἷς ὄνομα Γάδειρα. Τούτων ἡ ἑτέρα πόλιν ἔχει ἀπέχουσαν ἡμέρας πλοῦν ἀπὸ Ἡρακλείων στηλῶν.] Ἀπὸ Ἡρακλείων στηλῶν τῶν ἐν τῇ Εὐρώπῃ ἐμπόρια πολλὰ Καρχηδονίων καὶ πηλὸς καὶ πλημμυρίδες καὶ πελάγη.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">1. AVRUPA. Avrupa’daki Herakles sütunlarından, Libya’daki Herakles sütunlarına ve büyük Etiyopyalılara kadarki [bölgeleri anlatmaya] başlayacağım. Herakles sütunları birbir-leriyle karşılıklıdırlar ve birbirlerinden bir günlük deniz seyahati uzaklıktadırlar. [Ayrıca burada Gadeira adı verilen iki ada vardır. Bu adalardan birinde bir kent yer alır ve burası Herakles sütunlarından bir günlük deniz seyahati mesafesindedir.] Avrupa’daki Herakles sütunlarından itibaren, Kartacalıların birçok emporion’u (ticaret limanı); çamur, gelgit ve açık deniz vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">2. ἸΒΗΡΕΣ. Τῆς Εὐρώπης εἰσὶ πρῶτοι Ἴβηρες, Ἰβηρίας ἔθνος, καὶ ποταμὸς Ἴβηρ&#8230; Εἶτα Ἐμπόριον (πόλιν Ἑλληνίδα ᾗ ὄνομα Ἐμπόριον)• Εἰσὶ δὲ οὗτοι Μασσαλιωτῶν ἄποικοι. Παράπλους τῆς Ἰβηρίας ἑπτὰ ἡμερῶν καὶ ἑπτὰ νυκτῶν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">2. İBERIALILAR. Avrupa’da ilkin İberler, İberia halkı ve İber[..] Irmağı vardır. Ardından bir emporion gelir (burası Emporion adında bir Hellen kentidir); bu insanlar Marsilyalıların kolonistleridirler. İberia sahili boyunca deniz seyahati yedi gün ve yedi gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">3. ΛΙΓΥΕΣ ΚΑΙ ΙΒΗΡΕΣ. Ἀπὸ δὲ Ἰβήρων ἔχονται Λίγυες καὶ Ἴβηρες μιγάδες μέχρι ποταμοῦ Ῥοδανοῦ. Παράπλους Λιγύων ἀπὸ Ἐμπορίου μέχρι Ῥοδανοῦ ποταμοῦ δύο ἡμερῶν καὶ μιᾶς νυκτός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">3. LİGURIA VE İBERIALILAR. İberialılardan sonra, hemen bitişik komşuları Ligurialılar ve İberialılar Rhodanos Irmağı’na kadar birbirleriyle karışmışlardır. Ligurialıların topraklarındaki Emporion’dan itibaren Rhodanos Irmağı’na kadarki sahil boyunca deniz seyahati iki gün ve bir gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">4. ΛΙΓΥΕΣ. Ἀπὸ Ῥοδανοῦ ποταμοῦ ἔχονται Λίγυες μέχρι Ἀντίου. Ἐν ταύτῃ τῇ χώρᾳ πόλις ἐστὶν Ἑλληνὶς Μασσαλία καὶ λιμήν **. Ἄποικοι αὗται Μασσαλίας εἰσί. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ ταύτης ἀπὸ Ῥοδανοῦ ποταμοῦ μέχρι Ἀντίου ἡμερῶν δ&#8217; καὶ νυκτῶν τεσσάρων. Ἀπὸ δὲ Ἡρακλείων στηλῶν μέχρι Ἀντίου ἡ χώρα πᾶσα αὕτη εὐλίμενος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">4. LİGURIALILAR. Rhodanos Irmağı’ndan itibaren Antion’a kadar Ligurialılar ikamet ederler. Bu bölge içinde Hellen kenti Marsilya ve limanı vardır. Burada yer alan kentler Marsilya’nın kolonileridir. Bölgedeki Rhodanos Irmağı’ndan Antion kentine kadar sahil boyunca deniz seyahati dört gün ve dört gece sürer. Herakles sütunlarından Antion’a kadarki bütün ülke ise oldukça iyi limanlara sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">5. ΤΥΡΡΗΝΟΙ. Ἀπὸ δὲ Ἀντίου Τυρρηνοὶ ἔθνος μέχρι Ῥώμης πόλεως. Παράπλους ἡμερῶν τεσσάρων καὶ νυκτῶν τεσσάρων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">5. TYRRHENOI (= Etrüskler). Antion’dan itibaren, Roma kentine kadarki topraklarda Etrüsk halkı ikamet eder. Sahil boyunca deniz seyahati dört gün ve dört gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">6. ΚΥΡΝΟΣ. Κατὰ δὲ Τυρρηνίαν κεῖται νῆσος Κύρνος. Ἔστι δὲ ἀπὸ Τυρρηνίας ὁ πλοῦς εἰς Κύρνον ἡμέρας καὶ ἡμίσεως• καὶ νῆσος ἐν μέσῳ τῷ πλῷ τούτῳ οἰκουμένη, ᾗ ὄνομα Αἰθαλία, καὶ ἄλλαι πολλαὶ ἔρημοι νῆσοι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">6. KYRNOS (= Korsika). Etrüsk ülkesinin karşısında Korsika Adası uzanır. Etrüsk sahilinden Korsika’ya deniz seyahati bir buçuk gündür; ayrıca bu yolculuğun yarısında Aithalia adı verilen iskan edilmiş bir ada ile terk edilmiş birçok başka ada yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">7. ΣΑΡΔΩ. Ἀπὸ δὲ Κύρνου νήσου εἰς Σαρδὼ νῆσον πλοῦς ἡμέρας τρίτον μέρος. Καὶ νῆσος ἐρήμη ἐν τῷ μεταξύ. Ἀπὸ Σαρδοῦς δὲ εἰς Λιβύην πλοῦς ἡμέρας καὶ νυκτὸς, εἰς δὲ Σικελίαν ἀπὸ Σαρδοῦς πλοῦς ἡμερῶν δύο καὶ νυκτός. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν εἰς τὴν Κύρνον ἐξετραπόμην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">7. SARDO (= Sardinya). Korsika Adası’ndan Sardinya Adası’na deniz seyahati bir günün üçte biri kadardır. Ayrıca aralarında terk edilmiş bir ada vardır. Sardinya Adası’ndan Libya’ya deniz seyahati bir gün ve bir gece sürer, gene Sardinya’dan Sicilya’ya deniz seyahati iki gün ve bir gecedir. Buradan Korsika’ya doğru rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">8. ΛΑΤΙΝΟΙ. Τυρρηνίας ἔχονται Λατῖνοι μέχρι τοῦ Κιρκαίου. Καὶ τὸ τοῦ Ἐλπήνορος μνῆμά ἐστι Λατίνων. Λατίνων παράπλους ἡμέρας καὶ νυκτός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">8. LATİNLER. Etrüskleri Kirkaion Burnu’na kadar Latin kavmi izler. Elpenor’un anıtı ise Latinlerin topraklarındadır. Latinlerin sahili boyunca deniz seyahati bir gün ve gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">9. ΟΛΣΟΙ. Λατίνων δὲ ἔχονται Ὀλσοί. Ὀλσῶν δὲ παράπλους ἡμέρας μιᾶς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">9. OLSOI (= Volsklar). Volsklar Latinlerin komşularıdırlar. Volskların sahili boyunca deniz seyahati bir gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">10. ΚΑΜΠΑΝΟΙ. Ὀλσῶν δὲ ἔχονται Καμπανοί. Καὶ εἰσὶ πόλεις Ἑλληνίδες αὗται ἐν τῇ Καμπανίᾳ• Κύμη, Νεάπολις. Κατὰ ταῦτά ἐστι Πιθηκοῦσσα νῆσος καὶ πόλις Ἑλληνίς. Παράπλους δὲ τῆς Καμπανίας ἐστὶν ἡμέρας μιᾶς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">10. KAMPANİYALILAR. Kampaniyalılar Volsklara komşudur. Kampaniya’daki Hellen kentleri şunlardır: Kyme ve Neapolis. Bunların karşısında Pithekoussa Adası ve bir Hellen kenti vardır. Kampaniya’nın sahili boyunca deniz seyahati bir gündür.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">11. ΣΑΥΝΙΤΑΙ. Καμπανῶν δὲ ἔχονται Σαυνῖται• καὶ παράπλους ἐστὶ Σαυνιτῶν ἡμέρας ἥμισυ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">11. SAUNITAI [Samnitler]. Samnitler Kampaniyalılarla komşudurlar: Samnit sahili boyunca deniz seyahati yarım gündür.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">12. ΛΕΥΚΑΝΟΙ. Σαυνιτῶν δὲ ἔχονται Λευκανοὶ μέχρι Θουρίας. Ὁ πλοῦς δέ ἐστι παρὰ Λευκανίαν ἡμερῶν ϛʹ καὶ νυκτῶν ϛ&#8217;. Ἡ δὲ Λευκανία ἐστὶν ἀκτή. Ἐν ταύτῃ πόλεις εἰσὶν Ἑλληνίδες αἵδε• Ποσειδωνία, Ἐλέα, Λᾶος Θουρίων ἀποικία, Πανδοσία, Πλατεεῖς, Τερίνα, Ἱππώνιον, Μέσμα, Ῥήγιον ἀκρωτήριον καὶ πόλις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">12. LEUKANOI [Luciani]. Samnit kavmini Thouria’ya kadar Leukan kavmi izler. Leukania civarındaki sahil boyunca deniz seyahati altı gün ve altı gecedir. Leukania aynı zamanda bir burundur. Burada bulunan Hellen kentleri şunlardır: Poseidonia, Elea, Thourialıların kolonisi Laos, Pandosia, Plateeis, Terina, Hipponion, Mesma ve Rhegion Burnu ve kenti.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">13. ΣΙΚΕΛΙΑ. Κατὰ δὲ Ῥήγιόν ἐστι Σικελία νῆσος ἀπὸ τῆς Εὐρώπης ἀπέχουσα στάδια ιβʹ εἰς Πελωριάδα ἀπὸ Ῥηγίου. Ἐν δὲ Σικελίᾳ ἔθνη βάρβαρα τάδε ἐστίν• Ἔλυμοι, Σικανοὶ, Σικελοὶ, Φοίνικες, Τρῶες. Οὗτοι μὲν βάρβαροι, οἰκοῦσι δὲ καὶ Ἕλληνες. Ἀκρωτήριον δὲ Σικελίας Πελωριάς. Πόλεις δ᾽ εἰσὶν ἀπὸ Πελωριάδος Ἑλληνίδες αἵδε• Μεσσήνη καὶ λιμὴν, Ταυρομένιον, Νάξος, Κατάνη, Λεοντῖνοι• εἰς τοὺς Λεοντίνους δὲ κατὰ Τηρίαν ποταμὸν ἀνάπλους κʹ σταδίων• Σύμαιθος ποταμὸς καὶ πόλις Μεγαρὶς καὶ λιμὴν Ξιφώνειος. Ἐχομένη δὲ Μεγαρίδος πόλις ἐστὶ Συράκουσαι, καὶ λιμένες ἐν αὐτῇ δύο• τούτων ὁ ἕτερος ἐντὸς τείχους, ὁ δ᾽ ἄλλος ἔξω. Μετὰ δὲ ταύτην πόλις Ἕλωρον καὶ Πάχυνος ἀκρωτήριον. Ἀπὸ Παχύνου δὲ πόλεις Ἑλληνίδες αἵδε• Καμάρινα, Γέλα, Ἀκράγας, Σελινοῦς, Λιλύβαιον ἀκρωτήριον. Ἀπὸ δὲ Λιλυβαίου πόλις ἐστὶν Ἑλληνὶς Ἱμέρα, μετὰ δὲ Ἱμέραν πόλιν Λιπάρα νῆσός ἐστι, καὶ πόλις Ἑλληνὶς Μύλαι καὶ λιμήν. Ἔστι δὲ ἀπὸ Μυλῶν ἐπὶ Λιπάραν νῆσον πλοῦς ἡμέρας ἥμισυ [Ἔστι δὲ ἡ Σικελία τρίγωνος• τὸ δὲ κῶλον ἕκαστον αὐτῆς ἐστὶ μάλιστα σταδίων ͵αφʹ]. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην. Ἀπὸ γὰρ Ῥηγίου πόλεις εἰσὶν αἵδε• Λοκροὶ, Καυλωνία, Κρότων, Λακίνιον ἱερὸν Ἥρας καὶ νῆσος Καλυψοῦς, ἐν ᾗ Ὀδυσσεὺς ᾤκει παρὰ Καλυψοῖ, καὶ ποταμὸς Κρᾶθις καὶ Σύβαρις καὶ Θουρία πόλις. Οὗτοι ἐν τῇ Λευκανίᾳ Ἕλληνες.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">13. SIKELIA [Sicilya]. Rhegion’un hemen karşısındaki Sicilya Adası Avrupa’dan itibaren on iki stadia mesafededir, bu mesafe Rhegion’dan itibaren Pelorias [Burnu’na] kadardır. Sicilya’da ikamet eden barbar halklar ise şunlardır: Elymoi, Sikanioi, Sicilyalılar, Fenikeliler ve Troyalılar. Bunlar barbarlardır; bununla birlikte adada Hellenler de ikamet ederler. Sicilya’nın burnu ise, Pelorias’tır. Pelorias Burnu civarındaki Hellen kentleri ise şunlardır: Messene kenti ve limanı, Tauromenion, Naksos, Katane, Leontinoi; Terias Irmağı boyunca yukarı Leontinoi’a gemiyle yirmi stadia’lık mesafe bulunur. Burada ayrıca Symaithos Irmağı ve Megara kenti ve Ksiphoneios Limanı vardır. Megara kenti ise, Syrakusai kentine komşudur; bu kentin iki limanı vardır; bunlardan biri kentin kalesinin sınırları içinde, diğeri ise, dışındadır. Bundan sonra, Heloron kenti ve Pakhynos Burnu gelir. Pakhynos’tan itibaren şu Hellen kentleri vardır: Kamarina, Gela, Akragas, Selinous ve Lilybaion Burnu. Lilybaion’dan itibaren ise, bir Hellen kenti olan Himera bulunur, Himera kentinden sonra ise, Lipara Adası vardır; ardından bir Hellen kenti ve limanı olan Mylai gelir. Mylai’dan itibaren Lipara Adası’na deniz yolculuğu yarım gün sürer [Sicilya üçgen şeklindedir; adanın herbir kenarı ise yaklaşık bin beş yüz stadia’dır].Buradan rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum. Rhegion’dan itibaren şu kentler vardır: Lokroi, Kaulonia, Kroton, Hera’nın Lakinion Tapınağı ve Odysseus’un Kalypso’nun yanında yaşadığı Kalypso Adası; Krathis Irmağı, Sybaris ve Thouria kenti. Leukania Bölgesi’ndeki Hellenler bunlardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">14. ΙΑΠΥΓΙΑ. Μετὰ δὲ τὴν Λευκανίαν Ἰάπυγές εἰσιν ἔθνος μέχρι Ὠρίωνος ὄρους τοῦ ἐν τῷ κόλπῳ τῷ Ἀδρίᾳ. Παράπλους παρὰ τὴν Ἰαπυγίαν ἓξ ἡμερῶν καὶ ἓξ νυκτῶν. Ἐν δὲ τῇ Ἰαπυγίᾳ οἰκοῦσιν Ἕλληνες, καὶ πόλεις εἰσὶν αἵδε• Ἡράκλειον, Μεταπόντιον, Τάρας καὶ λιμὴν Ὑδροῦς ἐπὶ τῷ τοῦ Ἀδρίου ἢ τῷ τοῦ Ἰονίου κόλπου στόματι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">14. IAPYGIA. Leukania Bölgesi’nden sonra, Iapygia halkı Adriyatik Körfezi’ndeki Orion Dağı’na kadarki alanda ikamet ederler. Iapygia teritoryumu sahili boyunca deniz seyahati altı gün ve altı gece sürer. Iapygia Bölgesi’nde Hellenler de ikamet ederler ve kentleri şunlardır: Herakleion, Metapontion, Taras (= Tarentum) ile Adriyatik ya da Ionios Körfezi’nin ağzı üzerindeki Hydrous Limanı.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">15. ΣΑΥΝΙΤΑΙ. Μετὰ δὲ Ἰάπυγας ἀπὸ Ὠρίωνος Σαυνῖται ἔθνος ἐστίν [Ἐν δὲ τούτῳ τῷ ἔθνει γλῶσσαι ἤτοι στόματα τάδε• Λατέρνιοι, Ὀπικοὶ, Κραμόνες, Βορεοντῖνοι, Πευκετιεῖς], διήκοντες ἀπὸ τοῦ Τυρσηνικοῦ πελάγους εἰς τὸν Ἀδρίαν. Παράπλους τῆς Σαυνίτιδος χώρας ἡμερῶν δύο καὶ νυκτός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">15. SAUNITAI [Samnitler]. Iapygia Bölgesi’nden ve Orion Dağı’ndan sonra, Samnit halkı gelir. [Bu bölgede ikamet eden halklar içinde kullanılan diller, daha doğrusu ağızlar şunlardır: Laternioi, Opikoi, Kramones, Boreontinoi, Peuketieis], bunlar Tiren Denizi’nden itibaren Adriyatik Körfezi’ne kadar uzanırlar. Samnit teritoryumunun sahil boyunca deniz seyahati iki gün ve bir gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">16. ΟΜΒΡΙΚΟΙ. Μετὰ δὲ Σαυνίτας ἔθνος ἐστὶν Ὀμβρικοὶ, καὶ πόλις ἐν αὐτῇ Ἀγκών ἐστι. Τοῦτο δὲ τὸ ἔθνος τιμᾷ Διομήδην, εὐεργετηθὲν ὑπ᾽ αὐτοῦ• καὶ ἱερόν ἐστιν αὐτοῦ. Παράπλους δὲ τῆς Ὀμβρικῆς ἐστὶν ἡμερῶν δύο καὶ νυκτός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">16. OMBRIKOI [Umbrialılar]. Samnitlerden sonra, Umbria halkı ve burada Ankon (= Ankona) kenti vardır. Bu halk, hayırhahlıkta bulunduğu için Diomedes’i onurlandırır; hatta onun adına bir tapınak inşa etmişlerdir. Umbria boyunca deniz seyahati iki gün ve bir gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">17. ΤΥΡΡΗΝΟΙ. Μετὰ δὲ τὸ Ὀμβρικὸν Τυρρηνοί. Διήκουσι δὲ καὶ οὗτοι ἀπὸ τοῦ Τυρρηνικοῦ πελάγους ἔξωθεν εἰς τὸν Ἀδρίαν• καὶ πόλις ἐν αὐτῇ Ἑλληνὶς [Σπῖνα], καὶ ποταμός• καὶ ἀνάπλους εἰς τὴν πόλιν κατὰ ποταμὸν ὡς κʹ σταδίων. Καί ἐστιν ἐπὶ αὐτῆς ἀπὸ Πίσης πόλεως ὁδὸς ἡμερῶν τριῶν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">17. TYRRHENOI [Tirenler]. Umbrialılardan sonra, Tiren halkı gelir. Bu halkın toprakları Tiren Denizi dışından Adriyatik Denizi’ne kadar uzanır; ayrıca burada [Umbria teritoryumunun hemen yanında] Hellenlerin [Spina] kenti ve ırmağı vardır: Irmak boyunca yukarıya, bu kente doğru gemi seyahati yaklaşık yirmi stadia’dır. Buradan itibaren [Tiren Denizi kıyısındaki] Pise kentine kara yolculuğu üç gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">18. ΚΕΛΤΟΙ. Μετὰ δὲ Τυρρηνούς εἰσι Κελτοὶ ἔθνος, ἀπολειφθέντες τῆς στρατείας, ἐπὶ στενῶν μέχρι Ἀδρίου [διήκοντες]. Ἐνταῦθα δέ ἐστιν ὁ μυχὸς τοῦ Ἀδρίου κόλπου.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">18. KELTOI [Keltler]. Tirenlerden sonra, seferlerde geride kalmış Keltler bulunur, bunlar Adriyatik’e kadar uzanan dar geçitlerde ikamet ederler. Burası Adriyatik Körfezi’nin en iç kısmıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">19. ΕΝΕΤΟΙ. Μετὰ δὲ Κελτοὺς Ἐνετοί εἰσιν ἔθνος, καὶ ποταμὸς Ἠριδανὸς ἐν αὐτοῖς. Ἐντεῦθεν δὲ παράπλους ἐστὶν ἡμέρας μιᾶς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">19. ENETOI [Enetler]. Keltlerden sonra, Enet halkı ve onların topraklarındaki (Adriyatik’e akan) Eridanos Irmağı gelir. Buradan [Enet teritoryumu boyunca] deniz seyahati bir gündür.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">20. ΙΣΤΡΟΙ. Μετὰ δὲ Ἐνέτους εἰσὶν Ἴστροι ἔθνος, καὶ ποταμὸς Ἴστρος. Οὗτος ὁ ποταμὸς καὶ εἰς τὸν Πόντον ἐκβάλλει ἐνδιεσκευνῶς εἰς Αἴγυπτον. Παράπλους δὲ τῆς Ἰστριανῶν χώρας ἡμέρας καὶ νυκτός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">20. ISTROI. Enetlerden sonra, Istria halkı ve Istros [= Tuna] Irmağı gelir. Bu ırmak ise Mısır istikametinde, Karadeniz’e dökülür. Istria teritoryumu boyunca deniz seyahati bir gün ve gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">21. ΛΙΒΥΡΝΟΙ. Μετὰ δὲ Ἴστρους Λιβυρνοί εἰσιν ἔθνος. Ἐν δὲ τούτῳ τῷ ἔθνει πόλεις εἰσὶ παρὰ θάλατταν Λιὰς, Ἴδασσα, Ἀττιενίτης, Δυύρτα, Ἀλουψοὶ, Ὀλσοὶ, Πεδῆται, Ἡμίονοι. Οὗτοι γυναικοκρατοῦνται καὶ εἰσὶν αἱ γυναῖκες ἀνδρῶν ἐλευθέρων• μίσγονται δὲ τοῖς ἑαυτῶν δούλοις καὶ τοῖς πλησιοχώροις ἀνδράσι. Κατὰ ταύτην τὴν χώραν αἵδε νῆσοί εἰσιν, ὧν ἔχω εἰπεῖν τὰ ὀνόματα (εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι ἀνώνυμοι πολλαί)• Ἴστρις νῆσος σταδίων τιʹ, πλάτος δὲ ρκʹ• Ἠλεκτρίδες, Μεντορίδες. Αὗται δὲ αἱ νῆσοί εἰσι μεγάλαι. Καταρβάτης ποταμός. Παράπλους τῆς Λιβυρνίδος χώρας ἡμερῶν δύο.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">21. LIBYRNOI. Istroi’dan sonra, Libyrnoi halkı vardır. Bu halkın [kurmuş olduğu] kentlerin [hepsi]; Lias, Idassa, Attienites, Dyÿrta, Aloupsoi, Olsoi, Pedetai, Hemionoi, deniz kıyısındadır. Bunlar kadınlar tarafından yönetilirler ve kadınlar erkeklerden bağımsızdırlar; bunlar kendi köleleri bazen de komşu yörelerdeki erkeklerle ilişki içindedirler. Bu bölge boyunca yer alan adaların isimlerini ben daha önce söyledim, (bunlardan başka bu civarda ismi olmayan birçok ada daha vardır): Istris Adası üç yüz on stadia [uzunluğunda], yüz yirmi stadia genişliğindedir: Elektrides ve Mentorides ise, büyük adalardır. [Ardından] Katarbates Irmağı gelir. Libyrnoi teritoryumu boyunca deniz seyahati iki gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">22. ΙΛΛΥΡΙΟΙ. Μετὰ δὲ Λιβυρνούς εἰσιν Ἰλλυριοὶ ἔθνος, καὶ παροικοῦσιν οἱ Ἰλλυριοὶ παρὰ θάλατταν μέχρι Χαονίας τῆς κατὰ Κέρκυραν τὴν Ἀλκινόου νῆσον. Καὶ πόλις ἐστὶν Ἑλληνὶς ἐνταῦθα, ᾗ ὄνομα Ἡράκλεια, καὶ λιμήν. Εἰσὶ δὲ καὶ οἱ λωτοφάγοι καλούμενοι βάρβαροι οἵδε• Ἱεραστάμναι, Βουλινοὶ (Ὑλλινοί)• Βουλινῶν ὁμοτέρμονες Ὕλλοι. Οὗτοι δέ φασιν Ὕλλον τὸν Ἡρακλέους αὐτοὺς κατοικίσαι• εἰσὶ δὲ βάρβαροι. Κατοικοῦσι δὲ χερρόνησον ὀλίγῳ ἐλάσσω τῆς Πελοποννήσου. Ἀπὸ δὲ χερρονήσου παραστόνιον * ὀρθόν• ταύτην παροικοῦσι Βουλινοί. Βουλινοὶ δ᾽ εἰσὶν ἔθνος Ἰλλυρικόν. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ τῆς Βουλινῶν χώρας ἡμέρας μακρᾶς ἐπὶ Νέστον ποταμόν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">22. ILLYRIOI [İliryialılar]. Libyrnoi’dan sonra, İlirya halkı gelir. İliryalılar, Alkinoos’un adası Kerkyra’nın karşısındaki Khaonia’ya kadarki sahillerdeki deniz kıyısında otururlar. Burada ayrıca Herakleia adında bir Hellen kenti ve limanı vardır. Lotusyiyicileri olarak adlandırılan barbarlar ise şunlardır: Hierastamnai, Boulinoi (Hyllinoi) ile Boulinoi’un akrabaları Hylloi. Bunlar buraya kendilerini Herakles’in oğlu Hyllos’un koloni kurmak üzere yerleştirdiğini söylemelerine karşın; barbardırlar. Bunların ikamet ettikleri yarımada Peloponnesos Yarımadası’ndan biraz daha küçüktür. Yarımadadan itibaren [önlerinde adalar] uzanır; bu yarımadanın sahil şeridini Boulinoi kavmi iskan eder. Zira Boulinoi kavmi de İlirya halklarından-dır. Boulinoi teritoryumu boyunca Nestos Irmağı’na kadarki deniz seyahati bir gün boyunca sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">23. ΝΕΣΤΟΙ. Ἀπὸ δὲ Νέστου πλοῦς ἐστὶ κολπώδης. Καλεῖται δὲ Μανιὸς ἅπας οὗτος ὁ κόλπος. Παράπλους δέ ἐστιν ἡμέρας μιᾶς. Εἰσὶ δὲ ἐν τούτῳ τῷ κόλπῳ νῆσοι, Προτερὰς, Κρατειαὶ, Ὀλύντα. Αὗται δὲ ἀπ᾽ ἀλλήλων ἀπέχουσι στάδια βʹ, ἢ ὀλίγῳ πλέον, κατὰ Φάρον καὶ Ἴσσαν. Ἐνταῦθα γάρ ἐστι νέος Φάρος, νῆσος Ἑλληνὶς, καὶ Ἴσσα νῆσος, καὶ πόλεις Ἑλληνίδες αὗται. Πρὶν ἐπὶ τὸν Νάρωνα ποταμὸν παρα πλεῦσαι πολλὴ χώρα ἀνήκει σφόδρα εἰς θάλασσαν. Καὶ νῆσος τῆς παραλίας χώρας ἐγγὺς, ᾗ ὄνομα Μελίτη, καὶ ἑτέρα νῆσος ἐγγὺς ταύτης, ᾗ ὄνομα Κέρκυρα ἡ μέλαινα• καὶ ἐκτρέχει τῷ ἑνὶ τῶν ἀκρωτηρίων νῆσος αὕτη τῆς παραλίας χώρας σφόδρα, τῷ δὲ ἑτέρῳ ἀκρωτηρίῳ καθήκει ἐπὶ τὸν Νάρωνα ποταμόν. Ἀπὸ δὲ τῆς Μελίτης ἀπέχει στάδια κʹ, τῆς δὲ παραλίας χώρας ἀπέχει στάδια ηʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">23. NESTIALILAR. Nestos’tan itibaren bir körfez içine yelken açılır. Bütün bu körfez Manios olarak adlandırılır. Buranın sahili boyunca deniz seyahati bir gün sürer. Bu körfez içinde Proteras, Krateiai ve Olynta adaları yer alır. Zira burada Pharos ve Issa (Lissa) adaları yer alır ve bu adalarının birbirine uzaklığı iki stadia ya da biraz daha fazladır. Zira burada Hellenlerin Yeni Pharos ile Issa adaları ve içlerinde Hellen kentleri vardır. Sahil boyunca Naron Irmağı’na kadar yelken açmadan önce, çok miktarda kara parçası denizin içlerine doğru uzanır. Ayrıca burada sahilin çok yakınında Melite adında bir ada vardır. Bir de bu adanın hemen yanında Siyah Kerkyra adında diğer bir ada yer alır; bu ada sahildeki burunların önünde karayla aynı istikamette uzanır; diğer bir kıstak ise, Naron Irmağı’nın önünde aşağı doğru ilerler. Melite’den itibaren uzaklığı yirmi stadia’dır; sahil şeridinden mesafesi ise sekiz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">24. ΜΑΝΙΟΙ. Ἀπὸ δὲ Νέστων ἐστὶν ὁ Νάρων ποταμός• ὁ δὲ εἴσπλους ὁ εἰς τὸν Νάρωνά ἐστιν οὐ στενός• εἰσπλεῖ δὲ εἰς αὐτὸν καὶ τριήρης, καὶ πλοῖα εἰς τὸ ἄνω ἐμπόριον, ἀπέχον ἀπὸ θαλάσσης στάδια πʹ. Οὗτοι δέ εἰσιν Ἰλλυριοὶ ἔθνος Μανιοί. Λίμνη δ᾽ ἐστὶ τὸ εἴσω τοῦ ἐμπορίου μεγάλη, καὶ ἀνήκει ἡ λίμνη εἰς Αὐταριάτας, ἔθνος Ἰλλυρικόν. Καὶ νῆσος ἐν τῇ λίμνῃ ἔνεστι σταδίων ρκʹ• ἡ δὲ νῆσος αὕτη ἐστὶν εὐγέωργος σφόδρα. Ἀπὸ δὲ ταύτης τῆς λίμνης ὁ Νάρων ποταμὸς ἀπορρεῖ. Καὶ ἀπὸ τοῦ Νάρωνος ἐπὶ τὸν Ἀρίωνα ποταμὸν ἡμέρας ἐστὶ πλοῦς• ἀπὸ δὲ τοῦ Ἀρίωνος ποταμοῦ [ἐπὶ τὸν Ῥιζοῦντα ποταμὸν] πλοῦς ἡμέρας ἥμισυ• καὶ Κάδμου καὶ Ἁρμονίας οἱ λίθοι εἰσὶν ἐνταῦθα, καὶ ἱερὸν [οὐκ] ἄπωθεν τοῦ Ῥιζοῦντος ποταμοῦ. Ἀπὸ δὲ τοῦ Ῥιζοῦντος ποταμοῦ εἰς Βουθόην ὁ πλοῦς* καὶ τὸ ἐμπόριον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">24. MANIOI. Nestialılardan sonra, Naron Irmağı vardır; Naron’un iç kısımlarına doğru gemiyle kolaylıkla yelken açılır [zira ırmak dar değildir]; hatta üç sıra kürekli savaş gemileri bile bu ırmağa kolaylıkla girebilir; ayrıca yük gemileri denizden seksen stadia uzaklıktaki bir ticaret merkezine kadar bu ırmak boyunca ilerleyebilirler. Bu insanlar ise, İliryalıların Manioi halkına dahildirler. Ticaret merkezinin iç kısımlarında büyük bir göl vardır ve bu göl diğer bir İlirya halkı olan Autariatai kavminin topraklarına doğru uzanır. Bu göl içinde yüz yirmi stadia büyüklüğünde bir ada bulunur ve bu ada tarıma son derece elverişlidir. Naron Irmağı bu gölden doğar. Ayrıca Naron’dan Arion Irmağı’na bir günlük gemi yolculuğu sonucunda ulaşılır: Arion’dan [Rhizous Irmağı’na kadar] yarım günde yelken açılır; ayrıca Kadmos’un ve Harmonia’nın taşları buradadır; tapınak ise, Rhizous Irmağı’ndan uzakta [değildir]. Rhizous Irmağı’ndan Bouthoe’ye ve ticaret merkezine doğru yelken açmak […. gün ya da …stadia’dır].</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">25. ΕΓΧΕΛΕΙΣ. Ἰλλυριῶν ἔθνος εἰσὶν οἱ Ἐγχελεῖς, ἐχόμενοι τοῦ Ῥιζοῦντος. Ἐκ Βουθόης δὲ εἰς Ἐπίδαμνον, πόλιν Ἑλληνίδα, πλοῦς ἡμέρας καὶ νυκτὸς, ὁδὸς δὲ τριῶν ἡμερῶν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">25. ENKHELEIS. Enkheleis kavmi, Rhizous’a komşu bir İlirya halkıdır. Bouthoe’den bir Hellen kenti Epidamnos’a bir gün ve gecede yelken açılır, karadan ise üç günde gidilir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">26. ΤΑΥΛΑΝΤΙΟΙ. Ταυλαντίων δέ ἐστι τὸ Ἰλλυρικὸν ἔθνος, ἐν ᾧ ἡ Ἐπίδαμνός ἐστι, καὶ ποταμὸς παρὰ τὴν πόλιν παραρρεῖ, ᾧ ὄνομα Πάλαμνος. Ἐκ δὲ Ἐπιδάμνου εἰς Ἀπολλωνίαν πόλιν Ἑλληνίδα ὁδὸς ἡμερῶν δύο. Ἡ δὲ Ἀπολλωνία ἀπὸ τῆς θαλάττης ἀπέχει στάδια νʹ, καὶ ποταμὸς Αἴας παραρρεῖ τὴν πόλιν. Ἀπὸ δὲ Ἀπολλωνίας εἰς Ἀμαντίαν ἐστὶ στάδια τκʹ. [Καὶ ὁ Αἴας ποταμὸς ἀπὸ τοῦ Πίνδου ὄρους παρὰ τὴν Ἀπολλωνίαν παραρρεῖ]. Πρὸς [δ᾽ Ἀμαντίας] εἴσω μᾶλλον εἰς τὸν Ἰόνιον Ὠρικός. Τῆς Ὠρικίας καθήκει εἰς θάλατταν στάδια πʹ, τῆς δὲ Ἀμαντίας στάδια ξʹ. Ἅπασιν ὅμοροι ἐν μεσογείᾳ Ἀτιντᾶνες ὑπὲρ τῆς Ὠρικίας καὶ Καρίας * μέχρι Δωδωνίας. [Ἐν τῇ Κέστριδι χώρᾳ εἶναι λέγεται πεδίον, ὄνομα Ἐρύθεια. Ἐν ταῦθα ὁ Γηρυόνης λέγεται ἥκειν, καὶ τοὺς βοῦς βουκολεῖν.] Κατὰ ταῦτά ἐστι τὰ Κεραύνια ὄρη ἐν τῇ Ἠπείρῳ, καὶ νῆσος παρὰ ταῦτά ἐστι μικρὰ, ᾗ ὄνομα Σάσων. Ἐντεῦθεν εἰς Ὠρικὸν πόλιν ἐστὶ παράπλους ἡμέρας τρίτον μέρος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">26. TAULANTIOI. Taulantioi kavmi de İlirya halkındandır. Epidamnos, Taulantia topraklarındadır ve bu kentin yanından Palamnos adı verilen bir ırmak akar. Epidamnos’tan Hellen kenti Apollonia’ya karadan iki günde gidilir. Apollonia, denizden elli stadia içeride kurulmuştur ve kentin hemen yanından Aias Irmağı akar. Apollonia’dan itibaren Amantia kentine üç yüz yirmi stadia mesafe vardır. [Ayrıca Aias Irmağı, Pindos Dağı’ndan süzülerek Apollonia kenti önlerinden akar.] [Amantia kenti] ise, Ionios Körfezi’ne doğru Orikos’un daha iç kısımlarındadır. Orikos’tan aşağı deniz istikametine doğru, seksen stadia, Amantia’dan ise altmış stadia’da inilir. Bütün bunlarla birlikte Atintanes halkı iç kesimde, Orikos’un ve Karia’nın (= Khaonia) üzerinde Dodona’ya kadar ortak sınırlara sahiptir. [Kestris] teritoryumunun içinde Erythreia adında bir ova olduğu söylenir. Geryones’in buraya geldiği ve sığırlarını otlattığı rivayet edilir. Bu yerlerin aşağısında, Epeiros’ta Keraunia Dağları vardır ve bu yerlerin yakınında Sason adında küçük bir ada yer alır. Buradan Orikos kentine sahil boyunca deniz seyahati, günün üçte biri kadar sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">27. (ΩΡΙΚΟΙ. Οἱ δὲ Ὠρικοὶ κατοικοῦσι τῆς Ἀμαντίας χώρας). Οἱ δὲ (Ἀμαντιεῖς) εἰσὶ μέχρι ἐνταῦθα Ἰλλυριοὶ ἀπὸ Βουλινῶν. Τὸ δὲ στόμα τοῦ Ἰονίου κόλπου ἐστὶν ἀπὸ Κεραυνίων ὀρῶν μέχρι ἄκρας Ἰαπυγίας. Ἐπὶ δὲ Ὑδρόεντα πόλιν ἐν τῇ Ἰαπυγίᾳ ἀπὸ τῶν Κεραυνίων στάδια τοῦ διάπλου ὡς φʹ, [ὅ] ἐστι τὸ στόμα τοῦ κόλπου• τὰ δὲ ἐντὸς ὁ Ἰόνιος. Λιμένες εἰσὶ πολλοὶ ἐν τῷ Ἀδρίᾳ• Τὸ δὲ αὐτὸ Ἀδρίας ἐστὶ καὶ Ἰόνιος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">27. ORIKOI. Orikoi kavmi ise, Amantia teritoryumunda koloni kurmuşlardır). Boulinoi’dan itibaren buraya; Amantialıların yaşadığı yere kadarki bölgede İlirya halkları ikamet ederler. Keraunia Dağları’ndan itibaren Iapygia Burnu’na kadarki alanda Ionios Körfezi’nin ağzı vardır. Keraunia’dan itibaren Iapygia yöresindeki, Ionios Körfezi’nin içindeki yerleşimlerden biri olan, körfezin ağzındaki Hydroeis kenti istikametine deniz seyahati ise yaklaşık beş yüz stadia’dır. Adriyatik Denizi’nde birçok liman vardır; hem Adriyatik hem de Ionios Körfezi aynı yerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">28. ΧΑΟΝΕΣ. Μετὰ δὲ Ἰλλυριοὺς Χάονες. Ἡ δὲ Χαονία ἐστὶν εὐλίμενος• οἰκοῦσι δὲ κατὰ κώμας οἱ Χάονες. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ Χαονίας ἥμισυ ἡμέρας.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">28. KHAONES. İliryalılardan sonra, Khaonia halkı vardır. Khaonia iyi limanlara sahiptir; Khaonialılar köylerde otururlar. Khaonia teritoryumu boyunca deniz seyahati yarım gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">29. ΚΟΡΚΥΡΑ. Κατὰ δὲ Χαονίαν νῆσός ἐστι Κόρκυρα, καὶ πόλις Ἑλληνὶς ἐν αὐτῇ, λιμένας ἔχουσα τρεῖς κατὰ τὴν πόλιν• τούτων ὁ εἷς κλειστός. Ἐπιβάλλει δὲ Κόρκυρα καὶ ἐπὶ τὴν Θεσπρωτίαν πλεῖον ἢ ἐπὶ τὴν Χαονίαν. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">29. KORKYRA. Khaonia’nın yanında Korkyra Adası ve ada içinde Hellen kenti vardır; kentin hemen dibinde ise üç tane liman bulunur ve bu limanlardan biri kapanabilirdir. Korkyra Khaonia’dan daha çok Thesprotia’ya bağlıdır. Buradan rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">30. ΘΕΣΠΡΩΤΟΙ. Μετὰ δὲ Χαονίαν Θεσπρωτοί εἰσιν ἔθνος. Οἰκοῦσι δὲ καὶ οὗτοι κατὰ κώμας• ἔστι δὲ καὶ αὕτη εὐλίμενος. Ἐνταῦθά ἐστι λιμὴν, ᾧ ὄνομα Ἐλαία. Εἰς τοῦτον τὸν λιμένα ποταμὸς ἐξίησιν Ἀχέρων• καὶ λίμνη Ἀχερουσία, ἐξ ἧς ὁ Ἀχέρων ῥεῖ ποταμός. Παράπλους δὲ τῆς Θεσπρωτίας ἥμισυ ἡμέρας.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">30. THESPROTOI. Khaonia’dan sonra, Thesprotia halkı gelir. Bu insanlar da köylerde ikamet ederler; onların ülkesi de elverişli limanlara sahiptir. Burada Eleia adında bir liman yer alır. Bu limana Akheron Irmağı dökülür; ayrıca burada Akherousia Gölü vardır ve Akheron bu gölden doğar. Thesprotia teritoryumu boyunca deniz seyahati yarım gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">31. ΚΑΣΣΩΠΟΙ. Μετὰ δὲ Θεσπρωτίαν Κασσωπία ἐστὶν ἔθνος. Οἰκοῦσι δὲ καὶ οὗτοι κατὰ κώμας. Παροικοῦσι δὲ οὗτοι ἕως εἰς τὸν Ἀνακτορικὸν κόλπον. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ τῆς Κασσωπῶν χώρας ἥμισυ ἡμέρας. Μικρῷ δὲ ἐλάττων ὁ Ἀνακτορικὸς κόλπος ἐστὶν ἀπὸ τοῦ στόματος ἕως εἰς τὸν μυχὸν σταδίων ρκʹ. Τὸ δὲ στόμα εὖρος σταδίων δʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">31. KASSOPOI. Thesprotia’dan sonra, Kassopia halkı vardır. Bu insanlar da köylerde otururlar. Bunlar Anaktorikos Körfezi’ne kadarki sahil kesiminde ikamet ederler. Kas-sopialıların teritoryumu boyunca deniz seyahati yarım gün sürer. Anaktorikos Körfezi ağzından itibaren en iç kesimlerine kadar yüz yirmi stadia’dan biraz daha az mesafe vardır. Ağzın genişliği ise dört stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">32. ΜΟΛΟΤΤΙΑ. Μετὰ δὲ Κασσωπίαν Μολοττοί εἰσιν ἔθνος. Οἰκοῦσι δὲ οὗτοι κατὰ κώμας• καθήκουσι δὲ κατὰ μικρὸν ἐνταῦθα ἐπὶ τὴν θάλατταν, εἰς μεσογείαν δὲ πολλῇ. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ τῆς Μολοττίας χώρας σταδίων μʹ•</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">32. MOLOTTIA [Molossia]. Kas-sopia’dan sonra, Molottia halkı gelir. Bu insanlar da köylerde otururlar; bunların çok azı deniz kıyısında araziye sahiptir, yöre sakinlerinin büyük bir bölümü iç kesimlerde ikamet ederler. Molottia teritoryumu boyunca deniz seyahati kırk stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">33. ΑΜΒΡΑΚΙΑ. Μετὰ δὲ Μολοττίαν Ἀμβρακία πόλις Ἑλληνίς• ἀπέχει δὲ αὕτη ἀπὸ θαλάττης στάδια πʹ. Ἔστι δὲ καὶ ἐπὶ θαλάττης τεῖχος καὶ λιμὴν κλειστός. Ἐντεῦθεν ἄρχεται ἡ Ἑλλὰς συνεχὴς εἶναι μέχρι Πηνειοῦ ποταμοῦ καὶ Ὁμολίου Μαγνητικῆς πόλεως, ἥ ἐστι παρὰ τὸν ποταμόν. Παράπλους δὲ τῆς Ἀμβρακίας σταδίων ρκʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">33. AMBRAKIA. Molottia’dan son-ra, denizden seksen stadia uzaklıktaki Hellen kenti Ambrakia vardır. Denizin hemen kenarında ise, bir kale ve kapanabilir bir liman yer alır. Buradan itibaren Hellas başlar ve Peneios Irmağı ile bu ırmağın kena-rında yer alan Magnesia Bölgesi’ndeki Homolion kentine kadar devam eder. Ambrakia teritoryumu boyunca deniz seyahati yüz yirmi sta-dia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">34. ΑΚΑΡΝΑΝΙΑ. Μετὰ δὲ Ἀμβρακίαν Ἀκαρνανία ἔθνος ἐστὶ, καὶ πρώτη πόλις αὐτόθι Ἄργος τὸ Ἀμφιλοχικὸν καὶ Ἀνακτόριον καὶ λιμὴν, καὶ ἔξω τοῦ Ἀνακτορικοῦ κόλπου αἵδε• Ἀκτὴ καὶ πόλις Λευκὰς καὶ λιμήν• αὕτη ἀνέχει ἐπὶ τὸν Λευκάταν, ὅ ἐστιν ἀκρωτήριον πόρρωθεν ἐν τῇ θαλάττῃ. Αὕτη ἡ πόλις τὸ πρὶν καὶ Ἐπιλευκάδιοι ὠνομάζοντο. Ἀκαρνᾶνες δὲ στασιάσαντες ἔλαβον ἐκ Κορίνθου ἐποίκους χιλίους• οἱ δὲ ἔποικοι ἀποκτείναντες, τούτων τὴν χώραν αὐτοὶ ἔχουσιν. Αὕτη δ᾽ ἐστὶ νῦν νῆσος τὸν ἰσθμὸν ἀποτεταφρευμένη [Εὔριπος Διόρυκτος ἐν τῷ ἰσθμῷ]. Μετὰ δὲ ταῦτα πόλις Φαρὰ καὶ κατὰ ταῦτα νῆσός ἐστιν Ἰθάκη, καὶ πόλις καὶ λιμήν• μετὰ ταῦτα νῆσος Κεφαληνία. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἀπέλιπον. Μετὰ ταῦτα πόλις Ἀλυζία, καὶ κατὰ ταύτην νῆσος Κάρνος, καὶ πόλις Ἀστακὸς καὶ λιμὴν καὶ ποταμὸς Ἀχελῷος καὶ Οἰνιάδαι πόλις• καὶ εἰς ταύτας (τὰς πόλεις) ἀνάπλους ἐστὶ κατὰ τὸν Ἀχελῷον. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις Ἀκαρνάνων ἐν μεσογείᾳ. Παράπλους δὲ Ἀκαρνανίας ἐστὶν ἡμερῶν δύο. Ἡ δὲ Ἀκαρνανία ἐστὶ πᾶσα εὐλίμενος• καὶ κατὰ ταῦτα νῆσοι παράκεινται πολλαὶ, ἃς ὁ Ἀχελῷος προσχωννύων ἤπειρον ποιεῖ. Καλοῦνται Ἐχινάδες αἱ νῆσοι• εἰσὶ δὲ ἔρημοι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">34. AKARNANIA. Ambrakia’dan sonra Akarnania halkı gelir. Buradaki ilk kent ise, Amphilokhia Argo-su’dur. Anaktotion ve limanı ile Anaktorion Körfezi dışındaki kentler şunlardır: Akte ile Leukas kenti ve limanı vardır; bu (kent) denizin içle-rine kadar ilerleyen bir burun olan Leukatas’a doğru devam eder. Aynı kent (Leukas) daha önceleri Epileukadioi olarak adlandırılırdı. Zira Akarnanialılar, isyan ettikten sonra Korinthos’tan bin kadar kolonist aldılar, bu kolonistler de (onları) vahşice öldürdükten sonra bunların topraklarına onlar sahip oldular. Bu kent şimdi kıstakta bir adadır [Euri-pos Dioryktos kıstağında] anakaradan ayrılmıştır. Bu yerlerin ardından Phara kenti gelir ve onun hemen yanında Ithake Adası, kenti ve limanı gelir; bunlardan sonra ise Kephalenia Adası’na gelinir. Buradan tekrar anakaraya, bıraktığım yere dönüyorum. Bu yerleşimlerin ardından, Aly-zia kenti ve onun hemen yanında Karnos Adası, Astakos kenti ve limanı, Akheloos Irmağı, Oiniadai kenti yer alır; bu yerlere (kentlere) Akheloos boyunca nehir yukarı yelken açılarak ulaşılır. İç bölgede ayrıca Akarnanialıların başka kentleri de vardır. Akarnania teritoryumu boyun-ca deniz seyahati iki gün sürer. Akarnania birçok iyi/elverişli limana sahiptir; ayrıca bu limanların yakınlarında Akheloos Irmağı’nın getirdiği killerle anakarayla birleştirdiği, birçok ada bulunur. Bu adalar Ekhinades olarak adlandırılırlar ve terk edilmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">35. ΑΙΤΩΛΙΑ. Μετὰ δὲ Ἀκαρνανίαν Αἰτωλία ἐστὶν ἔθνος, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ εἰσὶν αἵδε• Καλυδὼν, Ἁλίκαρνα, Μολύκρεια• καὶ ὁ Δελφικὸς κόλπος• στόμα δὲ τοῦ κόλπου ἐστὶ στάδια ιʹ, καὶ ἐπ᾽ αὐτοῦ ἱερόν• καὶ Ναύπακτος πόλις• καὶ ἐπ᾽ αὐτῇ πόλεις εἰσὶν ἄλλαι πολλαὶ Αἰτωλοῖς ἐν μεσογείᾳ. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ τῆς Αἰτωλίας ἡμέρας μιᾶς. Ἡ δὲ Αἰτωλία παρήκει τὴν Λοκρίδα πᾶσαν ἀπὸ μεσογείας μέχρι Αἰνιανῶν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">35. AITOLIA. Akarnania’dan sonra, Aitolia halkı gelir ve Aitolia Bölgesi’nde şu kentler yer alır: Kalydon, Halikarna, Molykreia; ayrıca burada ağzı on stadia genişliğinde olan Delphikos Körfezi vardır. Buranın hemen üzerinde bir tapınak yer alır. Naupaktos kenti ile bu kentin üzerinde, iç kesimde de birçok başka Ai-tolia kenti bulunur. Aitolia teritoryumu boyunca deniz seyahati bir gün sürer. Aitolia Bölgesi iç kesimlerde ise bütün Lokris Bölgesi ile Ainia-nialıların ülkesine kadar uzanır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">36. ΛΟΚΡΟΙ. Μετὰ δὲ Αἰτωλοὺς Λοκροί εἰσιν ἔθνος, ἐν οἷς εἰσὶν Ὀζόλαι καλούμενοι, καὶ πόλεις αἵδε• Εὐάνθις, Ἄμφισσα. Εἰσὶ δὲ καὶ τούτοις πόλεις ἐν μεσογείᾳ. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ τῆς Λοκρῶν χώρας τὸ ἥμισυ ἡμέρας.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">36. LOKRISLİLER. Aitolialılardan sonra, Ozolai olarak da adlandırılan, Lokris halkı gelir ve kentleri şun-lardır: Euanthis ve Amphissa. Bu insanların da iç kesimlerde kentleri vardır. Lokris teritoryumu boyunca deniz seyahati yarım gündür.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">37. ΦΩΚΕΙΣ. Μετὰ δὲ Λοκρούς εἰσιν Φωκεῖς ἔθνος κατὰ τὸ Κιρραῖον πεδίον, καὶ τὸ ἱερὸν τοῦ Ἀπόλλωνος καὶ Δελφοὶ πόλις καὶ Ἀντίκυρα πόλις, οὗ βέλτιστα ἑλλεβορίζονται. Παράπλους δὲ τῆς Φωκέων χώρας ἥμισυ ἡμέρας.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">37. PHOKISLİLER. Lokrislilerden sonra, Kirrhaion Ovası yanındaki Phokis halkı gelir. Bölgede Apollon Tapınağı, Delphoi kenti ve en iyi helleborus (karaca ot/patlak otu) teda-visinin yapıldığı Antikyra kenti yer alır. Phokis teritoryumu boyunca deniz seyahati yarım gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">38. ΒΟΙΩΤΟΙ. Μετὰ δὲ Φωκεῖς Βοιωτοί εἰσιν ἔθνος, καὶ πόλεις αἵδε• Κορσιαὶ, Σίφαι καὶ λιμὴν, Εὔτρητος καὶ τεῖχος Βοιωτῶν. Παράπλους δὲ τῆς Βοιωτίας ἥμισυ ἡμέρας ἔλαττον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">38. BOIOTIALILAR. Phokislilerden sonra, Boiotia halkı gelir. Bölgedeki kentler şunlardır: Korsiai, Siphai kenti ve limanı, Eutretos ve Boiotialıların suru. Boiotia teritoryumu bo-yunca deniz seyahati yarım günden biraz daha az sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">39. ΜΕΓΑΡΕΙΣ. Μετὰ δὲ Βοιωτοὺς Μεγαρεῖς εἰσὶν ἔθνος, καὶ πόλεις αἵδε• Αἰγόσθενα, Πηγαὶ, τεῖχος Γεράνεια, Ἄρις. Παράπλους δὲ τῆς Μεγαρέων χώρας στάδια ρʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">39. MEGARALILAR. Boiotialıların ardından Megara halkı vardır. Bölgedeki kentler şunlardır: Aigosthena, Pegai, Geraneia Suru ve Aris. Megara teritoryumu boyunca deniz seya-hati yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">40. ΚΟΡΙΝΘΟΣ. Μετὰ δὲ Μεγαρεῖς ἡ Κόρινθος πόλις καὶ ἱερὸν, Λέχαιον, Ἰσθμός. Ἐντεῦθεν ἤδη ἄρχεται ἡ Πελοπόννησος. Ἔστι δ᾽ ἀπὸ θαλάσσης ἡ ὁδὸς πρὸς τὴν ἐπὶ ἡμῶν θάλασσαν διὰ τοῦ ἰσθμοῦ στάδια μʹ. Ταῦτα κολπώδη πάντα. Παράπλους δὲ τῆς Κορινθίων χώρας ἥμισυ ἡμέρας.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">40. KORINTHOS. Megaralılardan sonra, Korinthos kenti ve (Hera) tapınağı, Lekhaion ile Isthmos [kıstak] gelir. Buradan itibaren artık Peloponnesos başlar. Denizden itibaren bizim taraftaki denize kadar kıstak boyunca uzanan yol kırk stadia’dır. Tüm bu yerler körfez şeklindedir. Korinthosluların teritoryumu boyunca deniz seyahati yarım gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">41. ΣΙΚΥΩΝ. Μετὰ δὲ Κόρινθον Σικυὼν πόλις. Ταύτης παράπλους σταδίων ρκʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">41. SIKYON. Korinthos’tan sonra, Sikyon kenti gelir. Buranın teritoryumu boyunca deniz seyahati yüz yirmi stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">42. ΑΧΑΙΟΙ. Μετὰ δὲ Σικυῶνα Ἀχαιοὶ ἔθνος, καὶ πόλεις εἰσὶν ἐν αὐτοῖς αἵδε• Πελλήνη, Αἴγειρα, Αἰγαὶ, Αἴγιον, Ῥύπες, ἔξω δὲ Ῥίου Πάτραι, Δύμη. Παράπλους δὲ τῆς Ἀχαΐας χώρας στάδια ψʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">42. AKHAIOI. Sikyon’dan sonra, Akhaia halkı gelir. Bölgelerinde şu kentler vardır: Pellene, Aigeira, Ai-gai, Aigion, Rhypes ile Rhion [Burnu’nun] ötesinde Patrai ve Dyme. Akhaia teritoryumu boyunca deniz seyahati yedi yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">43. ΗΛΙΣ. Μετὰ δὲ Ἀχαιοὺς Ἦλίς ἐστιν ἔθνος, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ αἵδε• Κυλλήνη καὶ λιμὴν, καὶ ποταμὸς Ἀλφειός• ἔστι δὲ καὶ ἄλλη συνοικία πόλεων Ἦλις ἐν μεσογείᾳ. Κατὰ ταύτην τὴν χώραν ἐστὶ νῆσος Ζάκυνθος, ἐν ᾗ καὶ πόλις καὶ λιμήν. Παράπλους δὲ τῆς Ἠλείων χώρας ἄχρι ἐπὶ τοὺς Λεπρεατῶν * στάδια ψʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">43. ELIS. Akhaialılardan sonra, Elis halkı gelir. Bölgedeki kentler şunlardır: Kyllene ve limanı, Alpheios Irmağı; ayrıca bölgenin iç kesiminde diğer şehirlerin bir araya gelme-sinden oluşan Elis kenti yer alır. Bu bölge teritoryumunun yanında Zakynthos Adası, kenti ve limanı vardır. Elislilerin teritoryumu boyunca deniz seyahati Lepreionluların kentinin [sınırına] kadar yedi yüz sta-dia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">44. ΑΡΚΑΔΙΑ. Μετὰ δὲ Ἦλιν Ἀρκαδία ἔθνος ἐστί. Καθήκει δὲ ἡ Ἀρκαδία ἐπὶ θάλατταν κατὰ Λέπρεον ἐκ μεσογείας. Εἰσὶ δὲ αὐτῶν πόλεις ἐν μεσογείᾳ αἱ μεγάλαι αἵδε. Τέγεα, Μαντίνεια, Ἡραία, Ὀρχομενὸς, Στύμφαλος. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις. Παράπλους δὲ τῆς Λεπρεατῶν χώρας στάδια ρʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">44. ARKADIA. Elis’ten sonra, Arka-dia halkı vardır. Arkadia Bölgesi iç kesimden Lepreion kenti teritoryumu içinden geçerek, aşağı doğru deniz istikametine uzanır. Tegea, Man-tineia, Heraia, Orkhomenos, Stymphalos, Arkadia Bölgesi’nin iç kesim-lerdeki büyük kentleridir. Bölgede ayrıca başka kentler de vardır. Lepre-ionluların teritoryumu boyunca deniz seyahati yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">45. ΜΕΣΣΗΝΗ. Μετὰ δ᾽ Ἀρκαδίαν ἐστὶν ἔθνος Μεσσήνη, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ αἵδε• (πρώτη Μεσσήνη καὶ λιμήν•) Κυπάρισσος ἀπέχουσα ἀπὸ θαλάττης στάδια ζʹ, Ἰθώμη ἐν μεσογείᾳ ἀπέχουσα ἀπὸ θαλάττης στάδια πʹ. Παράπλους δὲ τῆς Μεσσηνίας χώρας στάδια τʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">45. MESSENIA. Arkadia’dan sonra, Messene halkı gelir. Bölgedeki kentler şunlardır: (İlk olarak Messene ve limanı;) denizden yedi stadia mesafedeki Kyparissos ile bölgenin iç kesiminde denizden seksen stadia uzaklıktaki Ithome. Messenia teritor-yumu boyunca deniz seyahati üç yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">46. ΛΑΚΕΔΑΙΜΩΝ. ** Λακεδαίμων ἔθνος, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ εἰσὶν αἵδε• Ἀσίνη, Μοθώνη, Ἀχίλλειος λιμὴν καὶ ἀντίπυγος τούτου Ψαμαθοῦς λιμήν. Τούτων ἀμφοτέρων ἐν μέσῳ προέχον εἰς θάλασσαν ἱερὸν Ποσειδῶνος, Ταίναρος• καὶ Λᾶς πόλις καὶ λιμὴν, Γύθειον ἐν ᾧ νεώριον, καὶ τεῖχος, καὶ ποταμὸς Εὐρώτας, καὶ Βοΐα πόλις, καὶ Μαλέα ἄκρα.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">46. LAKEDAIMON. [Messenia’dan sonra] Lakedaimon halkı vardır. Bölgedeki kentler şunlardır: Asine, Mothone, Akhilleios Limanı ile bu-ranın hemen sırtındaki Psamathous Limanı. Söz konusu her iki limanın arasında denize doğru uzanan Tai-naros Burnu üzerinde Poseidon’un tapınağı yer alır. Ardından Las kenti ve limanı, içinde tersanesi ve kalesi olan Gytheion, Eurotas Irmağı, Boïa kenti ve Malea Burnu.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">[ΚΥΘΗΡΑ.] Κατὰ ταύτην κεῖται Κύθηρα νῆσος καὶ πόλις καὶ λιμήν. Κατὰ δὲ ταύτην ἐστὶ Κρήτη νῆσος. Μετὰ δὲ ταύτην τὴν προειρημένην ἄκραν Μαλέαν Σίδη πόλις καὶ λιμὴν, Ἐπίδαυρος πόλις καὶ λιμὴν, Πρασία πόλις καὶ λιμὴν, Μέθανα πόλις καὶ λιμήν. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πολλαὶ πόλεις Λακεδαιμονίων. Ἐν μεσογείᾳ δ᾽ ἐστὶ Σπάρτη καὶ ἄλλαι πολλαί. Παράπλους δὲ τῆς Λακεδαιμονίων χώρας ἡμερῶν τριῶν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">[KYTHERA]. Buranın yanında Kythera adası, kenti ve limanı uzanır. Ayrıca buranın karşısında Girit Adası vardır. Bunun ardından, biraz evvel sözünü ettiğimiz Malea Bur-nu’ndan sonra Side kenti ve limanı, Epidauros kenti ve limanı, Prasia kenti ve limanı, Methana (= Anthana) kenti ve limanı gelir. Lakedai-monluların ayrıca başka kentleri de vardır. İç kesimde Sparta ile birçok başka kent yer alır. Lakedaimonluların teri-toryumu boyunca deniz se-yahati üç gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">47. ΚΡΗΤΗ. Κατὰ Λακεδαίμονα νῆσος κεῖται Κρήτη• ἐγγυτάτω γὰρ Λακεδαίμων κεῖται τῆς Εὐρώπης. Διάπλους δὲ ἀπὸ Λακεδαίμονος ἕως ἐπὶ τὸ ἀκρωτήριον τῆς Κρήτης, ἐφ᾽ ᾧ ἐστὶ πόλις Φαλάσαρνα, ἡμέρας δρόμος. Ἀπὸ δὲ Φαλασάρνων Κριοῦ μέτωπόν ἐστιν ἀκρωτήριον. Πρὸς νότον δὲ ἄνεμον πλοῦς εἰς Λιβύην, ἐπὶ Χερρονήσου δὲ τὰς Ἀλιάδας τὰς Κυρηναίων πλοῦς ἡμέρας καὶ νυκτός. Ἔστι δὲ ἡ Κρήτη μακρὰ στάδια ͵βφʹ, στενὴ δὲ, καὶ τέταται ἀπὸ ἡλίου δυσμῶν πρὸς ἡλίου ἀνατολάς. Οἰκοῦσι δὲ ἐν Κρήτῃ Ἕλληνες, οἱ μὲν ἄποικοι Λακεδαιμονίων, οἱ δὲ Ἀργείων, οἱ δὲ Ἀθηναίων, οἱ δὲ ἀπὸ τῆς Ἑλλάδος τῆς ἄλλης ὁπόθεν ἔτυχεν. Εἰσὶ δέ τινες αὐτῶν καὶ αὐτόχθονες. Πόλεις πολλαὶ ἐν Κρήτῃ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">47. KRETE [Girit]. Lakedaimonia’nın karşısında Girit Adası uzanır: Zira Avrupa Kıtası’ndan bu adaya en yakın yer Lakedaimonia Bölgesi’dir. Lakedaimonia’dan, üzerinde Phalasarna kentinin yer aldığı, Girit Adası’nın burnu istikametine doğru gidiş bir günlük deniz seyahati ge-rektirir. Phalasarna’dan sonra, Krio-umetopon Burnu’na gelinir. Buradan güney rüzgarı istikametine yelken açılırsa Libya ile Kyrenelilerin teri-toryumundaki Haliades (Akhilleus) Yarımadası’na, bir gün ve bir gecede deniz seyahati yapılır. Girit iki bin beş yüz stadia uzunluğunda, dar bir ada olup, güneşin battığı ve tekrar doğduğu (= doğubatı) istikamette uzanır. Girit’te Hellenler ikamet eder-ler, bunlar Lakedaimonluların, Argosluların, Atinalıların ve Hellas’ın diğer yerlerinden şans eseri gele-rek buraya yerleşmiş kolonistlerdir. Ayrıca bunların arasından bazıları adanın otokton sakinleridir. Girit Adası’nda birçok kent vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ΚΡΗΤΗΣ ΘΕΣΙΣ. Ὡς ἀκρωτηρίῳ ἐστὶ πρώτη πόλις πρὸς ἥλιον δυόμενον ἡ προειρημένη Φαλασάρνα καὶ λιμὴν κλειστός• Πολυρρηνία, καὶ διήκει ἀπὸ βορέου πρὸς νότον• Δικτυνναῖον Ἀρτέμιδος ἱερὸν πρὸς βορέαν ἄνεμον, τῆς χώρας Περγαμίας• πρὸς νότον δὲ Ὑρτακίνα• Κυδωνία καὶ λιμὴν κλειστὸς πρὸς βορέαν• ἐν μεσογείᾳ δὲ Ἔλυρος πόλις• πρὸς νότον δὲ Λίσσα πόλις καὶ λιμὴν παρὰ Κριοῦ μέτωπον• πρὸς βορέαν δὲ ἄνεμον ἡ Ἀπτεραία χώρα• εἶτα ἡ Λαμπαία, καὶ διήκει αὕτη ἀμφοτέρωθεν, καὶ ποταμὸς Μεσάπιος ἐν αὐτῇ ἐστί• μετὰ δὲ Ὀσμίδαν Ἐλεύθερναι πρὸς βορέαν• πρὸς νότον δὲ Σύβριτα• καὶ λιμήν• πρὸς νότον Φαιστός• πρὸς βορέαν Ὀαξὸς καὶ Κνωσσός• πρὸς δὲ νότον Γόρτυνα, Ῥαῦκος• ἐν μεσογείᾳ δὲ Λύκτος, καὶ διήκει αὕτη ἀμφοτέρωθεν• πρὸς βορέαν δὲ ἄνεμον ὄρος Κάδιστον καὶ λιμὴν ἐν αὐτῷ Ὀλοῦς καὶ πᾶν• Πραισὸς διήκει ἀμφοτέρωθεν• Γρᾶνος ἀκρωτήριον Κρήτης πρὸς ἥλιον ἀνίσχοντα. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις ἐν Κρήτῃ• λέγεται δὲ εἶναι ἑκατόμπολις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">GİRİT’İN KONUMU. Gün batımı yönündeki burun yakınlarındaki, ilk kent daha önce de sözünü ettiğimiz Phalasarna ile onun kapanabilir li-manıdır. Ardından kuzeyden güney istikametine doğru uzanan Polyrrhenia kenti gelir, Diktynnaion’daki Artemis Tapınağı kuzey rüz-garı istikametinde olup, Pergamia teritor-yumundadır; güneye doğru ise, Hyrtakina kenti vardır: Kydonia kenti ile kapanabilir limanı kuzey isti-kametindedir; iç kesimlerde ise Elyros kenti yer alır. Güneye doğru Lissa kenti ve limanı, Krioumetopon Burnu yakınındadır: Buradan itibaren kuzey rüzgarı yönünde Apteraia teritor-yumu uzanır; ardından Lampaia toprakları her iki yöne doğru yayılır ve Mesapios Irmağı, Lampaia teri-toryumu içindedir; Osmidas’tan sonra, kuzey istikametinde Eleuthernai; güney istikametinde ise, Sybrita kenti yer alır. Ayrıca bir liman ve gü-neye doğru Phaistos kenti gelir; kuzey istikametine doğru Oaksos ve Knossos; güneye doğru ise Gortyna ve Rhaukos kentleri vardır: İç ke-simde Lyktos kenti her iki yöne doğru yayılır: Kuzey rüzgarı istikame-tinde Kadiston Dağı ile Olous olarak adlandırılan bir liman ve Pan? yer alır: Praisos her iki tarafa doğru uzanır; Girit’in Granos Burnu doğan güneş istikametindedir. Girit Adası’nda ayrıca başka kentler de vardır; adada yüz kentin olduğu söylenir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">48. ΚΥΚΛΑΔΕΣ ΝΗΣΟΙ. Κυκλάδες δὲ αἵδε εἰσὶ κατὰ τὴν Λακεδαιμονίαν χώραν οἰκούμεναι• Μῆλος καὶ λιμὴν, κατὰ δὲ ταύτην Κίμωλος, κατὰ δὲ ταύτην Ὠλίαρος, κατὰ δὲ ταύτην Σίκινος, αὕτη καὶ πόλις• κατὰ δὲ ταύτην Θήρα, κατὰ δὲ ταύτην Ἀνάφη, κατὰ δὲ ταύτην Ἀστυπάλαια. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">48. KYKLADES ADALARI. Lake-daimonia teritoryumu yakınında iskan gören Kyklad Adaları sırasıyla şunlardır: Melos ve limanı; onun yanında Kimolis; onun yanında Oliaros, onun yanında aynı zamanda bir kent olan Sikinos; ayrıca onun yanında Thera, onun yanında Anaphe ve onun yanında Astypalaia. Rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">49. ΑΡΓΟΣ. Μετὰ δὲ Λακεδαίμονα πόλις ἐστὶν Ἄργος, καὶ ἐν αὐτῇ Ναυπλία πόλις καὶ λιμήν• ἐν μεσογείᾳ δὲ Κλεωναὶ καὶ Μυκῆναι καὶ Τίρυνς. Παράπλους τῆς Ἀργείας χώρας κύκλῳ (ἔστι γὰρ κόλπος ὁ Ἀργολικὸς καλούμενος) στάδια ρνʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">49. ARGOS. Lakedaimonia’dan sonra Argos topluluğu vardır, bu topluluk içinde Nauplia kenti ve limanı; iç kesimlerde ise Kleonai, Mykenai ve Tiryns şehirleri yer alır. Argos teri-toryumu boyunca bir daire şekinde deniz seyahati (zira burada Argolikos olarak adlandırılan bir körfez bulunur) yüz elli stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">50. ΕΠΙΔΑΥΡΟΣ. Μετὰ δ᾽ Ἄργος ἡ Ἐπίδαυρος χώρα• καθήκει γὰρ εἰς τὸν κόλπον τοῦτον στάδια λ&#8217;. Μετὰ δὲ τὴν Ἐπιδαυρίαν χώραν Ἁλία καὶ λιμήν. Αὕτη ἐστὶ ἐπὶ τῷ στόματι τοῦ Ἀργολικοῦ κόλπου. Περίπλους ταύτης ἐστὶ σταδίων ἑκατόν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">50. EPIDAUROS. Argos’tan sonra, Epidauros teritoryumu gelir: Zira bu körfez otuz stadia boyunca aşağı doğru ilerler. Epidauros teritoryumundan sonra, Halia ve limanı gelir. Bu kent Argolikos Körfezi’nin ağzında yer alır. Söz konusu ağız boyunca deniz seyahati yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">51. ΕΡΜΙΩΝ. Μετὰ δὲ ταύτην Ἑρμιὼν πόλις ἐστὶ καὶ λιμήν. Ταύτης δὲ περίπλους σταδίων πʹ. Μετὰ δὲ Ἑρμιόνα Σκύλλαιόν ἐστιν ἀκρωτήριον τοῦ κόλπου τοῦ πρὸς ἰσθμόν• ἔστι δὲ τὸ Σκύλλαιον τῆς Τροιζηνίας. Καταντικρὺ δὲ αὐτοῦ ἐστὶ Σούνιον ἀκρωτήριον τῆς Ἀθηναίων χώρας. Κατὰ δὲ τοῦτό ἐστι νῆσος Βέλβινα καὶ πόλις. Τούτου τοῦ κόλπου ἀπὸ τούτου τοῦ στόματος εἴσω εἰς τὸν ἰσθμὸν στάδιά ἐστι ψμʹ. Ἔστι δὲ ὁ κόλπος οὗτος αὐτὸς κατὰ στόμα εὐθύτατος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">51. HERMION. Halai’dan sonra, Hermion kenti ve limanı gelir. Buranın teritoryumu boyunca deniz se-yahati seksen stadia’dır. Hermion’dan sonra körfezden kıstağa doğru Skyllaion Burnu gelir. Skyllaion, Troizen teritoryumundadır. Buranın tam karşısında, Atinalıların teritoryumundaki Sounion Burnu yer alır. Ayrıca Skyllaion’un yakınlarında Belbina Adası ve kenti uzanır. Bu körfezin ağzından kıstağın içlerine kadar yediyüz kırk stadia mesafe vardır. Ayrıca bu körfez özellikle ağzı yakınlarında son derece düz-dür.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">52. ΤΡΟΙΖΗΝΙΑ. Μετὰ δὲ Ἑρμιόνα Τροιζηνία πόλις καὶ λιμήν. Παράπλους δ᾽ ἐστὶν αὐτῆς στάδια λʹ. Μετὰ δὲ ταῦτα νῆσός ἐστι Καλαυρία καὶ πόλις καὶ λιμήν. Παράπλους δ᾽ ἐστὶν αὐτῆς στάδια τʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">52. TROIZENIA. Hermion’dan sonra Troizen kenti ve limanı gelir. Buranın sahil boyunca deniz seyahati otuz stadia’dır. Bu yerlerden sonra, Kalauria adası, kenti ve limanı gelir. Bu-radan sahil boyunca deniz yolculuğu üç yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">53. ΑΙΓΙΝΑ. Κατὰ δὲ ταύτην νῆσός ἐστι καὶ πόλις Αἴγινα καὶ λιμένες δύο. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">53. AIGINA. Troizen’in yanında Ai-gina Adası, kenti ve iki limanı uzanır. Rotamı çeviriyor ve tekrar anaka-raya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">54. ΕΠΙΔΑΥΡΟΣ. Μετὰ δὲ Τροιζηνίαν πόλις Ἐπίδαυρος καὶ λιμήν. Παράπλους δὲ τῆς Ἐπιδαύρου χώρας στάδια [ρ]λʹ .</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">54. EPIDAUROS. Troizen’den sonra, Epidauros kenti ve limanı vardır. Epidauros teritoryumu boyunca deniz seyahati [yüz] otuz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">55. ΚΟΡΙΝΘΙΑ. Μετὰ δὲ Ἐπίδαυρον ἡ Κορινθίων χώρα ἐστὶν [ἡ] πρὸς ἠῶ, καὶ τεῖχος Κεγχρειαὶ καὶ ἰσθμὸς, οὗ ἱερὸν Ποσειδῶνος. Ἐνταῦθα ἡ Πελοπόννησος λήγει. Ἔστι δὲ καὶ ἔξω τοῦ ἰσθμοῦ χώρα Κορινθίοις, καὶ τεῖχος Σιδοῦς καὶ ἕτερον τεῖχος Κρεμμυών. Παράπλους δὲ τῆς Κορινθίων χώρας μέχρι τῶν ὁρίων τῶν Μεγαρέων στάδια τʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">55. KORINTHIA. Epidauros’tan son-ra, günbatımı istikametine doğru Korinthosluların teritoryumu, Kenkhreiai kalesi ile kıstağı yer alır. Kıstağın üzerinde ise Poseidon Tapınağı vardır. Burada Peloponnesos son bulur. Korinthosluların kıs-tağın dışında da toprakları vardır; ayrıca Sidous Kalesi’yle diğer bir kale olan Kremmyon onlara aittir. Korinthosluların teritoryumu boyunca Megaralıların sınırına kadar deniz seyahati üç yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">56. ΜΕΓΑΡΑ. Ἀπὸ δὲ τῆς Κορινθίων χώρας Μέγαρα πόλις ἐστὶ, καὶ λιμὴν καὶ Νίσαια τεῖχος. Παράπλους δὲ τῆς Μεγαρέων χώρας μέχρι Ἰαπίδος (ἔστι γὰρ οὗτος ὅρος τῆς Ἀθηναίων χώρας), στάδια ρμʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">56. MEGARA. Korinthosluların teri-toryumundan itibaren Megara kenti, limanı ile Nisaia Kalesi vardır. Megaralıların teritoryumu boyunca Iapis’e kadar (zira burası Atinalıların teritoryumunun sınırıdır) deniz seyahati yüz kırk stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">57. ΑΤΤΙΚΗ. Μετὰ δὲ Μεγαρεῖς εἰσὶν Ἀθηναίων πόλεις. Καὶ πρῶτον τῆς Ἀττικῆς Ἐλευσὶς, οὗ ἱερὸν Δήμητρός ἐστι, καὶ τεῖχος. Κατὰ τοῦτό ἐστι Σαλαμὶς νῆσος καὶ πόλις καὶ λιμήν. Ἔπειτα ὁ Πειραιεὺς καὶ τὰ σκέλη καὶ Ἀθῆναι. Ὁ δὲ Πειραιεὺς λιμένας ἔχει γʹ. Ἀνάφλυστος τεῖχος καὶ λιμήν• Σούνιον ἀκρωτήριον καὶ τεῖχος• ἱερὸν Ποσειδῶνος• Θορικὸς τεῖχος καὶ λιμένες δύο• Ῥαμνοῦς τεῖχος. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλοι λιμένες ἐν τῇ Ἀττικῇ πολλοί. Περίπλους τῆς Ἀθηναίων χώρας στάδια ͵αρμʹ• ἀπὸ Ἰαπίδος χώρας ἐπὶ Σούνιον στάδια υϞʹ• ἀπὸ Σουνίου μέχρι τῶν ὅρων τῶν Βοιωτίων στάδια χνʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">57. ATTIKE. Megaralılardan sonra, Atinalıların kentleri vardır. Attika’daki ilk kent Eleusis’dir ve burada Demeter tapınağı ve bir kale bulunur. Eleusis’in yanında Salamis adası, kenti ve limanı uzanır. Ardından Peiraieus (=Pire), Bacaklar [Atina ile Pire limanı arasındaki uzun surlar] ve Atina kenti gelir. Pire üç limana sahiptir. Ondan sonra sırasıyla, Anaphlystos kalesi ve limanı; Sounion burnu ve kalesi ile Poseidon tapınağı; Thorikos kalesi ve iki limanı ve Rhamnous kalesi gelir. Attika Bölgesi’nde ayrıca birçok başka limanlar vardır. Atinalıların teritoryumu boyunca deniz seyahati bin yüz kırk stadia’dır: Iapis teritoryumundan Sounion Burnu’na dört yüz doksan stadia; Sounion’dan itibaren Boiotialıların sınırına kadar ise, altı yüz elli stadia mesafe vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">58. ΝΗΣΟΙ ΚΥΚΛΑΔΕΣ. Κατὰ δὲ τὴν Ἀττικήν εἰσι νῆσοι αἱ Κυκλάδες καλούμεναι, καὶ πόλεις αἵδε ἐν ταῖς νήσοις• Κέως (αὕτη τετράπολις• [Ποιήεσσα πόλις] καὶ λιμὴν, Κορησσία, Ἰουλὶς, Καρθαία)• Ἑλένη• Κύθνος νῆσος καὶ πόλις• Σέριφος νῆσος καὶ πόλις καὶ λιμήν• Σίφνος• Πάρος λιμένας ἔχουσα δύο, ὧν τὸν ἕνα κλειστόν• Νάξος• Δῆλος• Ῥήνη• Σῦρος• Μύκονος (αὕτη δίπολις)• Τῆνος καὶ λιμήν• Ἄνδρος καὶ λιμήν. Αὗται μὲν αἱ Κυκλάδες νῆσοι. Ὑπὸ δὲ ταύταις ἕτεραι νῆσοι αἵδε πρὸς νότον• Ἴος καὶ λιμήν (ἐν ταύτῃ Ὅμηρος τέθαπται)• Ἀμοργὸς, αὕτη τρίπολις καὶ λιμήν• Ἴκαρος, δίπολις. Μετὰ δὲ Ἄνδρον Εὔβοια νῆσος• αὕτη τετράπολις• εἰσὶ δὲ ἐν αὐτῇ Κάρυστος, Ἐρέτρια καὶ λιμὴν, Χαλκὶς καὶ λιμὴν, Ἑστίαια καὶ λιμήν. Ἡ δὲ Εὔβοια ἀπὸ Κηναίου Διὸς ἱεροῦ ἐπὶ Γεραιστὸν, Ποσειδῶνος ἱερὸν, ἔχει στάδια ͵ατνʹ• τὸ δὲ πλάτος στενή ἐστιν ἡ Εὔβοια. Ἐν δὲ τῷ Αἰγαίῳ πελάγει εἰσὶ νῆσοι αἵδε• κατ᾽ Ἐρέτριαν Σκῦρος καὶ πόλις• Ἴκος, αὕτη δίπολις• Πεπάρηθος, αὕτη τρίπολις καὶ λιμήν• Σκίαθος, αὕτη δίπολις καὶ λιμήν. Μετὰ ταῦτα ἐπάνειμι πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">58. KYKLADES ADALARI. Atti-ka’nın yanında Kyklades olarak adlandırılan adalar vardır. Bu adalar içindeki kentler şunlardır: Keos (bu ada içinde dört kent bulunur: [Poi-eëssa kenti] ve limanı, Koressia, Ioulis, Karthaia); Helene, Kythnos adası ve kenti; Seriphos adası, kenti ve limanı, Siphnos, iki limana sahip olan Paros (bu adadaki limanlardan biri kapanabilirdir); Naksos, Delos, Rhene, Syros; Mykonos (bu ada içinde iki kent bulunur); Tenos ve li-manı, Andros ve limanı. Kyklades Adaları bunlardır. Bu adaların altında güney yönüne doğru yer alan adalar ise şunlardır: Ios ve limanı (Home-ros bu adada gömülmüştür); üç kente ve bir limana sahip olan Amorgos; iki kentli Ikaros.Andros’tan sonra, dört kentli Euboia Adası vardır; bu kentler Karystos, Eretria ve limanı, Khalkis ve limanı, Hestiaia ve lima-nı’dır. Euboia’nın Kenaios Burnu’ndaki Zeus Tapınağı’ndan Geraistos Burnu’ndaki Poseidon Tapınağı’na kadar adanın uzunluğu bin üç yüz elli stadia’dır; adanın genişliği ise dardır.<br />
Aigaion Denizi’nde ise şu adalar bulunur: Eretria yanındaki Skyros adası ve kenti, iki kentli Ikos, üç kente ve bir limana sahip olan Peparet-hos; iki kente ve bir limana sahip olan Skiathos. Bu adalardan sonra, rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">59. ΒΟΙΩΤΟΙ. Μετὰ δὲ Ἀθήνας εἰσὶ Βοιωτοὶ ἔθνος• καθήκουσι γὰρ καὶ οὗτοι ἐπὶ ταύτην τὴν θάλασσαν. Καί ἐστιν ἐν αὐτῇ πρῶτον ἱερὸν Δήλιον, Αὐλὶς ἱερὸν, Εὔριπος, τεῖχος, Ἀνθηδὼν τεῖχος, Θῆβαι, Θεσπιαὶ, Ὀρχομενὸς ἐν μεσογείᾳ. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις. Παράπλους δὲ τῆς Βοιωτίας χώρας ἀπὸ Δηλίου μέχρι τῶν Λοκρῶν ὁρίων στάδια σνʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">59. BOIOTIALILAR. Atina’dan son-ra, Boiotia halkı vardır; bunlar da denize kadar devam eden bu bölgede iskan ederler. Burada [deniz kıyısı boyunca] ilk olarak Delion Tapınağı; Aulis Tapınağı, Euripos ve kalesi, Anthedon Kalesi yer alır; iç kesim-lerde ise Thebai, Thespiai, Orkhomenos kentleri bulunur. Bölgede ayrıca başka kentler de vardır. Boitoia teritoryumundaki Delion’dan, Lok-rislilerin sınırlarına kadar iki yüz elli stadia mesafe vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">60. ΛΟΚΡΟΙ. Μετὰ δὲ Βοιωτούς εἰσι Λοκροὶ ἔθνος. Καί εἰσι κατ᾽ Εὔβοιαν αὐτοῖς πόλεις αἵδε• Λάρυμνα, Κῦνος, Ὀποῦς, Ἀλόπη• εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πολλαὶ Λοκροῖς. Παράπλους δὲ τῆς χώρας αὐτῶν στάδια σʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">60. LOKRISLİLER. Boiotialılardan sonra, Lokris halkı vardır. Euboia Adası’nın karşısındaki Lokris kentleri şunlardır: Larymna, Kynos, Opous, Alope; ayrıca birçok başka Lokris kenti de bulunur. Lokris teritoryumu boyunca deniz seyahati iki yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">61. ΦΩΚΕΙΣ. Μετὰ δὲ Λοκρούς εἰσι Φωκεῖς• διήκουσι γὰρ καὶ οὗτοι εἰς τὴν θάλασσαν ταύτην. Καὶ πόλεις αὐτοῖς εἰσὶν αἵδε• Θρόνιον, Κνημὶς, Ἐλάτεια, Πανοπεύς. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις αὐτοῖς ἐν μεσογείᾳ. Παράπλους δ᾽ ἐστὶ τῆς Φωκέων χώρας στάδια σʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">61. PHOKISLİLER. Lokrislilerden sonra Phokisliler gelir; zira bunlar da bu denize kadar uzanırlar. Phokis Bölgesi’nde yer alan kentler şunlardır: Thronion, Knemis, Elateia, Pa-nopeus. Bölgenin iç kesiminde Phokislilerin başka kentleri de vardır. Phokislilerin teritoryumu boyunca deniz seyahati iki yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">62. ΜΗΛΙΕΙΣ. Μετὰ δὲ Φωκεῖς εἰσὶ Μηλιεῖς καὶ ὁ κόλπος ὁ Μηλιεύς. (Ἐν τούτῳ [τῷ] κόλπῳ εἰσὶν οἱ Λιμοδωριεῖς καλούμενοι οἵδε• Ἐρινεὸς, Βοῖον, Κυτίνιον). Ἐνταῦθα Θερμοπύλαι, Τραχὶς, Οἴτη, Ἡράκλεια, Σπερχειὸς ποταμός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">62. MELIALILAR. Phokislilerden sonra, Melialılar ve Melia Körfezi vardır. (Bu körfezde Limodorialılar olarak adlandırılan yerleşimler şunlardır: Erineos, Boion, Kytinion). Burada Thermopylai, Trakhis, Oite, Herakleia ve Sperkheios Irmağı yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ΜΑΛΙΕΙΣ. Μετὰ δὲ Μηλιεῖς [Μαλιεῖς] ἔθνος. Ἔστι δὲ Μαλιεῦσιν ἡ πρώτη πόλεις Λάμια, ἐσχάτη δὲ Ἐχῖνος• εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις Μαλιεῦσι, μέχρι οὗ ὁ κόλπος ἐπιθίγῃ. Καὶ τῇ Μαλιέων χώρᾳ ἐποικοῦσιν ἄνωθεν ἀπὸ μεσογείας Αἰνιᾶνες, καὶ δι᾽ αὐτῶν ῥεῖ ὁ Σπερχειὸς ποταμός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">MALIALILAR. Melialılardan sonra, [Malia] halkı gelir. Malialıların kentlerinden ilki Lamia, sonuncusu ise Ekhinos’tur; Malialılar ayrıca körfezin başlangıcına kadarki alanda başka kentlere de sahiptirler. Malialıların teritoryumunun yukarı kısımlarında iç kesimlerden itibaren Ainianialılar komşudurlar ve Ainianialıların topraklarından Sperkheios Irmağı akar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">63. ΑΧΑΙΟΙ. Ἔξω δὲ τοῦ Μαλιαίου κόλπου εἰσὶν Ἀχαιοὶ Φθιῶται ἔθνος• εἰσὶ δὲ καὶ ἐν τῷ Παγασητικῷ κόλπῳ ἐπ᾽ ἀριστερᾷ εἰσπλέοντι, ὡς ἐπὶ τὸ ἥμισυ τοῦ κόλπου. Ἀχαιῶν πόλεις αἵδε• Ἀντρῶνες, Λάρισσα, Μελιταία, Δημήτριον, Θῆβαι• εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις Ἀχαιοῖς ἐν μεσογείᾳ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">63. AKHAIALILAR. Malia Körfe-zi’nin dışında Akhaia Phthiotis halkı gelir: [Bunların teritoryumu bo-yunca] sol tarafa doğru yelken açınca Pagasetikos Körfezi’ne girilir, körfezin ortasına doğru ilerlendiğinde, Akhaioi kentleri şunlardır: Ant-rones, Larissa, Melitaia, Demetrion, Thebai; aynı zamanda Akhaialıların iç kesimlerde de başka kentleri vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">64. ΘΕΤΤΑΛΙΑ. Μετὰ δὲ Ἀχαιοὺς Θετταλία καθήκει ἐπὶ θάλατταν ἐκ μεσογείας κατὰ στενὸν εἰς τὸν Παγασητικὸν κόλπον στάδιοι λʹ. Καί εἰσι Θετταλίας πόλεις αἵδε ἐπὶ θαλάττῃ• Ἀμφαναῖον, Παγασαί• ἐν δὲ μεσογείᾳ Φεραὶ, Λάρισσα, Φάρσαλος, Κίερον, Πελινναῖον, Σκοτοῦσα, Κραννών. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις Θετταλῶν ἐν μεσογείᾳ. Ἡ δὲ Θετταλία παρήκει ἐν μεσογείᾳ ὑπὲρ Αἰνιάνων καὶ Δολόπων καὶ Μαλιέων καὶ Ἀχαιῶν καὶ Μαγνήτων μέχρι Τεμπῶν. Τοῦ δὲ Παγασητικοῦ κόλπου μῆκός ἐστιν ἀπὸ στόματος εἰς τὸν μυχὸν Παγασῶν πλοῦς προαριστίδιος. Τὸ δὲ στόμα αὐτοῦ ἐστὶ στάδια εʹ. Ἐν δὲ τῷ Παγασητικῷ κόλπῳ ἐστὶ νῆσος Κικύνηθος καὶ πόλις.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">64. THESSALIA. Akhaialılardan sonra Thessalia Bölgesi iç kesimden itibaren deniz istikametine, Pagase-tikos Körfezi’ne doğru, otuz stadia’lık bir alana kadar daralarak iner. Deniz kıyısındaki Thessalia kentleri şunlardır: Amphanaion, Pagasai: iç kesimde Pherai, Larissa, Pharsalos, Kieron, Pelinnaion, Skotousa, Krannon. Thessalialıların iç kesimde başka kentleri de vardır. Thessalia Bölgesi iç kısımda Ainianialıların, Dolopialıların, Malialıların, Akhaia-lıların ve Tempelilerin topraklarına kadar Magnesialıların teritoryumunun üzerinde yer alır. Pagasetikos Körfezi’nin uzunluğu, körfezin ağzından Pasagailıların en iç kesimine kadardır, yelken açılarak öğleden önce varılır. Körfezin ağzı beş stadia genişliğindedir. Pagasetikos Körfezi’nde ayrıca Kikynethos Adası ve kenti yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">65. ΜΑΓΝΗΤΕΣ. Ἔθνος ἐστὶ Μαγνήτων παρὰ θάλατταν, καὶ πόλεις αἵδε• Ἰωλκὸς, Μεθώνη, Κορακαὶ, Σπάλαυθρα, Ὀλιζὼν, Ἴσαι λιμήν. Ἔξω δὲ τοῦ κόλπου Παγασητικοῦ Μελίβοια, Ῥιζοῦς, Εὐρυμεναὶ, Μύραι. Ἐν μεσογείᾳ δὲ ἐποικοῦσιν ἔθνος Περραιβοὶ, Ἕλληνες. Μέχρι ἐνταῦθά ἐστιν ἀπὸ Ἀμβρακίας συνεχὴς ἡ Ἑλλάς• ἐπιεικῶς δὲ καὶ [ἡ] ἐπὶ θαλάττῃ πᾶσα [ἐν] Ἑλλάδι ὁμοίως ἐστί.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">65. MAGNESIALILAR. Magnesia halkı deniz kıyısında oturur ve kentleri şunlardır: Iolkos, Methone, Ko-rakai, Spalauthra, Olizon ve Isai Limanı. Pagasetikos Körfezi’nin dışında ise Meliboia, Rhizous, Eurymenai ve Myrai kentleri yer alır. İç kesimde ise bir Hellen halkı olan Perrhaibialılar ikamet ederler. Ambrakia’dan itibaren buraya kadar uzanan topraklar Hellas’tır: Ayrıca hemen hemen bütün deniz üzerindeki bu topraklarla Hellas’takiler benzerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">66. ΜΑΚΕΔΟΝΙΑ. Ἀπὸ δὲ Πηνετοῦ ποταμοῦ Μακεδόνες εἰσὶν ἔθνος, καὶ κόλπος Θερμαῖος. Πρώτη πόλις Μακεδονίας Ἡράκλειον• Δῖον, Πύδνα πόλις Ἑλληνὶς, Μεθώνη πόλις Ἑλληνὶς καὶ Ἁλιάκμων ποταμὸς, Ἀλωρὸς πόλις καὶ ποταμὸς Λυδίας, Πέλλα πόλις καὶ βασίλειον ἐν αὐτῇ καὶ ἀνάπλους εἰς αὐτὴν ἀνὰ τὸν Λυδίαν• Ἄξιος ποταμὸς, Ἐχέδωρος ποταμὸς, Θέρμη πόλις, Αἴνεια Ἑλληνὶς, Παλλήνη ἄκρα μακρὰ εἰς τὸ πέλαγος ἀνατείνουσα, καὶ πόλεις αἵδε ἐν τῇ Παλλήνῃ Ἑλληνίδες• Ποτίδαια ἐν τῷ μέσῳ τὸν ἰσθμὸν ἐμφράττουσα, Μένδη, Ἄφυτις, Θραμβηῒς, Σκιώνη, Κανάστραιον τῆς Παλλήνης ἱερὸν ἀκρωτήριον. Ἔξω δὲ τοῦ ἰσθμοῦ πόλεις αἵδε• Ὄλυνθος Ἑλληνὶς, Μηκύβερνα Ἑλληνὶς, Σερμυλία Ἑλληνὶς καὶ κόλπος Σερμυλικὸς, Τορώνη πόλις Ἑλληνὶς καὶ λιμὴν, Δῖον Ἑλληνὶς, Θυσσὸς Ἑλληνὶς, Κλεωναὶ Ἑλληνὶς, Ἄθως ὄρος, Ἀκρόθωοι Ἑλληνὶς, Χαραδροῦς Ἑλληνὶς, Ὀλόφυξος Ἑλληνὶς, Ἄκανθος Ἑλληνὶς, Ἄλαπτα Ἑλληνὶς, Ἀρέθουσα Ἑλληνὶς, Βολβὴ λίμνη, Ἀπολλωνία Ἑλληνίς. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι Μακεδονίας ἐν μεσογείᾳ πολλαί. Ἔστι δὲ κολπώδης• παράπλους δὲ περὶ τοὺς κόλπους δύο ἡμερῶν. Μετὰ δὲ Μακεδονίαν Στρυμὼν ποταμός• οὗτος ὁρίζει Μακεδονίαν καὶ Θρᾴκην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">66. MAKEDONIA. Penetes Irma-ğı’ndan itibaren Makedon halkı ve Thermaios Körfezi gelir. Makedon-ya’nın ilk kenti Herakleion’dur; ardından Dion; Hellen kenti Pydna, gene bir Hellen kenti olan Methone ve Haliakmon Irmağı; Aloros kenti ve Lydias Irmağı vardır. [Makedonya’nın] kraliyet merkezi Pella’dır; bu kentten Lydias Irmağı boyunca yukarı doğru yelken açılabilir. Ardından Aksios Irmağı, Ekhedoros Irmağı; Therme kenti, Hellen kenti Aineia, açık denizin içlerine doğru uzanan büyük Pallene Burnu bulunur. Palle-ne’de sırasıyla şu Hellen kentleri yer alır: Kıstağın ortasında yer alan ve berzahı kapatan Potidaia; Mende, Aphytis, Thrambeïs, Skione ile Palle-ne’nin kutsal burnu Kanastraion.Kıstağın dışında yer alan kentler ise şunlardır: Olynthos, Mekyberna ve Sermylia Hellen kentleri ile Sermylikos Körfezi; Hellen kenti Torone ve limanı; Dion, Thyssos, Kleonai Hellen kentleri ile Athos Dağı; Akrothooi, Kharadrous, Olophyksos, Akanthos, Alapta, Arethousa Hellen kentleri ile Bolbe Gö-lü ve diğer bir Hellen kenti olan Apollonia. Makedonya Bölgesi’nin iç kesiminde ayrıca birçok başka kent vardır. Burası körfez şeklindedir; bu körfezlerin çevresinde deniz seyahati iki gün sürer. Makedonya’dan sonra Strymon Irmağı gelir; bu ırmak Makedonya ile Trakya bölgelerini birbirinden ayırır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">67. ΘΡΑΚΗ. Διήκει δὲ ἡ Θρᾴκη ἀπὸ Στρυμόνος ποταμοῦ μέχρι Ἴστρου ποταμοῦ τοῦ ἐν τῷ Εὐξείνῳ Πόντῳ. Εἰσὶ δὲ ἐν Θρᾴκῃ πόλεις Ἑλληνίδες αἵδε• Ἀμφίπολις, Φάγρης, Γαληψὸς, Οἰσύμη καὶ ἄλλα ἐμπόρια Θασίων. Κατὰ ταῦτά ἐστι Θάσος νῆσος καὶ πόλις καὶ λιμένες δύο• τούτων ὁ εἷς κλειστός. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ὅθεν ἐξετραπόμην. Νεάπολις, κατὰ ταύτην Δάτον πόλις Ἑλληνὶς, ἣν ᾤκισε Καλλίστρατος Ἀθηναῖος, καὶ ποταμὸς Νέστος, Ἄβδηρα πόλις, Κούδητος ποταμὸς καὶ πόλεις Δίκαια καὶ Μαρώνεια. Κατὰ ταῦτα Σαμοθρᾴκη νῆσος καὶ λιμήν. Κατὰ ταύτην ἐν τῇ ἠπείρῳ ἐμπόρια Δρῦς, Ζώνη, ποταμὸς Ἕβρος καὶ ἐπ᾽ αὐτῷ τεῖχος Δουρίσκος, Αἶνος πόλις καὶ λιμὴν, τείχη Αἰνίων ἐν τῇ Θρᾴκῃ, Μέλας κόλπος, Μέλας ποταμὸς, Δερὶς ἐμπόριον, Κῶβρυς ἐμπόριον Καρδιανῶν καὶ ἄλλο Κύπασις. Κατὰ τὸν Μέλανα κόλπον Ἴμβρος ἐστὶ νῆσος καὶ πόλις, καὶ Λῆμνος νῆσος καὶ λιμήν. Ἐπάνειμι πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην. Μετὰ δὲ τὸν Μέλανα κόλπον ἐστὶν ἡ Θρᾳκία Χερρόνησος καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ αἵδε• Καρδία, Ἴδη, Παιὼν, Ἀλωπεκόννησος, Ἄραπλος, Ἐλαιοῦς, Μάδυτος, Σηστὸς ἐπὶ τοῦ στόματος τῆς Προποντίδος, [ὅ] ἐστι σταδίων ϛʹ. Ἐντὸς δὲ Αἰγὸς ποταμοῦ Κρῆσσα, Κριθώτη, Πακτύη. Μέχρις ἐνταῦθα ἡ Θρᾳκία Χερρόνησος. Ἐκ Πακτύης δὲ εἰς Καρδίαν διὰ τοῦ αὐχένος πεζῇ στάδια μʹ, ἐκ θαλάττης εἰς θάλατταν• καὶ πόλις ἐν τῷ μέσῳ, ᾗ ὄνομα Ἀγορά. Χερρονήσου μῆκος ἐκ Καρδίας εἰς Ἐλαιοῦντα (ταύτῃ γάρ ἐστι μακροτάτη) στάδια υʹ. Μετὰ δὲ τὴν Χερρόνησόν ἐστι Θρᾴκια τείχη τάδε• πρῶτον Λευκὴ ἀκτὴ, Τειρίστασις, Ἡράκλεια, Γάνος, Γανίαι, Νέον τεῖχος, Πέρινθος πόλις καὶ λιμὴν, Δαμινὸν τεῖχος, Σηλυμβρία πόλις καὶ λιμήν. Ἀπὸ τούτου ἐπὶ τοῦ στόματος τοῦ Πόντου εἰσὶ στάδιοι φʹ. Καλεῖται δὲ Ἀνάπλους ὁ τόπος ἀνὰ Βόσπορον μέχρι ἂν ἔλθῃς ἐφ᾽ Ἱερόν. Ἀφ᾽ Ἱεροῦ δὲ τοῦ στόματός ἐστι τοῦ Πόντου εὖρος στάδια ζʹ. Εἰσὶ δὲ ἐν τῷ Πόντῳ πόλεις Ἑλληνίδες αἵδε ἐν Θρᾴκῃ• Ἀπολλωνία, Μεσημβρία, Ὀδησσόπολις, Κάλλατις καὶ ποταμὸς Ἴστρος. Παράπλους δὲ τῆς Θρᾴκης ἀπὸ Στρυμόνος ποταμοῦ μέχρι Σηστοῦ δύο ἡμερῶν καὶ νυκτῶν δύο, ἀπὸ δὲ Σηστοῦ μέχρι στόματος τοῦ Πόντου δύο ἡμερῶν καὶ νυκτῶν δύο, ἀπὸ δὲ τοῦ στόματος μέχρι τοῦ Ἴστρου ποταμοῦ ἡμερῶν τριῶν καὶ νυκτῶν τριῶν. Ὁ σύμπας περίπλους ἀπὸ Θρᾴκης καὶ ποταμοῦ Στρυμόνος μέχρι τοῦ Ἴστρου ποταμοῦ ὀκτὼ ἡμερῶν καὶ ὀκτὼ νυκτῶν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">67. THRAKIA. Trakya, Strymon Ir-mağı’ndan itibaren Karadeniz’deki Istros (= Tuna) Irmağı’na kadar uza-nır. Trakya Bölgesi’ndeki Hellen kentleri şunlardır: Amphipolis, Phagres, Galepsos, Oisyme ile Thasosluların diğer ticaret merkezleri. Bu yerleşimlerin karşısında Thasos adası, kenti ve iki limanı vardır; bu li-manlardan biri kapanabilirdir. Rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum. Neapolis ile hemen aşağısında Atinalı Kallistratos tarafın-dan kurulmuş olan Hellen kenti Daton, ardından Nestos Irmağı, Abdera Kenti, Koudetos Irmağı ile Dikaia ve Maroneia kentleri gelir. Bu yerle-şimlerin karşısında Samothrake adası ve limanı uzanır. Samothrake’nin karşısında, anakarada Drys ve Zone ticaret merkezleri ile Hebros Irmağı ve onun üzerinde Douriskos Kalesi, Ainos kenti ve limanı, Trakya’daki Ainia Kalesi, Melas Körfezi, Melas Irmağı; bir ticaret merkezi olan De-ris, Kardialıların ticaret merkezi Kobrys ve diğer Kypasis yerleşimleri vardır. Melas Körfezi’nin aşağısında Imbros adası ve kenti ile Lemnos adası ve limanı uzanır. Rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum. Melas Körfezi’nden sonra, Trakya Khersonesos’u gelir ve bölgede yer alan kentler şunlardır: Kardia, Ide, Paion, Alopekonnesos, Araplos, Elaious, Madytos, Marmara Denizi’nin ağzının üzerinde yer alan Sestos; [ki buradan Asya Kıtası’na] altı stadia mesafe vardır. Ayrıca Aiks (= Keçi) Irmağı istikametinde Kressa, Krithote, Paktyë yerleşimleri bu-lunur. Buraya kadarki topraklar Trakya Khersonesos’udur. Paktyë’den Kardia’ya, boyundan–ayağa, bir denizden diğerine kadar kara yolu kırk stadia’dır; ayrıca bu ikisinin ortasında Agora isimli bir yerleşim bulunur. Kardia’dan itibaren Elaious’a doğru (çünkü burası en uzun kısmıdır) Khersonesos’un uzunluğu dört yüz stadia’dır. Khersonesos’tan sonra gelen Trakya kaleleri sırasıyla şunlardır: İlk olarak Leuke Burnu gelir, ardından Teiristasis, Herakleia, Ganos, Ganiai, Neon Suru (= Yeni Kale), Perinthos kenti ve limanı; Daminon Kalesi, Selymbria kenti ve limanı. Buradan itibaren Karadeniz’in ağzına kadar beş yüz stadia mesafe vardır. Anaplous olarak adlandırılan yerden İstanbul Boğazı’na kadar yelken açınca Hieron’a [tapınağına] gelinir. Hieron’dan itibaren Kara-deniz’in ağzının genişliği yedi stadia’dır. Karadeniz’in Trakya sahille-rindeki Hellen kentleri şunlardır: Apollonia, Mesembria, Odessopolis, Kallatis ve Istros Irmağı. Trakya’nın Strymon Irmağı’ndan itibaren deniz seyahati Sestos’a kadar iki gün ve iki gece, Sestos’tan itibaren Kara-deniz’in ağzına kadar iki gün ve iki gece, [Karadeniz’in] ağzından itiba-ren Istros Irmağı’na kadar ise üç gün ve üç gece boyunca sürer. Trak-ya’nın Strymon Irmağı’ndan itibaren Istros Irmağı’na kadarki toplam deniz seyahati sekiz gün ve sekiz gecedir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">68. ΣΚΥΘΙΑ. ΤΑΥΡΟΙ. Μετὰ δὲ Θρᾴκην εἰσὶ Σκύθαι ἔθνος καὶ πόλεις ἐν αὐτοῖς Ἑλληνίδες αἵδε• Τύρις ποταμὸς, Νικώνιον πόλις, Ὀφιοῦσα πόλις. Ἐπὶ δὲ τῇ Σκυθικῇ ἐποικοῦσι Ταῦροι ἔθνος ἀκρωτήριον τῆς ἠπείρου• εἰς θάλατταν δὲ τὸ ἀκρωτήριόν ἐστιν. Ἐν δὲ τῇ Ταυρικῇ οἰκοῦσιν Ἕλληνες * αἵδε• Χερρόνησος ἐμπόριον, Κριοῦ μέτωπον, ἀκρωτήριον τῆς Ταυρικῆς. Μετὰ δὲ ταῦτά εἰσι Σκύθαι πάλιν, πόλεις δὲ Ἑλληνίδες αἵδε ἐν αὐτῇ• Θευδοσία, Κύταια καὶ Νυμφαία, Παντικάπαιον, Μυρμήκειον. Παράπλους εὐθὺς ἀπὸ Ἴστρου ἐπὶ Κριοῦ μέτωπον τριῶν ἡμερῶν καὶ τριῶν νυκτῶν, ὁ δὲ παρὰ γῆν διπλάσιος• ἔστι γὰρ κόλπος. Ἐν δὲ τῷ κόλπῳ τούτῳ νῆσός ἐστι, νῆσος δὲ ἐρήμη, ᾗ ὄνομα Λευκὴ, ἱερὰ τοῦ Ἀχιλλέως. Ἀπὸ δὲ Κριοῦ μετώπου πλοῦς εἰς Παντικάπαιον ἡμέρας καὶ νυκτός• ἀπὸ δὲ Παντικαπαίου ἐπὶ τὸ στόμα τῆς Μαιώτιδος λίμνης ἐστὶ στάδια κʹ. Ἡ δὲ Μαιῶτις λίμνη λέγεται ἥμισυ εἶναι τοῦ Πόντου. Ἐν δὲ τῇ Μαιώτιδι λίμνῃ εὐθὺς εἰσπλέοντί εἰσιν ἐπ᾽ ἀριστερᾶς Σκύθαι• καθήκουσι γὰρ ἐκ τῆς ἔξω θαλάσσης ὑπὲρ τῆς Ταυρικῆς εἰς τὴν Μαιῶτιν λίμνην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">68. SKYTHIA. TAURISLİLER. (İs-kit. Taurisliler) Trakya’dan sonra İskit halkı gelir ve bu bölgedeki Hellen kentleri şunlardır: Tyris Irmağı, Nikonion kenti ve Ophiousa kenti. İskit teritoryumunun üzerinde anakaranın ucunda Tauris halkı ikamet eder; ve burası deniz istikametinde bir burundur. Tauris [Kherrhonesos’unda] oturan Hellenler ise şunlardır: Bir ticaret limanı olan Kherrhonesos; Tauris Bölgesi’nin burnunda yer alan Krioumetopon (Koç başı/Karadje). Bu yerleşimlerden sonra, tekrar İskitler yaşarlar; ayrıca burada yer alan Hellen kentleri şunlardır: Theudosia, Kytaia ve Nymphaia, Pantikapaion, Myrmekeion. Tuna Irmağı’ndan itibaren direkt olarak Krioumetopon’a kadarki deniz seyahati üç gün ve üç gece boyunca sürer; söz konusu yolculuk karadan bunun iki katıdır; çünkü burası bir körfezdir. Bu körfezde Akhilleus için kutsal sayılan terk edilmiş Leuke adında bir ada vardır. Krioumetopon’dan itibaren Pantikapaion’a deniz seyahati bir gün ve bir gece sürer; Pantikapaion’dan itibaren Maiotis (Azak) Gölü’nün ağzına kadar yirmi stadia’dır. Maiotis Gölü’nün Karadeniz’in yarısı olduğu söylenir. Maiotis Gölü’ne (= Azak Denizi) direkt olarak yelken açıldığında ise sol tarafta İskitler yer alır: Zira denizden uzakta, Maiotis Gölü’ne doğru, Taurike’nin yukarı taraflarındaki bölgeyi İskitler iskan ederler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ΣΥΡΜΑΤΑΙ. [Μετὰ δὲ Σκύθας Συρμάται] ἔθνος καὶ ποταμὸς Τάναϊς, [ὃς] ὁρίζει Ἀσίαν καὶ Εὐρώπην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">SYRMATAI (Sarmatlar). [İskitlerden sonra Sarmat] halkı ve Asya ile Avrupa kıtalarını ayıran Tanaïs Irmağı [vardır].</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">69. ΠΑΡΑΠΛΟΥΣ ΑΠΑΣΗΣ ΤΗΣ ΕΥΡΩΠΗΣ. Ἀπὸ Ἡρακλείων στηλῶν τῶν ἐν τῇ Εὐρώπῃ περιπλέοντι τοὺς κόλπους παρὰ γῆν, λογιζομένῳ δὲ ὅσαι γεγραμμέναι εἰσὶ, νύκτες ἀντὶ τούτων ἡμέρας, καὶ, ὅπου στάδιά εἰσι γεγραμμένα, ἀντὶ τῶν φʹ σταδίων ἡμεραῖον τὸν πλοῦν, γίνεται τῆς Εὐρώπης ὁ παράπλους, τοῦ ἡμίσεος μέρους τοῦ Πόντου ὄντος ἴσου τῆς Μαιώτιδος λίμνης, ἡμερῶν ρνʹ τριῶν.<br />
Μέγιστοι δὲ ποταμοί εἰσιν ἐν τῇ Εὐρώπῃ ὁ Τάναϊς, ὁ Ἴστρος, ὁ Ῥοδανός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">69. BÜTÜN AVRUPA’NIN SEY-RÜSEFERİ.<br />
Avrupa’daki Herakles sütunlarından itibaren, kara boyunca yer alan körfezlerin etrafında sözü edilen deniz seyahatinin, kaç gün ve kaç gece ile ne kadar stadia’ya gün başına beş yüz stadia’ya olmak üzere eşit ol-duğu yazılmış olup, Avrupa’nın sahilleri boyunca deniz seyahati, Kara-deniz’in yarısı Maiotis Gölü’ne eşittir yüz elli üç gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa’daki en büyük ırmaklar Tanaïs, Istros ve Rhodanos’tur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ΑΣΙΑ<br />
70. ΣΑΥΡΟΜΑΤΑΙ. Ἀπὸ Τανάϊδος δὲ ποταμοῦ ἄρχεται ἡ Ἀσία, καὶ πρῶτον ἔθνος αὐτῆς ἐστὶν ἐν τῷ Πόντῳ Σαυρομάται. Σαυροματῶν δέ ἐστιν ἔθνος γυναικοκρατού-μενον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">ASIA<br />
70. SAUROMATLAR. Tanaïs Irmağı’ndan itibaren, Asya başlar ve Karadeniz’de ikamet eden ilk halk Sarmatlardır. Sarmatların arasında ise öyle bir halk vardır ki, kadınlar tarafından yönetilir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">71. ΜΑΙΩΤΑΙ. Τῶν γυναικοκρατουμένων ἔχονται Μαιῶται.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">71. MAIOTAI. Kadınlar tarafından yönetilen bu halklara Maiotai kavmi komşudur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">72. ΣΙΝΔΟΙ. Μετὰ δὲ Μαιώτας Σίνδοι ἔθνος• διήκουσι γὰρ οὗτοι καὶ εἰς τὸ ἔξω τῆς λίμνης• καί εἰσιν πόλεις ἐν αὐτοῖς Ἑλληνίδες αἵδε• Φαναγόρου πόλις, Κῆποι, Σινδικὸς λιμὴν, Πάτους.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">72. SINDOI. Maiotai kavminden son-ra Sindoi halkı gelir; zira bunların teritoryumu Maiotis Gölü’nün ötesine doğru uzanır. Buralarda şu Hellen kentleri yer alır; Phanagoras kenti, Kepoi (= Bahçeler), Sindike Limanı ve Patous.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">73. ΚΕΡΚΕΤΑΙ. Μετὰ δὲ Σινδικὸν λιμένα Κερκέται ἔθνος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">73. KERKETAI. Sindike Lima-nı’ndan sonra, Kerketai halkı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">74. [ΤΟΡΕΤΑΙ. Μετὰ δὲ Κερκέτας Τορέται ἔθνος] καὶ πόλις Ἑλληνὶς Τορικὸς καὶ λιμήν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">74. [TORETAI. Kerketai’dan sonra, Toretai halkı gelir] ayrıca bir Hellen kenti olan Torikos ve bir liman gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">75. ΑΧΑΙΟΙ. Μετὰ δὲ Τορέτας Ἀχαιοὶ ἔθνος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">75. AKHAIALILAR. Toretai’dan sonra Akhaia halkı yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">76. ΗΝΙΟΧΟΙ. Μετὰ δὲ Ἀχαιοὺς Ἡνίοχοι ἔθνος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">76. HENIOKHOI. Akhaia’dan sonra Heniokhoi halkı gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">77. [ΚΟΡΑΞΟΙ. Μετὰ δὲ Ἡνιόχους Κοραξοὶ ἔθνος.]
