<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Book-Notices-2016 | LIBRI</title>
	<atom:link href="http://www.libridergi.org/en/category/2016-en/booknotice-16-en/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.libridergi.org/en</link>
	<description>Epigrafi, Çeviri ve Eleştiri Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Jul 2016 10:34:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>The Huns, Rome and the Birth of Europe</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/018</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2016 06:34:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/018</guid>

					<description><![CDATA[H. JIN KIM, The Huns, Rome and the Birth of Europe. Cambridge 2013. Cambridge University Press, 338 sayfa (3 harita ile birlikte). ISBN: 9781107009066 Hunlar, MS IV. ve V. yüzyıllarda önce Doğu ardından da Batı Roma İmparatorluğu’nun üzerine düzenledikleri akınlarla Geç Antikçağ’a damgasını vurmuş ve Batı Roma’nın dağılma sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Batı Roma’ya Hunlar tarafından ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016018.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1922_lbr.2016018-175.jpg" /></a></div>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;">The Huns, Rome and the Birth of Europe</h2>
<h3>Hyun JIN KIM</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9781107009066<br />
<strong>Page:</strong> 338<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2013<br />
<strong>Location:</strong> Cambridge<br />
<strong>Publisher:</strong> Cambridge University Press</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 339-343</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016018<br />
<strong>Received Date</strong>: 23.04.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 31.05.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 06.06.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_ec1cc18fa4125f86e9c6e12bfbe1d243" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016018.pdf" target="_blank"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/06/lbr.2016018.pdf" target="_blank"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>H. JIN KIM, <em>The Huns, Rome and the Birth of Europe</em>. Cambridge 2013. </strong><strong>Cambridge University Press, 338 sayfa (3 harita ile birlikte). </strong><strong>ISBN: 9781107009066</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hunlar, MS IV. ve V. yüzyıllarda önce Doğu ardından da Batı Roma İmparatorluğu’nun üzerine düzenledikleri akınlarla Geç Antikçağ’a damgasını vurmuş ve Batı Roma’nın dağılma sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Batı Roma’ya Hunlar tarafından son verilmemiştir, ancak Batı’da aktif oldukları MS 370-454 tarihleri arasında, kendilerini Cermen kavimlerine alternatif bir süper güç olarak sunarak <em>barbaricum</em>un doğasını baştan sona değiştirmişler ve bu açıdan Batı Roma’nın ge­ri­lemesinde dolaylı da olsa büyük bir paya sahibi olmuşlardır. Hunların esrarengiz kökenleri ve Roma ile pek de dostane olmayan ilişkileri üzerine bilgi veren -Ammianus Marcellinus gibi- döne­min tarihçilerinin birçoğunun eserlerinde ve kroniklerinde Hunlar son derece barbar ve sal­dırgan bir millet olarak ele alınmış olsa da, diğer bir çağdaş Romalı yazar Priscus tarafından Attila ve Hun­lara olabildiğince objektif yaklaşılmıştır. Benzer bir durum günümüz tarihçileri için de geçerli­dir. Hunlar, E. A. Thompson’ın sayfalarında kendilerine Ammianus’un anlattığından pek de farklı bir yer bulamazken, son yıllarda Peter Golden ve La Vaissière gibi tarihçilerin Orta Asya üzerine yaptıkları çalışmalarla bu coğrafyanın halklarının ve Hunların aslında hiç de Ammianus ve Thompson’ın ele aldığı kadar ilkel olmadıkları ortaya konmuştur. Hyun Jin Kim’in eseri de Hunları bu ikinci, hiç de ilkel olmayan, kendine has gelişmiş bir medeniyet seviyesine sahip olan gruba dâhil eden bir bakış açısıyla kaleme alınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Cambridge Üniversitesi bünyesinde basılan kitap toplamda 338 sayfa olsa da, bunun sadece 158 sayfası kitabın ana konusuna ayrılmış olup, geri kalan 180 sayfa notlar ve bibliyografyaya ait­tir. Kitabın teşekkür kısmında yazarın Peter Golden ve La Vaissière’ye yer vermesi aslında bu ya­zar­ların eserlerini ve bakış açılarını bilen okuyucular için kitabın gidişatını önceden ortaya koyan bir gösterge niteliğindedir. Bu mesajı alamayan okuyucularsa bu bölümden hemen sonra gelen <em>Intro­duction</em> (Giriş [1-8]) bölümünde araştırmacının eserini nasıl bir bakış açısıyla kaleme aldığına “<em>Roma ve Çin İmparatorlukları’nı dize getiren Hunlar&#8230;</em>” (sf. 5) cümlesiyle açıkça şahit olacaklar­dır. Bu bölüm iki alt başlıktan oluşmaktadır. İlk alt başlık <em>Steppe Empires and their Significance in the History of Wider Eurasia and Late Imperial Rome</em> (Bozkır İmparatorlukları ve Geniş Avrasya ile Geç Roma İmparatorluğu Tarihindeki Önemleri [1-5]) olarak adlandırılmıştır. Bu alt başlık ile Avrupa’da MS IV. ve V. yüzyıllarda bozkır imparatorluklarının Roma’ya ve Avrupa’ya vurduğu damga ele alınmaktadır. Yazar tarafından, bir yandan bölünmelerin ve parçalanmaların yaşan­dığı, öte yandan Avrasya tarihinin Avrupa’nınkiyle birleştiği bu yıllar kapsamında bir tarihçinin Geç Antikçağ’da herhangi bir alanda uzmanlaşmasının ancak bir hayal olabileceğine de­ği­nil­mekte­dir. MS 311 &#8211; 1405 yılları arasında o ya da bu şekilde <em>Gallia</em>’dan Sibirya’ya kadar uza­nan coğ­rafyanın Moğollar ya da Türkler tarafından hâkimiyet altına alındığına da dikkat çekil­mekte­dir. İkinci alt başlık ise <em>The Huns, A New World Order and the Birth of ‘Europe’</em> (Hunlar, Yeni bir Dünya Düzeni ve Avrupa’nın Doğuşu [5-8]) olarak isimlendirilmiştir. Yazar burada, Ortaçağ’daki Avrupa feodalizminin İç Asya kaynaklı olduğunu ve Batı Roma’nın ardından kurulan Cermen krallıklarının da Hunların eseri olduklarını iddia ederek, neden kitabın isminde “Birth of Europe” ifadesinin yer aldığını anlamamızı sağlamaktadır: Kim’e göre Ortaçağ ve Avrupa, Hunlar sayesin­de doğmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu iddialı girişi takip eden ikinci bölüm <em>Rome’s Inner Asian Enemies before the Huns</em> (Ro­ma’nın Hunlardan Önceki İç Asyalı Düşmanları [9-16]) başlığına sahiptir. İki alt başlığa ayrılan bu bö­lümün <em>The Parthian Empire</em> (Part İmparatorluğu [9-14]) başlıklı ilk alt başlığı Roma’nın gele­neksel düşmanı olan Part hanedanı bünyesindeki Persleri ele alarak Crassus’un MÖ 53’te Car­rhae’da Partlar karşısında aldığı ağır yenilgiden, Part İmparatorluğu’nun politik organizasyo­nuna dair geniş bir perspektifte bilgi sunmaktadır. İkinci alt başlık <em>The Partho-Sasanian Confede­racy</em> (Part-Sasani Konfederasyonu [14-16]) ise Perslerin MS 224’te &#8211; Roma’nın aynı yüzyılın son­larında Diocletianus yönetiminde yaşayacağı büyük reformlara benzer şekilde &#8211; sadece haneda­nı­nı değil aynı zamanda imparatorluğun pek çok alanında yeniliğe giden Sasani İmparator­luğu’nu, onun aslında bir Part-Sasani ortaklığından doğduğunun altını çizerek anlatmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölüm <em>The Huns in Central Asia</em> (Orta Asya’da Hunlar [17-42]) aynı şekilde iki alt başlığa ayrılmıştır. <em>Inner Asian Empires Before the Fourth Century AD</em> (MS