<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>2018 | LIBRI</title>
	<atom:link href="http://www.libridergi.org/en/category/2018-en/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.libridergi.org/en</link>
	<description>Epigrafi, Çeviri ve Eleştiri Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 Jan 2019 19:02:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Müslümanların İktisadi Düşünce ve Analize Katkıları</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 15:26:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0175</guid>

					<description><![CDATA[A. A. ISLAHİ, Müslümanların İktisadi Düşünce ve Analize Katkıları. İstanbul 2017. İktisat Yayınları, 188 sayfa. Çev. F. F. Akosman – M. Özer. ISBN: 9786056701061 Müslüman bilim insanlarının matematik, tıp, coğrafya, tarih, sanat ve kültür alan­larında Ortaçağ Avrupası üzerindeki etkileri belgelenmiştir. Ancak ikti­sa­di düşünce ve kurumlar üzerindeki etkisi tam anlamıyla aktarılamamıştır. Bazı batılı araştırmacılar İslam medeniyeti ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018045.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3959_lbr.2018045-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2>Müslümanların İktisadi Düşünce ve Analize Katkıları</h2>
<h3>Abdul Azim ISLAHİ</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9786056701061<br />
<strong>Page:</strong> 188<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2017<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher: </strong>İktisat Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 387-390</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018045<br />
<strong>Received Date</strong>: 06.12.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 06.12.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 06.12.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_2579c8040b02f3c2ce5c2a53c76dbe16" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018045.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018045.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: center;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div><strong>A. A. ISLAHİ, <em>Müslümanların İktisadi Düşünce ve Analize Katkıları</em>. İstanbul 2017. İktisat Yayınları, 188 sayfa. </strong><strong>Çev. F. F. Akosman – M. Özer. ISBN: 9786056701061</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Müslüman bilim insanlarının matematik, tıp, coğrafya, tarih, sanat ve kültür alan­larında Ortaçağ Avrupası üzerindeki etkileri belgelenmiştir. Ancak ikti­sa­di düşünce ve kurumlar üzerindeki etkisi tam anlamıyla aktarılamamıştır. Bazı batılı araştırmacılar İslam medeniyeti tarihi boyunca iktisadi düşünce ala­nında herhangi bir ekol oluşmadığını ileri süren taraflı yaklaşımlarda bu­lunmaktaydı. Müslümanların iktisadi analize katkısını yadsıyan bu yaklaşı­mın sonucu olarak ise Hellen ve Roma ekonomi düşüncesiyle Skolastik dü­şün­ce arasındaki dönemi kapsayan “büyük boşluk” doğduğu yönünde iddia­lara rastlanmaktadır. Fakat Abdul Azim Islahi, batılı bilim insanlarının son yıl­­larda Müslümanların iktisada katkıda bulunduğu yönündeki değişen eği­lim­­lerini ve Avrupa Rönesans’ındaki Müslüman entelektüel mirasa borç­luluk hissinin arttığını savunmaktadır. Bu savunmasını “Müslümanların İkti­sadi Dü­şünce ve Analize Katkıları” başlıklı bu çalışmasıyla desteklemektedir. Çalış­mada genel olarak İslam’da iktisadi düşüncenin gelişim evreleri ve ik­tisadi düşüncede İslam geleneği gibi konulara yer verilmektedir. Esere Doç. Dr. Ka­dir Yıldırım’ın <em>Takdim</em>i ve Abdul Azim Islahi’nin <em>Önsöz</em>ü ile başlangıç ya­pılmak­tadır. Bu bölümlerde çalışmanın amacı kısaca okuyucuya sunul­mak­­tadır. Eserde Müslüman bilim insanlarının Ortaçağ Avrupası iktisadi dü­şünce ve ku­rumları üzerindeki etkileri anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin <em>Giriş </em>(1-10) bölümünde iktisadi düşünce tarihindeki “kayıp halka” nın değerlendirmesi yapılmakta ve iktisadi problemlere çözümler su­nul­mak­tadır. Modern iktisadi analizin arka planında, geriye uzanan bir bilinç­len­me­nin varlığına dikkat çekilmektedir. Bununla birlikte iktisadi düşünce ta­rihinin analizine dair bir literatür değerlendirmesi yapılmaktadır. Ayrıca yi­ne bu bö­lümde çalışmanın planı okuyucuya aktarılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yedi ana bölümden oluşan kitabın birinci bölümü <em>İslam’da İktisadi Dü­şün­­cenin Gelişim Evreleri</em> (13-30) başlığı altında detaylandırılmaktadır. Bu­rada ik­tisadi düşüncenin başlangıç noktasını vahye dayanan bilginin oluş­turduğu sa­vunulmaktadır. Ayrıca iktisadi fikirler oluşum dönemi, tercüme dö­nemi, ye­niden tercüme ve aktarma dönemi olarak üç ayrı evreye ay­rılarak değerlen­dirilmektedir. Yine bu bölümde geleneksel iktisadın kaynağı olan Hellen ve Arap fikirlerinin tercüme faaliyetleri yoluyla İslam bilim in­sanlarına ulaşması ve söz konusu fikirlerin onlar üzerindeki etkilerine deği­nilmektedir. İktisadi tartışmaların o günlerin etik ve felsefi söylemleri çer­çe­vesinde şekillendiği de savunulmaktadır. Böylelikle eserde Müslüman bilim in­sanlarının felsefi ça­lışma ve tercümeleriyle kendi iktisadi fikirlerinin akta­rıldığı sonucuna varıl­maktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın ikinci bölümü <em>İslam İktisadi Düşünce Tarihi</em> (31-46) ana başlığı al­tın­da <em>Değer Teorileri, Piyasa ve Fiyat Tespiti</em> alt başlıklarından oluşmaktadır. Bu­rada değer teorisinin unsurları ve Müslüman bilim insanlarının görüş­lerine yer verilmektedir. Bunun yanı sıra Adam Smith’in emek-değer teorisi, Ri­cardo ve Marx’ın bu teoriye katkıları kısaca değerlendirilmektedir. Ayrıca ter­minolojiyi kullanmaksızın marjinal faydaya dayalı değer tespitini kav­ra­yan Müslüman ilim adamlarının görüşleri incelenmektedir. <em>Değerin Üretim Ma­li­yeti Teorisi</em> konusu İbn Teymiyye’nin değerlendirmelerine yer verilerek ak­ta­rılmaktadır. <em>Değerin Emek Teorisi</em> ise İbn Haldun’un incelemeleriyle ele alın­maktadır. Bununla birlikte talep, arz ve fiyat, piyasa aksaklıkları ve fiyat kon­t­rolü konularıyla Müslüman ilim adamlarının katkı ve düşüncelerine yer veri­lerek bölüm sonlandırılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İktisadi Düşüncede İslam Geleneği: Üretim ve Dağıtım</em> (47-59) başlığı al­tında ele alınan üçüncü bölümde Müslüman bilim insanlarının üretim faali­yet­lerinin temel unsurlarından olan tarım ve ticarete olan eğilimlerine vurgu yapılmaktadır. Ayrıca bu kişilerin üretim fonksiyonunun optimizasyon ve sür­dürülebilirliği için gerekli olan üretim aktivitelerindeki ilişkiler, iş bö­lümü, be­şeri sermayenin rolü gibi üretime dayalı fikirleri olduğu savu­nul­maktadır. Sektörlerin bağlantıları ve karşılıklı bağımlılıklarıyla ilgili olarak özel­likle Ga­zali, Şeybani ve Dımeşki’nin görüşlerine yer verilmektedir. Bu­ra­da <em>Bölüşüm Ekonomisi</em> alt başlığında “kâr”, “ücret” ve “rant” kavramları açık­lanmakta ve Müslüman bilim insanlarının bu kavramlara yönelik yakla­şım­larına değinil­mektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın dördüncü bölümü ise <em>İktisadi Düşüncede İslam Geleneği: Para ve Faiz</em> (61-74) başlığıyla incelenmektedir. Burada parasal düşüncenin temel un­surları olan paranın karakteri ve fonksiyonları, paranın değer kaybı, enflas­­yon ve paranın miktar teorisi gibi konularda Müslüman bilim in­sanlarının yak­laşımları değerlendirilmektedir. “Faiz” kavramı ise “hastalıklı bir para kulla­nım şekli” olarak nitelenmektedir. <em>İktisadi Düşüncede İslam Ge­leneği: Devlet, Finans ve Büyüme</em> (75-101) başlığı kitabın beşinci bölü­münü oluşturmakta­dır. Burada devletin iktisadi rolü, İslam iktisat dü­şün­cesinin özel önem verdiği kamu maliyesi, kamu gelirlerinin ana kaynaklarını oluş­turan vergilendirme sistemleri, kamusal amaçlar için yapılan har­ca­ma­lar sonucundaki kamu borç­lanması, büyüme kavramına olan yaklaşımlar Müs­lüman bilim insanlarının görüşlerine yer verilerek açıklanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın altıncı bölümü <em>Ortaçağ Avrupası’nın İktisadi Düşünceye Katkısı ve Etkisi</em> (102-126) başlığıyla ele alınmaktadır. Bu bölümde Müslüman bilim in­sanlarının Hellen iktisadi fikirlerini ilerletmek adına yaptıkları katkılar yüzey­sel olarak incelenmektedir. Bu inceleme ise Hellen iktisadı ve Müslüman bi­lim insanlarının katkıları orijinal kaynaklar referans alınarak değil; bir değer­lendirme düzeyinde yapılmaktadır. Erken ortaçağ Hristiyan Batısının iktisadi sorunlar için herhangi bir altyapıya sahip olmadığı vurgulanmakta ve bu tes­pitler örneklerle detaylandırılmaktadır. Ayrıca Müslümanların skolastik ikti­sat fikirlerine olan etkileri ve skolastik iktisadın yükselişine yönelik değerlen­dirmeler yapılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın son bölümü <em>İslami İktisat Düşüncesi ile Ana Akım İktisat Ara­sındaki İlişkiler</em> (127-152) başlığıyla ele alınmaktadır. Burada Ortaçağ Avru­pası’nın fi­kirlerini ilerletmek ve kurumlarını inşa etmek için Müslüman kay­naklarını ve bu kaynaklardaki mevcut bilgileri kullandıkları vurgulan­makta­dır. Bağlantı ka­nalları noktasında ise tercüme faaliyetlerinin, Avrupalı öğ­ren­ciler vasıtasıyla gerçekleşen sözlü iletimin, ticaret olgusu ve ticari iliş­ki­lerin, Haçlı Sefer­leri’nin, diplomatik görevlendirmelerin, hac yolculuklarının, manastırların ve misyoner faaliyetlerinin önemine dikkat çekilmektedir. Ay­rıca ana akım ikti­sadında Müslümanların yerini gösteren bir soyağacına yer verilmektedir ve burada Hellen fikirlerinin hemen sonrasında Müslüman kat­kıları gösterilmek­tedir. Bu sıralamayı ise skolastikler, merkantalistler ve fizyokratlar izlemekte­dir. Dolayısıyla Ortaçağ Avrupası iktisadi gelişim süre­cin­de İslam iktisadının etkileri önemli rol oynamaktadır. <em>Müslümanların İkti­sadi Düşünce ve Analize Katkıları</em> adlı bu çalışmanın <em>Sonuç</em> (153-162) bölü­münde eserin genel bir de­ğerlendirmesi yapılmakta ve okuyucuya özet bil­giler sunulmaktadır. Ortaçağ Avrupası’nın iktisadi öğretisine ilişkin yapılacak çalışmalarda Müslüman kat­kılarının göz ardı edilemeyeceği vurgulan­mak­ta­dır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta genel olarak iktisat alanında, özellikle iktisadi düşünce alanında, İs­lam medeniyeti ve Ortaçağ Avrupa kültürünün çok boyutlu bağlarına ve ba­tılı bilim insanlarının Avrupa Rönesans’ındaki Müslüman entelektüel mi­rasa borçluluk hissinin arttığına dikkat çekilmektedir.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Akdeniz Üniversitesi<br />
kdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Gizem MUSUL (Arş. Gör.)</strong><br />
<strong>gizemmusul@akdeniz.edu.tr</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">G. Musul, <em>Müslümanların İktisadi Düşünce ve Analize Katkıları. </em>Yazar: A. A. Islahi, Çevirenler: F. F. Akosman – M. Özer, <em>Libri</em> IV (2018) 381-385. DOI: 10.20480/lbr.2018045</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0175" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0175</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar I-II-III</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 08:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0174</guid>

					<description><![CDATA[D. AYALON, Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar I-II-III. Ankara 2015. Türk Tarih Kurumu Yayınları, 153 sayfa. Çev. A. M. Ağır. ISBN: 9789751630117 Memlûkler 1250-1517 yılları arasında Mısır ve Suriye’de hüküm sürmüş olan en büyük Müs­lüman-Türk devletlerinden birisidir. Ortaçağ’ın önemli devlet­leri arasında yer alan ve ken­disi­n­den yüzyıllarca bahsettiren bir devlet olma özelliği taşıyan Memlûklerin tarihi ise, ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018044.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3954_lbr.2018044-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2>Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar I-II-III</h2>
<h3>David AYALON</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9789751630117<br />
<strong>Page:</strong> 153<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2015<br />
<strong>Location:</strong> Ankara<br />
<strong>Publisher: </strong>Türk Tarih Kurumu Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 381-385</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018044<br />
<strong>Received Date</strong>: 04.12.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 05.12.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 06.12.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_1698db78741d600a483ce93cdc4ef3a4" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018044.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018044.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>D. AYALON, <em>Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar I-II-III</em>. Ankara 2015. Türk Tarih Kurumu Yayınları, 153 sayfa. </strong><strong>Çev. A. M. Ağır. ISBN: 9789751630117</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Memlûkler 1250-1517 yılları arasında Mısır ve Suriye’de hüküm sürmüş olan en büyük Müs­lüman-Türk devletlerinden birisidir. Ortaçağ’ın önemli devlet­leri arasında yer alan ve ken­disi­n­den yüzyıllarca bahsettiren bir devlet olma özelliği taşıyan Memlûklerin tarihi ise, oldukça il­­gi çekicidir. Memlûkleri bu denli eşsiz ve farklı kılan, hiç şüphesiz ki idari yapılarının siste­matik bir şekilde işleyişiydi. Bu da devletin teşkilatlanmasında önemli rol oynamıştır. İki bu­çuk asır Mısır ve Suriye coğrafyasında hüküm süren Memlûkler, devlet teşkilatı bakımından Selçuklulardan, Eyyûbilerden ve Fatımîlerden etkilenmişlerdir. Böylece kendilerinden önceki devletlerden almış oldukları uygulamaları sis­tematik bir şekilde geliştirerek kendisinden söz ettirecek bir idari yapı mey­dana getirmişlerdir. Bilindiği üzere Memlûk askerî sistemi temelde kö­leliğe dayanmaktaydı. Ordu ve idari alanda geliştirilen uygulamalar sayesinde Mı­sır’da önem­­li bir yer elde etmiş olan Memlûkler, kölelikten hükümdarlığa yükselmişlerdir. Bu eser David Ayalon’un (<em>Bulletin of the School of Oriental and African Studies</em>)’de yayınlamış olan 90 sayfalık makalelerinin derlenme­siyle oluşturulan bir yapıttır. Abdullah Mesut Ağır tara­fın­dan dilimize çevrilen eserin orijinal adı ise; “<em>Studies on the Structure of the Mamlûk Army</em>” baş­lığını taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eser; <em>İçindekiler </em>(IX-XII)<em>,</em> <em>Kısaltmalar </em>(XIII), <em>Çevirmenin Ön Sözü </em>(XV-XVII),  <em>David Ayalon’un Hayatı ve Eserleri </em>(XIX-XXII) ve<em> Esere Dair </em>(XXIV-XXV) kısım­larıyla başlayıp üç ana bölümün ardından gelen<em> Kaynakça </em>(143) ve <em>Dizin </em>(147) kısımlarıyla sona ermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar, <em>Çevirmenin Ön Sözü </em>(XV-XVII) kısmında bu konudaki literatür hak­kında bilgi verdik­ten sonra çalışmanın önemini vurgulamış, akabinde çeviri­nin meydana gelmesinde kat­kısı olanlara teşekkürlerini sunmuştur. Sonraki kısımda ise yazar tarafından Memlûk Dev­le­ti’nin askeri tarihi sahasında ayrı­calıklı bir yere sahip olan David Ayalon’un hayatı ve eserleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Kitabın giriş olarak nitelendirebileceğimiz <em>Esere Dair </em>(XXIV-XXV) kısmında yazar tarafından; Memlûk Devleti’nin menşei hakkında önemli bilgi­ler verilmekle beraber Memlûk dönemine ait önemli kaynaklara da de­ğinilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın ilk ana bölümü olan; <em>Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştır­malar I </em>(3-42) adlı bölümün ilk alt başlığı olan <em>Mısır’da Mevzilenen Memlûk Ordusu </em>(3-5)’nda, yazar çağdaş kaynaklar da Memlûk ordusunun hangi bi­rimlerden oluştuğuna dair açıklamalara yer vermiş, kay­nakların tamamının doğru bilgi vermediğini ve bunun üzerine araştırmış olduğu tezlerini or­ta­ya sunmuştur. Çalışmanın ilk alt başlığı da kendi içinde alt kısımlara ayrılmakta­dır. Bun­ların ilki olan <em>Sultan Memlûkleri </em>(6-23)’de kendi altında ayrıca alt baş­lıklara ayrılmaktadır. Bunlar <em>İktidarda Olan Sultanın Memlûkları (müşterevât, eclâb, cülbân) </em>(8-18), <em>Hâssakiyye (Muhafız, Maiyet, Askerlik Eğitimi Alan Genç) </em>(19-23) ve<em> Müstahdemûn </em>(23-25) başlıklarıdır. Yazar burada Sultan Memlûklerinin, Memlûk ordusunun bel kemiğini oluşturduğunu söylemekte­dir. Bunların ordunun en önemli unsuru olmasının yanı sıra ayrıca sultana en yakın olan birlikler olmasından bahseder. Birinci bölümün ikinci alt başlığı olan <em>Geçmiş Sultanların Memlûkleri </em>(25-29)’nde yazar eski sultan Memlûkla­rına “<em>memalikû’s-selatini’l-mukkaddi­me”</em>, “<em>karânîsa”</em> veya “<em>karânîs” </em>denildi­ğini zikretmektedir. Ayrıca bunların sadece bir unvan ta­şı­madığını ayrıca efendilerin isimlerini de taşıdığını ifade etmektedir. Alt başlığın tek alt bö­lümü olan <em>Seyfiyye </em>(29-32)’de ise yazar bunların <em>El-Memmalikü’s Sultaniyye Es-Seyfiyye</em> şek­linde adlandırılmasını vurgular. Birinci ana bölümün son alt başlığı olan <em>Sultan Memlûk-larının ve Diğer Birimlerin Mevcutları</em> (32-42)’nda ise devlet dâhilinde hizmet veren Mem­lûk­ler hakkında genel bilgiler verilmiş­tir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın ikinci ana bölümü <em>Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar II </em>(45-88) başlığını taşımaktadır. Bu ana bölüm kendi içinde <em>Halka Askerleri </em>(45-50) <em>Halka’nın Gerile­meye Başlanması </em>(50-57), <em>Evlâdü’n-Nâs </em>(57-60),<em> Sul­tanların Oğulları </em>(60-61)<em>, Ecnâdû’l-Mieteyn </em>(62),<em> Emîrlerin Memlûkları </em>(62-66,)<em> Emirlerin Memlûklarının Mevcudu </em>(66),<em> Bahri­ler Dönemi </em>(66-68),<em> Çerkez­ler Dönemi </em>(68-69),<em> Tavâşiyye </em>(70-73)<em>, Emirler ve Bunların Rüt­be­leri </em>(74-80),<em> Memlûkların İlk Dönemlerinde Emirlerin Rütbeleriyle ilgili olan Terimler </em>(81-85) ve <em>Emirlerin Terfisi </em>(86-88) gibi alt başlıklardan oluşmaktadır. Bölüm içe­risinde ele alı­nan konularda genel itibariyle halka askerlerinin özelliklerine, görevlerine, kroniklerde bunla­rın ele alınış şekillerine değinilmiş ve bunların almış oldukları unvanlar zikredilmiştir. Öte yan­dan Hicri VII-VIII. yüzyıllardan sonra halka askerlerinin gerilemesine sebebiyet veren sos­yal, ekonomik ve coğrafi nedenler üzerine durulmakla beraber, Memlûk dönemi emirle­rinin almış olduğu en yüksek ve en düşük rütbelere kadar detaylı bir şekilde du­rumları ortaya kon­muştur. Ayrıca dönemin belli başlı olayları da ayrıntılarıyla birlikte zikredilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın üçüncü ana