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">77. [KORAKSOI. Heniokhoi’dan sonra Koraksoi halkı vardır].</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">78. ΚΩΛΙΚΗ. Μετὰ δὲ Κοραξοὺς Κωλικὴ ἔθνος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">78. KOLIKE. Koraksoi’dan sonra Kolike halkı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">79. ΜΕΛΑΓΧΛΑΙΝΟΙ. Μετὰ δὲ Κωλικὴν Μελάγχλαινοι ἔθνος, καὶ ποταμὸς ἐν αὐτοῖς Μετάσωρις καὶ Αἰγίπιος ποταμός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">79. MELANKHLAINOI [Siyahpele-rinliler]. Kolike’den sonra Melankhlainoi halkı yer alır, ayrıca onların topraklarında Metasoris ve Aigipios ırmakları akar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">80. ΓΕΛΩΝΕΣ. Μετὰ δὲ Μελαγχλαίνους Γέλωνες.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">80. GELONLAR. Melankhlainoi’dan sonra Gelon halkı gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">81. ΚΟΛΧΟΙ. Μετὰ δὲ τούτους Κόλχοι ἔθνος καὶ Διοσκουρὶς πόλις καὶ Γυηνὸς πόλις Ἑλληνὶς καὶ Γυηνὸς ποταμὸς καὶ Χερόβιος ποταμὸς, Χόρσος ποταμὸς, Ἄριος ποταμὸς, Φᾶσις ποταμὸς καὶ Φᾶσις Ἑλληνὶς πόλις, καὶ ἀνάπλους ἀνὰ τὸν ποταμὸν σταδίων ρπʹ, εἰς πόλιν (μάλην) μεγάλην βάρβαρον, ὅθεν ἡ Μήδεια ἦν• ἐνταῦθά ἐστι Ῥὶς ποταμός• Ἴσις ποταμὸς, Λῃστῶν ποταμὸς, Ἄψαρος ποταμός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">81. KOLKHİSLİLER. Bunlardan sonra Kolkhis halkı, Dioskourias ve Gyenos Hellen kentleri ile Gyenos, Kherobios, Arios, Phasis ırmakları vardır. Bir Hellen kenti olan Phasis ve ırmak boyunca yukarıya, bir zamanlar orada Medeia’nın yaşadığı, barbarların büyük bir kentine doğru 180 stadia deniz seyahati yapıldı-ğında Rhis, Isis, Leston ve Apsaros ırmakları yer alır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">82. ΒΥΖΗΡΕΣ. Μετὰ δὲ τοὺς Κόλχους Βύζηρες ἔθνος καὶ Δαραανῶν ποταμὸς καὶ Ἀρίων ποταμός.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">82. BYZERES. Kolkhoi’dan sonra Byzeres halkı ve Daranoiların ırmağı ile Arion Irmağı bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">83. ΕΚΕΧΕΙΡΙΕΙΣ. Μετὰ δὲ Βύζηρας Ἐκεχειριεῖς ἔθνος, καὶ ποταμὸς Πορδανὶς, καὶ Ἀραβὶς ποταμὸς, Λίμνη πόλις, Ὠδείνιος πόλις Ἑλληνίς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">83. EKEKHEIRIEIS [Barışelçileri?]. Byzeres’den sonra, Ekekheirieis halkı ve Pordanis ve Arabis ırmakları ile Limne [Göl] kenti ve bir Hellen kenti olan Odeinios bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">84. ΒΕΧΕΙΡΙΚΗ. Μετὰ Ἐκεχειριεῖς Βέχειροι ἔθνος, Βεχειρικὸς λιμὴν, Βεχειριὰς πόλις Ἑλληνίς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">84. BEKHEIRIKE. Ekekheirieis’ten sonra Bekheiroi halkı; Bekheirikos Limanı; Hellen kenti Bekheirias gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">85. ΜΑΚΡΟΚΕΦΑΛΟΙ. Μετὰ δὲ Βέχειρας Μακρο κέφαλοι ἔθνος, καὶ Ψωρῶν λιμὴν, Τραπεζοῦς πόλις Ἑλληνίς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">85. MAKROKEPHALOI [Büyükka-falılar]. Bekheiroi’dan sonra Makrokephaloi halkı ve Psoron Limanı ve bir Hellen kenti olan Trapezous vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">86. ΜΟΣΣΥΝΟΙΚΟΙ. Μετὰ δὲ Μακροκεφάλους Μοσσύνοικοι ἔθνος, καὶ Ζεφύριος λιμὴν, Χοιράδες πόλις Ἑλληνὶς, Ἄρεως νῆσος. Οὗτοι ὄρη κατοικοῦσιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">86. MOSSYNOIKOI [Kuleler-de/ahşap evlerdeikamet edenler]. Makrokephaloi’dan sonra Mossynoikoi halkı ve Zephyrios Limanı; Hellen kenti Khoirades; Areos Adası gelir. Bu insanlar dağlarda ikamet ederler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">87. ΤΙΒΑΡΗΝΟΙ. Μετὰ δὲ Μοσσύνους ἔθνος ἐστὶ Τιβαρηνοί.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">87. TIBARENOI. Mossynoi’dan son-ra, Tibarenoi halkı gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">88. ΧΑΛΥΒΕΣ. Μετὰ δὲ Τιβαρηνοὺς Χάλυβές εἰσιν ἔθνος, καὶ Γενήτης λιμὴν κλειστὸς, Σταμένεια πόλις Ἑλληνὶς, καὶ Ἰασονία ἀκρόπολις Ἑλληνίς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">88. KHALYPSLÜLER. Tibare-noi’dan sonra, Khalyps halkı vardır. Ardından kapanabilir bir liman olan Genetes, bir Hellen kenti Stameneia ve gene bir Hellen akropolis’i Iasonia gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">89. ΑΣΣΥΡΙΑ. Μετὰ δὲ Χάλυβας Ἀσσυρία ἐστὶν ἔθνος καὶ ποταμὸς Θερμώδων καὶ πόλις Ἑλληνὶς Θεμίσκυρα, Λύκαστος ποταμὸς καὶ πόλις Ἑλληνὶς, Ἅλυς ποταμὸς καὶ Κάρουσσα πόλις Ἑλληνὶς, Σινώπη πόλις Ἑλληνὶς, Κερασοῦς πόλις Ἑλληνὶς καὶ Ὀχέραινος ποταμὸς, Ἁρμένη πόλις Ἑλληνὶς καὶ λιμὴν, Τετράκις πόλις Ἑλληνίς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">89. ASSYRIA. Khalyps’ten sonra Assyria halkı vardır. Ayrıca Thermodon Irmağı ve bir Hellen kenti Themiskyra; Lykastos Irmağı ve Hellen kenti; Halys Irmağı, Hellen kentleri Karoussa, Sinope, Kerasous ve Okherainos Irmağı; Harmene Hellen kenti ve limanı; Tetrakis Hellen kenti bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">90. ΠΑΦΛΑΓΟΝΙΑ. Μετὰ δὲ Ἀσσυρίαν ἐστὶ Παφλαγονία ἔθνος. Ἔστι δὲ ἐν αὐτῇ Στεφάνη λιμὴν, Κόλουσσα πόλις Ἑλληνὶς, Κίνωλις πόλις Ἑλληνὶς, Κάραμβις πόλις Ἑλληνὶς, Κύτωρις πόλις Ἑλληνὶς, Σησαμὸς πόλις Ἑλληνὶς καὶ Παρθένιος ποταμὸς, Τίειον πόλις Ἑλληνὶς καὶ λιμὴν, Ψύλλα καὶ ποταμὸς Καλλίχορος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">90. PAPHLAGONIA. Assyria’dan sonra Paphlagonia halkı ikamet eder. Orada Stephane Limanı; Koloussa; Kinolis; Karambis; Kytoris ve Sesamos Hellen kentleri ile Parthenios Irmağı; Hellen kenti Tieion ve limanı ile Psylla ve Kallikhoros ırmakları vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">91. ΜΑΡΙΑΝΔΥΝΟΙ. Μετὰ δὲ Παφλαγονίαν Μαριάνδυνοί εἰσιν ἔθνος. Ἐνταῦθα πόλις ἐστὶν Ἡράκλεια Ἑλληνὶς, καὶ ποταμὸς Λύκος καὶ ἄλλος ποταμὸς Ὕπιος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">91. MARIANDYNIALILAR. Paph-lagonialılardan sonra, Mariandynia halkı gelir. Burada bir Hellen kenti Herakleia ve Lykos Irmağı ile diğer bir ırmak olan Hypios akar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">92. ΒΙΘΥΝΟΙ. Μετὰ δὲ Μαριανδύνους εἰσὶ Θρᾷκες Βιθυνοὶ ἔθνος, καὶ ποταμὸς Σαγάριος καὶ ἄλλος ποταμὸς Ἀρτάνης καὶ νῆσος Θυνιὰς (οἰκοῦσι δὲ αὐτὴν Ἡρακλεῶται) καὶ ποταμὸς Ῥήβας. Εἶτ᾽ εὐθὺς ὁ πόρος καὶ τὸ προειρημένον ἱερὸν ἐν τῷ στόματι τοῦ Πόντου, καὶ μετὰ τοῦτο πόλις Χαλκηδὼν ἔξω Θρᾴκης, μεθ᾽ ἣν ὁ κόλπος ὁ Ὀλβιανός. Παράπλους ἀπὸ Μαριανδύνων μέχρι τοῦ μυχοῦ τοῦ κόλπου τοῦ Ὀλβιανοῦ (τοσαύτη γάρ ἐστιν ἡ Βιθυνῶν Θρᾴκη) ἡμερῶν τριῶν. Ἀπὸ δὲ τοῦ στόματος τοῦ Πόντου, ἕως [ἐπὶ] τὸ στόμα τῆς Μαιώτιδος λίμνης παραπλήσιός ἐστιν ὁ πλοῦς, ὅ τε παρὰ τὴν Εὐρώπην καὶ τὴν Ἀσίαν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">92. BITHYNIALILAR. Mariandy-nialılardan sonra Trakya Bithynialıları halkı vardır. Ardından Sangarios Irmağı ile diğer bir ırmak olan Artanes, (üzerinde Herakleialıların yaşa-dığı) Tynias Adası ve Rhebas Irmağı gelir. Ardından direkt olarak bu şekilde ilerlenince ve daha önce sözünü etmiş olduğumuz Karadeniz’in ağzındaki tapınak yer alır. Bu tapınaktan sonra, Trakya dışındaki Khal-kedon kenti ve ondan sonra Olbia Körfezi’ne gelinir. Mariandynialıların topraklarından Olbia Körfezi’nin sonuna kadarki sahil yolculuğu (çünkü Bithynialıların Trakyası bu derece büyüktür) üç gün alır. Karadeniz’in ağzından Maiotis Gölü’nün ağzına kadarki, deniz seyahati ve de Avru-pa’dan ve Asya’ya uzanan seyahat hemen hemen eşit mesafededir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">93. ΜΥΣΙΑ. Μετὰ δὲ Θρᾴκην Μυσία ἔθνος. Ἔστι δὲ τὸ ἐπ᾽ ἀριστερᾷ τοῦ Ὀλβιανοῦ κόλπου ἐκπλέοντι εἰς τὸν Κιανὸν κόλπον μέχρι Κίου. Ἡ δὲ Μυσία ἀκτή ἐστι. Πόλεις δ᾽ ἐν αὐτῇ Ἑλληνίδες εἰσὶν αἵδε• Ὀλβία καὶ λιμὴν, Καλλίπολις καὶ λιμὴν, ἀκρωτήριον τοῦ Κιανοῦ κόλπου, καὶ ἐν ἀριστερᾷ Κίος πόλις καὶ Κίος ποταμός. Παράπλους δὲ τῆς Μυσίας εἰς Κίον ἡμέρας μιᾶς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">93. MYSIA. Trakya’dan sonra Mysia halkı gelir. Olbia Körfezi’nin soluna doğru yelken açınca Kios Körfe-zi’ne ve Kios’a kadar ulaşılır. Mysia bir sahil şerididir. İçinde yer alan Hellen kentleri şu şekildedir: Olbia ve limanı, Kallipolis ve limanı, Kios Körfezi’nin burnu ve solunda Kios kenti ile Kios Irmağı. Mysia’dan Kios’a doğru sahil boyunca deniz seyahati bir gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">94. ΦΡΥΓΙΑ. Μετὰ δὲ Μυσίαν Φρυγία ἐστὶν ἔθνος, καὶ πόλεις Ἑλληνίδες αἵδε• Μύρλεια καὶ Ῥύνδακος ποταμὸς καὶ ἐπ᾽ αὐτῷ Βέσβικος νῆσος, καὶ πόλις Πλακία καὶ Κύζικος ἐν τῷ ἰσθμῷ ἐμφράττουσα τὸν ἰσθμὸν, καὶ ἐντὸς τοῦ ἰσθμοῦ Ἀρτάκη. Κατὰ ταύτην νῆσός ἐστι καὶ πόλις Προκόννησος καὶ ἑτέρα νῆσος εὐλίμενος Ἐλαφόννησος• γεωργοῦσι δ᾽ αὐτὴν Προκοννήσιοι. Ἐν δὲ τῇ ἠπείρῳ πόλις ἐστὶ Πρίαπος, Πάριον, Λάμψακος, Περκώτη, Ἄβυδος, καὶ τὸ στόμα κατὰ Σηστὸν τῆς Προποντίδος τοῦτό ἐστι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">94. PHRYGIA. Mysia’dan sonra Phrygia halkı vardır ve Hellen kentleri şu şekildedir: Myrleia ve Rhyndakos Irmağı ile üzerindeki Besbikos Adası, Plakia kenti ve kıstak üzerinde kıstağı kapatan Kyzikos ve kıstağın içindeki Artake kenti. Bundan sonra bir ada ve Prokonnesos kenti vardır ve diğer bir ada olan iyi limanlı Elaphonnesos: Prokonnesoslular burayı ekerler. Anakara üzerinde ise, Priapos; Parion; Lampsakos; Perkote ile Abydos kenti yer alır ve (Abydos) karşısındaki Sestos kentiyle Propontis’in ağzını oluştu-rur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">95. ΤΡΩΑΣ. Ἐντεῦθεν δὲ Τρωὰς ἄρχεται, καὶ πόλεις Ἑλληνίδες εἰσὶν ἐν αὐτῇ αἵδε• Δάρδανος, Ῥοίτειον, Ἴλιον (ἀπέχει δὲ ἀπὸ τῆς θαλάττης στάδια κεʹ) καὶ ἐν αὐτῇ ποταμὸς Σκάμανδρος. Καὶ νῆσος κατὰ ταῦτα κεῖται Τένεδος καὶ λιμὴν, ὅθεν Κλεόστρατος ὁ ἀστρόλογός ἐστι. Καὶ ἐν τῇ ἠπείρῳ Σίγη καὶ Ἀχίλλειον καὶ Κρατῆρες Ἀχαιῶν, Κολωναὶ, Λάρισσα, Ἁμαξιτὸς καὶ ἱερὸν Ἀπόλλωνος, ἵνα Χρύσης ἱερᾶτο.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">95. TROAS. Buradan itibaren Troas başlar ve bölgedeki Hellen kentleri şu şekildedir: Dardanos, Rhoiteion, Ilion (denizden yirmi beş stadia uzaklıktadır) ve orada Skamandros Ir-mağı akar. Ayrıca bu yerlerin karşısında Tenedos adası ve limanı uzanır, gök bilimci Kleostratos oralıdır. Anakarada ise Sige, Akhilleion, Akhai-alıların Krateres [Şarap karıştırma çanağı (kenti)], Kolonai, Larissa, Hamaksitos kentleri ile bir zamanlar Khryses’in rahiplik yaptığı Apol-lon’un tapınağı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">96. ΑΙΟΛΙΣ. Ἐντεῦθεν δὲ Αἰολὶς χώρα καλεῖται. Αἰολίδες δὲ πόλεις ἐν αὐτῇ εἰσὶν ἐπὶ θαλάττῃ αἵδε ** Κεβρὴν, Σκῆψις, Νεάνδρεια, Πιτύεια. Παράπλους Φρυγίας ἀπὸ Μυσίας μέχρι Ἀντάνδρου**</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">96. AIOLIS. Burası Aiolis teritoryu-mu olarak da adlandırılır. Bölgede denize yakın Aiolis kentleri şunlardır; ….. Kebren, Skepsis, Neandreia, Pityeia. Sahil boyunca deniz seyahati Phrygia’nın Mysia’sından Antandros’a kadar …..</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">97. ΛΕΣΒΟΣ. Κατὰ ταῦτά ἐστι νῆσος Αἰολὶς Λέσβος, εʹ πόλεις ἔχουσα ἐν αὑτῇ τάσδε• Μήθυμναν, Ἄντισσαν, Ἐρεσὸν, Πύρραν καὶ λιμένα, Μιτυλήνην λιμένας ἔχουσαν δύο. Κατὰ δὲ ταύτην νῆσός ἐστι καὶ πόλις• ὄνομα δὲ ταύτης Πορδοσελήνη. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην ἐπὶ τὰς νήσους.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">97. LESBOS. Bu kentlerin karşısında Aiolis’in Lesbos Adası yer alır. Adanın sahip olduğu beş kent şu şekil-dedir; Methymna, Antissa, Eresos, Pyrrha ve limanı ile iki limana sahip olan Mitylene. Lesbos’un hemen yanında ise bir ada ve kent vardır ve bunun adı da Pordoselene’dir. Denize yakın adalardan rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">98. ΛΥΔΙΑ. Ἀπὸ Ἀντάνδρου καὶ τῆς Αἰολικῆς τὸ κάτω ἦν πρότερον μὲν δι᾽ αὑτὴν ἡ χώρα Μυσία μέχρι Τευθρανίας, νῦν δὲ Λυδία. Μυσοὶ δ᾽ ἐξανέστησαν εἰς τὴν ἤπειρον ἄνω. Εἰσὶ δὲ πόλεις ἐν αὐτῇ Ἑλληνίδες καὶ ἐν τῇ Λυδίᾳ αἵδε• Ἄστυρα, οὗ τὸ ἱερὸν [Ἀρτέμιδος, καὶ] Ἀδραμύττιον. Ἡ δὲ χώρα Λεσβία• καὶ ὑπὲρ ταύτης ἡ Χίων χώρα καὶ πόλις Ἀταρνεύς• ὑπὸ δὲ ταῦτα ἐπὶ θάλατταν λιμὴν Πιτάνη καὶ ποταμὸς Κάϊκος. Μετὰ Πιτάνην Ἐλαία, Γρύνειον, Ἀχαιῶν λιμήν• ἐν τούτῳ λέγονται Ἀχαιοὶ βουλεύσασθαι ἐπὶ τὸν Τήλεφον πότερον στρατεύοιεν ἢ ἀπίοιεν• πόλις Μύρινα καὶ λιμὴν, Κύμη καὶ λιμήν (ὑπὲρ δὲ Κύμης ἐν μεσογείᾳ πόλις Ἑλληνίς ἐστιν Αἰγαὶ) καὶ Λεῦκαι καὶ λιμένες καὶ Σμύρνα, ἐν ᾗ Ὅμηρος ἦν, Φώκαια καὶ λιμὴν καὶ Ἕρμος ποταμὸς, Κλαζομεναὶ καὶ λιμὴν, Ἐρυθραὶ καὶ λιμήν. Κατὰ δὲ ταύτας νῆσός ἐστι Χίος καὶ λιμήν. Ἐπάνειμι πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον. Γέραι πόλις καὶ λιμὴν, Τέως πόλις καὶ λιμὴν, Λέβεδος, Κολοφὼν ἐν μεσογαίᾳ, Νότιον καὶ λιμὴν, Ἀπόλλωνος Κλαρίου ἱερὸν, Κάϋστρος ποταμὸς, Ἔφεσος καὶ λιμὴν, Μαραθήσιον καὶ ἐν τῇ ἠπείρῳ Μαγνησία πόλις Ἑλληνὶς, Ἄναια, Πανιώνιον, Ἐρασιστράτιος, Χαραδροῦς, Φώκαια, Ἀκαδαμὶς, Μυκάλη• ἐν τῇ Σαμίων χώρᾳ ταῦτά ἐστι. Πρὸ δὲ τῆς Μυκάλης Σάμος ἐστὶ νῆσος πόλιν ἔχουσα καὶ λιμένα κλειστόν. Αὕτη ἡ νῆσος οὐκ ἐλάσσων ἐστὶ Χίου. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην. Ἐπὶ τῆς Μυκάλης ἐστὶ πόλις Πριήνη λιμένας ἔχουσα δύο, ὧν τὸν ἕνα κλειστόν• εἶτα ποταμὸς Μαίανδρος. Παράπλους δὲ Μυσίας καὶ Λυδίας, ἀπὸ Ἀστύρων μέχρι Μαιάνδρου ποταμοῦ, δύο ἡμερῶν καὶ νυκτὸς μιᾶς.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">98. LYDIA. Antandros’dan itibaren ve Aiolis teritoryumunun güneyi (aşağısı) önceleri Teuthrania’ya kadar Mysia toprağıydı; fakat şimdi Lydia’ya aittir. Mysialılar ise anakaranın kuzeyine (içlerine) doğru göç etmişlerdir. Burada ve Lydia’da yer alan Hellen kentleri şunlardır; içinde kutsal [Artemis] tapınağı olan Astyra ve Adramyttion. Lesbos teritoryumu ve bunun üzerinde Khios Adası’na ait topraklar ve Atarneus kenti bulunur, ayrıca buraların güneyinde (altında) deniz kıyısında Pitane Limanı ve Kaïkos Irmağı vardır. Pitane’den sonra Elaia, Gryneion ve Akhaların limanı gelir; burada Akhaların Telephos’a karşı ya sefere çıkılması ya da bu fikirden vazgeçilmesi konusunda karar vermiş oldukları söylenir; ardından Myrina kenti ve limanı, Kyme ve limanı (ayrıca Kyme’nin üzerinde içerilerde Hellen kenti Aigai vardır), Leukai ile limanları; Homeros’un vatanı Smyrna; Phokaia ve limanı ile Hermos Irmağı, Klazomenai ve limanı, Erythrai ve limanı yer alır. Bunların yanında Khios Adası ve limanı vardır. Tekrar anakaraya dönüyorum. Gerai kenti ve limanı, Teos kenti ve limanı, Lebedos, iç kesimdeki Kolophon, Notion ve limanı, Apollon Klarios’un kutsal alanı, Kaÿstros Irmağı, Ephesos ve limanı, Marathesion ve anakaradaki Hellen kenti Magnesia; Anaia, Panionion, Erasistratios, Kharadrous, Phokaia, Akadamis, Mykale; bu yerler Samos teritoryumuna dahildir. Mykale’den önce Samos Adası vardır, kente ve kapanabilir bir limana sahiptir. Bu ada Khios’tan daha ufak değildir. Buradan rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum. Mykale’nin üzerinde iki limana sahip Priene kenti vardır, bunlardan biri kapanabilir limandır; ardından Maiandros Irmağı gelir. Mysia ve Lydia’nın, Astyra’dan itibaren Maiandros Irmağı’na kadarki sahilden deniz seyahati, iki gün ve bir gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">99. ΚΑΡΙΑ. Μετὰ δὲ Λυδίαν Καρία ἐστὶν ἔθνος, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ Ἑλληνίδες αἵδε• Ἡράκλεια, εἶτα Μίλητος, εἶτα Μύνδος καὶ λιμὴν, Ἁλικαρνασσὸς καὶ λιμὴν κλειστὸς καὶ ἄλλος λιμὴν περὶ τὴν νῆσον καὶ ποταμὸς, Κάλυμνα νῆσος, Καρύανδα νῆσος καὶ πόλις καὶ λιμὴν (οὗτοι Κᾶρες), νῆσος Κῶς καὶ πόλις καὶ λιμὴν κλειστός. Κατὰ ταῦτα Κεραμιακὸς κόλπος τῆς Καρίας, καὶ νῆσος Νίσυρος καὶ λιμήν. Ἐπάνειμι πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον. Ἀκρωτήριον ἱερὸν Τριόπιον, Κνίδος πόλις Ἑλληνὶς καὶ χώρα ἡ Ῥοδίων ἡ ἐν τῇ ἠπείρῳ, Καῦνος Καρικὴ πόλις καὶ λιμὴν κλειστὸς, Κρυασσὸς ἀκρωτήριον. Ῥόδος κατὰ τοῦτο νῆσος καὶ πόλις• καὶ τρίπολις ἀρχαία ἐν αὐτῇ, πόλεις αἵδε• Ἰάλυσος, Λίνδος, Κάμειρος. Κατὰ δὲ τὴν Ῥόδον αἵδε νῆσοί εἰσιν οἰκούμεναι• Χάλκεια, Τῆλος, Κάσος, Κάρπαθος• αὕτη τρίπολις. Καὶ ὁ παράπλους Καρίας, ἀπὸ Μαιάνδρου ποταμοῦ ἐπὶ τὸν Κρυασσὸν, ὅ ἐστι Καρίας ἀκρωτήριον, δύο ἡμερῶν. Ἐπάνειμι πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">99. KARIA. Lydia’dan sonra Karia halkı gelir ve bölgedeki Hellen kentleri şunlardır: Herakleia, sonra Mile-tos, ardından Myndos ve limanı, Halikarnassos ve kapanabilir limanı ve adanın çevresinde diğer bir liman ve bir ırmak, Kalymna Adası; Kay-randa adası, kenti ve limanı (bu insanlar Karialıdır), Kos adası, kenti ve kapanabilir limanı. Bu yerler Karia’nın Keramiakos Körfezi civarındadır ve Nisyros adası ve limanı. Tekrar anakaraya dönüyorum. Triopion kutsal burnu, Hellen kenti Knidos ve Rhodosluların anakaradaki toprak-ları, Karia kenti Kaunos ve kapanabilir limanı ve Kryassos Burnu. Bunun yanında Rhodos adası ve kenti; ayrıca adanın içindeki üç eski kent şunlardır: Ialysos, Lindos, Kameiros. Dahası Rhodos’un yakınında, içle-rinde yerleşim olan şu adalar vardır: Khalkeia, Telos, Kasos, Karpathos; bu üç kentlidir. Ve Karia’nın Maiandros Irmağı’ndan Karia Bölgesi’nin burnu Kryassos’a kadar sahil boyunca deniz seyahati iki gün sürer. Bu-radan rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">100. ΛΥΚΙΑ. Ἀπὸ δὲ Καρίας Λυκία ἐστὶν ἔθνος• καὶ πόλεις Λυκίοις αἵδε• Τελμισσὸς καὶ λιμὴν, καὶ ποταμὸς Ξάνθος, δι᾽ οὗ ἀνάπλους εἰς [Ξάνθον πόλιν,] Πάταρα πόλις [ἣ] καὶ λιμένα ἔχει• Φελλὸς πόλις καὶ λιμήν• κατὰ ταῦτα νῆσός ἐστι Ῥοδίων Μεγίστη• Λίμυρα πόλις, εἰς ἣν ὁ ἀνάπλους κατὰ τὸν ποταμόν• εἶτα Γαγαία πόλις, εἶτα Χελιδονίαι, ἀκρωτήριον καὶ νῆσοι δύο καὶ Διονυσιὰς νῆσος, ἀκρωτήριον καὶ λιμὴν Σιδηροῦς. Ὑπὲρ τούτου ἐστὶν ἱερὸν Ἡφαίστου ἐν τῷ ὄρει καὶ πῦρ πολὺ αὐτόματον ἐκ τῆς γῆς καίεται καὶ οὐδέποτε σβέννυται. Καὶ ἐὰν προέλθῃς ἀπὸ θαλάττης ἀνώτερον, ἔστι Φασηλὶς πόλις καὶ λιμήν (ἔστι δὲ τοῦτο κόλπος) καὶ Ἴδυρος πόλις, νῆσος Λυρνάτεια, Ὀλβία, Μάγυδος καὶ ποταμὸς Καταρράκτης, Πέργη πόλις καὶ ἱερὸν Ἀρτέμιδος. Ἐπ᾽ εὐθείας δὲ παράπλους ἐστὶν Λυκίας ἀπὸ * ἡμέρας καὶ νυκτός• ὁ δὲ παρὰ γῆν διπλάσιος τούτου• ἔστι γὰρ κολπώδης.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">100. LYKIA. Karia’dan itibaren Ly-kia halkı gelir ve Lykia kentleri şunlardır: Telmessos ve limanı, arasından [Ksanthos kentine] ulaşımı sağlayan Ksanthos Irmağı ve bir limanı da olan Patara kenti: Phellos kenti ve limanı: bu boyda Rhodosluların Megiste Adası vardır; ırmak boyunca gemiyle gidilebilecek Limyra ken-ti; daha sonra Gagai kenti, sonra Khelidonia Burnu, iki ada ve Dionysias Adası, bir burun ve Siderous Limanı. Buranın üzerinde, dağda Hephais-tos’un kutsal alanı ve topraktan kendiliğinden çıkıp da yanan ve hiç sönmeyen çokça ateş vardır. Ve eğer denizden yukarı (kuzeye) doğru gidilirse Phaselis kenti ve limanı (bu bir körfezdir) ve Idyros kenti, Lyrnateia Adası, Olbia, Magydos ve Katarrhaktes Irmağı, Perge kenti ve Artemis Tapınağı gelir. [Karia’dan] itibaren Lykia’ya sahil boyu direkt deniz seyahati […] gün ve gecedir. Karadan yolculuk ise bunun iki katı-dır; çünkü körfez şeklindedir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">101. ΠΑΜΦΥΛΙΑ. Μετὰ δὲ Λυκίαν ἐστὶ Παμφυλία ἔθνος, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ αἵδε• Ἄσπενδος πόλις• εἰς ταύτην ὁ ἀνάπλους γίνεται κατὰ ποταμόν• ὁ δὲ ποταμός ἐστιν Εὐρυμέδων• εἶτα πόλις Σύλλειον, ἄλλη πόλις Σίδη, Κυμαίων ἀποικία, καὶ λιμήν. Παράπλους Παμφυλίας ἀπὸ Πέργης ἥμισυ ἡμέρας. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις Παμφυλίας, Κίβυρα, εἶτα Κορακήσιον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">101. PAMPHYLIA. Lykia’dan sonra Pamphylia halkı gelir ve kentleri şunlardır: Aspendos kenti; bu kente doğru ırmakyukarı yelken açılarak gidilir; bu ırmak Eurymedon’dur; ardından Sillyon kenti; diğer bir kent olan Kymelilerin kolonisi Side ve limanı gelir. Pamphylia’dan Perge kentine sahil boyu deniz seyahati yarım gün sürer. Pamphylia’nın diğer kentleri ise Kibyra ve ardından Korakesion’dur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">102. ΚΙΛΙΚΙΑ. Μετὰ δὲ Παμφυλίαν Κιλικία ἐστὶν ἔθνος, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ αἵδε• Σελινοῦς, Χαραδροῦς πόλις καὶ λιμὴν, Ἀνεμούριον ἄκρα καὶ πόλις, Νάγιδος πόλις [ἣ] καὶ νῆσον ἔχει. Πρὸς δὲ τὴν Σητὸν λιμένα Ποσείδειον, Σάλον, Μυοῦς, Κελένδερις πόλις, καὶ λιμὴν Ἀφροδίσιος καὶ λιμὴν ἕτερος, Ὅλμοι πόλις Ἑλληνὶς * ἀπέχουσα, Σαρπηδὼν πόλις ἔρημος, καὶ ποταμὸς, Σόλοι πόλις Ἑλληνὶς, Ζεφύριον πόλις, ποταμὸς Πύραμος καὶ πόλις Μαλλὸς, εἰς ἣν ὁ ἀνάπλους κατὰ τὸν ποταμὸν, ἐμπόριον Ἀδάνη καὶ λιμὴν Μυρίανδος Φοινίκων, Θάψακος ποταμός. Παράπλους Κιλικίας ἀπὸ τῶν Παμφυλίας ὁρίων μέχρι Θαψάκου ποταμοῦ, τριῶν ἡμερῶν καὶ νυκτῶν δύο. Ἐκ δὲ Σινώπης τῆς ἐν τῷ Πόντῳ διὰ τῆς ἠπείρου καὶ τῆς Κιλικίας εἰς Σόλους ὁδός ἐστιν ἀπὸ θαλάσσης εἰς θάλασσαν ἡμερῶν εʹ•</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">102. KILIKIA. Pamphylia’dan sonra, Kilikia halkı gelir ve Kilikia Bölgesi’nde şu kentler vardır: Selinous, Kharadrous kenti ve limanı, Anemourion Burnu ve kenti, Nagidos kenti [ki bu kent] bir adaya sahiptir. Seton’a doğru Poseideion Limanı, Salon, Myous, Kelenderis kenti ve limanı, Aphrodisios ve diğer bir liman; Holmoi Hellen kenti [… stadia] uzaklıktadır. Terk edilmiş Sarpedon kenti ve ırmağı, Hellen kenti Soloi, Zephyrion kenti, Pyramos Irmağı ve Mallos kenti, ki bu kente yukarı doğru ırmak üzerinden yelken açılır, ticaret limanı Adana ve Fenikelilerin Myriandos Limanı ile Thapsakos Irmağı yer alır. Kilikia’dan sahil boyunca deniz seyahati, Pamphylia’nın sınırlarından Thapsakos Irmağı’na kadar üç gün iki gecedir. Ayrıca Ka-radeniz’deki Sinope’den anakara içinden geçerek Kilikia’nın Soloi ken-tine kadar bir denizden (Karadeniz) diğer denize (Akdeniz) kara yolu ise beş gün sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">103. ΚΥΠΡΟΣ. Κατὰ δὲ Κιλικίαν ἐστὶ νῆσος Κύπρος, καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ αἵδε• Σαλαμὶς Ἑλληνὶς, λιμένα ἔχουσα κλειστὸν χειμερινὸν, Καρπάσεια, Κερύνεια, Λήπηθις Φοινίκων, Σόλοι (καὶ αὕτη λιμένα ἔχει χειμερινόν), Μάριον Ἑλληνὶς, Ἀμαθοῦς (αὐτόχθονές εἰσιν)• αὗται πᾶσαι λιμένας ἔχουσαι ἐρήμους. Εἰσὶ δὲ καὶ ἄλλαι πόλεις ἐν μεσογείᾳ βάρβαροι. Ἐπάνειμι δὲ πάλιν ἐπὶ τὴν ἤπειρον, ὅθεν ἐξετραπόμην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">103. KYPROS [Kıbrıs]. Kilikia’nın karşısında ise, Kıbrıs Adası vardır ve adadaki kentler şunlardır: Kışın kapanabilen bir limana sahip olan Hellen kenti Salamis, Karpaseia, Keryneia, Fenikelilerin Lepethis kenti, Soloi (bu kent kışlanabilir bir limana sahiptir), Hellen kenti Marion, Amathous (bunlar adanın yerlile-ridir); bütün bu kentler terk edilmiş limanlara sahiptirler. Ayrıca adanın iç kesimlerinde barbarların başka kentleri de mevcuttur. Buradan rotamı çeviriyor ve tekrar anakaraya dönüyorum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">104. ΣΥΡΙΑ ΚΑΙ ΦΟΙΝΙΚΗ. Ἔστι μετὰ Κιλικίαν ἔθνος Σύροι. Ἐν δὲ τῇ Συρίᾳ οἰκοῦσι τὰ παρὰ θάλατταν Φοίνικες ἔθνος, ἐπὶ στενὸν ἔλαττον ἢ ἐπὶ τετταράκοντα σταδίους ἀπὸ θαλάττης, ἐνιαχῆ δὲ οὐδὲ ἐπὶ σταδίους ιʹ τὸ πλάτος.<br />
Ἀπὸ δὲ Θαψάκου ποταμοῦ ἐστὶ Τρίπολις Φοινίκων, Ἄραδος νῆσος καὶ λιμὴν, βασίλεια Τύρου, ὅσον ηʹ στάδια ἀπὸ τῆς γῆς, καὶ ἐν τῇ χερρονήσῳ ἑτέρα πόλις Τρίπολις• αὕτη ἐστὶν Ἀράδου καὶ Τύρου καὶ Σιδῶνος• ἐν τῷ αὐτῷ τρεῖς πόλεις καὶ περίβολον ἑκάστῃ τοῦ τείχους ἴδιον ἔχει• καὶ ὄρος Θεοῦ πρόσωπον, Τριήρης [πόλις] καὶ λιμὴν, Βηρυτὸς πόλις καὶ λιμὴν, Βορινὸς, Πορφυρέων πόλις, Σιδὼν πόλις καὶ λιμὴν κλειστὸς, Ὀρνίθων πόλις Σιδωνίων (Ἀπὸ Λεόντων πόλεως μέχρι Ὀρνίθων πόλεως **), Τυρίων πόλις Σάραπτα, ἄλλη πόλις Τύρος λιμένα ἔχουσα ἐντὸς τείχους• αὕτη δὲ ἡ νῆσος βασίλεια Τυρίων, καὶ ἀπέχει στάδια ἀπὸ θαλάττης γʹ•<br />
Codicis pagina 93. Παλαίτυρος πόλις καὶ ποταμὸς [ὃς] διὰ μέσης ῥεῖ, καὶ πόλις τῶν [Ἐκδίππων] καὶ ποταμὸς καὶ Ἄκη πόλις, ἔξω πἠ πόλις Τυ[ρίων• Κάρμηλος] ὄρος ἱερὸν Διός• Ἄραδος πόλις Σιδονίων &#8230;&#8230;&#8230;. καὶ ποταμὸς Τυρίων• Δῶρος πόλις Σιδονίων• [ Ἰόππη πόλις• ἐκτε]θῆναί φασιν ἐνταῦθα τὴν Ἀνδρομ[έδαν τῷ κήτει• Ἀσκά]λων πόλις Τυρίων καὶ βασίλεια. Ἐνταῦ[θα ὅρος ἐστὶ τῆς Κοίλης] Συρίας. Παράπλους Κοίλης Συρίας [ἀπὸ Θαψάκου ποτ. μέχρι] Ἀσκάλωνος στάδια ͵βψʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">104. SYRIA VE PHOINIKE. Kili-kia’dan sonra Suriye halkı gelir. Ayrıca Suriye’de denizin sahil kesi-minde Fenike halkı ikamet eder, burası dar bir şerittir, denizden mesafesi kırk stadia’dan daha azdır ve bazı kesimlerde bu mesafe on stadia genişliğinde bile değildir. Thapsakos Irmağı’ndan itibaren Fenikelilerin Tripolis’i başlar, Arados adası ve limanı, Tyros’un kraliyet merkezidir ve karadan yaklaşık sekiz stadia mesafededir ve yarımadada diğer bir kent olan Tripolis (üçkent) yer alır; bu kentler Arados, Tyros ve Sidon’dur: Üç kent de aynıdır ve her bir kentin kendine özgün sur duvarı ve kalesi vardır; ayrıca Tanrı’nın Yüzü Dağı, Trieres [kenti] ve limanı, Berytos kenti ve limanı, Borinos, Porphyreus (Purpuracıların) kenti, Sidon kenti ve kapanabilir limanı; Sidonluların Orhnithes (Kuşlar) kenti (Leones (Aslanların) kentinden Orhnithes (Kuşların) kentine kadar …), Tyrosluların kenti Sarapta, diğer bir kent de surların içinde limanı olan Tyros’tur ve bu ada Tyrosluların kraliyet merkezidir ve denizden üç stadia mesafededir:</p>
<p style="text-align: justify;">[Kodeks sayfa 93]. Palaityros kenti ve ırmağı [ki o ırmak] kentin ortasından akar ve [Ekdipposların] kenti ve ırmağı, Ake kenti, Tyrosluların kentinden dışındadır: Zeus’un kutsal [Karmelos] Dağı; Sidonluların kenti Arados … ve Tyrelilerin ırmağı, Sidonluların kenti Doros, [Ioppe kenti]; Androm[eda’nın deniz canavarı için] burada çarmıha gerilmiş olduğunu söylerler; ardından Tyrelilerin [Aska]lon kenti ve kraliyet merkezi gelir. Burası Syria [Koile’nin sınırı-dır]. Syria Koile’nin [Thapsakos Irmağı’ndan itibaren] Askalon’a sahil boyunca deniz seyahati iki bin yedi yüz stadia’dır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">Α[ΡΑΒΙΑ. Μετὰ δὲ Συρίαν εἰσὶν Ἄραβες] ἔθνος, νομάδες ἱππεύοντες [καὶ νομὰς ἔχοντες παντοδαπῶν βοσ]κημάτων, οἰῶν καὶ αἰ[γῶν] &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. καὶ καμήλων• ἔστι δὲ αὕ[τη] &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; ἔστι τὰ πολλὰ ἄ &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. τε τὴν Αἴγυπτον &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. ἐν αὐτῇ κολ&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. ἔστιν ἐκ τῆς &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. [ἔξω]θεν θαλ[αττ]&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; [θάλα]τταν &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. καὶ &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;.. [Παράπλους] &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
[Codices Pagina 94.] .…[Ἀ]ραβίας δὲ (αὐ)τῆς ἀπὸ Συρίας ὁρίων μέχρι στόματος τοῦ [Νείλου τοῦ ἐ]ν Πηλουσίῳ, τοῦτο γάρ ἐστιν Ἀραβίας ὄρος, στάδ. ͵ατʹ &#8230;&#8230;.. [Ἀ]ραβίαν Αἰγύπτου μέχρι τοῦ Νείλου ἐξ ἧς Ἀρα &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. Αἰγύπτιοι• φόρον δὲ φέρουσιν Αἰγύ &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. ἀεὶ τοῖς Ἄραψιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">A[RABIA.[Arabistan] Syria’dan son-ra Arap] halkı gelir, bunlar atlı göçebelerdir. Koyun, keçi, …… deve [etc. gibi her çeşit hay]vanı [güderler]. Deve ise, …… ……………………….. en çok …….. Mısır’da &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. orada ……….. vardır, …den dışında …………… [dı]şında den[iz] …………..…….. [de]niz ………………………….. . ve …..…………. …………………&#8230;. ………………………. ……………….. ……… …….. [sahil boyunca deniz seyahati] …..</p>
<p style="text-align: justify;">[Kodeks sayfa 94]. …[A]rabistan’dan ise bizzat Suriye’nin sınırlarından itibaren [Nil Irmağı’nın] Pelou-sion’daki ağzına kadar, zira burası Arabia’nın dağıdır ve bin üç yüz sta-dia’dır ………. Mısır’ın [A]rabistanı Nil Irmağı’nın dışına kadarki ora-dan Ara…. Mısırlılar; onlar ise haraç getirirler Aigy…….. daima Araplar için …..</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">AEGYPTOS. [Μετὰ δὲ Ἀραβίαν Αἴγυπτος] ἐστὶν ἔθνος• καὶ πόλεις ἐν αὐτῇ [αἵδε• Πηλούσιον πόλ. καὶ λιμὴν] καὶ βασίλειον• οὗ τὸ στόμα [τοῦ Νείλου ποτ. Πηλουσιακόν ἐστι] πρῶτον, τῆς Ἀραβίας [ὅρος• δεύτερον Τανικὸν, ἐφ᾽ ᾧ καὶ πόλις βασιλι]κή• τρίτον [Μενδήσιον καὶ πόλις• δʹ Φατνιτικ]όν• πέμπτον Σεβεννυ[τικὸν καὶ πόλις Σεβέννυτος• Βοῦτος λίμνη, ἔν]θα πόλις καὶ βα[σίλειον• ἕκτον Βολβιτικὸν καὶ πόλις βασιλι]κή• ἕβδομον [Κανωβικὸν, καὶ Θῶνις πόλις• μετὰ ταῦτα λίμνη] ᾗ ὄνομά [ἐστι Μάρεια. αὕτη δὲ ἡ λίμνη ἤδη ἐστὶν ἐν τ]ῇ Λιβύῃ &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.ει δὲ ἐ &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. [β]ουλήν &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..ε. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">AIGYPTOS (Mısır). [Arabia’dan sonra Aigyptos] halkı gelir ve bölgedeki kentler [şunlardır: Pelousion kenti ile teritoryumu limanı] ve kraliyet merkezi; ki orası [Pelousion, Nil Irmağı’nın] ağzındadır, ilk ağız Arabistan’ın [bir dağı; ikinci ağız Tanikon olup, üzerinde krali bir kent vardır]; üçüncü [ağız Mendesion ve kentidir; dördüncü ağız Phatniti]kon; beşinci ağız Sebenny[tikon ve Sebennytos kenti; Boutos Gölü, orada bir kent ve krali merkez yer alır; altıncı ağız Bolbitikon ve krali kenti; yedinci ağız [Kanobikon ve Thonis kenti: Bunlardan sonra bir göl bulunur] ismi [Mareia’dır. Artık bu göl ise, bizzat] Afrika’dadır…….. ve ……….. tavsiye ……….. {burada birkaç? satırlık boşluk olmakla birlikte Nil Irmağı’ndan söz edilmiş olsa gerektir}.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">Codicis pagina 95. τὸ δὲ Πηλουσιακόν. Καὶ πάλιν σχίζεται δίχα. Τὸ δὲ Σεβεννυτικὸν, τὸ μὲν εἰς τὸ Μενδήσιον, τὸ δὲ εἰς θάλασσαν• ἀπὸ δὲ τοῦ Μενδησίου εἰς τὸ Φατνιτικὸν στόμα• ἀπὸ δὲ τοῦ Πηλουσιακοῦ εἰς τὸ Τανικὸν στόμα• τὸ δὲ ἀπὸ Κανωπικοῦ μέχρι Σεβεννυτικῆς λίμνης, καὶ στόμα τὸ Βολβιτινὸν ῥεῖ ἐκ τῆς λίμνης. Ἔστι δὲ τὰ πολλὰ τὰ παρὰ θάλατταν Αἰγύπτου λίμναι καὶ ἕλη. Ἔστι δὲ ἡ Αἴγυπτος τοιάδε τὴν ἰδέαν ὁμοία πελέκει. Ἔστι γὰρ κατὰ θάλατταν πλατεῖα, κατὰ δὲ μεσογείαν στενωτέρα, κατὰ δὲ Μέμφιν στενωτάτη αὑτῆς• ἔπειτα δὲ εἰς μεσογείαν ἀπὸ Μέμφεως ἰόντι πλατυτέρα, κατὰ δὲ τὸ ἀνώτερον αὑτῆς πλατυτάτη. Τὸ μέρος τὸ ἄνωθεν Μέμφιδος Αἰγύπτου ἐστὶ τὸ πλεῖστον ἢ τὸ παρὰ θάλασσαν. Τὸ δὲ Κανωπικὸν στόμα ὁρίζει Ἀσίαν καὶ Λιβύην. Παράπλους δ᾽ ἐστὶν Αἰγύπτου ἀπὸ Πηλουσίου στόματος στάδια ͵ατʹ *. Τῆς δὲ Ἀσίας ὁ περίπλους (ἔστι γὰρ περιφερὴς), λογιζομένῳ κατὰ τὸν αὐτὸν τρόπον ὃν περὶ Εὐρώπης γέγραπται, ἡμερῶν ἐστὶ πζʹ. Ἐπὶ δὲ τῷ στόματι τῷ Κανωπικῷ ἐστι νῆσος ἐρήμη, ᾗ ὄνομα Κάνωπος• καὶ σημεῖά ἐστιν ἐν αὐτῇ τοῦ Μενέλεω, τοῦ κυβερνήτου τοῦ ἀπὸ Τροίας, ᾧ ὄνομα Κάνωπος, τὸ μνῆμα. Λέγουσι δὲ Αἰγύπτιοί τε καὶ οἱ προσχώριοι οἱ τοῖς τόποις Πηλούσιον ἥκειν ἐπὶ τὸ Κάσιον, καὶ Κάνωπον ἥκειν ἐπὶ τὴν νῆσον, οὗ τὸ μνῆμα τοῦ κυβερνήτου.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">[Kodeks sayfa 95]. ve Pelousiakon. Ayrıca yeniden ikiye ayrılır. Ve Sebennytikos, bir kolu Mendesion isti-kametine doğrudur, diğeri ise deniz istikametindedir; Mendesion’dan itibaren Phatnitikon Ağzı’na doğrudur; Pelousiakon’dan itibaren Tani-kon Ağzı’na. Kanopikos’tan itibaren Sebennytikon Gölü’ne kadar ve Bolbitinon Ağzı’na kadar gölden akar. Mısır’daki göllerin büyük bir bölümü ve bataklıklar deniz kenarında yer almaktadır. Mısır dış görünü-şü bakımından (çift taraflı) balta şekline benzer gibidir. Zira deniz kıyısı geniş, iç kesimleri daha dar ve bizzat Memphis yakınları ise en dar kıs-mıdır; bundan sonra, Memphis’ten itibaren daha iç kesimlere doğru gi-dince daha genişler, daha yukarı kısımlarda ise son derece geniştir. Mı-sır’ın Memphis’ten daha yukarı kısmı, deniz kıyısına oranla en geniş yeridir. Kanopikon Ağzı Asya ile Afrika kıtalarını birbirinden ayırır. Mısır’ın Pelousion Ağzı’ndan […] deniz kıyısı boyunca seyahat bin üç yüz stadia’dır. Asya’nın çevresinin deniz yoluyla seyahati (zira etrafı yuvarlak bir şekle sahiptir), aynı şekilde Avrupa’nın çevresi hesaplanarak yazılmıştır, seksen yedi gün sürer. Kanopikon Ağzı’nın üzerinde, Kanopos adında terk edilmiş bir ada vardır; o adada Menelaos’un anıtı bulunur, Troya’dan bir dümencinin adı Kanopos’tur, burada ölmüştür. Ayrıca Mısırlılar hem de bu civarlardaki komşuları Pelousios’un Ka-sios’la ilişkili olduğunu ve Kanopos’un ise dümencinin anıtın yer aldığı adayla bağlantılı olduğunu söylerler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ΛΙΒΥΗ<br />
107. Ἄρχεται ἡ Λιβύη ἀπὸ τοῦ Κανωπικοῦ στόματος τοῦ Νείλου.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">AFRİKA<br />
107. Nil Irmağı’nın Kanopikon Ağzı’ndan itibaren Afrika baş-lar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ἈΔΥΡΜΑΧΙΔΑΙ. Ἔθνος Λιβύων Ἀδυρμαχίδαι. Ἐκ Θώνιδος δὲ πλοῦς εἰς Φάρον νῆσον ἔρημον [εὐλίμενος δὲ καὶ ἄνυδρος] στάδια ρνʹ. Ἐν δὲ Φάρῳ λιμένες πολλοί. Ὕδωρ δὲ ἐκ τῆς Μαρείας λίμνης ὑδρεύονται• ἔστι γὰρ πότιμος. Ὁ δὲ ἀνάπλους εἰς τὴν λίμνην βραχὺς ἐκ Φάρου. Ἔστι δὲ καὶ Χερρόνησος καὶ λιμήν• ἔστι δὲ τοῦ παράπλου στάδια σʹ. Ἀπὸ Χερρονήσου δὲ Πλίνθινός ἐστι κόλπος. Τὸ δὲ στόμα ἐστὶ τοῦ Πλινθίνου κόλπου εἰς Λευκὴν ἀκτὴν πλοῦς ἡμέρας καὶ νυκτός• τὸ δὲ εἰς τὸν μυχὸν τοῦ Πλινθίνου κόλπου δὶς τοσοῦτον. Περιοικεῖται δὲ κύκλῳ. Ἀπὸ δὲ Λευκῆς ἀκτῆς εἰς Λαοδαμάντειον λιμένα πλοῦς ἥμισυ ἡμέρας. Ἀπὸ δὲ Λαοδαμαντείου λιμένος εἰς Παραιτόνιον λιμένα πλοῦς ἥμισυ ἡμέρας. Ἔχεται Ἆπις πόλις. Μέχρις οὖν ἐνταῦθα Αἰγύπτιοι ἄρχουσιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">ADYRMAKHIDAI. Adyrmakhidai bir Afrika halkıdır. Thonis’ten itibaren iyi limanlara sahip olmasına karşın içinde su olmayan, terk edilmiş Pharos Adası’na kadarki deniz seyahati yüz elli stadia’dır. Pharos Adası’nda birçok liman vardır. Suyu ise Mareia Gölü’nden tedarik ederler: Zira bu su içelebilirdir. Pharos’tan göle doğru gemiyle ırmak boyunca deniz yolculuğu kısa sürer. Burada bir yarımada ve liman bulunur; buraya sahil boyunca deniz seyahati iki yüz stadia’dır. Yarımadadan sonra, Plinthinos Körfezi vardır. Bu körfe-zin ağzından Leuke Burnu’na deniz seyahati bir gün ve gece sürer; Plinthinos Körfezi’nin en iç kısmına ise bu sürenin iki katı zamanda varılır. İnsanlar burada bir daire şeklinde otururlar. Leuke Burnu’ndan Laodamanteion Limanı’na deniz yolculuğu yarım gündür. Laodamante-ion Limanı’ndan Paraitonion Limanı’na deniz yolculuğu yarım gündür. Burada Apis kenti vardır. Bu bakımdan, buraya kadarki toprakları Mı-sırlılar yönetirler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">108. ΜΑΡΜΑΡΙΔΑΙ. Ἀπὸ δὲ Ἄπιδος ἔθνος Λιβύων ἐστὶν οἱ Μαρμαρίδαι μέχρις εἰς Ἑσπερίδας. Ἀπὸ δὲ Ἄπιδος ἐπὶ Τυνδαρίους σκοπέλους πλοῦς ἡμέρας. Καὶ ἀπὸ Τυνδαρίων σκοπέλων εἰς Πλύνους λιμένα πλοῦς ἡμέρας. Ἐκ Πλύνων εἰς Πέτραντα τὸν μέγαν πλοῦς ἥμισυ ἡμέρας. Ἐκ Πέτραντος εἰς Μενέλαον πλοῦς ἡμέρας. Ἐκ Μενελάου εἰς Κυρθάνειον πλοῦς ἡμέρας. Ἀπὸ Κυρθανείου Ἀντίπυγος λιμήν• πλοῦς ἥμισυ ἡμέρας. Ἀπὸ δὲ Ἀντιπύγου Πέτρας ὁ μικρὸς, λιμήν• πλοῦς ἥμισυ ἡμέρας. Ἀπὸ Πέτραντος [τοῦ] μικροῦ Χερρόνησοι Ἀχιλίδες, λιμήν (ταῦτα τῆς Κυρηναίων χώρας ἐστί)• πλοῦς ἡμέρας. Ἐν δὲ τῷ μέσῳ Πέτραντος καὶ Χερρονήσου εἰσὶ νῆσοι Ἀηδωνία καὶ Πλατείαι. Ὕφορμοι δὲ ὑπ᾽ αὐταῖς εἰσίν. Ἐντεῦθεν ἄρχεται τὸ σίλφιον φύεσθαι γύης *• παρήκει δὲ ἀπὸ Χερρονήσου διὰ τῆς μεσογείας μέχρι Ἑσπερίδων, παρὰ γῆν ἐγγὺς στάδια ͵αφʹ μάλιστα. Ἀφροδισιὰς νῆσος ὕφορμος• Ναύσταθμος λιμήν. Πλοῦς ἀπὸ Χερρονήσου ἡμέρας μιᾶς, ἀπὸ δὲ Ναυστάθμου εἰς λιμένα τὸν Κυρήνης στάδια ρʹ. Ἐκ δὲ τοῦ λιμένος εἰς Κυρήνην στάδια ὀγδοήκοντα. Ἔστι δὲ Κυρήνη ἐν μεσογείᾳ. Εἰσὶ δὲ οὗτοι λιμένες πάνορμοι. Καὶ ἄλλαι δὲ καταφυγαὶ ὑπὸ νησιδίοις καὶ ὕφορμοι καὶ ἀκταὶ πολλαὶ ἐν τῇ μεταξὺ χώρᾳ. Ἐκ δὲ λιμένος τῆς Κυρήνης μέχρι λιμένος τοῦ κατὰ Βάρκην στάδια φʹ• ἡ δὲ πόλις ἡ Βαρκαίων ἀπὸ θαλάσσης ἀπέχει στάδια ρʹ. Ἐκ δὲ λιμένος τοῦ κατὰ Βάρκην ἐφ᾽ Ἑσπερίδας στάδια χκʹ. Ἐκ δὲ Κυρήνης εἰσὶ λιμένες, καὶ χωρία ἐστὶν ἐσχισμένα μέχρι Ἑσπερίδων τάδε• Φυκοῦς κόλπος• ἄνω δὲ ἐνταῦθά ἐστιν ὁ κῆπος τῶν Ἑσπερίδων. Ἔστι δὲ τόπος βαθὺς ὀργυιῶν ιηʹ, ἀπότομος κύκλῳ, οὐδαμοῦ ἔχων κατάβασιν• ἔστι δὲ δύο σταδίων πανταχῆ, οὐκ ἔλαττον, εὖρος καὶ μῆκος. Οὗτός ἐστι σύσκιος δένδρεσιν ἐμπεπλεγμένοις ἐν ἀλλήλοις, ὡς ὅτι μάλιστα πυκνοτάτοις. Τὰ δένδρα ἐστὶ λωτὸς, μηλέαι παντοδαπαὶ, ῥοαὶ, ἄπιοι, μιμαίκυλα, συκάμινα, ἄμπελοι, μυρσίναι, δάφναι, κισσὸς, ἐλαίαι, κότινοι, ἀμυγδαλαὶ, καρύαι. Τῶν δὲ χωρίων ἃ οὐκ εἴρηται, ἐστὶ (δὲ) κατὰ τὸν κῆπον Ἄμπελος, Ἄπιος, ἀλλάσσει στάδια λʹ, Χερρόνησος, κῆποι πλεῖστοι, Ζηνερτὶς, Ταύχειρα, Καυκαλοῦ κώμη, Ἑσπερίδες πόλις καὶ λιμὴν, καὶ ποταμὸς ἐπὶ τῇ πόλει Ἐκκειός. Κατὰ ταῦτα τὰ χωρία ἀπὸ Χερρονήσων τῶν Ἀντίδων τὰ μὲν Κυρηναίων, τὰ δὲ Βαρκαίων ἐστὶ μέχρι Ἑσπερίδων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">108. MARMARIDAI. Apis’ten itiba-ren Hesperides’e kadarki topraklarda Afrikalıların Marmaridai halkı yaşar. Apis’ten Tyndarios kayalarına deniz yolculuğu bir gündür. Ve Tyndarios kayalarından itibaren Plynoi Limanı’na yelken açmak da bir gün sürer. Plynoi’dan itibaren Büyük Petras’a deniz seyahati yarım gündür. Petras’tan itibaren Menelaion’a deniz yolculuğu bir gündür. Menelaion’dan itibaren Kyrthaneion’a bir günde yelken açılır. Kyrtha-neion’dan itibaren, Antipygos Limanı’na deniz seyahati yarım gün sürer. Antipygos’tan itibaren, Küçük Petras Limanı’na deniz yolculuğu yarım gündür. Küçük Petras’tan itibaren Akhil(l)eus Yarımadası limanına (bu topraklar Kyrenelilerin teritoryumuna aittir), deniz seyahati bir gün sürer. Petras’ın ve yarımadanın ortasında Aedonia ve Plateiai Adaları vardır. Bu adaların önlerinde gemiler için demirleme yerleri vardır. Buradan itibaren silphion’un (= Ferula tingitana, Kyrene’de yetişen ve ihraç edilen bir bitki) yetiştirildiği [topraklar] başlar: Yarımadadan itibaren Hesperides’in iç kısımlarına kadar ilerlenir, karadan bu yolculuk yaklaşık bin beş yüz stadia’dır. Aphrodisias Adası gemilerin demirleme yeridir; [sonra] Naustathmos Limanı [gelir]. Yarımadadan yelken açınca bir gün, Naustathmos’tan itibaren ise, Kyrene Limanı’na doğru seyrüsefer yüz stadia sürer. Limandan itibaren Kyrene’ye seksen stadia mesafe vardır. Kyrene kenti ise iç kısımda yer alır. Bu limanlar daima demir atmaya/karaya çıkmaya müsaittir. Bunların haricinde adacıkların altla-rında gemiler için başka sığınaklar, demirleme yerleri ve bu güzergah arasındaki topraklarda birçok burunlar vardır. Kyrene Limanı’ndan Bar-ka Limanı’na kadar beş yüz stadia mesafe vardır. Barkalıların kenti de-nize yüz stadia mesafededir. Barka Limanı’ndan Hesperides’e kadar altı yüz yirmi stadia’dır. Kyrene’den itibaren de limanlar mevcuttur ve bu-radan Hesperideslere kadar dağılmış yerler şunlardır: Phykous Körfezi; buradan içerisi Hesperideslerin bahçesidir. Bu mevki on sekiz kulaç yüksekliğindedir, tam olarak yuvarlaktır, hiçbir yerde meyilini düşürmez; genişlik ve uzunluk bakımından, her taraftan iki stadia genişliğindedir, daha az değil. Burası birbiri üzerine geçmiş ağaçlarla son derece gölgeliktir, öyle ki son derece sık [bitki örtüsüne] sahiptir. Bu bahçede lotus, her çeşit elma ağaçları, narlar, armutlar, çilekler, dutlar, asmalar, mersin ağaçları, defneler, sarmaşıklar, zeytin ağaçları, yabani zeytinler, badem ve ceviz ağaçları vardır. Yöre içindeki yerleşimlerden söz edil-memiştir, Ampelos (Asma) ve Apios (Armut) bahçenin yanındadır ve birinin diğerine mesafesi otuz stadia’dır; yarımadada birçok bahçe var-dır; Zenertis; Taukheira; Kaukalos Köyü; Hesperides kenti ve limanı ve Ekkeios kentinin üzerinde bir ırmak yer alır. Bu yerlerden sonra, Anti-deslilerin yarımadasından itibaren Hesperides’e kadar bazıları Kyreneli-ler bazıları ise Barkalılardır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">109. ΝΑΣΑΜΩΝΕΣ ΚΑΙ ΜΑΚΑΙ. Ἀπὸ δὲ Ἑσπερίδων κόλπος ἐστὶ μέγας, ᾧ ὄνομα Σύρτις, ὡς δὲ εἰπεῖν ὅτι μάλιστα εἰκάζοντι σταδίων ͵ε. Ἔστιν αὐτῇ τὸ πλάτος ἀπὸ Ἑσπερίδων εἰς Νέαν πόλιν τὴν πέραν πλοῦς ἡμερῶν τριῶν καὶ νυκτῶν τριῶν. Περιοικοῦσι δὲ αὐτὴν Λιβύων ἔθνος Νασαμῶνες μέχρι τοῦ μυχοῦ τοῦ ἐπ᾽ ἀριστερᾷ• τούτων δὲ ἔχονται Λιβύων ἔθνος παρὰ τὴν Σύρτιν μέχρι τοῦ στόματος τῆς Σύρτιδος Μάκαι. Εἰς δὲ τὴν Σύρτιν ἀπὸ Ἑσπερίδων εἰσπλέοντι Ἡράκλειοι θῖνες• ἔχονται δὲ τούτων Δρέπανον, νῆσοι Πόντιαι τρεῖς, εἶτα τούτων Λευκαὶ [αἳ] καλοῦνται. Ἐν δὲ τῷ κοιλοτάτῳ τῆς Σύρτιδος (ἐν τῷ μυχῷ) Φιλαίνου βωμοὶ, ἐπίνειον, Ἄμμωνος ἁλοῦς * τῆς Σύρτιδος. Ἀπὸ τούτου τὴν Σύρτιν παροικοῦντες οἱ Μάκαι χειμάζουσιν ἐπὶ θαλάττῃ τὰ βοσκήματα κλείοντες, τοῦ δὲ θέρους, ὑπεκλειπόντων τῶν ὑδάτων, ἀπελαύνουσι τὰ βοσκήματα εἰς μεσογαίαν ἄνω μεθ᾽ ἑαυτῶν. Μετὰ δὲ τὴν Σύρτιν [ἔξω τῆς Σύρτιδος] ἐστὶ χωρίον καλὸν καὶ πόλις, ᾗ ὄνομα Κίνυψ• ἔστι δὲ ἔρημος. Ἀπὸ δὲ Νέας πόλεως ἀπέχει εἰς τὴν Σύρτιν στάδια πʹ (πάντη)• ὑπ᾽ αὐτῶν δ᾽ ἐστὶ ποταμὸς Κίνυψ, καὶ νῆσος ὕπεστι πρὸς τὸν ποταμόν. Τὸ δὲ βάθος τῆς Σύρτιδος ἔσω τῶν Ἑσπερίδων πρὸς τοὺς Φιλαίνου βωμοὺς εἰς τὸν μυχὸν τοῦ κόλπου πλοῦς ἡμερῶν γʹ καὶ νυκτῶν• πλάτος δὲ ἀπὸ Κίνυφος ποταμοῦ πρὸς τὰς Λευκὰς νήσους πλοῦς ἡμερῶν τεσσάρων καὶ νυκτῶν τεσσάρων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">109. NASAMONES VE MAKAI. Hesperides’ten itibaren, Syrtis adında büyük bir körfez vardır ve söy-lendiği üzere, bu körfez yaklaşık beş bin stadia [uzunluğunda] tahmin edilebilir. Hesperides’ten itibaren [körfezin] karşı tarafındaki Neapolis [Yeni kent] istikametine doğru deniz seyahati üç gün ve üç gece sürer. Afrikalıların Nasamones halkı bu [körfezin] etrafında, sol tarafın en iç kısımlara kadarki alanlarında ikamet ederler. Makai halkı Syrtis kıyısında Syrtis Irmağı ağzına kadar sözü edilen Afrikalılara komşudur. Hespe-rides’ten itibaren Syrtis istikametine doğru herhangi bir kişi yelken açtı-ğında Herakles kum yığınlarına gelir; Drepanon bunlara bitişiktir, burada üç tane Pontiai Adası vardır, bunlardan bazıları Leukai (Beyaz) Adalar olarak adlandırılır. Syrtis’in en çukur kısmında (en iç kesiminde) Philanos’un sunakları vardır; [ayrıca] Syrtis’te bir liman kenti ve Am-mon’un kutsal koruluğu […] yer alır. Bundan sonra Syrtis’in yanında ikamet eden Makai [halkı] deniz kenarında hayvanlarını ahırlarında tu-tarak kışlarlar, yazın ise suların çekilmesiyle, kendileriyle birlikte hay-vanlarını da yanlarına alarak iç kısımlara doğru göçerler. Syrtis’ten sonra, [Syrtis’in dışında] Kinyps adlı güzel bir yöre ve kent vardır ve terk edilmiştir. Neapolis kentinden itibaren Syrtis’e [her yönden] seksen stadia mesafe bulunur; bunların aşağısında ise, Kinyps Irmağı ve ırmak istikametine doğru alt kısımda bir ada yer alır. Syrtis’in iç kısmından Hesperideslerin Philainos sunakları istikametine, körfezin en iç kesimle-rine olan uzaklığı üç gün ve üç gece; Kinyps Irmağı’ndan itibaren Leuke Adaları’na gitmek ise dört gün ve dört gece süren bir deniz yolculuğu gerektirir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">110. ΛΩΤΟΦΑΓΟΙ. Τὰ δὲ ἔξω τῆς Σύρτιδος παροικοῦσι Λίβυες Λωτοφάγοι ἔθνος μέχρι τοῦ στόματος τῆς ἑτέρας Σύρτιδος. Οὗτοι λωτῷ χρῶνται σίτῳ καὶ ποτῷ. Ἀπὸ δὲ Νέας πόλεως τῆς Καρχηδονίων χώρας Γράφαρα πόλις. Ταύτης παράπλους ἡμέρας μιᾶς ἀπὸ Νέας πόλεως. Ἀπὸ δὲ Γραφάρων Ἀβρότονον πόλις καὶ λιμήν. Ταύτης ὁ παράπλους ἡμέρας μιᾶς. Ἀπὸ δὲ Ἀβροτόνου Ταριχεῖαι, πόλις καὶ λιμήν. Παράπλους ἀπὸ Ἀβροτόνου ἡμέρας μιᾶς. Κατὰ δὲ ταῦτά ἐστι νῆσος, ᾗ ὄνομα Βραχείων, μετὰ Λωτοφάγους κατὰ Ταριχείας. Ἔστι δὲ ἡ νῆσος αὕτη σταδίων τʹ, πλάτος δὲ μικρῷ ἐλάττων. Ἀπέχει δὲ ἀπὸ τῆς ἠπείρου ὡσεὶ στάδια γʹ. Ἐν δὲ τῇ νήσῳ γίνεται λωτὸς, ὃν ἐσθίουσι, καὶ ἕτερος, ἐξ οὗ οἶνον ποιοῦσιν. Ὁ δὲ τοῦ λωτοῦ καρπός ἐστι τῷ μεγέθει ὅσον μιμαίκυλον. Ποιοῦσι δὲ καὶ ἔλαιον πολὺ ἐκ κοτίνων. Φέρει δὲ καρπὸν ἡ νῆσος πολὺν, πυροὺς καὶ κριθάς. Ἔστι δὲ ἡ νῆσος εὔγειος. Πλοῦς ἀπὸ Ταριχειῶν εἰς τὴν νῆσον ἡμέρας μιᾶς. Μετὰ δὲ τὴν νῆσόν ἐστι Ἔπιχος πόλις. Ἀπὸ δὲ τῆς νήσου εἰς Ἔπιχον πλοῦς ἡμέρας ἡμισείας. Ἀπὸ δὲ Ἐσχίδων * [εἰς Μακομάδα ἢ Νεάπολιν] πλοῦς ἡμέρας• καὶ νῆσος ἔπεστιν ἐπ᾽ αὐτῇ ἐρήμη. Μετὰ δὲ ταύτην Κερκινῖτις νῆσος καὶ πόλις, καὶ κατὰ ταύτην Θάψος. Παράπλους ἀπὸ ταύτης εἰς Θάψον ἡμέρας καὶ ἡμίσεως. Ἀπὸ δὲ Θάψου ** [καὶ Λέπτεως] τῆς μικρᾶς καὶ Ἀδρύμητός ἐστι κόλπος μέγας εἴσω, ἐν ᾧ ἡ Σύρτις ἐστὶ ἡ μικρὰ, Κερκινῖτις καλουμένη, πολὺ τῆς ἄλλης Σύρτιδος χαλεπωτέρα καὶ δυσπλοωτέρα, ἧς τὸ περίμετρον στάδια ͵β. Ἐν ταύτῃ τῇ Σύρτιδι ἐνέστηκεν ἡ νῆσος Τριτωνὶς καλουμένη καὶ ποταμὸς Τρίτων, καὶ αὐτόθεν ἐστὶν Ἀθηνᾶς Τριτωνίδος ἱερόν. Στόμα δὲ ἔχει ἡ λίμνη μικρὸν, καὶ ἐν τῷ στόματι νῆσος ἔπεστι• καὶ ὅταν ἀνάπωτις ᾖ, ἐνίοτε ἡ λίμνη οὐκ ἔχειν εἴσπλουν ἐστὶ φαίνουσα. Ἡ δὲ λίμνη αὕτη ἐστὶ μεγάλη, τὸ περίμετρον ἔχουσα ὡς σταδίων χιλίων. Περιοικοῦσι δὲ αὐτὴν Λίβυες πάντες * ἔθνος, καὶ πόλις τὰ ἐπέκεινα πρὸς ἡλίου δυσμάς• οὗτοι γὰρ ἅπαντες * Λίβυες λέγονται ξανθοὶ, ἄπαστοι * καὶ κάλλιστοι. Καὶ ἡ χώρα αὕτη ἀρίστη καὶ παμφορωτάτη, καὶ βοσκήματα παρ᾽ αὐτοῖς ἐστὶ καὶ μέγιστα καὶ πλεῖστα• καὶ αὐτοὶ πλουσιώτατοι (καὶ κάλλιστοι). Μετὰ δὲ τὴν Σύρτιν ταύτην Νεάπολίς ἐστι. Παράπλους δὲ ἀπὸ Ἀδρύμητος ἐπὶ Νέαν πόλιν ἡμέρας ἐστί. Μετὰ δὲ Νέαν πόλιν Ἑρμαία ἄκρα καὶ πόλις. Παράπλους ἀπὸ Νέας πόλεως εἰς Ἑρμαίαν ἡμέρας καὶ ἡμίσεως. Ἀπὸ δὲ Νέας πόλεώς ἐστιν εἰς ἰσθμὸν στάδια ρπʹ πεζῇ πρὸς τὴν ἑτέραν θάλασσαν τὴν πρὸς Καρχηδόνα. Ἔστι δὲ ἀκτὴ, δι᾽ ἧς ἰσθμός ἐστι. Παράπλους ἀπὸ τοῦ ποταμοῦ ἐντεῦθεν εἰς Καρχηδόνα ἥμισυ ἡμέρας. Ἡ δὲ Καρχηδονίων χώρα ἐστὶν ἐν κόλπῳ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">110. LOTUSYİYİCİLERİ. Syrtis [Maior]’un hemen dışından, diğer Syrtis [Minor]’un ağzına kadar uzanan topraklarda Lotusyiyicileri halkı yaşar. Bu insanlar lotusu yiyecek ve içecek olarak kullanırlar. Neapolis (Lepis Magna) kentinden sonra Graphara kenti Kartaca topraklarındadır. Neapolis kentinden itibaren, buraya (Graphara’ya) sahil boyunca deniz seyahati mesafesi bir gündür. Graphara kentinden sonra, Abrotonon kenti ve limanı gelir. Grapha-ra’dan itibaren sahil boyunca deniz yolculuğu bir gündür. Abroto-non’dan sonra Tarikheiai, kent ve limanı gelir. Abrotonon’dan itibaren sahil boyunca deniz yolculuğu bir gün sürer. Bu yerlerden itibaren, Lo-tusyiyicilerden sonra, Tarikheiai’ın aşağı tarafında Brakheion adlı bir ada vardır. Bizzat bu ada üç yüz stadia uzunluğundadır, genişliği ise, biraz daha azdır. Anakaradan uzaklığı, yaklaşık üç stadia’dır. Bu adada lotus yetiştirir ve bu lotusu yerler; diğer bir çeşidinden ise şarap yaparlar. Lotus’un meyvesi boyutu bakımından çilek büyüklüğündedir. Ayrıca yabani zeytin ağaçlarından çok miktarda zeytinyağı yaparlar. Bu ada çok miktarda buğday ve arpa ürünü verir. Zira ada bereketli toprağa sahiptir. Tarikheiai’dan Brakheion Adası’na deniz seyahati bir gündür. Bu adadan sonra Epikhos kentine gelinir. Brakheion Adası’ndan Epikhos’a deniz seyahati yarım gün sürer. Eskhides’ten itibaren [Makomada’ya ya da Neapolis’e] bir günde yelken açılır ve onun hemen üzerinde terk edilmiş bir ada vardır. Buradan sonra, Kerkinitis Adası ile kenti ve ondan sonra Thapsos kenti gelir. Kerkinitis’ten itibaren, Thapsos’a sahil boyunca deniz seyahati bir buçuk gün sürer. Thapsos’tan [ve] Küçük [Leptis’ten] itibaren, büyük bir körfez içinde Adrymetos kenti yer alır, burada Syrtis Minor, Kerkinitis olarak adlandırılır ve buranın çevresi iki bin stadia olmasına karşın diğer Syrtis’ten çok daha tehlikeli ve çok daha yelken açılması zor [bir körfezdir]. Bu Syrtis’te Tritonis olarak adlandırılan bir ada [ve gölcük] ile Triton Irmağı yer alır ve tam burada Athena Tritonis’in tapınağı vardır. Göl küçük bir ağza sahiptir ve Trito-nis Adası ağzın hemen girişindedir; bu yüzden medcezir olduğunda ve bazen göl içine yelken açılması imkansız gibi görünür. Bu göl oldukça büyüktür ve çevresi bin stadia’dır. Gölün çevresinde bütün Afrika halk-ları ikamet eder. Ayrıca bunun ötesinde gün batımı istikametinde bir kent vardır; bütün bu insanlar Afrikalılar, söylendiği üzere kumral, tu-tumlu ve son derece güzeldir. Toprakları mükemmel ve çok verimlidir. Bunun yanı sıra yanlarında büyük ve çok sayıda hayvanları vardır; bu bakımdan son derece zengindirler (ve çok güzeldirler). Bu Syrtis’ten sonra, Neapolis kenti gelir. Adrymetos’tan itibaren Neapolis’e sahil boyunca deniz seyahati bir gün sürer. Neapolis’ten sonra, Hermaion Burnu ve kenti vardır. Neapolis’ten itibaren sahil boyunca deniz seyahati bir buçuk gündür. Ayrıca Neapolis’ten itibaren, denizin diğer yakasına, Kartaca istikametine doğru uzanan kıstak [üzerinden yapılacak kara yolculuğu] yüz seksen stadia’dır. Zira burası bir burun ve bunun arasın-daki bir berzahtır. [Kıstaktan hemen sonraki] ırmaktan, Kartaca’ya sahil boyunca deniz seyahati yarım gün sürer. Kartacalıların ülkesi ise bir körfez içindedir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">111. ΚΑΡΧΗΔΩΝ. Μετὰ δὲ τὸν ἰσθμὸν Καρχηδών ἐστι, πόλις Φοινίκων καὶ λιμήν. Παράπλους ἀπὸ Ἑρμαίας ἥμισυ ἡμέρας εἰς Καρχηδόνα. Ἔπεισι δὲ νησία ἐν τῇ Ἑρμαίᾳ ἄκρᾳ, Ποντία νῆσος καὶ Κόσυρος. Πλοῦς δὲ ἀπὸ Ἑρμαίας ἐπὶ Κόσυρον ἡμέρας. Ἀπὸ Ἑρμαίας ἄκρας πρὸς ἥλιον ἀνίσχοντα [μικρὸν ἀπὸ Ἑρμαίας] εἰσὶ νῆσοι τρεῖς μικραὶ κατὰ τοῦτο, ὑπὸ Καρχηδονίων οἰκούμεναι• Μελίτη πόλις καὶ λιμὴν, Γαῦλος πόλις, Λαμπάς• αὕτη πύργους ἔχει δύο ἢ τρεῖς. Ἀπὸ δὲ Κοσύρου ἐπὶ Λιλύβαιον ἀκρωτήριον Σικελίας πλοῦς ἡμέρας μιᾶς. Μετὰ Καρχηδόνα Ἰτύκη πόλις καὶ λιμήν. Παράπλους δὲ ἀπὸ Καρχηδόνος εἰς Ἰτύκην μιᾶς ἡμέρας. Ἀπὸ Ἰτύκης Ἵππου Ἄκρα [ἢ] Ἱππὼν πόλις, καὶ λίμνη ἐπ᾽ αὐτῇ ἐστὶ, καὶ νῆσοι ἐν τῇ λίμνῃ, καὶ περὶ τὴν λίμνην πόλεις (ἐν ταῖς νήσοις) αἵδε• Ψέγας πόλις, καὶ ἀπαντίον αὐτῆς νῆσοι Ναξικαὶ πολλαί• Πιθηκοῦσαι καὶ λιμήν• κατ᾽ ἐναντίον αὐτῶν καὶ νῆσος καὶ πόλις ἐν τῇ νήσῳ Εὔβοια• Θάψα καὶ πόλις καὶ λιμὴν, Καύκακις πόλις καὶ λιμὴν, Σίδα πόλις, Ἰουλίου ἄκρα, πόλις καὶ λιμὴν, Ἕβδομος πόλις καὶ λιμὴν, Ἀκίον νῆσος, πόλις καὶ λιμὴν ἔπεστι, Ψαμαθὸς νῆσος, πόλις καὶ λιμήν• καὶ κόλπος. Ἐν δὲ τῷ κόλπῳ Βαρτὰς νῆσος καὶ λιμὴν, Χάλκα πόλις ἐν τῷ ποταμῷ, Ἀρύλων πόλις, Μὴς πόλις καὶ λιμὴν, Σίγη πόλις ἐν τῷ ποταμῷ, καὶ πρὸ τοῦ ποταμοῦ νῆσος Ἄκρα, πόλις μεγάλη [καὶ] λιμὴν, Ἄκρος ἡ πόλις καὶ ὁ κόλπος ἐν αὐτῇ, ἔρημος νῆσος Δρίναυπα ὄνομα, Ἡράκλειος στήλη [ἡ] ἐν Λιβύῃ, ἄκρα Ἀβιλυκὴ [καὶ] πόλις ἐν ποταμῷ καὶ ἀντίον αὐτῆς τὰ Γάδειρα νῆσοι. Ἀπὸ Καρχηδόνος ταύτῃ ἐστὶν ἐφ᾽ Ἡρακλείους στήλας τοῦ καλλίστου πλοῦ παράπλους ἡμερῶν ἑπτὰ καὶ νυκτῶν ἑπτά.