IV. Yüzyıldan Önce İç Asya İmparatorlukları [17-35]) ilk alt başlıktır. Burada, konuya kısa bir giriş yapılmakta ardından da Hunların kökenleriyle ilgili tartışmalarda sık sık karşımıza çıkan Hiung-nu’ların Çin karşısında verdikleri mücadelelere ve de İskitler ile Sarmatlar’ın Avrupa’da bıraktıkları izlere değinilmekte­dir. Hunlar ve Hiung-nu’lar arasındaki bağlantının da ele alındığı bu alt başlıkta linguistik, arke­olojik ve Hunların devlet yapısındaki izlerin tahlillerinden oluşan verilerle Hunların, tıpkı Hunlar gibi bir konfederasyon olan Hiung-nu’larla bağlantılı oldukları okuyucuya sunulmaktadır. Yazar, Hiung-nu’ların kesinlikle bir devlet ya da erken bir devlet yapısına sahip olduklarını, Attila’nın imparatorluğunun da böyle bir devlet geleneğine sahip olmadan <em>Gallia</em>’dan Volga’ya kadar uza­nan imparatorluğu bir kuşak dahi ayakta tutamayacak olduğunun altını çizmektedir. Aynı alt baş­lık altında Kuşanlılar, Kanglılar ve Usun Krallığı ile ilgili bilgiler verilmektedir, diğer bir yandan yazarın Avrasya tarihi ile Avrupa tarihinin ne kadar bağlantılı olduğunu kanıtlama girişimine de bu alt başlık kapsamında şahit olmaktayız. İkinci alt başlık <em>Contemporary Inner Asian Empires (Fourth, Fifth and Sixth enturies AD)</em> (Çağdaş İç Asya İmparatorlukları (MS IV. V. ve VI. Yüzyıllar) [35-42]) olarak isimlendirilmektedir. Burada, hepsi de Beyaz Hunlar olarak adlandırılan, ancak bazı tarihçilerin bugün hala Avrupa Hunları ile ortaklıklarının isimlerinden öteye gitmediğini vur­gu­ladığı, Kionitler, Kidaritler ve Heftalitler ile bu grupların Hindistan ve Sasaniler ile olan müna­ka­şaları incelenmektedir. Yazar bu halklardan sonra daha Doğu’ya giderek Cücenleri mercek altına almaktadır, buna ek olarak Attila’nın kurduğu egemenlik sahası gibi Manş Denizi’nden Çin’e kadar uzanan ortak bir tarihi aktarışa da tanıklık etmekteyiz. Bu bölümde son olarak bozkır halkların bilinenin aksine tamamen göçebe olmadıkları ve yerleşik tarımla da uğraştıkları okuyu­cuya aktarılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü bölüm <em>The Huns in Europe</em>’da (Avrupa Hunları [43-88]) önceki bölümlerde olduğu gibi iki alt başlığa sahiptir. Hunların Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları ile ilişkilerine değinilen bu bölümün ilk alt başlığı <em>The Hunnic Empire, the Germanic Tribes and Rome</em> (Hun İmparator­luğu, Cermen Kavimleri ve Roma [43-69]) olarak isimlendirilmektedir. Yazar burada, Hunların sadece Roma ile olan ilişkilerini değil, konfederasyonlarının büyük bir kısmını oluşturan Cermen halklarıyla olan ilişkilerini de incelemektedir. Buna ek olarak, Attila’nın ismine –ila eki almış olma­sıyla adının bir Cermen ismine dönüşmüş olması, Hunların Cermen halklara, Roma yerine koru­ması altına girebilecekleri yeni bir süper güç alternatifi sunmaları ve Hunların sahip oldukları politik organizasyonları Göktürklerden, Selçuk Türkleri ve Moğollara kadar uzanan benzetme­lerle açıklanmaya çalışılmaktadır. Yazar bu alt başlıkta Bona’nın <em>Das Hunnenreich</em> isimli erken ça­lış­masına atıfta bulunarak, Hunların bir devlet sistemine sahip olmadan Gotları ve Alanları hâki­mi­yetleri altına alamayacaklarını belirtmektedir.  Ayrıca, Roma’nın barbar problemini çöze­me­mesinin tek sebebinin Hunlar olduğunu ve Hunların <em>barbaricum</em>da kurulan ilk imparatorluğa sa­hip olduklarını böylece Roma’nın geleneksel düşmanı ve komşusu Perslerden sonra bu sefer de ku­zey sınırında büyük bir düşman güçle komşu hale geldiğinin altını çizmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci alt başlık <em>The Impact of the Hunnic Empire and Roman Military Collapse</em> (Hun İmpara­torluğu’nun Etkisi ve Roma’nın Askeri Çöküşü [69-88]) ise oldukça iddialı bir alt başlık olarak karşımıza çıkmaktadır. MS 451 yılında vuku bulan ve Attila’nın Batı Roma <em>magister militum</em>u Flavius Aetius önderliğindeki koalisyon karşısında Gallia’dan geri çekilişiyle sonuçlanan <em>Campus Mauriacus</em> Savaşı yazar tarafından bir Hun zaferi olarak nakledilmekte ve Attila’nın geri çekilişi operasyon mevsiminin bitmesi ile açıklanmaktadır. Dahası, Frank kralı Childeric, Attila’nın bu sa­vaşın ardından Franklara hükmetmek üzere geride bıraktığı bir Hun valisi olarak betimlenmekte­dir. Bu iddialı ifadelerden sonra yazar bu savaş için birincil kaynağımız olan Iordanes’in savaş anlatısının Herodotos’un Marathon Savaşı’nın sadece aktörleri değiştirilmiş bir yorumu oldu­ğunu vurgulayarak belki de Iordanes’in Roma-Vizigot zaferiyle biten anlatısının inanılırlığını yıkmaya ve Hun zaferi iddiasını geçerli kılmaya çalıştığını görmekteyiz. Hâlbuki yazar, Geç Antik­çağ’da da Romalı yazarların klasik tarih yazarlarını taklit etmeye devam ettiklerini ve anlatılarının bazı bölümlerinin bu klasiklerin kopyası olmasının aktardıkları olayların gerçekliğini zedeleme­diğinden şüphesiz haberdardır.  Yazar Attila’nın 452 İtalya Seferi’nin de tıpkı önceki yıl gibi başa­rıyla sonuçlandığını aktarmaktadır: 451’de olduğu gibi İtalya’nın kuzey bölgelerini yağmalayan Attila ve Hunların operasyon sezonunun sona ermesiyle yağmaladıkları ganimetlerle birdenbire geri dönmeye karar vermiş olduklarını belirtmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Beşinci bölüm <em>The End of the Hunnic Empire in the West</em> (Hun İmparatorluğu’nun Çöküşü [89-136]) ise belki de yazarın en çok tartışmaya yol açabilecek iddiaları sunduğu bölüm olarak nite­len­dirilebilir. Burada öncelikle Hun İmparatorluğu’nun kısa ömrünün bir imparatorluk olmasına engel teşkil etmediği Napoléon’un ve Hitler’in kısa süreli imparatorlukları örneğiyle açıklanmak­tadır. İlk alt başlık <em>Civil War and the Rise of Ardaric</em> (İç Savaş ve Ardarik’in Yükselişi [89-96]) Attila’nın MS 453 yılındaki ölümü ardından Hun himayesi altında yaşayan Cermen halkların ayak­lan­masının bu halkların özgürlüklerini elde etmek için değil, Attila’nın mirası olarak geride bıraktığı topraklara egemen olmak amacıyla çıkarıldığı iddiasını ortaya koymaktadır. Dahası, bu savaşlarda başrolü oynayan Gepid kralı Ardarik’in bir Hun kralı olduğunu ve bu yüzden Cermen­lerin Hunlara karşı ayaklanmalarından daha ziyade Hunların bir iç savaş yaşadığını iddia etmek­tedir. İkinci alt başlık <em>Odoacer the King of the Turcilingler, Rogians, Scirians and the Heruls </em>(Torkilinglerin, Rogilerin, Skirlerin ve Herulların Kralı Odoacer [96-105]) temelde önceki alt başlıkla aynı iddiayı paylaşmaktadır: 470’lerde artık tamamen <em>foederati</em> birliklerinden oluşan Batı Roma ordusunun başındaki isim Odoacer da bir Hun’dur. Onun Ardarik’den ya da sonraki kısım­da karşımıza çıkacak olan Valamer’den farkı, Hun tahtı için kumar oynamak yerine şansını İtalya’da denemek istemiş olmasıdır. Üçüncü alt başlık <em>Valamer the King of the Huns and Found­ing King of the Ostrogoths </em>(Hunların ve Ostrogotların İlk Kralı Valamer [105-126]) alt başlığın isminden de açıkça belirtildiği üzere Valamer’i de bir Hun olarak lanse etmektedir ve bu Hun kralı aynı zamanda Ostrogotların da kurucu kralı olarak adını tarihe geçirmiştir. Dördüncü alt başlık <em>Orestes the Royal Secretary</em> (Krallık Katibi Orestes [127-131]) kapsamında önceki alt başlıkların okuyucuyu alıştırıp beklentiye soktuğu üzere bir zamanlar Attila’nın sekreterliğini yapmış olan Orestes’in de bir Hun prensi olduğu ve Batı Roma’nın politik varlığına Hun kökenli prens ve krallar tarafından son verildiği iddia edilerek Hunların Batı Roma’nın çöküş sebebi oldukları belirtilmektedir.  