bölümü <em>Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırma­lar III </em>(91-111)’dır. Bu ana bölüm de ilk iki ana bölüm gibi kendi içinde alt başlıklardan meydana gel­mektedir. İlk alt başlık olan <em>Orduya Bağlı Olan Bü­rokratlar </em>(91)’da yazar Memlûk ordusunu ve orduya bağlı bürokratları üç ka­tegoriye ayırır. Bunlar; kılıç erbabı, siviller ve son olarak kalem erbabıdır. Bu alt başlıkların ilki de kendi içerisinde, <em>Erbâbü’s-Suyuf (Kılıç Erbabı)</em>(91-105)<em>, Nâibü’</em>s<em>-Saltana (Mısır’da ki Sultanın Yardımcısı ya da Nâibi) </em>(91-93)<em>,</em> <em>Ata­bekü’l-Asa­kir (Başkomutan) </em>(93-94),<em> Emiru-Meclis (Meclis Emiri) </em>(95)<em>, Emiru-Silah (Silah Emiri) </em>(95), <em>Emiru-Meclis (Meclis Emiri) </em>(95),<em> Emiru Silah (Silah Emiri) </em>(95),<em> Hâcibü’l Hüccâb (Teşri­fatçı) </em>(95), <em>Re’sü’n-Nevbeti’n-Nüvvâb (Memlûk Birliklerinin Reisi) </em>(96-97),<em> Vezir </em>(97-98),<em> Üstâddâr (Büyük Vekilharç) </em>(98),<em> Hâzindâr el-Kebîr (Büyük Hâzinedâr) </em>(98-99),<em> Devâdâr el-Kebir (Büyük Devitçi) </em>(99),<em> Emiru Ahûr </em>(100)<em>, Emiru Candâr </em>(101)<em> ,Nakîbü’l-Ceyş </em>(102-103)<em>, Nakîbü’l-Memâlik </em>(103-104), <em>Mukaddemü’l-Memâlikü’s-Sultaniyye </em>(104),<em> Kâtibü’l-Memâ­lîkü’s-Sultaniyye (Sultan Memlûklarının Yazıcısı) </em>(104) ve<em> Me­likü’l-Ümerâ (Emirlerin Meli­ki) </em>(104) gibi alt kısımlara ayrılmaktadır. Yazar bu bölümde bunların anlamlarına ve gö­rev­lerine değinmiştir. İkinci alt başlık olan <em>Erbâbü’l-Kalem (Kalem Erbâbı)</em>’de kendi içeri­sinde; <em>Nâzırü’l-Ceyş (Ordu Müfettişi) </em>(105),<em> Nâzırü’l Hazâ’ini’s-Silah (Silah Depolarının Denet­meni) </em>(105)<em>,</em> <em>Nâzırü’l Hazâ’ini’s-Silah (Silah Depolarının Denetmeni) </em>(105) ve<em> Nazı­rü’l-Istablâti’s-Sultaniyye (Devlet Atlarının Denetmeni) </em>(106) olmak üzere dört alt başlığa ay­rıl­mıştır. Ana bölümün üçüncü alt başlığı ise;<em> El-Mütaam­mimûn (Dinî Makamlar) </em>başlığı al­tın­daki<em> Kadı’l-‘Asker (Ordu Yargıcı) </em>(106-107), ve<em> Makamlardaki Gelişim Süreçleri </em>(107-111) adlı başlıklardan oluş­maktadır. Burada Memlûk ordusuna bağlı olan bürokratlar, Mem­lûklerdeki en yüksek rütbeli emirler ve bu emirlerin ordu ve ümera üzerindeki görev ve yetki­leri ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Ayrıca yazar; devlet dâhilindeki mevcut makamlarda, çe­şit­li olaylar neticesinde Memlûkler döneminde önemli değişikliklere gidilmesinden bahset­miştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın dördüncü ve son ana bölümü kendi içinde <em>Ek A</em> (115-118) ve <em>Ek B</em> (119-142) şek­linde iki ana başlığa ayrılmıştır. <em>Ek A’nın</em> alt başlıkları olan <em>El-Makrîzi’ye Göre Er-Rev­kü’n-Nasırî Esnasında Ordu Mevcudu (H. 715) </em>(115-116), <em>Ez-Zâhiri’ye Göre Memlûk Sultan­lığı Döneminde Ordu Mevcudu </em>(117-118) kısımlarında ise yazar Memlûk kaynaklarında ordu sayısı hakkında veri­len rakamları tespit etmekte ve değerlendirmektedir. <em>Ek B </em>kısmının ilk alt baş­lığı olan<em> Karânîs Kimler idi </em>(119-136)’de yazar A. N. Poliak’ın “<em>karânîs”</em> hakkındaki görüş­lerine ve bu Avrupalı yazarın metinlerine değinmiş ilerleyen sayfalarda ise, kendi tezle­rini ortaya atarak Poliak’ın Karânîsler hakkındaki görüşlerini çürütmeye çalışmıştır. Burada ya­zar karânîsleri, “<em>Sultan Memlûkları</em>” olarak değerlendirmiştir. Öte yandan yabancı kaynak­ların ak­sine önemsiz olarak görülen karânîslerin aslında Memlûk döneminde önemli bir mevki sahip olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Bölümün diğer alt başlıkları olan, <em>Savaşta Karânîs ve Müş­terevât </em>(136-137) ve <em>Karânîs ve Müşterevât’ın Ücretleri </em>(137-139) ise başlıklarda geçen komular ele alınmıştır. Kitabın bu kısmının son ana başlığında ise Memlûklerde <em>İktâların Da­ğı­tımı </em>(140-142) ko­nusu ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Yazar burada en-Nasır Muham­med döneminde ordu sayısı, bu ordularda yer alan, Bedevi, Türk ve Kürtlerden oluşan Mem­lûk orduları ve bunların mevcutlarına değinmiştir. Son bölümde ise yazar; Karânîsler’e karşı uy­gu­lanan adaletsiz muamelelerden bahsetmiş­tir. Bu muamelenin, maaş ödemelerinde de be­lir­gin bir şekilde ortaya çıktı­ğını ayrıca vurgulamıştır. Yazar son olarak Memlûk Devleti’nde ka­ra­nislerin şerefli bir konuma sahip olduğunu gösteren iddiaları kendi görüşleri ışığında red­dederek eserini sonlandırmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta Memlûk Devletinin temel unsurunu oluşturan ordu ve idarecilerin devlet ve üme­raya karşı görev ve yükümlülükleri anlatılmakla birlikte, Memlûk dönemine ait ana ve ya­ban­cı kaynaklardan hareketle yaşanılan olay­lar ayrıntılı olarak okuyucuların dikkatine sunul­muştur. Ayrıca ana kaynaklar mukayeseli olarak değerlendirilmekte, Memlûk dönemi idareci­leri hakkında genel bilgiler farklı bakış açıları ile birlikte ortaya konulmuştur. Eserden anla­şıl­dığı gibi Memluklerin coğrafi açıdan geniş sınırlara ulaşmasının en önemli etkeni iyi bir aske­ri ve idari teşkilata sahip olmalarıydı. Böyle güçlü bir devleti ayakta tutan en önemli etken de devletin güçlü bir ordu ve idari teşkilatlan­malarının bulunmasıydı. Memlûklerde yöneten sını­fın idarecilerinin her biri­nin farklı görevleri üstlenmesi sonuç itibariyle devletin işleyişini en iyi sevi­yeye ulaştırmıştır. Köklü bir devlet olma özelliği taşıyan Memlûkler, kendi se­lefleri olan Abbasî ve Eyyubilerden almış oldukları bu idari sistemleri düzenli bir şekilde geliştirerek ken­di bünyelerine uyarlamışlardır. Bilimsellikten uzak­laşmadan yalın ve sade bir dille yazıl­maya çalışılan bu eser hem Memlûk araş­tırmacılarının hem de bu alana meraklı olan tüm oku­yu­cu­ların dikkatini çe­kebilecek bir eser olma özelliğini taşımaktadır. Böylesine kıymetli bir ese­ri Türkçe literatüre kazandırma lütfunu gösteren ayrıca hocamıza teşekkürü borç bilir ve bu çabasının devamını dileriz.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Akdeniz Üniversitesi<br />
Tarih Bölümü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Rozelin DÖNDÜ (MA)</strong><br />
<strong>rozelin.rozelin@hotmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">R. Döndü, <em>Memlûk Ordusunun Yapısı Üzerine Araştırmalar I-II-III. </em>Yazar: D. Ayalon, <em>Libri</em> IV (2018) 381-385. DOI: 10.20480/lbr.2018044</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0174" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0174</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antikçağ’dan Bugüne Glykon Kültü</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0173</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Dec 2018 10:53:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0173</guid>

					<description><![CDATA[M. KARASALİHOĞLU, Antikçağ’dan Bugüne Glykon Kültü. İstan­bul 2017. Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 315 sayfa (11 harita ve 56 levha ile birlikte). ISBN: 9786053964483 Murat Karasalihoğlu’nun bu çalışması, Paphlagonia Bölgesi kentlerinden Abonoteikhos/Ionopolis’te (İnebolu) MS II. yüzyılda Aleksandros isimli bir sahte peygamberin tesis ettiği kehanet merkezi ve bunun etrafında şekille­nerek iki yüzyıl boyunca canlı bir şekilde yaşayan ve ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018043.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3946_lbr.2018043-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2>Antikçağ’dan Bugüne Glykon Kültü</h2>
<h3>Murat KARASALİHOĞLU</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9786053964483<br />
<strong>Page:</strong> 315<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2017<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher: </strong>Arkeoloji ve Sanat Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 377-379</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018043<br />
<strong>Received Date</strong>: 26.11.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 03.12.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 04.12.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_cbd63e87f45c51fee0ec3cd3118e8ccc" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018043.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/12/lbr.2018043.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>M. KARASALİHOĞLU, <em>Antikçağ’dan Bugüne Glykon Kültü</em>. </strong><br />
<strong>İstan­bul 2017. Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 315 sayfa (11 harita ve 56 levha ile birlikte). ISBN: 9786053964483</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Murat Karasalihoğlu’nun bu çalışması, Paphlagonia Bölgesi kentlerinden Abonoteikhos/Ionopolis’te (İnebolu) MS II. yüzyılda Aleksandros isimli bir sahte peygamberin tesis ettiği kehanet merkezi ve bunun etrafında şekille­nerek iki yüzyıl boyunca canlı bir şekilde yaşayan ve ünü Roma dünyasının her yanına yayılan bir kültü arkeolojik, epigrafik ve numismatik kaynaklarla bir­likte ele almaktadır. MS II. yüzyıl Roma dünyasında sahte bir peygamber ta­rafından tesis edilen ve imparatorları dahi etkileyecek kadar büyük bir üne ve tanınırlığa sahip olan böyle özel bir kültü tüm ayrıntılarıyla ele alan bu ça­lışma, Eski Anadolu inançları ve kültleri konusunda kuşkusuz önemli bir ça­lışma olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap “<em>Glykon Kültü ve Abonuteikhos/Ionopolis Kenti</em>”, “<em>MS II. yüzyılda Doğu Kehanet Merkezleri</em>”, “<em>Kült Alanı ve Ritüelleri</em>”, “<em>Glykon Kültü’nün İçin­de Yer Alan Başka Kült Unsurları</em>”, “<em>Glykon Kültü ve Felsefi Bağlantılar</em>”, “<em>Kült İkonografisi</em>” ve “<em>Roma Dönemi Sonrasında Kültün Devamlılığı</em>” başlık­larını taşıyan yedi bölümden ve “<em>Sonuç</em>” kısmından oluşmaktadır. Ayrıca “<em>Gi­riş</em>” bö­lümünde, bu çalışmadan önce konuyla ilgili yapılan tüm araştırma ve çalış­maların ele alındığı bir “<em>Araştırma Tarihçesi</em>” ile kitabın sonunda, ça­lış­mada kullanılan arkeolojik malzemenin de bir kataloğuna yer veril­miş­tir.</p>
<p style="text-align: justify;">Birinci bölüm ilk olarak, şimdiye kadar herhangi bir arkeolojik çalışma ya­pılmamış olan Abonoteikhos/Ionopolis kentinin tarihini epigrafik ve nu­mis­matik veriler ile gezginlerin tanıklığında geçmişte az da olsa görülebilen bazı arkeolojik kanıtlar ışığında aydınlatmaya çalışmaktadır. Ayrıca özellikle sikke­lerinden yola çıkılarak kent <em>pantheon’</em>una değinilmiştir. İkinci olarak da Luki­anos’un aktarımlarının ışığında Glykon kelimesinin etimolojisi, kültün or­­taya çıkışı, gelişimi ve etkileri gibi konular arkeolojik kanıtlarla destekle­nerek ele alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci bölüm, Glykon Kültü’nün özelliklerini derinlemesine ele alırken, bu özel­likleri dönemin (MS II. yüzyıl) siyasi ve dini atmosferi içerisinde oku­yu­cuya sunmaktadır. Roma dünyasında ünlenen kehanet merkezleri ve bu dö­nemde yerel kültlerin yükselişi, bu kültlerin uygulamaları ve bunların da­yan­dıkları felsefi düşünceler de bu bağlamında ele alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölüm, Abonuteikhos/Ionopolis kentindeki Glykon kutsal alanı, kült heykeli ve kült personeline ilişkin kanıtları ele almaktadır. Bununla bir­likte külte ilişkin ilahi metnin keşfi, tanrının epiphanisi, kehanet verilmesi, gi­zem törenleri gibi kült ritüelleri, Glykon Kültü’nün diğer kült­lerle olan ilişkileri ve etkileşimleri ile oluşan yeni özellikleri incelenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü bölüm, Glykon Kültü’nün uygulamaları, ritüelleri ve ikono­gra­fik özelliklerini kültün etkilendiği Eski Yunan ve Roma dünyasının diğer bazı bü­yük kültleriyle karşılaştırarak bunlar arasındaki benzerlikleri ortaya koy­mak­tadır. Bu yapılırken de Glykon Kültü’nün etkilendiği Apollon, Asklepios, Se­lene, Perseus, Sabasios ve Serapis ile Eleusis Gizemleri’ne ilişkin unsurlar baş­lıklar halinde ele alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Beşinci bölüm, Glykon Kültü’nün temel aldığı düşünce sistemi olan Py­tho­gorasçılık ile bunun karşıtı olarak Epikurosçuluğu incelemektedir. Kült­teki Pythogorasçılık izleri, Lukianos’un aktarımları ile kültün pek çok özelli­ğini al­dığı Asklepios ve Eleusis Gizemleri bağlamında ve karşıt bir görüş ola­rak Epi­kurosçuluk da bu bağlamda ele alınmıştır. Bölümde son olarak bir başka dini akım olan Hıristiyanlığın bölgedeki faaliyetleri ve Aleksandros’un bu­nun kar­şısındaki tutumu ortaya konmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Altıncı bölüm Glykon Kültü ikonografisi üzerinde durmaktadır. Heykeller, amu­letler ve sikkeler başlıkları altında ele alınan konu, sözü edilen eser grup­larındaki benzerlikler ya da farklılıklar düzleminde incelenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yedinci ve son bölüm ise Glykon Kültü’nün Roma İmparatorluk Dönemi sonrasındaki durumunu ele almaktadır. İlk olarak, Geç Antikçağ ve Doğu Roma Dönemi’nde Hıristiyanlıktaki “<em>ejder öldüren atlılar</em>” ve “ş<em>eytan</em>” imge­lerinin Glykon Kült imajı ile kavramsal ve ikonografik olarak benzerlikleri in­celenmiştir. İkinci olarak da Türk-İslam Dönemi’nde Kastamonu merkez ol­mak kaydıyla Batı Karadeniz yani Paphlagonia Bölgesi’nde Glykon Kül­tü’nün yöredeki inanışlara ve sanata ne kadar sirayet ettiği üzerinde durul­muş ve bu noktalar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Son olarak da kültün ay­nı bölgede bu kez günümüzdeki yansımaları ve etkilerinden söz edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmanın ele alındığı coğrafya göz önüne alındığında, Paphlagonia Böl­gesi üzerine yapılan çalışmaların, her ne kadar son yıllarda çalışma ve araş­tırmalar artış gösterse de, Batı Anadolu’ya oranla oldukça az olduğu görüle­cektir. Bu nedenle “<em>Glykon Kültü</em>” adlı bu eserin önemli bir boşluğu doldura­cağını söyleyebiliriz.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Süleyman Demirel Üniversitesi<br />
Arkeoloji Bölümü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Hüseyin KÖKER (Dr)</strong><br />
<strong>huseyinkoker@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">H. Köker, <em>Antikçağ’dan Bugüne Glykon Kültü</em>. Yazar: M. Karasalihoğlu, <em>Libri</em> IV (2018) 377-379. DOI: 10.20480/lbr.2018043</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0173" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0173</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 15:52:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0172</guid>

					<description><![CDATA[E. H. CLINE, M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl. İstanbul 2018. Bilge Kültür Sanat Yayınları, 270 sayfa. Çev. A. Kuglin. ISBN: 9786059521680 Eric H. Cline bu eserde; Tunç Çağı’nın sonunu getiren olaylar üzerine uzun zamandır süren tartışmaları derleyerek kendi yorumunu ortaya koymuştur. Ayşegül Kuglin tarafından İngilizce’den çevrilen (eserin orijinal ismi: 1177 B.C. The Year Civilization Collapsed) ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018042.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3805_lbr.2018042-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2><em>M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl</em></h2>
<h3>Yusuf KILIÇ</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9786059521680<br />
<strong>Page:</strong> 270<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2018<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher: </strong>Bilge Kültür Sanat Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 367-376</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018042<br />
<strong>Received Date</strong>: 14.10.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 02.11.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.11.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_dde9159804495894534621c5670ea972" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018042.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018042.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>E. H. CLINE, <em>M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl</em>. İstanbul 2018. Bilge Kültür Sanat Yayınları, 270 sayfa. Çev. A. Kuglin. ISBN: 9786059521680</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eric H. Cline bu eserde; Tunç Çağı’nın sonunu getiren olaylar üzerine uzun zamandır süren tartışmaları derleyerek kendi yorumunu ortaya koymuştur. Ayşegül Kuglin tarafından İngilizce’den çevrilen (eserin orijinal ismi: <em>1177 B.C. The Year Civilization Collapsed</em>) ve 2018 yılında basılan kitap, şüphesiz tarih araştırmacıları ve meraklılarının başucunda yerini almıştır. Yazarın kısa sürede birçok ödül alan<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a>, bilimsel araştırmalar temelinde hazırladığı çalışması kronolojik düzen içerisinde okuyucuya sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap, <em>I. Perde. Silahlar ve İnsan: MÖ On Beşinci Yüzyıl</em> (19-54), <em>II. Perde. Hatırlanacak Bir Ege Meselesi: MÖ On Dördüncü Yüzyıl</em> (55-88), <em>III. Perde. Tanrılar ve Vatan İçin Savaşırken: MÖ On Üçüncü Yüzyıl</em> (89-122), <em>IV. Perde. Bir Dönemin Sonu: MÖ On İkinci Yüzyıl</em> (123-170) ve <em>Kusursuz Bir Facialar Fır­tınası</em> (171-210) olmak üzere toplam beş bölümden oluşmaktadır. Kitaba bö­lümler haricinde eklenen <em>Öndeyiş</em> kısmında konu hakkında genel bilgi verilir­ken, <em>Sondeyiş</em> kısmında ise sunulan veriler yazar tarafından değerlendiril­mektedir. Ayrıca yazar, anlatımını canlı tutmak ve verilerin kolay anlaşılma­sını sağlamak için bölümler içerisinde alt başlık kullanımına oldukça önem vermektedir. Kitapta toplam 42 adet alt başlık bulunduğu görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın girişinde yer alan <em>Görsel Listesi</em>, <em>Önsöz</em> ve <em>Teşekkürler’den</em> sonra <em>Ön­deyiş</em> olarak <em>Uygarlıkların Çöküşü: M.