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">111. KARTACA. Berzah’tan sonra Fenikelilerin kenti ve limanı Kartaca gelir. Hermaion Burnu’ndan itiba-ren, Kartaca’ya sahil boyunca deniz seyahati yarım gün sürer. Hermaion Burnu’ndan biraz ileride adacıklar yer alır, bunlar Pontia ve Kosyros adalarıdır. Hermaion’dan Kosyros’a bir günde yelken açılır. Hermaion Burnu’ndan gün doğuşu istikametine doğru [ki burası Hermaion’dan kısa mesafededir] üç tane küçük adacık yer alır ve burada Kartacalılar ikamet ederler: Melite kenti ve limanı; Gaulos kenti ve Lampas’tır; bu-rada iki ya da üç tane kule vardır. Kosyros’tan itibaren Sicilya’nın Lilybaion Burnu’na bir günde yelken açılır. Kartaca’dan sonra Ityke (Utica) kenti ve limanı gelir. Kartaca’dan Ityke’ye doğru kıyı boyunca deniz seyahati ise bir gün sürer. Ityke’den itibaren Hippouakra ve limanı bulunur ve burada göl içinde adalar vardır, gölün çevresinde (bu adalar üzerinde) yer alan kentler şunlardır: Psegas kenti [anakaradadır] ve onun hemen ilerisinde birçok Naksikai Adası vardır: Pithekousai ve limanı ve her ikisinin karşısında, Euboia Adası’nda bir kent ve limanı yer alır; Thapsa da hem kent hem de limandır, ardından Kaukakis kenti ve limanı, Sida kenti; Ioulios’un burnu, kenti ve limanıyla gene bir kent ve limanı olan Hebdomos gelir ve Akion adası, kenti ve limanı, onun hemen üzerinde Psamathos adası, kenti ve liman ile bir körfezi yer alır. Bu körfezde Bartas adası ve limanı, ırmağın kenarındaki Khalka kenti, Arylon kenti, Mes kenti ve limanı; ırmak kenarındaki Sige kenti bulunur. Irmaktan önce ise Akra Adası vardır; burası büyük bir kente ve limana sahiptir; Akros ise bizzat körfez içinde yer alan bir kenttir, bu yakınlarda ayrıca Drinaupa adında terk edilmiş bir ada yer alır. Herakles Sütunu [ya da] Afrika’daki Abilyke Burnu [ve] ırmak kenarında bir kent ve buranın hemen karşısında Gadeira Adaları vardır. Kartaca’dan itibaren bu istikamette; Herakles sütunlarına kadar son derece iyi bir şekilde sahil boyunca deniz seyahati yedi gün yedi gece sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ΓΑΔΕΙΡΑ. Εἰσὶ νῆσοι αὗται πρὸς τῇ Εὐρώπῃ• τούτων ἡ ἑτέρα πόλιν ἔχει• καὶ Ἡράκλειοι στῆλαι κατὰ ταύτας, ἡ μὲν ἐν τῇ Λιβύῃ ταπεινὴ, ἡ δὲ ἐν τῇ Εὐρώπῃ ὑψηλή. Αὗται δέ εἰσιν ἄκραι καταντικρὺ ἀλλήλων• διέχουσι δὲ αὗται ἀπ᾽ ἀλλήλων πλοῦν ἡμέρας. Παράπλους Λιβύης ἀπ᾽ Αἰγύπτου τοῦ Κανωπικοῦ στόματος μέχρι Ἡρακλείων στηλῶν, τιθεμένου τοῦ λογισμοῦ κατὰ ταὐτὰ, ἅπερ ἐν Ἀσίᾳ καὶ Εὐρώπῃ γέγραπται, κατὰ τοὺς κόλπους κύκλῳ περιπλέοντι ἡμερῶν οδ&#8217;. Ὅσα γέγραπται πολίσματα ἢ ἐμπόρια ἐν τῇ Λιβύῃ, ἀπὸ τῆς Σύρτιδος τῆς παρ᾽ Ἑσπερίδας μέχρι Ἡρακλείων στηλῶν ἐν Λιβύῃ, πάντα ἐστὶ Καρχηδονίων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">GADEIRA. Bunlar Avrupa kıtası is-tikametindeki adalardır; bunlardan birinde bir kent vardır: Ayrıca He-rakles Sütunları şöyledir, Afrika’daki sütun alçak; fakat Avrupa’daki yüksektir. Bunların her biri birbirinin tam karşısında yer alan berzahlardır ve bunlar birbirinden bir günlük yelken açımı uzaklıktadır. Afrika’daki Mısır’ın Kanopikon Ağzı’ndan Herakles sütunlarına kadarki sahil boyunca deniz seyahatinin hesabı aynı Asya ve Avrupa’daki gibi yapılmıştır; körfez boyunca etrafını dolaşmak üzere yelken açmak yetmiş dört gün sürer. Afrika’da kaç tane kent ve ticaret limanı olduğu ifade edilmiştir, Hesperides yakınındaki Syrtis’ten Afrika’daki Herakles Sütunları’na kadarki her yer Kartacalılarındır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">112. Μετὰ δὲ Ἡρακλείους στήλας εἰς τὸ ἔξω πλέοντι, ἔχοντι τὴν Λιβύην ἐν ἀριστερᾷ, κόλπος ἐστὶ μέγας μέχρι Ἑρμαίας ἄκρας. Ἔστι γὰρ καὶ ἐνταῦθα Ἑρμαία ἄκρα. Κατὰ δὲ μέσον τὸν κόλπον κεῖται Ποντίων τόπος καὶ πόλις. Περὶ δὲ τὴν πόλιν λίμνη κεῖται μεγάλη, ἐν δὲ τῇ λίμνη ταύτῃ κεῖνται νῆσοι πολλαί. Περὶ δὲ τὴν λίμνην πέφυκε κάλαμος καὶ κύπειρος καὶ φλέως καὶ θρυόν. Αἱ δὲ ὄρνιθες αἱ Μελεαγρίδες ἐνταῦθά εἰσιν, ἄλλου δὲ οὐδαμοῦ, ἂν μὴ ἐντεῦθεν ἐξαχθῶσιν. Τῇ δὲ λίμνῃ ταύτῃ ὄνομα Κηφησιὰς, τῷ δὲ κόλπῳ Κώτης. Ἔστι δὲ Ἡρακλείων στηλῶν καὶ Ἑρμαίας ἄκρας ἐν τῷ μεταξύ. Ἀπὸ δὲ τῆς Ἑρμαίας ἄκρας ἕρματα τέταται μεγάλα, ἀπὸ δὴ τῆς Λιβύης ἐπὶ τὴν Εὐρώπην, οὐχ ὑπερέχοντα τῆς θαλάττης• ἐπικλύζει δὲ ἐπ᾽ αὐτὰ ἐνιαχῆ. Τέταται δὲ τὸ ἕρμα ἐπὶ ἑτέραν ἄκραν τῆς Εὐρώπης τὸ καταντικρύ• τῇ δὲ ἄκρᾳ ταύτῃ ὄνομα Ἱερὸν ἀκρωτήριον. Ἀπὸ δὲ τῆς Ἑρμαίας ἄκρας ποταμός ἐστιν Ἀνίδης• ἐξίησι δὲ οὗτος εἰς λίμνην μεγάλην. Μετὰ δὲ Ἀνίδην (εἶτά) ἐστιν ἄλλος ποταμὸς μέγας Λίξος καὶ πόλις Φοινίκων Λίξος, καὶ ἑτέρα πόλις Λιβύων ἐστὶ πέραν τοῦ ποταμοῦ καὶ λιμήν. Μετὰ δὲ Λίξον Κράβις ποταμὸς καὶ λιμὴν καὶ πόλις Φοινίκων Θυμιατηρία ὄνομα. Ἀπὸ Θυμιατηρίας εἰς Σολόεντα ἄκραν, ἣ ἀνέχει μάλιστα εἰς τὸν πόντον. Τῆς δὲ Λιβύης πᾶσα αὕτη ἡ χώρα ὀνομαστοτάτη καὶ ἱερωτάτη. Ἐπὶ δὲ τῷ ἀκρωτηρίῳ τῆς ἄκρας ἔπεστι βωμὸς μέγας, ποινής *, Ποσειδῶνος. Ἐν δὲ τῷ βωμῷ εἰσὶ γεγραμμένοι ἀνδριάντες, λέοντες, δελφῖνες• Δαίδαλον δέ φασι ποιῆσαι. Ἀπὸ δὲ Σολόεντος ἄκρας ποταμός ἐστιν, ᾧ ὄνομα Ξιῶν. Περὶ τοῦτον τὸν ποταμὸν περιοικοῦσιν Αἰθίοπες ἱεροί. Κατὰ δὲ ταῦτα νῆσός ἐστιν, ᾗ ὄνομα Κέρνη. Παράπλους δὲ ἀπὸ Ἡρακλείων στηλῶν ἐπὶ Ἑρμαῖαν ἄκραν ἡμερῶν δύο. Ἀπὸ δὲ Ἑρμαίας ἄκρας εἰς Σολόεντα ἄκραν παράπλους ἡμερῶν τριῶν. Ἀπὸ δὲ Σολόεντος εἰς Κέρνην παράπλους ἡμερῶν ἑπτά. Σύμπας δὲ ὁ παράπλους οὗτός ἐστι ἀπὸ Ἡρακλείων στηλῶν εἰς Κέρνην νῆσον ἡμερῶν δώδεκα. Τῆς Κέρνης δὲ νήσου τὰ ἐπέκεινα οὐκέτι ἐστὶ πλωτὰ διὰ βραχύτητα θαλάττης καὶ πηλὸν καὶ φῦκος. Ἔστι δὲ τὸ φῦκος τῆς δοχμῆς τὸ πλάτος καὶ ἄνωθεν ὀξὺ, ὥστε κεντεῖν. Οἱ δὲ ἔμποροί εἰσι μὲν Φοίνικες• ἐπὰν δὲ ἀφίκωνται εἰς τὴν νῆσον τὴν Κέρνην, τοὺς μὲν γαύλους καθορμίζουσιν, ἐν τῇ Κέρνῃ σκηνὰς ποιησάμενοι αὑτοῖς• τὸν δὲ φόρτον ἐξελόμενοι αὐτοὶ διακομίζουσιν ἐν μικροῖς πλοίοις εἰς τὴν ἤπειρον. Εἰσὶ δὲ Αἰθίοπες πρὸς τὴν ἤπειρον. Εἰσὶ δὲ οὗτοι οἱ Αἰθίοπες, πρὸς οὓς διατίθενται. Πωλοῦσι δὲ πρὸς δέρματα ἐλάφων καὶ λεόντων καὶ παρδάλεων καὶ δέρματα ἐλεφάντων καὶ ὀδόντας, καὶ τῶν ἡμέρων βοσκημάτων. Οἱ Αἰθίοπες χρῶνται κόσμῳ * στίκτοις, καὶ ἐκπώμασι τοῦ ἐλέφαντος φιάλαις• καὶ αἱ γυναῖκες αὐτῶν χρῶνται κόσμῳ ψελίοις τοῦ ἐλέφαντος• χρῶνται δὲ καὶ πρὸς τοὺς ἵππους ἐλεφαντίνῳ κόσμῳ. Εἰσὶ δὲ οὗτοι οἱ Αἰθίοπες μέγιστοι ἀνθρώπων πάντων ὧν ἡμεῖς ἴσμεν, μείζους ἢ τετρα πήχεις• εἰσὶ δέ τινες αὐτῶν καὶ πενταπήχεις• καὶ πωγωνοφόροι εἰσὶ καὶ κομῆται, καὶ κάλλιστοι πάντων ἀνθρώπων οὗτοί εἰσι. Καὶ βασιλεύει αὐτῶν οὗτος, ὃς ἂν ᾖ μέγιστος. Εἰσὶ καὶ ἱππηλάται καὶ ἀκοντισταὶ καὶ τοξόται, καὶ χρῶνται τοῖς βέλεσι πεπυρακτωμένοις. Οἱ δὲ Φοίνικες ἔμποροι εἰσάγουσιν αὐτοῖς μύρον, λίθον Αἰγυπτίαν, ἄπρους ἐξαράκτους, κέραμον Ἀττικὸν καὶ χοῦς• τὰ γὰρ πλάσματά ἐστιν ὤνια ἐν τοῖς Χουσὶ τῇ ἑορτῇ. Εἰσὶ δὲ οἱ Αἰθίοπες οὗτοι κρεοφάγοι, γαλακτοπόται, οἶνον δὲ ποιοῦσι πολὺν ἀπὸ ἀμπέλων• τὸν δὲ καὶ αὐτὸν οἱ Φοίνικες ἄγουσιν. Ἔστι δὲ αὐτοῖς καὶ πόλις μεγάλη, πρὸς ἣν οἱ Φοίνικες εἰσπλέουσιν οἱ ἔμποροι. Λέγουσι δέ τινες τούτους τοὺς Αἰθίοπας παρήκειν συνεχῶς οἰκοῦντας ἐντεῦθεν εἰς Αἴγυπτον, καὶ εἶναι ταύτην [τὴν] θάλατταν συνεχῆ, ἀκτὴν δὲ εἶναι τὴν Λιβύην.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">112. Herakles sütunlarından sonra, Afrika’yı soluna alarak, dışarı doğru [Atlas Okyanusu’na] yelken açınca, Hermaion Burnu’na kadar büyük bir körfez vardır. Çünkü burada da Hermaion Burnu vardır. Körfezin ortalarına doğru Pontion mevkii ve kenti yer alır. Kentin çevresinde büyük bir göl uzanır ve bizzat bu göl içinde birçok ada bulunur. Gölün çevresinde ise kamış, kulunç otu, hasır otu ve saz yetişir. Burada Meleagris tavukları (Beçtavuğu) da bulunur; bu kuşlar ihraç edilmediyse buradan başka hiçbir yerde bulunmaz. Bu gölün ismi Kephesia, körfezin adı ise Kotes’tir. Burası Herakles Sütun-ları ile Hermaion Burnu arasındadır. Hermaion Burnu’ndan itibaren Afrika’dan Avrupa istikametine doğru büyük bir resif uzanır, bu resif denizin altındadır; ancak bazı yerlerde denizin dışına taşar. Bu resif Av-rupa’nın altından diğer bir burnuna doğru dümdüz uzanır; bu buruna Kutsal Burun adı verilir. Hermaion Burnu’ndan itibaren, Anides Irma-ğı’na gelinir; bu ırmak büyük bir göle akar. Anides’ten itibaren (ardın-dan) diğer bir büyük ırmak olan Liksos ve Fenikelilerin kenti Liksos ile ırmağın ötesinde Afrikalıların diğer bir kenti ve limanı vardır. Liksos’tan sonra, Krabis Irmağı ve limanı ile Fenikelilerin Thymiateria adlı kenti vardır. Thymiateria’dan itibaren Soloeis Burnu özellikle okyanusun içlerine doğru çıkıntı oluşturur. Afrika’nın bütün bu söz konusu ülkesi son derece ünlü ve son derece kutsaldır. Bu burnun ucunda kurtarıcı Poseidon’un büyük bir sunağı bulunur. Sunağın üzerine ise insan, aslan ve yunus figürleri oyulmuştur; bunları Daidalos’un yapmış olduğunu söylerler. Soloeis Burnu’ndan itibaren Khion adlı ırmağa gelinir. Bu ırmağın çevresinde kutsal Etiyopyalılar ikamet ederler. Bu yerlerden sonra, Kerne adlı bir ada vardır. Herakles Sütunları’ndan Hermaion Burnu’na kadar sahil boyunca deniz seyahati iki gün sürer. Hermaion Burnu’ndan itibaren Soloeis Burnu’na sahil boyunca deniz seyahati üç gündür. Soloeis’ten itibaren Kerne’ye yedi günde sahil boyunca yelken açılır. Herakles Sütunları’ndan Kerne Adası’na sahil boyunca deniz seyahati ise toplamda on iki gün sürer. Kerne Adası’nın ötesine ise, de-nizin son derece sığlığı, çamur ve deniz yosunu nedeniyle yelken açmak mümkün değildir. Kıyıdaki deniz yosunu el genişliğindedir ve üst kısmı keskindir, bu yüzden batar. Tüccarlar ise Fenikelilerdir; ancak ne zaman Kerne Adası’na gelseler, ticaret gemilerini limanda demirlerler, Kerne’de kendileri için kalacak yer [çadır] yaptıktan sonra, gemilerindeki kargoyu bizzat kendileri çıkartıp diğer taraftaki anakara istikametine doğru küçük tekneler içinde taşırlar. Anakarada ise Etiyopyalılar yaşar. Fenikeliler bu Etiyopyalılar için mallarını sergiler. Geyiklerin, aslanların, leoparların derilerinin karşılığıyla fillerin derileri ve dişleri ile ayrıca evcil hayvanların derilerinin karşılığında Etiyopyalılarla ticaret yaparlar. Etiyopyalılar benekli [derileri] süs için kullanırlar; içme kapları olarak ise, fildişi kaseleri; ayrıca Etiyopyalıların kadınları fildişinden bilezikleri süs olarak takarlar; ve hatta atlarını dahi fildişinden yapılma süslerle donatırlar. Söz konusu Etiyopyalılar bildiğimiz bütün insanların en büyükleridir, dört dirsekten (= iki metre on cm) daha uzundur; hatta içlerinden bazılarının boyları beş dirseğe (= iki metre kırk cm) kadar varır. Ayrıca uzun sakallı ve saçlıdırlar ve bunlar bütün insanlardan daha yakışıklıdırlar. Bu kavimde içlerinden en uzun/büyük olanı kral olur. Aynı zamanda süvari, mızrakçı ve okçuları vardır ve ayrıca ateşte sert-leştirilmiş silahlar kullanırlar. Fenikeli tüccarlar bunlara parfüm, Mısır taşı, […..], Attika çanak çömleği ve sürahileri getirirler; zira bu kalıptan çıkma Khoes sürahileri festivalde indirimli fiyatlarla satın alınmıştır. Bu Etiyopyalılar etobur, süt içici ve üzümden çok miktarda şarap yaparlar; ayrıca aynı şeyi [şarabı?] Fenikeliler de ithal ederler. Bunlar aynı za-manda büyük bir kente sahiptirler; ki o kente Fenikeli tüccarlar da yelken açarlar. Bazıları Afrika’nın burnundan sahil boyunca denizin devam ettiği gibi, bu Etiyopyalıların buradan Mısır’a kadarki güzergah boyunca birbirini takip edecek şekilde ikamet ettiklerini söylerler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">113. ΔΙΑΦΡΑΓΜΑ.<br />
Διὰ τῆς θαλάττης [ἀπὸ] τῆς Εὐρώπης εἰς τὴν Ἀσίαν ἐπιεικῶς εὐθὺ κατ᾽ ὀρθόν.<br />
Ἄρχεται δὲ τὸ διάφραγμα ἀπὸ Εὐρίπου τοῦ κατὰ Χαλκίδα καὶ ἔστιν ἐπὶ Γεραιστὸν στάδια [ψʹ καὶ νʹ].<br />
Ἀπὸ Γεραιστοῦ ἐπὶ Παιώνιον τῆς Ἄνδρου στάδια πʹ.<br />
Ἀπὸ [Παιωνίου] τῆς Ἄνδρου ἐπὶ τὸν Αὐλῶνα στάδια σπʹ.<br />
Τοῦ Αὐλῶνος διάπλους εἰς Τῆνον στάδια ιβʹ.<br />
Αὐτῆς δὲ τῆς νήσου ἐπὶ τὸ ἀκρωτήριον τὸ κατὰ Ῥηναίαν στάδια ρνʹ.<br />
Τοῦ δὲ διάπλου εἰς Ῥηναίαν στάδια μʹ.<br />
Αὐτῆς δὲ Ῥηναίας καὶ τοῦ διάπλου εἰς Μύκονον στάδια μʹ.<br />
Ἀπὸ δὲ Μυκόνου διάπλους ἐπὶ τοὺς Μελαντίους σκοπέλους προαριστιδίου μικρῷ ἐλάττων, σταδίων [ρ] μʹ.<br />
Ἀπὸ δὲ Μελαντίων σκοπέλων πλοῦς εἰς Ἴκαρον προαριστίδιος.<br />
Αὐτῆς δὲ τῆς Ἰκάρου στάδια τʹ ἐπὶ μῆκος.<br />
Απὸ δὲ Ἰκάρου πλοῦς εἰς Σάμον προαριστίδιος.<br />
Αὐτῆς δὲ Σάμου στάδια σʹ.<br />
Ἐκ Σάμου εἰς Μυκάλην τοῦ διάπλου στάδια ζʹ. (ιζʹ?).<br />
Τὸ πᾶν, ἐὰν ἐκ Σάμου πλέωσι πρὸ ἀρίστου, στάδια ͵βτοʹ, μὴ προσλογιζομένου τοῦ πλοῦ [τοῦ ἐκ Μυκάλης εἰς Σάμον].</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">113. BÖLME.<br />
Deniz boyunca Avrupa’dan itibaren Asya’ya doğru [izlenen] hemen hemen dümdüz hat.<br />
Bölünme Khalkis yakınındaki Euripos’tan itibaren başlar ve [bura-dan] Geraistos’a kadar [yedi yüz elli] stadia mesafe vardır.<br />
Geraistos’tan itibaren Andros’taki Paionion’a seksen stadia’dır.<br />
Andros’taki [Paionion]’dan Aulon’a iki yüz seksen stadia’dır.<br />
Aulon’dan Tenos’a doğru deniz yolculuğu on iki stadia’dır.<br />
Bizzat bu adadan Rhenaia Burnu’nun karşısına kadar yüz elli sta-dia’dır.<br />
Buradan Rhenaia’ya deniz seyahati ise kırk stadia’dır.<br />
Bizzat Rhenaia’dan Mykonos’a deniz seyahati kırk stadia’dır.<br />
Mykonos’tan Melantios tepelerine doğru karşı tarafa yelken açmak öğle yemeğinden az öncesine kadar [sürer], [yüz] kırk stadia’dır.<br />
Melantios tepelerinden itibaren yelken açılınca Ikaros’a öğleden önce varılır.<br />
Bizzat Ikaros Adası’nın uzunluğu üç yüz stadia’dır.<br />
Ikaros’tan yelken açınca Samos’a öğleden önce varılır.<br />
Bizzat Samos Adası’nın uzunluğu iki yüz stadia’dır.<br />
Samos’tan Mykale’ye, karşı yakaya yelken açmak yedi (on yedi?) sta-dia’dır.<br />
Eğer Samos’tan öğle yemeğinden önce yelken açarlarsa deniz seya-hati-nin tamamı iki bin üç yüz yetmiş stadia’dır, [bu hesaba Mykale’den Samos’a] kadarki deniz seyahati eklenmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">113. Ἕτερον διάφραγμα ὀρθὸν κατ᾽ εὐθύ<br />
[Ἀπὸ Μαλέας] ἕως Κυθήρων στάδια λʹ (ρλʹ?).<br />
Αὐτῶν δὲ Κυθήρων μῆκος στάδια ρʹ (σʹ?).<br />
Εἰς Αἰγιλίαν πλοῦς προαριστίδιος.<br />
[Αὐτῆς Αἰγιλίας μῆκος στάδια νʹ.<br />
Ἀπ᾽ Αἰγιλίας εἰς Κρήτην, πλοῦς προαριστίδιος].<br />
Κρήτης αὐτῆς μῆκος στάδια ͵βφʹ (͵αφʹ?).<br />
Ἀπὸ Κρήτης εἰς Κάρπαθον στάδια ρʹ (φʹ?).<br />
Αὐτῆς Καρπάθου μῆκος στάδια ρʹ (τʹ?).<br />
Εἰς Ῥόδον ἀπὸ Καρπάθου πλοῦς στάδια ρʹ (τʹ?).<br />
Αὐτῆς Ῥόδου μῆκος στάδια χʹ.<br />
Ἀπὸ Ῥόδου εἰς τὴν Ἀσίαν στάδια ρʹ.<br />
Ἔστι τοῦ διάπλου τὸ διάφραγμα στάδια ͵δσοʹ.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">113. Diğer dümdüz bölme<br />
[Malea’dan] Kythera’ya kadar, (yüz?) otuz stadia’dır.<br />
Bizzat Kythera Adası’nın uzunluğu (iki?) yüz stadia’dır.<br />
Aigilia’ya doğru yelken açınca öğle yemeğinden önce varılır.<br />
[Bizzat Aigilia Adası’nın uzunluğu elli stadia’dır.<br />
Aigilia’dan Girit’e yelken açınca öğle yemeğinden önce varılır].<br />
Bizzat Girit Adası’nın uzunluğu (bin?) iki bin beş yüz stadia’dır.<br />
Girit’ten Karpathos’a doğru (beş?) yüz stadia mesafe vardır.<br />
Bizzat Karpathos Adası’nın uzunluğu (üç?) yüz stadia’dır.<br />
Karpathos’tan Rhodos’a deniz seyahati (üç?) yüz stadia’dır.<br />
Bizzat Rhodos Adası’nın uzunluğu altı yüz stadia’dır.<br />
Rhodos’tan itibaren Asya’ya doğru yüz stadia mesafe bulunur.<br />
Karşı yakaya yelken açmanın bu bölümü dört bin iki yüz yetmiş sta-dia tutar.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">114. ΜΕΓΕΘΗ ΝΗΣΩΝ<br />
Μεγίστη Σαρδώ. Δευτέρα Σικελία. Τρίτη Κρήτη. Τετάρτη Κύπρος. Πέμπτη Εὔβοια. Ἕκτη Κύρνος. Ἑβδόμη Λέσβος. Ὀγδόη Ῥόδος. Ἐνάτη Χίος. Δεκάτη Σάμος. Ἑνδεκάτη Κόρκυρα. Δωδεκάτη Κάσος. Τρισκαιδεκάτη Κεφαλληνία. Τεσσαρεσκαιδεκάτη Νάξος. Πεντεκαιδεκάτη Κῶς. Ἑξκαιδεκάτη Ζάκυνθος. Ἑπτακαιδεκάτη Λῆμνος. Ὀκτωκαι¬δεκάτη Αἴγινα. Ἐννακαιδεκάτη Ἴμβρος. Εἰκοστὴ Θάσος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">114. ADALARIN BÜYÜKLÜKLE-Rİ<br />
En büyük ada Sardinya’dır. İkinci Sicilya. Üçüncü Girit. Dördüncü Kıbrıs. Beşinci Euboia. Altıncı Korsika. Yedinci Lesbos. Sekizinci Rhodos. Dokuzuncu Khios. Onuncu Samos. On birinci Korkyra. On ikinci Kasos. On üçüncü Kephallenia. On dördüncü Naksos. On beşinci Kos. On altıncı Zakynthos. On yedinci Lemnos. On sekizinci Aigina. On dokuzuncu Imbros. Yirminci Thasos.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p>Pseudo-Skylaks,<em> Seyrüsefer. </em>Çev. M. Arslan. <em>Libri</em> II (2016) 246-307. DOI:10.20480/lbr.2016015</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/015">http://www.libridergi.org/2016/015</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Iustiniani Digesta, XIV. 2: De Lege Rhodia de Iactu</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/014</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2016 17:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Translations-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/014</guid>

					<description><![CDATA[Iustinianus, Digesta XIV. 2: Gemiden Mal Atımına İlişkin Rhodos Yasası Hakkında. Çev. E. Kurul. Libri II (2016) 226-245.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016014.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1840_lbr.2016014-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: justify;">Iustinianus, Digesta XIV. 2: Gemiden Mal Atımına İlişkin Rhodos Yasası Hakkında</h2>
<h3>Translator: Erkan KURUL</h3>
<div class="divider_line"></div></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 226-245</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016014<br />
<strong>Received Date</strong>: 25.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 25.04.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 18.05.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_8d8c6c718fa16a8542ba146a6fe08698" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016014.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016014.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" /></a>  <b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Iustinianus, Digesta XIV. 2: Gemiden Mal Atımına İlişkin Rhodos Yasası Hakkında. Çev. E. Kurul. Libri II (2016) 226-245.<br />
</strong><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: center;"><div class="one_half"><p style="text-align: center;"><strong>IUSTINIANI DIGESTA, XIV. 2: DE LEGE RHODIA DE IACTU</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div>
<p style="text-align: center;"><div class="one_half last"><p style="text-align: center;"><strong>IUSTINIANUS, DIGESTA XIV. 2: </strong><strong>GEMİDEN MAL ATIMINA İLİŞKİN RHODOS YASASI HAKKINDA</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 1: PAULUS, Libro 2 [secundo] Sententiarum<br />
Lege Rhodia cavetur, ut, si levandae navis gratia iactus mercium factus est, omnium contributione sarciatur quod pro omnibus datum est.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 1: PAULUS, Görüşler, 2. Kitap:<br />
Şayet bir geminin hafifletilmesi amacıyla (gemiden) kargoyük atımı (= müşterek avarya) gerçekleştirilecek olursa, (bu avarya işlemi sırasında oluşan) kayıp herkesin yararı uğruna verilmiş olacağından söz konusu zararın yine her bir kişinin (müşterek) katkısıyla telafi edilmesi Rhodos Yasası uyarınca güvence altına alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2 : PAULUS, Libro 34 [trigensimo quarto] ad Edictum<br />
Si laborante nave iactus factus est, amissarum mercium domini, si merces vehendas locaverant, ex locato cum magistro navis agere debent: is deinde cum reliquis, quorum merces salvae sunt, ex conducto, ut detrimentum pro portione communicetur, agere potest. Servius quidem respondit ex locato agere cum magistro navis debere, ut ceterorum vectorum merces retineat, donec portionem damni praestent. Immo etsi non retineat merces magister, ultro ex locato habiturus est actionem cum vectoribus: quid enim si vectores sint, qui nullas sarcinas habeant? Plane commodius est, si sint, retinere eas. At si non totam navem conduxerit, ex conducto aget, sicut vectores, qui loca in navem conduxerunt: aequissimum enim est commune detrimentum fieri eorum, qui propter amissas res aliorum consecuti sunt, ut merces suas salvas haberent.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2: PAULUS, Duyurulara (İlanlara) İlişkin, 34. Kitap:</p>
<p style="text-align: justify;">Şayet bir gemi tehlikeli bir durumdayken avarya işlemi gerçekleşmişse ve eğer ki avaryaya uğramış malların sahipleri naklettikleri malları için bir sözleşme de yapmışlarsa, bu sözleşme uyarınca geminin kaptanını dava etmelidirler. Daha sonra o (kaptan) ise sözleşmeye uygun olarak zararın müşterek bir biçimde paylaşılması için malları sağlam kalmış (hasar görmemiş) kişilere karşı dava açabilir. Örneğin Servius (konuyla alakalı olarak) zararın tazmini sağlanıncaya kadar geminin kaptanıyla yapılmış olan sözleşme gereğince kaptanın diğer yolcuların kargolarını (mallarını) alıkoyması gerektiği önerisinde bulunmuştu. Ancak kaptan malları alıkoymasa bile, sözleşme uyarınca yolculara karşı ayrıca bir dava açma hakkına sahip olacaktır, lakin hiçbir yüke sahip olmayan yolcular varsa ne olacak? Eğer (onların gemide yüklü herhangi bir eşyası) varsa elbette onların alıkonması çok daha uygun olur. Diğer yandan bir geminin tamamı kiralanmamış olsa dahi, sözleşme uyarınca tıpkı gemide belirli bir alanı kiralamış olan yolcular gibi dava açılabilir: zira başkalarının kayıpları aracılığıyla kendi mallarını hasarsız bir şekilde kurtaranların da (avarya sonucunda ortaya çıkan) zarara ortak olmaları (iştirak etmeleri) en doğrusudur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 1: Si conservatis mercibus deterior facta sit navis aut si quid exarmaverit, nulla facienda est collatio, quia dissimilis earum rerum causa sit, quae navis gratia parentur et earum, pro quibus mercedem aliquis acceperit: nam et si faber incudem aut malleum fregerit, non imputaretur ei qui locaverit opus. Sed si voluntate vectorum vel propter aliquem metum id detrimentum factum sit, hoc ipsum sarciri oportet.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 1: Şayet herhangi bir mal kaybı olmadığı halde gemi hasar görmüşse ya da donanımından bir parça kaybetmişse ve (taşınan) mallar için de nakliye ücreti alınmışsa (geminin hasarına yönelik) hiçbir iştirak yapılmamalıdır, zira geminin donanımının durumu ile bir kişinin yanında götürdüğü malların bedeli birbirinden farklıdır. Şayet bir usta (kendisine verilen işi yaparken) örsünü ya da çekicini kırmışsa (bu durumda) işi yaptıran kişiye herhangi bir mesuliyet yüklenemez. Ama eğer yolcuların tutumundan veya bir panik neticesinde bir hasar gerçekleşmişse, bizzat bu (hasara ait) zararın (yolcular tarafından) telafi edilmesi gereklidir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 2: Cum in eadem nave varia mercium genera complures mercatores coegissent praetereaque multi vectores servi liberique in ea navigarent, tempestate gravi orta necessario iactura facta erat: quaesita deinde sunt haec: an omnes iacturam praestare oporteat et si qui tales merces imposuissent, quibus navis non oneraretur, velut gemmas margaritas? Et quae portio praestanda est? Et an etiam pro liberis capitibus dari oporteat? Et qua actione ea res expediri possit? Placuit omnes, quorum interfuisset iacturam fieri, conferre oportere, quia id tributum observatae res deberent: itaque dominum etiam navis pro portione obligatum esse. Iacturae summam pro rerum pretio distribui oportet. Corporum liberorum aestimationem nullam fieri posse. Ex conducto dominos rerum amissarum cum nauta, id est cum magistro acturos. Itidem agitatum est, an etiam vestimentorum cuiusque et anulorum aestimationem fieri oporteat: et omnium visum est, nisi si qua consumendi causa imposita forent, quo in numero essent cibaria: eo magis quod, si quando ea defecerint in navigationem, quod quisque haberet in commune conferret.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 2: Aynı gemideki birçok tüccar farklı türden malları güvertede bir araya getirdiği ve buna ek olarak aynı gemide köleler ve özgür kişilerden oluşan birçok yolcu seyahat ettiği sırada vuku bulan şiddetli bir fırtına esnasında gemiden mal atma (avarya) işlemi zaruri bir hale gelir. Bu durumda sorgulanması gerekenler şunlardır: Acaba gemi için yük teşkil etmeyen (yükte hafif) değerli taş ya da inci türünden mal yükleyenler de dâhil herkesin mi, gemiden mal atması gerekir? (Böyle bir durumda) atılması gerekli mal hangisi olmalıdır? Özgürlerin yanında tutsaklar tarafından da mal atılması gerekir mi? Ve bu durum nasıl bir davayla çözümlenebilir? (Avarya işlemine ilişkin) bu yükümlülük gemi kargosunun hayrına olduğu için gemiden mal atımı yapmış olan kişiler arasında bulunan herkese geri ödeme yapılması herkesi hoşnut eder. Bu suretle geminin kaptanının dahi yükümlülük altına alınmış olması doğru (bir uygulama) olur. Atılacak olan malın miktarını ise malların değerine göre tevzi etmek gereklidir. Özgür insanlar için hiçbir değer biçilmez (özgür insanlar için bir fiyat bildiriminde bulunulamaz). Sözleşme gereği kayıp malların sahipleri denizciye, yani kaptana dava açabileceklerdir. Aynı şekilde her bir kimsenin giysilerinin ve yüzüklerinin değerlerinin de saptanmasının gerekli olup olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, tüketilmek amacıyla gemiye yüklenmiş olan erzağın dışında belirli bir miktardaki gıda maddeleri de tamamıyla göz önünde (hesap dâhilinde) bulundurulmalıdır: bunun da ötesinde şayet sefer boyunca bir erzak sıkıntısı vuku bulacak olursa, zaten her bir kimsenin sahip olduğu yiyeceği umumi kullanıma sunması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>XIV. 2. 2. 3:</strong> Si navis a piratis redempta sit, Servius Ofilius Labeo omnes conferre debere aiunt: quod vero praedones abstulerint, eum perdere cuius fuerint, nec conferendum ei, qui suas merces redemerit.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 3: Şayet bir gemi korsanların elinden fidye ödenmek kaydıyla kurtarılmışsa, Servius, Ofilius ve Labeo herkesin (ödenmiş olan fidyeden dolayı ortaya çıkan) zarara iştirak etmesi gerektiğini beyan etmektedirler. Bununla birlikte korsanlar bir gaspta bulunmuşlar ve bu suretle herhangi birinin zararına sebebiyet vermişlerse, bu durumda mallarını kurtarmayı başaran bir kişiye herhangi bir destekte (ödemede) bulunulmasın.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 4: Portio autem pro aestimatione rerum quae salvae sunt et earum quae amissae sunt praestari solet, nec ad rem pertinet, si hae quae amissae sunt pluris veniri poterunt, quoniam detrimenti, non lucri fit praestatio. Sed in his rebus, quarum nomine conferendum est, aestimatio debet haberi non quanti emptae sint, sed quanti venire possunt.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 4: Ancak kurtarılmış veya yitirilmiş olan malların değerlerine göre (gerekli) payın temin edilmesi (karşılanması) genel bir kaidedir. Zira (yitirilmiş olan malların tazminine yönelik yapılacak) ödeme (maldan elde edilecek) kazanca göre değil de, (malın yitirilmesinden doğan) zarara göre olduğundan bu kayıp (yitirilmiş) malların daha yüksek bir fiyata satılabilecek olması dikkate alınmaz. Ancak kalemine göre ödeme yapılması gereken mallarda bu malların ne kadara alınacakları değil de, ne kadara satılacakları göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 5: Servorum quoque qui in mare perierunt non magis aestimatio facienda est, quam si qui aegri in nave decesserint aut aliqui sese praecipitaverint.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 5: Denizde ölmüş köleler için, hasta olup da gemide yaşamını yitiren ya da bir şekilde kendini denize atmış olan kimselerden daha fazla değer biçilmemelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 6: Si quis ex vectoribus solvendo non sit, hoc detrimentum magistri navis non erit: nec enim fortunas cuiusque nauta excutere debet.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 6: Şayet yolculardan birisinin (sefer esnasında) ödeme yapması bakımından gücü tükenmişse (iflas etmişse) bu durumdaki zarar geminin kaptanını ilgilendirmeyecektir, zira gemideki bir yolcunun mal varlığını sorgulamak kaptanın sorumluluğunda olmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 7: Si res quae iactae sunt apparuerint, exoneratur collatio: quod si iam contributio facta sit, tunc hi qui solverint agent ex locato cum magistro, ut is ex conducto experiatur et quod exegerit reddat.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 7: Şayet denize atılmış olan mallar (sonradan) su yüzeyine çıkmışlarsa (batmamışlarsa), (kaybın telafisi için) iştirak zorunluluğu ortadan kalkar. Ancak iştirak için bir ödeme çoktan yapılmışsa, o zaman ödeme yapmış olan kişiler (kaptanla yaptıkları nakliye amaçlı) sözleşme uyarınca, kaptanın taşıma sözleşmesinin gereğini yapması ve tahsil ettiği parayı geri ödemesi için dava açabileceklerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 8: Res autem iacta domini manet nec fit adprehendentis, quia pro derelicto non habetur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 2. 8: Ve ayrıca bir mal denize atılmış olsa dahi, sahibine ait olmaya devam eder, zira bu mal aslında terk edilmemiş olduğundan başkaları tarafından mülk de edinilemez.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 3: PAPINIANUS, Libro 19 [nono decimo] Responsorum<br />
Cum arbor aut aliud navis instrumentum removendi communis periculi causa deiectum est, contributio debetur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 3: PAPINIANUS, Yanıtlar, 19. Kitap:<br />
Bir geminin direği ya da başka bir donanımı umumi bir tehlikeyi savuşturmak amacıyla (gemiden sökülerek denize) atıldığı takdirde (ortaya çıkacak olan) zarar için katılım gereklidir (zaruridir).</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 4: CALLISTRATUS, Libro 2 [secundo] Quaestionum<br />
Navis onustae levandae causa, quia intrare flumen vel portum non potuerat cum onere, si quaedam merces in scapham traiectae sunt, ne aut extra flu-men periclitetur aut in ipso ostio vel portu, eaque scapha summersa est, ratio haberi debet inter eos, qui in nave merces salvas habent, cum his qui in scapha perdiderunt, proinde tamquam si iactura facta esset: idque Sabinus quoque libro secundo responsorum probat. Contra si scapha cum parte mer-cium salva est, navis periit, ratio haberi non debet eorum, qui in nave perdide-runt, quia iactus in tributum nave salva venit.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 4: CALLISTRATUS, Muhakemeler, 2. Kitap:<br />
Kargosuyla beraber bir ırmağa ya da limana yanaşamayan yüklü bir geminin bir ırmağın dışında ya da bizzat ağzında veya bir limanda iken herhangi bir tehlikeye maruz kalmaması amacıyla (geminin) hafifletilmesi için (güvertede yüklü bulunan) bazı mallar bir filikaya nakledilmelidir. Şayet o filika batarsa, gemide malları sağlam bir şekilde kalanlarla filikadaki mallarını yitirmiş olan mal sahipleri arasında, tıpkı gemiden mal atma (müşterek avarya) işlemi gerçekleştirilmiş gibi bir yöntem izlenmelidir. Sabinus da Düşünceler adlı eserinin ikinci kitabında aynı kaideyi tasvip etmektedir. Diğer taraftan, eğer filika (üzerinde yüklü bulunan) mallarının bir kısmıyla birlikte kurtulmuş, ancak gemi de batmışsa, gemide malları telef olanlar için herhangi bir muamele (uygulama) yapılmasına gerek yoktur, çünkü gemiden mal atma (avarya) yükümlülüğü yalnızca gemi sağlam kaldığı (batmadığı) müddetçe geçerliliğini korur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 4. 1: Sed si navis, quae in tempestate iactu mercium unius mercatoris levata est, in alio loco summersa est et aliquorum mercatorum merces per urinatores extractae sunt data mercede, rationem haberi debere eius, cuius merces in navigatione levandae navis causa iactae sunt, ab his, qui postea sua per urinatores servaverunt, Sabinus aeque respondit. Eorum vero, qui ita servaverunt, invicem rationem haberi non debere ab eo, qui in navigatione iactum fecit, si quaedam ex his mercibus per urinatores extractae sunt: eorum enim merces non possunt videri servandae navis causa iactae esse, quae perit.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 4. 1: Ancak; şayet bir fırtına esnasında gemi sadece bir tüccarın mallarının (denize) atılması sayesinde hafifletilmişse ve (bu aynı gemi rotası üzerindeki) başka bir mevkide batmışsa ve diğer tüccarların malları kendilerine ücret ödenmiş olan dalgıçlar vasıtasıyla denizden çıkartılmışsa, Sabinus şöyle bir kanaatte bulunur;<br />
“Sefer esnasında malları geminin hafifletilmesi maksadıyla gemiden atılmış olan bir kişiyle malları sonradan dalgıçlar vasıtasıyla kurtarılmış olan kişiler arasında bir hesaplaşma (anlaşma) olmalıdır”.<br />
Yalnız buna karşın, (bir fırtına söz konusu olduğunda) her şeye rağmen mallarını kurtaramamış olan kişiler, seyir halindeyken mal atımında bulunmuş ancak bu mallardan bir kısmı dalgıçlar vasıtasıyla yüzeye çıkartılmış (kurtarılmış) olan bir kişiyle karşılıklı bir anlaşmaya dâhil edilmemelidirler. Zira bu kişilerin (batan gemide mallarını yitirmiş olanların) malları, batmış geminin kurtarılması amacıyla atılmış mallar olarak algılanmamalıdırlar (görülmemelidirler).</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 4. 2: Cum autem iactus de nave factus est et alicuius res, quae in navi remanserunt, deteriores factae sunt, videndum, an conferre cogendus sit, quia non debet duplici damno onerari et collationis et quod res deteriores factae sunt. Sed defendendum est hunc conferre debere pretio praesente rerum: itaque verbi gratia si vicenum merces duorum fuerunt et alterius aspargine decem esse coeperunt, ille cuius res integrae sunt pro viginti conferat, hic pro decem. Potest tamen dici etiam illa sententia distinguentibus nobis, deteriores ex qua causa factae sunt, id est utrum propter iacta nudatis rebus damnum secutum est an vero alia ex causa, veluti quod alicubi iacebant merces in angulo aliquo et unda penetravit. Tunc enim conferre debebit: an ex priore causa collationis onus pati non debet, quia iactus etiam hunc laesit? Adhuc numquid et si aspargine propter iactum res deteriores factae sunt? Sed distinctio suptilior adhibenda est, quid plus sit, in damno an in collatione: si verbi gratia hae res viginti fuerunt et collatio quidem facit decem, damnum autem duo, deducto hoc, quod damnum passus est, reliquum conferre debeat. Quid ergo, si plus in damno erit quam in collatione? Ut puta decem aureis res deteriores factae sunt, duo autem collationis sunt. Indubitate utrumque onus pati non debet: sed hic videamus, num et ipsi conferre oporteat. Quid enim interest iactatas res meas amiserim an nudatas deteriores habere coeperim: nam sicut ei qui perdiderit subvenitur, ita et ei subveniri oportet, qui deteriores propter iactum res habere coeperit. Haec ita Papirius Fronto respondit.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 4. 2: Ancak gemiden mal atımı yapıldığında, bir kimsenin malları gemide kalmış olmasına rağmen yine de zarar gördüğü takdirde, bu kişinin malı her halükarda zarar görmüş olduğu için, o kişiden (zarar için) iştirak talebinde bulunularak onun iki katı bir zarara maruz bırakılmaması gerektiğinden (müşterek avaryadan doğan zarar için yapılacak olan) ödeme yapmaya zorlanıp zorlanmayacağı düşünülmelidir. Ayrıca, bu müzakerenin malların güncel değerlerine göre yapılmasının gerekli olduğu düşüncesi korunmalıdır. Öyle ki söz gelimi, eğer iki kişinin malı da yirmişer (solidus) ise ve birinin malının değeri ıslanmış olmasından dolayı on’a (solidus) düşmüşse, malı zarar görmemiş olan kişi yirmi (solidus) üzerinden, zarar görmüş olan kişiyse on (solidus) üzerinden (iştirak sürecine) katkıda bulunmalıdır. Zararlar şu gibi nedenlerden dolayı vuku bulmuşsa; misalen gemiden mal atımı yapıldığı sırada muhafazasız durumda bulunan malların başına bir zarar geldiğinde (hasar aldığında) veya başka bir nedenden dolayı; örneğin güvertede bir köşede duruyorken mallar bir dalganın nüfuz etmesi sebebiyle zarar gördüğünde bir anlaşmazlığa düşersek şu hususları müzakare etmek gerekecektir.<br />
(Dalga sebebiyle malları zarar görmüş kişi için) ödeme yapmak kaçınılmaz olacaktır; zira bu kimse de gemiden mal atma (avarya) yükümlülüğünden dolayı zarara uğratıldığı için (o kimse de) söz konusu nedenden dolayı ödeme yükümlülüğüne dâhil edilmese mi? Fırtınadan dolayı ıslanması suretiyle mallarının zarar görmüş olması durumunda bile mi (iştirake katılacaktır)? Ancak kaybın mı, yoksa malın zararı için toplanan iştirak meblağının mı daha fazla olduğu konusunda daha net bir ayrım gözetilmelidir. Örneğin söz konusu bu mallar yirmi (solidus) değerindeyse ve gerçekte iştirak on (solidus) ise, ancak zarar iki (solidus) değerinde ise, bu iki (solidus) değerindeki zarar düşüldükten sonra, katkı kalan miktar üzerinden yapılmalıdır. Peki ya zarar miktarı katılım (iştirak) miktarından daha fazla olursa ne olacak? Diyelim ki zarar görmüş olan mallar on (solidus) ediyorsa, ancak iki (solidus) miktarında bir para toplanmışsa… Şüphesiz ki (zarara uğrayan kişi) iki yükümlülüğe birden maruz bırakılamaz. Bilakis bu noktada kendisinin bir ödeme yapmasının gerekli olup olmadığını da düşünmemiz gerekir. Zira mallarımı gemiden atarak kaybetmemle muhafaza edilmediği için hasar görmesi sonucunda kaybetmem arasında ne fark vardır? Çünkü nasıl ki gemiden mallarını atması sebebiyle mallarını yitirmiş bir kişiye destek sunmak gerekiyorsa, aynı şekilde malı işlevsiz bir hale gelmiş olan kişiye de destek olunmalıdır. Papirius Fronto da bunu bu şekilde teyit eder.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 5: HERMOGENIANUS, Libro 2 [secundo] Iuris Epitomarum<br />
Amissae navis damnum collationis consortio non sarcitur per eos, qui merces suas naufragio liberaverunt: nam huius aequitatem tunc admitti placuit, cum iactus remedio ceteris in communi periculo salva navi consultum est.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 5: HERMOGENIANUS, Kanun Derlemeleri, 2. Kitap:<br />
Batmış olan bir geminin zararı batan gemiden mallarını kurtarmış olan kişiler tarafından (yapılan) iştirak yoluyla karşılanamaz. Şayet müşterek bir tehlike esnasında başkalarının hayrına geminin kurtarılması amacıyla gemiden mal atımı (avarya) yapıldıysa ancak o zaman eşit bir katılımın (iştirakin) kabul edilmesi uygundur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 5. 1: Arbore caesa, ut navis cum mercibus liberari possit, aequitas contributionis habebit locum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 5. 1: Geminin (üzerinde yüklü bulunan) mallarıyla beraber kurtarılabilmesi amacıyla seren direği kesildiği zaman (ortaya çıkan zararın telafisi için) iştirakin eşit bir dağılımı söz konusu olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 6: IULIANUS, Libro 86 [octogensimo sexto] Digestorum<br />
Navis adversa tempestate depressa ictu fulminis deustis armamentis et arbo-re et antemna Hipponem delata est ibique tumultuariis armamentis ad pra-esens comparatis Ostiam navigavit et onus integrum pertulit: quaesitum est, an hi, quorum onus fuit, nautae pro damno conferre debeant. Respondit non debere: hic enim sumptus instruendae magis navis, quam conservandarum mercium gratia factus est.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 6: IULIANUS, Düzenlemeler, 86. Kitap:<br />
(Diyelim ki) kötü bir hava sırasında yıldırım çarpması sonucunda harap olan bir gemi, donanımları, direği ve yelkenleri mahvolduğu için Hippo Limanı’na sığındı ve orada alelacele yeni donanımlarını sağladıktan sonra sefere hazır hale gelir gelmez Ostia Limanı’na doğru denize açıldı. Ve kargoyu da sapa sağlam ulaştırdı; gemide malı olan kimseler gemiciye zararından dolayı ödeme yapılması gerekip gerekmediğini sordular. Verilmiş olan cevap ise, gerekli olmadığıdır. Çünkü bu harcama (gemide yüklü bulunan) malların kurtarılması amacından ziyade geminin (kendi) donanımı için yapılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 7: PAULUS, Libro 3 [tertio] Epitomarum Alfeni Digestorum<br />
Cum depressa navis aut deiecta esset, quod quisque ex ea suum servasset, sibi servare respondit, tamquam ex incendio.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 7: PAULUS, Alfenus’un Düzenlemelerinin Özeti, 3. Kitap:</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gemi battığında veya karaya oturduğunda gemiden kurtarılan mal bir kimsenin kendi malı olduğundan, tıpkı bir yangından (mal) kurtarımı yapılması örneğinde olduğu gibi, o kişinin kurtarma işini kendisi için yapıyor olduğunu beyan eder.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 8: IULIANUS, Libro 2 [secundo] ex Minicio<br />
Qui levandae navis gratia res aliquas proiciunt, non hanc mentem habent, ut eas pro derelicto habeant, quippe si invenerint eas, ablaturos et, si suspicati fuerint, in quem locum eiectae sunt, requisituros: ut perinde sint, ac si quis onere pressus in viam rem abiecerit mox cum aliis reversurus, ut eandem au-ferret.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 8: IULIANUS, Minicius’tan (Alıntı), 2. Kitap:<br />
Bir geminin hafifletilmesi amacıyla bazı mallarını gemiden atmış olan kimseler malları üzerinde (artık) hak iddia edemeyecekleri yönünde bir düşünceye kapılmasınlar, zira atmış oldukları mallarını şayet bulurlarsa onları geri alabileceklerdir. Ve ayrıca eğer malların nerede (denize) atıldığını da kestirebilirlerse (oraya giderek) mallarını denizden çıkarabileceklerdir. Tıpkı bir yolculuk esnasında yükü nedeniyle yorulan bir kimsenin bir süre sonra başkalarıyla geri gelerek yüklenmek üzere, malını bir kenara koymasında olduğu gibi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 9: MAECIANUS, ex Lege Rhodia<br />
Ἀξίωσις Εὐδαίμονος Νικομηδέως πρὸς Ἀντωνῖνον βασιλέα∙ Κύριε βασιλεῦ Ἀντωνῖνε, ναυφράγιον ποιήσαντες ἐν τῇ Ἰταλία διηρπάγημεν ὑπὸ τῶν δημοσίων τῶν τὰς Κυκλάδας νήσους οἰκούντων. Ἀντωνῖνος εἶπεν Εὐδαίμονι∙ ἐγὼ μὲν τοῦ κόσμου κύριος, ὁ δὲ νόμος τῆς θαλάσσης∙ τῷ νόμῳ τῶν Ῥοδίων κρινέσθω τῷ ναυτıκῷ, ἐν οἷς μήτις τῶν ἡμετέρων αὐτῷ νόμος ἐναντιοῦται∙ τοῦτο δὲ αὐτὸ καὶ ὁ θειότατος Αὔγουστος ἔκρινεν.<br />
[Id est: Petitio Eudaemonis Nicomedensis ad Imperatorem Antoninum. Domi-ne Imperator Antonine, cum naufragium fecissemus in Italia [immo in Icaria], direpti sumus a publicis [immo a publicanis], qui in Cycladibus insulis habitant. Antoninus dicit Eudaemoni: Ego orbis terrarum dominus sum, lex autem maris, lege Rhodia de re nautica res iudicetur, quatenus nulla lex ex nostris ei contraria est. Idem etiam divus Augustus iudicavit.]