Bu bölümün son alt başlığı <em>New Invasions from the East</em> (Doğu’dan Gelen Yeni İşgalciler [131-136]) ise Hunların ardından Attila’nın oğullarına odaklanmakta ve Hun İmparatorluğu’nun sonu ile Ortaçağ’da var olmuş Çağatay Hanlığı’nın çöküşü arasında paralellik­ler kurmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın son ve altıncı bölümü <em>The Later Huns and the Birth of Europe</em> (Geç Hunlar ve Av­rupa’nın Doğuşu [137-155]) başlığını taşımaktadır. Burada Hunların ne Attila’nın ölümüyle (MS 453) ne de Nedao Savaşı’nda aldıkları mağlubiyetle (MS 454) yok olmadıkları okuyucuya belirtil­mektedir. Bölümdeki İlk alt başlık <em>The Later Hunnic Empire of the Bulgars, Oghurs and Avars</em> (Bulgarların, Ogurların ve Avarların Geç Hun İmparatorlukları [137-143]) dâhilinde Bulgarların, Ogurların ve Avarların Hunların devamı oldukları ve Hun İmparatorluğu’nun bu halklar sayesinde yaşamaya devam ettiği öne sürülmektedir. Son alt başlık, <em>The Birth of a New Europe</em> (Yeni Bir Avrupa’nın Doğuşu [143-155]) kapsamında Attila’nın ölümü ardından devam etmekte olan Hun İmparatorluğu’nun Avrupa’yı köklü bir değişime sevk ettiği ve Geç Antikçağ’a son verip Erken Ortaçağ’ın kapılarını araladığı okuyucuya aktarılmaktadır. Yazar nezdinde Hunların söz konusu bu yeni Avrupa’ya bıraktıkları miras feodalizmden, saray geleneklerine ve avcılık sporuna kadar uzun bir içeriğe sahiptir. Kitabın <em>Conclusion</em> (Sonuç [156-158]) kısmında ise Roma ve Hun impa­ratorluklarının kozmopolit yapısına vurgu yapılmakta, buna ek olarak etnik köken ve ırkın bu iki imparatorluğun yönetiminde hiçbir rol oynamadığı ileri sürülerek günümüz Avrasya’sının da bundan ders alması gerektiği dile getirilerek eser sonlandırılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Son sayfası çevrildiğinde okuyucunun aklını pek çok iddialı ve tartışmalı fikre sevk eden kitap­taki üslup zaman zaman okuyuculara itici gelebilmektedir. Kitabın bazı bölümlerinde okuyucu­lara bir Hun destanını okudukları hissi yaratılmaktadır, buna ek olarak yazarın arada su üstüne çıkan kaba üslubu bu partizanlığa daha olumsuz bir etki katmaktadır. Eserde geçen “<em>Sadece kör olan bunu göremez</em>” ve “<em>Harita okuyabilen herkes</em>” gibi deyişler okuyucuyu akademik bir eserden daha çok bir internet forumunda resmi olmayan bir tartışma metnini okuyormuş hissi yaratabil­mekte ve bu da okuyucuyu rahatsız edebilmektedir. Kitapta yer alan ve özellikle dönemi çok iyi bilen kişiler için dahi hemen unutulabilecek nitelikte ve de ardı ardına gelen çok sayıda farklı yabancı ismin kullanımı konuyu takip etmeyi bazen zorlaştırabilmektedir. Şayet kişi dönemin Romalı karakterlerini iyi biliyor olsa bile, Çin ve Orta Asyalı karakter isimlerinin farklılığı okuyucu­nun kafasını karıştırılabilmektedir. Kitabın çeşitli kısımlarında Peter Heather’ın sık sık eleştirilmesi de kitabın bazen P. Heather’a bir eleştiri amacıyla yazılmış olduğu düşüncesini oluşturabilmekte­dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer farklı üslubu ve açık bir Hun taraftarlığını görmezden gelirsek, eserde pek çok tartışmaya konu olabilecek fikirler barınmaktadır. MS 451’deki sefer sonrası Attila’nın Frankların kralını bir Hun valisi olarak geride bırakıp çekilmesi; Iordanes’in <em>Campus Mauriacus</em> Savaşı hakkında yazdık­larını bir Hun zaferi olarak yorumlaması; Hunların bir Cermen ayaklanması sonucu değil de bir iç savaş sonrası dağılmaları ve Hunların feodalizmin ön bir yaratıcısı oldukları gibi iddialar bunlar­dan bazılarıdır. Eksileri ve artılarıyla, Hyun Jin Kim’in eseri son yıllarda Hunlar hakkında yazılmış en güncel bilgileri içeren ve okuyucuyu tartışmaya iten tezlerle dolu başarılı bir çalışma olarak görül­mektedir. Belki Otto Maenchen-Helfen’ın <em>magnum opus</em>u “The World of the Huns” eseri gibi yazıldıktan uzun yıllar sonra klasik olarak anılacak bir eser olmayacaktır, ancak kendinden emin ve iddialı duruşuyla tarihçilerin Hunlara bakışlarını bir kez daha sorgulatacak bir özelliğe sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Hacettepe Üniversitesi<br />
</strong><strong>Ankara</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Tunç TÜREL (Öğr. Gör.) </strong><br />
<strong>tunc.turel@hacettepe.edu.tr</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">T. Türel, <em>The Huns, Rome and the Birth of Europe</em>. Yazar: H. Jin-Kim. <em>Libri</em> II (2016) 339-343. DOI: 10.20480/lbr.2016018</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/018" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/018</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2016 07:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/011</guid>

					<description><![CDATA[R. ŞEŞEN (Ed.), Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı. İstanbul 1998. İSAR Vakfı Yayınları, 454 sayfa (3 harita ile birlikte). ISBN: 9757874078 &#160; Kindî, İlk Felsefe adlı eserinde, araştırma metodları üzerine bilgi verirken “araştırıcıların çoğu neyi, nerede ve nasıl arayacaklarını bilmedikleri için yanılmışlardır” demektedir (Kindi 2014, 135). Araştırma metotlarının içinde önemli ayaklardan biri olan bibliyografik eserleri tanımamız, yapacağımız çalışmalarla bu ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/Müslümanlarda-Tarih-ve-Coğrafya-Yazıcılığı_Web.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1693_Müslümanlarda-Tarih-ve-Coğrafya-Yazıcılığı_Web-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;">Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı</h2>
<h3>Ramazan ŞEŞEN (Ed.)</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9757874078<br />
<strong>Page:</strong> 454<br />
<strong>Publication Date:</strong> 1998<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher:</strong> İSAR Vakfı Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 143-145</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016011<br />
<strong>Received Date</strong>: 31.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 14.04.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 20.04.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_211ba45a0ef97cfc9fdd11d7f6ef56b0" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016011.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016011.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>R. ŞEŞEN (Ed.), <em>Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı.</em> İstanbul 1998. İSAR Vakfı Yayınları, 454 sayfa (3 harita ile birlikte). ISBN: 9757874078</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify;">Kindî, İlk Felsefe adlı eserinde, araştırma metodları üzerine bilgi verirken “araştırıcıların çoğu neyi, nerede ve nasıl arayacaklarını bilmedikleri için yanılmışlardır” demektedir (Kindi 2014, 135). Araştırma metotlarının içinde önemli ayaklardan biri olan bibliyografik eserleri tanımamız, yapacağımız çalışmalarla bu okyanusa bir damla da olsa katkıda bulunabilmemiz için zorunludur. Bu bağlamda, Ramazan Şeşen tarafından hazırlanan Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı adlı eseri sizlere tanıtacağımız bir yazı hazırlamayı istedik. Bu kitap her ne kadar eksiksiz bir envanter olmasa da, tarih araştırmacılarının öncelikle başvurması gereken eserler arasında yer almalıdır. Basıldığı tarih itibariyle on beş yılı aşkın süre geçmesine rağmen, bu konuda Türkçe olarak hazırlanmış derli toplu başka bir eserin bulunmaması da bu kitabın değerini arttırmaktadır.<br />