Ö. 1177</em> (1-18) başlıklı ilk bölümde, kitap içerisinde tartışılan Deniz Kavimleri hakkındaki yorumlar ve sorular ir­delenmek­tedir. Yazar, konuyla bağlantılı olabilecek kazı çalışmaları ve elde edilen veriler üzerine yapılan yorumlara yer vererek okuyucunun konu hak­kında fikir sahibi ol­masını sağlamaktadır. Bunu yaparken sadece kendi yo­rumlarını ortaya koyma­makta, okuyucuların kendi bakış açısıyla yorumlaya­bilmesi için kullandığı tüm fi­kirleri belirtmektedir. Genel olarak, II. Ramses’in yazıtlarında geçen Hititler, Mi­kenler, Kenanlılar ve Kıbrıslıların Deniz Kavim­leri’ne karşı durumundan ve Mısır çevresinde gerçekleşen olaylardan bah­setmektedir. Deniz Kavimleri’ni iki kez ye­nen Mısır’ın savaşlar sonrasındaki durumunu anlatan yazarın Mısır ve Yakındoğu krallarının kronolojik olarak sıralandığı ve Geç Tunç Çağı’nda bölgedeki yerleşim­lerin olası isimlerinin yer aldığı tabloları eklemesi, dönemin daha iyi anlaşılması için önemlidir. Yazar, tarihçi F. Braudel’in önerilerini<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> dikkate alıp kitabını perde­lerden oluşan bir oyun gibi sunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Perde. Silahlar ve İnsan: MÖ On Beşinci Yüzyıl</em> (19-54) başlığı altında in­celenen birinci bölüm, toplam 13 alt başlık altında ele alınmıştır. Bölümün girişinde, MÖ XV. yüzyılda Nil Deltası ve çevresinde inşa edilen saraylardan bahsedilmektedir. <em>Hiksosları Anımsamak</em> (20-23) alt başlığıyla Kenan yöre­sinden (İsrail, Lübnan, Suriye ve Ürdün) gelmiş Samilerden söz edilmektedir. Hiksosların Mısır’ı işgali ve bunu gerçekleştirebilmesi için sahip oldukları as­keri teknik ve donanımı anlatan yazar, Hiksosların Mısırlılar tarafından kovul­ması ve sonrasında Yeni Krallık Dönemi Hanedanlığı’nın kurulmasına da de­ğinmektedir. <em>Geçmişe Dönüş: Mezopotamya ve Minoslular </em>(23-25) başlığı al­tında, arkeolojik veriler kaynak gösterilerek Minos ile Mezopotamya kültür­leri arasındaki etkileşim ortaya konulmaktadır. Şüphesiz MÖ ikinci bin yıl Ya­kındoğusu’nda ticari ilişkilerin yanı sıra hediye alış verişinin de oldukça önemli olduğu aktarılmaktadır. <em>Minoslu’ların Keşfi ve Genel Bir Bakış</em> (26-29) olarak ayrılan alt başlık, Mikenler tarafından istila edilinceye kadar bağımsız bir uygarlık olarak gelişen Minos Uygarlığı’nın gelişim sürecini anlatmak için açılmıştır. Bir diğer alt başlık olan Mısır’a Dönüş (29-33) başlığı altında, Akde­niz’de sürdürülen ticaret ve buraya kadar bahsedilen ticari malların Mısır’a ulaşmasının zorluğu anlatılarak, dönemin siyasi ve ticari ilişkileri hakkındaki bilinmezliklerin çözümü için arkeolojik buluntuların öneminden bahsedil­mektedir. <em>Hatşepsut ve III. Thutmose </em>(33-36) başlığı altında, Hatşepsut’un eşi öldüğünde veliaht olan oğlunun küçük yaşta oluşu sebebiyle tahta geçişi ve sonrasında devretmek istemeyişi anlatılmaktadır. Yönetimde kaldığı bu süre zarfında firavunlara özgü ritüelleri gerçekleştirerek erkek bir firavun gibi ya­şam sürdüğü ve kulağa daha erkeksi gelmesi için adının sonundaki “t” harfini kaldırmasından bahsedilmektedir. <em>Megiddo Savaşı’nda Mısır ve Kenan, M.Ö. 1479</em> (36-38) alt başlığında, III. Thutmose’nin tahta çıkışı ve sonrasında geli­şen süreç anlatılmaktadır. Yıllardır onun yerine hüküm süren Hatşepsut’un heykellerini kaldırtıp isimlerini sildirerek bir nevi Roma Dönemi’nde sıklıkla karşımıza çıkan <em>Damnatio Memoriae</em> uygulamasını gerçekleştirmiş olması önemlidir. Ayrıca bu başlık altında, III. Thutmose’nin yapmış olduğu savaşlar ve bunlardan çıkartılması gereken dersler örneklerle anlatılmaktadır. <em>Mısır ve Mitanni</em> (39-40) başlığı altında, III. Thutmose’nin atalarının yarım bıraktığı seferleri tamamlamaya girişmesi, elde ettiği başarılar ve Mısırlıların Mitanni ve Asurlularla olan ilişkileri incelenmektedir. <em>Anadolu’daki Assuva İsyanı</em> (40-42) başlığı altında, Anadolu arkeolojisi için önemli bir olay olmasına karşın pek fazla kişinin haberdar olmadığı Assuva İsyanı’nın keşfi ve önemi anlatıl­maktadır. <em>Ara Söz: Hitilerin Keşfi ve Genel Bir Bakış</em> (42-45) başlığı altında, Hititlerin tarih sahnesinde geçirdikleri sürece yer verilmektedir. Yazar tara­fından İncil’de yazılanlar ile bilimsel çalışmalar karşılaştırılmakta ve kutsal ki­tapta yazılanların sorgulanmasıyla genel bir yorum ortaya konmaktadır. <em>As­suva İsyanı ve Ahhiyava Sorunu</em> (45-48) başlığı ile yukarıda değinilen Assuva İsyanı daha detaylı olarak ele alınmaktadır. Yazar, Assuva İsyanı’nı gerçekleş­tiren kentlerin ortadan kaldırılmasına rağmen, kıtamızın “Asya” olarak adlan­dırılmasıyla etkisinin günümüze ulaştığını savunmaktadır. Bölümün geri kala­nında, ele geçen tabletlerde bu isyandan bahsedilen kısımlar aktarılmaktadır. <em>Mikenlerin Keşfi ve Genel Bir Bakış</em> (48-51) başlığı altında, Miken Uygarlığı’nın ortaya çıkışı ve gelişiminden bahsedilmektedir. Ayrıca H. Schliemann’ın yap­tığı kazılar eleştirel gözle ele alınmaktadır. Yazar, Miken Uygarlığı üzerine hala süren tartışmalara açıklık getirmeye çalışmaktadır. <em>Erken Bir Truva Sa­vaşı mı?</em> (51-53) başlığı altında, Truva Savaşı’ndan yaklaşık 200 yıl kadar önce gerçekleştiği düşünülen Assuva İsyanı tartışılmakta ve ele geçen buluntuların birbiriyle ilişkisi irdelenmektedir. Ayrıca yazar, Homeros’un İlyadası’nda ge­çen Truva Savaşı’yla ilgili detayları da burada değerlendirmektedir. Bölümün son alt başlığı olan <em>Sonuç ve Tespitler</em> (53-54) ile yazar, MÖ XV. yüzyıl içinde gerçekleşen siyasi ve askeri mücadeleleri bir sonraki yüzyılda yaşanan küre­selleşmenin sadece başlangıcı olarak tanımlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Perde. Hatırlanacak Bir Ege Meselesi: M.Ö. On Dördüncü Yüzyıl </em>(55-88) başlıklı ikinci bölüm, sekiz alt başlıkta ele alınmaktadır. <em>III. Amenhotep’in Ege Listesi</em> (56-64) başlığı altında, kral III. Amenhotep’in ölüm tapınağında yer alan beş heykel kaidesi ve bu kaideler üzerindeki yer isimlerinden anlatılmak­tadır. Ayrıca, buradaki isimlerden oluşan <em>Ege Listesi</em>’nin çözülmesi için yapıl­mış olan çalışmalar ve çalışmaları gerçekleştiren bilim adamlarından bahse­dilmektedir. Yazar, bu listenin Mısır ile Ege arasında gerçekleştirilebilecek bir seyahat güzergâhı olarak düzenlendiğini düşünmektedir. Bulunan arkeolojik veriler ışığında Ege’de sürdürülen ticareti kontrol edenlerin zaman içerisin­deki değişimi değerlendirilmektedir. Bunun sonucunda yazar, III. Amenho­tep’in <em>Ege Listesi</em>’nin bir nevi ticari ilişkiler içerisinde bulunduğu kentler ol­duğu fikrini sunmaktadır. <em>Amarna Arşivleri</em> (64-66) başlığı altında, <em>Ege Listesi</em> gibi Mısırlıların dünyasını tanımlayan bir diğer önemli örnekten bahsedilmek­tedir. Arşivin dönem diplomasisine ilişkin veriler sunmasının önemine değin­mektedir. <em>Selamlama Hediyeleri ve Aile İlişkileri</em> (66-71) başlığı altında, bu ar­şivde yer alan mektuplardan elde edilen bilgiler değerlendirilmektedir. Dip­lomasi için gerçekleştirilen evlilikler ve hediyeleşmeler verilen önemli bilgiler arasındadır. Ayrıca mektuplarda kullanılan dilin irdelenmesiyle o dönemde kullanılan selamlaşma şekli ve oluşturulan ticari ortaklıklarda kullanılan hi­taplar hakkında bilgi verilmektedir. <em>Altın, Sahte Altın ve Yüksek Düzeyde Tica­ret</em> (71-74) başlığı altında, diğer ülkelerin Mısır ile ticaret ortağı olmak iste­mesinin sebeplerinden biri olan altından söz edilmektedir. Şüphesiz en önemli veri kaynağını Mısır kralına gönderilen mektuplar oluşturmaktadır. Mektuplarda hediye olarak gönderilen altınların kimi zaman eksik çıktığı, kimi zaman ise küle döndüğü ve bunun kralın bilgisi dâhilinde olup olmadığı tartı­şılmaktadır. <em>Alaşiya ve Asur’un Yükselişi</em> (75-76) başlığı altında, Amarna Ar­şivi’nde bulunan, Alaşiya ve Asur kralları tarafından yazılmış mektuplar üze­rinden bu krallıkların dönem içerisindeki durumu değerlendirilmektedir. <em>Ne­fertiti ve Kral Tutankhamun</em> (77-81) başlığı altında, Nefertiti büstü ve Tutank­hamun’un mezarının bulunuşu anlatılmaktadır. Yazar bu süreci bir film şeridi gibi akıcı bir şekilde anlatmakta, aynı zamanda anlatımı canlı tutan detaylar vererek sahneyi okuyucunun gözünde canlandırmayı hedeflemektedir. <em>Şup­piluliuma ve Zannanza Vakası </em>(81-87) başlığı altında, uzun süredir güç kay­beden Anadolu’daki Hititlerin yükselişi ve Şuppiluliuma’nın başarılarını anla­tan belgelerden bahsedilmektedir. Yine bu bölümde, Mısır kraliçesinin Şup­piluliuma’dan evlenmek için oğullarından birini istemesi, kralın Zannanza’yı göndermesi ve oğlunun yolda öldürülüşü ve Mısır’a açtığı savaş anlatılmak­tadır. <em>Hititler ve Mikenler</em> (87-88) başlığı altında, Şuppiluliuma yönetimdey­ken krallığın dönemin en güçlülerinden biri olduğu ve konumlarını nasıl ko­rudukları anlatılmaktadır. Ayrıca Mikenlerin Hititler tarafından yapılan diplo­matik ve ticari anlaşmalar dışında kaldığından bahsedilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>III. Perde. Tanrılar ve Vatan İçin Savaşırken: M.Ö. On Üçüncü Yüzyıl</em> (89-122) başlıklı üçüncü bölüm, dokuz alt başlıkta ele alınmaktadır. <em>Uluburun Ge­misi</em> (90-95) alt başlığı içinde, MÖ 1300 yıllarında tarihlenen Uluburun Ba­tığı’nın keşfi, geminin güzergâhı, taşıdıkları ve öneminden bahsedilmektedir. Geminin battığı alanda kimlerin nasıl bir yol izleyerek çalışmalarını sürdürdü­ğünü anlatan yazar, taşınan malların nitelikleri ve Akdeniz’deki uluslararası ticaret hakkında sunulan verileri değerlendirmektedir. <em>Ugaritli Sinaranu</em> (95-96) başlığı altında, Uluburun gemisinden sonra Ugarit’ten Sinaranu adlı bir tüccarın Girit Adası’na gönderdiği benzer bir ticaret gemisi ve taşıdıklarından bahsedilmekte ve Uluburun gemisi ile bağlantısı irdelenmektedir. <em>Kadeş Sa­vaşı ve Sonuçları</em> (97-100) başlığı altında, antikçağın en büyük savaşlarından biri olan Kadeş Savaşı anlatılmaktadır. Bir tarafta Hitit imparatoru II. Muvat­tali, diğer tarafta Mısır firavunu II. Ramses’in yer aldığı savaşın yazılı belgeler sayesinde bilinen tüm ayrıntıları aktarılmaktadır. Hititlerin yaptığı zekice hamlelerden bahseden yazar, savaş ve sonuçları hakkında derlediği veriler üzerine yorum yapmaktadır. <em>Truva Savaşı</em> (101-104) başlığı altında, yukarıda ele alınan sürecin devamı olarak siyasi çekişmeler anlatılmaktadır. Önceki bö­lümde ele alınan Assuva İsyanı’nın merkezi olan Troas Bölgesi’nde, Mikenle­rin desteklediği asiler tarafından çıkartılan isyanların devamında, Home­ros’un yazdığı Truva Savaşı hikâyesi değerlendirilmektedir. Yine bu başlık al­tında yazar, şu ana kadar gerçekleştirilmiş olan çalışmalardan yararlanarak Truva Savaşı’yla ilgili arkeolojik buluntular hakkında bilgi vermektedir. M<em>Ö On Üçüncü Yüzyılda Yurtdışı Temasları ve Yunan Anakarası</em> (104-108) başlığı altında, özellikle Miken’de inşa edilen sur ve tünel gibi savunma yapılarından bahsedilmektedir. Buna ek olarak Mikenlerin dışarıdaki dünya ile bağlantısını gösteren seramik ve yazılı metinlere değinilmektedir. <em>Hicret ve İsrailoğulları­nın Kenan’ı Fethi</em> (108-115) başlığı altında, kutsal kitapta anlatılan süreç irde­lenmekte ve arkeolojik bulgularla örtüşmeyişi aktarılmaktadır. Arkeolojik ve­riler İsrailoğullarının MÖ XIII. yüzyılda Kenan’da bulunduklarını göstermekte, fakat kutsal kitapta bahsedilen olayların bazı yerlerde kronolojiye ters düş­tüğü anlaşılmaktadır. Bu sebeple yazar, hicret hikâyesi üzerine yapılan yüz­yıllar sonra uydurulmuş yorumunu desteklemektedir. <em>Hititler, Asurlular, Amarru ve Ahhiyava</em> (115-119) başlığı altında, bu krallıkların politik ve siyasi konumları ele alınmaktadır. Günümüze ulaşan yazılı belgeler sayesinde ara­larındaki askeri ve ticari mücadeleler üzerine yorum yapılabilmekte ve Geç Tunç Çağı’nda bu devletlerarasındaki güç dengesi anlaşılabilmektedir. <em>Hitit­lerin Kıbrıs İstilası</em> (119-121) başlığı altında, yukarıda bahsedilen siyasi çekiş­meler sürerken IV. Tuthaliya’nın önemli bakır kaynakları bulunan Kıbrıs’ı işgal etmek istemesi ve bunun sebepleri tartışılmaktadır. <em>İria Burnu ve Gelidonya Burnu Batıkları</em> (121-122) başlığı altında, bu gemilerin güzergahları ve dönem şartları açısından önemi anlatılmaktadır. Kıbrıs’tan geldiği düşünülen İria Burnu Batığı yaklaşık MÖ 1200 yıllarına tarihlenmektedir. Bu gemi, Hititlerin baskınlarına rağmen Kıbrıs ile Miken arasındaki ticaretin sürdürüldüğünü göstermesi açısından önemlidir. Yaklaşık aynı döneme ait Anadolu’nun gü­ney kıyılarında bulunan Gelidonya Batığı hakkında güncel çalışmalarla yeni fikirler ortaya konulduğu bildirilmektedir. MÖ XIII. yüzyılın sonlarında bozu­lan düzene rağmen uluslararası ticaretin devam ettiğinin kanıtı olan bu ör­neklerin önemine değinilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Perde Bir Dönemin sonu: MÖ On İkinci Yüzyıl</em> (123-169) başlıklı dör­düncü bölüm, on alt başlık içermektedir. Bu bölümde yukarıda anlatılan iyi ve kötü tüm gelişmeler sonucunda Geç Tunç Çağı’nın sonlandığı ortam ve MÖ XII. yüzyıldaki durum anlatılmaktadır. <em>Ugarit ve Minet El-Beida’nın Keşfi</em> (123-125) başlığı altında, krallığın keşfi anlatılmaktadır. Ugarit’te bulunan çok sayıdaki metnin bölgede; ticaret, edebiyat, tarih, mitoloji, din ve evlilik gibi sosyal hayatla ilgili birçok bilinmeze ışık tuttuğu aktarılmaktadır. Ug<em>arit ve Tüccarların Parasal ve Ticari Bağlantıları</em> (125-130) başlığı altında, çeşitli ar­şivlerde bulunan metinler ışığında Ugarit’in uluslararası ticaretteki yeri anla­tılmaktadır. Ayrıca, Ugarit’te bulunan bu belgelerin ticari mallar ve tüccarlar hakkında sunduğu bilgilerin öneminden bahsedilmektedir. <em>Kuzey Suriye’deki Yıkımlar</em> (131-138) bölümünde, Ugarit’te bulunan belgeler ışığında ticaretin devamlılığı ve kentin uğradığı saldırılar<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> tartışılmaktadır. Saldırılar için Deniz Kavimleri’nin özellikle anılmadığını söyleyen yazar, onların gerçekleştirdiği saldırılara dolaylı kanıt olarak Ugarit Krallığı’nın Geç Tunç Çağı liman kenti Gibala’daki buluntulardan bahsetmektedir<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a>. Ayrıca Deniz Kavimleri’nin ilk saldırısında Amurru Bölgesi’ndeki Tell Kazel’e gelip yerleştiklerini ve MÖ 1177 yılındaki ikinci dalgada zarar görmüş olabileceklerini önermektedir. <em>Gü­ney Suriye/Kenan’daki Yıkımlar</em> (138-149) başlığı altında, Güney Suriye ve Ke­nan’da yerle bir edilen kentlerden bahsedilmektedir. Yazar, İncil’de Arma­geddon’un yeri olarak bahsedilen Megiddo ve Lakiş kentlerinde ele geçen arkeolojik buluntulardan yararlanarak yıkılma sebeplerini araştırmaktadır. Mısır ordusu, İsrailoğulları ve işgalci Deniz Kavimleri seçenekleri tek tek de­ğerlendirilmektedir. Ayrıca en büyük beş Filistin Kenti’nin öneminden bahse­den yazar, bu kentlerin yıkılışıyla ilgili ortaya atılan farklı teorileri de incele­mektedir. Yazar, <em>Mezopotamya’daki Yıkımlar</em> (149-150) başlığı altında, çok sayıda yerleşim alanında yıkım izleri görülse de bunları Deniz Kavimleri’yle ilişkilendirmek için herhangi bir bulgunun bulunmadığından bahsetmektedir. <em>Anadolu’daki Yıkımlar</em> (151-155) başlığı altında, Anadolu’da aynı dönemde yıkılan birçok kent için Deniz Kavimleri’nin sorumlu tutulduğunu, fakat kazı çalışmalarında elde edilen verilerin aksini gösterdiğini söylemektedir<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a>. Y<em>unan Anakarasındaki Yıkımlar</em> (155-161) başlığı altında ise Truva’da gerçekleşen yıkımlarda Mikenlerin etkisinin olmayışı, aynı dönemde saldırı altında olma­larıyla desteklenmektedir<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a>. <em>Kıbrıs’taki Yıkımlar</em> (161-165) başlığı altında, Kıb­rıs’ın geçirdiği yıkım evresine değinilmektedir. Yazar, yukarıda bahsedilen Deniz Kavimleri’nin işgalleri için erken bir tarihte yıkımın yaşandığını ve II. Şuppiluliuma’nın kayıtlarına göre MÖ 1207 yılında Kıbrıs’a saldırı gerçekleş­tirildiğini aktarmaktadır. Fakat Kıbrıs’ın yıkımından kimin sorumlu olduğunu söyleyebilecek kesin kanıtların olmadığını da eklemektedir. Yazar, kim tara­fından ve nasıl yıkılmış olursa olsun, Kıbrıs’ın siyasi ve ekonomik gücüyle ya­şamını MÖ 1050 yıllarına kadar sürdürmüş olduğunu söyleyerek bu konuyu kendi yorumuyla sonlandırmaktadır. <em>Mısır’daki Savaşlar ve Harem Komplosu</em> (165-168) başlığı altında tekrar Mısır’a dönülerek Deniz Kavimleri işgallerinin sonuçları ve III. Ramses’in rolü anlatılmaktadır. <em>Özet</em> (168-169) kısmında ise bölümün ve buraya kadar anlatılanların çok kısa bir değerlendirmesi yapıl­makta ve aynı dönemde gerçekleşen büyük ölçekli yıkımlardan Deniz Kavim­leri’nin sorumlu tutulup tutulamayacağı tartışılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kusursuz Bir Facialar Fırtınası mı?</em> (171-210) başlıklı beşinci bölüm, sekiz alt başlıktan oluşmaktadır. Bu bölümde yazar, şu ana kadar yapılan çalışma­lar, yazılan makaleler, gerçekleştirilen konferanslar ve bilimsel araştırmalarla ortaya konan sonuçları dikkate alıp bir değerlendirme yapmak istemektedir. Yaptığı değerlendirme ile bu uluslararası istikrarlı sistemin bir anda neden çöktüğünü anlamayı amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için verilerin nesnel bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken yazar, yıkıma sebep ol­muş olan ihtimalleri sırayla ele almaktadır. İlk olarak <em>Depremler</em> (172-175) başlığı altında, yıkılan kentlerde depremlerin izlerinin tespiti ve bulunan ka­nıtlardan bahseden yazar, depremin ne kadar zarara yol açmış olsa da tek başına kentlerin yıkılmasına sebep olamayacağını bildirmektedir. <em>İklim Deği­şikliği, Kuraklık ve Kıtlık</em> (175-182) başlığı altında ise Deniz Kavimleri’nin göç sebebi olarak iklim değişikliklerinin getirdiği sonuçlar öne sürülmektedir. Bu konuyla ilgili krallıkların birbirlerinden yardım isteklerini içeren mektuplar ve polen analizlerinden elde edilen bilimsel veriler kanıt olarak gösterilmekte­dir. <em>İç İsyanlar</em> (182-183) başlığı altında, Hazor örneği ele alınmaktadır. Kentte öldürülen insanlara ya da silah kalıntılarına rastlanmayışı kentin yıkıl­masında (terk edilmesinde) en mantıklı sebep olarak iç isyan gösterilmekte­dir. Fakat yazar, Geç Tunç Çağı Uygarlıkları için yeterli bir sebep olmadığını da eklemektedir. <em>(Muhtemel) Baskıncılar ve Uluslararası Ticaretin Çöküşü</em> (183-188) başlığı altında, kentlerin can damarı olarak niteleyebileceğimiz ti­cari faaliyetlerin engellenmesinin sonuçlarından bahsedilmektedir. Ticari fa­aliyetlerin durdurulması bir kentteki yaşamı sonlandırmak için şüphesiz en etkili silah olmalıdır. Yazar Ugarit örneğini ele almakta ve kentin yıkıldıktan sonra yeniden inşa edilmeyişinin muhtemel sebebi olarak ticaret yollarının kesilmesini önermektedir. <em>Yerinden Yönetim ve Bireysel Tüccarı Yükselişi</em> (188-190) başlığı altında, Deniz Kavimleri’nin sebep olduğu sosyo-politik ve ekonomik değişimlerden bahsedilmektedir. Bu değişimin, sarayların ege­menliğindeki ekonominin tüccarların egemenliğine geçmesiyle gerçekleşti­ğini savunulmaktadır<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a>. So<em>rumlular Deniz Kavimleri miydi ve Nereye Gittiler?