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 9: VOLUSIUS MAECIANUS, Rhodos Yasası’ndan (Bir MaddeAlıntı):<br />
Nikomedeialı Eudaimon’un İmparator Antoninus’tan ricası:<br />
“Efendimiz İmparator Antoninus! Gemimiz İtalya’da (aslında İkaria’da) enkaz haline geldiği için Kyklades Adası’nda ikamet eden resmi görevliler (aslında vergi mültezimleri) tarafından soyguna uğradık (yağmalandık – talan edildik)”.<br />
Antoninus Eudaimon’a cevap verdi:<br />
“Ben yeryüzünün hâkimiyim, denizlerin hâkimi ise yasadır. Bu dava Rhodosluların Denizcilik Yasası uyarınca bir karara bağlansın, öyle ki bu yasanın maddelerindeki hiçbir hüküm bizim yasamıza da aykırı değildir. Tanrısal Augustus da aynı hükme varmıştı”.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 10: LABEO, libro 1 [primo] Pithanon a Paulo Epitomarum<br />
Si vehenda mancipia conduxisti, pro eo mancipio, quod in nave mortuum est, vectura tibi non debetur. Paulus: immo quaeritur, quid actum est, utrum ut pro his qui impositi an pro his qui deportati essent, merces daretur: quod si hoc apparere non pouterit, satis erit pro nauta, si probaverit impositum esse mancipium.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 10: LABEO, Paulus’un Özetlerinden Bir Kopya, 1. Kitap:<br />
Şayet kölelerin taşınması için bir sözleşme yapmış bulunuyorsan, sefer esnasında gemide ölmüş olan bir köle için herhangi bir nakliye ücreti ödemene gerek yoktur. Paulus ise buna karşın, biniş koşullu mu, yoksa iniş koşullu mu bir sözleşmenin yapıldığının soruşturulması gerektiğini belirtir; eğer bu durum açığa kavuşturulamayacak olursa, kaptan nezdinde bir kölenin gemiye bindiğinin kanıtlanması dahi yeterli olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 10. 1. Si ea condicione navem conduxisti, ut ea merces tuae portarentur easque merces nulla nauta necessitate coactus in navem deteriorem, cum id sciret te fieri nolle, transtulit et merces tuae cum ea nave perierunt, in qua novissime vectae sunt, habes ex conducto locato cum priore nauta actionem. Paulus: immo contra, si modo ea navigatione utraque navis periit, cum id sine dolo et culpa nautarum factum esset. Idem iuris erit, si prior nauta publice retentus navigare cum tuis mercibus prohibitus fuerit. Idem iuris erit, cum ea condicione a te conduxisset, ut certam poenam tibi praestaret, nisi ante constitutum diem merces tuas eo loci exposuisset, in quem devehendas eas merces locasset, nec per eum staret, quo minus remissa sibi ea poena spectaret.<br />
Idem iuris in eodem genere cogitationis observabimus, si probatum fuerit nautam morbo impeditum navigare non potuisse. Idem dicemus, si navis eius vitium fecerit sine dolo malo et culpa eius.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 10. 1: Şayet mallarınızın taşınması koşuluyla bir gemi kiralamış bulunuyorsanız ve bu malları kaptan hiçbir gerekçe olmaksızın ve de senin bu durumu istemeyeceğini bildiği için, sana da bilgi vermeksizin daha kötü bir durumda olan (hasarlı ve eski) bir gemiye aktarırsa ve nihayetinde bu gemi üzerinde yüklü bulunan mallarla birlikte batarsa, sözleşme gereği birinci kaptana karşı dava açma hakkına sahip olacaksın.<br />
Paulus ise der ki; “ancak buna karşın her iki gemiden birinin gemicilerin bir dalaveresi ve suçu olmaksızın seferi sırasında batmış olması durumu hariçtir”.<br />
Şayet birinci kaptan resmen yasaklı olduğu için mallarınızla birlikte denize açılmaktan alıkonursa, aynı yasa geçerli olacaktır (tekrardan kaptana karşı dava açma hakkına sahip olacaksın). Şayet kaptan mallarınızın indirilmesi için sözleşmiş olduğunuz yere (aranızda) belirlediğiniz zamandan (günden) önce malları ulaştıramaması durumunda sana belirli bir miktarda cezatazminat ödemesi hususunda seninle bir kontrat imzalamışsa, yine bu aynı madde geçerli olacaktır (kaptana karşı dava açma hakkına sahip olacaksın). Ayrıca (kaptan) yapmış olduğu hatadan dolayı kendi payına düşen cezadan kurtulmayı da düşünmesin.<br />
Şayet kaptanın bir hastalık engeli yüzünden sefere çıkamadığı kanıtlanacak olursa aynı düşünce tarzıyla (aynı bakış açısıyla) aynı yasa maddesini uygulayacağız. Şayet gemi kaptanın kötü bir dalaveresi ve suçu olmaksızın bir hasar çıkaracak olursa, aynı durum vuku bulur.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 10. 2: Si conduxisti navem amphorarum duo milium et ibi amphoras portasti, pro duobus milibus amphorarum pretium debes. Paulus: immo si aversione navis conducta est, pro duobus milibus debetur merces: si pro nu-mero impositarum amphorarum merces constituta est, contra se habet: nam pro tot amphoris pretium debes, quot portasti.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. 2. 10. 2: Şayet iki bin amphora (kapasiteli) bir gemi kiralamışsan ve amphoraları da bu gemiye yüklemiş bulunuyorsan, iki bin amphoralık bir nakliye ücreti ödersin. Oysa Paulus ise şunu belirtir; şayet geminin tamamını kiralamışsan, yine iki bin amphora üzerinden fiyat ödenir. Şayet gemiye yüklenmiş olan amphoraların sayısına göre bir nakliye ücreti saptanmışsa o zaman durum farklıdır, çünkü o zaman (sadece) gemiye yüklemiş olduğun kadar amphoranın nakliye ücretini ödersin.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p>Iustinianus<em>, Digesta XIV. 2: Gemiden Mal Atımına İlişkin Rhodos Yasası Hakkında. </em>Çev. E. Kurul. <em>Libri</em> II (2016) 226-245. DOI:10.20480/lbr.2016014</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/014">http://www.libridergi.org/2016/014</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plutarkhos, Bioi Paralleloi: Eumenes &#038; Synkrisis</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 May 2016 15:56:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Translations-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/013</guid>

					<description><![CDATA[Plutarkhos, Paralel Yaşamlar: Eumenes &#38; Karşılaştırma. Çev. S. Sarıkaya. Libri II (2016) 182-225. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016013.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1810_lbr.2016013-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: justify;">Plutarkhos, Paralel Yaşamlar: Eumenes &amp; Karşılaştırma</h2>
<h3>Translator: Sevgi SARIKAYA</h3>
<div class="divider_line"></div></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 182-225</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016013<br />
<strong>Received Date</strong>: 16.02.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 10.04.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.05.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_54ab2a1644bd31f098bbfabe42486f94" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/07/lbr.2016013.pdf"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/07/lbr.2016013.pdf"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" /></a>  <b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Plutarkhos, <em>Paralel Yaşamlar: Eumenes &amp; Karşılaştırma</em>. Çev. S. Sarıkaya. <em>Libri</em> II (2016) 182-225. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: center;"><div class="one_half"><p style="text-align: center;"><strong>ΕΥΜΕΝΗΣ</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div>
<div class="one_half last"><p style="text-align: center;"><strong>EUMENES</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">I. Εὐμενῆ δὲ τὸν Καρδιανὸν ἱστορεῖ Δοῦρις πατρὸς μὲν ἁμαξεύοντος ἐν Χερρονήσῳ διὰ πενίαν γενέσθαι, τραφῆναι δ᾽ ἐλευθερίως ἐν γράμμασι καὶ περὶ παλαίστραν∙ ἔτι δὲ παιδὸς ὄντος αὐτοῦ, Φίλιππον παρεπιδημοῦντα καὶ σχολὴν ἄγοντα τὰ τῶν Καρδιανῶν θεάσασθαι παγκράτια μειρακίων καὶ παλαίσματα παίδων, ἐν οἷς εὐημερήσαντα τὸν Εὐμενῆ καὶ φανέντα συνετὸν καὶ ἀνδρεῖον, ἀρέσαι τῷ Φιλίππῳ καὶ ἀναληφθῆναι. (2) δοκοῦσι δ᾽ εἰκότα λέγειν μᾶλλον οἱ διὰ ξενίαν καὶ φιλίαν πατρῴαν τὸν Εὐμενῆ λέγοντες ὑπὸ τοῦ Φιλίππου προαχθῆναι. μετὰ δὲ τὴν ἐκείνου τελευτὴν οὔτε συνέσει τινὸς οὔτε πίστει λείπεσθαι δοκῶν τῶν περὶ Ἀλέξανδρον, ἐκαλεῖτο μὲν ἀρχιγραμματεύς, τιμῆς δὲ ὥσπερ οἱ μάλιστα φίλοι καὶ συνήθεις ἐτύγχανεν, ὥστε καὶ στρατηγὸς ἀποσταλῆναι κατὰ τὴν Ἰνδικὴν ἐφ᾽ ἑαυτοῦ μετὰ δυνάμεως, καὶ τὴν Περδίκκου παραλαβεῖν ἱππαρχίαν, ὅτε Περδίκκας, ἀποθανόντος Ἡφαιστίωνος, εἰς τὴν ἐκείνου προῆλθε τάξιν. (3) διὸ καὶ Νεοπτολέμου τοῦ ἀρχιυπασπιστοῦ μετὰ τὴν Ἀλεξάνδρου τελευτὴν λέγοντος, ὡς αὐτὸς μὲν ἀσπίδα καὶ λόγχην, Εὐμενὴς δὲ γραφεῖον ἔχων καὶ πινακίδιον ἠκολούθει, κατεγέλων οἱ Μακεδόνες, μετὰ τῶν ἄλλων καλῶν τὸν Εὐμενῆ καὶ τῆς κατὰ τὸν γάμον οἰκειότητος ὑπὸ τοῦ βασιλέως εἰδότες ἀξιωθέντα. Βαρσίνην γὰρ τὴν Ἀρταβάζου πρώτην ἐν Ἀσίᾳ γνοὺς ὁ Ἀλέξανδρος, ἐξ ἧς υἱὸν ἔσχεν Ἡρακλέα, τῶν ταύτης ἀδελφῶν Πτολεμαίῳ μὲν Ἀπάμαν, Εὐμενεῖ δ’ Ἄρτωνιν ἐξέδωκεν, ὅτε καὶ τὰς ἄλλας Περσίδας διένειμε καὶ συνῴκισε τοῖς ἑταίροις.<br /></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">I. Douris, Kardialı Eumenes’in, fakirliği nedeniyle Trakya Khersonesos’unda araba süren bir babanın oğlu olduğunu, yine de edebiyat ve atletizm üzerine özgür bir şekilde eğitim aldığını; henüz bir çocukken, o sırada Kardia’da bulunan Philippos’un boş zamanı sırasında Kardialı gençlerin pankration oyunlarını ve çocukların güreşlerini izlemiş olduğunu, oyunlarda zekâsı ile cesaretini kanıtlayarak başarı göstermiş olan Eumenes’i beğendiğini ve onu yanına aldığını anlatır. (2) Gene de, babasının misafirliği ve dostluğu nedeniyle Eumenes’in Philippos tarafından yükseltilmiş olduğunu söyleyenlerin sözleri daha mantıklı görünüyor. Philippos’un ölümünden sonra, İskender’in çevresindeki insanların hiçbirinden ne anlayışı ne de sadakatiyle geri kalmış görünen Eumenes başyazman olmasına rağmen, özellikle İskender’in dostları ve yakın arkadaşları kadar ün elde etti. Öyle ki, Hindistan Seferi’ne, kendi emri altında bir birlikle birlikte komutan olarak gönderildi ve Perdikkas, Hephaistion öldükten sonra onun görevini alınca, Perdikkas’tan süvari komutanlığını aldı. (3) Bu yüzden İskender’in ölümünden sonra kalkan taşıyıcıların komutanı Neoptolemos kendisinin kalkan ve mızrakla, Eumenes’in ise, kalem ve kâğıda sahip olarak kralı takip ettiğini söyleyince, Makedonlar küçümseyerek ona güldüler. Zira onlar diğer onurlu payelerle birlikte Eumenes’in, kral tarafından evlilik yoluyla kendisiyle akraba olmaya layık görüldüğünü biliyorlardı. Zira İskender ilk olarak Artabazos’un kızı Barsine’yle Asya’da birlikte olduktan sonra, ondan Herakles adında bir oğlana sahip oldu, diğer Pers kadınlarını pay ederken ve yakın arkadaşlarıyla evlendirirken, Barsine’nin kız kardeşlerinden Apama’yı Ptolemaios’a, Artonis olarak adlandırılan diğer kız kardeşini ise, Eumenes’e verdi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">II. Οὐ μὴν ἀλλὰ καὶ προσέκρουσε πολλάκις Ἀλεξάνδρῳ καὶ παρεκινδύνευσε δι᾽ Ἡφαιστίωνα. πρῶτον μὲν γὰρ Εὐΐῳ τῷ αὐλητῇ τοῦ Ἡφαιστίωνος οἰκίαν κατανείμαντος ἣν οἱ παῖδες ἔτυχον τῷ Εὐμενεῖ προκατειληφότες, ἐλθὼν ὑπ᾽ ὀργῆς πρὸς τὸν Ἀλέξανδρον ὁ Εὐμενὴς ἐβόα μετὰ Μέντορος, ὡς αὐλεῖν εἴη κράτιστον ἢ τραγῳδεῖν τὰ ὅπλα ῥίψαντας ἐκ τῶν χειρῶν, ὥστ᾽ Ἀλέξανδρον αὐτῷ συναγανακτεῖν καὶ λοιδορεῖσθαι τῷ Ἡφαιστίωνι. (2) ταχὺ μέντοι μεταπεσὼν αὖθις εἶχε τὸν Εὐμενῆ δι᾽ ὀργῆς, ὡς ὕβρει μᾶλλον πρὸς ἑαυτὸν ἢ παρρησίᾳ πρὸς Ἡφαιστίωνα χρησάμενον. Ἔπειτα Νέαρχον ἐκπέμπων μετὰ νεῶν ἐπὶ τὴν ἔξω θάλασσαν, ᾔτει χρήματα τοὺς φίλους∙ οὐ γὰρ ἦν ἐν τῷ βασιλείῳ. τοῦ δ᾽ Εὐμενοῦς αἰτηθέντος μὲν τριακόσια τάλαντα, δόντος δ᾽ ἑκατὸν μόνα, καὶ ταῦτα γλίσχρως καὶ μόλις αὐτῷ συνειλέχθαι διὰ τῶν ἐπιτρόπων φάσκοντος, οὐδὲν ἐγκαλέσας οὐδὲ δεξάμενος, ἐκέλευσε τοὺς παῖδας κρύφα τῇ σκηνῇ τοῦ Εὐμενοῦς πῦρ ἐνεῖναι, βουλόμενος ἐκκομιζομένων τῶν χρημάτων λαβεῖν ἐπ᾽ αὐτοφώρῳ ψευδόμενον. (3) ἔφθη δ᾽ ἡ σκηνὴ καταφλεχθεῖσα, καὶ μετενόησε τῶν γραμμάτων διαφθαρέντων ὁ Ἀλέξανδρος. τὸ δὲ συγχυθὲν χρυσίον καὶ ἀργύριον ὑπὸ τοῦ πυρὸς ἀνευρέθη πλεῖον ἢ χιλίων ταλάντων. ἔλαβε δ᾽ οὐδέν, ἀλλὰ καὶ γράψας τοῖς πανταχοῦ σατράπαις καὶ στρατηγοῖς ἀντίγραφα τῶν διεφθαρμένων ἀποστέλλειν, πάντα παραλαμβάνειν ἐκέλευσε τὸν Εὐμενῆ. (4) Πάλιν δὲ περὶ δωρεᾶς τινος εἰς διαφορὰν καταστὰς πρὸς τὸν Ἡφαιστίωνα, καὶ πολλὰ μὲν ἀκούσας κακῶς, πολλὰ δ᾽ εἰπών, τότε μὲν οὐκ ἔλαττον ἔσχε∙ μετ᾽ ὀλίγον δὲ τελευτήσαντος Ἡφαιστίωνος, περιπαθῶν ὁ βασιλεύς, καὶ πᾶσιν οὓς ἐδόκει ζῶντι μὲν ἐκείνῳ φθονεῖν, ἐπιχαίρειν δὲ τεθνηκότι τραχέως ὁμιλῶν καὶ χαλεπὸς ὤν, μάλιστα τὸν Εὐμενῆ δι᾽ ὑποψίας εἶχε, καὶ προὔφερε πολλάκις τὰς διαφορὰς καὶ λοιδορίας ἐκείνας. (5) ὁ δὲ πανοῦργος ὢν καὶ πιθανός, ἐπεχείρησεν οἷς ἀπώλλυτο σώζειν ἑαυτόν∙ κατέφυγε γὰρ εἰς τὴν πρὸς Ἡφαιστίωνα φιλοτιμίαν Ἀλεξάνδρου καὶ χάριν, ὑφηγούμενός τε τιμὰς αἳ μάλιστα κοσμεῖν ἔμελλον τὸν τεθνηκότα, καὶ χρήματα τελῶν εἰς τὴν τοῦ τάφου κατασκευὴν ἀφειδῶς καὶ προθύμως.<br /></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">II. Eumenes sadece sık sık İskender’le düşünce ayrılığına düşmüyordu; aynı zamanda Hephaistion yüzünden de risk altına giriyordu. İlkin hizmetçileri tarafından Eumenes için tutulan bir evi, Hephaistion flütçü Euius’a tahsis edince Eumenes, Mentor’la birlikte öfkeyle İskender’in yanına gelip ellerinden silahları atarak, flütçü ya da tragedyacı olmanın son derece iyi bir şey olduğunu bağırdı. Öyle ki, onunla aynı fikri paylaşan İskender kızdı ve Hephaistion’a hakaret etti. (2) Bununla birlikte, derhal yeniden fikrini değiştirip açıkça Hephaistion’a karşı saldırmasından çok, kendisine karşı küstah tavrı nedeniyle öfkeyle Eumenes’e kızdı. Sonra Nearkhos’u donanmayla açık denize gönderirken dostlarından para rica etti; çünkü kraliyet hazinesinde para yoktu. Eumenes’ten üç yüz talanta istenmiş olmasına rağmen, sadece yüz talanta verip, bunların dahi yavaşça ve bin bir zorlukla kendisi için vekilharçların (epitrope) vasıtasıyla toplanmış olduğunu beyan edince, İskender ne bir serzenişte bulundu ne de parayı kabul etti. Ancak paralarını meydana çıkarıp yalanı gözler önüne sermek istediğinden hizmetçilerine gizlice Eumenes’in çadırının ateşe verilmesini emretti. (3) Bununla birlikte bu açığa çıkmadan önce çadır yanıp kül olurken resmi evrakların da tahrip olması nedeniyle İskender yaptığına pişman oldu. Gene de, burada ateş sayesinde 1.000 talanta’dan fazla değerde erimiş altın ve gümüş açığa çıkarıldı. İskender bunların hiçbirini almadı; fakat bütün satraplarına ve generallerine yangın sırasında tahrip edilmiş dokümanların kopyalarını göndermelerini yazdıktan sonra Eumenes’in her şeyi muhafaza etmesini emretti. (4) Eumenes bir armağan hususunda çıkan anlaşmazlık yüzünden tekrar Hephaistion’a karşı durunca, ondan birçok kötü şey duyup, ona birçok kötü şey söylediği zaman, eskisinden daha az gözde değildi. Hephaistion’un kısa süre sonra ölmesinin ardından, büyük bir keder içinde olan ve yaşarken onu kıskandığını, ölmüş olmasına ise sevindiğini düşündüğü insanların hepsine karşı kaba davranıp sert olan kral, özellikle Eumenes’ten şüpheleniyordu, Hephaistion’la sık sık tartışmaları ve birbirlerine karşı söyledikleri ağır sözlerden dolayı Eumenes’i azarladı. (5) Fakat kurnaz ve ikna edici biri olan Eumenes kendisini felakete sürükleyen şeylerle kendini kurtarmaya çalıştı. Öyle ki, İskender’in Hephaistion’a karşı olan belirgin itibarına ve minnettarlığına sığınarak, özellikle ölüyü onurlarla süslemeyi ehemmiyetle tavsiye etti ve bunları seve seve üzerine alarak anıt mezarın inşasını tamamlamak üzere cömertçe ve isteklice para sarf etti.<br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">III. Ἀποθανόντος δ᾽ Ἀλεξάνδρου, καὶ τῆς φάλαγγος διεστώσης πρὸς τοὺς ἑταίρους, τῇ μὲν γνώμῃ τούτοις προσένειμεν ἑαυτὸν ὁ Εὐμενής, τῷ δὲ λόγῳ κοινός τις ἦν πρὸς ἀμφοτέρους καὶ ἰδιώτης, ὡς οὐδὲν αὐτῷ προσῆκον ξένῳ ὄντι πολυπραγμονεῖν ἐν ταῖς Μακεδόνων διαφοραῖς. καὶ τῶν ἄλλων ἑταίρων ἐκ Βαβυλῶνος ἀνασκευασαμένων, αὐτὸς ὑπολειφθεὶς ἐν τῇ πόλει κατεπράϋνε πολλοὺς τῶν πεζῶν καὶ πρὸς τὰς διαλύσεις ἡδίους ἐποίησεν. (2) ἐπεὶ δ᾽ ἀναμειχθέντες ἀλλήλοις οἱ στρατηγοὶ καὶ καταστάντες ἐκ τῶν πρώτων ταραχῶν, διενέμοντο σατραπείας καὶ στρατηγίας, Εὐμενὴς λαμβάνει Καππαδοκίαν καὶ Παφλαγονίαν καὶ τὴν ὑποκειμένην τῇ Ποντικῇ θαλάττῃ μέχρι Τραπεζοῦντος, οὔπω τότε Μακεδόνων οὖσαν, Ἀριαράθης γὰρ αὐτῆς ἐβασίλευεν, ἀλλ᾽ ἔδει. Λεόννατον καὶ Ἀντίγονον χειρὶ μεγάλῃ τὸν Εὐμενῆ καταγόντας ἀποδεῖξαι τῆς χώρας σατράπην. (3) Ἀντίγονος μὲν οὖν οὐ προσέσχε τοῖς γραφεῖσιν ὑπὸ Περδίκκου, μετέωρος ὢν ἤδη καὶ περιφρονῶν ἁπάντων, Λεόννατος δὲ κατέβη μὲν ἄνωθεν εἰς Φρυγίαν, ἀναδεξόμενος Εὐμενεῖ τὴν στρατείαν∙ Ἑκαταίου δὲ τοῦ Καρδιανῶν τυράννου συμμείξαντος αὐτῷ καὶ δεομένου βοηθεῖν μᾶλλον Ἀντιπάτρῳ καὶ Μακεδόνων τοῖς ἐν Λαμίᾳ πολιορκουμένοις, ὥρμητο διαβαίνειν καὶ τὸν Εὐμενῆ παρεκάλει καὶ διήλαττε πρὸς τὸν Ἑκαταῖον. (4) ἦν γὰρ αὐτοῖς πατρική τις ἐκ πολιτικῶν διαφορῶν ὑποψία πρὸς ἀλλήλους, καὶ πολλάκις ὁ Εὐμενὴς ἐγεγόνει φανερὸς κατηγορῶν τοῦ Ἑκαταίου τυραννοῦντος καὶ παρακαλῶν Ἀλέξανδρον ἀποδοῦναι τοῖς Καρδιανοῖς τὴν ἐλευθερίαν. διὸ καὶ τότε τοῦ Εὐμενοῦς παραιτουμένου τὴν ἐπὶ τοὺς Ἕλληνας στρατείαν καὶ δεδιέναι φάσκοντος Ἀντίπατρον, μήπως Ἑκαταίῳ χαριζόμενος καὶ πάλαι μισῶν αὐτὸν ἀνέλῃ, πιστεύσας ὁ Λεόννατος οὐδὲν ὧν ἐφρόνει πρὸς αὐτὸν ἀπεκρύψατο. (5) λόγος μὲν γὰρ ἦν ἡ βοήθεια καὶ πρόφασις, ἐγνώκει δὲ διαβὰς εὐθὺς ἀντιποιεῖσθαι Μακεδονίας∙ καί τινας ἐπιστολὰς ἔδειξε Κλεοπάτρας, μεταπεμπομένης αὐτὸν εἰς Πέλλαν ὡς γαμησομένης. ὁ δ᾽ Εὐμενής, εἴτε τὸν Ἀντίπατρον δεδοικώς, εἴτε τὸν Λεόννατον ἔμπληκτον ὄντα καὶ φορᾶς μεστὸν ἀβεβαίου καὶ ὀξείας ἀπογνούς, νύκτωρ ἀνέζευξε, τὴν ἑαυτοῦ λαβὼν ἀποσκευήν. εἶχε δὲ τριακοσίους μὲν ἱππεῖς, διακοσίους δὲ τῶν παίδων ὁπλοφόρους, ἐν δὲ χρυσοῖς εἰς ἀργυρίου λόγον τάλαντα πεντακισχίλια. (6) φυγὼν δ᾽ οὕτως πρὸς Περδίκκαν καὶ τὰ Λεοννάτου βουλεύματα κατειπών, εὐθὺς μὲν ἴσχυε μέγα παρ᾽ αὐτῷ καὶ τοῦ συνεδρίου μετεῖχεν, ὀλίγον δ᾽ ὕστερον εἰς Καππαδοκίαν κατήχθη μετὰ δυνάμεως, αὐτοῦ Περδίκκου παρόντος καὶ στρατηγοῦντος. Ἀριαράθου δὲ ληφθέντος αἰχμαλώτου καὶ τῆς χώρας ὑποχειρίου γενομένης, ἀποδείκνυται σατράπης. (7) καὶ τὰς μὲν πόλεις τοῖς ἑαυτοῦ φίλοις παρέδωκε καὶ φρουράρχους ἐγκατέστησε καὶ δικαστὰς ἀπέλιπε καὶ διοικητὰς οὓς ἐβούλετο, τοῦ Περδίκκου μηδὲν ἐν τούτοις πολυπραγμονοῦντος, αὐτὸς δὲ συνανέζευξεν, ἐκεῖνόν τε θεραπεύων καὶ τῶν βασιλέων ἀπολείπεσθαι μὴ βουλόμενος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">III. İskender’in ölümünden sonra, phalanks’ın hetairoi’la (Arkadaş Birliği) arası açılınca, Eumenes bizzat kendisi bu şeyler üzerindeki düşüncesiyle Arkadaş Birliği’yle aynı fikirdeydi, sözüyle ise, her iki taraf karşısında da bireysel ve tarafsız biriydi. Zira kendisi bir yabancı olduğu için Makedonların kendi aralarındaki çekişmelerle ilgilenmek hiçbir şekilde ona uygun görünmedi. Bu yüzden diğer Arkadaş Birliği Babil’den ayrıldıktan sonra bile kendisi kentte kalıp yaya askerlerin birçoğunu yatıştırdı ve çekişmelerin sona erdirilmesini daha istekli kıldı. (2) Komutanlar birbirleriyle müzakere edip, kendi aralarındaki ilk kargaşaya son verdikten sonra satraplıkları ve komutanlıkları pay ettiler, Eumenes Kappadokia’yı, Paphlagonia’yı ve Pontos Denizi’nde Trapezus’a kadar uzanmış sahil kesimini aldı, o zamanlar burası henüz Makedonların hâkimiyetinde değildi, çünkü Ariarathes bu ülkede hüküm sürüyordu. Bundan dolayı Leonnatos ve Antigonos’un büyük bir orduyla Eumenes’e refakat edip ülkenin satrabı ilan etmeleri gerekiyordu. (3) Bununla birlikte artık büyük planları olan ve herkesi hor gören Antigonos, Perdikkas tarafından yazılmış olan emirlere uymadı, Leonnatos ise, Eumenes için sefer yapmayı kabul ettiğinden yukarı ülkeden Phrygia’nın içlerine doğru ilerledi. Kardia’nın tiranı Hekataios onun yanına gelip de Lamia’da kuşatma altında olan Makedonlara ve Antipatros’a daha çok yardım etmesi için yalvarınca Leonnatos Hellas’a geçmeyi kararlaştırdı, Eumenes’i çağırdı ve Hekataios’la aralarındaki anlaşmazlığa bir son vermeye çalıştı. (4) Çünkü onlarda birbirlerine karşı politik ayrılıklardan doğan kalıtsal bir şüphe vardı. Ayrıca Hekataios’un tiranlığı sırasında onu sık sık açıkça suçlayan ve İskender’in Kardialılara bağımsızlıklarını vermesi için teşvik eden Eumenes olmuştu. Antipatros’un ya Hekataios’a yaranmak için ya da kökü geçmişe dayanan bir kin yüzünden kendisini öldürmesinden korktuğunu söyledikten sonra, Eumenes Hellenlere karşı sefere çıkmayı reddedince, o zaman Leonnatos ona güvendi ve planlarının hiçbirini ondan gizlemedi. (5) Öyle ki, Antipatros’a yardımın bir bahane olduğunu söyledi, bilakis Hellas’a geçtikten sonra derhal Makedonların tahtında hak iddia etmeyi kararlaştırmıştı; ayrıca Kleopatra’nın onu Pella’ya evlenmek için çağırdığı bazı mektupları gösterdi. Eumenes ise, ya Antipatros’tan korktuğu ya da kaprisli Leonnatos’un kararsızlık dolu ve ani hareketleri yüzünden ondan umudunu kestiği için, kendi teçhizatını aldıktan sonra geceleyin kampını toplayıp kaçtı. 300 süvari, 200 silahlı hizmetçiye ve altından, gümüş hesabına göre, 5.000 talanta değerinde paraya sahipti. (6) Eumenes, bu şekilde Perdikkas’ın yanına kaçıp da Leonnatos’un planlarını açıkladıktan sonra, hemen onun nezdinde büyük bir itibar kazandı ve Perdikkas’ın danışma meclisinin üyesi oldu. Ardından kısa süre sonra bizzat Perdikkas’ın hazır bulunup kumanda ettiği orduyla Kappadokia’ya gidildi. Ariarathes savaş esiri alınıp ülke boyunduruk altına alındıktan sonra Eumenes satrap ilan edildi. (7) Ayrıca kentleri kendi dostlarına teslim etti ve istediği garnizon komutanlarını tayin etti, yargıçları ve yöneticileri atadı; Perdikkas bu düzenlemelerin hiçbirine müdahale etmeyince, hem Perdikkas’a hizmet etmek hem de krallardan ayrılmak istemediği için Eumenes onunla birlikte ilerledi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">IV. Οὐ μὴν ἀλλ᾽ ὁ Περδίκκας ἐφ᾽ ἃ μὲν ὥρμητο πιστεύων δι᾽ αὑτοῦ προσάξεσθαι, τὰ δ᾽ ὑπολειπόμενα δεῖσθαι δραστηρίου τε καὶ πιστοῦ φύλακος οἰόμενος, ἀπέπεμψεν ἐκ Κιλικίας τὸν Εὐμενῆ, λόγῳ μὲν ἐπὶ τὴν ἑαυτοῦ σατραπείαν, ἔργῳ δὲ τὴν ὅμορον Ἀρμενίαν τεταραγμένην ὑπὸ Νεοπτολέμου διὰ χειρὸς ἕξοντα.(2) τοῦτον μὲν οὖν ὁ Εὐμενής, καίπερ ὄγκῳ τινὶ καὶ φρονήματι κενῷ διεφθαρμένον, ἐπειρᾶτο ταῖς ὁμιλίαις κατέχειν∙ αὐτὸς δὲ τὴν φάλαγγα τῶν Μακεδόνων ἐπηρμένην καὶ θρασεῖαν εὑρών, ὥσπερ ἀντί ταγμα κατεσκεύαζεν αὐτῇ δύναμιν ἱππικήν, τῶν μὲν ἐγχωρίων τοῖς ἱππεύειν δυναμένοις ἀνεισφορίας διδοὺς καὶ ἀτελείας, (3) τῶν δὲ περὶ αὑτὸν οἷς μάλιστ᾽ ἐπίστευεν ὠνητοὺς διανέμων ἵππους, φιλοτιμίαις τε καὶ δωρεαῖς τὰ φρονήματα παροξύνων, καὶ τὰ σώματα κινήσεσι καὶ μελέταις διαπονῶν, ὥστε τοὺς μὲν ἐκπλαγῆναι, τοὺς δὲ θαρρῆσαι τῶν Μακεδόνων, ὁρῶντας ὀλίγῳ χρόνῳ περὶ αὐτὸν ἠθροισμένους ἱππεῖς οὐκ ἐλάττους ἑξακισχιλίων καὶ τριακοσίων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">IV. Bununla birlikte kendi işlerinin yine kendisi tarafından gerçekleştirileceğine inanan Perdikkas harekete geçti. Geride bıraktığı ülkelerin yetenekli ve güvenilir bir muhafıza ihtiyacı olduğunu düşündüğü için, Eumenes’i sözde Kilikia’dan kendi satraplığına; gerçekte ise, Neoptolemos tarafından karışıklık çıkartılmış olan komşu Armenia Bölgesi’ni kontrol altına almasını istediği için gönderdi. (2) Neoptolemos gösteriş budalası ve gereksiz kibirlerin kurbanı olan biri olduğu halde Eumenes onu özel görüşmeler sırasında baskı altına almayı denedi. Βu sırada bizzat kendisi Makedonların phalanks’ını kendini beğenmiş ve küstah bulduğundan dolayı, yerli halktan süvari olmaya muktedir olanları vergiden ve haraçtan muaf tutarak, ona –Makedonya phalanks’ına– denk bir süvari birliği kurdu, (3) kendi çevresindekilerden özellikle güvendiklerine satın almış olduğu atları dağıtıp, hem onurlarla hem de armağanlarla morallerini yükselterek ve vücutlarınıegzersizlerle ve idmanlarla zorluklara alıştırıp, sayıları altı bin üç yüzden daha az olmayan süvarilerin kısa zaman içinde onun çevresinde toplanmış olduğunu gördüklerinde, Makedonların bir kısmının korkmasına diğer bir kısmının ise, cesaretlenmesine neden olmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">V. Ἐπεὶ δὲ Κρατερὸς καὶ Ἀντίπατρος τῶν Ἑλλήνων περιγενόμενοι διέβαινον εἰς Ἀσίαν, τὴν Περδίκκου καταλύσοντες ἀρχήν, καὶ προσηγγέλλοντο μέλλοντες ἐμβαλεῖν εἰς Καππαδοκίαν, ὁ Περδίκκας αὐτὸς ἐπὶ Πτολεμαῖον στρατεύων ἀπέδειξε τὸν Εὐμενῆ τῶν ἐν Ἀρμενίᾳ καὶ Καππαδοκίᾳ δυνάμεων αὐτοκράτορα στρατηγόν· (2) καὶ περὶ τούτων ἐπιστολὰς ἔπεμψεν, Ἀλκέταν μὲν καὶ Νεοπτόλεμον Εὐμενεῖ προσέχειν κελεύσας, Εὐμενῆ δὲ χρῆσθαι τοῖς πράγμασιν ὅπως αὐτὸς ἔγνωκεν. Ἀλκέτας μὲν οὖν ἄντικρυς ἀπείπατο τὴν στρατείαν, ὡς τῶν ὑπ᾽ αὐτῷ Μακεδόνων Ἀντιπάτρῳ μὲν αἰδουμένων μάχεσθαι, Κρατερὸν δὲ καὶ δέχεσθαι δι᾽ εὔνοιαν ἑτοίμων ὄντων∙ Νεοπτόλεμος δὲ βουλεύων μὲν ἐπ᾽ Εὐμενεῖ προδοσίαν οὐκ ἔλαθε, καλούμενος δ᾽ οὐχ ὑπήκουσεν, ἀλλὰ παρέταττε τὴν δύναμιν. (3) ἔνθα πρῶτον ὁ Εὐμενὴς ἀπέλαυσε τῆς ἑαυτοῦ προνοίας καὶ παρασκευῆς∙ ἡττώμενος γὰρ ἤδη κατὰ τὸ πεζόν, ἐτρέψατο τοῖς ἱππεῦσι τὸν Νεοπτόλεμον καὶ τὴν ἀποσκευὴν ἔλαβεν αὐτοῦ, καὶ τῇ φάλαγγι διεσπαρμένῃ περὶ τὴν δίωξιν ἅθρους ἐπελάσας, ἠνάγκασε τὰ ὅπλα θέσθαι καὶ &lt;δόντας καὶ&gt; λαβόντας ὅρκους αὐτῷ συστρατεύειν. (4) Ὁ μὲν οὖν Νεοπτόλεμος ὀλίγους τινὰς συναγαγὼν ἐκ τῆς τροπῆς, ἔφυγε πρὸς Κρατερὸν καὶ Ἀντίπατρον. παρ᾽ ἐκείνων δ᾽ ἀπέσταλτο πρεσβεία πρὸς Εὐμενῆ, παρακαλοῦσα μεταθέσθαι πρὸς αὐτούς, καρπούμενον μὲν ἃς εἶχε σατραπείας, προσλαβόντα δὲ στρατιὰν καὶ χώραν παρ᾽ αὐτῶν, Ἀντιπάτρῳ μὲν ἀντ᾽ ἐχθροῦ φίλον γενόμενον, Κρατερῷ δὲ μὴ γενόμενον ἐκ φίλου πολέμιον. (5) ταῦθ᾽ ὁ Εὐμενὴς ἀκούσας, Ἀντιπάτρῳ μὲν οὐκ ἂν ἔφη παλαιὸς ὢν ἐχθρὸς νῦν γενέσθαι φίλος, ὅτ᾽ αὐτὸν ὁρᾷ τοῖς φίλοις ὡς ἐχθροῖς χρώμενον, Κρατερὸν δὲ Περδίκκᾳ διαλλάττειν ἕτοιμος εἶναι καὶ συνάγειν ἐπὶ τοῖς ἴσοις καὶ δικαίοις· ἄρχοντος δὲ πλεονεξίας τῷ ἀδικουμένῳ βοηθήσειν μέχρι ἂν ἐμπνέῃ, καὶ μᾶλλον τὸ σῶμα καὶ τὸν βίον ἢ τὴν πίστιν προήσεσθαι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">V. Krateros ve Antipatros, Hellenleri yendikten sonra Perdikkas’ın yönetimini yıkmak için Asya’ya geçtiler ve Kappadokia’ya doğru sefer düzenlemek niyetinde olduklarını ilan ettiler. Bu sırada Perdikkas bizzat Ptolemaios’a karşı seferde olduğundan Eumenes’i Armenia ve Kappadokia’daki kuvvetlerin tam yetkili komutanı olarak atadı: (2) Ayrıca bu konuların üzerine Alketas ve Neoptolemos’un Eumenes’e itaat etmelerini, Eumenes’in ise, sorunlara kendi bildiği şekilde çözüm getirmesini emreden mektuplar yolladı. Bununla birlikte emri altındaki Makedonların Antipatros’a karşı savaşmaya utandıklarından, iyi niyetinden dolayı Krateros’a da kucak açmaya hazır olduklarından, Alketas doğrudan doğruya sefere çıkmayı reddetti; Eumenes’e karşı bir komplo planlayan Neoptolemos ise, ihanetini gizleyemedi, Eumenes tarafından çağrılınca da itaat etmemekle beraber birliğini savaş düzeninde dizdi. (3) Eumenes ilk olarak orada kendi öngörüsünün ve hazırlığının ödülünü aldı. Çünkü piyade yönünden artık yenilmişken süvarileriyle Neoptolemos’u bozguna uğrattı ve onun eşyalarını ele geçirdi ve dağılmış olan phalanks’ı takiple bütün süvarileriyle üzerlerine giderek bir araya toplananları silahlarını bırakmaya, ayrıca yeminler verip aldıktan sonra onları kendisine hizmet etmeye mecbur etti. (4) Bunun üzerine Neoptolemos bozgundan toplamış olduğu az sayıda adamıyla Krateros’un ve Antipatros’un yanına sığındı. Onlar tarafından ise, Eumenes’e kendilerinin tarafına geçmesini, sahip olduğu satraplıkları elinde tutmasını; ayrıca kendilerinden ekstra toprak ve ordu alacağını, Antipatros’la düşman yerine dost olacağını, Krateros’la ise, dostken düşman olmamasını davet eden bir elçi gönderilmişti. (5) Eumenes bu teklifleri dinledikten sonra; onun dostlarına düşmanları gibi muamele ettiğini görünce, eski düşmanı olan Antipatros’la şimdi dost olamayacağını, Krateros’u ise, Perdikkas’la barıştırmaya ve onları eşit ve adil koşullar altında bir araya getirmeye hazır olduğunu; eğer ikisinden herhangi biri bu sözleşmeyi bozacak bir davranışta bulunursa, vücudu ve hayatını kaybetmekten daha çok onurunu yitireceği için, nefes alabildiği müddetçe haksızlık yapılana yardım edeceğini söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">VI. Οἱ μὲν οὖν περὶ τὸν Ἀντίπατρον πυθόμενοι ταῦτα κατὰ σχολὴν ἐβουλεύοντο περὶ τῶν ὅλων, ὁ Νεοπτόλεμος δὲ μετὰ τὴν φυγὴν ἀφικόμενος πρὸς αὐτούς, τήν τε μάχην ἀπήγγελλε καὶ παρεκάλει βοηθεῖν, μάλιστα μὲν ἀμφοτέρους, πάντως δὲ Κρατερόν∙ ποθεῖσθαι γὰρ ὑπερφυῶς ἐκεῖνον ὑπὸ τῶν Μακεδόνων, κἂν μόνον ἴδωσι τὴν καυσίαν αὐτοῦ καὶ τὴν φωνὴν ἀκούσωσι, μετὰ τῶν ὅπλων ἥξειν φερομένους. (2) Καὶ γὰρ ἦν ὄντως ὄνομα τοῦ Κρατεροῦ μέγα, καὶ μετὰ τὴν Ἀλεξάνδρου τελευτὴν τοῦτον ἐπόθησαν οἱ πολλοί, μνημονεύοντες ὅτι καὶ πρὸς Ἀλέξανδρον ὑπὲρ αὐτῶν ἀνεδέξατο πολλάκις ἀπεχθείας πολλάς, ὑποφερομένου πρὸς τὸν Περσικὸν ζῆλον ἀντιλαμβανόμενος καὶ τοῖς πατρίοις ἀμύνων, διὰ τρυφὴν καὶ ὄγκον ἤδη περιυβριζομένοις. (3) Τότε δ᾽ οὖν ὁ Κρατερὸς τὸν μὲν Ἀντίπατρον εἰς Κιλικίαν ἀπέστειλεν, αὐτὸς δὲ τῆς δυνάμεως ἀναλαβὼν πολὺ μέρος ἐπὶ τὸν Εὐμενῆ μετὰ τοῦ Νεοπτολέμου προῆγεν, οἰόμενος οὐ προσδεχομένῳ καὶ μετὰ πρόσφατον νίκην ἐν ἀταξίᾳ καὶ περὶ πότους ἔχοντι τὴν δύναμιν ἐπιπεσεῖσθαι. τὸ μὲν οὖν προαισθέσθαι τὴν ἔφοδον αὐτοῦ τὸν Εὐμενῆ καὶ προπαρασκευάσασθαι νηφούσης ἄν τις ἡγεμονίας, οὐ μὴν ἄκρας θείη δεινότητος∙ (4) τὸ δὲ μὴ μόνον τοὺς πολεμίους ἃ μὴ καλῶς εἶχεν αἰσθέσθαι διαφυγεῖν, ἀλλὰ καὶ τοὺς μετ᾽ αὐτοῦ στρατευομένους ἀγνοοῦντας ᾧ μαχοῦνται προενσεῖσαι τῷ Κρατερῷ, καὶ ἀποκρύψαι τὸν ἀντιστράτηγον, ἴδιον δοκεῖ τούτου τοῦ ἡγεμόνος ἔργον γενέσθαι. διέδωκε μὲν οὖν λόγον ὡς Νεοπτόλεμος αὖθις ἐπίοι καὶ Πίγρης, ἔχοντες ἱππεῖς καὶ Καππαδοκῶν καὶ Παφλαγόνων. νυκτὸς δ᾽ ἀναζεῦξαι βουλόμενος, εἶτα καταδαρθών, ὄψιν εἶδεν ἀλλόκοτον. (5) ἐδόκει γὰρ ὁρᾶν Ἀλεξάνδρους δύο παρασκευαζομένους ἀλλήλοις μάχεσθαι, μιᾶς ἑκάτερον ἡγούμενον φάλαγγος∙ εἶτα τῷ μὲν τὴν Ἀθηνᾶν, τῷ δὲ τὴν Δήμητραν βοηθοῦσαν ἐλθεῖν, γενομένου δ᾽ ἀγῶνος ἰσχυροῦ κρατηθῆναι τὸν μετὰ τῆς Ἀθηνᾶς, τῷ δὲ νικῶντι σταχύων δρεπομένην τὴν Δήμητραν συμπλέκειν στέφανον. (6) ὐτόθεν μὲν οὖν τὴν ὄψιν εἴκαζεν εἶναι πρὸς αὑτοῦ, μαχομένου περὶ γῆς ἀρίστης καὶ τότε πολὺν καὶ καλὸν ἐχούσης ἐν κάλυκι στάχυν· ἅπασα γὰρ κατέσπαρτο καὶ παρεῖχεν εἰρήνῃ πρέπουσαν ὄψιν, ἀμφιλαφῶς τῶν πεδίων κομώντων· μᾶλλον δ᾽ ἐπερρώσθη πυθόμενος σύνθημα τοῖς πολεμίοις Ἀθηνᾶν καὶ Ἀλέξανδρον εἶναι. Δήμητραν δὴ καὶ αὐτὸς ἐδίδου σύνθημα καὶ Ἀλέξανδρον, ἀναδεῖσθαί τε πάντας ἐκέλευε καὶ καταστέφειν τὰ ὅπλα, τῶν σταχύων λαμβάνοντας.(7) ὁρμήσας δὲ πολλάκις ἐξαγορεῦσαι καὶ φράσαι τοῖς περὶ αὑτὸν ἡγεμόσι καὶ στρατηγοῖς, πρὸς ὃν ἔμελλεν ὁ ἀγὼν ἔσεσθαι, καὶ μὴ μόνος ἐν αὑτῷ θέμενος ἀποκρύψαι καὶ κατασχεῖν ἀπόρρητον οὕτως ἀναγκαῖον, ὅμως ἐνέμεινε τοῖς λογισμοῖς καὶ διεπίστευσε τῇ γνώμῃ τὸν κίνδυνον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">VI. O zaman bu yanıtları öğrenen onlar, Antipatros’un çevresinde müzakere yoluyla genel durum hakkında karar alıyorlardı, bu sırada Neoptolemos ise, kaçtıktan sonra yanlarına gelip onlara kaybetmiş olduğu savaşı anlattı ve özellikle her ikisinin, olmazsa Krateros’un; çünkü onun Makedonlar tarafından çok özlendiğini ve sadece onun miğferini görüp sesini duyarlarsa, silahlarını da beraberlerinde getirerek kendi taraflarına geçecekleri için kendisine yardım etmeleri konusunda onları teşvik etti. (2) Zira onların nezdinde Krateros’un ismi gerçekten büyüktü ve İskender’e karşı onların tarafını savunduğu için sık sık onun sert öfkesine maruz kaldığını, İskender’in Pers geleneklerine adapte olup onlar gibi görününce Pers adetlerine şiddetlice karşı çıktığını, lüks ve şatafattan dolayı artık çoktan küçümseme duyulan atalarından kalma geleneklerini koruduğunu hatırladıkları için, İskender’in ölümünden sonra birçokları onun idaresinde kalmak istemişlerdi.(3) Bu konuşma üzerine o zaman Krateros, Antipatros’u Kilikia’ya gönderdi, kendisi ise, birliklerinin büyük bir kısmını yanına alıp, kısa süre önceki zaferinin ardından Eumenes’in askerlerini düzensizlik içinde ve şenlik yaparken yakalayacağını ve beklemediği bir anda ordusunu gafil avlayacağını düşünerek Neoptolemos’la birlikte Eumenes’in üzerine doğru yürüdü. Bununla birlikte bir kimse, Eumenes’in onun yaklaştığını önceden fark ettiği ve ordusunu hazırlattığı için ihtiyatlı bir komutan olduğunu; ancak son derece yüksek yeteneğe sahip bir lider olmadığını düşünebilir. (4) Ancak sadece düşmanlarının kendi aleyhinde bilgi edinmelerini engellediği için değil; bilakis aynı zamanda kendisiyle birlikte sefere çıkanların kiminle savaşacaklarını bilmeden Krateros’a hücum ettikleri ve düşman generalinin adını onlardan gizlediği için, bu durum bana komutanın kendisine özgü bir yeteneğiymiş gibi geliyor. O zaman Eumenes, Neoptolemos’un Pigres’le birlikte sahip oldukları Kappadokia ve Paphlagonia süvarileriyle tekrar kendisine karşı yaklaştığı söylentisini çıkarmıştı. Geceleyin ise, ordugâhını toplayıp yola çıkmak istemesine rağmen, tekrar uykuya dalıp tuhaf bir düş gördü. (5) Zira rüyasında iki İskender’in birbirleriyle savaşmak üzere hazırlandıklarını ve ikisinden her birinin bir phalanks birliğini kumanda ettiğini; ardından birine Athena’nın diğerine ise, Demeter’in yardıma geldiğini; şiddetli bir çarpışmanın ardından Athena’yla birlikte olan tarafın yenilmiş olduğunu, yenen taraf için ise, Demeter’in toplamış olduğu başaklardan bir taç ördüğünü gördüğünü zannetti. (6) O zaman başakta çok ve iyi buğday tanesine sahip, son derece bereketli bir ülke uğruna savaştığı için hemen gördüğü rüyanın kendi lehine olduğunu tahmin etti:Çünkü her yere tohum ekilmişti ve her yeri kaplarcasına ovalardan uzayan mahsuller, barış zamanına yaraşan/andıran bir görüntü sergiliyordu: Düşmanların parolasının Athena ve İskender olduğunu sorup soruşturarak öğrendikten sonra ise, daha çok cesaretlendi. Bu yüzden kendisi parolayı Demeter ve İskender olarak verdi; ayrıca herkesin kendisini taçlandırmasını ve sahip oldukları silahlarını başaklarla süslemelerini emretti.(7) Bununla birlikte her ne kadar sık sık çevresindeki yöneticilere ve komutanlara kime karşı mücadele edeceğini beyan etmek ve anlatmak üzere teşebbüs etmesine ve sadece kendi içinde tutup saklamamak niyetinde olmasına rağmen, böylesine önemli bir askeri bilginin açığa vurulmaması gerekirdi; bu yüzden bu düşüncesine sadık kaldı ve bir önceki düşüncesinin kendisi için tehlikesine inandı.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">VII. Ἀντέταξε δὲ Κρατερῷ Μακεδόνων μὲν οὐδένα, δύο δ᾽ ἱππαρχίας ξενικάς, ὧν Φαρνάβαζος ὁ Ἀρταβάζου καὶ Φοῖνιξ ὁ Τενέδιος ἡγοῦντο, διακελευσάμενος ὀφθέντων τῶν πολεμίων ἐλαύνειν κατὰ τάχος καὶ συμπλέκεσθαι, μὴ διδόντας ἀναστροφὴν μηδὲ φωνὴν, μηδὲ κήρυκα πεμπόμενον προσιεμένους. ἐδεδίει γὰρ ἰσχυρῶς τοὺς Μακεδόνας, μὴ γνωρίσαντες τὸν Κρατερὸν οἴχωνται μεταβαλόμενοι πρὸς ἐκεῖνον. (2) αὐτὸς δὲ τοὺς ἐρρωμενεστάτους ἱππεῖς τριακοσίους εἰς ἄγημα συντάξας καὶ παρελάσας ἐπὶ τὸ δεξιόν, ἔμελλε τοῖς περὶ Νεοπτόλεμον ἐπιχειρεῖν. ὡς δὲ τὸν ἐν μέσῳ λόφον ὑπερβαλόντες ὤφθησαν ὀξεῖαν καὶ μεθ᾽ ὁρμῆς σφοδροτέρας ποιούμενοι τὴν ἔφοδον, ἐκπλαγεὶς ὁ Κρατερὸς καὶ πολλὰ λοιδορήσας τὸν Νεοπτόλεμον, ὡς ἐξηπατημένος ὑπ᾽ αὐτοῦ περὶ τῆς τῶν Μακεδόνων μεταβολῆς, ἐγκελευσάμενος ἀνδραγαθεῖν τοῖς περὶ αὐτὸν ἡγεμόσιν ἀντεξήλασε. (3) Γενομένης δὲ τῆς πρώτης συρράξεως βαρείας καὶ τῶν δοράτων ταχὺ συντριβέντων, τοῦ δ᾽ ἀγῶνος ἐν τοῖς ξίφεσιν ὄντος, οὐ καταισχύνας ὁ Κρατερὸς τὸν Ἀλέξανδρον, ἀλλὰ πολλοὺς μὲν καταβαλών, πολλάκις δὲ τρεψάμενος τοὺς ἀντιτεταγμένους, τέλος δὲ πληγεὶς ὑπὸ Θρᾳκὸς ἐκ πλαγίων προσελάσαντος, ἀπερρύη τοῦ ἵππου. (4) πεσόντα δ᾽ αὐτὸν οἱ μὲν ἄλλοι παρήλασαν ἀγνοοῦντες, Γοργίας δὲ &lt;εἷς&gt; τῶν Εὐμενοῦς στρατηγῶν ἔγνω τε καὶ καταβὰς περιέστησε φρουρὰν τῷ σώματι κακῶς ἤδη διακειμένου καὶ δυσθανατοῦντος. ἐν τούτῳ δὲ καὶ Νεοπτόλεμος Εὐμενεῖ συνήρχετο. μισοῦντες γὰρ ἀλλήλους πάλαι καὶ δι᾽ ὀργῆς ἔχοντες, ἐν μὲν δυσὶν ἀναστροφαῖς οὐ κατεῖδον, ἐν δὲ τῇ τρίτῃ γνωρίσαντες εὐθὺς ἤλαυνον, σπασάμενοι τὰ ἐγχειρίδια καὶ βοῶντες. (5) τῶν δ᾽ ἵππων ἐξ ἐναντίας βίᾳ συμπεσόντων ὥσπερ τριήρων, τὰς ἡνίας ἀφέντες ἀλλήλων ἐπεδράξαντο ταῖς χερσί, τά τε κράνη περισπῶντες καὶ περιρρηγνύντες ἐκ τῶν ἐπωμίδων τοὺς θώρακας. πρὸς δὲ τὸν σπαραγμὸν ὑπεκδραμόντων ἅμα τῶν ἵππων, ἀπορρυέντες εἰς γῆν καὶ περιπεσόντες ἀλλήλοις, ἐν λαβαῖς ἦσαν καὶ διεπάλαιον.(6) εἶτα ὁ μὲν Εὐμενὴς τοῦ Νεοπτολέμου προεξανισταμένου τὴν ἰγνύαν ὑπέκοψεν, αὐτὸς εἰς ὀρθὸν φθάσας καταστῆναι, ὁ δὲ Νεοπτόλεμος εἰς θάτερον ἐρεισάμενος γόνυ, θάτερον δὲ πεπηρωμένος, ἠμύνετο μὲν εὐρώστως κάτωθεν, οὐ θανασίμους δὲ πληγὰς ὑποφέρων, πληγεὶς δὲ παρὰ τὸν τράχηλον, ἔπεσε καὶ παρείθη. (7) τοῦ δ᾽ Εὐμενοῦς δι᾽ ὀργὴν καὶ μῖσος παλαιὸν τά θ᾽ ὅπλα περισπῶντος αὐτοῦ καὶ κακῶς λέγοντος, ἔτι τὸ ξίφος ἔχων ἔλαθεν ὑπὸ τὸν θώρακα τρώσας, ᾗ παρέψαυσε τοῦ βουβῶνος ἀποβάς. ἡ δὲ πληγὴ μᾶλλον ἐφόβησεν ἢ ἔβλαψε τὸν Εὐμενῆ, δι᾽ ἀσθένειαν ἀμυδρὰ γενομένη. Σκυλεύσας δὲ τὸν νεκρόν, εἶχε μὲν χαλεπῶς, ὑπὸ τραυμάτων μηροὺς καὶ βραχίονας διακεκομμένος, ὅμως δ᾽ ἀναβληθεὶς ἐπὶ τὸν ἵππον ἐδίωκε πρὸς θάτερον κέρας, ὡς ἔτι συνεστώτων τῶν πολεμίων. (8) πυθόμενος δὲ τὴν Κρατεροῦ τελευτὴν καὶ προσελάσας, ὡς εἶδεν ἐμπνέοντα καὶ συνιέντα, καταβὰς ἀπεδάκρυσε, καὶ τὴν δεξιὰν ἐνέβαλε, καὶ πολλὰ μὲν ἐλοιδόρησε τὸν Νεοπτόλεμον, πολλὰ δ᾽ ἐκεῖνον μὲν ᾠκτίσατο τῆς τύχης, αὑτὸν δὲ τῆς ἀνάγκης, δι᾽ ἣν ἀνδρὶ φίλῳ καὶ συνήθει ταῦτα πεισόμενος ἢ δράσων συνηνέχθη.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">VII.Savaş safına ise, Krateros’un karşısına Makedonlardan hiç kimseyi koymadı; düşmanın ne geri çekilmesine ne herhangi bir şey söylemesine şans tanımalarını, ne de gönderdikleri bir haberciyi kabul etmelerini, bilakis düşman kuvvetleri görülünce atlı birlikleriyle süratle üzerlerine atılmalarını ve derhal yakın dövüşe girmelerini kesin emrederek Artabazos’un oğlu Pharnabazos ve Tenedoslu Phoiniks’in kumanda ettikleri iki yabancı süvari birliğini dizdi. Çünkü kendi ordusunda bulunan Makedonların; şayet Krateros’u tanırlarsa, taraf değiştirip ondan yana geçmelerinden çok korkuyordu. (2) Bizzat kendisi ise, en seçkin süvarilerden üç yüz kişilik bir bölüğü düzenledikten sonra, ordunun sağ kanadına doğru ilerledi; zira onlarla Neoptolemos’un üzerine saldırmayı tasarlıyordu. Eumenes’in kuvvetlerinin iki ordunun ortasındaki tepeyi aşıp süratli ve daha şiddetli bir hamleyle saldırı yapmak amacıyla ilerledikleri görülünce, şaşıran Krateros, Makedonların saf değiştireceği konusunda onun tarafından aldatılmış olduğu için Neoptolemos’a ağır hakaretler ettikten sonra, kendi çevresindeki komutanlarını cesur olmaları için cesaretlendirip düşmanın üzerine saldırdı. (3) İlk çarpışmanın şiddetli olması ve mızrakların çabucak kırılmasının ardından, savaş kılıçlarla devam ederken Krateros, İskender’i küçük düşürmeyip; bilakis birçok düşmanı öldürüp, çoğunlukla kendisine karşı koyan safları bozguna uğrattıktan sonra, sonunda at üstünde yandan saldıran bir Trakyalı tarafından vurularak atından düşürüldü. (4) Krateros yere düştükten sonra diğerleri onun kim olduğunu bilmediklerinden atlarıyla yanından geçip gittiler, Eumenes’in komutanlarından bir tek Gorgias onu tanıdı, atından inip artık çoktan kötü durumdayken ve can çekişirken vücuduna muhafızlık yaptı. Bu sırada ise, Neoptolemos, Eumenes’e hücum ediyordu. Her ne kadar birbirlerinden eskiden beri nefret etmelerine ve öfkeye sahip olmalarına rağmen, iki hücum sırasında da birbirlerini göremediler, üçüncüsünde ise tanıdıktan sonra, derhal kılıçlarını çekip bağırarak at üzerinde hücum ettiler. (5) Atları birbirleriyle tıpkı trieres’ler gibi şiddetle çarpıştıktan sonra, hem karşılıklı miğferlerini çekip çıkarmaya hem de omuzlarından zırhlarını koparmaya çalışarak dizginleri bırakıp elleriyle birbirlerini yakaladılar. Onlar mücadele ederken atları kaçınca, yere düşüp birbirlerinin üzerine saldırarak boğaz boğaza geldiler ve güreşmeye devam ettiler.(6) Ardından Eumenes, Neoptolemos’un kendisinden daha önce ayağa kalkmaya çalıştığı sırada, bizzat kendisi rakibinden daha önce ayağa kalkıp hamle yaptığı için onun dizinin arkasındaki iki kirişten birini kesti, Neoptolemos ise, iki dizinden biri yaralanmış olduğundan dolayı, diğer dizine dayanıp güçlü bir şekilde alttan kendini savunuyordu; fakat öldürücü darbeleri savuşturamayıp ensesinden vurulunca yere düştü ve boylu boyunca yere uzandı. (7) Eumenes öfke nedeniyle ve eski nefretinden dolayı bir yandan onun silahlarını soyup diğer yandan kötü sözler söylerken, hala bir kılıca sahip olan Neoptolemos zırhının altından onu yaralayınca farkına varmadı ve kasığına ulaşarak oraya yavaşça dokundu. Neoptolemos’un ölü vücudundan silahlarını soyduktan sonra, bacaklarından ve kollarından almış olduğu darbeler yüzünden güçlükle hareket etmesine rağmen, gene de kendini atının üzerine çekip, hala düşmanların karşı koyduklarını sandığından aceleyle diğer kanada gitti. (8) Fakat Krateros’un sonunu sorup soruşturarak öğrenip, atıyla oraya gidince, onun nefes alıp verdiğini ve şuurunun hala yerinde olduğunu gördü, atından inip acı içinde ağladı ve onun sağ elini kendi avucunun içine aldı, birçok bakımdan Neoptolemos’u suçladı ve birçok bakımdan ise, Krateros’un kaderine feryat etti ve kendisi ise, zorunluluktan; bu zorunluluk nedeniyle dostu ve yoldaşı olan bir kişiye karşı ya bu şeyleri yapmak ya da bu şeylerden zarar görmek üzere çarpışmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">VIII. Ταύτην τὴν μάχην Εὐμενὴς ἡμέραις δέκα σχεδόν τι μετὰ τὴν προτέραν ἐνίκησε∙ καὶ δόξῃ μὲν ἤρθη μέγας ἀπ᾽ αὐτῆς, ὡς τὰ μὲν σοφίᾳ τὰ δ᾽ ἀνδρείᾳ κατειργασμένος, φθόνον δὲ πολὺν ἔσχε καὶ μῖσος ὁμαλῶς παρά τε τοῖς συμμάχοις καὶ τοῖς πολεμίοις, ὡς ἔπηλυς ἀνὴρ καὶ ξένος ὅπλοις καὶ χερσὶ τῶν Μακεδόνων τὸν πρῶτον αὐτῶν καὶ δοκιμώτατον ἀνῃρηκώς. (2) ἀλλ᾽ εἰ μὲν ἔφθη Περδίκκας πυθόμενος τὴν Κρατεροῦ τελευτήν, οὐκ ἂν ἄλλος ἐπρώτευσε Μακεδόνων· νυνὶ δ᾽ ἀνῃρημένου Περδίκκου κατὰ στάσιν ἐν Αἰγύπτῳ δυσὶν ἡμέραις πρότερον, ἧκεν οὗτος ὁ περὶ τῆς μάχης λόγος εἰς τὸ στρατόπεδον, καὶ πρὸς ὀργὴν εὐθὺς οἱ Μακεδόνες θάνατον τοῦ Εὐμενοῦς κατέγνωσαν. ἀπεδείχθη δὲ τοῦ πολέμου τοῦ πρὸς αὐτὸν Ἀντίγονος μετ᾽ Ἀντιπάτρου στρατηγός. (3) Ἐπεὶ δ᾽ Εὐμενὴς τοῖς βασιλικοῖς ἱπποφορβίοις περὶ τὴν Ἴδην νεμομένοις ἐπιτυχὼν καὶ λαβὼν ἵππους ὅσων ἔχρῃζε τοῖς ἐπιμεληταῖς τὴν γραφὴν ἔπεμψε, λέγεται γελάσαι τὸν Ἀντίπατρον καὶ εἰπεῖν, ὅτι θαυμάζει τὸν Εὐμενῆ τῆς προνοίας, ἐλπίζοντα λόγον αὐτοῖς ἀποδώσειν τῶν βασιλικῶν ἢ λήψεσθαι παρ᾽ αὐτῶν. (4) περὶ δὲ τὰς Σάρδεις ἐβούλετο μὲν ἱπποκρατῶν ὁ Εὐμενὴς τοῖς Λυδοῖς ἐναγωνίσασθαι πεδίοις, ἅμα καὶ τῇ Κλεοπάτρᾳ τὴν δύναμιν ἐπιδεῖξαι φιλοτιμούμενος∙ αὐτῆς δ᾽ ἐκείνης δεηθείσης (ἐφοβεῖτο γὰρ αἰτίαν τινὰ λαβεῖν ὑπὸ τῶν περὶ τὸν Ἀντίπατρον) ἐξήλασεν εἰς τὴν ἄνω Φρυγίαν καὶ διεχείμαζεν ἐν Κελαιναῖς∙ ὅπου τῶν μὲν περὶ τὸν Ἀλκέταν καὶ Πολέμωνα καὶ Δόκιμον ὑπὲρ ἡγεμονίας διαφιλοτιμουμένων πρὸς αὐτόν, &#8220;τοῦτ᾽ ἦν&#8221;, ἔφη, &#8220;τὸ λεγόμενον, ὀλέθρου δ᾽ οὐθεὶς λόγος&#8221;· (5) τοῖς δὲ στρατιώταις ὑποσχόμενος ἐν τρισὶν ἡμέραις τὸν μισθὸν ἀποδώσειν, ἐπίπρασκεν αὐτοῖς τὰς κατὰ τὴν χώραν ἐπαύλεις καὶ τετραπυργίας, σωμάτων καὶ βοσκημάτων γεμούσας. ὁ δὲ πριάμενος ἡγεμὼν τάγματος ἢ ξεναγός ὄργανα καὶ μηχανὰς τοῦ Εὐμενοῦς παρέχοντος ἐξεπολιόρκει· καὶ πρὸς τὸν ὀφειλόμενον μισθὸν οἱ στρατιῶται διενέμοντο τῶν ἁλισκομένων ἕκαστον. (6) ἐκ δὴ τούτου πάλιν ὁ Εὐμενὴς ἠγαπᾶτο· καί ποτε γραμμάτων ἐν τῷ στρατοπέδῳ φανέντων ἃ διέρριψαν οἱ τῶν πολεμίων ἡγεμόνες, ἑκατὸν τάλαντα καὶ τιμὰς διδόντες τῷ κτείναντι τὸν Εὐμενῆ, σφόδρα παρωξύνθησαν οἱ Μακεδόνες, καὶ δόγμα ποιοῦνται χιλίους τῶν ἡγεμονικῶν περὶ αὐτὸν ἀεὶ δορυφοροῦντας εἶναι καὶ φυλάττειν ἐν περιόδῳ καὶ παρανυκτερεύειν. (7) οἱ δ᾽ ἐπείθοντο, καὶ τιμὰς ἠγάπων παρ᾽ αὐτοῦ λαμβάνοντες ἃς οἱ φίλοι παρὰ τῶν βασιλέων. εξῆν γὰρ Εὐμενεῖ καὶ καυσίας ἁλουργεῖς καὶ χλαμύδας διανέμειν, ἥτις ἦν δωρεὰ βασιλικωτάτη παρὰ Μακεδόσι.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">VIII.Eumenes bu savaşı bir önceki savaşının ardından yaklaşık on gün sonra kazandı: Birini bilgeliğiyle diğerini cesaretiyle başardığı için bu savaşta ününe ün kattı, bununla birlikte başka yerden gelen ve yabancı bir adam olarak Makedonların silahlarıyla ve elleriyle onların ilk ve en önde gelen komutanını öldürdüğü için, hem müttefikleri hem de düşmanları nezdinde eşit derecede büyük bir kıskançlığa ve düşmanlığa sahip oldu.(2) Ancak Perdikkas, Krateros’un ölümünü zamanında öğrenebilseydi, Makedonların arasından bir başkası başkomutanlığı alamazdı; bununla birlikte Mısır’da kendisine karşı ayaklanan askerlerinin Perdikkas’ı öldürmesinden iki gün sonra bu savaşa ilişkin haber ordugâha ulaştı ve bu yüzden Makedonlar hemen öfkeyle Eumenes’i ölüme mahkûm ettiler. Antigonos ise, Antipatros’la birlikte Eumenes’e karşı yapılacak olan savaşın komutanlığına atandı. (3) Eumenes, Ida çevresinde otlamakta olan krallara ait at sürüsüne şans eseri rastlayınca onlar arasından ihtiyacı kadar atı aldı ve epimeletes’lere (idarecilere) bir mektup gönderdi: Bunun üzerine Antipatros’un güldüğünü ve kraliyet mallarına ilişkin olarak onlara hesap vereceğini ya da onlardan alınacağını umduğu için, Eumenes’in öngörüsüne hayran kaldığını söylediğini anlatırlar. (4) Eumenes süvari bakımından üstün olması sebebiyle Lydia ovalarında Sardis civarında savaşmak ve aynı zamanda Kleopatra’ya askeri birliğini göstermek istiyordu; ancak bizzat prensesin ricası üzerine (zira Kleopatra, Antipatros’a herhangi bir şikâyet sebebi vermekten korkuyordu) Yukarı Phrygia’ya doğru ilerledi ve Kelainai’da kışladı.Orada Alketas, Polemon ve Dokimos başkomutanlık üzerine kendisiyle rekabet ettikleri esnada “söylenen şey bu idi” dedi, “yıkımın ise hiç hesabı yapılmaz”. (5) Askerlerine ise, üç gün içinde ücretlerini ödeyeceğine dair söz verdikten sonra, onlara köleler ve sürülerin dolu olduğu ülkedeki çiftlikleri ve kaleleri sattı. Böylelikle satın almış olan her bir phalanks komutanı ya da paralı asker lideri, Eumenes’in temin ettiği alet ve savaş makinelerini kullanarak yerleşim yerlerini ve kaleleri kuşatarak ele geçirdi; böylelikle askerler kendilerine borçlu olunan ücretin karşılığı olarak, zapt edilen malmülklerin her birini kendi aralarında paylaştılar. (6) Bu yüzden, Eumenes yeniden askerler arasında üstün tutuldu; o zaman düşmanların komutanları Eumenes’i öldürene 100 talanta ve onurlar verileceğini bildiren mektuplar dağıttılar, bununla birlikte bu mektupları ordugâhta buldukları zaman, Makedonlar son derece sinirlendiler ve seçme askerlerden oluşan 1.000 kişilik muhafız kıtasının her zaman onun yanında muhafızlık yapmasını ve gittiği her yerde onu korumasını ve onun yanında gecelemesini kararlaştırdılar. (7) Onlar bu kararnameyi bildirdiler ve dostların krallardan onurlar aldıkları gibi onlar da ondan aldıkları onurlara memnun oluyordular. Çünkü Eumenes, Makedonların nezdinde krallığa ait özel bir hediye olan erguvan rengi şapkaların ve askeri pelerinlerin dağıtılmasına müsaade ediyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">IX. ὁ δ᾽ ἀληθῶς μεγαλόφρων καὶ βέβαιος ἐν τοῖς σφάλμασι μᾶλλον καὶ ταῖς δυσημερίαις ἀναφέρων γίνεται κατάδηλος, ὥσπερ Εὐμενής. (2) πρῶτον μὲν γὰρ ἐν Ὀρκυνίοις τῆς Καππαδοκίας ἡττηθεὶς ὑπ᾽ Ἀντιγόνου διὰ προδοσίαν καὶ διωκόμενος, οὐ παρῆκε τὸν προδότην ἐκ τῆς φυγῆς διαπεσεῖν πρὸς τοὺς πολεμίους, ἀλλὰ συλλαβὼν ἐκρέμασε. Φεύγων δὲ τὴν ἐναντίαν ὁδὸν τοῖς διώκουσι μετέβαλε λαθὼν καὶ παραλλάξας, ὡς ἦλθεν ἐπὶ τὸν τόπον οὗ τὴν μάχην συνέβη γενέσθαι, κατεστρατοπέδευσε, συναγαγὼν &lt;δὲ&gt; τοὺς νεκροὺς καὶ τῶν ἐν κύκλῳ κωμῶν τὰ θυρώματα κατασχίσας ἔκαυσεν ἰδίᾳ μὲν ἡγεμόνας, ἰδίᾳ δὲ τοὺς πολλούς, καὶ πολυάνδρια χώσας ἀπῆλθεν, ὥστε καὶ τὸν Ἀντίγονον ὕστερον ἐπελθόντα θαυμάζειν τὸ θάρσος αὐτοῦ καὶ τὴν εὐστάθειαν. (3) Ἔπειτα ταῖς ἀποσκευαῖς τοῦ Ἀντιγόνου περιπεσών, καὶ λαβεῖν ῥᾳδίως δυνάμενος πολλὰ μὲν ἐλεύθερα σώματα, πολλὴν δὲ θεραπείαν καὶ πλοῦτον, ἐκ πολέμων τοσούτων καὶ λεηλασιῶν ἠθροισμένον, ἔδεισε μὴ καταπλησθέντες ὠφελείας καὶ λαφύρων οἱ σὺν αὐτῷ βαρεῖς γένωνται πρὸς τὴν φυγὴν καὶ μαλακώτεροι τὰς πλάνας ὑπομένειν καὶ τὸν χρόνον, ἐν ᾧ μάλιστα τοῦ πολέμου τὰς ἐλπίδας εἶχεν, ὡς ἀποστρέψων τὸν Ἀντίγονον. (4) ἐπεὶ δ᾽ ἄντικρυς χαλεπὸν ἦν ἀποτρέπειν Μακεδόνας χρημάτων ἐν ἐφικτῷ παρόντων, ἐκέλευσε θεραπεύσαντας αὑτοὺς καὶ τοῖς ἵπποις χιλὸν ἐμβαλόντας οὕτω βαδίζειν ἐπὶ τοὺς πολεμίους. αὐτὸς δὲ πέμπει κρύφα πρὸς τὸν ἐπὶ τῆς ἀποσκευῆς τῶν πολεμίων Μένανδρον, ὡς κηδόμενος αὐτοῦ φίλου γεγονότος καὶ συνήθους, φυλάξασθαι παραινῶν καὶ ἀναχωρῆσαι τὴν ταχίστην ἐκ τῶν ἐπιδρόμων καὶ ταπεινῶν πρὸς τὴν ἐγγὺς ὑπώρειαν ἄφιππον οὖσαν καὶ κυκλώσεις οὐκ ἔχουσαν. (5) τοῦ δὲ Μενάνδρου ταχὺ συμφρονήσαντος τὸν κίνδυνον καὶ ἀνασκευασαμένου, κατασκόπους ἔπεμπεν ὁ Εὐμενὴς φανερῶς καὶ παρήγγειλε τοῖς στρατιώταις ὁπλίζεσθαι καὶ τοὺς ἵππους ἐγχαλινοῦν, ὡς προσάξων τοῖς πολεμίοις. τῶν δὲ κατασκόπων ἀπαγγειλάντων ὅτι παντάπασιν ὁ Μένανδρος ἄληπτος εἴη καταπεφευγὼς εἰς τόπους χαλεπούς, ἄχθεσθαι προσποιούμενος ὁ Εὐμενὴς ἀπῆγε τὴν στρατιάν. (6) λέγεται δέ, τοῦ Μενάνδρου ταῦτα μαρτυρήσαντος πρὸς τὸν Ἀντίγονον, καὶ τῶν Μακεδόνων ἐπαινούντων τὸν Εὐμενῆ καὶ φιλανθρωπότερον διατεθέντων, ὅτι καὶ παῖδας αὐτῶν ἀνδραποδίσασθαι καὶ γυναῖκας αἰσχῦναι παρόν, ἐφείσατο καὶ παρῆκεν, &#8220;Ἀλλ᾽ ἐκεῖνός γε,&#8221; φάναι τὸν Ἀντίγονον, &#8220;οὐχ ὑμῶν, ὦ μακάριοι, κηδόμενος παρῆκεν, ἀλλ᾽ αὑτῷ φεύγοντι δεδιὼς περιθεῖναι πέδας τοσαύτας&#8221;.