Kitapta, İslamiyet’in ilk yıllarından 19. yüzyıla kadarki dönemde yaşamış İslâm tarihi ve coğrafyası yazarlarının hayatları, ilmî şahsiyetleri ve eserleri ele alınmaktadır. Anlatılan yazarların eserleri tarihsel, biyografik ve coğrafi bir sıralamada okuyucuya sunulmaktadır. Ayrıca, adı geçen eserlere sonradan yapılmış zeyllere ve şerhlere de değinilmektedir. Eserde yeri geldikçe, yazarların yararlandıkları seleflerine ait çalışmalar ile onlardan yararlanan halefleri hakkında bilgiler verilmektedir. Bahsedilen eserlerin (varsa günümüze ulaşan nüshalarından orijinal dilinde) Türkçe ve Batı dillerinde yapılmış baskılarının yıl ve çevirmen bilgileri verilmektedir. Matbu olarak yayınlanmamış eserler içinse bir ya da birkaç yazma nüshası hakkında bilgi verilmektedir.<br />
Eser, Ekmeleddin İhsanoğlu tarafından kaleme alınmış olan Takdim (I-II); İçindekiler (III-IV), Önsöz (V-VIII), Bibliyografya ve Kısaltmalar (IX-XIII) kısımlarından sonra gelen Giriş (1-15) bölümü ile devam etmektedir. Giriş bölümünde, İslâm dünyasında her dönem gözde bir çalışma sahası olan tarihçilik (historiographie) hakkında bilgi verilmekte ve tarih bilimi hakkında yapılmış ilk çalışmalardan bahsedilmektedir. Bu kısımda, tarih ilmini ele alan eserler üzerinde özellikle durulmuştur. Bunlar; el-Kâfiyeci&#8217;ye ait el-Muhtasar fî ilm el-târih, el-Sehâvî&#8217;ye ait Kitab el-i’lân bi’l-tevbîh li men zemm el-târih ve el-Suyûtî&#8217;ye ait el-Şemârih fî ilm el-târih adlı kitaplardır. Bu bölümün içinde yer alan Yeni Çalışmalar (3-8) başlığında Doğu&#8217;dan Şemseddin Günaltay, Zeki Velidi Togan, Abdulaziz el-Dûrî; Batı&#8217;dan ise Hamilton A. R. Gibb, F. Babinger, F. Rosenthal&#8217;in de içinde bulunduğu otuz iki yazar ve onların eserlerinden bahsedilmektedir. Giriş bölümü, Tarih Kelimesinin ve Hicrî Tarihin Ortaya Çıkışı (9-11) başlığı ile devam etmektedir. Bu kısımda ise “tarih” sözcüğünün etimolojisi üzerine ortaya atılmış çeşitli görüşlere, Hicrî takvimin tarihine, İslâm tarihçilerinin metoduna ve el-Sübkî&#8217;ye atıfla bir tarihçide bulunması gereken vasıflara değinilmiştir. Tarih İlminin Tarifi (11-14) başlıklı kısımda tarih ilminin İbn Haldun, Mâkrîzî, Kafiyeci, el-Sehâvî, Kâtip Çelebi, İmâdeddin el-Isfahânî tarafından yapılmış tarifleri ele alınmaktadır. Ramazan Şeşen, bunların arasında özellikle İbn Haldun&#8217;un tarifini ayrı bir yere koymaktadır. Ayrıca bu kısımda, İslâm dünyasında tarihin kaydedilmesi ve tarih eğitimine verilen önem üzerinde durulmaktadır. Giriş bölümü, Hicrî takvim dışındaki takvimlere de değinilen İslâm Dünyasında Kullanılan Takvimler (14-15) başlığıyla sona ermektedir.<br />
Birinci Bölüm (16-57) dâhilindeki İslâm Tarihçiliğinin Doğuşu (16-43) başlığı altında Araplarda tarih düşüncesinin gelişmesinde etkili olan hususlar sayılmakta ve bunların arasında en önemlisinin İslamiyet’in zuhuru ve İslâm Devleti’nin tesisi olduğuna dikkat çekilmektedir. Devamında, Mekke ve Medine çevresindeki âlimlerin oluşturduğu Medine Tarih Ekolü ile Basra ve Kûfe çevresinde gelişen Irak Tarih Ekolü‘nün temel ayrımları ele alınmıştır. Bu iki ekol, kendileri için açılmış ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Medine Tarih Ekolü, Başlıca Temsilcileri (20-31) alt başlığında, bu çevrenin tarih yaklaşımı ile alakalı olduğu için siret ve meğâzi kitaplarının içeriklerine değinilmiştir. Ayrıca, Medine çevresinden on tane müellif ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Irak Tarih Ekolü, Başlıca Temsilcileri (31-43) alt başlığında ise bu çevrenin gelişimi anlatıldıktan sonra, on sekiz yazar hakkında bilgi verilmektedir. IX. yüzyıl ortalarında İslâm tarih yazımında karşımıza çıkan büyük hacimli tarih kitapları ve bunların yazarları hakkında bilgilerin verildiği Büyük Tarih Kitaplarının Yazılması (43-57) başlığı altında incelenen el-Kurtubî, Kuteybe b. Müslim, el-Belâzurî, el-Ya’kûbî, el-Taberî vd. ile birinci bölüm son bulmaktadır. Birinci bölümde kırkın üzerinde yazar, eserleri ile birlikte anılmıştır<br />
İkinci Bölüm (59-110), İslâm Tarihçiliğinin İkinci Safhası (X-XI. Asırlar) (59-79) başlığı altında tanıtılan otuzun üzerinde âlim ile başlamaktadır. İbn Miskeveyh, el-Mes’ûdî ve de Ebü’l-Ferec el-Isfâhânî bu kısımda tanıtılan isimlerdendir. Bununla birlikte Sabii, Yemen, Endülüs, Mısır ve Hristiyan çevrelerinden eser veren âlimler de bu kısımda ayrıca anlatılmıştır. İkinci bölümdeki diğer başlıklar Farsça Tarih Kitaplarının Ortaya Çıkışı (79-82), Biyografi Kitapları ve İlim Tarihine Dair Eserler (82-93) ve Coğrafyacılar (95-110) adlarını taşımaktadır. Coğrafyacılar başlığını taşıyan kısımda İbn Havkal, İbn Fazlan, el-Makdisî, el-İdrîsî vd. ile birlikte on sekiz yazar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Son olarak andığımız; Ortaçağ Doğu dünyasının coğrafyacıları hakkında bilgilerin verildiği kısım, kitabın diğer bölümlerine ve kitabın adında geçen &#8221;coğrafya&#8221; ibaresine nazaran oldukça kısa tutulmuştur. Coğrafya sahasında eserler veren kişiler, diğer bölümlerde de tarihçilerle aynı başlıklar altında, karışık bir şekilde verilmiştir.<br />
Üçüncü Bölüm&#8217;ün (111-175) ilk başlığı İslâm Tarihçiliğinin Üçüncü Safhası (111-129) adını taşımaktadır. Bu başlık altında XII-XIII. asır tarihçilerinden el-Hemedânî, İbn-i Kalânisî, Azîmi, el-Sem’ânî, Imâdeddin, el-Râvendî, Urfalı Mateos ve Papaz Grigor da dâhil olmak üzere yirmi beş farklı tarihçi hakkında bilgi verilmektedir. Bölüm, XIII. Asır Tarihçileri (131-175) başlığı ile devam etmektedir. Bu kısım, üç bölgeye bağlı olarak alt başlıklara ayrılmıştır. Bu alt başlıklardan Eyyûbî Sahası Tarihçilerinin Devamı (131-158) kısmında İbnü’l-Esîr, Yâkut el-Hamavî, İbn Şeddad, Bar Hebreus, İbn el-Adim, Ebû Şâme ve İbn Hallikan da dâhil yaklaşık otuz yazar üzerine bilgilendirmede bulunulmaktadır. Bu alt başlığın sonrasında, Cüzcânî, İbn Bibi ve Cüveynî gibi tarihçilerin aralarında bulunduğu XIII. Yüzyılda Irak, İran, Anadolu ve Hind&#8217;de Yaşayan Tarihçiler (159-170) ve XIII. Asır Mağrib ve Endülüs Tarihçileri (170-175) adlı alt başlıklar yer almaktadır. Bu bölümde toplam yetmiş isim ele alınmıştır.<br />
Dördüncü Bölüm&#8217;de (176-279); Memlûkluler Devrinde Tarihçilik (176-232) başlığı altında Baybars el-Mansûrî, el-Yûnînî, Ebü&#8217;l-Fidâ, Zehebî, İbn el-Furât, el-Makrizî, Tagribirdî&#8217;yi de içine alan kırk yedi tarihçi hakkında bilgi verilmiştir. Devamındaki bölümler olan İlhanlılarda ve Timurlularda Tarihçilik (233-250) başlığı altında Reşîdüddin, Kazvinî, Mirhond dahil on üç tarihçi hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölüm XIV-XV. Asırlarda Mağrib ve Endülüs&#8217;te Yaşayan Tarihçiler (251-266) başlığı altında on üç; Hicaz, Yemen Tarihçileri (267-279) başlığı altındaysa on beş tarihçi hakkında verilen malumatla son bulmaktadır. Bu bölümde seksen sekiz müellif ele alınmaktadır.<br />