</em> (190-198) başlığı altında, sonunda Deniz Kavimleri temel konu olarak ele alın­maktadır. Deniz ve karadan ilerledikleri düşünülen istilacılarla ilgili metinler ve arkeolojik buluntuları inceleyerek ortaya kanıt koymak isteyen yazar, Hitit topraklarında herhangi bir kanıtın bulunamadığından bahsetmektedir. Bu bölümde yazar farklı araştırmacıların görüşlerini paylaşmakta ve Deniz Ka­vimleri’nin göçüyle ilgili mevcut verileri okuyucuyla paylaşmaktadır. Yaptığı değerlendirme sonucunda, bu işgalcilerin kendi başlarına Ege ve Akde­niz’deki uygarlığa son vermiş olamayacaklarını önermektedir. <em>Sistemin Çö­küşü Fikrini Destekleyen Tezler</em> (198-203) başlığı altında, yine farklı bilim adamlarının görüşlerine yer veren yazar, özellikle C. Renfrew’in sistem çök­mesi fikri üzerinde durmaktadır. Bu fikirde çöküş; merkezi yönetim teşkilatı­nın çökmesine, geleneksel elit sınıfın ortadan kalkmasına, merkezi ekonomi­nin zarar görmesine, yerleşim değişimine ve nüfusta azalma yaşanmasına se­bep olmaktadır. Ayrıca çöküşe tek başına sebep olabilecek bir sebebin bu­lunmayışı bu fikri mantıklı kılmaktadır. <em>İhtimallere Bir Bakış ve Karmaşıklık Teorisi</em> (203-210) başlığı altında, bu konu üzerine R. Drews tarafından ihti­mallerin tek tek ele alınarak incelendiği yayını hakkında yazarın eleştirileri yer almaktadır. Ayrıca bu başlık altında Ege ve Akdeniz’de konu olan krallıkların gelişiminden sona ermesine kadar geçirdiği süreç üzerine genel gözlemler yapılarak üç maddede toplanmaya çalışılmaktadır. Yazar, bu bölümde oku­yucuyu konu üzerine düşünmeye sevk etmektedir. Bölümün sonuna geldi­ğinde ise ortaya koyduğu ihtimalleri irdeleyerek kendi yorumunu yapmakta ve beş maddede topladığı sebeplerin çöküşe katkı sağlayan etkenler oldu­ğunu önermektedir. Ayrıca yazar, bu sebeplerden birinin çöküşe neden olan tek sebep olarak önerilmesini, kabul edilemeyecek kadar basit bir açıklama olarak değerlendirmektedir. Bölümün sonunda bu önerilere ek olarak kar­maşıklık teorisinin bu soruyu cevaplamada işe yarayıp yaramayacağı konu­sundaki fikirlerini söylemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sondeyiş Sonuçlar</em> (211-216) bölümünde, yazar hazırladığı çalışmanın so­nucunda, iç içe geçmiş kültürlerde meydana gelen yıkımlar gibi, Deniz Kavim­leri’nin köken ve amacının kesin olarak belirlenmesinin imkânsızlığından bah­setmektedir. Buna ek olarak eldeki veriler sayesinde kesin olarak bilinenlere dayanarak birçok bilinmeyen üzerine fikir yürütülebileceğini söylemektedir. Burada delillerden bazılarını tekrar ederek Roma İmparatorluğu’nun çöküşü sırasında meydana gelen isyan ve yağmalamalarla karşılaştırmaktadır. Bunun sonucunda, MS 476 yılında Roma’nın ve Batı Roma İmparatorluğu’nun sonu olduğu gibi, MÖ 1177 yılının da Geç Tunç Çağı’nın sonu olduğunu iddia et­mektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Son olarak <em>Eğer</em> (217) başlığı altında yazar, yaşanan sıkıntıların yaşanma­mış olması durumunda Geç Tunç Çağı’nın yine sona erip ermeyeceğini sor­gulamaktadır. Bu sorulara en güzel cevabı yine kendi cümleleriyle vermek doğru olsa gerek: “<em>Bazen doğal yaşlı ormanların ekosistemin yenilenmesini ve tekrar filizlenebilmesini sağlamak için büyük çaplı bir orman yangını gere­kir</em>”. Yazar kitabın sonundaki <em>Oyundaki Karakterler</em> (218-222) bölümünde, ko­nuyla ilgili kişilerin listesini vermektedir. Okuyucu için kitabın arkasındaki ka­rakter sözlüğü güzel bir detay olarak değerlendirilebilir. Konu hakkında yapıl­mış güncel kaynakları toplayan yazarın eserinde beklenildiği gibi geniş bir <em>Kaynakça </em>(223-259) bölümü bulunmaktadır. Metin içerisinde istenilen de­taylara kolayca ulaşmak için hazırlanan <em>Dizin</em> (260-270) bölümü ile kitap son­lanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın eserinde bilimsel çalışmaları kaynak göstermesinin yanı sıra gün­cel çalışmaları takibi ve konu hakkındaki farklı görüşleri dikkate alması ol­dukça önemlidir. Konuya ilgi duyan ya da kendi görüşüne katılmayanlar için araştırmalarında kolaylık sağlayacak tüm kaynakları sunması hazırladığı ese­rin kalitesini göstermektedir. Eser şüphesiz konuya ilgi duyanlar için temel kaynak niteliğindedir.<a href="#_ftnref1" name="_ftn1"></a></p>
<div class="one_half"><p><strong>Ankara Üniversitesi<br />
Klasik Arkeoloji Bölümü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Yusuf KILIÇ (PhD)</strong><br />
<strong>yusuffkilicc@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">Y. Kılıç, <em>M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü Yıl</em>. Yazar: E. H. Cline, Libri IV (2018) 367-376. DOI: 10.20480/lbr.2018042</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0172" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0172</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Ancient Mariners: Seafarers and Sea Fighters of the Mediterranean in Ancient Times</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0171</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 15:45:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0171</guid>

					<description><![CDATA[L . CASSON, The Ancient Mariners: Seafarers and Sea Fighters of the Mediterranean in Ancient Times. New Jersey 1991. Prin­ceton University Press, 246 sayfa (4 harita, 7 figür, 54 resim ile birlikte). ISBN: 9780691014777 Akdeniz Dünyası incelenirken şüphesiz ki coğrafyanın en önemli sacayağı olan denizcilik faaliyetlerine de hâkim olunmalıdır. Akdeniz’in denizcilik tarihi ilk ilkel gemilerden ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018041.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3804_lbr.2018041-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2><em>The Ancient Mariners: Seafarers and Sea Fighters of the Mediterranean in Ancient Times</em></h2>
<h3>Deniz AKDENİZ</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9780691014777<br />
<strong>Page:</strong> 246<br />
<strong>Publication Date:</strong> 1991<br />
<strong>Location:</strong> New Jersey<br />
<strong>Publisher: </strong>Princeton University Press</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 361-365</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018041<br />
<strong>Received Date</strong>: 06.10.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 11.11.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.11.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_4664769f5f1cc6b88be1803c0ceb2be9" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018041.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018041.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>L . CASSON, <em>The Ancient Mariners: Seafarers and Sea Fighters of the Mediterranean in Ancient Times. </em>New Jersey 1991. Prin­ceton University Press, 246 sayfa (4 harita, 7 figür, 54 resim ile birlikte). ISBN: 9780691014777</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Akdeniz Dünyası incelenirken şüphesiz ki coğrafyanın en önemli sacayağı olan denizcilik faaliyetlerine de hâkim olunmalıdır. Akdeniz’in denizcilik tarihi ilk ilkel gemilerden sofistike gemilere, uluslararası ticarete, ticaret rotalarına, deniz savaşlarına, keşiflere, korsanlık faaliyetlerine kadar çok geniş bir bilgi skalası oluşturmaktadır. Antikçağda denizcilik ve gemiler hakkında tanınmış bir otorite olan Lionnel CASSON bu anlamda bize doyurucu eserler bırakmış­tır. Elimizdeki “<em>The Ancient Mariners: Seafarers and Sea Fighters of the Me­diterranean in Ancient Times</em> ” kitabı da Akdeniz’in denizcilik tarihi konu­sunda en önemli eserlerdendir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın kapsamı <em>Contents</em> (İçindekiler) kısmında verilmiştir. Contents bö­lümünden sonra <em>Illustrations (Maps – Figures – Plates) </em>başlığı altında kitap­taki haritalar, şekiller ve fotoğraflar liste halinde, kaynaklar belirtilerek veril­miştir. Preface<em> to the Second Edition</em> bölümünde yazar kitabın ikinci basımına yeni kanıtların ve çalışmaların sonucunda tamamen yeni bölümlerin eklendi­ğini ve bazı bölümlerin de köklü bir şekilde değiştirildiğini belirtmiştir. İkinci basıma eklenen fotoğraflar için önemli su altı arkeologları George Bass’a, Michael Katzev’e ve John Coates’e teşekkür etmiştir. <em>Preface</em> bölümünde ise kitabı yazmasının asıl amacını antik dönem denizciliği ile ilgili kaynakların yok denecek kadar az olması olarak belirtmiştir. Ayrıca kitabın yazımı sırasında destek verenlere yaptığı teşekkürle bu bölümü bitirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap, <em>Down to the Sea in Ships, International Trade Begins, Excavating Under Water, War on the Sea, Raiders and Traders, The Dawn of Maritime Exploration, Westward Ho!, The Wooden Walls, The Merchants of Athens, Beyon the Pillars of Hercules, The Age of Titans, Landlubbers to Sea Lords, East Meets West, New Light on Ancient Ships and Shipping, The Pirates of Cilicia, Rome Rules the Waves, All Routes Lead to Rome, An End and a Begin­ning</em> isimli on sekiz bölümden oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin I. Bölümü olan <em>Down to the Sea in Ships </em>kısmında insanların kullan­dığı ilk primitif yüzen cisimlere ve yapılma şekillerine, ilk denizcilerin rüzgârı kullanmayı öğrenmelerine, ilk deniz yolculuklarına, prehistorik dönemde Mı­sır ve Mezopotamya’daki gemi yapımı zanaatına değinilmiştir. <em>International Trade Begins</em> bölümünde uluslararası ilk ticari kayıtların Mısır’da olduğu be­lirtilmiştir. Mezopotamya, Doğu Akdeniz kıyıları, Girit ve Hellas’daki ticari fa­aliyetlere ayrıntılı olarak değinilmiştir. <em>Excavating Under Water</em> bölümünde deniz arkeolojisinin nasıl başlayıp geliştiği anlatılmıştır. Bu bağlamda George Bass’a, Gelidonya ve Uluburun Batıkları’na ayrıntılı olarak değinilmiş ve şekil­ler eşliğinde ahşap gemilerin nasıl yapıldığı anlatılmıştır. <em>War on the Sea</em> bö­lümünde ilk olarak Mısır’da firavunlar Sahure ve Thutmose III dönemlerinde ordunun deniz yoluyla taşınmasına değinilmiş; Fenike, Minos, Myken Uygar­lıklarının ve deniz kavimlerinin donanmalarına ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Ayrıca Homeros’un İlyada ve Odysseia adlı eserleri baz alınarak dönemin de­nizcilik özelliklerine ve gemi yapım tekniklerine ayrıntılı olarak değinilmiştir.<em> Raiders and Traders </em>bölümünde Odysseus ve Wenamon’un yolculukları eşli­ğinde tacirler ve korsanlarla yaşadıkları zorluklar anlatılmıştır. Wenamon’un yaklaşık MÖ 1100 yıllarında Byblos’a yaptığı yolculuğa ayrıntılı olarak değinil­miş ve bu yolculuğun o dönemdeki tacirlerin neler yaşadıklarına dair önemli ipuçları yansıttığı anlatılmıştır. <em>The Dawn of Maritime Exploration</em> bölümü ta­mamen Iason ve Argonautlar’a ayrılmış ve keşif rotasına değinilmiştir. Ia­son’un keşif seyahatinin yeni yerleri keşfetme konusunda bildiğimiz ilk seya­hat olduğu belirtilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin <em>Westward HO! </em>bölümünde denizcilerin bildikleri ve hâkim oldukları denizleri arkalarında bırakıp pruvalarını meçhul sulara açmalarının başladığı döneme vurgu yapılmıştır. Bu bağlamda Eski Yunan ve Fenike keşif ve koloni hareketlerine değinilmiştir. Yazar bu dönemdeki keşif hareketleri ile XV.-XVI. yüzyıllardaki keşifler arasındaki benzerliklere de vurgu yapmıştır. Bu dö­nemde yaşanan coğrafya ve kartografya alanlarındaki gelişmelere de değinil­miştir. Yine bu bölümde dönemin gemileri, gemi yapım teknikleri, ticari re­kabet ve donanma güçleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. <em>The Wooden Walls </em>bölümünde MÖ V. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan Pers-Hellen Savaşları ve Peloponnessos Savaşı ekseninde gemilerin özelliklerine, geçirdikleri değişim­lere, mürettebat sayılarına ve donanmaların savaş taktiklerine değinilmiştir. <em>The Merchants of Athens</em> bölümünde kölelikten büyük bir iş adamına evrilen Pasion’un ve yatırımcı Demosthenes’in hikâyeleri ekseninde dönemin Atinası tacirler ve deniz ticareti perspektifinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu hikâyeler anlatılırken taraflar arası kontratlar, gemi envanteri, rotalar da be­lirtilmiştir. <em>Beyon the Pillars of Hercules </em>bölümü’nde Iason’un Karadeniz’e ve Fenikelilerin İspanya’ya gidişlerinden sonra keşif hareketlerinin bir süre dur­duğu belirtilmiştir. Firavun Necho’nun Fenikeli Denizcilere yaptırdığı sefer ile Satapes’in ve Hanno’nun Herakles Sütunları’nın ötesine yaptıkları geziler tüm ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Pytheas’ın yaptığı keşiflerin ise (7000-7500 Mil) Vasco de Gama ve Christophe Colomb dönemlerine kadar yapılan en büyük ve en önemli keşifler olduğu belirtilmiştir. Fakat onun adımlarının iz­lenmediği, Kartacalıların Gibraltar’ın kapılarını Atlas Okyanusu’ndaki yeni ke­şiflere yol açmayacak şekilde kapattığı belirtilmiştir. <em>The Age of Titans </em>bö­lümü Büyük İskender ve Hellenistik Dönem denizciliği ile ilgilidir. Bu bölümde gemi sayıları, gemi mürettebatı ve görevleri, dönemin gemi yapım teknikleri verilmiştir. Parlak bir stratejist olmasının yanında çok yetenekli bir gemi ta­sarımcısı olan Demetrius’un gemi yapımına katkılarına değinilmiştir. Büyük İskender sonrası Hellenistik Dönem krallıklarının donanma güçleri açıklan­mıştır. Denizcilikten uzak Romalıların denizlerin hâkimi konumuna gelme sü­reci <em>Landlubbers to Sea Lords</em> bölümünde anlatılmıştır. İlk başlarda denizleri Etrüsklere, Hellenlere ve korsanlara bırakan Romalıların MÖ 311 yılından iti­baren deniz gücünün önemini fark ederek bu anlamda gelişmeye başladıkları açıklanmıştır. Rodos ile ilişkiler ve Kartaca Savaşları ekseninde Roma donan­masının ve denizciliğinin gelişimi mercek altına alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>East Meets West</em> bölümünde özellikle papirüs dokümanları baz alınarak Hellenistik Dönem ticaretinin karakteristik özellikleri açıklanmıştır. Bu dö­nemde komplike hale gelen ve oldukça gelişmiş bir boyuta ulaşan deniz tica­reti -limanlar, gemiler ve özellikleri, rotalar, taşınan mallar- ayrıntılarıyla ele alınmıştır. <em>New Light on Ancient Ships and Shipping</em> bölümünde dalış tekno­lojisindeki gelişmelerin denizcilik tarihi konusunda yepyeni bilgiler edinme­mizi sağladığı ifade edilmiştir. Amphoralarla ilgili ayrıntılı bilgiler verilmiş ve amphora stillerinin tarih-yer konularında çok önemli ipuçları verdikleri belir­tilmiştir. Batıkların denizcilik tarihine ilişkin hayati bilgilere sahip olmamıza neden oldukları iddia edilmiş, ancak arkeologların bu alanda yağmacılardan hızlı davranmak için de çaba gösterdikleri açıklanmıştır. <em>The Pirates of Cilicia </em>bölümünde önce Homeros’un Odysseia adlı eserinden alıntıyla korsanlık al­gısı üzerinde durulmuş ve korsanlık algısının zaman içinde değişse de korsan­lık faaliyetlerinin hep devam ettiği açıklanmıştır. Akdeniz’de en yıkıcı ve kor­kunç korsanlık faaliyetlerinin ise Kilikia korsanları tarafından yapıldığı belirtil­miştir. MÖ 70 yılından kısa bir süre önce en şiddetli boyutuna ulaşan korsan­lık faaliyetleri ve Roma’nın korsanlarla olan mücadelesi anlatılmıştır. <em>Rome Rules the Waves </em>bölümünde MÖ I. yüzyılda Roma’nın Akdeniz’deki tam hâki­miyeti ve Actium Savaşı anlatılmıştır. Yine bu bölümde Roma İmparator­luğu’nun gemi yapım teknikleri resimler eşliğinde verilmiş; donanma gücü, gemi çeşitleri ve sayıları, deniz ticareti ve malları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. <em>All Routes Lead to Rome </em>bölümünde Petronius’un “Satyricon” adlı eserinden alıntıyla MS I. yüzyılda Roma’da deniz ticaretinin zenginlik açısından ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır. Kuzey Afrika’dan, Mısır’dan, Gibraltar’dan, İs­panya’dan, Fransa’dan, Asia Minor’dan, Çin’den, Ege Adaları’ndan, Arap Ya­rımadası’ndan, Hindistan’dan, Yunanistan’dan, Sicilya’dan, Suriye’den gelen tahıl, balık, zeytinyağı, şarap, çanak-tava, yün, değerli taşlar-inciler, kokular, baharat, bal, mermer gibi birçok ürünün başkente deniz ticareti yoluyla aktığı ve Batı dünyasının sosyal-politik-ekonomik yöneticilerini tatmin ettiği belir­tilmiştir. Bu dönemde önem kazanan limanlara ayrıntılı olarak değinilmiştir. MS 330 yılında imparator Constantinus’un İstanbul’u başkent yapmasıyla bu şehrin ticaret gemilerinin en önemli rotalarından biri olmasını sağladığı be­lirtilmiştir. <em>An End and a Beginning </em>bölümünde önce MS 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılışının ve MS 476 yılında Batı Roma İmparator­luğu’nun yıkılışının Akdeniz’deki etkileri açıklanmıştır. Arapların Suriye, Mısır ve tüm Kuzey Afrika’yı ele geçirmelerinin deniz ticaretine etkileri açıklanmış­tır. Özellikle Mısır’ın Araplar tarafından fethinin Nil’in ürünlerinin Akdeniz üzerinden Avrupa yerine Mekke ve Medine’ye gitmesine neden olduğu be­lirtilmiştir. Pusula, gelişmiş dümenler, alev makineleri gibi birçok yeniliğin de­nizcilik teknolojisinde kullanımı ile antikçağ denizciliğinin sona erdiği ifade edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap denizcilikle ilgili önemli olayların kronolojik olarak verildiği <em>Table of Dates,</em> başvurulan kaynakların yer adlığı <em>Notes</em> ve kişi ile yer adlarının yer al­dığı <em>Index</em> bölümleri ile sona ermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eser Antikçağdenizciliği ile ilgili akademik çalışmalar yapanlar kadar bu alana ilgi duyan meraklı okuyucu için de önemli bir başvuru kaynağıdır. L. Casson en erken dönemden başlayarak Roma İmparatorluğu’nun sona erdiği tarihe kadar antikçağda denizlerde yaşanmış gelişmelere dair çok önemli bil­giler vermektedir. Ticaret gemilerinin basit botlardan nasıl binlerce ton yük taşıyan devasa gemilere dönüştüklerini, savaş gemilerinin nasıl yüzlerce de­nizci ve ağır silahlar taşıyan komplike gemilere dönüştüklerini ve deniz tica­retinin kısa mesafelerden nasıl İspanya&#8217;dan Hindistan&#8217;a ulaşan işlek bir ağa dönüştüğünü resimler ve haritalar eşliğinde açıklamıştır.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Akdeniz Üniversitesi<br />
Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Deniz AKDENİZ</strong><br />
<strong>araf.akdeniz@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">D. Akdeniz, <em>The Ancient Mariners: Seafarers and Sea Fighters of the Me­diterranean in Ancient Times</em>. Yazar: L. Casson, <em>Libri</em> IV (2018) 361-365. DOI: 10.20480/lbr.2018041</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0171" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0171</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hellenistik Dünya Tarihi MÖ 323-30</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 15:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0170</guid>