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">IX. Gerçekten talihli olmak, doğası bakımından aşağı seviyelerde olanları yüksek düşüncelerle yükseltir, öyle ki hayatları dikkatle incelendiğinde onlara dair büyüklük ve haşmetin başardıkları işlerden kaynaklandığı görülür: Gerçek anlamda ise, yüce gönüllü ve sağlam karakterli olan biri, tıpkı Eumenes’te olduğu gibi, daha çok başarısızlıklar ve felaketler karşısındaki davranışla açığa çıkar. (2) İlkin Kappadokia’daki Orkynioi’da ihanet nedeniyle Antigonos tarafından yenilmesinin ardındanb, hainin kaçarak düşmanın safına geçişine onu takip ederek izin vermedi; bilakis onu ele geçirdikten sonra astı. Kendisini takip eden düşmanlarından kaçarken onlara fark ettirmeden ters istikamete döndü ve yanlarından geçip onları ekarte ettikten sonra, tekrar savaşın vuku bulduğu yere geldi ve orada ordugâh kurdu. Ölüleri bir araya getirip ve civardaki köylerden kapı kanatlarını kırıp aldıktan sonra, komutanlarının bedenlerini ayrı, birçok diğer askerinin bedenlerini ise, ayrı yığınlar üzerinde yaktı ve küllerinin üzerine toprak yığmak suretiyle mezarlar inşa edip, oradan ayrıldı; öyle ki, Antigonos daha sonradan oraya gelince onun cesaretine ve metanetine hayran kaldı. (3) Ardından Antigonos’un ordu yüklerine saldırıp pek çok savaş ve yağmalardan toplanılmış olan serveti, birçok özgür insanı ve köleyi ele geçirmeye kolayca muktedir olabilirdi. Ancak vurgun ve ganimet yüklüyken, askerlerin kendisiyle birlikte kaçmak için ağır olmalarından, zamana ve yürüyüşlere katlanmaya mecalleri kalmamalarından korktu. Bu yüzden özellikle Antigonos’u geri püskürtmek için savaşın olmasını ümit ediyordu. (4) Erişebilecekleri düzeyde yakınlarında olan servetlerin karşısında Makedonların zapt edilmesi zordu, bu yüzden düşmanların üzerine yürümek için askerlerine kendilerine çeki düzen vermelerini ve atlarına taze yem koymalarını emretti.Ardından bir zamanlar kendisinin dostu ve yoldaşı olan düşmanların eşyasından sorumlu Menandros’a endişelendiği için baskınlardan ve süvari için erişilebilir dağ eteği yakınlarındaki alçak yerlerden sakınmasını ve süvariler tarafından kuşatılmaması için süratle geri çekilmesini tavsiye eden gizli bir mesaj gönderdi. (5) Menandros’un süratle tehlikeyi kavrayıp firar etmesinin ardından, Eumenes açıkça gözcülerini gönderdi, ayrıca düşmanlara karşı yürümek için, askerlerine silahlanmaları ve atlarını dizginlemelerini haber verdi. Fakat gözcülerin Menandros’un tamamıyla yakalanması güç, zor mevkilere sığınmış olduğunu haber verdikleri zaman Eumenes canı sıkılmış gibi davranarak askerlerini götürdü. (6) Rivayet edilir ki, Menandros’un bu şeyleri Antigonos’a görgü şahidi olarak anlatmasının ardından, Makedonların Eumenes’i övüp, kendilerinin çocuklarını köleleştirmek ve karılarının namuslarını kirletmek yerine onları esirgediği ve serbest bıraktığı için, ona karşı daha insancıl niyetler beslemeye başladıkları zaman, bu fikre karşı Antigonos: “Ey benim mutlu adamlarım! O adam gerçekte, onları sizlere olan saygısından serbest bırakmadı; bilakis kaçarken böylesine ayak bağlarının kendisine yük olmasından korktuğu için serbest bıraktı” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">X. Ἐκ τούτου πλανώμενος ὁ Εὐμενὴς καὶ ὑποφεύγων ἔπεισε τοὺς πολλοὺς τῶν στρατιωτῶν ἀπελθεῖν, εἴτε κηδόμενος αὐτῶν εἴτ᾽ ἐφέλκεσθαι μὴ βουλόμενος ἐλάττονας μὲν τοῦ μάχεσθαι, πλείονας δὲ τοῦ λανθάνειν ὄντας. καταφυγὼν δ᾽ εἰς Νῶρα, χωρίον ἐν μεθορίῳ Λυκαονίας καὶ Καππαδοκίας, μετὰ πεντακοσίων ἱππέων καὶ διακοσίων ὁπλιτῶν, κἀντεῦθεν αὖθις, ὅσοι τῶν φίλων ἐδεήθησαν ἀφεθῆναι, τοῦ χωρίου τὴν χαλεπότητα καὶ τῆς διαίτης τὴν ἀνάγκην οὐ φέροντες, πάντας ἀσπασάμενος καὶ φιλοφρονηθεὶς ἀπέπεμψεν. (2) ὡς δ᾽ ἐπελθὼν ὁ Ἀντίγονος εἰς λόγους αὐτὸν ἐκάλει πρὸ τῆς πολιορκίας, ἀπεκρίνατο πολλοὺς εἶναι τοὺς Ἀντιγόνου φίλους καὶ μετ᾽ Ἀντίγονον ἡγεμόνας, ὧν δ᾽ αὐτὸς προπολεμεῖ μηδένα λείπεσθαι μετ᾽ αὐτόν∙ ὁμήρους δὲ πέμπειν ἐκέλευσεν, εἰ χρῄζει διὰ λόγων αὐτῷ γενέσθαι. τοῦ δ᾽ Ἀντιγόνου κελεύοντος ὡς κρείττονι λαλεῖν, &#8220;οὐδένα&#8221;, εἶπεν, &#8220;ἐμαυτοῦ κρείττονα νομίζω, μέχρι ἂν ὦ τοῦ ξίφους κύριος&#8221;. (3) ὅμως δὲ πέμψαντος τοῦ Ἀντιγόνου τὸν ἀδελφιδοῦν Πτολεμαῖον εἰς τὸ χωρίον, ὥσπερ ἠξίωσεν ὁ Εὐμενής, κατέβη, καὶ περιβαλόντες ἀλλήλους ἠσπάσαντο φιλικῶς καὶ οἰκείως, ἅτε δὴ ἀλλήλοις κεχρημένοι πολλὰ καὶ συνήθεις γεγονότες. Λόγων δὲ γενομένων πολλῶν καὶ τοῦ Εὐμενοῦς οὐχ ὑπὲρ ἀσφαλείας μεμνημένου καὶ διαλύσεως, ἀλλὰ καὶ τὰς σατραπείας ἀξιοῦντος αὑτῷ βεβαιοῦσθαι καὶ τὰς δωρεὰς ἀποδίδοσθαι, θαῦμα τοὺς παρόντας εἶχε τὸ φρόνημα καὶ τὴν εὐτολμίαν ἀγαμένους. (4) ἅμα δὲ πολλοὶ συνέτρεχον τῶν Μακεδόνων ἰδεῖν ὅστις ἐστὶ τὸν Εὐμενῆ ποθοῦντες∙ οὐ γὰρ ἑτέρου λόγος ἦν τοσοῦτος ἐν τῷ στρατῷ μετὰ τὴν τοῦ Κρατεροῦ τελευτήν. δείσας δ᾽ ὁ Ἀντίγονος ὑπὲρ αὐτοῦ, μή τι πάθῃ βίαιον, πρῶτον μὲν ἀπηγόρευε μὴ προσιέναι βοῶν, καὶ τοῖς λίθοις ἔβαλλε τοὺς ἐπιφερομένους, τέλος δὲ ταῖς χερσὶ τὸν Εὐμενῆ περιβαλὼν καὶ τὸν ὄχλον ἀπερύκων τοῖς δορυφόροις, μόλις εἰς τὸ ἀσφαλὲς ἀποκατέστησε.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">X.Bundan sonra çevrede dolaşan ve düşmandan yakasını kurtarmaya çalışan Eumenes, ister onlar adına endişelendiği isterse düşmanla savaşmak için çok az; fakat düşmanın dikkatinden kaçmak için ise, çok fazla sayıda olan askeri peşinden sürüklemek istemediği için, askerlerinin büyük bir kısmını kendisinden ayrılmaya ikna etti.Lykaonia ve Kappadokia bölgelerinin sınırındaki kaleye; Nora’ya 500 süvari ve 200 ağır silahlı askerle sığındıktan sonra, buradan dahi tekrar, kalenin sert koşulları ve yaşam tarzının güçlüğüne katlanamayan dostlarından bazıları gitmek için izin istediler, hepsini sevgiyle kucaklayıp ve dostane davrandıktan sonra gönderdi. (2) Antigonos, Nora önlerine gelip kenti kuşatmaya başlamadan önce onu müzakereye çağırdığında, Antigonos’un birçok dostlarının ve kendisinden sonra birçok komutanlarının olduğunu, kendi tarafındakilerden ise, bizzat kendisinin savaştığı için, kendisinden sonra komutayı bırakacak kimse olmadığını cevap verdi; eğer kendisiyle müzakere yapmak istiyorsa, rehineleri göndermesini emretti. Bunun ardından Antigonos, sanki daha üstün biriymiş gibi, onunla konuşmak isteyince, “kılıcımın efendisi olabildiğim müddetçe, hiç kimsenin kendimden daha üstün olduğuna inanmıyorum” dedi. (3) Bu yüzden, tıpkı Eumenes’in talep ettiği gibi, Antigonos’un yeğeni Ptolemaios’u Nora Kalesi’ne göndermesinden sonra, onunla buluşmak üzere aşağı indi, eskiden birbirleriye çok yakın arkadaş ve dost olduklarından, dostça ve şefkatle birbirlerini kucaklayarak selamlaştılar. Kendi emniyeti ve barış üzerine hiç konuşmadığı uzun süren görüşmeler sırasında, Eumenes bilakis kendisine layık görülen satraplıkların onanmasını ve hediyelerin geri verilmesini hatırlattığı zaman, orada hazır bulunanlar onun azmine ve kararlılığına gıpta ederek hayran kaldılar. (4) Bu sırada Makedonların birçoğu Eumenes’in nasıl biri olduğunu görmek istediklerinden koşarak geldiler; zira Krateros’un ölümünden sonra, orduda herhangi biri hakkında bu kadar çok konuşulmamıştı. Bunun üzerine Antigonos onun herhangi bir şiddete maruz kalmasından korktuğu için ilk önce bağırarak askerlerinin yaklaşmalarını yasakladı ve aceleyle üzerlerine doğru gelenlere taşlar fırlattı, sonunda elleriyle Eumenes’i kucakladı, mızraklı korumalarıyla kalabalığı uzak tuttu ve güçlükle Eumenes’i emniyetli bir yere götürdü.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XI. Τοὐντεῦθεν ὁ μὲν περιτειχίσας τὰ Νῶρα καὶ φρουρὰν καταλιπών, ἀνέζευξεν∙ Εὐμενὴς δὲ πολιορκούμενος ἐγκρατῶς, τοῦ χωρίου γέμοντος σίτον καὶ ὕδωρ ἄφθονον καὶ ἅλας καὶ ἄλλο &lt;δὲ&gt; μηδὲν ἔχοντος ἐδώδιμον μηδ᾽ ἥδυσμα πρὸς τὸν σῖτον, ἐκ τῶν παρόντων ὅμως κατεσκεύαζε τοῖς συνοῦσιν ἱλαρὰν τὴν δίαιταν, ἐν μέρει τε παραλαμβάνων πάντας ἐπὶ τὴν αὑτοῦ τράπεζαν, καὶ τὸ συσσίτιον ὁμιλίᾳ χάριν ἐχούσῃ καὶ φιλοφροσύνην ἐφηδύνων. (2) ἦν δὲ καὶ τὸ εἶδος ἡδύς, οὐ πολεμικῷ καὶ τετριμμένῳ δι᾽ ὅπλων ἐοικώς, ἀλλὰ γλαφυρὸς καὶ νεοπρεπὴς καὶ πᾶν τὸ σῶμα διηρθρωμένος ὡς ὑπὸ τέχνης ἀκριβῶς τοῖς μέλεσι, θαυμαστὴν συμμετρίαν ἔχουσιν· εἰπεῖν δ᾽ οὐ δεινός, αἱμύλος δὲ καὶ πιθανός, ὡς ἐκ τῶν ἐπιστολῶν συμβάλλειν ἐστίν. (3) Ἐπεὶ δὲ τοὺς σὺν αὐτῷ πολιορκουμένους ἡ στενοχωρία μάλιστα πάντων ἔβλαπτεν, ἐν οἰκήμασι μικροῖς καὶ τόπῳ δυοῖν σταδίοιν ἔχοντι τὴν περίμετρον ἀναστρεφομένους, τροφὴν δ᾽ ἀγυμνάστους μὲν αὐτοὺς λαμβάνοντας, ἀργοῖς δὲ τοῖς ἵπποις προσφέροντας, οὐ μόνον τὸν ἄλυν αὐτῶν ὑπὸ τῆς ἀπραξίας μαραινομένων ἀπαλλάξαι βουλόμενος, ἀλλὰ καὶ πρὸς φυγήν, εἰ παραπέσοι καιρός, ἁμῶς γέ πως ἠσκημένοις χρήσασθαι, (4) τοῖς μὲν ἀνθρώποις οἶκον, ὃς ἦν μέγιστος ἐν τῷ χωρίῳ, δεκατεσσάρων πηχῶν τὸ μῆκος, ἀπέδειξε περίπατον, κατὰ μικρὸν ἐπιτείνειν τὴν κίνησιν κελεύων∙τῶν δ᾽ ἵππων ἕκαστον ῥυτῆρσι μεγάλοις εἰς τὴν ὀροφὴν ἀναδεδεμένοις ὑποζώσας ἐκ τῶν περὶ τὸν αὐχένα μερῶν ἐμετεώριζε καὶ παρήγειρε διὰ τροχιλίας, ὥστε τοῖς μὲν ὀπισθίοις σκέλεσιν ἐπὶ τῆς γῆς ἐρείδεσθαι, τοῖς δ᾽ ἐμπροσθίοις ποσὶν ἀκρωνύχους ἐπιψαύειν. (5) Οὕτω δ’ ἀνηρτημένους οἱ ἱπποκόμοι παρεστῶτες ἅμα ταῖς τε κραυγαῖς καὶ ταῖς μάστιξιν ἐπηρέθιζον· οἱ δ᾽ πιμπλάμενοι θυμοῦ καὶ ὀργῆς τοῖς μὲν ὀπισθίοις ἐνήλλοντο καὶ διεσκίρτων σκέλεσι, τοῖς δὲ μετεώροις ἐφιέμενοι στηρίσασθαι καὶ κροτοῦντες τὸ ἔδαφος κατετείνοντο πᾶν τὸ σῶμα καὶ πολὺν ἠφίεσαν ἱδρῶτα καὶ σταλαγμόν, οὔτε πρὸς τάχος οὔτε πρὸς ῥώμην γυμναζόμενοι κακῶς. Τὰς δὲ κριθὰς ἐνέβαλλον αὐτοῖς ἐπτισμένας, ἵνα κατεργάζωνται θᾶττον καὶ πέττωσι βέλτιον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XI. Ardından Antigonos Nora’nın etrafını surla çevirip onu muhafaza etmek için yeterli sayıda asker bıraktıktan sonra geri çekildi; hububatı, bol miktarda suyu ve tuzu dolu olmasına karşın ne yenilebilir başka bir şeyi ne de ekmek için katığı olan kalede, Eumenes sıkı bir şekilde kuşatılmış olmasına rağmen, gene de elindekilerden arkadaşları için hoş bir yaşam tarzı sağladı, sırayla çevresindekilerden herkesi kendi masasına davet etti, yemeği konuşmasıyla ve dostane muhabbetiyle süsleyerek hoş kılıyordu. (2) Hoş bir görünüşü vardı, savaşta ve silahlarla yıpranmış biri gibi değildi; bilakis zarif ve dinç, bütün vücudu sanki estetik açıdan oranlanmışçasına birbiriyle fevkalade uyumlu uzuvlara sahipti, hitabeti ise, mükemmel olmamakla birlikte, gene de mektuplarından bir araya getirildiği üzere tatlı dilli ve ikna ediciydi. (3) Kendisiyle birlikte kuşatılmış olanlara hepsinden daha çok dar mekân zarar veriyordu, hareketleri küçük evlerle ve iki stadia’lık çevreyle sınırlandığı için ne insanlar yemekten önce ne de atlar yem verilmeden önce ve sonra alıştırma yapıp hareket etmeden yaşadıklarından, sadece onların yorgunluk ve rehavetten bitkin düşmelerini engellemek istediğinden değil; aynı zamanda kaçmak için, eğer elverişli bir fırsat çıkarsa ne yapıp edip talim yapmalarını arzu ettiği için, (4) adamlarına 14 kulaç uzunluğundaki, kale içindeki en büyük evi tahsis etti ve yavaş yavaş adımlarını arttırarak orada yürümelerini emretti, atların ise her birini büyük yularlarla boyunlarının çevresinden bağlayarak tavana bağladı; öyle ki arka ayakları yerden sağlamca destek alacak ve ön ayaklarının tırnaklarının uçları yere değecek bir şekilde makaralar yardımıyla onları kısmen havaya kaldırdı. (5) Bu şekilde asılmış olan atların yanında duran seyisler çığlıklar ve kırbaçlarla atları kışkırttılar, öfke ve şiddet dolu olan atlar arka bacaklarının üzerinde sıçrayarak çifte attılar, hareketli ön ayakları yere değeceği zaman ve ön ayaklarına basacak bir zemin edinmeye çalıştıklarında bütün vücutlarıyla çaba sarf ediyorlardı ve böylelikle kendilerini ter ve köpük kaplıyordu –bu atlar için ne hız ne de güç bakımından kötü bir egzersizdir. Ardından arpalar onlara daha hızlı ve daha iyi sindirmeleri için kaynatıldıktan sonra atılıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XII. ῎Ηδη δὲ τῆς πολιορκίας χρόνον λαμβανούσης Ἀντίγονος τεθνηκέναι πυνθανόμενος Ἀντίπατρον ἐν Μακεδονίᾳ, καὶ τεταράχθαι τὰ πράγματα, Κασάνδρου καὶ Πολυσπέρχοντος διαφερομένων, οὐδὲν ἔτι μικρὸν ἐλπίζων, ἀλλὰ τῇ γνώμῃ τὴν ὅλην περιβαλλόμενος ἡγεμονίαν, ἐβούλετο τὸν Εὐμενῆ φίλον ἔχειν καὶ συνεργὸν ἐπὶ τὰς πράξεις. διὸ πέμψας Ἱερώνυμον ἐσπένδετο τῷ Εὐμενεῖ, προτείνας ὅρκον, ὃν ὁ Εὐμενὴς διορθώσας ἐπέτρεψεν ἐπικρῖναι τοῖς πολιορκοῦσιν αὐτὸν Μακεδόσι, πότερος εἴη δικαιότερος. (2) Ἀντίγονος μὲν γὰρ ἀφοσιώσεως ἕνεκεν ἐν ἀρχῇ τῶν βασιλέων ἐπιμνησθείς τὸν λοιπὸν ὅρκον εἰς ἑαυτὸν ὥρκιζεν, Εὐμενὴς δὲ πρώτην μὲν ἐνέγραψε τοῖς ὅρκοις Ὀλυμπιάδα μετὰ τῶν βασιλέων, ἔπειτ᾽ ὤμνυεν οὐκ Ἀντιγόνῳ μόνον εὐνοήσειν οὐδ᾽ ἐκείνῳ τὸν αὐτὸν ἐχθρὸν ἕξειν καὶ φίλον, ἀλλὰ καὶ Ὀλυμπιάδι καὶ τοῖς βασιλεῦσιν. ὧν δικαιοτέρων φανέντων, οἱ Μακεδόνες ταῦθ᾽ ὁρκίσαντες τὸν Εὐμενῆ τὴν πολιορκίαν ἔλυσαν, καὶ πρὸς τὸν Ἀντίγονον ἀπέστελλον, ὅπως καὶ αὐτὸς ἀποδῷ τῷ Εὐμενεῖ τὸν ὅρκον. (3) Ἐν τούτῳ δ᾽ Εὐμενὴς ὅσους εἶχεν ἐν Νώροις τῶν Καππαδοκῶν ὁμήρους ἀπεδίδου, λαμβάνων ἵππους καὶ ὑποζύγια καὶ σκηνὰς παρὰ τῶν κομιζομένων, καὶ συνῆγε τῶν στρατιωτῶν ὅσοι διασπαρέντες ἀπὸ τῆς φυγῆς ἐπλανῶντο κατὰ τὴν χώραν, ὥστε περὶ αὐτὸν ἱππεῖς ὀλίγῳ τῶν χιλίων ἀποδέοντας γενέσθαι, μεθ᾽ ὧν ἐξελάσας ἔφυγεν, ὀρθῶς φοβηθεὶς τὸν Ἀντίγονον. οὐ γὰρ μόνον ἐκεῖνον ἐκέλευσε πολιορκεῖν αὖθις περιτειχίσαντας, ἀλλὰ καὶ τοῖς Μακεδόσι πικρῶς ἀντέγραψε δεξαμένοις τοῦ ὅρκου τὴν διόρθωσιν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XII. Fakat kuşatma sürerken Antigonos, Antipatros’un Makedonya’da öldüğünü, Kassandros ve Polysperkhon’un aralarında çıkan anlaşmazlıklar yüzünden işlerin karıştığını öğrenince, artık hiçbir küçük şey ümit etmeyip bilakis bütün imparatorluğu ele geçirmeyi planladığı için, girişimlerinde Eumenes’in kendisine yardım etmesini ve dostu olmasını istiyordu. Bundan dolayı, Antigonos önceden hazırladığı yemini teklif ederek Hieronymos’u gönderip Eumenes’le anlaşma yapıyordu, Eumenes bu metni düzeltip hangisi daha adil diye kendisini kuşatan Makedonlara karar vermeleri için sundu. (2) Antigonos adet yerini bulsun diye yeminin başında kralların adlarını andıktan sonra ardından yeminin devamında kendi adına ant içiyordu, Eumenes ise ilk olarak yeminin başına krallarla birlikte Olympias’ın adını yazdı, ardından sadece Antigonos’a bağlaşık olacağını değil; aynı zamanda kendisinin Olympias ve krallarla aynı düşmana ve dosta sahip olacağı üzerine ant içiyordu. Bunun çok daha adil/doğru olduğunu düşünen Makedonlar Eumenes’e bu yemini ettirdikten sonra kuşatmayı kaldırdılar ve bizzat o da Eumenes’le aynı yemini ettsin diye Antigonos’a gönderdiler. (3) Bu sırada Eumenes Nora’da tutmuş olduğu Kappadokialı rehineleri geri verdi ve onlardan karşılığında atlar, yük hayvanları ve çadırlar tedarik etti, ayrıca kaçışı sırasında dağıtılıp ülke boyunca bilinçsizce dolaşan askerlerinden birçoğunu bir araya topladı; böylelikle çevresinde yaklaşık 1.000 kişilik süvari birliği meydana geldi, haklı olarak Antigonos’tan korkarak, onlarla birlikte ilerleyip kaçtı. Çünkü Antigonos, sadece onun tekrar etrafının surlarla çevrilerek kuşatılmasını emretmedi; aynı zamanda yeminin düzeltilmesini kabul eden Makedonlara sert bir cevap yazdı.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIII. Φεύγοντι δ᾽ Εὐμενεῖ γράμματα κομίζεται παρὰ τῶν ἐν Μακεδονίᾳ τὴν Ἀντιγόνου δεδοικότων αὔξησιν, Ὀλυμπιάδος μὲν παρακαλούσης ἐλθόντα τὸ Ἀλεξάνδρου παιδίον παραλαβεῖν καὶ τρέφειν ὡς ἐπιβουλευόμενον, Πολυσπέρχοντος δὲ καὶ Φιλίππου τοῦ βασιλέως κελευόντων Ἀντιγόνῳ πολεμεῖν τῆς ἐν Καππαδοκίᾳ δυνάμεως ἄρχοντα, καὶ τῶν ἐν Κουΐνδοις χρημάτων πεντακόσια μὲν τάλαντα λαβεῖν εἰς τὴν τῶν ἰδίων ἐπανόρθωσιν, εἰς δὲ τὸν πόλεμον ὁπόσοις βούλεται χρῆσθαι. (2) περὶ δὲ τούτων καὶ Ἀντιγένει καὶ Τευτάμῳ τοῖς τῶν ἀργυρασπίδων ἡγουμένοις ἐγεγράφεισαν. ἐπεὶ δὲ λαβόντες ἐκεῖνοι τὰ γράμματα τῷ μὲν λόγῳ φιλανθρώπως ἐδέξαντο τὸν Εὐμενῆ, φθόνου δὲ καὶ φιλονεικίας ἐφαίνοντο μεστοί, δευτερεύειν ἀπαξιοῦντες ἐκείνῳ, τὸν μὲν φθόνον ὁ Εὐμενὴς ἐθεράπευε τῷ τὰ χρήματα μὴ λαβεῖν, ὡς οὐδὲν δεόμενος, (3) ταῖς δὲ φιλονεικίαις καὶ φιλαρχίαις αὐτῶν μήθ᾽ ἡγεῖσθαι δυναμένων μήθ᾽ ἕπεσθαι βουλομένων ἐπῆγε δεισιδαιμονίαν. Ἔφη γὰρ Ἀλέξανδρον αὐτῷ κατὰ τοὺς ὕπνους φανῆναι, καὶ δεῖξαί τινα σκηνὴν κατεσκευασμένην βασιλικῶς καὶ θρόνον ἐν αὐτῇ κείμενον· εἶτ᾽ εἰπεῖν ὡς ἐνταῦθα συνεδρεύουσιν αὐτοῖς καὶ χρηματίζουσιν αὐτὸς παρέσται καὶ συνεφάψεται βουλῆς τε πάσης καὶ πράξεως ἀρχομένοις ἀπ᾽ αὐτοῦ. ταῦτα ῥᾳδίως ἔπεισε τὸν Ἀντιγένη καὶ τὸν Τεύταμον, οὔτ᾽ ἐκείνων βαδίζειν βουλομένων πρὸς αὐτόν, οὔτ᾽ αὐτὸς ἀξιῶν ἐπὶ θύραις ἑτέρων ὁρᾶσθαι. (4) καὶ τιθέντες οὕτω σκηνὴν βασιλικὴν καὶ θρόνον Ἀλεξάνδρῳ καταπεφημισμένον ἐκεῖ συνεπορεύοντο βουλευόμενοι περὶ τῶν μεγίστων. Ἐπεὶ δὲ προϊοῦσιν αὐτοῖς εἰς τὴν ἄνω χώραν ὁ Πευκέστας μετὰ τῶν ἄλλων σατραπῶν ἀπήντησε φίλος ὢν καὶ συνεμείξαντο τὰς δυνάμεις, πλήθει μὲν ὅπλων καὶ λαμπρότητι παρασκευῆς ἐπέρρωσαν τοὺς Μακεδόνας, αὐτοὶ δ᾽ ἀνάγωγοι ταῖς ἐξουσίαις καὶ μαλακοὶ ταῖς διαίταις γεγονότες μετὰ τὴν Ἀλεξάνδρου τελευτήν, (5) καὶ φρονήματα τυραννικὰ καὶ τεθραμμένα βαρβαρικαῖς ἀλαζονείαις ἐπὶ ταὐτὸ συνενεγκάμενοι, πρὸς μὲν ἀλλήλους βαρεῖς ἦσαν καὶ δυσάρμοστοι, τοὺς δὲ Μακεδόνας κολακεύοντες ἐκκεχυμένως καὶ καταχορηγοῦντες εἰς δεῖπνα καὶ θυσίας ὀλίγου χρόνου τὸ στρατόπεδον ἀσωτίας πανηγυριζούσης καταγώγιον ἐποίησαν καὶ δημαγωγούμενον ἐφ᾽ αἱρέσει στρατηγῶν ὄχλον, ὥσπερ ἐν ταῖς δημοκρατίις. (6) αἰσθόμενος δ᾽ ὁ Εὐμενὴς αὐτοὺς ἀλλήλων μὲν καταφρονοῦντας, αὐτὸν δὲ φοβουμένους καὶ παραφυλάττοντας, ἀνελεῖν εἰ γένοιτο καιρός, ἐσκήψατο χρημάτων δεῖσθαι καὶ συνεδανείσατο τάλαντα πολλὰ παρὰ τῶν μάλιστα μισούντων αὐτόν, ἵνα καὶ πιστεύωσι καὶ ἀπέχωνται περὶ τῶν δανείων ἀγωνιῶντες∙ ὥστε συνέβη τὸν ἀλλότριον πλοῦτον αὐτῷ φύλακα τοῦ σώματος ἔχειν, καὶ τῶν ἄλλων ἐπὶ σωτηρίᾳ διδόντων, μόνον ἐκ τοῦ λαβεῖν κτήσασθαι τὴν ἀσφάλειαν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIII. Eumenes kaçarken Makedonya’da Antigonos’un büyüyen gücünden korkanların yanından kendisine mektuplar getirildi. Olympias, hayatı tehlike altında olduğundan İskender’in küçük oğlunun hamiliğini üstlenmesi ve yetiştirmesi için Makedonya’ya gelmesi konusunda onu davet etti; Polysperkhon ve kral Philipposc ise Kappadokia birliklerinin komutanı olarak ondan Antigonos’a karşı savaşması için, Kouinda’daki hazinelerden kendi kişisel kayıplarını gözden geçirip yeniden düzeltmek üzere 500 talanta tazminat almasını, savaş masrafları için ise, ne kadar isterse o kadar kullanmasını emrettiler. (2) Zira bu meseleler hakkında İskender’in gümüş kalkanlı birliğinin komutanları olan Antigenes ve Teutamos’a yazmışlardı. Bu mektupları almış olan gümüş kalkanlıların komutanları, Eumenes’e karşı sözde dostane bir şekilde davranmakla birlikte, onun yanında ikinci plana atıldıkları için kıskançlık ve rekabet dolu olduklarını açıkça gösterdiler. Bu yüzden Eumenes, onların kıskançlığını hiçbir şeye ihtiyacı yokmuş gibi parayı almayarak yatıştırdı, (3) onların rekabet ve ihtiraslarına rağmen, ne yönetmeye muktedir olduklarından ne de takip etmek için istekli olduklarından hurafeye başvurdu. İskender’in rüyasında kendisine göründüğünü, ona krali tarzda hazırlanmış bir çadırı ve onun içinde duran bir tahtı gösterdiğini; eğer onlarla orada meclisi toplarlarsa ve müzakere ederlerse, bizzat kendisinin de hazır bulunacağını ve kendi adına başlattıkları her plan ve işte onlara yardım edeceğini söylediğini anlattı. Ne onlar kendisiyle birlikte yürümek istediklerinden ne de bizzat kendisi diğerlerinin kapılarında görünmeyi onurlu bulduğundan, kolaylıkla Antigenes ve Teutamos’u bunların doğruluğuna inandırdı. (4) Bu yüzden bir kraliyet çadırı ve İskender’e adadıkları bir taht kurdular, orada çok önemli meseleler üzerinde karara varmak için bir araya geldiler. Ülkenin içlerine doğru ilerliyorlarken diğer satraplarla birlikte Eumenes’in dostu Peukestas onlarla karşılaştı ve ordularını birleştirdiler, silahlarının çokluğu ve teçhizatlarının ihtişamı Makedonların kendilerine olan güvenlerini tazeledi. İskender’in ölümünden sonra yetkileriyle idare edilemez hale gelmiş ve yaşam tarzlarıyla yumuşamış olan; (5) tiranlara has böbürlenmeleri ve barbarlara has kibirlerle beslenen satraplar, birbirlerine karşı sert oluyorlar ve anlaşamıyorlardı. Ayrıca Makedonlara savurganca dalkavukluk ettikleri, şölenlere ve kurban törenlerine büyük paralar harcadıkları için kısa zamanda ordugâhı lüks bir panayır alanına çevirdiler ve aynı demokrasilerde olduğu gibi, komutanların seçiminde askerlerin büyük bir kısmı kandırıldı. (6) Eumenes onların birbirlerini küçümsediklerini, kendisinden ise korktuklarını ve kendisini öldürmek için fırsat kolladıklarını fark edince, paraya ihtiyacı olduğunu ileri sürdü, kendisine güvensinler ve borç verdikleri paraların üzüntüsünden kendisini öldürmekten sakınsınlar diye, özellikle kendinden nefret edenlerden birçok talanta borç aldı: Böylelikle başkalarının servetini, kendisine bedeninin korunmasını sağlamak amacıyla topladı, genelde diğer insanlar hayatlarının kurtuluşu için para verirken, sadece o alarak güvenliğini elde etti.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIV. Οὐ μὴν ἀλλ᾽ οἱ Μακεδόνες ἀδείας μὲν οὔσης ἐφθείροντο πρὸς τοὺς διδόντας, καὶ τὰς ἐκείνων θύρας ἐθεράπευον, δορυφορουμένων καὶ στρατηγιώντων∙ ἐπεὶ δ᾽ Ἀντίγονος αὐτοῖς παρεστρατοπέδευσε μετὰ πολλῆς δυνάμεως καὶ τὰ πράγματα φωνὴν ἀφιέντα τὸν ἀληθινὸν ἐκάλει στρατηγόν, οὐ μόνον οἱ στρατευόμενοι τῷ Εὐμενεῖ προσεῖχον, ἀλλὰ καὶ τῶν ἐν εἰρήνῃ καὶ τρυφῇ μεγάλων ἐκείνων ἕκαστος ἐνέδωκε καὶ παρεῖχεν ἑαυτὸν σιωπῇ τὴν δοθεῖσαν φυλάττοντα τάξιν. (2) καὶ γάρ τοι περὶ τὸν Πασιτίγρινd ποταμὸν ἐπιχειρήσαντα διαβαίνειν τὸν Ἀντίγονον οἱ μὲν ἄλλοι παραφυλάττοντες οὐδ᾽ ᾔσθοντο, μόνος δ᾽ Εὐμενὴς ὑπέστη, καὶ συνάψας μάχην πολλοὺς μὲν κατέβαλε καὶ νεκρῶν ἐνέπλησε τὸ ῥεῖθρον, ἔλαβε δὲ τετρακισχιλίους αἰχμαλώτους. μάλιστα δ᾽ οἱ Μακεδόνες περὶ τὴν συμβᾶσαν ἀρρωστίαν αὐτῷ καταφανεῖς ἐγένοντο τοὺς μὲν ἄλλους ἑστιᾶν λαμπρῶς καὶ πανηγυρίζειν, ἄρχειν δὲ καὶ πολεμεῖν δυνατὸν ἡγούμενοι μόνον ἐκεῖνον. (3) ὁ μὲν γὰρ Πευκέστας ἐν τῇ Περσίδι λαμπρῶς αὐτοὺς ἑστιάσας καὶ κατ᾽ ἄνδρα διαδοὺς ἱερεῖον εἰς θυσίαν ἤλπιζεν εἶναι μέγιστος∙ ὀλίγαις δ᾽ ὕστερον ἡμέραις τῶν στρατιωτῶν ἐπὶ τοὺς πολεμίους βαδιζόντων, ἐτύγχανεν ὁ Εὐμενὴς ἐκ νόσου τινὸς ἐπισφαλοῦς ἐν φορείῳ κομιζόμενος ἔξω τοῦ στρατεύματος ἐν ἡσυχίᾳ διὰ τὰς ἀγρυπνίας. μικρὸν δὲ προελθοῦσιν αὐτοῖς ἄφνω λόφους τινὰς ὑπερβάλλοντες ἐξεφάνησαν οἱ πολέμιοι, &lt;καὶ&gt; καταβαίνοντες εἰς τὸ πεδίον. (4) ὡς οὖν αἵ τε τῶν χρυσῶν ὅπλων αὐγαὶ πρὸς τὸν ἥλιον ἐξέλαμψαν ἀπὸ τῶν ἄκρων τοῦ ἀγήματος ἐν τάξει πορευομένων, καὶ τῶν θηρίων τοὺς πύργους ἄνω καὶ τὰς πορφύρας εἶδον, ὅσπερ ἦν αὐτοῖς κόσμος εἰς μάχην ἀγομένοις, ἐπιστήσαντες οἱ πρῶτοι τὴν πορείαν ἐβόων Εὐμενῆ καλεῖν αὑτοῖς∙ οὐ γὰρ ἂν προελθεῖν ἐκείνου μὴ στρατηγοῦντος, καὶ τὰ ὅπλα πρὸς τὴν γῆν ἐρείσαντες, ἀλλήλοις μένειν διεκελεύοντο, καὶ τοῖς ἡγεμόσιν ἡσυχίαν ἔχειν, καὶ χωρὶς Εὐμενοῦς μὴ μάχεσθαι μηδὲ κινδυνεύειν πρὸς τοὺς πολεμίους.(5) ἀκούσας δ᾽ ὁ Εὐμενὴς ἧκε πρὸς αὐτοὺς δρόμῳ τοὺς κομίζοντας ἐπιταχύνας, καὶ τοῦ φορείου τὰς ἑκατέρωθεν αὐλαίας ἀνακαλύψας προὔτεινε τὴν δεξιὰν γεγηθώς. οἱ δ᾽ ὡς εἶδον, εὐθὺς ἀσπασάμενοι Μακεδονιστὶ τῇ φωνῇ τάς τ᾽ ἀσπίδας ἀνείλοντο καὶ ταῖς σαρίσαις ἐπιδουπήσαντες ηλάλαξαν, προκαλούμενοι τοὺς πολεμίους, ὡς τοῦ ἡγεμόνος αὐτοῖς παρόντος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIV. Bu yüzden Makedonlar korkulacak bir şey yokken hediye verenler tarafından rüşvetle kandırılıyorlardı, hassa muhafızlarının ve general olmak isteyenlerin kapılarında hizmet ediyorlardı: Antigonos onların yanında büyük bir orduyla birlikte ordugâh kurduktan sonra, bu durum bangır bangır gerçek bir generali çağırıyordu, o zaman sadece askerler kendilerini Eumenes’e bağlamakla kalmadılar; aynı zamanda barış ve lüks zamanında büyüklük taslayanların her biri ona itaat etti ve onun nöbet için vermiş olduğu sırayı sessizlikle yerine getirdi. (2) Ayrıca gerçekten Pasitigris Irmağı civarında Antigonos’un nehri aşmak üzere teşebbüste bulunduğunu onun hareketlerini gözetleyen diğer komutanların hiçbiri fark etmediler, sadece Eumenes karşı koydu ve onunla savaştı, birçok adamını öldürdü, nehir yatağını cesetlerle doldurdu ve 4.000 kişiyi esir aldı. Bilhassa Eumenes’in hastalanması üzerine, Makedonlar diğerlerinin görkemli ziyafetler vermeye ve panegyris yarışmaları düzenlemeye uygun olduklarına; yönetmeye ve savaşmaya ise sadece onun muktedir olduğuna inandıklarını açıkça belirtiler. (3) Zira Peukestas, Persis’te onlara parlak bir şölen düzenleyip her bir askere kurban etmesi için bir kurbanlık verince en yüksek komutanlık mevkisini elde edeceğini umut ediyordu; kısa süre sonra askerler düşmanlara karşı yürürlerken, Eumenes tesadüfen tehlikeli bir hastalığa yakalanmış olduğundan uykusuzluğu nedeniyle sedyeyle ordudan uzakta huzur içinde taşınıyordu. Ancak onlar kısa bir süre ilerledikten sonra, ansızın bazı tepeleri aşan ve ovaya doğru inen düşmanlar göründüler. (4) Buna müteakiben ordu saf düzeninde tepelerden aşağı doğru ilerlerken altından silahlarının parlaklığı güneşe karşı parıldıyordu, fillerin üzerlerindeki kuleleri ve tıpkı savaşa giderlerken giyinip kuşandıkları gibi erguvan rengi giysileri gördüler, Makedonların önde gelenleri yürüyüş kolunu durdurarak Eumenes’in onlarla gelmesi için bağırdılar: Çünkü eğer kendilerine o komuta etmeyecekse daha fazla ilerlemeyeceklerini bildirdiler ve silahlarını toprağa dayadıktan sonra birbirlerini beklemeleri, komutanlarını ise sakin olmaları ve Eumenes olmaksızın düşmanlara karşı ne savaşmaları ne de tehlikeye girmeleri konusunda teşvik ettiler. (5) Eumenes ise, onları duyunca sedyesini taşıyanları hızlandırarak çabucak ordunun önüne geldi, sedyenin örtüsünü her iki taraftan kaldırıp onlara sevinçle sağ elini uzattı. Askerler onu gördüler ve hemen Makedonya diliyle onu selamlayarak kalkanlarını havaya kaldırdılar ve sarisa’larıyla onlara vurup savaş narası attılar ve komutanları kendileriyle birlikte hazır olduğu için düşmanları savaşa davet ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XV. Ἀντίγονος δὲ παρὰ τῶν ἁλισκομένων ἀκούων τὸν Εὐμενῆ νοσεῖν καὶ κομίζεσθαι κακῶς διακείμενον, οὐ μέγ᾽ ἔργον ἡγεῖτο συντρῖψαι τοὺς ἄλλους ἐκείνου νοσοῦντος. διὸ καὶ σπεύδων ἐπὶ τὴν μάχην προσῆγεν. (2) ὡς δὲ τῶν πολεμίων εἰς τάξιν καθισταμένων παρελάσας κατεῖδε τὸ σχῆμα καὶ τὴν διακόσμησιν, ἐκπλαγεὶς ἐπέστη πλείω χρόνον∙ εἶτ᾽ ὤφθη τὸ φορεῖον ἀπὸ θατέρου κέρως ἐπὶ θάτερον διαφερόμενον. γελάσας οὖν ὁ Ἀντίγονος, ὥσπερ εἰώθει, μέγα, καὶ πρὸς τοὺς φίλους εἰπὼν, &#8220;τοῦτ᾽ ἦν τὸ φορεῖον, ὡς ἔοικε, τὸ ἀντιπαραταττόμενον ἡμῖν&#8221;, εὐθὺς ἀπῆγε τὴν δύναμιν ὀπίσω καὶ κατεστρατοπέδευσεν. (3) Οἱ δὲ μικρὸν ἀναπνεύσαντες αὖθις ἐδημαγωγοῦντο, καὶ τοῖς ἡγεμόσιν ἐντρυφῶντες σχεδὸν ὅλην εἰς τὰ χειμάδια κατενείμαντο τὴν Γαβηνῶν, ὥστε τοὺς ἐσχάτους τῶν πρώτων ἀποσκηνοῦν ὁμοῦ τι χιλίους σταδίους. ταῦτα γνοὺς ὁ Ἀντίγονος ὥρμησεν ἐξαίφνης ἐπ᾽ αὐτοὺς ὑποστρέψας χαλεπὴν ὁδὸν καὶ ἄνυδρον, σύντομον δὲ καὶ βραχεῖαν, ἐλπίζων, εἰ διεσπαρμένοις ἐπιπέσοι περὶ τὰ χειμάδια, μηδ᾽ ἂν συνελθεῖν ἔτι τὸ πλῆθος ῥᾳδίως εἰς τὸ αὐτὸ τοῖς στρατηγοῖς. ἐμβαλόντι δ᾽ εἰς γῆν ἀοίκητον αὐτῷ πνεύματά τε δεινὰ καὶ κρύη μεγάλα διελυμαίνετο τὴν πορείαν ἐνοχλουμένου τοῦ στρατεύματος. (4) ἦν οὖν ἀναγκαία βοήθεια πυρὰ πολλὰ καίειν∙ ὅθεν οὐκ ἔλαθε τοὺς πολεμίους, ἀλλὰ τῶν βαρβάρων οἱ τὰ βλέποντα πρὸς τὴν ἀοίκητον ὄρη νεμόμενοι θαυμάσαντες τὸ τῶν πυρῶν πλῆθος ἔπεμψαν ἱππαστρίαις καμήλοις ἀγγέλους πρὸς Πευκέσταν. ὁ δ᾽ ὡς ἤκουσεν, αὐτός τε παντάπασιν ἔκφρων ὑπὸ δέους γενόμενος καὶ τοὺς ἄλλους ὁρῶν ὁμοίως ἔχοντας ὥρμητο φεύγειν, ἀναστήσας τοὺς καθ᾽ ὁδὸν ὄντας αὐτοῖς μάλιστα τῶν στρατιωτῶν∙ (5) Εὐμενὴς δὲ τὴν ταραχὴν ἀφῄρει καὶ τὸν φόβον, ὑπισχνούμενος ἐπιστήσειν τῶν πολεμίων τὸ τάχος, ὥστε τρισὶν ὕστερον ἡμέραις ἢ προσδοκῶνται παραγενέσθαι. πεισθέντων δ᾽ αὐτῶν, ἅμα μὲν ἀγγέλους περιέπεμπε, τὰς δυνάμεις ἐκ τῶν χειμαδίων καὶ τοὺς ἄλλους ἀθροίζεσθαι κατὰ τάχος κελεύων, ἅμα δ᾽ αὐτὸς ἐξιππασάμενος μετὰ τῶν ἄλλων ἡγεμόνων, καὶ τόπον ἐξ ἀπόπτου καταφανῆ τοῖς ὁδεύουσι τὴν ἔρημον περιβαλόμενος καὶ διαμετρήσας, ἐκέλευε πυρὰ πολλὰ καίειν ἐν διαστήμασιν, ὥσπερ οἱ στρατοπεδεύοντες. (6) γενομένου δὲ τούτου καὶ τῶν πυρῶν τοῖς περὶ Ἀντίγονον ἐκ τῆς ὀρεινῆς καταφανέντων, ἄχθος ἔσχε καὶ δυσθυμία τὸν Ἀντίγονον, οἰόμενον ᾐσθημένους ἔκπαλαι τοὺς πολεμίους ἀπαντᾶν. ἵν᾽ οὖν μὴ κατάκοπος καὶ τετρυμένος ἐκ πορείας ἀναγκάζηται μάχεσθαι πρὸς ἀνθρώπους ἑτοίμους καὶ καλῶς κεχειμακότας, προέμενος τὴν σύντομον ἦγε διὰ κωμῶν καὶ πόλεων, καθ᾽ ἡσυχίαν ἀναλαμβάνων τὸ στράτευμα. (7) μηδενὸς δ᾽ ἐμποδὼν ὄντος, ὥσπερ εἴωθεν ἀντικαθημένων πολεμίων, τῶν δὲ περιχώρων λεγόντων στράτευμα &lt;μὲν&gt; μηδὲν ὦφθαι, πυρῶν δὲ κεκαυμένων μεστὸν εἶναι τὸν τόπον, ᾔσθετο κατεστρατηγημένος ὑπ᾽ Εὐμενοῦς, καὶ βαρέως φέρων προσῆγεν ὡς φανερᾷ μάχῃ κριθησόμενος.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XV.Antigonos ise tutsaklardan Eumenes’in hasta olduğunu ve kötü bir durumda olduğu için sedyeyle taşındığını öğrenince, onun hastalığından dolayı diğer komutanları yenmenin büyük bir iş olmadığını düşünüyordu. Bu yüzden bir an önce ordusunu, savaşa sevk etmek için hazırlıyordu. (2) Fakat düşmanlarının savaş düzeni almalarının ardından atına atlayıp onların saflarının durumunu ve düzenini teftiş etti, şaşırıp uzun süre duraksadı; ardından bir kanattan diğer kanada getirip götürülen sedye görüldü. Bunun üzerine Antigonos, âdeti olduğu üzere yüksek sesle gülüp dostlarına dönüp “bu sedye muharebede karşı koyacak gibi görünüyor” dedikten sonra, derhal ordusunu geri çekti ve kamp kurdu.(3) Fakat Makedonlar biraz soluklandıktan sonra tekrar ona karşı koydular ve komutanlarıyla alay ederek hemen hemen bütün Gabiene Bölgesi boyunca kışlamak üzere dağılarak konuşlandılar;öyle ki, kampların sonu ile başı arasında yaklaşık 1.000 stadia’lık mesafe vardı. Antigonos bu durumun farkına varınca zor ve susuz olmasına karşın direkt ve kısa olan yolu seçip; eğer onlar kışlalarına dağılmışlarken üzerlerine atılırsa, bir daha kolayca toplanıp kendi komutanlarıyla bir araya gelemeyeceklerini umut ederek süratle üzerlerine yürüdü. Fakat ıssız topraklara girince orada şiddetli rüzgârlar ve sert soğuklar yüzünden huzuru kaçan ordunun yürüyüşü engelleniyordu. (4) Bu yüzden çok sayıda ateş yakmak zorunlu tek ihtiyaçtı: Bu durum düşmanların gözünden kaçmadı, bilakis barbarların arasından dağlarda ikamet edenler ıssız araziye baktıklarında oradaki ateşlerin çokluğuna şaşırıp binmeye elverişli tek hörgüçlü develerle Peukestas’a habercileri yolladılar. Bu durumu duyduğunda, bizzat kendisi korkudan tamamıyla aklını kaybetmiş olduğundan ve diğerlerinin de benzer durumda olduklarını gördüğünden, özellikle askerlerinden yol boyunca konuşlanmış olanları da uyandırıp kaçmak için harekete geçti: (5) Eumenes ise, paniğe bir son vermeye çalıştı ve düşmanların hızını dizginleyeceği üzerine söz vererek, onların beklediklerinden üç gün sonra gelmiş olacaklarını söyledi.Bu şekilde onları ikna ettikten sonra aynı zamanda kışlalarındaki ve diğer yerlerdeki birliklerin süratle toplanmalarını emrederek habercilerini gönderdi, kendisi ise diğer komutanlarla birlikte atla düşmana karşı ilerleyip ve ıssız arazide ilerleyenlerce görülebilir mesafedeki bir mevkii çevirip, ölçtükten sonra tıpkı ordugâh kurmuş gibi belirli aralıkla birçok ateş yakmalarını emretti.(6) Bu görev tamamlandıktan sonra ve Antigonos’un çevresindekiler tarafından dağlardaki ateşler gösterilince, (bu durum) uzun zamandan beri düşmanların her şeyi fark etmiş olduklarını düşünen Antigonos’u hayal kırıklığına uğrattı ve cesaretini kırdı. Bu yüzden askerleri zorlu yürüyüşten yıpranmış ve yorgun düşmüşken iyi bir şekilde kışlamış ve çarpışmaya hazır insanlara karşı savaşmaya zorlamasın diye kestirme yolu bırakarak, ordusunu moral bakımından yükseltmek için köylerin ve kentlerin arasından sevk etti.(7) Tıpkı düşmanların karşı karşıya geldiklerinde alışkın oldukları gibi, hiç kimse onun ilerlemesine mani olmayınca, çevrede ikamet eden halkın hiçbir ordu görmediklerini; fakat yerin ise yakılmış olan ateşlerle dolu olduğunu söylemelerinden Eumenes tarafından gafil avlanmış olduğunu anladı ve öfkeyle açık bir savaş yapmak üzere birliklerini sevk etti.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XVI. Ἐν τούτῳ δὲ τῆς δυνάμεως περὶ τὸν Εὐμενῆ τὸ πλεῖστον ἠθροισμένον ἐθαύμαζε τὴν σύνεσιν αὐτοῦ, καὶ μόνον ἐκέλευεν ἄρχειν∙ ἐφ᾽ ᾧ λυπούμενοι καὶ φθονοῦντες οἱ τῶν ἀργυρασπίδων ἡγεμόνες, Ἀντιγένης καὶ Τεύταμος, ἐπεβούλευον αὐτῷ, καὶ τοὺς πλείστους τῶν τε σατραπῶν καὶ τῶν στρατηγῶν συναγαγόντες ἐβουλεύοντο πότε χρὴ καὶ πῶς τὸν Εὐμενῆ διαφθεῖραι. (2) συνδόξαν δὲ πᾶσιν ἀποχρήσασθαι πρὸς τὴν μάχην αὐτῷ, μετὰ δὲ τὴν μάχην εὐθὺς ἀνελεῖν Εὔδαμος ὁ τῶν ἐλεφάντων ἡγεμὼν καὶ Φαίδιμος ἐξαγγέλλουσι κρύφα τῷ Εὐμενεῖ τὰ δεδογμένα, δι᾽ εὔνοιαν μὲν οὐδεμίαν ἢ χάριν, εὐλαβούμενοι δὲ Εὐμενὴς δὲ τούτους μὲν ἐπῄνεσεν, εἰς δὲ τὴν σκηνὴν ἀπελθών καὶ πρὸς τοὺς φίλους εἰπὼν ὡς ἐν πανηγύρει θηρίων ἀναστρέφοιτο, διαθήκας ἔγραψε καὶ τὰ γραμματεῖα κατέσχισε καὶ διέφθειρεν, οὐ βουλόμενος αὐτοῦ τελευτήσαντος ἐκ τῶν ἀπορρήτων αἰτίας καὶ συκοφαντήματα τοῖς γράψασι γενέσθαι. (3) ταῦτα διοικησάμενος ἐβουλεύετο τὴν νίκην παρεῖναι τοῖς ἐναντίοις, ἢ φυγὼν διὰ Μηδίας καὶ Ἀρμενίας ἐμβαλεῖν εἰς Καππαδοκίαν. οὐδὲν δὲ κυρώσας τῶν φίλων παρόντων, ἀλλ᾽ ἐπὶ πολλὰ τῇ γνώμῃ πολυτρόπῳ παρὰ τὰς τύχας οὔσῃ κινήσας αὑτόν, ἐξέταττε τὴν δύναμιν, τοὺς μὲν Ἕλληνας καὶ τοὺς βαρβάρους παρορμῶν, ὑπὸ δὲ τῆς φάλαγγος καὶ τῶν ἀργυρασπίδων αὐτὸς παρακαλούμενος θαρρεῖν, ὡς οὐ δεξομένων τῶν πολεμίων. (4) καὶ γὰρ ἦσαν οἱ πρεσβύτατοι τῶν περὶ Φίλιππον καὶ Ἀλέξανδρον, ὥσπερ ἀθληταὶ πολέμων ἀήττητοι καὶ ἀπτῶτες εἰς ἐκεῖνο χρόνου, πολλοὶ μὲν ἑβδομήκοντα ἔτη γεγονότες, νεώτερος δ᾽ οὐδεὶς ἑξηκοντα ετοῦς. διὸ καὶ τοῖς περὶ τὸν Ἀντίγονον ἐπιόντες ἐβόων∙ &#8220;ἐπὶ τοὺς πατέρας ἁμαρτάνετε, ὦ κακαὶ κεφαλαί&#8221;, καὶ μετ᾽ ὀργῆς ἐμπεσόντες ὅλην ὁμοῦ τὴν φάλαγγα συνέτριψαν, οὐδενὸς ὑποστάντος αὐτούς, τῶν δὲ πλείστων ἐν χερσὶ διαφθαρέντων.(5) Ταύτῃ μὲν οὖν ὁ Ἀντίγονος ἡττᾶτο κατὰ κράτος, τοῖς δ᾽ ἱππεῦσιν ἐπεκράτει· τοῦ δὲ Πευκέστου παντάπασιν ἐκλελυμένως καὶ ἀγεννῶς ἀγωνισαμένου, καὶ τὴν ἀποσκευὴν ἔλαβε πᾶσαν, αὑτῷ τε νήφοντι χρησάμενος παρὰ τὰ δεινὰ καὶ τοῦ τόπου συνεργοῦντος. (6) ἀχανὲς γὰρ ἦν τὸ πεδίον, οὔτε βαθύτερον οὔτ᾽ ἀπόκροτον καὶ στερεόν, ἀλλὰ θινῶδες καὶ μεστὸν ἁλμυρίδος αὐχμηρᾶς, ἣ τοσούτων μὲν ἵππων τοσούτων δ᾽ ἀνθρώπων ξαινομένη δρόμοις ὑπὸ τὸν τῆς μάχης καιρόν, ἐξήνθει κόνιν ὥσπερ ἄσβεστον, ἀπολευκαίνουσαν τὸν ἀέρα καὶ τὰς ὄψεις διαθολοῦσαν. ᾗ καὶ ῥᾷδιον λαθὼν ὁ Ἀντίγονος τῆς ἀποσκευῆς τῶν πολεμίων ἐκράτησε.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XVI.Bu sırada Eumenes’in etrafında toplanmış olan çok sayıdaki birliğin büyük bir kısmı onun zekâsına hayran kaldı, sadece onun komutan olmasını emrettiler: Bu yüzden ona karşı kızgınlık duyan ve kıskanan gümüş kalkanlıların komutanları Antigenes ve Teutamos ona suikast tertiplediler, satrapların ve komutanların birçoğu bir araya gelerek ne zaman ve nasıl Eumenes’in ortadan kaldırılması gerektiğine karar verdiler. (2) Savaş boyunca ondan yararlanmak ve savaştan sonra onu hemen öldürmek konusunda hepsi ortak bir karar aldılar; fakat fillerin komutanı Eudamos ve Phaidimos alınmış olan gizli kararları Eumenes’e bildirdiler, bunu Eumenes’e karşı duydukları iyi niyetten ya da minnettarlıktan değil; ona faizle ödünç verdikleri paralardan mahrum kalmaktan sakındıkları için yapıyorlardı. Eumenes onları övdü, ardından çadırına gidip dostlarına vahşi hayvanların sürüsünde yaşadığını söyledikten sonra, vasiyetnamesini yazdı ve kendisinin ölümünden sonra gizli belgelerinden dolayı yazıştığı insanların suçlamalara ve iftiralara maruz kalmamalarını istediği için belgelerini yırttı ve yok etti. (3) Bu şeyleri bitirdikten sonra zaferi bile bile düşmanlarına vermeyi ya da Medeia ve Armenia içinden kaçıp Kappadokia’yı istila etmeyi düşünüyordu. Dostları yanındayken hiçbir şey üzerinde karar veremeyip; bilakis şansının değişebilirliği kadar çok yönlü olan düşüncesiyle birçok karar üzerinde gidip gelirken, düşmanların kendilerinin saldırısına karşı koyamayacaklarına olan güvenleri nedeniyle, phalanks ve gümüş kalkanlılar tarafından bizzat kendisinin cüretli olmaya çağrılması üzerine Hellenleri ve barbarları teşvik edip ordusunu dizdi. (4) Zira onlar Philippos ve İskender’in en eski askerleriydiler; o zamana kadar savaşların yenilmemiş ve düşmemiş atletleri gibiydiler, birçoğu artık yetmiş yaşında olup, içlerinden hiçbiri altmış yaşından daha genç değildi. Bu yüzden Antigonos’un birliğine hücum ederlerken “Atalarınıza karşı günah işliyorsunuz, ey alçak herifler” diye bağırıyorlardı ve öfkeyle üzerlerine atılıp bütün phalanks’ı aynı yerde imha ettiler, hiç kimse onlara karşı duramadı, göğüs göğüse çarpışma sırasında içlerinden büyük bir bölümü kılıçtan geçirildi. (5) Bu yüzden bu noktada Antigonos, gücüne rağmen ağır bir yenilgiye uğratıldı, süvari bakımından ise üstün geldi: Her bakımdan Peukestas kontrolsüzce ve onursuzca savaştığından dolayı, Antigonos hem tehlikeler karşısında soğukkanlılığını koruyarak hem de konuşlandığı mevkiinin yardımıyla, onların bütün eşyalarını ele geçirdi. (6) Çünkü ova genişti, toprak ne derin ne de katı ve sertti; fakat kumlu ve tuzlu kuru toprakla doluydu, bu bakımdan savaş sırasında bu kadar çok atın ve insanın koşmasıyla çiğnendiği için kireç gibi toz açığa çıktı, havayı beyazlattı ve görüşü belirsizleştirdi. Öyle ki, Antigonos düşmanların eşyalarını fark ettirmeden kolayca ele geçirdi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XVII. Παυσαμένης δὲ τῆς μάχης εὐθὺς οἱ περὶ τὸν Τεύταμον ἐπρεσβεύοντο περὶ τῆς ἀποσκευῆς. Ἀντιγόνου δὲ καὶ ταύτην ἀποδώσειν ὑπισχνουμένου τοῖς ἀργυράσπισι καὶ τἆλλα χρήσεσθαι φιλανθρώπως, εἰ παραλάβοι τὸν Εὐμενῆ, βούλευμα δεινὸν οἱ ἀργυράσπιδες ἐβουλεύσαντο, ἐγχειρίσαι ζῶντα τοῖς πολεμίοις τὸν ἄνδρα. (2) καὶ πρῶτον μὲν ἀνυπόπτως προσεπέλαζον αὐτῷ καὶ παρεφύλαττον, οἱ μὲν ἀποδυρόμενοι περὶ τῆς ἀποσκευῆς, οἱ δὲ θαρρεῖν ὡς νενικηκότα κελεύοντες, οἱ δὲ τῶν ἄλλων ἡγεμόνων κατηγοροῦντες. ἔπειτα προσπεσόντες ἐξήρπασαν τὸ ἐγχειρίδιον αὐτοῦ καὶ τῇ ζώνῃ τὰς χεῖρας ἀποστρέψαντες ἔδησαν. ἐπεὶ δ᾽ ὑπ᾽ Ἀντιγόνου Νικάνωρ ἐπέμφθη παραληψόμενος αὐτόν, ἐδεῖτο λόγου τυχεῖν ἀγόμενος διὰ τῶν Μακεδόνων, οὐκ εἰς δέησιν ἢ παραίτησιν, ἀλλ᾽ ὡς περὶ τῶν ἐκείνοις συμφερόντων διαλεξόμενος. (3) Γενομένης δὲ σιωπῆς ἐν ὑψηλῷ τινι καταστὰς καὶ τὰς χεῖρας δεδεμένας προτείνας, &#8220;Ποῖον&#8221; εἶπεν, &#8220;ὦ κάκιστοι Μακεδόνων, τρόπαιον Ἀντίγονος ἐθελήσας ἂν έστησε καθ᾽ ὑμῶν, οἷον ὑμεῖς καθ᾽ αὑτῶν ἀνίστατε τὸν στρατηγὸν αἰχμάλωτον ἐκδιδόντες; οὐκ ἄρα δεινὸν ἦν κρατοῦντας ὑμᾶς ἧτταν ἐξομολογεῖσθαι διὰ τὰς ἀποσκευάς, ὡς ἐν τοῖς χρήμασιν, οὐκ ἐν τοῖς ὅπλοις τοῦ κρατεῖν ὄντος, ἀλλὰ καὶ τὸν ἡγεμόνα πέμπετε λύτρον τῆς ἀποσκευῆς. (4) ἐγὼ μὲν οὖν ἀήττητος ἄγομαι, νικῶν τοὺς πολεμίους, ὑπὸ τῶν συμμάχων ἀπολλύμενος∙ ὑμεῖς δέ, πρὸς Διὸς στρατίου καὶ θεῶν ὁρκίων, ἐνταῦθά με δι᾽ αὑτῶν κτείνατε. πάντως κἀκεῖ κτεινόμενος ὑμέτερον ἔργον εἰμί∙ μέμψεται δ᾽ οὐδὲν Ἀντίγονος∙ νεκροῦ γὰρ Εὐμενοῦς δεῖται καὶ οὐ ζῶντος. εἰ δὲ φείδεσθε τῶν χειρῶν, ἀρκέσει τῶν ἐμῶν ἡ ἑτέρα λυθεῖσα πρᾶξαι τὸ ἔργον.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XVII. Savaş bittikten hemen sonra eşyalar konusunda görüşmek için Teutamos tarafından elçiler yollandı. Antigonos ise, eğer Eumenes’i kendisine teslim ederlerse bunu gümüş kalkanlılara geri ödeyeceği ve diğer şekillerde onlara dostça davranacağı üzerine söz verince gümüş kalkanlılar onu düşmanlarına canlı teslim etmek gibi korkunç bir hüküm üzerinde karara vardılar. (2) Bazıları eşyaları konusunda yakınarak, diğerleri ise ona zafer kazanmış olduğu için cesaretli olmasını emrederek, bir kısmı ise diğer komutanlara haber vererek ilk önce Eumenes’in kuşkusunu çekmeden ona yaklaştılar ve onu kollamaya başladılar. Ardından üzerine çullanıp onun kılıcını zorla elinden aldılar ve kemeriyle ellerini sıkıca bağladılar. Nikanor Antigonos tarafından onu teslim almak için gönderilince, Makedonların arasından götürülürken ne yardım dilemesi ne de serbest bırakılması için değil; bilakis onlara kendi faydaları üzerine bir şeyler söylemek için konuşmasına izin versinler diye yalvarıyordu. (3) Sessizlik olduktan sonra yüksek bir yerde dikilip bağlanmış olan ellerini uzatarak “Nasıl bir şey” dedi “ey Makedonların en alçakları, Antigonos sizlere karşı bir zafer anıtı dikebilmeyi bu kadar arzu ettikten sonra, bunu şimdi siz onlara karşı komutanınızı savaş esiri olarak teslim ederek mi dikiyorsunuz? Sizlerin savaşı kazanmış olduğu bir sırada eşyalarınız nedeniyle yenilgiyi kabul etmeniz korkunç bir şey değil mi? Sanki birinin zafer kazanması silahlarıyla değil servetleriyle oluyor ve bilakis komutanınızı eşyanızın fidyesi olarak gönderiyorsunuz. (4) Bu yüzden düşmanlarına karşı galip gelen, yenilgisiz ben, müttefikleri tarafından mahvedilmiş olarak gönderiliyorum; sizler ise, orduların tanrısı Zeus ve yeminlerin tanrıları adına, burada beni kendi ellerinizle öldürün. Oradaki ölümüm tamamıyla sizlerin işi olacak. Antigonos hiçbir şekilde suçlamayacak; zira ölü Eumenes’i istiyor, yaşayanını değil. Şayet kendi ellerinizden çekiniyorsanız, benimkilerden biri çözülürse işin yapılması için kâfi olacak. (5) Eğer bana kılıç verecek kadar güvenmiyorsanız, ellerim bağlıyken fillerin ayaklarının altına atın. Ve eğer bu şeyleri yaparsanız kendi komutanınıza karşı son derece dürüst ve adil davranan insanlar olduğunuz için sizlerin bana karşı işlemiş olduğunuz suçu affediyorum”.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XVIII.Ταῦτα τοῦ Εὐμενοῦς λέγοντος τὸ μὲν ἄλλο πλῆθος ἄχθει κατείχετο καὶ κλαυθμὸς ἦν, οἱ δ᾽ ἀργυράσπιδες ἄγειν ἐβόων καὶ μὴ φλυαροῦντι προσέχειν∙ οὐ γὰρ εἶναι δεινόν εἰ Χερρονησίτης ὄλεθρος οἰμώξεται μυρίοις γυμνάσας πολέμοις Μακεδόνας, ἀλλ᾽ εἰ τῶν Ἀλεξάνδρου καὶ Φιλίππου στρατιωτῶν οἱ κράτιστοι τοσαῦτα καμόντες ἐν γήρᾳ στέρονται τῶν ἐπάθλων καὶ τροφὴν παρ᾽ ἑτέρων λαμβάνουσιν, αἱ δὲ γυναῖκες αὐτῶν ἤδη τρίτην νύκτα τοῖς πολεμίοις συγκαθεύδουσιν∙ ἅμα δ᾽ ἦγον αὐτὸν ἐπιταχύνοντες. (2) Ἀντίγονος δὲ δείσας τὸν ὄχλον (ἀπελείφθη γὰρ οὐδεὶς ἐν τῷ στρατοπέδῳ) δέκα τοὺς κρατιστεύοντας ἐλέφαντας ἐξέπεμψε καὶ λογχοφόρους συχνοὺς Μήδους καὶ Παρθυαίους διακρουσομένους τὸ πλῆθος. εἶτ᾽ αὐτὸς μὲν ἰδεῖν οὐχ ὑπέμεινε τὸν Εὐμενῆ διὰ τὴν προγεγενημένην φιλίαν καὶ συνήθειαν, πυνθανομένων δὲ τῶν παρειληφότων τὸ σῶμα πῶς φυλάξουσιν, &#8220;οὕτως&#8221;, εἶπεν &#8220;ὡς ἐλέφαντα, ὡς λέοντα.&#8221; (3) μετὰ μικρὸν δὲ συμπαθὴς γενόμενος τῶν τε δεσμῶν τοὺς βαρεῖς ἐκέλευσεν ἀφελεῖν καὶ παῖδα παραδέξασθαι τῶν συνήθων, ὅπως ἀλείψαιτο, καὶ τῶν φίλων ἐφῆκε τῷ βουλομένῳ συνδιημερεύειν καὶ κομίζειν τὰ ἐπιτήδεια. βουλευόμενος δὲ περὶ αὐτοῦ πλείονας ἡμέρας προσίετο καὶ λόγους καὶ ὑποσχέσεις, Νεάρχου τε τοῦ Κρητὸς καὶ Δημητρίου τοῦ υἱοῦ φιλοτιμουμένων τὸν Εὐμενῆ σῶσαι, τῶν δ᾽ ἄλλων ὁμοῦ τι πάντων ἐνισταμένων καὶ κελευόντων ἀναιρεῖν. (4) Λέγεται δὲ τὸν Εὐμενῆ τοῦ φυλάσσοντος αὐτὸν Ὀνομάρχου πυθέσθαι τί δήποτ᾽ Ἀντίγονος ἐχθρὸν ἄνδρα καὶ πολέμιον λαβὼν ὑποχείριον οὔτ᾽ ἀποκτίννυσι ταχέως οὔτ᾽ εὐγενῶς ἀφίησι∙ τοῦ δ᾽ Ὀνομάρχου πρὸς ὕβριν εἰπόντος ὡς οὐ νῦν, ἀλλ᾽ ἐπὶ τῆς μάχης ἔδει πρὸς θάνατον ἔχειν εὐθαρσῶς, &#8220;Ναὶ μὰ τὸν Δία&#8221; φάναι τὸν Εὐμενῆ, &#8220;καὶ τότ᾽ εἶχον· ἐροῦ δὲ τοὺς εἰς χεῖρας ἐλθόντας∙ ἀλλ᾽ οὐδενὶ κρείττονι προστυχὼν οἶδα.&#8221; καὶ τὸν Ὀνόμαρχον &#8220;Οὐκοῦν ἐπεὶ νῦν&#8221; φάναι &#8220;τὸν κρείττονα εὕρηκας, τί οὐκ ἀναμένεις τὸν ἐκείνου καιρόν;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XVIII. Eumenes bunları söyleyince kalabalığın bir kısmını keder kapladı ve bazıları ağladı, gümüş kalkanlılar ise gevezelik ettiği için uzatmamasını ve götürülmesini bağırdılar: Çünkü İskender ve Philippos’un askerleri arasından en iyileri bu kadar çok çabaladıktan sonra ihtiyarlıkta mükâfatlarından mahrum ediliyorlar ve başkalarının yanında besin sağlıyorlarsa, ayrıca onların eşleri artık üç gecedir düşmanlarla birlikte uyuyorlarsa, Makedonları sayısız savaşlara sürükleyen Khersonesoslu felaketine sızlanacaksa bunun korkunç bir şey olmadığını bağırdılar. Bu yüzden hemen Eumenes’i hızlı adımlarla sevk ettiler. (2) Kalabalıktan korkmuş Antigonos ise (zira ordugâhta kimse kalmamıştı) en güçlü fillerinden on tanesini ve çok sayıda mızrak taşıyan Med ve Parthları kalabalığı dağıtmaları için gönderdi. Ardından Antigonos’un bizzat kendisi de Eumenes’le eskiye uzanan dostluğu ve yoldaşlığı sebebiyle onu böyle görmeye dayanamadı, onu teslim alanlar kendisine Eumenes’i nasıl muhafaza edecekler diye sordukları zaman “sadece” dedi “fil gibi ya da aslan gibi”. (3) Kısa süre sonra ise, merhamete gelerek ağır zincirlerin kaldırılmasını emretti ve şahsi hizmetçilerinden birinin onunla ilgilenmesini kabul etti ve dostlarından isteyen birinin onunla bir gün geçirmesine ve erzak getirmesine izin verdi. Onun hakkında karar vermek için birçok gün boyunca Eumenes’in kurtulmasını çok isteyen Kreteli (Giritli) Nearkhos ve oğlu Demetrios’un, onun öldürülmesini emreden ve bu konuda ısrar eden, hemen hemen diğerlerinin hepsinin konuşmalarını ve savunmalarını dinledi. (4) Eumenes’in kendisine muhafızlık eden Onomarkhos’a, hangi nedenden ötürü Antigonos’un en nefret ettiği adamı ve düşmanını eline geçirmişken ne hızlı bir şekilde onu öldürüyor ne de soylu bir şekilde serbest bırakıyor diye sormuş olduğu rivayet edilir; Onomarkhos’un ise, küstahça ona şimdi değil, fakat savaş alanında ölümü cesaretle karşılamak gerekir deyince, “Evet Zeus hakkı için,” diye açıklar Eumenes “ve o zaman da yaptım; benimle göğüs göğüse savaşmış olanlara sor; fakat bizzat benden daha iyi bir adamla karşılaştığımı bilmemem”, “iyi” dedi Onomarkhos “şimdi kendinden çok daha iyi birini buldun, ne için sabırsızlıkla zamanını beklemiyorsun?”.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">XIX. Ὡς δ᾽ οὖν ἔδοξε τῷ Ἀντιγόνῳ τὸν Εὐμενῆ κτείνειν, ἐκέλευσεν αὐτοῦ τὴν τροφὴν ἀφελεῖν καὶ δύο μὲν ἡμέρας ἢ τρεῖς ἄσιτος οὕτω προσήγετο πρὸς τὴν τελευτήν. αἰφνίδιον δ᾽ ἀναζυγῆς γενομένης εἰσπέμψαντες ἄνθρωπον ἀποσφάττουσιν αὐτόν. τὸ δὲ σῶμα τοῖς φίλοις παραδοὺς ὁ Ἀντίγονος ἐπέτρεψε καῦσαι καὶ τὰ λείψανα συνθέντας εἰς ἀργυρᾶν ὑδρίαν κομίζειν, ἀποδοθησόμενα τῇ γυναικὶ καὶ τοῖς παισίν. (2) Οὕτω δ᾽ ἀποθανόντος Εὐμενοῦς οὐκ ἐπ᾽ ἄλλῳ τινὶ τὴν τιμωρίαν ἐποιήσατο τῶν προδόντων αὐτὸν ἡγεμόνων καὶ στρατιωτῶν τὸ δαιμόνιον, ἀλλ᾽ αὐτὸς Ἀντίγονος προβαλλόμενος ὡς ἀσεβεῖς καὶ θηριώδεις τοὺς ἀργυράσπιδας παρέδωκε Σιβυρτίῳ τῷ διοικοῦντι τὴν Ἀραχωσίαν, πάντα τρόπον ἐκτρῖψαι καὶ καταφθεῖραι κελεύσας, ὅπως μηδεὶς αὐτῶν εἰς Μακεδονίαν ἄπεισι μηδ᾽ ὄψεται τὴν Ἑλληνικὴν θάλατταν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">XIX. Bunun üzerine Antigonos, Eumenes’in öldürülmesine karar verdi ve onun yemek istihkakının elinden alınmasını emretti. Bu yüzden iki ya da üç gün boyunca yemeksiz bırakılarak ölüme terkedildi. Fakat aniden kampı bozup yola çıktıkları sırada bir adam gönderip onu öldürdüler. Antigonos karısına ve çocuklarına verilmesi için, vücudunu dostlarına verip yakılmasına ve küllerinin bir araya getirildikten sonra gümüşten yapılma bir vazoya konulmasına izin verdi. (2) Eumenes bu şekilde öldükten sonra ona ihanet eden komutanlarına ve askerlerine Antigonos’tan başka kimse tanrısal ceza vermedi, bizzat Antigonos dinsiz ve zalim insanlar olarak gördüğü gümüş kalkanlıları, ne onlardan hiçbiri Makedonya’ya dönsün ne de Hellen denizini görsün diye, mümkün olan her yolla onları yok etmesini ve öldürmesini emrettikten sonra Arakhosia’nın yöneticisi Sibyrtios’un hizmetine verdi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">ΣΕΡΤΩΡΙΟΥ ΚΑΙ ΕΥΜΕΝΟΥΣ ΣΥΓΚΡΙΣΙΣ</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">SERTORİUS VE EUMENES’İN KARŞILAŞTIRMASI</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">I. Ταῦτ᾽ ἔστιν ἃ περὶ Εὐμενοῦς καὶ Σερτωρίου μνήμης ἄξια παρειλήφαμεν. ἐν δὲ τῇ συγκρίσει κοινὸν μὲν ἀμφοτέροις ὑπάρχει τὸ ξένους καὶ ἀλλοδαποὺς καὶ φυγάδας ὄντας ἐθνῶν τε παντοδαπῶν καὶ στρατευμάτων μαχίμων τε καὶ μεγάλων δυνάμεων ἡγουμένους διατελεῖν, ἴδιον δὲ Σερτωρίῳ μὲν τὸ παρὰ πάντων τῶν συμμάχων δεδομένην ἔχειν διὰ τὸ ἀξίωμα τὴν ἀρχήν, Εὐμενεῖ δὲ τὸ πολλῶν διαφερομένων περὶ τῆς ἡγεμονίας πρὸς αὐτὸν ἐκ τῶν πράξεων λαμβάνειν τὸ πρωτεῖον∙ καὶ τῷ μὲν γὰρ ἄρχεσθαι βουλόμενοι δικαίως εἵποντο, τῷ δ᾽ ἄρχειν μὴ δυνάμενοι πρὸς τὸ συμφέρον ὑπήκουον. (2) καὶ γὰρ ὁ μὲν Ἰβήρων καὶ Λυσιτανῶν Ῥωμαῖος, ὁ δὲ Χερρονησίτης Μακεδόνων ἦρχεν, ὧν οἱ μὲν ἔκπαλαι Ῥωμαίοις ἐδούλευον, οἱ δὲ τότε πάντας ἀνθρώπους ἐδουλοῦντο. καὶ Σερτώριος μὲν ἀπὸ βουλῆς καὶ στρατηγίας θαυμαζόμενος, Εὐμενὴς δὲ διὰ τὴν γραμματείαν καταφρονούμενος, ἐφ᾽ ἡγεμονίαν προῆλθεν. οὐ μόνον τοίνυν ἐλάττοσι πρὸς τὴν ἀρχὴν ἀφορμαῖς, ἀλλὰ καὶ μείζοσι πρὸς τὴν αὔξησιν ἐχρήσατο κωλύμασιν Εὐμενής. (3) καὶ γὰρ ἄντικρυς τοὺς ἐνισταμένους καὶ κρύφα τοὺς ἐπιβουλεύοντας εἶχε πολλούς, οὐχ ὥσπερ τῷ ἑτέρῳ φανερῶς μὲν οὐδείς, λάθρα δ᾽ ὕστερον καὶ ὀλίγοι τῶν συμμάχων ἐπανέστησαν. διὸ τῷ μὲν ἦν πέρας τοῦ κινδυνεύειν τὸ νικᾶν τοὺς πολεμίους, τῷ δ᾽ ἐκ τοῦ νικᾶν ὁ κίνδυνος ὑπὸ τῶν φθονούντων.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">I. Bize kadar intikal etmiş olan Eumenes ve Sertorius hakkında anılmaya değer şeyler bunlardır. Kıyaslandığında her ikisinin de ortak yanları vardır; yabancı, yabancı uyruklu ve sürgün olmalarına rağmen, çeşitli halkların, büyük ve savaşçı orduların komutanlığını yapmaları. Ancak Sertorius’a özgü olan şey, ününden dolayı bütün müttefikleri tarafından verilmesiyle komutanlığa sahip olması, Eumenes’e özgü olan ise komutanlık üzerine birçoklarıyla mücadele ettikten sonra başarılarından dolayı en yüksek mertebeye ulaşmasıdır. Birini adil bir şekilde yönetilmek isteyenler, diğerini ise kumandanlıkta yetenekli olmayanlar kendi çıkarları için takip ediyordu. (2) Çünkü uzun zamandan beridir Romalılara tabi olan Iberialıları ve Lusitanialıları Romalı olan komuta ediyordu, o zaman bütün insanları kendilerine tabi yapan Makedonları ise Khersonesoslu komuta ediyordu. Buna ilaveten Sertorius senatus’ta iken ve generalliği sırasında kendisine hayranlık duyulduktan, Eumenes ise kâtipliğinden ötürü hor görüldükten sonra komutanlığa yükseldi. Bu nedenle Eumenes sadece kariyerinin başlangıcında oldukça az desteğe sahip olmadı; aynı zamanda kariyerinde ilerlerken de çok büyük engellerle karşılaştı. (3) Çünkü Eumenes’e doğrudan doğruya karşı çıkan ve gizlice suikast düzenleyen birçok kişi vardı; oysa Sertorius’a açıkça karşı koyan hiç kimse olmadı, daha sonraki zamanlarda ise gizlice müttefiklerinden çok azı ona karşı ayaklandılar. Bundan dolayı düşmanları üzerindeki zaferi tehlikesinin sonu oldu, Eumenes ise zaferinden dolayı onu kıskananlar tarafından tehlikedeydi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;">II. Τὰ μὲν οὖν κατὰ τὴν στρατηγίαν ἐφάμιλλα καὶ παράλληλα∙ τῷ δ᾽ ἄλλῳ τρόπῳ φιλοπόλεμος μὲν ὁ Εὐμενὴς καὶ φιλόνεικος, ἡσυχίας δὲ καὶ πρᾳότητος οἰκεῖος ὁ Σερτώριος. ὁ μὲν γάρ, ἀσφαλῶς καὶ μετὰ τιμῆς βιοῦν ἐξὸν ἐκποδὼν γενομένῳ, τοῖς πρώτοις μαχόμενος καὶ κινδυνεύων διετέλεσε, τῷ δ᾽ οὐδὲν δεομένῳ πραγμάτων ὑπὲρ αὐτῆς τῆς τοῦ σώματος ἀσφαλείας πρὸς οὐκ ἐῶντας εἰρήνην ἄγειν ἦν ὁ πόλεμος. (2) Εὐμενεῖ μὲν γὰρ Ἀντίγονος ἐκστάντι τῶν ὑπὲρ τοῦ πρωτεύειν ἀγώνων ἡδέως ἂν ἐχρῆτο, τὴν μετ᾽ αὐτὸν ἀγαπῶντι τάξιν, Σερτωρίῳ δ᾽ οἱ περὶ Πομπήϊον οὐδὲ ζῆν ἀπραγμόνως ἐπέτρεπον. διὸ τῷ μὲν ἑκοντὶ συνέβαινε πολεμεῖν ἐπ᾽ ἀρχῇ, τῷ δ᾽ ἀκουσίως ἄρχειν διὰ τὸ πολεμεῖσθαι. (3) φιλοπόλεμος μὲν οὖν ὁ τῆς ἀσφαλείας τὴν πλεονεξίαν προτιμῶν, πολεμικὸς δ᾽ ὁ τῷ πολέμῳ κτώμενος τὴν ἀσφάλειαν.Καὶ μὴν ἀποθανεῖν γε συνέβη τῷ μὲν οὐ προαισθομένῳ, τῷ δὲ καὶ προσδεχομένῳ τὴν τελευτήν, ὧν τὸ μὲν ἐπιεικείας, φίλοις γὰρ ἐδόκει πιστεύειν, τὸ δ᾽ ἀσθενείας, βουλόμενος γὰρ φυγεῖν συνελήφθη. καὶ τοῦ μὲν οὐ κατῄσχυνε τὸν βίον ὁ θάνατος, πάσχοντος ὑπὸ τῶν συμμάχων ἃ τῶν πολεμίων αὐτὸν οὐδεὶς ἐποίησεν∙ (4) ὁ δὲ φεύγειν μὲν πρὸ αἰχμαλωσίας μὴ δυνηθείς, ζῆν δὲ μετ᾽ αἰχμαλωσίαν βουληθείς, οὔτ᾽ ἐφυλάξατο καλῶς τὴν τελευτὴν οὔθ᾽ ὑπέμεινεν, ἀλλὰ προσλιπαρῶν καὶ δεόμενος, τοῦ σώματος μόνου κρατεῖν δοκοῦντα τὸν πολέμιον καὶ τῆς ψυχῆς αὑτοῦ κύριον ἐποίησεν.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;">II. Onlar komutanlık yetenekleri bakımından birbirlerine çok benziyorlardı. Diğer huyları bakımından ise, Eumenes savaş ve mücadeleyi severdi; Sertorius ise barışa ve sükûnete âşıktı. Zira biri eğer Makedonların önde gelenlerinin yoluna çıkmasaydı, emniyetli bir şekilde ve onurla yaşamını sürdürebilecekken yaşamını savaşarak ve tehlikeler içinde sona erdirdi. Diğeri ise, hiçbir şekilde olaylara karışmak istememesine rağmen, kendi hayatının güvenliği için barış içinde olmasına izin vermeyen onlara karşı savaşmak zorunda kaldı. (2) Eumenes üstün olma mücadelelerinden vazgeçseydi ve Antigonos’tan sonraki mevkiye razı gelseydi, ona Antigonos hoş bir şekilde davranırdı, Sertorius için ise işten çekilmesine rağmen, Pompeius’un adamları huzur içinde yaşamasına izin vermediler. Bu yüzden biri iktidar uğruna isteyerek savaşmayı sürdürdü; diğeri ise, savaştan dolayı istemeyerek yönetmeyi sürdürdü. (3) Güvenliğini ihtirasına feda eden Eumenes savaş severdi, savaşla güvenliğini sağlayan Sertorius ise savaşçıydı. Biri ölümü beklemezken ölümle karşılaştı, diğeri ise ölüme hazırlıklıyken karşılaştı. Zira onlardan biri iyi niyetli olduğundan, çünkü dostlarının güvenilir olduğunu düşündü, diğeri ise güçsüzlüğünden, çünkü kaçmak isterken esir edildi. Ayrıca düşmanlarının hiçbirinin yapmadığı şeylere müttefikleri tarafından maruz kalan Sertorius’un yaşamını ölüm kirletmedi; (4) ancak esir alınmadan önce kaçmaya muktedir olamayan, fakat esir alındıktan sonra yaşamak isteyen Eumenes ise ne ölüme karşı iyi bir şekilde önlem aldı ne de ölümle güzel bir şekilde yüzleşti, bilakis sadece onun bedenine hâkim olduğunu bilen düşmanını yalvarıp yakararak kendi ruhunun efendisi yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Plutarkhos, <em>Paralel Yaşamlar: Eumenes &amp; Karşılaştırma.</em> Çev. S. Sarıkaya. <em>Libri</em> II (2016) 182-225. DOI: 10.20480/lbr.2016013</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/013">http://www.libridergi.org/2016/013</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Quintus Asconius Pedianus, In Senatu in Toga Candida Contra C. Antonium et L. Catilinam Competitores</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 May 2016 08:43:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Translations-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/012</guid>