Eserin son bölümü olan Beşinci Bölüm (281-399); Türkçe Tarihçiliğin Doğuşu, Osmanlılarda Tarihçilik (281-339), Osmanlılar Devrinde Arap Ülkelerinde Tarihçilik ve Arapça Yazan Diğer Tarihçiler (341-356) ve de XV. Yüzyıldan Sonra İran, Hindistan ve Orta Asya&#8217;da Tarihçilik (357-374) başlıklarına ayrılmıştır. Bu başlıklarda yaklaşık yüz müelliften bahsedilmektedir. Bu bölüm, Kitapta Zikredilen Bazı Önemli Kaynaklardan Tercümeler (375-388) başlığıyla devam etmektedir. Bu başlık ise, kısa tutulmakla beraber müelliflerin üslup ve yaklaşımlarını görmek bakımından önemlidir. Devamında ise Kitapta Bahsedilmeyen ve Yakın Zamanda Basılan Bazı Önemli Tarih Kitapları (389-399) başlığı beşinci bölümün ve aynı zamanda da eserin son başlığını oluşturmaktadır.<br />
Dört yüze yakın tarih ve coğrafya âlimini ve onların eserlerini ele alan kitap, indekslerle sona ermektedir. İndeksler kısmı; Kişi ve Kabile Adları (403-425), Yer Adları (426-431) ve Kitap Adları (432-451) olarak üç parça hâlinde hazırlanmıştır. Bütün bunlara ek olarak eserin en sonuna, ölçeği ve de lejantı bulunmayan üç harita konulmuştur. Bu haritalar, birisi bölgelerin diğeriyse kentlerin ad ve konumlarını gösteren iki adet İslam Dünyası haritası ile bir adet Hindistan haritasıdır.<br />
Sizlere plan ve içeriğini tanıtmaya çalıştığımız Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı adlı kitap görüleceği üzere oldukça geniş bir dönemin tarih-coğrafya yazarları ve onların eserlerini topluca ele almakla tarih literatüründeki çok önemli bir eksikliği gidermeye çalışmaktadır. Bunun yanında, ele alınan eserlerin yakın zamanda çeşitli dillerde yapılmış baskılarına ait bilgilerin verilmiş olması da çok önemlidir. Fiziki olarak küçük boyutlu olsa da gayet kullanışlı olan böyle bir başvuru eserinin çeşitli konularda çalışmalar yürüten tarih araştırıcıları ve öğrencilerine faydası tartışılmaz olup özellikle bibliyografya kritiğinde kullanılması mümkündür. Elân benzer özellikte bir eserin bulunmayışı da Ramazan Şeşen&#8217;in bu çalışmasının değerini arttırmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, Akdeniz Ortaçağ Araştırmaları Anabilim Dalı</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Hasan ATİK (MA) </strong><br />
<strong>hasanatik88@yandex.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">H. Atik, <em>Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı. </em>Ed. R. Şeşen. <em>Libri</em> II (2016) 143-145. DOI: 10.20480/lbr.2016011</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016011.pdf" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/011</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/010</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2016 10:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/010</guid>

					<description><![CDATA[D. ÖZER SARITAŞ, Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi. İstanbul 2012. On İki Levha Yayıncılık, 160 sayfa. ISBN: 9786055373771 Tarihsel süreç içerisinde, özellikle insanların yerleşik hayata geçmesini takiben, mevcut ilerleme­nin gerektirdiği yönetimsel örgütlenme modelleri de oluşmaya başlamıştır. Söz konusu modeller ilerleyen süreçle birlikte (longue durée); krallık, imparatorluk, aristokrasi, monarşi, oligarşi, ti­mok­rasi, demokrasi vd. gibi farklı rejimler ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016010.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1628_lbr.2016010-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016010.pdf" target="_blank">Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</a></h2>
<h3>Duygu ÖZER SARITAŞ</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9786055373771<br />
<strong>Page:</strong> 160<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2012<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher:</strong> On İki Levha Yayıncılık</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 137-141</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016009<br />
<strong>Received Date</strong>: 20.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 30.03.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 04.04.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_05c8eedbebb17fc6bff4022668261758" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016010.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016010.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a></b><b><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><strong>D. ÖZER SARITAŞ, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</em>. İstanbul 2012. On İki Levha Yayıncılık, 160 sayfa. ISBN: 9786055373771<br />
</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tarihsel süreç içerisinde, özellikle insanların yerleşik hayata geçmesini takiben, mevcut ilerleme­nin gerektirdiği yönetimsel örgütlenme modelleri de oluşmaya başlamıştır. Söz konusu modeller ilerleyen süreçle birlikte (<em>longue durée</em>); krallık, imparatorluk, aristokrasi, monarşi, oligarşi, ti­mok­rasi, demokrasi vd. gibi farklı rejimler biçiminde tarih sahnesindeki yerlerini almışlardır. Bu doğrul­tu­da, yönetim ve idare mekanizması açısından ele alındığında herhangi bir rejimin mevcut varlığını, işleyişini ve hâkimiyetini sürdürebilmesi için kamusal gelirlere ihtiyaç duyulmuştur. Bu gelirlerin temin edilmesiyle mevcut nüfus için yeterli miktardaki su ve hububatın sağlanması, bayram-şölenlerin tertip edilmesi, ulaşım olanaklarının arttırılması, sosyal hizmetlerin sunulması ve de savaşların finanse edilmesine yönelik ücret ödemesinin yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Buna ek olarak, kamusal kullanımda olan tapınak, yol, anıt ve diğer benzeri ihtiyaçların gelişim sü­re­ci de bu gelirlerin toplanmasına paralel olarak hızlanmıştır. Öyle ki, tıpkı günümüzde olduğu gibi, antikçağda da kamu geliri elde etmek için kullanılan en eski ve en önemli mali gelir kapısını yine vergiler teşkil etmiştir. Lakin vergilerin konusu ve uygulama modelleri zaman içeri­sinde değişime uğrayarak gelişmiştir. Tanıtımı yapılan bu eser de, Roma Cumhuriyet Dönemi’nde toplanan vergilerin gelişim ve toplanma sürecini mercek altına almakta ve mevcut vergi sistemi üzerine kap­samlı bir değerlendirmede bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</em> adlı çalışma, yazarı tarafından Aralık 2010’da Ana­dolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dalı’na doktora tezi olarak sunulmuştur. On İki Levha Yayıncılık tarafından 2012 yılında İstanbul’da basılan eser, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet İdaresi</em> (5-52), <em>Roma Cumhuriyet Dönemi Vergi Gelirleri</em> (52-104), <em>Cumhuriyet Dönemi Vergi Toplama Yöntemi: İltizam Sistemi</em> (104-141) ve <em>Sonuç</em> (143-145) olmak üzere toplam 4 bölümden oluşmaktadır. <em>Önsöz</em> (IX-X), <em>Sunuş </em>I (XI-XII), <em>Sunuş </em>II (XIII-XIV), <em>İçindeki­ler</em> (XV-XVII) ve <em>Kısaltmalar</em> (XIX-XXI) kısımları ile başlatılan eser <em>Giriş</em> (1-4) ile devam etmektedir. Burada Roma’nın Krallık, Cumhuriyet ve İmparatorluk olarak adlandırılan tarihsel dönemlerinden bahsedilerek bu dönemlere paralel bir şekilde gelişen mali yapı ve vergilendirme sistemleri kısaca anlatılmaktadır. Bu kısımda eserin kapsamının Roma Cumhuriyet Dönemi (MÖ 509 – MÖ 27) olarak belirlendiği vurgulanmakta ve eserin diğer bölümleri de kısaca ele alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet İdaresi</em> (5-52) başlıklı birinci bölüm, <em>Genel Olarak</em> (5), <em>İtalya İdaresi</em> (6-8), <em>Eyalet İdaresi</em> (9-22), <em>Cumhuriyet Dönemi Mali İdaresi</em> (23-52) olmak üzere dört alt başlığa ayrılmaktadır. <em>Genel Olarak</em> (5) başlıklı alt bölümde, Cumhuriyet Dönemi’nde bir <em>civitas</em> (şehir devleti) olarak Latium Bölgesi’nde askeri ve mali temeller üzerine kurulmuş Roma’nın zamanla <em>“Roma-İtalya Federasyonu”</em>na dönüşmesi, MÖ <em>ca.