					<description><![CDATA[R. M. ERRINGTON, Hellenistik Dünya Tarihi MÖ 323-30. İstanbul 2017. Homer Kitabevi, 344 sayfa. Çev. G. Günata. ISBN: 9789944483766 Kitap, İçindekiler (5-7), Resimler Listesi (8), Haritalar Listesi (9), Önsöz (10), Kısaltmalar (11-19) ve Giriş (20-29) beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Hellenistik Dünyanın Doğuşu (29-90) olarak isimlendirilmiş­tir. Büyük İskender’in ölümüyle imparatorluktaki yönetim mücadeleleri, iç çekişmeler anlatılmış ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018040.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3803_lbr.2018040-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2>Hellenistik Dünya Tarihi MÖ 323-30</h2>
<h3>Mehmet Emin TEKİN</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9789944483766<br />
<strong>Page:</strong> 344<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2017<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher: </strong>Homer Kitabevi</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 355-359</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018040<br />
<strong>Received Date</strong>: 10.10.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 16.10.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.11.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_75e27b78b0a9639291cb48abd2297684" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018040.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018040.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>R. M. ERRINGTON, <em>Hellenistik Dünya Tarihi MÖ 323-30</em>. İstanbul 2017. Homer Kitabevi, 344 sayfa. Çev. G. Günata. ISBN: 9789944483766</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kitap, <em>İçindekiler</em> (5-7), <em>Resimler Listesi</em> (8), <em>Haritalar Listesi</em> (9), <em>Önsöz</em> (10), <em>Kısaltmalar</em> (11-19) ve <em>Giriş</em> (20-29) beş bölümden oluşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Birinci bölüm <em>Hellenistik Dünyanın Doğuşu</em> (29-90) olarak isimlendirilmiş­tir. Büyük İskender’in ölümüyle imparatorluktaki yönetim mücadeleleri, iç çekişmeler anlatılmış ve Büyük İskender’in nereye gömüleceği üzerinde du­rulmuştur. Komutanların (kralların) akrabalık bağıyla konumlarını güçlendir­meleri ve birbirleriyle mücadeleleri üzerinde durulmuştur. Paylaşılan bölge­lerdeki krallar, kendi destekledikleri kişilerin karşı tarafta yönetime gelmesini istemiştir. Bu bölümde daha çok Makedonya ve Hellas topraklarında kralların ve komutanların birbirleriyle mücadeleleri genel hatlarıyla anlatılmıştır. Ko­mutaların/kralların Hellas haricindeki diğer bölgelerde özerklik ve özgürlük vaadiyle toplumu etkileme çalışmaları üzerinde durulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">MÖ 311 ile MÖ 301 arasındaki olaylar tüm Hellenistik dünyanın temel ya­pısını oluşturması, Seleukos, Lysimakhos, Ptolemaios ve Kassandros’un yö­netimleri altındaki topraklarda ve diğer yönetim bölgeleriyle ilişkileri incelen­miştir. Seleukosların İpsos Muharebesi’ne kadarki faaliyetleri, Lysimakhos’un hakimiyeti altındaki bölgelerde rahatça hareket etmesi, Ptolemaiosların I. Antigonos’la ilişkileri ve Kassandros-Demetrios Poliorketes, Kassandros-Pto­lemaios ilişkileri bunların yanında Hellas halkının tavrı ile İpsos Muhare­besi’ne kadarki süreç mercek altına alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">İpsos’tan sonraki 20 yıllık dönemin çok net olmadığı belirtilmiştir. Demet­rios’un topraklarının galipler arasında paylaşıldığı ve Kassandros’un ölümüyle gelişen olaylar anlatılmıştır. Ege Denizi’nde Demetrios-Ptolemaios mücade­lesi, Makedonya’nın Pyrrhos ve Lysimakhos arasında bölünmesi anlatılmıştır. Lysimakhos’un Küçük Asya’daki politikalarına değinilmiş, bazı olaylarda istek­siz davrandığı anlatılmıştır. Makedonya, Hellas, Syria ve Mısır’da suların ısın­dığını ilaveten saraylarda yapılan evliliklere değinilmiştir. Neden ve sonuçla­rıyla Kurupedion Muharebesi’ne değinilmiş, Seleukos’un ölümüyle Diodok­hoslar (halef) döneminin nasıl son bulduğu anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar Büyük İskender’den sonra kurulan krallıkların bulundukları bölge­lere uyum sağladığını ve kurulan bu krallıkların kurucularının Makedon oldu­ğunu ifade etmiştir. Makedon kökenli yöneticilerin her fırsatta Makedon kö­kenli eş alma eğiliminde olduklarını ve kurulan bu yeni krallıklarda yönetici grubun artık çok uluslu bir yapıda olduğunu belirtmiştir. Daha sonra yazar kurulan yeni kentlerden ve bu yeni kent ve krallıklardaki insan ihtiyacını kar­şılamak için uyguladıkları politikalardan bahsetmiştir. Ardından ele geçirilen topraklardaki merkeze bağlı yönetim sistemi (satraplık) üzerinde durmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci bölüm <em>Hellenistik Dünya Çarpışıyor</em> (91-166) olarak isimlendirilmek­tedir. Ptolemaios Keraunos’un Avrupa’daki (Makedonya) faaliyetleri, Kerau­nos’un ölümü, Galat akınları ve Galat akınlarına karşı bölge halkının girişim­leri incelenmiştir. Galatlara karşı sağlanan başarıdan sonra iyimserlik hava­sından bahsedilmektedir. Antiokhos ve Seleukos’un imparatorluğu ikiye ayırma anlaşması üzerinde durulmuş, Aitolia Birliği’nin yeniden yükselişi ak­tarılmıştır. Makedonya’da ve Hellenler üzerinden Pyrrhos ve Antigonos II Go­natas arasındaki mücadele, Antigonos Gonatas’ın Makedonya’da genişle­mesi, Aitolia Birliği’ne göz yumması sonucunda gerçekleşen olaylar anlatıl­mıştır. Antigonos II Gonatas ile II. Ptolemaios arasındaki anlaşmaya değinil­miş, Antigonos II Gonatas’a karşı Khremonides’in önerisiyle Ptolemaios des­tekli Hellen kentlerinin birleştirilmesi düşünülmüş, Khremonides Muharebesi ve sonucunda Antigonos II Gonatas’ın kazanması ve sınırlarını genişletmesi anlatılmıştır. Khremonides Muharebesi’nden sonra Hellas’ta Aitolia Bir­liği’nin barışçıl faaliyetleri ve Makedonya’ya karşı Akhaia Birliği’nin faaliyet­leri üzerinde durulmuştur. Hellas’ta Ptolemiosların Akhaialıları destekleyerek Makedonya’ya karşı kullanmaları ve Hellen birliklerinin ve kentlerin birbirle­riyle mücadeleleri, birliklerin genişlemesi ve Makedonya’nın zayıflaması konu edilmiştir. Antigonos III Dosonzamanında Roma’nın bölgedeki faaliyet­leri, Makedonya ve Hellas anlatılarak, Antigonos Doson’un Hellas’ta yeniden Makedon egemenliği kurması incelenmiştir. Hellen kent devletlerinin birbir­lerine olan yaklaşımları başka yönetimler altındaki kent kararları ve normal işleyiş yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kurupedion Muharebesi’nden sonra Asya’da gerçekleşen olaylar, Helle­nistik Krallıklar, Pers, Büyük İskender ve kendi sistemlerini birleştirerek yöne­tim geliştirmeleri aktarılmıştır. Yerel krallıkların gelişmesi ve Küçük Asya’daki faaliyetleri anlatılmıştır. Galatların Küçük Asya’ya getirilmesi ve burada yer­leşimleri üzerinde durulmuştur. I. Antiokhos’un Galat zaferi sonucunda <em>Soter</em> unvanı alması ve Seleukos-Ptolemaios mücadelesi anlatılmıştır. II. Syria Sa­vaşı’ndan sonra yapılan anlaşma ve neticeleri incelenmiştir. Küçük Asya’da ortaya çıkan yeni krallıklardan, krallıkların kız alıp verme gibi konularda işbir­liği yapmalarına rağmen yine de birbirleriyle savaştıkları anlatılmıştır. Antiok­hos II Hieraks ve  Seleukos II Kallinikos’un mücadelesi ve Küçük Asyakrallıkla­rın tutumu ile bu krallıkların Seleukoslar ile mücadelelerine yer verilmiştir. Küçük Asya’da krali ailelerin ortaya çıkması, genişlemesi ve evlilik düşüncele­rine değinilmiştir. Kraliyet orduları, bunları oluşturan etnik yapı ve kullandık­ları malzemelerden bahsedilmiştir. Eski kentlerin korunduğu ve bu sayede onların sadık kaldıkları anlatılmıştır. Makedon kralların Hellen şehirleri tar­zında yeni kentler kurmalarını, festival ve oyunlar düzenlemeleri nakledilmiş­tir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ptolemaios I Soter’in Büyük İskender’in ölümünden sonra  Mısır’a satrap olarak atanması ve sonrasında Büyük İskender’i model olarak alması ardın­dan gerçekleşen olaylar ve siyasi-sosyal yapılanma incelenmiştir. Var olan ge­leneksel sistemlerin Ptolemaios tarafından hala kullanıldığı, Mısır’daki festi­valler, tapınak ve kült yapılar hakkında ayrıca Ptolemaioslardaki evlilik kültü (kardeş evliliği) hakkında bilgi verilmiştir. Ptolemaiosların deniz aşırı ve uzak coğrafyalardaki topraklarının hangi amaçla elde tutulduğu üzerinde durul­muştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölüm <em>Roma’yla Karşılaşma</em> (167-244) olarak isimlendirilmiştir. Mısır’daki taht karışıklıkları, iç ve dış politikaya etkileri incelenmiştir. III. Anti­okhos’un Ptolemaios Syriası’na saldırması Molon’un isyanı ve isyanın bastı­rılması üzerinde durulmuştur. Seleukos-Ptolemaios mücadelesi, Mısır’daki karışıklıklar yerel krallıkların etkilerinden bahsedilmiştir. Mısır’ın uzaktaki üs ve topraklarındaki faaliyetleri incelenmiş, Ptolemaiosların Hellas ve Make­donya topraklarındaki faaliyetlerine değinilmiştir. Roma ile yapılan savaş­larda Ptolemaiosların tarafsız olması üzerinde durulmuştur. Seleukosların tekrar toparlanıp Küçük Asya’da büyümeleri, Seleukos-Ptolemaios mücade­lesinin yeniden başlaması mercek altına alınmıştır. Küçük Asya’da Seleukos-Pergamon ilişkileri, Seleukoslardaki iç mücadeleler ve bu mücadelelerin bas­tırılması aktarılmıştır. Pergamon-Roma ilişkilerine değinilmiştir. Make­donya’daki karışıklıklar, tahta çıkma süreçleri ve politikaları hakkında bilgiler sunulmuştur. Makedonya-Roma ilişkileri, Hellen birliklerinin birbirleriyle mü­cadeleleri MÖ 217 yılındaki Naupaktos barışına giden süreç ve Makedonya-Kartaca yakınlaşması incelenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mısır’daki yönetim değişikliğinden, Ege ve Akdeniz’de değişen dengeler­den bahsetmektedir. III. Antiokhos’un Küçük Asya’daki faaliyetleri, V. Philip­pos ve Prusias’ın Ege ve çevresindeki hareketleri ile Roma ve müttefiklerinin icraatları anlatılmıştır. MÖ 197 yılındaki Kynoskephalai Muharebesi’ne kadar giden süreçte Roma’nın Balkanlardaki faaliyetleri, Hellas’ta müttefik toplama faaliyetleri ile savaş sonrası barış görüşmelerinde ve sonrasında Roma’nın rolünden bahsedilmektedir. Küçük Asya’da yaklaşan tehlikeden (Seleukoslar) bahsedilmektedir. Roma’nın MÖ 197 yılındaki kazanımını koruyarak MÖ 197 öncesi mevcut durumu istediği aktarılmış, Roma ile Seleukosların ilk karşılaş­maları üzerinde durulmuştur. III. Antiokhos ile Roma ve müttefiklerinin dip­loması yoluyla olayları çözemeyeceğinin anlaşılması üzerinde durularak, Hel­las’taki iç çekişmelerden ve Roma’nın buradaki etkisinden söz edilmiştir. Roma’nın Küçük Asya’ya ayak basmasından Magnesia Muharebesi’ne ve sonrasındaki Apameia Barışı’na giden süreç anlatılmıştır. Magnesia Muhare­besi’nden sonra Küçük Asya’daki Seleukos topraklarının paylaştırılması ve Roma senatosunun rolü üzerinde durulmuştur. Apameia Barışı’nın Seleukos­lara getirdiği ağır durum üzerinde durularak anlaşma sonrası Pergamon’a bı­rakılan topraklar ve Roma-Pergamon yakınlaşması ile Pergamon’un Küçük Asya’daki ilişkileri incelenmiştir. Rodos’un anlaşmadan sonraki Küçük Asya politikalarına, özgür bırakılan kentlere değinilmiştir. MÖ 188 yılından sonra Güney Hellas’ta yaşanan çalkantılı dönem incelenmiştir. V. Philippos’un Ma­kedonya ve Hellas’taki MÖ 188 sonrası faaliyetlerine değinilmiş, Philippos’un oğlu Demetrios ile Perseus’un taht çekişmeleri üzerinde durulmuştur. Per­seus’un faaliyetleri ve Pydna Muharebesi’ne giden süreç anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü bölüm <em>Hellenistik Dünyada Roma</em> (245-302) olarak isimlendiril­miştir. Pydna’dan sonra Makedonya toprakları üzerinde yapılan düzenleme­ler Makedonya’nın Roma eyaleti olması aktarılmıştır. Andriskus İsyanı, Ak­haia Savaşı’na giden süreç ile Atina ve Delos’un MÖ 168 sonrası gelişim ve faaliyetleri incelenmiştir. Mısır’daki gelişmeler, taht çevresinde yaşanan olaylar ve Nil deltasındaki isyanlar ile MÖ 168 sonrasında Roma’nın Mısır ve Seleukos anlaşmazlıklarına dahil olması incelenmiştir. Pydna’dan sonra Kü­çük Asya’daki olaylar anlatılarak, Rodos, Pergamon ve Bithynia’nın faaliyet­leri incelenmiştir. Pergamon ve Rodos için Roma’nın değişen tutumu ve Per­gamon’un sonu anlatılmıştır. IV. Antiokhos’un tahta çıkması ve sonrasındaki iç çatışmalar ile taht kavgaları aktarılmıştır. Seleukosların toprak kaybetmesi, yıkılma sürecine doğru gitmesine değinilmiştir. Seleukoslardaki iç karışıklık­lardan sonra Roma’nın bölgede hakim güç olması üzerinde durulmuştur. Kü­çük Asya’nın Hellenleşmesinden bahsedilerek Kappadokia ve Pontos kralları­nın faaliyetlerine yer verilmiştir. Pontos’un büyümesi üzerinde durularak, Roma’nın Küçük Asya’daki yerel krallıklar üzerindeki etkileri anlatılmıştır. Kü­çük Asya’daki Romalı yöneticilerin tutumları, Roma-Pontos mücadelesi, IV. Nikomedes’in ölümü ve vasiyeti ile Roma-Mithradates savaşları sonucunda Pontos’un yenilmesi anlatılmıştır. MÖ 168 yılındaki Pydna Muharebesi’nden sonra Mısır’da da Roma’nın tutumunun değişmesinden, Ptolemaioslardaki taht kavgalarından ve Mısır’daki iç savaş ile savaş sonra durumdan bahsedil­miştir. Ptolemaioslarda kadınların yönetimde söz sahibi olmaları üzerinde durulmuş, Roma’nın Mısır’ı almak istemesi aktarılarak Roma’nın Mısır’da ka­lıcı olması ve Roma’daki iç mücadelelerde Mısır’ın rolü ve sonu üzerine yo­ğunlaşılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sonsöz</em> (303-308) bölümünde Büyük İskender’in ölümüyle başlayan dö­nemde kurulan Hellenistik krallıkların ortaya çıkmaları, gelişimleri, siyasi-sos­yal faaliyetleri ve ortadan kalkmaları üzerinde durulmuştur. Roma’nın büyü­mesi ve Hellenistik dünyaya etkileri ve Hellenistik Dönem’in sonu tartışılmış­tır. Kitabın sonunda <em>Seçilmiş</em> <em>Kaynakça</em> (309-312), <em>Krali Hanedanlar</em> (313-316) ve <em>Dizin</em> (317-344) kısımları yer almaktadır.</p>
<div class="one_half"><p><strong> </strong></p>
<p>&nbsp;</p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">M. E. Tekin, <em>Hellenistik Dünya Tarihi MÖ 323-30</em>. Yazar: R. M. Errington, <em>Libri</em> IV (2018) 355-359. DOI: 10.20480/lbr.2018040</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0170" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0170</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük İskender</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0169</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 15:32:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0169</guid>

					<description><![CDATA[H. LAMB, Büyük İskender. İstanbul 2017. Erasmus Yayınları, 342 sayfa. Çev. E. Seyrek ISBN: 9786052123126 Yazar Harold Lamb, bu eserinde Hellen gelişiminin akışını, II. Philippos’un si­yasi hayatını Büyük İskender’i ve onun yaptıklarını yedi bölümden oluşacak şekilde bizlere anlatmıştır. Yazar birinci bölümde (8-77), Batı ile Doğu ara­sında iki yüzyıl süregelen Helen Pers Savaşları’na Hellen Tarihi’ne ve ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018039.png"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3806_lbr.2018039-175.png" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2>Büyük İskender</h2>
<h3>Merve ASİ</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9786052123126<br />
<strong>Page:</strong> 342<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2017<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher: </strong>Erasmus Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 353-354</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018039<br />
<strong>Received Date</strong> 10.10.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 16.10.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.11.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_0d5b637565ce74407786da1400c26c6d" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018039.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018039.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>H. LAMB, Büyük İskender. İstanbul 2017. Erasmus Yayınları, 342 sayfa. Çev. E. Seyrek ISBN: 9786052123126</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yazar Harold Lamb, bu eserinde Hellen gelişiminin akışını, II. Philippos’un si­yasi hayatını Büyük İskender’i ve onun yaptıklarını yedi bölümden oluşacak şekilde bizlere anlatmıştır. Yazar birinci bölümde (8-77), Batı ile Doğu ara­sında iki yüzyıl süregelen Helen Pers Savaşları’na Hellen Tarihi’ne ve İsken­der’in yaptıklarına değinmiştir. Siyasi tarihte Hellenlerin genel özelliklerinden bahsetmiş; Hellenlerin her zaman Perslere karşı ulusal savaş açtıklarını ve bu düşünceden hiçbir zaman vazgeçmediklerini ifade etmiştir. Ayrıca her zaman Hellenlerin tek bir devlet denetimi halinde olması gerektiği düşüncesinin var olduğunu; bunu ise Makedonya kralı II. Philippos’un başlattığını anlatır. II. Philippos bu uğurda bazı politikalar izlemiş ve güvenle bu politikalarını sür­dürmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın ikinci bölümde (78-105) ise Makedonya ülkesi, halkı ve krallığın­dan ve II. Philippos’un uyguladığı iç siyasetten söz edilmiştir. Yazar bu bö­lümde, İskender’in gençlik yıllarından kral ailesi içindeki anlaşmazlıklardan ve en sonunda II. Philippos’un öldürülmesi ardındaki sebeplerden bahseder.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın üçüncü bölümde (105-138), İskender’in hızlı ve enerjik bir şekilde hükümeti eline almasından iç güvenliği barışı ve huzuru sağlaması ele alınır. Bunu yaparken İskender’i sürekli uğraştıran endişe verici haber ve olayların gelişmelerine, Makedonya’ya düşmanlık besleyen kişilerin onu sürekli zor duruma düşürmeye çalışma girişimlerine ve arz edilen tehlikeleri de gözler önüne serer. Gene de İskender’in yılmak bilyen kişiliği sayesinde vakit kay­betmeden nasıl seferlere çıkıp Makedonya’yı tehdit eden Trak, İllirya ve Tri­bal halklarına karşı savaştığını ve dış tehditleri ortadan kaldırdıktan sonra kış aylarında Makedonya’ya ne şartlarda döndüğünü anlatır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın dördüncü bölümde (139-207) ise İskender’in savaş hazırlıkların­dan para sisteminden krallığın müttefikleriyle olan ilişkilerinden, ordusundan Asya’ya geçişinden, Granikos Muharebesi’nden, Küçük Asya’nın batı kıyıları­nın ele geçirilmesinden, Halikarnasos’un fethinden, Lykia, Pamphylia ve Pisi­dia üzerinden yürüyerek kentler ve bölgeler üzerinde nasıl ve ne şekilde ha­kimiyet kurduğunu anlatır. Ardından İskender’in savaş stratejisine değinir ve Persleri nasıl alt ettiğini kaleme alır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın beşinci bölümünde (208-266) ise Perslerin nasıl silahlandığı, Memnon’un komutası altında Pers donanması ve Hellen paralı askerlerden söz eder. İskender’in Toroslar üzerinden yürüyüşü, Kilikya’nın işgali, İssos Muharebesi, Gaza’nın fethi, Mısır’ın nasıl işgal ettiğini hikaye eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın altıncı bölümünde (266-314) ise Perslerin savaş hazırlıkları sıra­sında nasıl bir tutum sergilediklerinden İskender’in Suriye’ye, İran üzerinden Dicle’ye yürüyüşünden, Susa’nın işgal edilmesinden ve Persepolis seferinden bahsedilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın yedinci ve son bölümünde ise Perspolis’ten hareket edilmesinden başlayarak Darius’un yaptıklarından Darius’un Ekbatana’dan çekilişi ve so­nunda öldürülmesinden İskender’in Parthia’ya gitmesinden Thrakia’nın ayaklanmalarından, Agis’in ayaklanması, yenilmesi ve Hellas’ın nasıl yatıştı­rıldığı anlatılır. Son olarak İskender’in ölümü öncesi ve sonrasındaki gelişme­ler anlatılarak kitap sonlandırılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendisini hep tanrısal olarak adlandıran kendini hep onurlandıran ve bunu Hellen kentlerine zorla kabul ettiren İskender MÖ 323 yılında ölür. He­nüz otuz üç yaşında iken hayata gözlerini yumar ve ölümünden sonra impa­ratorluk dört parçaya ayrılır. Sonuç olarak toplamda 12 yıl 8 ay görev yapan İskender genç yaşta ölmesine rağmen bu kısa sürede büyük işlere imza atmış pek çok başarılı seferler düzenlemiş yeni kentler kurmuştur. Dünyanın en bü­yük askerleri dehası sınıfına girmiştir usta bir savaşçıdır.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Akdeniz Üniversitesi<br />
Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Merve ASİ</strong><br />
<strong>merveeasii93@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">M. Asi, <em>Büyük İskender</em>. Yazar: H. Lamb, <em>Libri</em> IV (2018) 353-354. DOI: 10.20480/lbr.2018039</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0169" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0169</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antikçağda Kitap</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0168</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 15:22:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0168</guid>

					<description><![CDATA[H. BLANCK, Antikçağda Kitap. İstanbul 2017. Alfa Yayınları,  268 sayfa (121 resim ile birlikte). Çev. Z. A. Yılmazer. ISBN: 9786051716206 Blanck tarafından 1991’de kaleme alınan eserde insanlığın düşüncelerini yazı ve imgelere çevirip bunu aktarması ve kitapların tarihsel ve kültürel de­rinliğinin bilgi aktarımına katkısı üzerinden, Hellen ve Romalıların kitapları, bu kitapların üretim ve dağıtımının nasıl olduğu, kitapların ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018038.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3802_lbr.2018038-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2><em>Antikçağda Kitap</em></h2>
<h3><strong>Necmettin ERAYDIN</strong></h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9786051716206<br />
<strong>Page:</strong> 268<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2017<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher: </strong>Alfa Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 345-352</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018038<br />
<strong>Received Date</strong>: 29.09.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 04.10.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.11.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_8d45a35948d0048f7f13240a6f96e5a3" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018038.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018038.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>H. BLANCK, <em>Antikçağda Kitap</em>. İstanbul 2017. Alfa Yayınları,  268 sayfa (121 resim ile birlikte). Çev. Z. A. Yılmazer. ISBN: 9786051716206</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Blanck tarafından 1991’de kaleme alınan eserde insanlığın düşüncelerini yazı ve imgelere çevirip bunu aktarması ve kitapların tarihsel ve kültürel de­rinliğinin bilgi aktarımına katkısı üzerinden, Hellen ve Romalıların kitapları, bu kitapların üretim ve dağıtımının nasıl olduğu, kitapların koleksiyonu ve ko­runması için kütüphanelerin ne zaman ve nasıl kurulduğu akıcı bir dil ve ör­neklerle birlikte ele alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Blanck eserini on ana bölüm ve yirmi iki alt başlık olarak tasarlamıştır. Yazar ilk ana bölüm olan <em>Hellen ve Latin Harfleri </em>(9-22)’nde Roma’daki Forum Romanum’da bulunan Titus Takı üzerine Latince harflerle kazınmış olan onur yazıtı örneğini vererek, klasik ve ortaçağ kökenli el yazmalarında geliştirilmiş küçük harfleri de Latince büyük harflere dayandırmıştır. Yazar Latince’nin dö­nemin dillerine etkisini dört alt başlık altında işlemiştir. Birinci alt başlık olan <em>Hellen Alfabesi</em> (9-15) Hellenlerin başarılarını mistik bir şekle sokmasını ve bu düşünceyi zaman ve mekâna iletmelerini, önemli kişilerin buluşu olmasına bağladıklarını konu edinmiş ve bu alt başlıkta; Herodotos tarafından aktarı­lan, Fenikelilerin Kadmos ile birlikte Hellas’a gelmesini ve bu alfabenin Hellen kültürüne katılmasını anlattığı efsanenin tarihsel gerçekliğe yakınlığı ele alın­mış ve Hellen harfleri incelenmiştir (12-15). İkici alt başlık <em>Etrüks Alfabesi</em> (15-18)’nde ise MÖ 700 civarında Vulci kentinde bulunan kil kaplar (Tarquinia) bilinen en eski Etrüks yazıtları olarak belirtilmiş ve kral mezarında bulunup MÖ 670 yılına tarihlendirilen mezar hediyeleri Asya ve Hellen ticari ilişkileri sonucu ortaya çıkan örnekler olarak aktarılmıştır. Etrüksler de Hellenler gibi aldığı harfleri kendilerine göre uyarlamış ve farklı sesleri ortaya çıkarmışlar­dır. Tomba Regolini-Galassi’de bulunan, Vatikan Müzesi’nde sergilenen “<em>ca­lamaio</em>” üzerindeki alfabe örnek gösterilmiştir. Üçüncü alt başlık olan <em>Latin Harfleri</em> (18-22)’nde ise modern araştırmacıların gerçekliğinden şüphe duy­duğu, Praeneste’de bulunan elbise tokasının (<em>fibula</em>) inceleme dışında tutul­ması gerektiğini vurgulayan yazar, günümüze ulaşan en eski Roma yazılarının MÖ VI. yüzyıldan kalma olduğunu örnekler üzerinden belirtmiş ve Latin harf­lerinin incelemesine yer vermiştir (20-22). Son alt başlık olan <em>Rakam İmleri</em> (22-24)’nde yazar, Hellas’ın’ın günümüzde de zaman zaman kullandığı Hel­lenlerin iki sistemini; Akrofonik sistemi/Attika sistemi ve alfabetik sis­tem/Miletos sistemini (22-23) incelemiş ve Miletos sisteminin önemini be­lirtmiştir. Ayrıca Etrüks ve Roma rakamlarının ayrıldığı noktalara değinerek (23-24), bu alfabelerin oluşumunu, eski yazıtlar üzerindeki hemen hepsi el yazıları olmasından kaynaklı; mallar üzerine kayıtlar düşmek, kutsamalar ve şiirsel notlar yazmak adına oluşturulmuş olan örneklere dayandırmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci ana bölüm olan <em>Okuma ve Yazma Bilgisi</em> (25-46)’nin ilk alt başlığı <em>Yunanlılar</em> (25-35)’da Hellast’ta yazının mülkiyetinin ilk olarak aristokrat ke­simin elinde bulunması ve sonra halka ulaşma sürecini anlatan yazar, MÖ VII. yüzyıldan itibaren okuma ve yazmanın artık bir mevki ya da zümreyle sınırlı olmadığını örneklerle açıklamış (25-26) ve o dönemde okuma ve yazma öğ­retmeye yönelik bir yöntem olduğu sonucuna varılabileceğini belirtmiştir. Alt başlık içerisinde okul hayatı temasını işleyen tasvirlerin bulunduğu vazolar örnek gösterilerek bu düşünce desteklenmiştir. Vazolar üzerine işlenen tas­virlerde rulo kitabın toplulukta yüksek sesle okunmasına sık sık rastlanırken, resimlerdeki kadınlar bazen Musa’lar bazen de iyi ailelere mensup Atinalı genç hanımlar olarak belirtilmiş ve çanak çömlek parçaları incelenerek Atina halkının sosyal yaşamı üzerinde durulmuştur. Bu bölümün ikinci alt başlığını oluşturan <em>Romalılar </em>(35-37)’da ise Roma’daki yazınsal notların Hellas’a göre daha az olması üzerinden en eski yazıtlardan biri üzerinde olan Gabii kökenli bir çömlekten bahsederken Romulus ve Remus’un okuma yazma öğrenmek için Gabii’ye gönderilmiş oldukları tartışmasını konu edinmiştir. Etrüks lahit­leri ve kül kavanozları üzerindeki tasvir örnekleri üzerinde durulmuş ve me­zar kültürüne de yer verilmiştir. Bu bölümün son alt başlığı olan <em>Okul ve Ders</em> (37-46)’te ise antikçağda eğitim sistemi içindeki okuma ve yazma ile ilgili yön­tem ve dersler ele alınmıştır. Çocukların altı-yedi yaşına geldiğinde ilkokula (Hellenlerde <em>didaskaleion</em>, Romalılarda <em>ludus</em> <em>litterarum</em>) başlamakta oldu­ğunu anlatan yazar, çoğunlukla yazı malzemesi olarak papirüs yerine üzeri balmumu tabakasıyla kaplı ahşap bir yazı tahtası ve tığ kalem kullanıldığından bahsetmiştir (38). Devamında öğrencilerin; öğretmenleri ve aileleri ile bu sü­reçteki öğrenme aşaması ve görevleri konu alınmış (41-46) ayrıca Hellen ve Latin edebiyatına değinilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin üçüncü ana bölümü olan <em>Antik Yazı Malzemeleri</em> (47-73)’nde anıt­sal yazıtlar dışında, antikçağda en yaygın kullanılan malzemeler konu edilmiş­tir. Bölümün ilk alt başlığı olan <em>Anorganik Yazı Malzemeleri</em> (48-53)’nde ise vergi faturaları, raporlar, mektuplar ve özellikle de okul ödevleri şeklinde bu­lunan kırık çömlek parçaları ele alınmıştır. Bir diğer ilkel malzeme olarak yassı taşlara işaret edilmiş ve Mısır’da siyah mürekkeple yazılmış olan <em>ostra­kon</em>’lardaki kısa metinlere benzeyen yazılarla bezeli kireç taşlarına (resim 18) benzerlikleri üzerinde durulmuştur. Bir diğer önemli grubun madenler oldu­ğunu belirten yazar el yazmaları dışında en başta bronz kullanıldığının da al­tını çizmiş ve yazmak için daha yumuşak madenlerden olan kurşunun kulla­nımı ile ilgili kurşun tabletlere, mektup ve disklere örnekler vermiş, altın ve gümüşün kullanımından bahsetmiştir. Bir diğer alt başlık olan <em>Organik Yapı Malzemeleri</em> (54-73) ise kendi içinde üç ayrı kısımda incelenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlardan ilki olan <em>Ahşap, Keten, vb.</em> (54-64)’inde malzemelerin kullanı­mına, en zengin buluntuların Mısır kökenli olmakla birlikte, en basit yönte­min tahta üzerine mürekkep ile yazmak olduğuna değinen yazar, Mısır ve Roma’da bulunan örneklerle ele aldığı konuyu, çizimlerle de desteklemiştir. Burada Vindolanda bulgularının incelenmesiyle buluntular üç gruba ayrılmış­tır ve üçüncü grup olan <em>tabula cerata</em>’ların yapılışı ve kullanımı ayrıntılı bir şekilde aktarılmıştır. Plinius’a göre erken dönemde palmiye yapraklarının kul­lanılması görüşünü anlatan yazar, Livius’ un aktarımına göre de Roma İmpa­ratorluk Dönemi keten kitaplarına da değinmiştir. Roma ve Etrüks arşivlerinin anlatımıyla devam eden bölümde, Caere’de bulunan örnek verilmiştir. Bu malzemeler kullanılarak oluşturulan metinler, kehanet merkezlerine yazılan metinler, okuma ve yazma kurslarında kullanılan yazı levhaları ve not defter­leri, mektuplaşmalar şeklinde karşımıza çıkmıştır. İkinci alt başlık <em>Papirüs</em> (64-72)’ün devamında, Papirüs bitkisinden elde edilen papirüsün diğer malzeme­lere oranla daha önemli olduğu belirtilmiş ve bu bitkinin yetişme alanları ve özelliklerine değinilmiştir (65). Antikçağda papirüs üretimine dair bilgilere ulaşmamızda Plinius’un <em>Naturalis</em> <em>Historia</em>’sının önemini vurgulayan yazar, buradaki bilgilerden aktarımlar yapmıştır (66-68) ve Mısır’da papirüsün bu­lunduğu yerleri çizimlerle desteklemiştir. <em>Deri ve Parşömen</em> (72-73) son alt başlığı ile papirüsün en büyük rakibinin hayvan derisi olduğu aktarılmış (72) ve üretim yöntemine bağlı olarak elde edilen iki çeşit ürün olarak karşımıza çıkmaktadır: Deri ve parşömen. Herodotos’un yazılarına göre keçi ve koyun derilerine yazılan yazıları hatırlatan yazar, Ilias ve <em>Odysseia</em>’nın yılan derisi üzerine yazılmış olduğunu da hatırlatmıştır. Parşömen için kullanılan “<em>parga­mena</em>” sözcüğüne ilk kez İmparator Diocletianus’un fermanında rastladığı­mızı aktaran yazar, Plinius’un Romalı alim Varro’dan aktardığı bilgiye daya­narak (73); Ptolemaios ve Eumenes’in birbirinin kütüphanelerini kıskanan krallar olduklarını, bunun üzerine Ptolemaios’un papirüs icadını yasaklama­sını ve bu şekilde Pergamon’da parşömenin keşfedilmesini konu almıştır (73).</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmanın dördüncü ana bölümüne <em>Nasıl Okunur, Nasıl Yazılırdı?</em> (74-86) birinci alt başlığı <em>Yazma</em> (74-82) ile devam eden yazar, burada “<em>Yazı hangi gereçlerle yazılıyordu?</em>” sorusuna cevap aramaktadır. Yazar ilk aşamada Hel­lence ve Latince konuşulan bölgelerdeki, en eski yazı örnekleri olan çanak çömlek üzerine sivri bir gereç ya da metal kalem ile kazındığını aktarmıştır (74). Buluntular içinde, kemik ve fildişi örnekler yanında önemli madenler­den de yapılmış olan tığ kalemlere dikkat çeken yazar, yazı tahtasını kullanan tasvirlere de örnekler vermiştir (75). Doğal kamıştan yapılan kalemlerin kolay aşınmaları nedeniyle kullanım şeklinin aktarılmasıyla devam eden bölüm, mürekkebin içeriğini de ele almıştır. Ayrıca tasvirlerde mürekkep hokkasına rastlanması örneklerini de ele alan bölümde, yazma biçimleri, oturuş ve tah­tayı kullanma şekilleri aktarılmıştır (79-82). Bölümün ikinci alt başlığı <em>Okuma</em> (82-86)’da yazar ilk olarak Eskiçağdaki sesli okuma şeklini ele alarak, neden­lerini aktarmış (82-83) ve sanatsal metinlerin kulağa hitap etmesine özen gösterildiğine değinmiştir (83). Hellen sanatında ilk kez MÖ V. yüzyılda kitap okuyan insan tasvir edildiğini belirten yazar, bunun Geç Antikçağ’dan sonra da sevilen bir tasvir olduğunu eklemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Antik Kitabın Başlıca Biçimleri: Rulo ve Kodeks</em> (87-115) isimli beşinci ana bölüm, <em>Rulo Kitap</em> alt başlığı ile devam etmiş olup, burada rulo kitabın asırlar boyunca tek kitap biçimi olarak karşımıza çıktığı belirtilmiştir. Onesimos’un MÖ 490 civarında yaptığı vazo resminin konuyla ilgili en eski örneklerden biri olduğu aktarılmıştır (87). Papirüsün piyasada satılma şekli ve kullanımı ile il­gili bilgileri de aktaran yazar (88), kaliteli papirüsün ayırt edilmesi hakkında bilgi vermiş ve dikdörtgen ruloya yazma şeklini açıklamıştır. Alt başlığın de­vamında görsel örneklere yer veren yazar (90-92) <em>italik</em> yazı karakterinin hangi metinlerde kullanıldığını da aktarmıştır. Yazısı tamamlanan rulonun bir çubuk ile sarılması ve parşömen etiket ile isim eklenmesi ardından, papirüs­lerin boyutları hakkında bilgi veren yazar; ikinci alt başlık olan <em>Kodeks</em> (98-110) ile ana bölüme devam etmiş ve kodeks tanımına yer vermiştir (98-99). Bu bölümde yapı itibari ile iki ayrı tip karşımıza çıkmıştır. Papirüslerin ortadan ikiye ayrılmasıyla ortaya çıkan bu iki tip hakkında bilgiler aktarılmış (99-102), kullanım şekli ve yapımına dair bilgiler de bu bölüme eklenmiştir. Bölümün devamında örneklere (102-110) yer veren yazar eserine, <em>Rulo Kitap ve Ko­deks Arasındaki Rekabet</em> (110-115) alt başlığı ile devam etmiştir. Kodeksin ortaya çıkması ile rulonun değer kaybetmesi ve matbaanın gelişimine kadarki süreyi aktaran yazar, özel ve kamusal kütüphanelerdeki ruloların kodekslere aktarılması ile orijinal metni korunabilen az sayıda eser olduğunu ve onların da bir kısmının aktarıldığını belirtmiştir (110). Yazara göre ruloya kıyasla ko­dekse daha fazla metin sığdırılabilmesi durumu kodeksin rulonun yerini alma sürecini başlatmıştır. II. yüzyılın sonu ve III. yüzyılın başına ait bazı kodekslere örnekler veren yazar (113), kodeksin yaygınlık kazanma sürecine değinerek (114) bölümü tamamlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Resimli Kitaplar</em> (116-127) isimli altıncı ana bölümde yazar, Geç Antikçağ­daki resimlerin genellikle doğal ya da mimari ortamdaki çok figürlü resimler olduğunu ve resmin bir çerçeve ile belirtildiğini aktarmakta, tam sayfa resim­lerin ise kitaplara kodeksin yerleşik kitap biçimi halini almasından sonra gir­miş olabileceğini savunmuştur. Ayrıca parşömenin yüzeyinin resim ve çizim yapmaya elverişli olması nedeniyle MÖ V. yüzyıldan beri antik ressamlar ta­rafından kullanıldığı belirtilmiştir. Daha sonra ise MÖ 39’da Varro’nun “<em>Ünlü­ler Ansiklopedisi</em>” anlamında başvuru kaynağı olabilecek eserinin, resimli ki­tapların başarısının kanıtı olduğu belirtilmiş ve diğer sanatçılarla karşılaştır­malara yer verilmiştir (121-122) ve devamında örnek tasvirler bu bölüme ek­lenmiştir (125-127).</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmanın yedinci ana bölümü olan <em>Kitap Dağıtımı ve Kitapçılık</em> (128-151) kendi içinde üç alt başlık halinde kurgulanmıştır. Bunların ilki <em>Roma Dönemi Öncesi Yunanistan’da Kitap Satışı ve Dağıtımı</em> ve ikincisi <em>Kitapların Kitapçılar Dışındaki Dağıtımı</em> (128-137) başlığını taşımaktadır. Yazar ilk başlık altında ki­tabın Hellen dünyasına ne zaman girmiş olabileceğini tartışmış ve Home­ros’un yazıya dökülmüş eserlerinin kitap biçiminde yayılmış olabileceğini sa­vunmuştur (128). Ayrıca yeterli kaynak olmaması nedeniyle kitapları elde et­menin yolunun kopyalamak olabileceğini düşünmüştür. Burada Hellen dün­yasında kitapların ödünç alındığı ve kopya edildiği sonucuna da varılmıştır. Diğer alt başlık olan <em>Roma Dönemi’nde Kitapçılık</em> (137-148) içerisinde, düşün­celerin yazıya aktarılması ve geniş kitlelere ulaşması ile başlanmış yayıncı ve yazar arasındaki ilişki konu alınmıştır (139-141). Devamında ise papirüsün bir nüsha mı yoksa orijinal mi olduğunu anlamanın tartışması yapılmıştır (143). Daha sonra da Gellius’un verdiği bilgiler ışığında Roma’daki kitabevlerinden bahsedilmiş ve Roma İmparatorluk Dönemi kitabevleri tasvirine yer verilmiş­tir (146-148). <em>Kitap Armağanları, Kitap Hırsızlıkları, Kitap Kıyımları</em> (148-152) isimli son alt başlık ile Roma Dönemi’nde kitapların sevilen armağanlar ol­duğu ve bir yazarın başına gelebilecek en kötü olayın eserinin yayımlanma­dan çalınması olduğundan bahsedilmiş (148-149) ve kitap kıyımları bugünün sansür kelimesine benzetilmiştir (150-151).</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmanın sekizinci ana bölümü olan <em>Kütüphaneler</em> (152-208) kendi içinde beş alt başlıktan oluşmuştur. <em>Kütüphane ve Arşivlerin Tanımı</em> (152) alt başlığı ile devam eden bölümde, kütüphane ve arşivlerin tanımı yapılmış, ikinci alt başlık <em>Eski Yunanistan’da Kütüphaneler</em> (153-176)’de ise antik kay­naklara göre bir kamu kütüphanesi kuran ilk kişinin Atina tiranı Peisistratos olduğu belirtilmiş (153) ve Atina’da kitap kültürüne yer verilmiştir (154-155). Strabon’un verdiği bilgiler ve Neleus’un bilgileri arasındaki çelişkiye açıklık getiren yazar, kütüphanelerin barındırdığı kitapların içeriklerine değinmiştir (158-159). Kütüphane envanterlerinin çoğalmasıyla devam eden bölümde, kataloglama ve kütüphanenin yönetimi hakkında çok bilgiye sahip olunama­dığı da yazarca vurgulanmıştır. Museion Kütüphanesi sınıflandırmasıyla de­vam eden bölüm, kitapların çoğaltılması sırasında özgünlüğünü koruyabil­mesi çabalarına da yer vermiştir (164-165). Ayrıca Pergamon ve İskenderiye arasındaki rekabet ve kütüphanelerin içerikleri analiz edilmiştir (170-176). Üçüncü alt başlık olan <em>Romalıların Özel Kütüphaneleri</em> (176-186)’nde ise Roma’nın yazınsal üretime Hellas’tan asırlar sonra başladığı belirtilmiş ve Roma’ya getirilen Hellen savaş esirleri ile Roma’nın etkileşim içine girdiği ak­tarılmış (176-179) ve bu bölümde Herculaneum’daki Papirüs Villa’sı incelen­miştir. Diğer alt başlık <em>Roma’daki Kamu Kütüphaneleri</em> (186-194)’nde ise Ma­kedonya Kkralı Perseus’un kütüphanesinin savaş ganimeti olarak Roma’ya getirilmesinden başlayarak, Caesar’ın ilk kamu kütüphanesi yapma fikri ele alınmıştır. Roma’da ilk kamu kütüphanesi fikrini hayata geçiren kişi Gaius Asi­nius Pollio olmuş (MÖ 76-MS 4) ve ikinci kamu kütüphanesi de İmparator Augustus’un Palatinus Tepesi’ndeki inşaat projesinin önemli bir parçası ol­muştur. Son alt başlık olan <em>Roma İmparatorluk Kütüphaneleri</em> (195-208)’inde bağışlar sayesinde daha küçük yerlerde bile kütüphanelerin kurulması du­rumu vurgulanmıştır (195). Ayrıca İmparator Augustus ve Traianus Dö­nemi’nde kurulan kütüphanelere değinilmiş ve özel bağışları ile kurulan kü­tüphaneler konu edinilmiştir (201-207).</p>