					<description><![CDATA[Quintus Asconius Pedianus, Senatus’ta Adaylık Toga’sıyla Rakipleri C. Antonius ve L. Catilina Aleyhine Konuşma. Çev. M. Oktan. Libri II (2016) 147-180. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/Libri_Kapak_3.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1794_Libri_Kapak_3-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: justify;">Quintus Asconius Pedianus, Senatus’ta Adaylık Toga’sıyla Rakipleri C. Antonius ve L. Catilina Aleyhine Konuşma</h2>
<h3>Translator: Mehmet OKTAN</h3>
<div class="divider_line"></div></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 147-180</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016012<br />
<strong>Received Date</strong>: 10.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 29.04.2016<br />
<strong>Online Publication Datei</strong>: 16.05.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_bff6dd6414af2878a71721b68316df9a" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016012.pdf"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/05/lbr.2016012.pdf"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" /></a>  <b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>Quintus Asconius Pedianus, <em>Senatus’ta Adaylık Toga’sıyla Rakipleri C. Antonius ve L. Catilina Aleyhine Konuşma</em>. Çev. M. Oktan. <em>Libri</em> II (2016) 147-180. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: center;"><div class="one_half"><p style="text-align: center;"><strong>In Senatu in Toga Candida</strong><br />
<strong>Contra C. Antonium et L. Catilinam Competitores</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div>
<p style="text-align: center;"><div class="one_half last"><p style="text-align: center;"><strong>Senatus’ta Adaylık Toga’sıyla<br />
</strong><strong>Rakipleri C. Antonius ve L. Catilina Aleyhine Konuşma</strong></p>
<p style="text-align: center;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(73)</strong> Haec oratio dicta est L. Caesare C. Figulo coss. post annum quam pro Cornelio dixerat.</p>
<p style="text-align: justify;">ARGVMENTVM</p>
<p style="text-align: justify;">Sex competitores in consulatus petitione Cicero habuit, duos patricios, P. Sulpicium Galbam, L. Sergium Catilinam; quattuor plebeios ex quibus duos nobiles, C. Antonium; M. Antoni oratoris filium, L. Cassium Longinum, duos qui tantum non primi ex familiis suis magistratum adepti erant, Q. Cornificium et C. Licinium Sacerdotem. Solus Cicero ex competitoribus equestri erat loco natus; atque in petitione patrem amisit. Ceteri eius competitores modeste se gessere, visique sunt Q. Cornificius et Galba sobrii ac sancti viri, Sacerdos nulla improbitate notus; Cassius quamvis stolidus tum magis quam improbus videretur, post paucos menses in coniuratione Catilinae esse eum apparuit ac cruentissimarum sententiarum fuisse auctorem. Itaque hi quattuor prope iacebant. Catilina autem et Antonius,</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(73)</strong> Bu konuşma, L. Caesar’ın ve C. Figulus’un <em>consul</em>’lükleri sırasında, Cornelius  için konuşmasından sonraki yılda gerçekleştirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">ÖZET</p>
<p style="text-align: justify;">Cicero consul’lük görevine aday olduğunda altı rakibi vardı. İkisi, P. Sulpicius Galba ile L. Sergius Catilina <em>patricii</em> sınıfındandı. Dördü <em>plebs</em> sınıfındandı. Bunlardan ikisi, hatip M. Antonius’un oğlu C. Antonius ile L. Cassius Longinus asil soydandı<sup>.</sup> Diğer ikisi, Q. Cornificius ile C. Licinius Sacerdos, kendi soylarından <em>magistratus</em>’luk görevini ilk elde edenler yalnız onlar değildi<sup>.</sup> Adaylardan yalnızca Cicero <em>equites</em> sınıfına mensuptu , dahası babasını adaylık sürecinde kaybetti<sup>.</sup> Rakiplerinden diğerleri  adabına göre hareket ediyorlardı. Q. Cornificius ile Galba’nın ılımlı ve saygıdeğer kişiler oldukları düşünüldü. Sacerdos hiçbir kötülüğü ile nam salmadı ; Cassius o zaman bir ölçüde kötü huyludan ziyade aptal gözükse de, birkaç ay sonra onun Catilina’nın komplo hareketinde yer aldığı ve de en zalim fikirlerin mimarı olduğu ortaya çıktı. Nihayetinde bu dördünün hiç şansı yoktu.<br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(74)</strong> quamquam omnium maxime infamis eorum vita esset, tamen multum poterant. Coierant enim ambo ut Ciceronem consulatu deicerent, adiutoribus usi firmissimis M. Crasso et C. Caesare. Itaque haec oratio contra solus Catilinam et Antonium est. Causa orationis huius modi in senatu habendae Ciceroni fuit quod, cum in dies licentia ambitus augeretur propter praecipuam Catilinae et Antoni audaciam, censuerat Senatus ut lex ambitus aucta etiam cum poena ferretur; eique rei Q. Mucius Orestinus tr. pl. intercesserat. Tum Cicero graviter senatu intercessionem ferente surrexit atque in coitionem Catilinae et Antoni invectus est ante dies comitiorum paucos.</p>
<p style="text-align: justify;">ENARRATIO</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dico, P(atres) [et] C(onscripti), superiore nocte cuiusdam hominis nobilis et valde in hoc largitionis quaestu noti et cogniti domum Catilinam et Antonium cum sequestribus suis convenisse.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Aut C. Caesaris aut M. Crassi domum significat. Ei enim acerrimi ac potentissimi fuerunt Ciceronis refragatores cum petiit consulatum, quod eius in dies civilem crescere dignitatem animadvertebant: et hoc ipse Cicero in expositione consiliorum suorum significat; eius quoque coniurationis quae Cotta et Torquato coss. ante annum quam haec dicerentur facta est a Catilina et Pisone arguit M. Crassum auctorem fuisse.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Quem enim aut amicum habere potest is qui tot civis trucidavit, aut clientem qui in sua civitate cum peregrino negavit se iudicio aequo certare posse?</em></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(74) </strong>Ancak Catilina ve Antonius, hepsinin içinde özellikle bunların dile düşmüş bir yaşam tarzları olduğu halde, yine de çok güçlüydüler<sup>.</sup> Nitekim her ikisi de, Cicero’yu <em>consul</em>’lükten uzak tutmak için, M. Crassus’un ve C. Caesar’ın güçlü desteklerinden medet umarak işbirliği yapmışlardı. Bundan dolayı, bu konuşma sadece Catilina ve Antonius’un aleyhine yapılmıştır. Cicero’nun Senatus’ta bu tarz bir konuşma yapmasının sebebi şuydu: Catilina ile Antonius’un aleni cüretkarlıkları yüzünden rüşvetin dozu günden güne giderek arttığı için Senatus artan bir ceza içeren rüşvet yasasının çıkarılmasına karar vermişti; bu yasanın çıkarılmasına <em>tribunus plebis</em> Q. Mucius Orestinus engel olmuştu<sup>.</sup> <em>Senatus’un</em> istemeyerek vetoya boyun eğmesi üzerine, o vakit Cicero ayağa kalktı ve seçimlerden birkaç gün önce Catilina ile Antonius’un işbirliğine karşı koydu.</p>
<p style="text-align: justify;">YORUM</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Senator’lar  önceki gece Catilina ile Antonius’un kendi adamlarıyla birlikte, bu finans temini işinde çok bildik ve tanıdık olan, asil soydan bir kimsenin evinde bir araya geldiğini söylüyorum.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Ya C. Caesar’ın ya da M. Crassus’un evini işaret ediyor. Zira Cicero <em>consul</em> adayı olduğu zaman, onun halk arasında saygınlığının her geçen gün arttığını fark ettiklerinden dolayı, ona karşı çok katı ve tek yürek muhalif oldular. Cicero’nun bizzat kendisi bunu, kendi düşüncelerini ifade ederken belirtmektedir<sup>.</sup> M. Crassus’u, bu konuşmanın yapılmasından önceki yılda, Cotta ile Torquatus’un <em>consul</em>’lükleri zamanında Catilina ve Piso tarafından gerçekleştirilen o komplonun da mimarı olmakla suçladı<sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Zira birçok vatandaşı katleden birisi, kimi bir arkadaş, ya da kendi devletinde bir yabancıyla adil bir mahkeme huzurunda kozunu paylaşabilmeyi reddeden biri, kimi bir cliens olarak kabul edebilir?</em><br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(75)</strong> Dicitur Catilina, cum in Sullanis partibus fuisset, crudeliter fecisse. Nominatim etiam postea Cicero dicit quos occiderit, Q. Caecilium, M. Volumnium, L. Tanusium. M. etiam Mari Gratidiani summe popularis hominis, qui ob id bis praetor fuit, caput abscisum per urbem sua manu Catilina tulerat: quod crimen saepius ei tota oratione obicit. Fuerat vero hic Gratidianus arta necessitudine Ciceroni coniunctus.</p>
<p style="text-align: justify;">Clientem autem negavit habere posse C. Antonium: nam is multos in Achaia spoliaverat nactus de exercitu Sullano equitum turmas. Deinde Graeci qui spoliati erant eduxerunt Antonium in ius ad M. Lucullum praetorem qui ius inter peregrinos dicebat. Egit pro Graecis C. Caesar etiam tum adulescuntulus, de quo paulo ante mentionem fecimus; et cum Lucullus id quod Graeci postulabant decrevisset, appellavit tribunos Antonius iuravitque se ideo eiurare quod aequo iure uti non posset. Hunc Antonium Gellius et Lentulus censores sexennio quo haec dicerentur senatu moverunt titulosque subscripserunt, quod socios diripuerit, quod iudicium recusarit, quod propter aeris alieni magnitudinem praedia manciparit bonaque sua in potestate non habeat.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nec senatum respexit cum gravissimis vestris decretis abens notatus est.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Catilina ex praetura Africam provinciam obtinuit: quam cum graviter vexasset, legati Afri in senatu iam tum absente illo questi sunt,</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(75)</strong> Sulla saflarında yer aldığı zaman, Catilina’nın gaddar bir şekilde hareket ettiği söylenir. Cicero daha sonra, öldürdüklerinden isimler de – Q. Caecilius, M. Volumnius, L. Tanusius  – zikreder. Hatta Catilina’nın, halk tarafından çok sevilen ve bu yüzden iki kez <em>praetor</em> olan M. Marius Gratidianus’un  kesilmiş başını kent boyunca elinde taşıdığını da. Bu konuşma boyunca, ona bu suçtan ötürü sık sık sataşır. Pek tabii, bu Gratidianus, Cicero ile yakın bir akrabalık bağına sahipti.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca C. Antonius’un bir <em>cliens</em>’e  sahip olamayacağını söyledi. Çünkü o, Sulla’nın süvari gücünü kullanarak Akhaia’da birçok kimsenin varını yoğunu almıştı. Yağmaya maruz kalan Hellenler daha sonraları, Antonius’u, yabancılarla sorun üzerine yetkili olan <em>praetor</em> M. Lucullus huzurunda mahkemeye çıkarttılar. Hellenler adına, kendisinden az önce bahsettiğimiz, o zaman henüz çok genç olan C. Caesar girişimde bulundu. Lucullus kararını Hellenlerin talebi doğrultusunda verdiği için, Antonius <em>tribunus</em>’lara başvurdu ve kendisinin adil bir mahkemede yargılanamadığını, bundan dolayı da bu karara uymayacağına dair yemin etti<sup>.</sup> Bu Antonius’u, bu konuşmanın yapılmasından 6 yıl önce <em>censor</em> Gellius ve Lentulus <em>Senatus</em>’tan çıkardı. Bunun için müttefikleri yağmaladığı, mahkemeyi tanımadığı, borcunun çokluğundan dolayı mülklerini icra yoluyla teslim ettiği ve kendi adına hiçbir varlığı olmadığı notunu düştüler.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kendisi yokken, en ağır kararlarınızla suçlu ilan edildiği zaman, Senatus’u tanımadı.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Catilina <em>praetor’luk</em> görevinden sonra Africa Eyaleti’nde görev aldı. Burayı ağır bir şekilde talan edince, Afrikalı elçiler o vakit derhal, o henüz yokken, ona karşı <em>Senatus</em>’ta şikayette<br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(76) </strong>multaeque graves sententiae in senatu de eo dictae sunt.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>In iudiciis quanta vis esset didicit cum est absolutus: si aut illud iudicium aut illa absolutio nominanda est. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Ante annum quam haec dicerentur Catilina, cum redisset ex Africa Torquato et Cotta coss., accusatus est repetundarum a P. Clodio adulescente, qui postea inimicus Ciceronis fuit. Defensus est Catilina, ut Fenestella tradit, a M. Cicerone. Quod ego ut addubitem haec ipsa Ciceronis oratio facit, maxime quod is nullam mentionem rei habet, cum potuerit invidiam facere competitori tam turpiter adversus se coeunti: praesertim cum alterum competitiorem suum Antonium in eadem hac oratione sua admoneat suo beneficio eum ex ultimo loco praeturae candidatum ad tertium pervenisse.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nescis me praetorem primum esse factum, te concessione competitorum et collatione centuriarum et meo mexime beneficio ex postremo in tertium locum esse subiectum?</em></p>
<p style="text-align: justify;">Qui igitur Antonio suffragationem suam imputandam putat, is si defendisset Catilinam, caput eius protectum a se nonne imputaret? Quod ita esse manifestum est ex eo quod statim dicit. Q. enim Mucius tr. pl. Intercedebat ne lex ambitus ferretur; quod facere pro Catilina videbatur. Hunc Mucium in hac oratione Cicero appellans sic ait:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Te tamen, Q. Muci, tam male de populo Romano existimare moleste fero qui hesterno die me esse dignum consulatu negabas. </em></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(76) </strong>bulundular ve <em>Senatus</em>’ta onun hakkında birçok ağır söz sarf edildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Beraat ettiği zaman, mahkemelerin nasıl bir gücünün olduğunu öğrendi: tabi bu, mahkeme, ya da o, beraat olarak adlandırılırsa. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuşmanın yapılmasından bir yıl önce Catilina, Torquatus ile Cotta’nın <em>consul</em>’lükleri sırasında Afrika’dan döndüğü zaman, ilerde Cicero’ya düşman olan genç P. Clodius tarafından gasp nedeniyle suçlandı<sup>.</sup> Fenestella’nın  aktardığına göre Catilina, M. Cicero tarafından savunuldu<sup>.</sup> Cicero’nun bu konuşmayı bizzat yaptığına kuşku duyuyorum<sup>.</sup> Çünkü kendisiyle birleşerek rakibinin hasedini utanç verici bir şekilde tersine çevirebilecek olmasına rağmen, o olaydan hiç bahsetmiyor. Özellikle de kendisinin diğer rakibi Antonius’un <em>praetor</em>’luk makamına, bu aynı konuşmasında onun kendi yardımıyla son sıra yerine üçüncü sıradan ulaştığını hatırlattığı için.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Benim praetor’luk makamına birinci sıradan seçildiğimi, senin hem rakiplerin rızasıyla hem centuria’ların ittifakı hem de bilhassa benim yardımımla son sıradan üçüncü sıraya geçtiğini bilmiyor musun? </em></p>
<p style="text-align: justify;">O halde Antonius için verilen seçim desteğinin, kendisine bir dönüşümünün olacağını hesap eden bir kimsenin, eğer Catilina’yı savunmuş olsaydı, onun ken­di­si tarafından korunmuş olan hayatı için de bir hesapta bulunmuş olması gerekmez miydi? Bunun ne kadar açık olduğunu, hemen söylediği şu şey ortaya koymaktadır. Zi­ra <em>tribunus plebis</em> Q. Mucius rüşvet yasasının geçmesine engel oldu; bunu Cati­li­na için yaptığı anlaşılıyordu. Cicero bu konuşmasında bu Mucius’a hitaben şöyle konuştu:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yine de ey Q. Mucius , dün consul’lüğe layık olmadığımı  iddia eden senin Roma halkı hakkında çok yakışıksız düşünmene içerliyorum.</em><br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(77)</strong><em> Quid? p. R. Minus diligenter sibi constitueret defensorem quam tu tibi? Cum tecum furti L. Calenus ageret, me potissimum fortunarum tuarum patronum esse voluisti. Cuius tüte consilium in tua turpissima causa delegisti, hunc honestissimarum rerum defensorem p. R. Auctore te repudiare potest? Nisi forte hoc dicturus es, quo tempore cum L. Caleno furti depectus sis, eo tempore in me tibi parum esse auxili vidisse.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Vere cum egerit Muci causam Cicero sicut Catilinae egisse eum videri vult Fenestella, cur iam, quamvis male existimet de causa Muci, tamen ei exprobret patrocinium suum, non idem in Catilina faciat, si modo pro eo dixit? et cur ipsum illud iudicium saepius in infamiam vocat? quod parcius videtur fuisse facturus, si in eo iudicio fuisset patronus. Atque ut alia omittam, hoc certe vix videtur dicturus fuisse, si illo patrono Catilina repetundarum absolutus esset:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Stupris se omnibus ac flagitiis contaminavit; caede nefaria cruentavit; diripuit socios; leges quaestiones iudicia violavit – </em>postea<em>:</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Quid ego ut violaveris provinciam praedicem? Nam ut te illic gesseris non audeo dicere, quoniam absolutus es. Mentitos esse equites Romanos, falsas fuisse tabellas honestissimae civitatis existimo, mentitum Q. Metellum Pium, mentitam Africam: vidisse puto nescio quid illos iudices qui te innocentem iudicarunt. O miser qui non sentias illo iudicio te non absolutum </em></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(77) </strong><em>Ne yani? Roma halkı kendisi için, senin kendin için yaptığından daha az gayretle mi bir savunucu seçsin? L. Calenus  hırsızlıktan dolayı seni dava ettiği zaman, benim kendi kaderinin baş avukatı olmamı istedin. Roma halkı, en onurlu işlerin – kendi en rezil meselende güvenle bilgisine başvurduğun – bu savunucusunu senin isteğin üzerine reddedebilir mi? Tabi muhtemelen, L. Calenus ile hırsızlık vakası olayını kapattığın esnada, benden kendin için o vakit çok az bir yardım görmüş olduğunu söylemezsen</em>.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyelim ki Cicero, Mucius’un vakasını üstlendiği gibi, Fenestella’nın iddia ettiği üzere Catilina’nın da vakasını üstlendi. Mucius’un vakası hakkında kötü bir şekilde değerlendirmede bulunmasına rağmen, yine de onun için yaptığı avukatlığı ayıplarken, niçin, eğer aynı şekilde onun adına konuştuysa, aynısını Catilina için de yapmıyor? Ve niçin sık sık o davanın kendisini rezalet olarak nitelendiriyor? Eğer o davada avukat olsaydı, çok daha hakkaniyetli bir şekilde hareket ederdi. Dahası, diğerlerini bir yana bırakacağım, eğer kendi avukatlığı sayesinde Catilina gasptan temize çıksaydı, böyle bir ibareyi elbette hiç kullanmazdı:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kendisini her türden cinsel münasebetler ve iğrenç davranışlarla rezil etti; zalim bir katliamla elini kana buladı; müttefikleri yağmaladı; yasaları, mahkemeleri, adaleti tanımadı – </em>devamında<em>: </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ne diye ben eyalette zorbalık yaptığını söyleyeyim? Zira orada kendi yaptıklarından aklandığın için, söylemeye dilim varmıyor. Roma atlılarının yalan söylediklerini, en onurlu kentin  tutanaklarının hatalı olduğunu, Q. Metellus Pius’un  yalan söylediğini, Afrika’nın yalan söylediğini düşünüyorum. Senin suçsuz olduğuna karar veren o yargıçların bir şeyi görmüş olduklarını sanırım bilmiyorum. Ah zavallı, o davadan kendinin temize çıkmadığını, </em><br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(78)</strong><em> verum ad aliquod severius iudicium ac maius supplicium reservatum! </em></p>
<p style="text-align: justify;">Verine ergo simile est haec eum Catilinae obicere, si illo defendente absolutus esset? Praeterea movet me quod, cum sint commentarii Ciceronis causarum, eius tamen defensionis nullum est commentarium aut principium.</p>
<p style="text-align: justify;">Ita quidem iudicio absolutus est Catilina ut Clodius infamis fuerit praevaricatus esse: nam et reiectio iudicium ad arbitrium rei videbatur esse facta.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Populum vero cum inspectante populo collum secuit hominis maxime popularis quanti faceret ostendit.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Diximus et paulo ante Mari caput Catilinam per urbem tulisse.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Me qua amentia inductus sit ut contemneret constituere non possum. Utrum aequo animo laturum putavit? At in suo familiarissimo viderat me ne aliorum quidem iniurias mediocriter posse ferre.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Manifestum est C. Verrem significari.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Alter pecore omni vendito et saltibus prope addictis pastores retinet, ex quibus ait se cum velit subito fugitivorum bellum excitaturum.</em></p>
<p style="text-align: justify;">C. Antonium significat.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Alter induxit eum quem potuit ut repente gladiatores populo non debitos polliceretur; eos ipse consularis candidatus perspexit et legit et emit; id praesente populo Romano factum est.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Q. Gallium, quem postea reum ambitus defendit, significare videtur. Hic enim cum esset praeturae candidatus,</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(78)</strong><em> bilakis daha ağır bir mahkemeye ve de daha büyük bir cezaya yol aldığını fark etmiyorsun. </em></p>
<p style="text-align: justify;">O halde, eğer o savunduktan sonra temize çıkmış olsaydı, onun bunu Catilina için sarfetmesi mümkün olur muydu? Bundan başka bir husus daha var; Cicero’nun davalarının notları olmasına rağmen, onun hakkında hiçbir savunma notu veya ön çalışma mevcut değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Elbette Catilina’nın mahkemede aklanma şekli, adı kötüye çıkmış Clodius’un yalandan suçlaması gibi oldu : çünkü yargıçların reddinin, sanığın isteğine göre tanzim edilmiş olduğu gözüküyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Lakin halkın gözü önünde, halkın gözdesi bir insanın kafasını kestiği zaman, halka nasıl bir bakış açısı olduğunu gösterdi.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda Catilina’nın Marius’un başını kent boyunca dolaştırdığını söyledik.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nasıl bir aptallığa kapılarak beni küçümsediğini anlayamıyorum. Bunu sukünetle karşılayıp karşılamadığımı fark etmedi mi? Bununla beraber kendisinin can yoldaşında, benim başkalarına haksızlığa hiç müsamaha göstermeyeceğimi az çok görmüştü. </em></p>
<p style="text-align: justify;">C. Verres’i işaret ettiği aşikardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Diğer biri bütün çiftlik hayvanlarını satmasına ve nerdeyse tüm otlaklarını devretmesine rağmen, halen çobanlarını alıkoyuyor. Bunlardan ne zaman arzu ederse, kendisinin çabucak bir kaçaklar ordusu tanzim edeceğini söylüyor. </em></p>
<p style="text-align: justify;">C. Antonius’u işaret ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir başkası, nüfuz sahibi olduğu bir kimsenin birden bire, halka yükümlü olmadığı gladiator’ları söz vermesine sebep oldu. Consul adayı olan kendisi bunları bizzat inceledi, seçti ve satın aldı; bu Roma halkının gözü önünde yapıldı.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Görünüşe göre, sonradan rüşvet sanığı olarak savunduğu Q. Gallius’u işaret ediyor<sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(79)</strong> quod in aedilitate quam ante annum gesserat bestias non habuerat, dedit gladiatorium munus sub titulo patri se id dare.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Quam ob rem augete etiam mercedem, si voltis, Q. Muci ut perseveret legem impedire, ut coepit Senatus consultum; sed ego ea lege contentus sum qua duos consules designatos uno tempore damnari vidimus. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Legem Calpurniam significat quam C. Calpurnius Piso ante triennium de ambitu tulerat. Quod dicit autem damnatos esse designatos consules, P. Sullam et P. Autronium, de quibus iam diximus, vult intellegi. Cognomen autem Q. Mucio tribuno quem nominat fuit Orestinus.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Atque ut istum omittam in exercitu Sullano praedonem, in introitu gladiatorem, in victoria quadrigarium.</em></p>
<p style="text-align: justify;">De Antonio dici manifestum est. Dicit eum in exercitu Sullae praedonem propter equitum turmas quibus Achaiam ab eo vexatam esse significavimus; in introitu gladiatorem pertinet ad invidiam proscriptionis quae tum facta est; in victoria quadrigarium, quod, cum Sulla post victoriam circenses faceret ita ut honesti homines quadrigas agitarent, fuit inter eos C. Antonius.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Te vero, Catilina, consulatum sperare aut cogitare non prodigium atque portentum est? A quibus enim petis? A principibus civitatis? qui tibi, cum L. Volcacio cos. İn consilio fuissent, ne petendi quidem potestatem esse voluerunt.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Paulo ante diximus Catilinam, cum de provincia Africa decederet petiturus consulatum et legati Afri questi de eo in senatu graviter essent, supervenisse. Professus deinde est Catilina petere se consulatum.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(79)</strong> Çünkü bir yıl önce yerine getirdiği <em>aedilis’lik</em> görevi esnasında vahşi hayvan gösterileri sergilemediği  için, bu kişi <em>praetor</em> adayı olduğu zaman , babası adına bu hizmeti verdiği bahanesiyle  <em>gladiator</em> gösterisi düzenledi.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bundan dolayı eğer istiyorsanız, Q. Mucius’a Senatus’un görüşmeye başladığı yasayı engellemeyi sürdürmesi için ücreti artırın. Ancak ben, aynı anda iki consul designatus’un mahkum edildiğini gördüğümüz bu yasadan memnunum. </em></p>
<p style="text-align: justify;">C. Calpurnius Piso’nun rüşvet üzerine üç yıl önce geçirdiği <em>lex Calpurnia</em>’yı işaret ediyor. Bununla birlikte, mahkum edildiklerini söylediği <em>consul designatus</em>’ların kendilerinden bahsettiğimiz P. Sulla ile P. Autronius olduğunun anlaşılmasını istiyor. Ancak Q. Mucius olarak adlandırdığı <em>tribunus</em>’un <em>cognomen</em>’i Orestinus idi.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dahası Sulla’nın ordusunda hırsız, kente girişinde gladiator, zaferinde araba sürücüsü olan onu bir kenara bırakayım. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Antonius’tan bahsedildiği açıktır. Onun Sulla’nın ordusunda hırsız olduğunu söylüyor, biz de süvari gücü vasıtasıyla Akhaia’nın kendisi tarafından yağmalandığını belirtmiştik. Kente girişinde <em>gladiator</em>, o esnada cereyan eden <em>proscriptio</em>’nun  sebep olduğu düşmanlığa tekabül ediyor. Zaferinde araba sürücüsü, Sulla zaferden sonra <em>Circus</em>’ta oyunlar tertip ettiği zaman , ileri gelen insanların <em>quadriga</em>’ları  sürmesine tekabül ediyor. Bunlar arasında C. Antonius da vardı.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Oysa senin için Catilina, consul olmayı umut etmek veya düşünmek olağanüstü bir durum ve de bir mucize değil midir? Lakin kimlerden talep ediyorsun? Devletin ileri gelenlerinden mi? L. Volcacius’un consul’lüğü sırasında istişarede bulundukları zaman, bu kimseler senin adaylık için hak sahibi olmanı dahi hiç istemediler.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Demin Catilina’nın, <em>consul</em>’lük görevine aday olmak üzere Africa Eyaleti’nden ayrıldıktan ve Afrikalı elçilerin kendisinden aşırı derecede şikayetçi olmalarından sonra aniden ortalıkta göründüğünü söylemiştik. Bundan sonra Catilina <em>consul</em>’lük görevine talip olduğunu açıkladı.<br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(80) </strong>L. Volcacius Tullus consul consilium publicum habuit an rationem Catilinae habere deberet, si peteret consulatum: nam quaerebatur repetundarum. Catilina ob eam causam destitit a petitione.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>A senatoribus? qui te auctoritate sua spoliatum ornamentis omnibus vinctum paene Africanis oratoribus tradiderunt?</em></p>
<p style="text-align: justify;">Diximus modo de hoc. Nam iudicium quoque secutum est repetundarum, quo ipse per infamiam liberatus est Catilina, sed ita ut senatorum urna damnaret, equitum et tribunorum absolveret.</p>
<p style="text-align: justify;">Ab equestri ordine? Quem trucidasti?</p>
<p style="text-align: justify;">Equester ordo pro Cinnanis partibus contra Sullam steterat, multique pecunias abstulerant: ex quo saccularii erant appellati, atque ob eius rei invidiam post Sullanam victoriam erant interfecti.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>A plebe? cui spectaculum eius modi tua crudelitas praebuit, ut te nemo sine gemitu ac recordatione luctus aspicere possit?</em></p>
<p style="text-align: justify;">Eiusdem illius Mari Gratidiani quod caput gestarit obicit.</p>
<p style="text-align: justify;">Quo loco dicit Catilinam caput M. Mari gestasse:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Quod caput etiam tum plenum animae et spiritus ad Sullam usque ab Ianiculo ad aedem Apollonis manibus ipse suis detulit.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Omnia sunt manifesta. Ne tamen erretis, quod his temporibus aedes Apollonis in Palatio fuit nobilissima, admonendi estis non hanc a Cicerone significari, utpote quam post mortem etiam Ciceronis multis annis Imp.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(80)</strong> <em>Consul</em> L. Volcacius Tullus, Catilina <em>consul</em>’lük görevine talip olursa, görevi alması uygun mudur diye danışma kurulunu topladı. Zira gasplarından dolayı soruşturma altındaydı. Catilina bu nedenden dolayı, aday olmaktan vazgeçti<sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Senator’lardan mı? Kimler kendi otoritesi tarafından az kalsın bütün onurlardan mahrum edilen, zincire vurulan seni Afrikalı elçiler için mahkum etti? </em></p>
<p style="text-align: justify;">Bundan daha az önce bahsettik. Çünkü gasplarından dolayı duruşma oldu, Catilina’nın kendisi rezalet bir şekilde aklandı. Öyle ki <em>senator</em>’ların oyu cezalandırılması, atlılar ile <em>tribunus</em>’ların oyu beraat etmesi yönündeydi<sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Atlı sınıfından mı? Hangisini katlettin</em> ?</p>
<p style="text-align: justify;">Atlı sınıfı Sulla’ya karşı Cinna safında yer almıştı ve birçokları paraları çalmıştı: bundan dolayı yankesici olarak adlandırıldılar. Dahası bu olaydan kaynaklanan kin nedeniyle Sulla’nın zaferinden sonra öldürüldüler.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ya da plebs’ten mi? Senin gaddarlığın kime, hiç kimsenin feryat ve dehşet hatırası haricinde sana bakamayacağı böyle bir gösteri sunmadı?</em></p>
<p style="text-align: justify;">O aynı Marius Gratidianus’un taşımış olduğu başını yüzüne vuruyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Burada Catilina’nın M. Marius’un başını taşımasından bahsediyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sıcaklığını ve canlılığını o esnada halen koruyan bu başı, Ianiculum’dan  Apollon Tapınağı’na kadar, Sulla’ya bizzat kendi elleriyle götürdü</em>.</p>
<p style="text-align: justify;">Her şey açık seçiktir. Yine de yanılmayasınız diye, Cicero tarafından, şimdi Palatium’da yer alan ve en fazla saygı gören Apollon Tapınağı’nın kast edilmediğine dikkat ediniz. Bu tapınağı Cicero’nun ölümünden birçok yıl sonra, şimdi<br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(81) </strong>Caesar, quem nunc Divum Augustum dicimus, post Actiacam victoriam fecerit: sed illam demonstrari quae est extra portam Carmentalem inter forum holitorium et circum Flaminium. Ea enim sola tum quidem Romae Apollonis aedes.</p>
<p style="text-align: justify;">Loquitur cum Catilina:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Quid tu potes in defensione tua dicere quod illi – non dixerint? at illi multa dixerunt quae tibi dicere non licebit – </em></p>
<p style="text-align: justify;">et paulo post:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Denique illi negare potuerunt et negaverunt: tu tibi ne infitiandi quidem impudentiae locum reliquisti. Qua re praeclara dicentur iudicia tulisse si, qui infitiantem Luscium condemnarunt, Catilinam absolverint confitentem.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Hic quem nominat L. Luscius, notus centurio Sullanus divesque e victoria factus – nam amplius centies possederat – damnatus erat non multo ante quam Cicero dixit. Obiectae sunt ei tres caedes proscriptorum. Circa eosdem dies L. quoque Bellienus damnatus est quem Cicero ait avunculum esse Catilinae. Hic autem Lucretium Ofellam consulatum contra voluntatem Sullae ad turbandum statum civitatis petentem occiderat iussu Sullae tunc dictatoris. His ergo negat ignotum esse, cum et imperitos se homines esse et, si quem etiam interfecissent, imperatori ac dictatori paruisse dicerent, ac negare quoque possent: Catilinam vero infitiari non posse. Huius autem criminis periculum quod obicit Cicero paucos post menses Catilina subiit. Post effecta enim comitia consularia et Catilinae repulsam fecit eum reum inter sicarios L. Lucceius paratus eruditusque, qui postea consulatum quoque petiit.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(81)</strong> Tanrı Augustus olarak andığımız imparator Caesar, Actium zaferinden sonra inşa ettirmişti. Bunun yerine bu tapınakla, <em>Circus Flamininus</em> ile <em>Forum Holitorium</em>  arasındaki Carmentalis Kapısı dışındaki tapınağa işaret edildiğine dikkat ediniz. Zira o esnada Apollon’un Roma’daki tek tapınağı buydu.</p>
<p style="text-align: justify;">Catilina ile konuşur:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Savunmanda onların söylemediği ne diyebilirsin? – Diğer yandan onlar, senin söyleyemeyeceğin birçok şey söylediler – </em></p>
<p style="text-align: justify;">ve bir müddet sonra:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Nihayetinde onlar reddedebiliyorlardı ve reddettiler: sen kendin için hiçbir inkar etme yüzü olmaksızın orayı terk ettin. Bundan dolayı, eğer kendini savunan Luscius’u suçlu bulurlarsa, kendini savunmayan Catilina’yı serbest bırakırlarsa, harika bir yargının icra edildiği söylenecektir.</em></p>
<p style="text-align: justify;">L. Luscius olarak adlandırdığı bu adam, Sulla’nın ordusunda tanınmış bir <em>centurio</em> idi ve elde ettiği zafer sayesinde zenginleşmişti, çünkü yüz bin <em>sestertii</em>’den daha fazlasına sahipti. Cicero’nun konuşma yapmasından kısa bir süre önce mahkum edildi. <em>Proscriptio</em> nedeniyle üç kişinin katliamından sorumlu tutuldu. O günlerde, Cicero’nun Catilina’nın dayısı olduğunu söylediği L. Bellienus da cezalandırıldı. Halbuki bu adam Sulla’nın iradesine karşı gelerek devlette karışıklık yaratmak için <em>consul</em>’lük görevine talip olan Lucretius Ofella’yı, o sırada <em>dictator</em> olan Sulla’nın emriyle öldürmüştü<sup>.</sup> Bundan dolayı, hem kendilerinin cahil insanlar olduklarını hem de birini öldürmüş olsalar dahi, bir komutanın ve <em>dictator</em>’un emrini yerine getirdiklerini söyleyerek bunlar nedeniyle mahkum edilmeyi reddederler. Üstelik reddedebilirler de. Oysa Catilina’nınki reddedilemez. Nitekim Cicero’nun bu suça tekabül eden tehlikeyi yüzüne vurmasından birkaç ay sonra, Catilina mahkemeye düştü. Zira <em>consul</em> seçiminin tamamlanmasından ve Catilina’nın seçimi kaybetmesinden sonra, kabiliyetli ve bilgili – ayrıca sonradan <em>consul</em> adayı da olan – L. Lucceius, cinayetlerinden dolayı onu sanık yaptı<sup>.</sup><br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(82)</strong><em> Hanc tu habes dignitatem qua fretus me contemnis et despicis, an eam quam reliqua in vita es consecutus? Cum ita vixisti ut non esset locus tam sanctus quo non adventus tuus, etiam cum culpa nulla subesset, crimen afferret. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Fabia virgo Vestalis causam incesti dixerat, cum ei Catilina obiceretur, eratque absoluta. Haec Fabia quia soror erat Terentiae Ciceronis, ideo sic dixit: etiam si culpa nulla subesset. Ita et suis pepercit et nihilo levius inimico summi opprobrii turpitudinem obiecit.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cum deprehendebare in adulteriis, cum deprehendebas adulteros ipse, cum ex eodem stupro tibi et uxorem et filiam invenisti.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Dicitur Catilina adulterium commisisse cum ea quae ei postea socrus fuit, et ex eo natam stupro duxisse uxorem, cum filia eius esset. Hoc Lucceius quoque Catilinae obicit in orationibus quas in eum scripsit. Nomina harum mulierum nondum inveni.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Quid ego ut violaveris provinciam praedicem, cuncto populo Romano clamante ac resistente? nam ut te illic gesseris non audeo dicere, quoniam absolutus es.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Dictum est iam saepius Catilinam ex praetura Africam obtinuisse et accusante eum repetundarum P. Clodio absolutum esse.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Praetereo nefarium illum conatum tuum et paene acerbum et luctuosum rei publicae diem, cum Cn. Pisone socio, ne quem alium nominem, caedem optimatum facere voluisti.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Quos non nominet intellegitis. Fuit enim opinio Catilinam et Cn. Pisonem, adulescentem perditum, coniurasse ad caedem Senatus faciendam ante annum quam haec dicta sunt,</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(82)</strong><em> Sahip olduğun ya da geri kalan hayatında edindiğin bu saygınlığa mı güvenerek sen beni küçümsüyorsun ve hor görüyorsun? Bu şekilde yaşadığın için, hiçbir suç işlenmese dahi, senin gelişinin leke bırakmayacağı öyle kutsal hiçbir yer yoktur</em><sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;">Vesta bakiresi Fabia, Catilina kendisine leke sürdüğü zaman, zina nedeniyle ifade vermişti ve temize çıkmıştı<sup>.</sup> Fabia, Cicero’nun eşi Terentia’nın üvey kız kardeşi olduğu için, böyle konuşmuştu: hiçbir suç işlenmese dahi. Bu şekilde hem kendisininkileri korudu hem de hiçbir hasmına, en büyük rezaletin utancını kolayca vermedi.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Zinada yakalandığın zaman, kendin zina yapanları yakaladığın zaman, aynı rezaletten kendine bir eş ve kız bulduğun zaman</em><sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;">Catilina’nın sonradan kendisine kayınvalide olan bir kadınla zina suçu işlemiş olduğu ve kendi evladı olmasına rağmen, o rezaletten doğanı eş yaptığı söylenir. Lucceius da ona karşı yazıya geçirdiği konuşmalarında , bu şeyden dolayı Catilina’ya sataşır. Bu kadınların ismini henüz bulamadım.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tüm Roma halkı yakınmasına ve itiraz etmesine rağmen, ben zorbalık yaptığını neden söyleyeyim ki? Suçsuz bulunduğuna göre senin orada nasıl davrandığını anlatmayı uygun görmüyorum. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Catilina’nın <em>praetor’luk</em> makamından sonra Afrika’da görev yaptığı ve P. Clodius kendisini gasp nedeniyle suçladığı zaman aklandığı yukarıda çoğu kez ifade edildi.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Senin Cn. Piso işbirliğiyle – başka isim yok – soyluları katletmeyi istediğin zamanki o iğrenç teşebbüsünü ve devlet için hem çok acı hem de hazin olan günü bir yana bırakıyorum.</em></p>
<p style="text-align: justify;">İsim vermediği kişileri anlıyorsunuz. Zira genç oğlan düşkünü Catilina ve Cn. Piso’nun, bunların söylenmesinden bir yıl önce, Cotta ile Torquatus’un <em>consul</em>’lükleri zamanında,<br /></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(83) </strong>Cotta et Torquato coss., eamque caedem ideo non esse factam quod prius quam parati essent coniuratis signum dedisset Catilina. Piso autem, cum haec dicerentur, perierat, in Hispaniam missus a senatu per honorem legationis ut † auus ablegaretur. Ibi quidem dum iniurias provincialibus facit, occisus erat, ut quidam credebant, a Cn. Pompeii clientibus Pompeio non invito.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>An oblitus es te ex me, cum praeturam peteremus, petisse ut tibi primum locum concederem? Quod cum saepius ageres et impudentius a me contenderes, meministi me tibi respondere impudenter te facere qui id a me peteres quod a te Boculus numquam impetrasset?</em></p>
<p style="text-align: justify;">Diximus iam supra Sullae ludis quos hic propter victoriam fecerit quadrigas C. Antonium et alios quosdam nobiles homines agitasse. Praeterea Antonius redemptas habebat ab aerario vectigales quadrigas, quam redemptionem senatori habere licet per legem. Fuit autem notissimus in circo quadrigarum agitator Boculus.</p>
<p style="text-align: justify;">Dicit de malis civibus:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Qui postea quam illo quo conati erant Hispaniensi pugiunculo nervos incidere civium Romanorum non potuerunt, duas uno tempore conantur in rem publicam sicas destringere.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Hispaniensem pugiunculum Cn. Pisonem appellat, quem in Hispania occisum esse dixi. Duas sicas Catilinam et Antonium appellari manifestum est.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Hunc vos scitote Licinium gladiatorem iam immisisse capillum Catilinae </em>†<em>iudic. qua Q. ue Curium hominem quaestorium. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Curius hic notissimus fuit aleator, damnatusque postea est.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(83) </strong><em>Senatus</em>’un katledilmesi için bir tertip hazırladığına ve de o katliamın, Catilina komplo işaretini zamansız verdiği için gerçekleşmediğine dair genel bir kanı vardı<sup>.</sup> Ancak <em>Senatus</em> tarafından, kendilerinden  uzaklaşması için <em>legatus</em>  olarak Hispania’ya gönderilen Piso bu konuşma yapıldığı sırada ölmüştü. Gerçekte orada, eyaletlilere haksızlıklar yaparken öldürülmüştü, bazıları ise Cn. Pompeius’a bağlı <em>cliens</em>’ler tarafından onun onayıyla öldürüldüğüne inanıyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yoksa praetor adayı olduğumuz vakit, senin benden, kendin için ilk sırayı bırakmamı talep ettiğini unuttun mu? Bunu defalarca yaptığın ve arsız bir şekilde bana ısrar ettiğin zaman, benim sana, senin benden utanmaz bir şekilde istediğin o şeyi, Boculus’un senden asla elde edemediği cevabını verdiğimi hatırladın. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Sulla’nın zaferi nedeniyle düzenlediği gösterilerinde <em>quadriga</em>’ları C. Antonius’un ve diğer bazı soylu insanların sürdüğünden yukarıda zaten bahsettik. Antonius bundan başka bazı <em>quadriga</em>’ları ücret karşılığında <em>aerarium</em>’dan kiralamıştı. Yasal olarak, <em>senator</em> için bu kiralama yapılabiliyordu. Ancak Boculus <em>circus</em>’taki en iyi <em>quadriga</em> sürücüsüydü.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahlaksız vatandaşlar hakkında konuşuyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bunlar Hispania kamasıyla Roma vatandaşlarının kaslarını kesmeyi başaramayınca, her ikisi de vakit geçirmeden devlete hançer sokmayı denediler. </em></p>
<p style="text-align: justify;">Hispania kaması, Hispania’da öldürülmüş olduğunu söylediğim Cn. Piso’ya tekabül eder. İki hançerin Catilina ile Antonius’a karşılık geldiği açıktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Siz bu gladiator Licinius’un Catilina’nın hükmü üzerine çoktan saçını uzattığını</em> <em> biliyorsunuz, quaestor olan Q. Curius’un da</em><sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;">Bu Curius çok ünlü bir kumarbazdı ve sonradan mahkum edildi.</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>(84)</strong> In hunc est hendecassyllabus Calvi elegans:</p>
<p style="text-align: justify;">Et talos Curius pereruditus.</p>
<p style="text-align: justify;">Huic orationi Ciceronis et Catilina et Antonius contumeliose responderunt, quod solum poterant, invecti in novitatem eius. Ferentur quoque orationes nomine illorum editae, non ab ipsis scriptae sed ab Ciceronis obtrectatoribus: quas nescio an satius sit ignorare. Ceterum Cicero consul omnium consensu factus est: Antonius pauculis centuriis Catilinam superavit, cum ei propter patris nomen paulo speciosior manus suffragata esset quam Catilinae.</p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half last"><p style="text-align: justify;"><strong>(84)</strong> Calvus’un  onun aleyhine incelikli bir <em>hendecasyllabus</em>  vezni vardır:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eşsiz bilgi sahibi Curius yine topukları kaldırmış.  </em></p>
<p style="text-align: justify;">Cicero’nun bu konuşmasına hem Catilina hem de Antonius hakaret ederek karşılık verdiler. Sadece, onun <em>homo novus</em> oluşuyla saldırabiliyorlardı. Onların adına düzenlenmiş konuşmalar da mevcuttur, bizzat kendileri tarafından değil de Cicero’yu kötüleyenler tarafından yazılmışlardır: bunların dikkate alınmamasının daha iyi olduğunu düşünüyorum. Nihayetinde Cicero genel mutabakat sonucunda <em>consul</em> seçildi. Babasının adı oy veren askeri kitlede Catilina’nın adından bir ölçüde daha itibarlı olduğu için, Antonius az sayıdaki <em>centuria</em> vasıtasıyla Catilina’yı geçti<sup>.</sup></p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="clearboth"></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2016 07:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/011</guid>

					<description><![CDATA[R. ŞEŞEN (Ed.), Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı. İstanbul 1998. İSAR Vakfı Yayınları, 454 sayfa (3 harita ile birlikte). ISBN: 9757874078 &#160; Kindî, İlk Felsefe adlı eserinde, araştırma metodları üzerine bilgi verirken “araştırıcıların çoğu neyi, nerede ve nasıl arayacaklarını bilmedikleri için yanılmışlardır” demektedir (Kindi 2014, 135). Araştırma metotlarının içinde önemli ayaklardan biri olan bibliyografik eserleri tanımamız, yapacağımız çalışmalarla bu ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/Müslümanlarda-Tarih-ve-Coğrafya-Yazıcılığı_Web.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1693_Müslümanlarda-Tarih-ve-Coğrafya-Yazıcılığı_Web-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;">Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı</h2>
<h3>Ramazan ŞEŞEN (Ed.)</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9757874078<br />
<strong>Page:</strong> 454<br />
<strong>Publication Date:</strong> 1998<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher:</strong> İSAR Vakfı Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 143-145</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016011<br />
<strong>Received Date</strong>: 31.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 14.04.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 20.04.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_0c87ad2dec812a46db29403ee016b83b" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016011.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016011.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>R. ŞEŞEN (Ed.), <em>Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı.</em> İstanbul 1998. İSAR Vakfı Yayınları, 454 sayfa (3 harita ile birlikte). ISBN: 9757874078</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Kindî, İlk Felsefe adlı eserinde, araştırma metodları üzerine bilgi verirken “araştırıcıların çoğu neyi, nerede ve nasıl arayacaklarını bilmedikleri için yanılmışlardır” demektedir (Kindi 2014, 135). Araştırma metotlarının içinde önemli ayaklardan biri olan bibliyografik eserleri tanımamız, yapacağımız çalışmalarla bu okyanusa bir damla da olsa katkıda bulunabilmemiz için zorunludur. Bu bağlamda, Ramazan Şeşen tarafından hazırlanan Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı adlı eseri sizlere tanıtacağımız bir yazı hazırlamayı istedik. Bu kitap her ne kadar eksiksiz bir envanter olmasa da, tarih araştırmacılarının öncelikle başvurması gereken eserler arasında yer almalıdır. Basıldığı tarih itibariyle on beş yılı aşkın süre geçmesine rağmen, bu konuda Türkçe olarak hazırlanmış derli toplu başka bir eserin bulunmaması da bu kitabın değerini arttırmaktadır.<br />