</em> II. yüzyıldan sonra İtalya Yarımadası dışında bulunan yerlerin de ele geçirilmesiyle kurulan <em>provincia </em>(eyalet) sisteminden bahsedil­mektedir. <em>İtalya İdaresi</em> (6-8) başlıklı alt bölümde Roma Cumhuriyeti’nin Latium Bölgesi dışındaki yerleri ele geçirmesiyle değişen <em>tribus </em>(kabile) örgütlenme sisteminin MÖ 241’de durdurulması ve egemenlik altına alınan yerlerde bu tarihten sonra <em>municipium </em>(taşra kenti &#8211; kasaba) ve <em>colonia</em> (koloni) olarak adlandırılan örgütlenme sistem­lerine geçilmesi süreci anlatılmaktadır. Ayrıca diğer halklarla tesis edilen ittifak, dostluk ve misa­firlik antlaşmalarından bahsedilmekte, ittifak antlaşmalarının iki çeşidi olan eşit (<em>aequus</em>) ve eşit olmayan (<em>iniquus</em>) antlaşmalar üzerinde durulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Eyalet İdaresi</em> (9-22) başlıklı alt bölüm kendi içerisinde <em>Genel Olarak</em> (9-11), <em>Eyaletlerdeki Top­lu­lukların Hukuki Durumu</em> (12-22) olmak üzere iki alt başlığa ayrılmaktadır.<em> Genel Olarak</em> (9-11) başlıklı alt bölümde Roma Cumhuriyeti tarafından ele geçirilen yerlerde uygulanan <em>provincia</em> sisteminin mali etkilerinden bahsedilmiştir. İşgal edilen yerlerde genellikle mevcut yerel vergi sistemlerinin, Roma Cumhuriyeti’nin siyasi ve mali çıkarlarına uygun olduğu ölçüde devam etti­ril­diği, toplanan ganimet ve vergi gelirlerinin Roma Cumhuriyeti hazinesine aktarıldığı, böylece vergi yükü altında kalan eyaletler sayesinde Roma şehrinin giderek zenginleştiği anlatılmaktadır. <em>Eyaletlerdeki Toplulukların Hukuki Durumu</em> (12-22) alt başlığı; <em>Özgür Şehirler</em> (13-20) ve <em>Vergiye Tabi Şehirler</em> (20-22) olarak iki kısma ayrılmaktadır. <em>Özgür Şehirler</em> (13-20) kısmı ise <em>Özgür ve Federe Şehirler</em> (16-18) ve <em>Özgür ve Federe Olmayan Şehirler </em>(19-20) olarak iki ayrı alt gruba ay­rıl­maktadır. <em>Toplulukların Hukuki Durumu</em> (12-22) alt başlığı ile Roma Cumhuriyeti tarafından egemenlik altına alınan yerlerde eyalet idaresine ilişkin olarak düzenlenen <em>lex provincia</em> (eyalet yasası) ve bu bölgelerde gelir elde etmek amacıyla uygulanan <em>divide et impera</em> (böl ve yönet) ilkesi anla­tılmaktadır. <em>Özgür Şehirler</em> (13-20) kısmında egemenlik altına alınan ancak hak ve öz­gür­lükleri bir ittifak antlaşması ile belirlenen şehirler <em>Özgür ve Federe Şehirler</em> (16-18) grubunda, bu imtiyazları Roma Cumhuriyeti kanunları veya <em>senatus consulta </em>(senatus kararları) ile belirlenen şehirlerin statüleri ise <em>Özgür ve Federe Olmayan Şehirler </em>(19-20) grubunda anlatıl­maktadır. Alt başlığın son kısmı olan <em>Vergiye Tabi Şehirler</em> (20-22) kısmında ise bir savaş sonra­sında Roma Cumhuriyeti’ne teslim olan şehirlerin <em>magistratus</em> (yönetici) tarafından idare edilmesi ve bu yerlerin Roma Cumhuriyeti’ne ödedikleri <em>stipendium </em>(askeri vergi) ve <em>vectigalia</em> (gelir vergisi) adlı vergi türleri açıklanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Mali İdaresi</em> (23-52) başlıklı alt bölüm, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet Hazinesi </em>(23- 30) ile <em>Cumhuriyet Dönemi Mali İdare Birimleri </em>(31-52) olmak üzere iki alt başlığa ayrılmaktadır. <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Devlet Hazinesi </em>(23- 30) alt başlığı ile Roma Cumhuriyet Dönemi’nde tüm Roma halkına ait gelirlerin toplandığı, para ve kıymetli eşyaların yanı sıra mali olan ve olmayan önemli belgelerin de muhafaza edildiği kamu hazinesi ve devlet arşivi niteli­ğindeki <em>Aerarium Populi Romani</em> anlatılmaktadır.<em> Cumhuriyet Dönemi Mali İdare Birimleri </em>(31-52) alt başlığı ise <em>Senatus</em> (31-36), <em>Consul </em>(37), <em>Quaestor</em> (37-38) ve <em>Censor</em> (42-52) olmak üzere dört kısma ayrılmaktadır. <em>Senatus</em> (31-36) kısmında Roma Cumhuriyet Dönemi’nde <em>senatus</em>’un mali ve vergilendirme yetkileri ile diğer idari yetkileri, <em>senatus</em> ile <em>magistratus</em> ilişkileri, <em>senatus</em>’un tasarrufunda bulunan devlet hazinesi ve arşivi <em>Aerarium</em>’un kullanılmasına ilişkin usullere deği­nilmektedir.<em> Consul </em>(37) kısmında özel bir <em>magistratus</em> makamı olan <em>censor</em>’luk anlatılmaktadır. <em>Quaestor</em> (37-38) kısmında Roma Cumhuriyeti hazinesini idare ve muhafaza etmekle görevli <em>magistratus</em> olan ve MÖ 265’den sonra sayısı sekize çıkan <em>quaestor’</em>ların yetkileri belirtilmekte­dir. <em>Censor</em> (42-52) kısmında ise, maliye ile doğrudan ilgilenen ve bu görevleri nedeniyle <em>quaes­tor</em>’ların görevlerinden daha büyük takdir yetkisi ve deneyim gerektiren <em>Censor</em>’luk makamı anla­tıl­maktadır. Aynı bölümde Roma vatandaşlarının aile, askerlik durumu ve mali varlıklarının kayda alındığı <em>census</em>’ları (nüfus ve mal varlığı tespiti) düzenleme yetkisinin yanı sıra, Roma Cumhuriyeti adına ihale yapma ve harcama yetkisine de sahip <em>censor</em>’ların gerçekleştirdikleri bayındırlık faali­yetlerine değinilmiş­tir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Roma Cumhuriyet Dönemi Vergi Gelirleri</em> (52-104) başlıklı ikinci bölüm; <em>Tarihsel Süreçte Vergi­ler </em>(52-60) ve <em>Vergi Türleri </em>(61-104) olarak iki alt bölüme ayrılmaktadır. <em>Tarihsel Süreçte Vergiler </em>(52-60) alt bölümünde; Roma Cumhuriyeti toplumsal örgütlenme biçiminin kabileler (tribus) biçiminde olduğu, sürdürülen kısa çarpışmalarda genellikle kendi ihtiyaçlarını kendilerinin karşı­ladığı, ancak uzun süre devam eden savaşlar nedeniyle halktan vergi alınmaya başlandığı anlatıl­mak­tadır. Aynı bölümde Roma Cumhuriyeti’nin MÖ III. yüzyılda İtalya Yarımadası’nın fethini ta­mam­laması sonrasında çiftçiliğe dayalı toplumdan bir ticaret devletine nasıl geçiş yaptığı, Sicil­ya’dan alınan <em>decuma </em>(öşür) vergisi, gelirlerin artmasıyla halktan alınan dolaysız vergi <em>tribu­tum</em>’un kaldırılması ve de kamu geliri anlamına gelen <em>pasqua</em>, <em>vectigalia </em>ve <em>publicum</em> konuları açıklanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Vergi Türleri </em>(61-104) alt bölümü; <em>Roma Ordusu’nun İaşesini Temin Eden Vergiler </em>(61-83), <em>Arazi Gelirleri</em> (83-89), <em>Doğal Kaynaklardan Elde Edilen Gelirler </em>(89-95), <em>Liman Resmi</em> (95-99) ve <em>Azat Etme Vergisi</em> (99-104) alt başlığa ayrılmaktadır. <em>Roma Ordusu’nun İaşesini Temin Eden Vergiler </em>(61-83) alt başlığı ise <em>Tributum </em>(62-78), <em>Stipendium</em> (78-80), <em>Leitourgia</em> (81-83) olarak üç kısma ayrılmaktadır. <em>Tributum </em>(62-78) kısmında Roma Cumhuriyet Dönemi’nde vatandaşlardan alınan olağanüstü nitelikli bir vergi olan ve <em>tributum in capita</em>, <em>tributum temeratium</em>, ve <em>tributum ex censu</em> olarak üç ayrı şekilde düzenlenen <em>tributum</em> vergisi incelenmektedir. Bu doğrultuda toplumsal ve askeri bir birim olarak ortaya çıkan <em>centuria</em>’lar (yüz kişilik birlik, bölük), vergilendirme ilkeleri, vergi muafi­yetleri ile vergilendirmenin tarihi ve de tahakkuk-tahsil aşama­larına değinilmektedir. <em>Stipendium</em> (78-80) kısmında Roma Cumhuriyeti ordusunda askerlik hizmetini yerine getirenlere ödenen ücret olan <em>stipendium</em>’un, bir Etrüsk kenti olan Veii’nin kuşatılması (MÖ 406-398) zamanında tahsil edilmeye başlanması ve buna ek olarak askerlere verilen ücret olarak ortaya çıktığı halde zaman içerisinde bir vergi türü haline dönüşmesi anla­tılmaktadır.