<p style="text-align: justify;">Dokuzuncu ana bölüm olan <em>Kütüphanelerin İç ve Dış Mimarisi</em> (209-247)’ne kapsamlı bir kitap birikiminin önemi ile devam edilmiştir. Vitrivius’un Roma evi tasvirinde yüksek tabakaya mensup birinin evinde mutlaka kütüp­hane olması gerektiğini savunduğu düşüncesine yer verilmiştir (212-214). Bölüme İskenderiye’deki büyük “<em>Museion Kütüphanesi</em>” örneğiyle devam eden yazar, Strabon’un tasvirini de eklemiş ve kitapların muhtemelen özel depolarda muhafaza edildiğini aktarmıştır. Caesar’ın kurmayı planladığı kü­tüphanenin hem Hellen hem de Latince metinler barındırması ve halka açık olması şeklindeki düşüncesi ve Palatium Kütüphanesi hakkında bilgiler veril­miştir (222-227). Bir Roma kütüphanesinin önemli unsurları, duvar nişlerin­deki gömme kitap dolapları, bunların önüne merdivenle çıkılan bir podyum ve girişte yer alan bir heykel olarak tasvir edilmiş, Roma kentlerindeki bazı kaplıcaların belirli odalarının da kütüphane olarak kullanıldığı belirtilmiştir (229).</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar, eserin son ana bölümünü oluşturan <em>Kütüphanelerin İşletimi ve İda­resi</em> (248-257) ana başlığı altında kütüphanelerin nasıl işletildiğini ele almıştır. Somut verilerin az olmasından dolayı bilgiler genelleştirilmemiş, düzenli ve kurumsal bir hizmetin ise ancak 19. yüzyılda verildiği saptanmıştır. Pantainus Kütüphanesi’nin Traianus Dönemi’nden kalma bir yazıtı ile çalışmaya devam eden yazar kütüphane sisteminin işleyişini bu örnek üzerinden anlatmıştır (248-250). Kütüphanelerde bulunan katalogların, sahip olmak istenilen ki­tapların varlığı hakkında bilgi edinilmesi açısından her kütüphanede bulunan bir unsur olduğu belirtilerek, kütüphane görevlilerinin kitap takibi hakkında ele geçen bazı yazıtların varlığı bilgisi verilmiştir (251-254). Yine yazıtlardan bilebildiğimiz kadarıyla kütüphane yöneticileri ve bu yöneticilerin görevleri, kimler arasından seçildikleri gibi bilgileri aktaran yazar, imparatorların da kamu kütüphanelerine verdiği önemi vurgulamıştır. Yalnızca kamu kütüpha­neleri değil, kütüphane sahiplerinin koleksiyonu arttırmaya ve kütüphane sis­temine verdikleri öneme de değinen yazar, günümüze ulaşabilen eserlerin oranının fazla olması durumunda Antikçağ kütüphaneciliği hakkında bilgimi­zin de fazla olacağını belirtmiş ve bu konu hakkında yazılan diğer eserlere de dikkat çekmiştir (256-257).</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışma eser içinde geçen kısaltmaların verildiği, <em>Kısaltmalar</em> (258), eserin anlatımında kullanılan görsellerin kaynakçasının aktarıldığı <em>Resim Kay­nakçası</em> (259-262) ve son olarak kapsamlı bir <em>Dizin</em> (263-268) kısmı ile tamam­lanmıştır. Sonuç olarak, Antikçağda okuma ve yazma bölümü ile başlayıp; ki­tap kültürünün uygarlıklara nasıl girdiğini, kitap haline nasıl geldiğini, nere­lerde ve nasıl muhafaza edildiğini ele alan eser, “<em>Antikçağda Kitap</em>” başlığı altında verilmiş ayrıntılı bir çalışmadır.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Anadolu Üniversitesi<br />
Arkeoloji Bölümü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Necmettin ERAYDIN</strong><br />
<strong>neraydin@anadolu.edu.tr</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">N. Eraydın, <em>Antikçağda Kitap. </em>Yazar: H. Blanck, <em>Libri</em> IV (2018) 345-352. DOI: 10.20480/lbr.2018038</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0168" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0168</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afganistan ve Hindistan’da Bir Türk Devleti Gazneliler (Siyaset, Teşkilât, Kültür) Makaleler</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0167</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 15:16:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0167</guid>

					<description><![CDATA[E. MERÇİL, Afganistan ve Hindistan’da Bir Türk Devleti Gazneli­ler (Siyaset, Teşkilât, Kültür) Makaleler. İstanbul 2014. Bilge Kültür Sanat Yayınları, 262 sayfa. ISBN: 9786054921188 Türk Ortaçağ Tarihi kürsüsünün ender kişiliklerinden olan Prof. Dr. Erdoğan Merçil, çalışmaları ve eserleri ile araştırmacılara zengin bir birikim sağlamış­tır. Burada tanıtımı yapılacak olan çalışma yazarın 963-1186 yılları arasında Horasan, Afganistan ve ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018037.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3801_lbr.2018037-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2>Afganistan ve Hindistan’da Bir Türk Devleti Gazneliler (Siyaset, Teşkilât, Kültür) Makaleler</h2>
<h3><strong>Nesrin YILMAZ</strong></h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9786054921188<br />
<strong>Page:</strong> 262<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2014<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher: </strong>Bilge Kültür Sanat Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 339-344</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018037<br />
<strong>Received Date</strong>: 16.07.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 13.10.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.11.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_c7e5f9b32149e8a9d1600391757055cd" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018037.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018037.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>E. MERÇİL, <em>Afganistan ve Hindistan’da Bir Türk Devleti Gazneli­ler (Siyaset, Teşkilât, Kültür) Makaleler. </em>İstanbul 2014. Bilge Kültür Sanat Yayınları, 262 sayfa. ISBN: 9786054921188</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türk Ortaçağ Tarihi kürsüsünün ender kişiliklerinden olan Prof. Dr. Erdoğan Merçil, çalışmaları ve eserleri ile araştırmacılara zengin bir birikim sağlamış­tır. Burada tanıtımı yapılacak olan çalışma yazarın 963-1186 yılları arasında Horasan, Afganistan ve Kuzey Hindistan’da hüküm süren Müslüman-Türk ha­nedanlardan biri olan Gazneliler Devleti Tarihi’ne dair makalelerinin derle­mesidir. Çalışma yazarın Gaznelilerin siyasi tarihi hakkındaki yayınlarının yanı sıra teşkilât, kültür ve imar faaliyetlerine dair yayınlarını da içermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eser, <em>İçindekiler </em>(5)<em>, Kısaltmalar </em>(6)<em>, Önsöz </em>(7-8) ile başlamakta, ardından eserin kullanımını kolaylaştıran Dizin (247-262) kısmı ile son bulmaktadır. Ça­lışmanın <em>Önsöz</em> (7-8) kısmında yazar, Gazneli Devleti hakkında kısa bilgiler verdikten sonra daha önce kaleme alınan makalelerinin de eserde bulunması bakımından bazı bilgilerin tekrara kaçtığı hususuna dikkat çekmiştir. Ana baş­lıkların yanı sıra alt başlıklar da detaylı şekilde işlenmiş olup okuyuculara do­yurucu bilgiler verilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em> Karategin Ailesi</em> (9-10) ana başlığında Yazar, IX ve X. yüzyıllarda asker ola­rak İslam dünyasına gelmiş, Sâmânî Devleti’nin ordusu içerisinde yer almış ve zamanla Sâmânî hanedanına kafa tutabilen komutanlardan biri haline gelmiş olan Karategin ve ailesi hakkında detaylı bilgiler verilmiş olup konu alt başlık­lar halinde işlenmiştir. Daha sonra ise sırasıyla <em>Leyla b. Nu‘mân’ın Öldürül­mesi </em>(11-12), <em>Karategin’in Cürcan’a Gönderilmesi </em>(12-13), <em>Sâmânî’lerden Yahyâ b. Ahmed’in İsyanı</em> (13-16),<em> Mansûr b. Karategin </em>(16-17), <em>Ebû Ali b. Muhtac’ın İsyanı </em>(17-19), <em>Mansûr b. Karategin’in Horasan Valisi Tayin Edil­mesi </em>(19), <em>Tûs Valisi Muhammed b. Abdürrezak’ın İsyanı </em>(20), <em>Mansûr b. Ka­rategin’in Cürcan Seferi </em>(21), <em>Mansûr b. Karategin’in Rey Seferi </em>(21-23), <em>Mansûr b. Karategin’in Horasan Orduları Kumandanlığından İstifası </em>(23-24), <em>Mansûr b. Karategin’in Ölümü </em>(24) ve <em>Ahmed b. Mansûr b. Karategin </em>(24-26) başlıkları verilmiş böylece Karategin ile haleflerinin tarihi ve Sâmânilere karşı verdikleri mücadelelerin ayrıntıları okuyucuya aktarılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Büveyhîler </em>(27) adlı başlıkta ise 932-1062 yılları arasında İran ve Irak’ta hüküm süren Deylem asıllı bir hanedan olan Büveyhîler ana hatlarıyla ele alınmıştır. <em>Tarih</em> (27-32) başlığında, hanedanın soyundan bahsedilmiş ve buna dair çeşitli rivayetlerin olduğu anlatılmıştır. <em>Teşkilât ve kültür </em>(32-38)’de ise Büveyhîler tarafından Sâsânî geleneklerinin devam ettirildiği, öte yandan Şiî ve Sünnî çatışmasının arttığı anlatılmıştır. Başlık altında Büveyhî hüküm­darlarının listesi, kolları ve şubesi de kronolojik olarak verilmiş olup ayrıca bölüme dair bir bibliyografya da eklenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Muhtâcoğulları </em>(39-43) adlı bölümde ise adı geçenlerin X. yüzyıldan XI. yüzyılın ortalarına kadar Maveraünnehir’in Çağaniyan Bölgesi’nde hüküm sü­ren bir hanedan oldukları ve etnik kökenlerine dair kesin bir bilginin mevcut olmadığı dile getirilmiş olup, hanedanın Fars asıllı olduğu aktarılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sâmânîler, Sâmânîler’in Menşei ve Kuruluşu </em>(44-46) adlı ana bölümde kendilerinin muhtemelen Sâmân adındaki bir köyden ortaya çıkmış oldukları ve köyün tam olarak nerede bulunduğunun bilinmediği, ancak bu konuda çe­şitli rivayetlerin olduğu belirtilmiştir. Ana bölümün alt başlıklarında ise devlet yöneticileri kronolojik olarak verilmiştir. Alt başlıklar <em>İsmâil b. Ahmed Dönemi </em>(46-47), <em>Ahmed b. İsmail Dönemi </em>(48), <em>II. Nasr b. Ahmed Dönemi </em>(48-50), I. <em>Nûh b. II. Nasr Dönemi </em>(50-53), <em>Abdülmelik b. Nûh Dönemi </em>(53-54), <em>Mansûr b. Nûh </em>(54-55), <em>II. Nûh b. Mansûr Dönemi </em>(56-60), <em>II. Mansûr b. II. Nûh Dö­nemi </em>(60-61) ve <em>Ebü’l-Fevâris Abdülmelik b. Nûh Dönemi </em>(62-63) ismini taşı­maktadırlar. Başlıklar altında Sâmânîler Devleti’nin siyasi tarihi hakkında tüm ayrıntılar okuyucuya sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sâmânî Devleti’nde Türkler’in Rolü </em>(64-77) adlı ana bölümde ise; askeri kadrolarda Türklerin bulunması, Sâmânîlerin köle ticareti ve İslam dininin ya­yılması üzerine Türklerin rolünün artması ve Türklerin siyaset ile teşkilatta aktif rol oynamaları gibi hususlar detaylı bir şekilde anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sipehsâlâr: I. Sâmânîler </em>(78-87) bölümünde yazar tarafından Sâmânîlerde başkomutanlık görevine ilk olarak Horasan Sipehsâlârı Muhtâcoğullarından Ebû Bekir Muhammed b. el-Muzaffer’in getirildiği ancak 16 Mayıs 999’da Gazneli hâkimiyeti ile Sâmânîler açısından Horasan Sipehsâlârlığı’nın sona er­mesi süreci ana hatlarıyla anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Simcûrîler </em>(88-92) bölümünde ise Sâmânîler adına kumandanlık ve valilik yapan bir Müslüman-Türk ailesi olan Simcûrîlerin başına geçen emirler kro­nolojik olarak verilmiş ve o dönemde meydana gelen olaylar detaylı şekilde aktarılmış olup, doyurucu bibliyografya ile desteklenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gazneliler Devleti </em>(93) ana bölümünde yazar Gazneliler Devleti’ni alt baş­lıklar açarak detaylı şekilde incelemiş, devletin kuruluşu sürecini verdikten sonra Sultan Mahmûd Dönemi ve sonrası anlatılmış olup makalenin sonuna bibliyografya eklenmiştir. <em>Kuruluş Devri </em>(93-96) alt başlığında isimlerini baş­kentleri Gazne şehrinden alan devletin, Sâmânî Devleti’nin dağılması ile te­mellerinin atılması ve Hindistan’a kadar İslam dinini yaymaya çalışmaları üze­rinde durulmuştur.<em> Sultan Mahmûd </em>(97) alt başlığında kendisinin Sebükte­gin’in en büyük oğlu olduğu ve gençlik yıllarının başında devlet idaresinde görev almaya başladığı anlatılmıştır. <em>Sultan Mahmûd’un Sâmânîler ile Müna­sebeti </em>(97-99), <em>Hint Seferleri </em>(99-106) ve <em>Sultan Mahmûd Devrinin Öteki Olay­ları </em>(107-110) isimli alt başlıklarda Sultan Mahmud Dönemi’nin ayrıntıları or­taya konmuştur. <em>Sultan Muhammed </em>(110-111)’de ise kendisinin Gazneli Dev­leti büyüklerinin onayını alarak tahta oturması ve ağabeyi Mesud’un isyanın­dan korktuğu için taraftar bulabilmek adına maiyetindekilere mal ve para da­ğıtması anlatılmıştır. <em>Mesud’un Tahtı Ele Geçirmek İçin Hazırlıkları </em>(111-112), <em>Sultan Mesud ve İlk İcraatları </em>(112-113), <em>Sultan Mesud’un Gazne’ye Gelmesi ve Buradaki Faaliyetleri </em>(113-114) ve <em>Debûsiye Savaşı </em>(114-115) başlıkları al­tında ise Sultan Mesud’un Gazneli tahtını ele geçirmesi sürecinin ayrıntıları ortaya konmuştur. <em>Hârezm’de Harun’un İstiklâlini İlân Etmesi </em>(115) başlığı al­tında da yazar tarafından Hârezm hâkimi Harun’un, Horasan’da Türkmenle­rin çıkardığı karışıklıktan faydalanarak hutbeyi adına okutması üzerine 18 Ni­san 1035’te öldürülmesi süreci değerlendirilmiştir. <em>Hindistan’da Ahmed Yı­naltegin’in İsyanı </em>(115-116)’nda ise Ahmed ve taraftarlarının isyanının bastı­rılması ve Ahmed’in kesik başının Gazne’ye gönderilmesi süreci anlatılmıştır. Diğer bir alt başlık olan <em>Sultan’ın Dîhistan ve Taberistan Seferi </em>(116)’nde de yapılan seferler neticesinde haraçlar alınması ve sultanın Âmül’e yaptığı se­ferden dolayı pişman olmasının sebepleri üzerinde durulmuştur. <em>Gazneli­ler’in Nesâ Yenilgisi ve Sonraki Olaylar</em> (116-117) başlığı altında yazar tarafın­dan Selçukluların Nesâ ve Ferâve vilâyetlerinin kendilerine verilmelerini iste­meleri üzerine iki taraf arasındaki savaşta Gazneli ordusunun mağlubiyeti ay­rıntılı olarak anlatılmıştır. <em>Alâüddevle Muhammed Kakuyî’nin İsyanları </em>(117) alt başlığında ise İsfahan hâkimi Muhammed’in Sultan Mesud’a tâbi olmak­tan vazgeçmesi üzerine bağımsızlığını ele alması süreci okuyucuya aktarılmış­tır. <em>Gazneli-Selçuklu Mücadelesi </em>(118) ve <em>Son Gazneli Sultanlar ve Devletin Yıkılışı </em>(119-121) alt başlıklarında da Gazneli Devleti’nin tarih sahnesinden çekilmeye başladığı süreç ve yıkılış değerlendirilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmanın diğer bir ana bölümü olan<em> Sebüktegin’in Pendnâmesi </em>(122-131) başlığı altında; Farsça yazılan nasihatnâmelerin en eskilerinden biri olan Pendnâme’nin önemi, içerisinde bulunduğu eserler, nüshalarının bulunduğu yerler ve neşri hakkında oldukça doyurucu bilgiler yer almaktadır. Bölüm içe­risinde ayrıca Gazneli Emîri Sebüktegin’in çocukluğundan itibaren ülkenin hâkimi olduğu güne kadar ki hayatının ayrıntıları anlatılır. Yazara göre nasihat niteliğinin yanı sıra bu eser Sebüktegin tarafından oğlu Mahmûd’a bir devleti yönetmenin inceliklerini anlatan vasiyetnâme özelliği de taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gazneliler’in Kirman Hâkimiyeti</em> <em>(1031-1034) </em>(153-162) ana başlığında ise; Sultan Mesud’un tahta çıkışının ilk yıllarından itibaren Kirman hâkimiyetine odaklanmış olması üzerine yapılan sefer ve neticesi anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gazneliler’in Hindistan Siyaseti </em>(163-177) başlıklı bölümde yazar Avrupalı tarihçilerin Gazneliler’in Hindistan seferlerindeki esas amacının malî kazanç olduğu yönündeki görüşlerine katılmadığını ve bu siyasetin cihat yani İslâm dinini yaymak merkezli olduğunu savunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gazneliler’de Bir Saray Memuriyeti: Resuldârlık</em> (178-184) ana bölümünde de yazar tarafından Gazneliler teşkilatının önemli bir unsuru olan Resuldârlık görevine mercek tutulmaktadır. Ayrıca bu kuruma ilk olarak Sultan Mahmûd’un oğulları Mesud ve Muhammed arasındaki taht mücadelesi es­nasında rastlandığı belirtilerek, Resuldâr’ın kelime anlamı, görevleri ve diğer devletlerdeki işleyişi hakkında bilgiler verilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Gazneliler’de Teşkilat ve Kültür </em>(185-186) ana bölümü ise kendi içinde beş ayrı alt başlık şeklinde işlenmiştir. Ana başlıkta Gazneli devletinde yöneten ve yönetilenler arasında net bir bölünmenin görüldüğünü, ayrıca sultanların otoritesinin Sünnî mezhebe bağlı olmakla beraber kendinden önceki devlet­lerin izlerini de taşıdığı anlatılmıştır. Ana bölümün ilk alt başlığı olan<em> Merkez Teşkilâtı </em>(186)’nda, Merkez yönetiminin çeşitli dîvânlar aracılığıyla yönetildiği aktarılmıştır. Daha sonra sırasıyla <em>Dîvân-ı Vezâret </em>(187-188), <em>Dîvân-ı Risâlet </em>(188), <em>Dîvân-ı Arz (Dîvân-ı Arz el-Cuyûş) </em>(188-189), <em>Dîvân-ı İşrâf (veya Dîvân-ı Şugl-i İşrâf-ı Memleket) </em>(189-190), <em>Dîvân-ı Vekâlet (Dîvân-ı Vekil) </em>(190), <em>Dîvân-ı İstifa </em>(190), <em>Dîvân-ı Mezâlim (veya Meclis-i Mezâlim) </em>(190), <em>Dîvân-ı Müsadere </em>(191) ve <em>Dîvân-ı Berîd </em>(191) gibi kurumlar ayrıntılı olarak ele alın­mıştır. Son alt başlık olan <em>Adlî Sistem</em> (191-192)’de ise Gazneliler’de yargı iş­lerini kadıların yürüttüğü ve devlet idaresinde özel bir yeri olan Kadı’nın Sul­tan Mahmûd tarafından dikkatle seçildiği aktarılmıştır. Ana bölümün ikinci alt başlığı <em>Eyâlet Teşkilâtı </em>(192) ismini taşımaktadır. Burada genel itibariyle bir eyalette merkezdeki teşkilâtın üç önemli şubesi bulunduğu ve bu şubele­rin neler olduğu anlatılmıştır. Daha sonra <em>Şehirlerin İdaresi </em>(192-193)’nde ise şehirleri bir kalenin korumakta olduğu, şehrin temizlik, güvenlik vb. görevle­rinden sorumlu memurların bulunduğu da aktarılmaktadır. Ana bölümün üçüncü alt başlığı olan<em> Ordu </em>(193-195) Gazneliler’in genişleme siyasetine pa­ralel olarak profesyonel bir orduya sahip olduklarını ve ordunun kimlerden oluştuğunu genel hatlarıyla ifade etmektedir. Bölümün dördüncü alt bölümü olan <em>İmar Faaliyetleri </em>(196) ise kendi içinde pek çok alt başlığa ayrılmaktadır. Bunlar sırasıyla <em>Emîr Sebüktegin Dönemi (977-997) </em>(196), <em>Sultan Mahmûd Dönemi (998-1030) </em>(196-198), <em>Muhammed b. Mahmûd Dönemi (1030, ikinci kez 1040-1041) </em>(199), <em>Mesud b. Mahmûd Dönemi (1030-1040) </em>(199-201), <em>Sultan Mevdud b. Mesud Dönemi (1041-1048-49?) </em>(201), <em>İbrahim Dönemi (1059-1099) </em>(201), <em>III. Mesud Dönemi (1099-1115) </em>(201), <em>Arslanşah Dönemi (1116-1117) </em>(201), <em>Behramşah Dönemi (1117-1157?)