Kitapta, İslamiyet’in ilk yıllarından 19. yüzyıla kadarki dönemde yaşamış İslâm tarihi ve coğrafyası yazarlarının hayatları, ilmî şahsiyetleri ve eserleri ele alınmaktadır. Anlatılan yazarların eserleri tarihsel, biyografik ve coğrafi bir sıralamada okuyucuya sunulmaktadır. Ayrıca, adı geçen eserlere sonradan yapılmış zeyllere ve şerhlere de değinilmektedir. Eserde yeri geldikçe, yazarların yararlandıkları seleflerine ait çalışmalar ile onlardan yararlanan halefleri hakkında bilgiler verilmektedir. Bahsedilen eserlerin (varsa günümüze ulaşan nüshalarından orijinal dilinde) Türkçe ve Batı dillerinde yapılmış baskılarının yıl ve çevirmen bilgileri verilmektedir. Matbu olarak yayınlanmamış eserler içinse bir ya da birkaç yazma nüshası hakkında bilgi verilmektedir.<br />
Eser, Ekmeleddin İhsanoğlu tarafından kaleme alınmış olan Takdim (I-II); İçindekiler (III-IV), Önsöz (V-VIII), Bibliyografya ve Kısaltmalar (IX-XIII) kısımlarından sonra gelen Giriş (1-15) bölümü ile devam etmektedir. Giriş bölümünde, İslâm dünyasında her dönem gözde bir çalışma sahası olan tarihçilik (historiographie) hakkında bilgi verilmekte ve tarih bilimi hakkında yapılmış ilk çalışmalardan bahsedilmektedir. Bu kısımda, tarih ilmini ele alan eserler üzerinde özellikle durulmuştur. Bunlar; el-Kâfiyeci&#8217;ye ait el-Muhtasar fî ilm el-târih, el-Sehâvî&#8217;ye ait Kitab el-i’lân bi’l-tevbîh li men zemm el-târih ve el-Suyûtî&#8217;ye ait el-Şemârih fî ilm el-târih adlı kitaplardır. Bu bölümün içinde yer alan Yeni Çalışmalar (3-8) başlığında Doğu&#8217;dan Şemseddin Günaltay, Zeki Velidi Togan, Abdulaziz el-Dûrî; Batı&#8217;dan ise Hamilton A. R. Gibb, F. Babinger, F. Rosenthal&#8217;in de içinde bulunduğu otuz iki yazar ve onların eserlerinden bahsedilmektedir. Giriş bölümü, Tarih Kelimesinin ve Hicrî Tarihin Ortaya Çıkışı (9-11) başlığı ile devam etmektedir. Bu kısımda ise “tarih” sözcüğünün etimolojisi üzerine ortaya atılmış çeşitli görüşlere, Hicrî takvimin tarihine, İslâm tarihçilerinin metoduna ve el-Sübkî&#8217;ye atıfla bir tarihçide bulunması gereken vasıflara değinilmiştir. Tarih İlminin Tarifi (11-14) başlıklı kısımda tarih ilminin İbn Haldun, Mâkrîzî, Kafiyeci, el-Sehâvî, Kâtip Çelebi, İmâdeddin el-Isfahânî tarafından yapılmış tarifleri ele alınmaktadır. Ramazan Şeşen, bunların arasında özellikle İbn Haldun&#8217;un tarifini ayrı bir yere koymaktadır. Ayrıca bu kısımda, İslâm dünyasında tarihin kaydedilmesi ve tarih eğitimine verilen önem üzerinde durulmaktadır. Giriş bölümü, Hicrî takvim dışındaki takvimlere de değinilen İslâm Dünyasında Kullanılan Takvimler (14-15) başlığıyla sona ermektedir.<br />
Birinci Bölüm (16-57) dâhilindeki İslâm Tarihçiliğinin Doğuşu (16-43) başlığı altında Araplarda tarih düşüncesinin gelişmesinde etkili olan hususlar sayılmakta ve bunların arasında en önemlisinin İslamiyet’in zuhuru ve İslâm Devleti’nin tesisi olduğuna dikkat çekilmektedir. Devamında, Mekke ve Medine çevresindeki âlimlerin oluşturduğu Medine Tarih Ekolü ile Basra ve Kûfe çevresinde gelişen Irak Tarih Ekolü‘nün temel ayrımları ele alınmıştır. Bu iki ekol, kendileri için açılmış ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Medine Tarih Ekolü, Başlıca Temsilcileri (20-31) alt başlığında, bu çevrenin tarih yaklaşımı ile alakalı olduğu için siret ve meğâzi kitaplarının içeriklerine değinilmiştir. Ayrıca, Medine çevresinden on tane müellif ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Irak Tarih Ekolü, Başlıca Temsilcileri (31-43) alt başlığında ise bu çevrenin gelişimi anlatıldıktan sonra, on sekiz yazar hakkında bilgi verilmektedir. IX. yüzyıl ortalarında İslâm tarih yazımında karşımıza çıkan büyük hacimli tarih kitapları ve bunların yazarları hakkında bilgilerin verildiği Büyük Tarih Kitaplarının Yazılması (43-57) başlığı altında incelenen el-Kurtubî, Kuteybe b. Müslim, el-Belâzurî, el-Ya’kûbî, el-Taberî vd. ile birinci bölüm son bulmaktadır. Birinci bölümde kırkın üzerinde yazar, eserleri ile birlikte anılmıştır<br />
İkinci Bölüm (59-110), İslâm Tarihçiliğinin İkinci Safhası (X-XI. Asırlar) (59-79) başlığı altında tanıtılan otuzun üzerinde âlim ile başlamaktadır. İbn Miskeveyh, el-Mes’ûdî ve de Ebü’l-Ferec el-Isfâhânî bu kısımda tanıtılan isimlerdendir. Bununla birlikte Sabii, Yemen, Endülüs, Mısır ve Hristiyan çevrelerinden eser veren âlimler de bu kısımda ayrıca anlatılmıştır. İkinci bölümdeki diğer başlıklar Farsça Tarih Kitaplarının Ortaya Çıkışı (79-82), Biyografi Kitapları ve İlim Tarihine Dair Eserler (82-93) ve Coğrafyacılar (95-110) adlarını taşımaktadır. Coğrafyacılar başlığını taşıyan kısımda İbn Havkal, İbn Fazlan, el-Makdisî, el-İdrîsî vd. ile birlikte on sekiz yazar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Son olarak andığımız; Ortaçağ Doğu dünyasının coğrafyacıları hakkında bilgilerin verildiği kısım, kitabın diğer bölümlerine ve kitabın adında geçen &#8221;coğrafya&#8221; ibaresine nazaran oldukça kısa tutulmuştur. Coğrafya sahasında eserler veren kişiler, diğer bölümlerde de tarihçilerle aynı başlıklar altında, karışık bir şekilde verilmiştir.<br />
Üçüncü Bölüm&#8217;ün (111-175) ilk başlığı İslâm Tarihçiliğinin Üçüncü Safhası (111-129) adını taşımaktadır. Bu başlık altında XII-XIII. asır tarihçilerinden el-Hemedânî, İbn-i Kalânisî, Azîmi, el-Sem’ânî, Imâdeddin, el-Râvendî, Urfalı Mateos ve Papaz Grigor da dâhil olmak üzere yirmi beş farklı tarihçi hakkında bilgi verilmektedir. Bölüm, XIII. Asır Tarihçileri (131-175) başlığı ile devam etmektedir. Bu kısım, üç bölgeye bağlı olarak alt başlıklara ayrılmıştır. Bu alt başlıklardan Eyyûbî Sahası Tarihçilerinin Devamı (131-158) kısmında İbnü’l-Esîr, Yâkut el-Hamavî, İbn Şeddad, Bar Hebreus, İbn el-Adim, Ebû Şâme ve İbn Hallikan da dâhil yaklaşık otuz yazar üzerine bilgilendirmede bulunulmaktadır. Bu alt başlığın sonrasında, Cüzcânî, İbn Bibi ve Cüveynî gibi tarihçilerin aralarında bulunduğu XIII. Yüzyılda Irak, İran, Anadolu ve Hind&#8217;de Yaşayan Tarihçiler (159-170) ve XIII. Asır Mağrib ve Endülüs Tarihçileri (170-175) adlı alt başlıklar yer almaktadır. Bu bölümde toplam yetmiş isim ele alınmıştır.<br />
Dördüncü Bölüm&#8217;de (176-279); Memlûkluler Devrinde Tarihçilik (176-232) başlığı altında Baybars el-Mansûrî, el-Yûnînî, Ebü&#8217;l-Fidâ, Zehebî, İbn el-Furât, el-Makrizî, Tagribirdî&#8217;yi de içine alan kırk yedi tarihçi hakkında bilgi verilmiştir. Devamındaki bölümler olan İlhanlılarda ve Timurlularda Tarihçilik (233-250) başlığı altında Reşîdüddin, Kazvinî, Mirhond dahil on üç tarihçi hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölüm XIV-XV. Asırlarda Mağrib ve Endülüs&#8217;te Yaşayan Tarihçiler (251-266) başlığı altında on üç; Hicaz, Yemen Tarihçileri (267-279) başlığı altındaysa on beş tarihçi hakkında verilen malumatla son bulmaktadır. Bu bölümde seksen sekiz müellif ele alınmaktadır.<br />
Eserin son bölümü olan Beşinci Bölüm (281-399); Türkçe Tarihçiliğin Doğuşu, Osmanlılarda Tarihçilik (281-339), Osmanlılar Devrinde Arap Ülkelerinde Tarihçilik ve Arapça Yazan Diğer Tarihçiler (341-356) ve de XV. Yüzyıldan Sonra İran, Hindistan ve Orta Asya&#8217;da Tarihçilik (357-374) başlıklarına ayrılmıştır. Bu başlıklarda yaklaşık yüz müelliften bahsedilmektedir. Bu bölüm, Kitapta Zikredilen Bazı Önemli Kaynaklardan Tercümeler (375-388) başlığıyla devam etmektedir. Bu başlık ise, kısa tutulmakla beraber müelliflerin üslup ve yaklaşımlarını görmek bakımından önemlidir. Devamında ise Kitapta Bahsedilmeyen ve Yakın Zamanda Basılan Bazı Önemli Tarih Kitapları (389-399) başlığı beşinci bölümün ve aynı zamanda da eserin son başlığını oluşturmaktadır.<br />
Dört yüze yakın tarih ve coğrafya âlimini ve onların eserlerini ele alan kitap, indekslerle sona ermektedir. İndeksler kısmı; Kişi ve Kabile Adları (403-425), Yer Adları (426-431) ve Kitap Adları (432-451) olarak üç parça hâlinde hazırlanmıştır. Bütün bunlara ek olarak eserin en sonuna, ölçeği ve de lejantı bulunmayan üç harita konulmuştur. Bu haritalar, birisi bölgelerin diğeriyse kentlerin ad ve konumlarını gösteren iki adet İslam Dünyası haritası ile bir adet Hindistan haritasıdır.<br />
Sizlere plan ve içeriğini tanıtmaya çalıştığımız Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı adlı kitap görüleceği üzere oldukça geniş bir dönemin tarih-coğrafya yazarları ve onların eserlerini topluca ele almakla tarih literatüründeki çok önemli bir eksikliği gidermeye çalışmaktadır. Bunun yanında, ele alınan eserlerin yakın zamanda çeşitli dillerde yapılmış baskılarına ait bilgilerin verilmiş olması da çok önemlidir. Fiziki olarak küçük boyutlu olsa da gayet kullanışlı olan böyle bir başvuru eserinin çeşitli konularda çalışmalar yürüten tarih araştırıcıları ve öğrencilerine faydası tartışılmaz olup özellikle bibliyografya kritiğinde kullanılması mümkündür. Elân benzer özellikte bir eserin bulunmayışı da Ramazan Şeşen&#8217;in bu çalışmasının değerini arttırmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, Akdeniz Ortaçağ Araştırmaları Anabilim Dalı</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Hasan ATİK (MA) </strong><br />
<strong>hasanatik88@yandex.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">H. Atik, <em>Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı. </em>Ed. R. Şeşen. <em>Libri</em> II (2016) 143-145. DOI: 10.20480/lbr.2016011</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016011.pdf" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/011</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/010</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2016 10:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/010</guid>

					<description><![CDATA[D. ÖZER SARITAŞ, Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi. İstanbul 2012. On İki Levha Yayıncılık, 160 sayfa. ISBN: 9786055373771 Tarihsel süreç içerisinde, özellikle insanların yerleşik hayata geçmesini takiben, mevcut ilerleme­nin gerektirdiği yönetimsel örgütlenme modelleri de oluşmaya başlamıştır. Söz konusu modeller ilerleyen süreçle birlikte (longue durée); krallık, imparatorluk, aristokrasi, monarşi, oligarşi, ti­mok­rasi, demokrasi vd. gibi farklı rejimler ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016010.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1628_lbr.2016010-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016010.pdf" target="_blank">Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</a></h2>
<h3>Duygu ÖZER SARITAŞ</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9786055373771<br />
<strong>Page:</strong> 160<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2012<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher:</strong> On İki Levha Yayıncılık</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 137-141</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016009<br />
<strong>Received Date</strong>: 20.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 30.03.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 04.04.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_a7d3b88192dd7b3a0e9241cba8596c91" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016010.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016010.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a></b><b><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><strong>D. ÖZER SARITAŞ, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</em>. İstanbul 2012. On İki Levha Yayıncılık, 160 sayfa. ISBN: 9786055373771<br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tarihsel süreç içerisinde, özellikle insanların yerleşik hayata geçmesini takiben, mevcut ilerleme­nin gerektirdiği yönetimsel örgütlenme modelleri de oluşmaya başlamıştır. Söz konusu modeller ilerleyen süreçle birlikte (<em>longue durée</em>); krallık, imparatorluk, aristokrasi, monarşi, oligarşi, ti­mok­rasi, demokrasi vd. gibi farklı rejimler biçiminde tarih sahnesindeki yerlerini almışlardır. Bu doğrul­tu­da, yönetim ve idare mekanizması açısından ele alındığında herhangi bir rejimin mevcut varlığını, işleyişini ve hâkimiyetini sürdürebilmesi için kamusal gelirlere ihtiyaç duyulmuştur. Bu gelirlerin temin edilmesiyle mevcut nüfus için yeterli miktardaki su ve hububatın sağlanması, bayram-şölenlerin tertip edilmesi, ulaşım olanaklarının arttırılması, sosyal hizmetlerin sunulması ve de savaşların finanse edilmesine yönelik ücret ödemesinin yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Buna ek olarak, kamusal kullanımda olan tapınak, yol, anıt ve diğer benzeri ihtiyaçların gelişim sü­re­ci de bu gelirlerin toplanmasına paralel olarak hızlanmıştır. Öyle ki, tıpkı günümüzde olduğu gibi, antikçağda da kamu geliri elde etmek için kullanılan en eski ve en önemli mali gelir kapısını yine vergiler teşkil etmiştir. Lakin vergilerin konusu ve uygulama modelleri zaman içeri­sinde değişime uğrayarak gelişmiştir. Tanıtımı yapılan bu eser de, Roma Cumhuriyet Dönemi’nde toplanan vergilerin gelişim ve toplanma sürecini mercek altına almakta ve mevcut vergi sistemi üzerine kap­samlı bir değerlendirmede bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</em> adlı çalışma, yazarı tarafından Aralık 2010’da Ana­dolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dalı’na doktora tezi olarak sunulmuştur. On İki Levha Yayıncılık tarafından 2012 yılında İstanbul’da basılan eser, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet İdaresi</em> (5-52), <em>Roma Cumhuriyet Dönemi Vergi Gelirleri</em> (52-104), <em>Cumhuriyet Dönemi Vergi Toplama Yöntemi: İltizam Sistemi</em> (104-141) ve <em>Sonuç</em> (143-145) olmak üzere toplam 4 bölümden oluşmaktadır. <em>Önsöz</em> (IX-X), <em>Sunuş </em>I (XI-XII), <em>Sunuş </em>II (XIII-XIV), <em>İçindeki­ler</em> (XV-XVII) ve <em>Kısaltmalar</em> (XIX-XXI) kısımları ile başlatılan eser <em>Giriş</em> (1-4) ile devam etmektedir. Burada Roma’nın Krallık, Cumhuriyet ve İmparatorluk olarak adlandırılan tarihsel dönemlerinden bahsedilerek bu dönemlere paralel bir şekilde gelişen mali yapı ve vergilendirme sistemleri kısaca anlatılmaktadır. Bu kısımda eserin kapsamının Roma Cumhuriyet Dönemi (MÖ 509 – MÖ 27) olarak belirlendiği vurgulanmakta ve eserin diğer bölümleri de kısaca ele alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet İdaresi</em> (5-52) başlıklı birinci bölüm, <em>Genel Olarak</em> (5), <em>İtalya İdaresi</em> (6-8), <em>Eyalet İdaresi</em> (9-22), <em>Cumhuriyet Dönemi Mali İdaresi</em> (23-52) olmak üzere dört alt başlığa ayrılmaktadır. <em>Genel Olarak</em> (5) başlıklı alt bölümde, Cumhuriyet Dönemi’nde bir <em>civitas</em> (şehir devleti) olarak Latium Bölgesi’nde askeri ve mali temeller üzerine kurulmuş Roma’nın zamanla <em>“Roma-İtalya Federasyonu”</em>na dönüşmesi, MÖ <em>ca.</em> II. yüzyıldan sonra İtalya Yarımadası dışında bulunan yerlerin de ele geçirilmesiyle kurulan <em>provincia </em>(eyalet) sisteminden bahsedil­mektedir. <em>İtalya İdaresi</em> (6-8) başlıklı alt bölümde Roma Cumhuriyeti’nin Latium Bölgesi dışındaki yerleri ele geçirmesiyle değişen <em>tribus </em>(kabile) örgütlenme sisteminin MÖ 241’de durdurulması ve egemenlik altına alınan yerlerde bu tarihten sonra <em>municipium </em>(taşra kenti &#8211; kasaba) ve <em>colonia</em> (koloni) olarak adlandırılan örgütlenme sistem­lerine geçilmesi süreci anlatılmaktadır. Ayrıca diğer halklarla tesis edilen ittifak, dostluk ve misa­firlik antlaşmalarından bahsedilmekte, ittifak antlaşmalarının iki çeşidi olan eşit (<em>aequus</em>) ve eşit olmayan (<em>iniquus</em>) antlaşmalar üzerinde durulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eyalet İdaresi</em> (9-22) başlıklı alt bölüm kendi içerisinde <em>Genel Olarak</em> (9-11), <em>Eyaletlerdeki Top­lu­lukların Hukuki Durumu</em> (12-22) olmak üzere iki alt başlığa ayrılmaktadır.<em> Genel Olarak</em> (9-11) başlıklı alt bölümde Roma Cumhuriyeti tarafından ele geçirilen yerlerde uygulanan <em>provincia</em> sisteminin mali etkilerinden bahsedilmiştir. İşgal edilen yerlerde genellikle mevcut yerel vergi sistemlerinin, Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve mali çıkarlarına uygun olduğu ölçüde devam etti­ril­diği, toplanan ganimet ve vergi gelirlerinin Roma Cumhuriyeti hazinesine aktarıldığı, böylece vergi yükü altında kalan eyaletler sayesinde Roma şehrinin giderek zenginleştiği anlatılmaktadır. <em>Eyaletlerdeki Toplulukların Hukuki Durumu</em> (12-22) alt başlığı; <em>Özgür Şehirler</em> (13-20) ve <em>Vergiye Tabi Şehirler</em> (20-22) olarak iki kısma ayrılmaktadır. <em>Özgür Şehirler</em> (13-20) kısmı ise <em>Özgür ve Federe Şehirler</em> (16-18) ve <em>Özgür ve Federe Olmayan Şehirler </em>(19-20) olarak iki ayrı alt gruba ay­rıl­maktadır. <em>Toplulukların Hukuki Durumu</em> (12-22) alt başlığı ile Roma Cumhuriyeti tarafından egemenlik altına alınan yerlerde eyalet idaresine ilişkin olarak düzenlenen <em>lex provincia</em> (eyalet yasası) ve bu bölgelerde gelir elde etmek amacıyla uygulanan <em>divide et impera</em> (böl ve yönet) ilkesi anla­tılmaktadır. <em>Özgür Şehirler</em> (13-20) kısmında egemenlik altına alınan ancak hak ve öz­gür­lükleri bir ittifak antlaşması ile belirlenen şehirler <em>Özgür ve Federe Şehirler</em> (16-18) grubunda, bu imtiyazları Roma Cumhuriyeti kanunları veya <em>senatus consulta </em>(senatus kararları) ile belirlenen şehirlerin statüleri ise <em>Özgür ve Federe Olmayan Şehirler </em>(19-20) grubunda anlatıl­maktadır. Alt başlığın son kısmı olan <em>Vergiye Tabi Şehirler</em> (20-22) kısmında ise bir savaş sonra­sında Roma Cumhuriyeti’ne teslim olan şehirlerin <em>magistratus</em> (yönetici) tarafından idare edilmesi ve bu yerlerin Roma Cumhuriyeti’ne ödedikleri <em>stipendium </em>(askeri vergi) ve <em>vectigalia</em> (gelir vergisi) adlı vergi türleri açıklanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Mali İdaresi</em> (23-52) başlıklı alt bölüm, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet Hazinesi </em>(23- 30) ile <em>Cumhuriyet Dönemi Mali İdare Birimleri </em>(31-52) olmak üzere iki alt başlığa ayrılmaktadır. <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet Hazinesi </em>(23- 30) alt başlığı ile Roma Cumhuriyet Dönemi’nde tüm Roma halkına ait gelirlerin toplandığı, para ve kıymetli eşyaların yanı sıra mali olan ve olmayan önemli belgelerin de muhafaza edildiği kamu hazinesi ve devlet arşivi niteli­ğindeki <em>Aerarium Populi Romani</em> anlatılmaktadır.<em> Cumhuriyet Dönemi Mali İdare Birimleri </em>(31-52) alt başlığı ise <em>Senatus</em> (31-36), <em>Consul </em>(37), <em>Quaestor</em> (37-38) ve <em>Censor</em> (42-52) olmak üzere dört kısma ayrılmaktadır. <em>Senatus</em> (31-36) kısmında Roma Cumhuriyet Dönemi’nde <em>senatus</em>’un mali ve vergilendirme yetkileri ile diğer idari yetkileri, <em>senatus</em> ile <em>magistratus</em> ilişkileri, <em>senatus</em>’un tasarrufunda bulunan devlet hazinesi ve arşivi <em>Aerarium</em>’un kullanılmasına ilişkin usullere deği­nilmektedir.<em> Consul </em>(37) kısmında özel bir <em>magistratus</em> makamı olan <em>censor</em>’luk anlatılmaktadır. <em>Quaestor</em> (37-38) kısmında Roma Cumhuriyeti hazinesini idare ve muhafaza etmekle görevli <em>magistratus</em> olan ve MÖ 265’den sonra sayısı sekize çıkan <em>quaestor’</em>ların yetkileri belirtilmekte­dir. <em>Censor</em> (42-52) kısmında ise, maliye ile doğrudan ilgilenen ve bu görevleri nedeniyle <em>quaes­tor</em>’ların görevlerinden daha büyük takdir yetkisi ve deneyim gerektiren <em>Censor</em>’luk makamı anla­tıl­maktadır. Aynı bölümde Roma vatandaşlarının aile, askerlik durumu ve mali varlıklarının kayda alındığı <em>census</em>’ları (nüfus ve mal varlığı tespiti) düzenleme yetkisinin yanı sıra, Roma Cumhuriyeti adına ihale yapma ve harcama yetkisine de sahip <em>censor</em>’ların gerçekleştirdikleri bayındırlık faali­yetlerine değinilmiş­tir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Roma Cumhuriyet Dönemi Vergi Gelirleri</em> (52-104) başlıklı ikinci bölüm; <em>Tarihsel Süreçte Vergi­ler </em>(52-60) ve <em>Vergi Türleri </em>(61-104) olarak iki alt bölüme ayrılmaktadır. <em>Tarihsel Süreçte Vergiler </em>(52-60) alt bölümünde; Roma Cumhuriyeti toplumsal örgütlenme biçiminin kabileler (tribus) biçiminde olduğu, sürdürülen kısa çarpışmalarda genellikle kendi ihtiyaçlarını kendilerinin karşı­ladığı, ancak uzun süre devam eden savaşlar nedeniyle halktan vergi alınmaya başlandığı anlatıl­mak­tadır. Aynı bölümde Roma Cumhuriyeti’nin MÖ III. yüzyılda İtalya Yarımadası’nın fethini ta­mam­laması sonrasında çiftçiliğe dayalı toplumdan bir ticaret devletine nasıl geçiş yaptığı, Sicil­ya’dan alınan <em>decuma </em>(öşür) vergisi, gelirlerin artmasıyla halktan alınan dolaysız vergi <em>tribu­tum</em>’un kaldırılması ve de kamu geliri anlamına gelen <em>pasqua</em>, <em>vectigalia </em>ve <em>publicum</em> konuları açıklanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Vergi Türleri </em>(61-104) alt bölümü; <em>Roma Ordusu’nun İaşesini Temin Eden Vergiler </em>(61-83), <em>Arazi Gelirleri</em> (83-89), <em>Doğal Kaynaklardan Elde Edilen Gelirler </em>(89-95), <em>Liman Resmi</em> (95-99) ve <em>Azat Etme Vergisi</em> (99-104) alt başlığa ayrılmaktadır. <em>Roma Ordusu’nun İaşesini Temin Eden Vergiler </em>(61-83) alt başlığı ise <em>Tributum </em>(62-78), <em>Stipendium</em> (78-80), <em>Leitourgia</em> (81-83) olarak üç kısma ayrılmaktadır. <em>Tributum </em>(62-78) kısmında Roma Cumhuriyet Dönemi’nde vatandaşlardan alınan olağanüstü nitelikli bir vergi olan ve <em>tributum in capita</em>, <em>tributum temeratium</em>, ve <em>tributum ex censu</em> olarak üç ayrı şekilde düzenlenen <em>tributum</em> vergisi incelenmektedir. Bu doğrultuda toplumsal ve askeri bir birim olarak ortaya çıkan <em>centuria</em>’lar (yüz kişilik birlik, bölük), vergilendirme ilkeleri, vergi muafi­yetleri ile vergilendirmenin tarihi ve de tahakkuk-tahsil aşama­larına değinilmektedir. <em>Stipendium</em> (78-80) kısmında Roma Cumhuriyeti ordusunda askerlik hizmetini yerine getirenlere ödenen ücret olan <em>stipendium</em>’un, bir Etrüsk kenti olan Veii’nin kuşatılması (MÖ 406-398) zamanında tahsil edilmeye başlanması ve buna ek olarak askerlere verilen ücret olarak ortaya çıktığı halde zaman içerisinde bir vergi türü haline dönüşmesi anla­tılmaktadır.<em> Leitourgia</em> (81-83) kısmında, bazı zengin Roma vatandaşlarının bir takım kamu hizmetlerini karşılaması olarak tanımlanan <em>leitourgia</em> sistemi ve uygulamaları anlatılmaktadır. <em>Arazi Gelirleri</em> (83-89) alt başlığı ise <em>Öşür </em>(84-86), <em>Otlak Resmi</em> (86-89) olarak iki kısma ayrılmakta­dır. <em>Öşür</em> (84-86) kısmında; devlet arazilerini (<em>ager publicus</em>) işgal edenlerin tarımsal ürün hasılatlarının 1/10’luk kısmını vergi olarak ödemesi şeklinde uygulanan öşür vergisi, verginin oluşturulması ve gelişimi, vergi toplama hakkını devlet­ten satın alan <em>publicanus</em>’lar (vergi mültezimleri) özelinde anlatılmaktadır. <em>Otlak Resmi</em> (86-89) kısmında esas itibari ile tarım faaliyetlerine dayanan Roma Cumhuriyeti ekonomisinde tarımsal alanların düzenlen­mesi, <em>ager publicus</em> (kamusal arazi) olarak değerlendirilen meraların kullanımı ve de <em>ager publicus</em>’ları yönet­mekle görevli olan <em>censor</em>’lara odaklanılmaktadır. <em>Doğal Kaynaklardan Elde Edilen Gelirler </em>(89-95) alt başlığında madenler ve orman endüstrisi ürünlerinden elde edilen gelirler anlatılmak­tadır. Alt başlık; <em>Maden Vergisi</em> (90) ve <em>Tuz Vergisi</em> (91-95) olarak iki kısma ayrılmıştır. <em>Maden Vergisi</em> (90) kısmında; kamu malı sayılan altın, gümüş, bakır, demir, kurşun ve civa madenlerini işletenlerden alınan vergiler anlatılmaktadır. <em>Tuz Vergisi</em> (91-95) kısmında ise Roma Cumhuriyet Dönemi’nde çoğu zaman para yerine kullanılacak kadar değerli sayılan tuzun elde edildiği ve aynı zamanda kamu malı statüsüne sahip olan tuzlalar ile bu tuzlalarda kurulan işletmelerden alınan vergilere değinilmektedir. Roma askerlerine bazı dönemlerde ödenek ya da maaş olarak tuz verildiği için asker ücretlerinin <em>salarium </em>olarak adlandırıldığı, böylece başka dillerde “ücret” anla­mına gelen kelimelerin de bu sözcükten kaynaklandığı belirtilmektedir. <em>Liman Resmi</em> (95-99) alt başlığında İtalya Yarımadası ve eyaletlerdeki limanlar üzerinden ihraç veya ithal edilen ticari eşyalardan alınan vergiler ve bu vergilerin gelişim süreci anlatılmaktadır. <em>Azat Etme Vergisi</em> (99-104) alt başlığında ise; Roma Cumhuriyet Dönemi’nde yaşayan kölelerin (<em>servus</em>) durumu, bu kölelerin <em>manumisio</em> işlemi ile efendisi tarafından azat edilmesi sonrasında Roma vatandaşı ol­ma­sı nedeniyle uygulamanın kontrol edilebilmesi amacıyla düzenlenen ve köle bedelinin %5’i olarak öngörülen azat etme vergisi anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Vergi Toplama Yöntemi: İltizam Sistemi</em> (104-141) bölümü; <em>Tarihsel Süreç</em> (104-120), <em>Roma Vergi Hukuku’nda Vergi Tahsildarları ve Ortaklıkları</em> (120-136) ile <em>Vergi Tahsil­darları Ortaklıklarının Diğer Faaliyet Alanları</em> (136-141) olarak üç alt bölüme ayrılmaktadır.<em> Tarih­sel Süreç</em> (104-120) alt bölümü <em>Genel Olarak</em> (104-114), <em>Gracchus’lar Dönemi Vergi Tahsildarları</em> (114-116) ile <em>Sulla’dan Augustus’a Vergi Tahsildarları</em> (116-120) olarak üç alt başlığa ayrılmakta­dır.<em> Genel Olarak</em> (104-114) alt başlığı ile vergilerin bir bölümünün belirli bir bedel karşılığında devlet tarafından şahıslara devredilerek toplanması yöntemi anlamına gelen iltizam sisteminin Roma Cumhuriyet Dönemi’ndeki uygulanma esasları, bu esaslar kapsamında vergi toplayan kişiler olan <em>publicanus</em>’lar ve bir tür toplumsal sınıf haline gelen <em>societates publicanorum</em>’lar an­latılmaktadır. Aynı bölümde, getirilen ticaret yasağı üzerine <em>senator</em>’ların farklı gelir alanlarına yönelmeleri, böylece <em>publicanus</em>’ların faaliyet alanında süvari sınıfının öne çıkması anlatılmakta­dır.<em> Gracchus’lar Dönemi Vergi Tahsildarları</em> (114-116) alt başlığı ile Tiberius ve Gaius Sempro­nius Gracchus kardeşlerin cumhuriyeti kurtarmak adına sundukları ve de tarımsal alanlara ilişkin çözüm önerileri, çıkarılan <em>Lex Sempronia</em> adlı toprak kanunu özelinde anlatılmaktadır.  <em>Sulla’dan Augustus’a Vergi Tahsildarları</em> (116-120) alt başlığı ile Sulla zamanında 1600 adet süvari sınıfı mensubunun haklarının ellerinden alınması ile gerileyen vergi sistemine değinilmektedir. Diğer taraftan, Sulla’nın eyaletlerden talep ettiği 20.000 <em>talanton</em> tutarındaki öşür vergisinin Roma toplumundaki etkileri ve de MÖ 74 yılı <em>consul</em>’ü Licinius Lucullus’un bu vergiye müdahalesi de incelenmektedir. Buna ek olarak, Pompeius’un korsanlarla mücadelesi (MÖ 67) ve gelişen olayla­rın <em>publicanus</em>’lar üzerindeki etkileri, Gaius Iulius Caesar’ın (MÖ 100-44) zamanında vergi toplayı­cıların faaliyet alanlarının daralması ve nihayetinde devletin mültezimleri tasfiye ederek vergiyi bizzat toplamaya başlaması da anlatılmaktadır. <em>Roma Vergi Hukuku’nda Vergi Tahsildar­ları ve Ortaklıkları</em> (120-136) alt bölümü <em>Kuruluş ve Hukuki Statü</em> (120-127), <em>Yönetim ve Ortakları</em> (127-132), <em>Ortakların Sorumluluğu</em> (132-136) olarak üç alt başlığa ayrılmıştır. <em>Kuruluş ve Hukuki Statü</em> (120-127) alt başlığı ile Roma hukuku içerisinde klasik ticaret şirketlerinden farklı olarak tanımla­nan ve <em>censor</em>’lar tarafından yapılan ihalelere katılıp vergi tahsil etme yetkisini satın alan vergi mültezim şirketleri olarak bilinen <em>societas publicanorum</em>’lar hakkında bilgi verilmektedir. <em>Yönetim ve Ortakları</em> (127-132) alt başlığında <em>societas publicanorum’</em>ların ortakları, temsilcileri ve hisse­darları anlatılmaktadır. <em>Ortakların Sorumluluğu</em> (132-136) alt başlığında vergi toplanma­sında yaşanan yolsuzluklara karşı oluşturulan hukuki düzenlemeler ve de sorumluluklar açıklan­makta­dır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Vergi Tahsildarları Ortaklıklarının Diğer Faaliyet Alanları</em> (136-141) alt bölümü; <em>Kamusal Hiz­met veya Malzeme Sağlama İşi</em> (137-141), <em>Kamu Mallarının ve Arazilerinin İşletilmesi</em> (141) ola­rak iki alt başlığa ayrılmıştır. <em>Kamusal Hizmet veya Malzeme Sağlama İşi</em> (137-141) alt başlığı ise <em>Ordu için Mühimmat Sağlama işi</em> (138-139) ve <em>İnşaat Faaliyetleri</em> (139-140) olarak iki kısma ayrıl­mıştır. <em>Kamusal Hizmet veya Malzeme Sağlama İşi</em> (137-141) alt başlığında <em>opera publica et sarta tecta </em>olarak adlandırılan menkul varlıkların dağıtımı ve genellikle çatı tamiratlarını içeren faali­yetler anlatılmaktadır. <em>Ordu için Mühimmat Sağlama İşi</em> (138-139) kısmında orduya teçhizat ve erzak sağlanması için yapılan sözleşmeler ve <em>publicanus</em>’ların deneyimli iş adamları olarak etki­leri, <em>İnşaat Faaliyetleri</em> (139-140) kısmında ise <em>publicani</em> şirketlerinin <em>opera publica</em> olarak adlan­dırılan bayındırlık işlerini ihale yoluyla yüklenmeleri anlatılmaktadır. <em>Kamu Mallarının ve Arazi­le­rinin İşletilmesi</em> (141) alt başlığı ile <em>ager publicus</em>’ların, nehir ve göllerde avlanma haklarının, köp­rü­lerin ve yolların beş yıllığına <em>vectigal </em>olarak adlandırılan bedel karşılığı kiraya verilmesine deği­nil­mektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sonuç</em> (143-145) kısmında ise eserin önceki bölümlerinin kısa bir özeti sunulmaktadır. Burada ayrıca; Roma Cumhuriyeti Dönemi’nde kamu giderleri ve vergilendirmeye yönelik herhangi bir büt­çe oluşturulmadığı, devamlılık gösteren mali politikalar uygulanmadığı, <em>magistratus</em>’ların kısa görev süreleri nedeniyle uzmanlaşamadıkları, vergi gelirlerinin özel vergi toplayıcılara bırakılması ne­de­niyle devlet gelir kaynaklarının tüketildiği ve zamanla sistemin yozlaştığı vurgulanmıştır. Ese­rin sonunda <em>Kaynakça</em> (147-160) sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</em> adlı çalışma, yukarıda da ifade edildiği üzere yazarı tarafından Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dalı’na doktora tezi olarak sunulmuştur. Roma Cumhuriyet Dönemi vergi sisteminin açıklandığı eser, kapsadığı dö­nem­de izlenen vergi politikalarının nedenleri, etkileri ve uygulama yöntemleri ile birlikte de­ğer­len­dirilmesi suretiyle konu hakkında okuyucuya kapsamlı bilgi vermektedir. Söz konusu dö­nem içerisinde kamusal alanda vergiye ihtiyaç duyulan koşulların ortaya çıkması, verginin konu­sunun oluşturulması, vergi oranlarının ve vergiyi toplamak için gereken araçlar ile bu araçların kulla­nım yetkilerinin belirlenmesi gibi problematikler de eserde ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Eser ayrıca, günümüz dünyasında kamusal yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilen kamu gelirlerinin elde edilmesi ve toplumsal harcamaların yapılması amacına hizmet eden kamu ihalelerinin düzenlenmesi hususlarının kökeninde ne gibi tarihsel süreçlerin yaşandığı hakkında okuyucuya fikir vermektedir. Eser, bahse konu olan bu özellikleri kapsamında Roma Ekonomisi ve İktisat Tarihi konularında çalışmalar gerçekleştirecek olan araştırmacılar açısından önem teşkil etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, Akdeniz Eskiçağ Araştırmaları Anabilim Dalı, Antalya.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>B. Deniz ATİLLA (M.A.) </strong><br />
<strong>denizatilla@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">B. Deniz Atilla, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi. </em>Yazar: D. Özer Sarıtaş. <em>Libri</em> II (2016) 137-141. DOI: 10.20480/lbr.2016010</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/010" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/010</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/009</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2016 10:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/009</guid>

					<description><![CDATA[J. CHAMPION, Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors. South Yorkshire 2014. Pen &#38; Sword Books, 235 sayfa (15 resim ile). ISBN: 9781783030422  Büyük İskender’in yaşamı ve başarıları, onun -başta kendi komutanları olmak üzere-  birçok ko­mu­tan ve devlet adamı tarafından örnek alınmasına ve de taklit edilme­sine &#8211;imitatio Alexandri&#8211; neden olmuştur. Onun kurduğu, Makedonya’dan Hindistan içlerine kadar ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016009.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1619_lbr.2016009-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016009.pdf" target="_blank">Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors</a></h2>
<h3>Jeff CHAMPION</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9781783030422<br />
<strong>Page:</strong> 235<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2014<br />
<strong>Location:</strong> South Yorkshire<br />
<strong>Publisher:</strong> Pen &amp; Sword Books</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 133-136</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016009<br />
<strong>Received Date</strong>: 12.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 22.03.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 04.04.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_b15c8564893503171ded04156fddfef1" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016009.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016009.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>J. CHAMPION, <em>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors.</em> South Yorkshire 2014. Pen &amp; Sword Books, 235 sayfa (15 resim ile). ISBN: 9781783030422 </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Büyük İskender’in yaşamı ve başarıları, onun -başta kendi komutanları olmak üzere-  birçok ko­mu­tan ve devlet adamı tarafından örnek alınmasına ve de taklit edilme­sine &#8211;<em>imitatio Alexandri</em>&#8211; neden olmuştur. Onun kurduğu, Makedonya’dan Hindistan içlerine kadar uzanan imparatorluk ise MÖ 10 Haziran 323’teki ölümüyle komutanları arasında gerçekle­şen mücadelelere sahne olmuştur. İskender’in yaşamı ve seferleri gibi onun ardılları ara­sındaki taht kavgaları antikiteden günümüze değin birçok historiograf, biyograf ve araştırmacı açısından ilgi çekici bir konu olma özelliğine sahiptir. Böylece hem bahsedilen süreçle ilgili monografiler hem de bu süreçte ön plana çıkan şahsiyetlerle ilgili biyografiler kaleme alınmıştır. Klasik ve Hellenistik dönemler hak­kında araştır­malar yapan Jeff Champion tarafından kaleme alınmış <em>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors </em>(Tek Gözlü Antigonos: Ardılların En Büyüğü), İskender’in adıllarından Antigo­nos Monophthalmos’un yaşamını konu edinmiştir. Fakat eserde genel itibariyle Antigo­nos’un biyografisinden ziyade, onun askeri görüşleri, stratejik analizleri ve komuta yeteneği üzerine odaklanılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Contents </em>(İçindekiler [V]) kısmından sonra MÖ IV. yüzyılın başından İskender’in ölü­müne değin Makedonya’nın genel durumu, İskender’in ardılları arasındaki savaşımlar ve metnin yazımıyla ilgili teknik noktalara değinilen <em>Preface </em>(Önsöz [XII]) kısmı bulunmaktadır. <em>The Macedonian Homeland </em>(Makedon Ana Yurdu [1-10]) başlığıyla kaleme alınan ilk bölümde sırasıyla, Make­donların kökeniyle ilgili efsanelere, Makedonya olarak adlandırılan coğrafyanın stratejik ve eko­nomik önemine değinilmiştir. Buna ek olarak Makedonya’nın bilinen ilk kralı olan Perdikkas hükümdarlığından II. Philippos’a kadarki tarihsel gelişim süreciyle, bu süreçte siyasi ve askeri kurumların geçir­diği değişim ve dönüşüm anlatılmıştır. <em>Under Alexander </em>(İskender’in Emrinde [11-18]) başlığıyla sunulan ikin­ci bölümde İskender’in Makedon Krallığı’nın başına geçişi, Hindistan içlerine kadar iler­leyişi ve MÖ 323 yılında ardında bir varis bırakmadan ölme­si/öldürülmesi? süreci Antigonos Monophthalmos’un kariyeri üzerine bölük pörçük bilgilerle birlikte sunulmuştur. MÖ 324 yılında Perdikkas’ın <em>khiliarkhos</em> olarak atanması, akabinde İskender tarafından kraliyet yüzüğünün ona verilmesiyle ve İskender’in ölmesiyle ortaya çıkan otorite boş­lu­ğu, onun komutanları arasında çekişmelerin başlamasına sebebiyet vermiştir. Babil’de alınan kararlar ve Triparadeisos Konseyi’yle de çözüme kavuşturulamayan iktidar mücadeleleri sırasın­da Antigonos’un askeri komuta yetisi, stratejik hamleleri ve siyasi öngörüsü sayesinde giderek güçlenen bir konuma erişme serüveni <em>The Rise of Antigonus </em>(Antigonos’un Yükselişi [19-27]) isimli bölümün konusu olmuştur. <em>The Destruction of Perdiccans </em>(Perdikkasçıla­rın Yok Edilmesi [28-36]) başlığıyla, Perdik­kas’ın öldürülmesinin ardından yerine Antipatros’un geçmesi, Perdik­kas’ın yandaşı olan Eume­nes ve Krateros gibi komutanların bertaraf edilme sürecinde gerek askeri gerekse de diplomatik becerisi sayesinde Antigonos’un ön plana çıkışı okuyucuya aktarıl­mıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>The Outbreak of the Second Successor War </em>(İkinci Ardıl Savaşının Patlak Vermesi [37-43]) adlı bölümde Antipatros’un ölümünün ardından Polyperkhon’un onun yerine geçişi ve Antipatros’un oğlu Kassandros’un Polyperkhon’a karşı giriştiği mücadeleler anlatılmıştır. Söz konusu süreçte Küçük Asya’daki emelleri için daha önce Antigonos tarafından yenilgiye uğratılmış Eumenes’in, Polyperkhon’un desteğiyle yeni girişimlerde bulunması, Antigonos’un da Kassandros’u destek­lemesine neden olmuştur. Böylelikle ortaya çıkan koalisyonlar ve patlak veren savaş Hellas’ta Kas­sandros ve taraftarlarının galibiyetiyle sonuçlanmış, Küçük Asya’da ise Kassandros’un mütte­fiki Antigonos, Eumenes’e karşı üstün gelmiştir. Bu yenilginin üzerine Eumenes yeni bir ordu oluşturmak ve de yeni ittifaklar kurma amacıyla doğuya gitmiştir. Eumenes bu amaç doğrultu­sunda Susa’ya ulaştığında Peukestas ve Eumedos’u kendi tarafına çekmeyi başarmıştır. Ardından Antigonos’un Eumenes’i takip ederek Susa’ya ulaşması, burada Pithon ile birleşip Eumenes’e karşı muharebe hazırlıklarına başlaması ise <em>The March East </em>(Doğu Seferi [44-51]) başlığıyla serim­len­miştir. <em>The Battle of Paraetaceni </em>(Paraitakene Muharebesi [52-59]) başlığı altında Parai­takene’de (İsfahan) karşılıklı konuşlanan iki düşman ordunun -Antigonos, Eumenes’e karşı- ana­lizi yapılmıştır. Sonrasında ise komutanların söz konusu orduları muharebe boyunca nasıl yönet­tikleri, iki tarafın da büyük kayıplar vererek birbirleri üzerinde üstünlük sağlayamamaları detaylı bir şekilde anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Paraitakene’de Antigonos ve Eumenes arasında sonuçsuz kalan çatışmalar yeni bir çarpışmayı kaçınılmaz kılmıştır. Eumenes daha güçlü bir ordu hazırlamasına rağmen, Antigonos’un muha­rebe öncesinde ve sırasında uyguladığı hamleler neticesinde Eumenes muharebeden başarıyla çıkmasına karşın kendi adamları tarafın­dan (gümüş kalkanlılar) yakalanıp Antigonos’a teslim edil­miştir. Söz konusu gelişmeler <em>The Battle of Gabene </em>(Gabie­ne Muharebesi [60-68]) adlı bölümde mercek altına alınmıştır. <em>The Causes of the Third Successor War </em>(Üçüncü Ardıl Savaşının Neden­leri [69-77]) başlığıyla okuyucuya sunulan bölümde, Eumenes ve yandaşlarını ortadan kaldıran Antigonos’un Media’daki satraplığı ele geçirmesi, Se­leu­kos’un hâkim olduğu Babil’e gelerek bölgeyi kontrol altına alması anlatılmıştır. Ayrıca kendi satraplığından kaçan Seleukos’un kışkırt­masıyla Ptolemaios, Lysimakhos ve Kassandros’un Anti­gonos’a karşı birleşmesi ve Antigonos’un yayılmacı emelleri doğrultusunda hareket etmesi ardıl­lar arasındaki yeni bir savaşın nedenleri olarak sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın onuncu bölümü <em>The Outbreak of the Third Successor War </em>(Üçüncü Ardıl Savaşının Patlak Vermesi [78-84]) başlığını taşımaktadır. Bu bölümde, Eumenes ve doğudaki satrapları ekar­te ederek sınırlarını genişletmenin yanında büyük bir orduya ve değerli hazinelere sahip olan Antigonos’un MÖ 315 yılında kendisine karşı oluşturulan Seleukos, Ptolemaios, Lysimakhos ve Kassandros ittifakına karşı mücadelesi betimlenmiştir. Ayrıca söz konusu koalisyona karşı Antigonos’un Polyperkhon ile ittifak yapması ve Hellen kentlerine özgürlüklerini yeniden vereceğini vaat ederek onların müttefikliğini kazanma girişimlerine de yer verilmiştir. Söz konusu savaşın MÖ 314-313 yıllarındaki seyri, Antigonos’un daha önce kendisine isyan etmiş komutanı Asandros’un isyanını bastırarak tüm Küçük Asya’yı ele geçirmesi ve gönderdiği komutanların Hellas’ta Kassandros’a karşı mücadeleleri <em>The Third Successor War Continues (314-313) </em>(Üçüncü Ardıl Savaşı Devam Ediyor (314-313) [85-90]) başlığıyla değerlendirilmiştir. <em>The Battle of Gaza </em>(Gaza Muharebesi [91-97]) adlı bölümde Antigonos’un doğudaki topraklarıyla ilgilenmesi için görevlendirdiği oğlu Demetrios’un, Koele Syria bölgesini ele geçirmek isteyen Mısır’ın hakimi I. Ptolemaios gibi tecrübeli bir komutana karşı MÖ 312 yılında Gaza (Gazze) şehrinde yaptığı mu­harebe detaylı olarak anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>The Peace of 311 and the End of the Third Successor War </em>(311 Barışı ve Üçüncü Ardıl Savaşı­nın Sona Ermesi [98-103]) adlı bölümün konusunu, Demetrios’un Ptolemaios’a kaybettiği top­rakları geri almak için bir doğu seferi düzenleyen Antigonos’un Koele Syria’daki toprakları geri alması, Babil’i ise Seleukos’a kaptırması oluşturmuştur. Ayrıca İskender’in oğlu IV. Aleksandros büyüyene dek Kassandros’un Avrupa’da general olarak atanması, Lysimakhos’un Trakya’ya hâkim olması, Ptolemaios’un ise Mısır ve Libya topraklarına egemen olması şartıyla MÖ 311 yılında imzalanan ve ardıl savaşına son veren antlaşma hakkında bilgi verilmiştir. <em>Antigonus’ Cam­paign against Seleucus </em>(Antigonos’un Seleukos’a karşı Seferi [104-108]) adlı bölümde ise, MÖ 311 yılında yapılan antlaşmanın Ptolemaios ve Kassandros tarafından ihlal edilerek Antigo­nos’un yeni bir savaş için tahrik edilme sürecinden bahsedilirken, Antigonos’un söz konusu kışkırtmalara çocukları komutasında küçük bir kuvvetle ve umursamaz bir tavırla karşılık verme­sine değinilmiştir. Ayrıca Antigonos’un doğudaki topraklarını geri alabilmek için Seleukos’a karşı yürüttüğü savaş (MÖ 310-309) anlatılmış, bu mücadelenin sonunda doğudaki toprakların yanı sıra Ege adalarında ve Hellas’taki kayıpları hakkında bilgiler sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Antigonos MÖ 307 yılında Kassandros’a karşı yeni savaşıma girmeye karar vermiştir. Tüm Hellen kentlerini yeniden özgürlüklerine kavuşturma politikası doğrultusunda oğlu Demetrios’u Hellas’a göndermiştir. Söz konusu plana göre önce Pire Limanı ele geçirilmiş, daha sonra ise on yıl boyunca tiranlar tarafından yönetilen Atina kentine ilerlenmiş, burası tiranlardan ve Kassan­dros’un konuşlandırdığı garnizonlardan temizlenmiştir. Atina’da demokrasinin yeniden inşa edilmesi Antigonos ve Demetrios’un Atinalılar tarafından onurlandırılmasına neden olmuştur. Söz konusu gelişmeler <em>The Liberation of Athens </em>(Atina’nın Özgürlüğü [109-114]) adlı bölümde anlatılmıştır. <em>The Conquest of Cyprus and the Kingship </em>(Kıbrıs’ın Fethi ve Krallık [115-123]) başlığı altında, Antigonos’un muazzam bir donanma hazırlayarak oğlu Demetrios’u Kıbrıs’ı almakla görevlendirmesi, Demetrios’un hem kara çıkartmasıyla Kıbrıs içlerine ilerleyişi, hem de Kıbrıs’ı savunmak için büyük bir donanmayla gelen Ptolemaios’a karşı yürüttüğü deniz savaşındaki zafer­leri aktarılmıştır. Bunun yanında Demetrios’un hem stratejik hem de taktiksel kabiliyeti sayesinde kazanılan bu zaferin ardından Antigonos ve Demetrios’un MÖ 306 yılında kral unva­nını alarak taç taktıkları böylelikle krallıklarını resmen ilan ettikleri belirtilmiştir. Kıbrıs’ın fethiyle Akdeniz’de stratejik açıdan önemli bir yeri ele geçirmiş olan Antigonos’un oldukça büyük bir kara ordusu ve donanmayla Mısır’ı ele geçirme girişimi <em>The Invasion of Egypt </em>(Mısır’ın İstilası [124-129]) isimli bölümde aktarılmıştır. Söz konusu saldırı denizde karşılaşılan fırtınalar, kara ve deniz saldırılarının koordine olamaması ve de Ptolemaios’un başarılı savunma yapması sebebiyle başa­rısızlıkla sonuçlanmış, neticede Ptolemaios da kral unvanı almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Rhodosluların gerek Hellas’ta gerekse de Kıbrıs’ta Antigonos’un faaliyetlerini desteklememiş olmaları, onların hedef olarak görülmesine neden olmuştur. Bu nedenle hem Hellas’taki faaliyet­leri hem de Akdeniz’in kontrolü için önemli olan Rhodos’un alınması için oğlu Demetiros’u gö­rev­lendirmiştir. Demetrios’un Rhodos’u almak amacıyla yaptığı deniz ablukası <em>The Siege of Rho­des: The Naval Assault </em>(Rhodos Kuşatması: Deniz Saldırısı [130-135]) başlığıyla anlatılmıştır. De­niz saldırısıyla istediğini elde edemeyen Demetrios’un üstün savaş teçhizatları hazırlatarak yap­tığı kara kuşatması, <em>poliorketes</em> (kentleri kuşatan) sıfatıyla anılması ve söz konusu kuşatmada başarısız olması <em>The Siege of Rhodes: The Land Assault </em>(Rhodos Kuşatması: Kara Saldırısı [136-142]) adlı bölümde okuyucuya sunulmuştur. Kassandros’un Hellas’ta yeniden yayılmacı siyaset izlediğini haber alan Demetrios, babasının Hellen kentlerinin özgürlüğünü savunan politikasını Kas­sand­ros’a karşı korumak için Hellas’a gitmiştir. Burada birçok kenti Kassandros’un hâkimi­yetinden kurtararak yarımadada demokrasinin yeniden tesis edilmesini sağlamıştır. Bunun ya­nında MÖ 303/302 yılında Korinthos Birliği’ne benzer bir Hellen Birliği oluşturmuştur. Sözü edilen gelişmeler ise <em>The Liberation of Greece </em>(Hellas’ın Özgürlüğü [143-151]) adlı bölümün ko­nu­su olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın yirmi birinci bölümü <em>The Battle of Ipsus </em>(Ipsos Muharebesi [152-162]) adını taşımakta­dır. Bu bölümde Antigonos ve Demetrios’un, Ptolemaios, Kassandros, Lysimakhos ve Seleukos tarafından oluşturulan koalisyona karşı mücadeleleri ve MÖ 301 yılında Ipsos’ta meydana gelen muharebede Demetrios ile Antigonos’un, Lysimakhos ve Seleukos’a karşı mücadelesi, muhare­benin neticesinde Antigonos Monophthalmos’un savaş sırasında öldürülmesi anlatılmıştır. <em>Conclusion and Epilogue </em>(Sonuç ve Sonsöz [163-170]) adlı son bölümde ise Antigonos’un öldürülmesiyle birlikte onun krallığı­nın düşmanları tarafından paylaşılmasına ve İskender’in krallığının tek bir kralın hâkimi­yeti altında birleştirilmesi hayalinin sona erdiğine değinilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap, İskender’in ölümünden sonra gerçekleşen önemli olayların sıralandığı <em>The Chro­nology of the Successors </em>(Ardılların Kronolojisi [171-173]), söz konusu dönemi konu edinmiş antik yazarların eserlerinden bahsedilen <em>The Literary Sources </em>(Edebi Kaynaklar [174-180]), Anti­gonos’un, II. Philippos ile kan bağını araştıran <em>Antigonus and the Argeads </em>(Antigonos ve Arge­adlar [181-182]), Hellenistik Dönem’deki savaşların giderlerinin mercek altına alındığı <em>The Cost of War </em>(Savaşın Maliyeti [183-186]) ve Antigonos’un Hellen kentlerine özgürlüklerini vadetmesinin altında yatan sebeplerin sorgulandığı <em>Antigonus’ Policy of “Freedom” for the Greeks </em>(Antigonos’un Hellenler için “Özgürlük” Politikası [187-195]) başlıklı beş <em>Appendix </em>(Ek) kısmıyla devam etmektedir. Her bir bölümün dipnotlarının yer aldığı <em>Notes </em>(Notlar [196-217]) ve atıfta bulu­nulan eserlerin alfabetik sırasının yer aldığı <em>Bibliography </em>(Bibliyografya [218-222]) adlı kısım­larının ardından <em>Index </em>(Dizin [223-235]) ile eser sonlandırılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta İskender tarafından kurulmuş olan imparatorluğun krallıklara bölünme süreci, ardılla­rın kral olma serüveni Antigonos Monophthalmos özelinde kronolojik olarak mercek altına alınmıştır. Bu bağlamda ardıllar arasındaki savaşlara odaklanılması, söz konusu savaşların strate­jik analizlerinin yapılması, tarafların orduları ve muharebe esnasındaki hamlelerinin görsellerle tasv­ir edilmesi Hellenistik Dönem’in ilk yıllarındaki savaş teknolojilerini ve stratejilerini gözler önüne sermesi açısından önemlidir. Söz konusu mücadelelerin gerçekleştiği süreçte diplomatik temasların da ne denli etkili olduğunun altı çizilmiştir. Antigonos Monophthalmos’un askeri kişi­liğinin ön plana çıkarıldığı kitap, onun biyografisinden ziyade askeri faaliyetlerine (stratege­mata’sına) ilişkin güncel bilgilerin bir derlemesi niteliğindedir. Bu sayede okuyucuya Antigo­nos’un askeri kariyerine ve savaşımlarının ardında yatan nedenlere ilişkin kapsamlı bilgilerin yanı sıra farklı bakış açıları ve yeni görüşler sunabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Tarih Bölümü, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı, Rize. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Mesut KINACI (Arş. Gör.) </strong><br />
<strong>mesut.kinaci@erdogan.edu.tr</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">M. Kınacı, <em>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors.</em> Yazar: J. Champion. <em>Libri</em> II (2016) 133-136. DOI: 10.20480/lbr.2016009</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/009" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/009</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