</em> (201), <em>Nasr b. Sebük­tegin</em> (202), <em>Emirlerin ve bürokratların Eserleri: Arslan Câzib </em>(202), <em>El-Hasan Irakî Debir (öl. 6 Şaban 429/14 Mayıs 1038) </em>(202), <em>Surî (Horasan Sâhib-i Dîvânı) </em>(202), <em>Ebü’l-Abbâs İsferayinî</em> (202), <em>Tâhir Debîr </em>(202), <em>Asıgtegin Gazi (Sahib el-Ceyş) </em>(203), <em>Hasenek (vezir) </em>(203), <em>Ebû Nasr-ı Mişkan (Sahib-i Dîvân-ı Risâlet) </em>(203), <em>Nuştegin el-Hayrî (Emîr el-Hâcib) </em>(203), <em>Cemâl el-Mülk Ebû el-Rüşd b. Muhtac</em> (203), <em>Bağlar </em>(203) ve <em>Köşkler </em>(204)’dir. Burada genel iti­bariyle Gazneli Sultan ve devlet adamlarının imar faaliyetlerine verdiği önem zengin dipnotlar ile desteklenmiş olarak okuyucunun bilgisine sunulmuştur. Ana bölümün son alt başlığı ise <em>Gazneliler Devrinde Kültür </em>(204-215)’dür. Bu­rada edebiyat bakımından parlak geçen bu dönemde şairlere önem verildiği, devrin pek çok esere ve ünlü edebiyatçı-şaire tanıklık ettiği kapsamlı bir şe­kilde anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışmanın diğer bir ana bölümü ise<em> Gazneli Ordusunda Görev Alan Hint­liler</em> (216-229) başlığını taşımaktadır. Bu ana bölüm içerisinde orduda aktif halde görev alan Hintliler, müelliflerin aktardığı bilgiler ışığında değerlendi­rilmiştir. Yazar tarafından bu bölümde verilen yeni ve kapsamlı bilgilerle sa­hadaki karanlık noktalar aydınlatılmaya çalışılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sipehsâlâr: II. Gazneliler, Özet </em>(230-245) adlı bölüm çalışmanın son ana bölümüdür. Burada genel itibariyle Gazneli Devleti’nin idarî merkezinde önemli bir makam olan başkomutanlığın gelişimi, görevleri, sorumlulukları ve görevde bulunan şahıslar ele alınmıştır. Ayrıca burada verilen bilgiler bir tablo ve zengin bibliyografya ile desteklenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Çalışma, Gazneli Devleti tarihiyle ilgilenen araştırmacılar için mutlaka in­celenmesi gereken önemli eserler arasında bulunmaktadır. Çalışma kapsa­mında özellikle teşkilat, kültür ve mimari açıdan doyurucu bilgiler verilmiş olup, Gazneliler’in Sâmânî Devleti’nden ayrılmaları ile yeni bir siyasi teşekkül olarak bir imparatorluğa dönüşmeleri sürecinin detayları verilmiştir. Sadece Gazneli Devleti ile sınırlı kalmayıp o dönemde varlıklarını devam ettiren emir­likler ve diğer devletlerle olan siyasi, askeri, kültürel vb. ilişkilerin de aktarıl­ması ile okuyuculara geniş bir yelpazede bilgiler sunulmuştur. Prof. Dr. E. Merçil’in bu çalışmasının, Gazneli Devleti tarihi için her anlamda başvurul­ması gereken önemli kitaplar arasında yerini aldığı kanısındayız.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Akdeniz Üniversitesi<br />
Tarih Bölümü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Nesrin YILMAZ</strong><br />
<strong>nsrnylmz03@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">N. Yılmaz, <em>Afganistan ve Hindistan’da Bir Türk Devleti Gazneliler (Siya­set, Teşkilât, Kültür) Makaleler. </em>Yazar: E. Meriç, <em>Libri</em> IV (2018) 339-344. DOI: 10.20480/lbr.2018037</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0167" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0167</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Benefaction and Rewards in the Ancient Greek City: The Origins of Euergetism</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0166</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2018 15:09:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2018]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2018]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/2015-en/trans-2015-en/lbr-0166</guid>

					<description><![CDATA[M. D. GYGAX, Benefaction and Rewards in the Ancient Greek City: The Origins of Euergetism. London 2016. Cambridge University Press, 321 page. ISBN: 9780521515351 Bu eser, Hellen euergetism’inin kökenleri hakkında ilk kez derinlemesine bir analiz sunmaktadır. Eser, Giriş (1-18) kısmının yanında Eşzamanlı Yaklaşımlar (19-57), Bir Kurum Yaratma (58-106), Süreklilik ve Değişim: Yabancılar ve Sporcular (107-138), ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018036.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/3800_lbr.2018036-175.jpg" /></a> </div>
<div class="three_fourth last"><h2>Benefaction and Rewards in the Ancient Greek City: The Origins of Euergetism</h2>
<h3>Nurgül SARAÇOĞLU</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN:</strong> 9780521515351<br />
<strong>Page:</strong> 321<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2016<br />
<strong>Location:</strong> London<br />
<strong>Publisher: </strong>Cambridge University Press</p></div><div class="clearboth"></div>
<div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<p><strong><em>LIBRI</em> IV (2018) 335-337</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2018036<br />
<strong>Received Date</strong>: 16.06.2018 | <strong>Acceptance Date</strong>: 27.10.2018<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.11.2018<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2018</p>
<div class="divider_line"></div></div>
<div class="one_third last"><div id="framed_box_894246ebbb9d978bba5942edf6716346" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018036.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>Get PDF</strong></a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2018/11/lbr.2018036.pdf" target="_blank" rel="noopener"><strong>View PDF</strong></a></p>
<p><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>

		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: center;"><strong>M. D. GYGAX, <em>Benefaction and Rewards in the Ancient Greek City: The Origins of Euergetism</em>. London 2016. Cambridge University Press, 321 page. ISBN: 9780521515351</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu eser, Hellen <em>euergetism</em>’inin kökenleri hakkında ilk kez derinlemesine bir analiz sunmaktadır. Eser, <em>Giriş</em> (1-18) kısmının yanında <em>Eşzamanlı Yaklaşımlar </em>(19-57), <em>Bir Kurum Yaratma </em>(58-106), <em>Süreklilik ve Değişim: Yabancılar ve Sporcular </em>(107-138), <em>Süreklilik ve Değişim: Vatandaşlar </em>(139-179) ve <em>Euerge­tism’in Kapsamını Genişletme </em>(180-250) olmak üzere beş bölümden oluş­maktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Giriş</em> (1-18) kısmı kendi içinde beş alt başlığa ayrılmaktadır. Bu kısımda, <em>euergetism</em> teriminin kökeni ve ne anlama geldiği açıklanmıştır. Bu terimin ilk kez kim tarafından ve nerede kullanıldığı belirtilmiş ve kullanımının yaygın­laşma süreci anlatılmıştır. Niçin <em>Euergetism</em> alt başlığı altında hayırseverlik mefhumunun kentler için önemine ve hayırseverler tarafından yapılan katkı­ların aynı zamanda toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekilmiştir. Ayrıca, ha­yırseverlerin niçin onurlandırıldıklarından bahsedilmiştir. <em>Örnekler ve Borçlar</em> kısmında Hristiyanların ve Paganların hayırseverliğe karşı tutumları, Hellen-Roman hayırseverliği ve Yakın Doğu (Mısır ve İsrail) hayırseverliği arasındaki farklara değinilmiştir. Öte yandan H. Bolkestein, A. R. Hands ve P. Veyne’in eserlerindeki <em>euergetism</em> yorumları karşılaştırılmıştır. <em>Cömertlik ve Yarar</em> kıs­mında ise Antik Hellenlerdeki hediye alışverişi başka yerlerdeki örneklerle kı­yaslanmıştır. <em>Hellen Tarihi ve Hediye Verme</em> kısmında ise Hellen tarihinin farklı dönemleri incelenerek, toplumun en tepesinde bulunan bu kişilerin ba­ğış yapma (hediye verme) eğilimlerinin sebepleri açıklanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eşzamanlı Yaklaşımlar</em> (19-57) ismini alan birinci ana bölüm üç alt başlık­tan oluşmaktadır. <em>Kamu Bağışlarının Paradoksu</em> kısmında, bazı kentlerde sa­dece kente katkıda bulunan kişilerin değil, aynı zamanda kente bağış yapma sözü verenlerin de henüz sözlerini yerine getirmeden onurlandırıldıklarına temas edilmiştir. Stellere, bağış vaadinde bulunan kişilerin isimleri ve vaat ettikleri bağışın miktarı yazıldığı belirtilmekle birlikte, yazar tarafından henüz gerçekleşmemiş bir bağıştan ötürü kişilerin niçin onurlandırıldıkları hakkında yorumlarda bulunulmuştur. Ayrıca, <em>polis</em>’lerin neden bireylerin sözlerini ye­rine getirmemesi riskini göze aldıkları izah edilmiştir. <em>Toplumsal Yapılar ve Prensipler</em> kısmında günümüz ile Eski Hellen Dönemi’nin “<em>hediye alma ve kar­şılık olarak hediye verme</em>” durumları kıyaslanmış ve iki dönem arasındaki farklara değinilmiştir. Ayrıca önemli tarihi kişiliklerin konuya ilişkin sözlerine yer verilmiştir. Yazar, yine içinde bulunduğumuz dönem ile Eski Hellen Dö­nemi’ni verilen hediyelere karşılık verme süresi açısından da mukayese et­miştir. Bunun yanında Eski Hellen Dönemi’nde hangi durumlarda kabul edi­len hediyeye karşılık verme zorunluluğunun ortadan kalktığı, tarihi olaylar­dan örnekler verilerek okuyucuya sunulmuştur. Akabinde alınan hediyeye karşılık olarak verilen hediyenin birbirine denk olması gerektiğinden bahse­dilmiştir. Bu denkliğin sadece maddi anlamda bir denklik olmadığı, yine tarihi olaylardan örnekler verilerek açıklanmıştır. Yapılan <em>euergesia</em>’lar karşısında kentlerin kendilerini borçlu hissetme durumlarına ve bu durumdan kaynak­lanarak yapılan iyiliğe karşılık verme ihtiyacına değinilmiştir. Ardından kent­lerin <em>euergesia</em> yapan kişileri onurlandırma sebepleri sıralanmıştır. <em>İlerisini Düşünerek Yapılan Onurlar</em> kısmında, henüz bağış yapmamış kişilerin neden onurlandırıldıkları ve bu onurlandırılmaların altında yatan çeşitli sebepler be­yan edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin ikinci ana bölümü <em>Bir Kurum Yaratma</em> (58-106) başlığı altında kur­gulanmış ve bu bölüm üç alt başlıktan oluşturulmuştur. <em>Euergetes’liğin İlk Aşamaları</em> kısmında, ilk <em>euergetes</em>’lerin ve onların onurlandırılmalarının or­taya çıkışı nakledilmiştir. Bu konu incelenirken yazıtlardan faydalanılmıştır. Ayrıca yabancıların da onurlandırıldıklarına dikkat çekilmiş ve bu durum ör­neklerle desteklenmiştir. Sporcular da ilk <em>euergetes</em>’ler arasında yer almışlar­dır. Müsabakalarda zafer kazanan sporcuların birer <em>euergetes</em> olarak kabul edilip, çeşitli ayrıcalıklarla onurlandırılma süreci örneklerle izah edilmiştir. <em>Kurumsal Olmayan Karşılıklılık</em> kısmında, kent elitlerinin kurumsal olmayan katkılarından bahsedildikten sonra elitlerin kente nasıl ve neden katkıda bu­lundukları anlatılmış ve dönem özellikleri belirtilerek örneklerle açıklanmış­tır. Bu bölümde ayrıca, <em>leitourgia</em> teriminin kökeni hakkında bilgi verilmiş, bu terimin nereden türediği ve anlama geldiği ifade edilmiştir. Akabinde <em>leitour­gia</em> görevlerinin gönüllü ya da zorunlu görevler olup olmadığı tartışılmış, kentlerden örnekler verilerek, bu görevlerinin neler olduğu belirtilmiştir. Ay­rıca, zafer kazanan sporcuların kente katkı sağlayan kişiler olarak hangi ödül­lerle onurlandırıldıklarına değinilmiş ve bu ödüllerin sporcular üzerinde nasıl bir etkisi olduğu beyan edilmiştir. <em>‘Tyrannos’ların Cömertlikleri</em> kısmında, <em>ty­rannos</em>’lar ve kentteki elit sınıf arasındaki farklar anlatılarak, <em>tyrannos</em>’ların kente yaptığı yardımların asıl sebepleri ifade edilmiştir. Bununla birlikte <em>Ty­rannos</em>’lar tarafından yapılan katkıların diğer elit kesimin yaptıklarından daha büyük olmasının, ayrıca <em>tyrannos</em>’ların bu elit kesimin yaptığı katkılara bir sı­nırlandırma getirmelerinin sebepleri sıralanmıştır. Yine bu konuyla ilgili ola­rak tarihi örneklere yer verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Süreklilik ve Değişim: Yabancılar ve Sporcular </em>(107-138) başlığını taşıyan üçüncü ana bölüm üç alt başlığa ayrılmaktadır. <em>Kent ve Yabancılar</em> kısmında, MÖ V. yüzyılda başka kentlerde <em>euergetes</em> olarak onurlandırılan kişiler örnek­lendirilmiştir. Bununla birlikte <em>proksenos</em> ve <em>euergetes </em>unvanlarının birlikte anılması, bir kentte <em>proksenos</em> ve <em>euergetes </em>unvanı alan kişilerin diğer ayrıca­lıklarla onurlandırılmaları ve bahşedilen bu ayrıcalıkların içeriği anlatılmıştır. Ayrıca, <em>proksenos</em> ve <em>euergesia</em> terimlerinin köken olarak ilişkilerine temas edilmiştir. <em>Kent ve Sporcular</em> kısmında ise, sporcuların kent tarafından hey­kellerinin dikilerek onurlandırılmaları ve bu konuya ilişkin örneklere yer ve­rilmiştir. Sporcuların heykellerinin dikilmesi konusunda Klasik Dönem ve Hel­lenistik Dönem arasındaki farklar ifade edilmiştir. Öte yandan, sporcuların al­dıkları diğer onurlandırmalarla ilgili de bilgi verilmiştir. <em>Atina İstisnacılığı</em> kıs­mında, Atina kentinin, sporcu heykellerinin dikilmesi hususunda ilgili diğer kentlerden farklı oluşundan, ayrıca onursal heykel ve şahsi adak olarak hey­kel dikilmesi arasındaki farkların azlığından bahsedilmiştir. Sporcuların <em>sitesis</em> (bedava yemek hakkı) ve <em>proedria</em> (ön sırada oturma hakkı) ayrıcalığını aldık­larına değinilmiş ve bu konuyla ilgili örneklere yer verilmiştir. Bunların yanı sıra, bir kişinin heykelinin dikilmesinin aslında ne anlama geldiği belirtilerek, sporcuların heykellerinin dikilmesinin yaratacağı olumsuz sonuçlar vurgulan­mıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Süreklilik ve Değişim: Vatandaşlar</em> (139-179) başlığı altında iki alt başlıktan oluşmakta olan dördüncü ana bölümde, üçüncü bölümde temas edilen kente faydası dokunan yabancılar ve sporculara mukabil kente faydası olan sivillerden bahsedilmektedir. <em>Beşinci Yüzyıl Atina’sında Sivil Bağış Örnekleri </em>kısmında, Arkaik Dönem’de şahısların <em>leitourgia</em> görevleri dışında halka farklı şekillerde yardım etmeye başladıklarına değinilmiştir. Dönemin tarihi kişilik­lerinin ne tür yardımlarda bulundukları belirtilmiş ve bu yardımların gelenek­selleşme süreci hakkında bilgi verilmiştir. Bununla birlikte MÖ V. yüzyıl baş­larında Atina’da iki önemli siyasi sürecin, demokrasi ve emperyalizmin, <em>de­mos</em>’un kent elitlerinden yardım kabul etme konusunda yol açtığı değişiklik­ler açıklanmıştır. Daha sonra bu değişimlerin <em>isonomia</em> (yasa önünde eşitlik) fikrinin yaygınlaşması üzerine etkilerine dikkat çekilmiştir. Ayrıca MÖ 462’deki reformlardan sonra Atina’da ortaya çıkan yeni bağışçılardan söz edilmiş ve bu bağışçıların kente nasıl fayda sağladıkları anlatılmıştır. <em>Kamusal Onurlara Doğru</em> kısmında ise, yabancılar ve sporculardan sonra Atina’da ilk kez iki sivil vatandaşın heykellerinin dikilmesine yer verilmiştir. Devamında bu iki kişinin heykellerinin dikiliş nedeni ve bu heykellerin toplumda ne anlam ifade ettiği beyan edilmiştir. Kente faydası olan kişilerin heykel ve resimleri­nin yapılmasının dışında hangi şekillerde onurlandırıldıkları da değinilen diğer bir husustur.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin son ana bölümü olan beşinci bölüm <em>Euergetism’in Kapsamını Ge­nişletme</em> (180-250) kendi içinde 4 alt başlıktan oluşmaktadır. <em>Euergetism</em> <em>ve Savaş</em> kısmında, resmi onurlandırılmaların hangi dönemde artarak bir akım haline geldiğine ve onurlandırma yapılan alanların genişlediğine yer verilmiş­tir. Konuyla ilgili olarak, Peloponnesos Savaşı’nda <em>euergetes</em> olarak kabul edi­lip, çeşitli şekillerde onurlandırılan komutanlar örneklendirilmiştir. Askeri yardımların dışında, mevcut rejimi korumaya yönelik girişimlerin <em>euergesia</em> olarak kabul edilip, onurlandırılmaları örneklerle izah edilmiştir. <em>İmparator­luk Olmadan Hayırseverler</em> kısmı ise, heykellerle onurlandırılan komutanların örneklerine ayrılmıştır. İçlerinden birine onursal vatandaşlık verilmesine dik­kat çekilmiştir. Bunun yanında Peloponnesos Savaşı’ndan sonra Atina’nın mali durumu hakkında bazı bilgiler nakledilmiştir. Elit sınıfın kenti finanse et­mesi için gönüllü olmaya zorlandığına dikkat çekilmiş ve elit sınıfın bu durum hakkındaki bakış açısına temas edilmiştir. Ayrıca, <em>leitourgia</em>, <em>epidosis</em> ve <em>eisp­hora</em>’nın genelleşmesi hakkında bilgi verilmiş ve kente katkıda bulunmanın MÖ V. ve IV. yüzyıllarda ne manaya geldiği ifade edilmiştir. <em>Euergetik Sistem</em> kısmında ise, <em>euergesia</em>’ya farklı bir bakış açısıyla yaklaşılmaya başlandığı ve <em>euergetes</em>’lerin onursever (<em>philotimos</em>) olarak onurlandırıldıkları anlatılmıştır. Ayrıca vatandaşlık hakkı ile onurlandırılan kişilerin <em>sitesis </em>değil, <em>deipnon</em> ile onurlandırılmasından bahsedilmiştir. Bunların yanı sıra, bazı yazarların <em>kse­nia </em>ve <em>deipnon</em> terimleri hakkındaki yorumları aktarılmıştır. Eserin sona erdiği <em>Sonsöz: Sonuç ve Neden İlişkileri </em>kısmı ise, yapılan <em>euergesia</em>’lar ve bu <em>euer­gesia</em>’lara karşılık olarak yapılan onurlandırmaların dönemsel farklılıklarına tahsis edilmiştir. Bu kısımda ayrıca yapılan hayırseverlikler ile onurlandırma­lar arasında neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde konuyla ilgili örnekler zikredil­miştir.</p>
<div class="one_half"><p><strong>Akdeniz Üniversitesi<br />
Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü<br />
</strong></p></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Nurgül SARAÇOĞLU</strong><br />
<strong>nurgulsaracoglu@hotmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<div class="divider_padding"></div>
<p><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane">N. Saraçoğlu, <em>Benefaction and Rewards in the Ancient Greek City: The Origins of Euergetism. </em>Yazar: M. D. Gygax, <em>Libri</em> IV (2018) 335-337. DOI: 10.20480/lbr.2018036</p></div><div class="pane"><p>Link: <a href="http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0166" target="_blank" rel="noopener">http://www.libridergi.org/en/2018-en/lbr-0166</a></p></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