<em> Leitourgia</em> (81-83) kısmında, bazı zengin Roma vatandaşlarının bir takım kamu hizmetlerini karşılaması olarak tanımlanan <em>leitourgia</em> sistemi ve uygulamaları anlatılmaktadır. <em>Arazi Gelirleri</em> (83-89) alt başlığı ise <em>Öşür </em>(84-86), <em>Otlak Resmi</em> (86-89) olarak iki kısma ayrılmakta­dır. <em>Öşür</em> (84-86) kısmında; devlet arazilerini (<em>ager publicus</em>) işgal edenlerin tarımsal ürün hasılatlarının 1/10’luk kısmını vergi olarak ödemesi şeklinde uygulanan öşür vergisi, verginin oluşturulması ve gelişimi, vergi toplama hakkını devlet­ten satın alan <em>publicanus</em>’lar (vergi mültezimleri) özelinde anlatılmaktadır. <em>Otlak Resmi</em> (86-89) kısmında esas itibari ile tarım faaliyetlerine dayanan Roma Cumhuriyeti ekonomisinde tarımsal alanların düzenlen­mesi, <em>ager publicus</em> (kamusal arazi) olarak değerlendirilen meraların kullanımı ve de <em>ager publicus</em>’ları yönet­mekle görevli olan <em>censor</em>’lara odaklanılmaktadır. <em>Doğal Kaynaklardan Elde Edilen Gelirler </em>(89-95) alt başlığında madenler ve orman endüstrisi ürünlerinden elde edilen gelirler anlatılmak­tadır. Alt başlık; <em>Maden Vergisi</em> (90) ve <em>Tuz Vergisi</em> (91-95) olarak iki kısma ayrılmıştır. <em>Maden Vergisi</em> (90) kısmında; kamu malı sayılan altın, gümüş, bakır, demir, kurşun ve civa madenlerini işletenlerden alınan vergiler anlatılmaktadır. <em>Tuz Vergisi</em> (91-95) kısmında ise Roma Cumhuriyet Dönemi’nde çoğu zaman para yerine kullanılacak kadar değerli sayılan tuzun elde edildiği ve aynı zamanda kamu malı statüsüne sahip olan tuzlalar ile bu tuzlalarda kurulan işletmelerden alınan vergilere değinilmektedir. Roma askerlerine bazı dönemlerde ödenek ya da maaş olarak tuz verildiği için asker ücretlerinin <em>salarium </em>olarak adlandırıldığı, böylece başka dillerde “ücret” anla­mına gelen kelimelerin de bu sözcükten kaynaklandığı belirtilmektedir. <em>Liman Resmi</em> (95-99) alt başlığında İtalya Yarımadası ve eyaletlerdeki limanlar üzerinden ihraç veya ithal edilen ticari eşyalardan alınan vergiler ve bu vergilerin gelişim süreci anlatılmaktadır. <em>Azat Etme Vergisi</em> (99-104) alt başlığında ise; Roma Cumhuriyet Dönemi’nde yaşayan kölelerin (<em>servus</em>) durumu, bu kölelerin <em>manumisio</em> işlemi ile efendisi tarafından azat edilmesi sonrasında Roma vatandaşı ol­ma­sı nedeniyle uygulamanın kontrol edilebilmesi amacıyla düzenlenen ve köle bedelinin %5’i olarak öngörülen azat etme vergisi anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Vergi Toplama Yöntemi: İltizam Sistemi</em> (104-141) bölümü; <em>Tarihsel Süreç</em> (104-120), <em>Roma Vergi Hukuku’nda Vergi Tahsildarları ve Ortaklıkları</em> (120-136) ile <em>Vergi Tahsil­darları Ortaklıklarının Diğer Faaliyet Alanları</em> (136-141) olarak üç alt bölüme ayrılmaktadır.<em> Tarih­sel Süreç</em> (104-120) alt bölümü <em>Genel Olarak</em> (104-114), <em>Gracchus’lar Dönemi Vergi Tahsildarları</em> (114-116) ile <em>Sulla’dan Augustus’a Vergi Tahsildarları</em> (116-120) olarak üç alt başlığa ayrılmakta­dır.<em> Genel Olarak</em> (104-114) alt başlığı ile vergilerin bir bölümünün belirli bir bedel karşılığında devlet tarafından şahıslara devredilerek toplanması yöntemi anlamına gelen iltizam sisteminin Roma Cumhuriyet Dönemi’ndeki uygulanma esasları, bu esaslar kapsamında vergi toplayan kişiler olan <em>publicanus</em>’lar ve bir tür toplumsal sınıf haline gelen <em>societates publicanorum</em>’lar an­latılmaktadır. Aynı bölümde, getirilen ticaret yasağı üzerine <em>senator</em>’ların farklı gelir alanlarına yönelmeleri, böylece <em>publicanus</em>’ların faaliyet alanında süvari sınıfının öne çıkması anlatılmakta­dır.<em> Gracchus’lar Dönemi Vergi Tahsildarları</em> (114-116) alt başlığı ile Tiberius ve Gaius Sempro­nius Gracchus kardeşlerin cumhuriyeti kurtarmak adına sundukları ve de tarımsal alanlara ilişkin çözüm önerileri, çıkarılan <em>Lex Sempronia</em> adlı toprak kanunu özelinde anlatılmaktadır.  <em>Sulla’dan Augustus’a Vergi Tahsildarları</em> (116-120) alt başlığı ile Sulla zamanında 1600 adet süvari sınıfı mensubunun haklarının ellerinden alınması ile gerileyen vergi sistemine değinilmektedir. Diğer taraftan, Sulla’nın eyaletlerden talep ettiği 20.000 <em>talanton</em> tutarındaki öşür vergisinin Roma toplumundaki etkileri ve de MÖ 74 yılı <em>consul</em>’ü Licinius Lucullus’un bu vergiye müdahalesi de incelenmektedir. Buna ek olarak, Pompeius’un korsanlarla mücadelesi (MÖ 67) ve gelişen olayla­rın <em>publicanus</em>’lar üzerindeki etkileri, Gaius Iulius Caesar’ın (MÖ 100-44) zamanında vergi toplayı­cıların faaliyet alanlarının daralması ve nihayetinde devletin mültezimleri tasfiye ederek vergiyi bizzat toplamaya başlaması da anlatılmaktadır. <em>Roma Vergi Hukuku’nda Vergi Tahsildar­ları ve Ortaklıkları</em> (120-136) alt bölümü <em>Kuruluş ve Hukuki Statü</em> (120-127), <em>Yönetim ve Ortakları</em> (127-132), <em>Ortakların Sorumluluğu</em> (132-136) olarak üç alt başlığa ayrılmıştır. <em>Kuruluş ve Hukuki Statü</em> (120-127) alt başlığı ile Roma hukuku içerisinde klasik ticaret şirketlerinden farklı olarak tanımla­nan ve <em>censor</em>’lar tarafından yapılan ihalelere katılıp vergi tahsil etme yetkisini satın alan vergi mültezim şirketleri olarak bilinen <em>societas publicanorum</em>’lar hakkında bilgi verilmektedir. <em>Yönetim ve Ortakları</em> (127-132) alt başlığında <em>societas publicanorum’</em>ların ortakları, temsilcileri ve hisse­darları anlatılmaktadır. <em>Ortakların Sorumluluğu</em> (132-136) alt başlığında vergi toplanma­sında yaşanan yolsuzluklara karşı oluşturulan hukuki düzenlemeler ve de sorumluluklar açıklan­makta­dır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Vergi Tahsildarları Ortaklıklarının Diğer Faaliyet Alanları</em> (136-141) alt bölümü; <em>Kamusal Hiz­met veya Malzeme Sağlama İşi</em> (137-141), <em>Kamu Mallarının ve Arazilerinin İşletilmesi</em> (141) ola­rak iki alt başlığa ayrılmıştır. <em>Kamusal Hizmet veya Malzeme Sağlama İşi</em> (137-141) alt başlığı ise <em>Ordu için Mühimmat Sağlama işi</em> (138-139) ve <em>İnşaat Faaliyetleri</em> (139-140) olarak iki kısma ayrıl­mıştır. <em>Kamusal Hizmet veya Malzeme Sağlama İşi</em> (137-141) alt başlığında <em>opera publica et sarta tecta </em>olarak adlandırılan menkul varlıkların dağıtımı ve genellikle çatı tamiratlarını içeren faali­yetler anlatılmaktadır. <em>Ordu için Mühimmat Sağlama İşi</em> (138-139) kısmında orduya teçhizat ve erzak sağlanması için yapılan sözleşmeler ve <em>publicanus</em>’ların deneyimli iş adamları olarak etki­leri, <em>İnşaat Faaliyetleri</em> (139-140) kısmında ise <em>publicani</em> şirketlerinin <em>opera publica</em> olarak adlan­dırılan bayındırlık işlerini ihale yoluyla yüklenmeleri anlatılmaktadır. <em>Kamu Mallarının ve Arazi­le­rinin İşletilmesi</em> (141) alt başlığı ile <em>ager publicus</em>’ların, nehir ve göllerde avlanma haklarının, köp­rü­lerin ve yolların beş yıllığına <em>vectigal </em>olarak adlandırılan bedel karşılığı kiraya verilmesine deği­nil­mektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sonuç</em> (143-145) kısmında ise eserin önceki bölümlerinin kısa bir özeti sunulmaktadır. Burada ayrıca; Roma Cumhuriyeti Dönemi’nde kamu giderleri ve vergilendirmeye yönelik herhangi bir büt­çe oluşturulmadığı, devamlılık gösteren mali politikalar uygulanmadığı, <em>magistratus</em>’ların kısa görev süreleri nedeniyle uzmanlaşamadıkları, vergi gelirlerinin özel vergi toplayıcılara bırakılması ne­de­niyle devlet gelir kaynaklarının tüketildiği ve zamanla sistemin yozlaştığı vurgulanmıştır. Ese­rin sonunda <em>Kaynakça</em> (147-160) sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi</em> adlı çalışma, yukarıda da ifade edildiği üzere yazarı tarafından Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Ana Bilim Dalı’na doktora tezi olarak sunulmuştur. Roma Cumhuriyet Dönemi vergi sisteminin açıklandığı eser, kapsadığı dö­nem­de izlenen vergi politikalarının nedenleri, etkileri ve uygulama yöntemleri ile birlikte de­ğer­len­dirilmesi suretiyle konu hakkında okuyucuya kapsamlı bilgi vermektedir. Söz konusu dö­nem içerisinde kamusal alanda vergiye ihtiyaç duyulan koşulların ortaya çıkması, verginin konu­sunun oluşturulması, vergi oranlarının ve vergiyi toplamak için gereken araçlar ile bu araçların kulla­nım yetkilerinin belirlenmesi gibi problematikler de eserde ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Eser ayrıca, günümüz dünyasında kamusal yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilen kamu gelirlerinin elde edilmesi ve toplumsal harcamaların yapılması amacına hizmet eden kamu ihalelerinin düzenlenmesi hususlarının kökeninde ne gibi tarihsel süreçlerin yaşandığı hakkında okuyucuya fikir vermektedir. Eser, bahse konu olan bu özellikleri kapsamında Roma Ekonomisi ve İktisat Tarihi konularında çalışmalar gerçekleştirecek olan araştırmacılar açısından önem teşkil etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, Akdeniz Eskiçağ Araştırmaları Anabilim Dalı, Antalya.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>B. Deniz ATİLLA (M.A.) </strong><br />
<strong>denizatilla@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">B. Deniz Atilla, <em>Cumhuriyet Dönemi Roma Vergi Sistemi. </em>Yazar: D. Özer Sarıtaş. <em>Libri</em> II (2016) 137-141. DOI: 10.20480/lbr.2016010</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/010" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/010</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/009</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2016 10:08:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/009</guid>

					<description><![CDATA[J. CHAMPION, Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors. South Yorkshire 2014. Pen &#38; Sword Books, 235 sayfa (15 resim ile). ISBN: 9781783030422  Büyük İskender’in yaşamı ve başarıları, onun -başta kendi komutanları olmak üzere-  birçok ko­mu­tan ve devlet adamı tarafından örnek alınmasına ve de taklit edilme­sine &#8211;imitatio Alexandri&#8211; neden olmuştur. Onun kurduğu, Makedonya’dan Hindistan içlerine kadar ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016009.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1619_lbr.2016009-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016009.pdf" target="_blank">Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors</a></h2>
<h3>Jeff CHAMPION</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9781783030422<br />
<strong>Page:</strong> 235<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2014<br />
<strong>Location:</strong> South Yorkshire<br />
<strong>Publisher:</strong> Pen &amp; Sword Books</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 133-136</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016009<br />
<strong>Received Date</strong>: 12.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 22.03.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 04.04.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_93e2bb0857c77074fa57a80dd3737664" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016009.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong>Get PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016009.pdf" target="_blank"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong>View PDF</strong></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>J. CHAMPION, <em>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors.</em> South Yorkshire 2014. Pen &amp; Sword Books, 235 sayfa (15 resim ile). ISBN: 9781783030422 </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Büyük İskender’in yaşamı ve başarıları, onun -başta kendi komutanları olmak üzere-  birçok ko­mu­tan ve devlet adamı tarafından örnek alınmasına ve de taklit edilme­sine &#8211;<em>imitatio Alexandri</em>&#8211; neden olmuştur. Onun kurduğu, Makedonya’dan Hindistan içlerine kadar uzanan imparatorluk ise MÖ 10 Haziran 323’teki ölümüyle komutanları arasında gerçekle­şen mücadelelere sahne olmuştur. İskender’in yaşamı ve seferleri gibi onun ardılları ara­sındaki taht kavgaları antikiteden günümüze değin birçok historiograf, biyograf ve araştırmacı açısından ilgi çekici bir konu olma özelliğine sahiptir. Böylece hem bahsedilen süreçle ilgili monografiler hem de bu süreçte ön plana çıkan şahsiyetlerle ilgili biyografiler kaleme alınmıştır. Klasik ve Hellenistik dönemler hak­kında araştır­malar yapan Jeff Champion tarafından kaleme alınmış <em>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors </em>(Tek Gözlü Antigonos: Ardılların En Büyüğü), İskender’in adıllarından Antigo­nos Monophthalmos’un yaşamını konu edinmiştir. Fakat eserde genel itibariyle Antigo­nos’un biyografisinden ziyade, onun askeri görüşleri, stratejik analizleri ve komuta yeteneği üzerine odaklanılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Contents </em>(İçindekiler [V]) kısmından sonra MÖ IV. yüzyılın başından İskender’in ölü­müne değin Makedonya’nın genel durumu, İskender’in ardılları arasındaki savaşımlar ve metnin yazımıyla ilgili teknik noktalara değinilen <em>Preface </em>(Önsöz [XII]) kısmı bulunmaktadır. <em>The Macedonian Homeland </em>(Makedon Ana Yurdu [1-10]) başlığıyla kaleme alınan ilk bölümde sırasıyla, Make­donların kökeniyle ilgili efsanelere, Makedonya olarak adlandırılan coğrafyanın stratejik ve eko­nomik önemine değinilmiştir. Buna ek olarak Makedonya’nın bilinen ilk kralı olan Perdikkas hükümdarlığından II. Philippos’a kadarki tarihsel gelişim süreciyle, bu süreçte siyasi ve askeri kurumların geçir­diği değişim ve dönüşüm anlatılmıştır. <em>Under Alexander </em>(İskender’in Emrinde [11-18]) başlığıyla sunulan ikin­ci bölümde İskender’in Makedon Krallığı’nın başına geçişi, Hindistan içlerine kadar iler­leyişi ve MÖ 323 yılında ardında bir varis bırakmadan ölme­si/öldürülmesi? süreci Antigonos Monophthalmos’un kariyeri üzerine bölük pörçük bilgilerle birlikte sunulmuştur. MÖ 324 yılında Perdikkas’ın <em>khiliarkhos</em> olarak atanması, akabinde İskender tarafından kraliyet yüzüğünün ona verilmesiyle ve İskender’in ölmesiyle ortaya çıkan otorite boş­lu­ğu, onun komutanları arasında çekişmelerin başlamasına sebebiyet vermiştir. Babil’de alınan kararlar ve Triparadeisos Konseyi’yle de çözüme kavuşturulamayan iktidar mücadeleleri sırasın­da Antigonos’un askeri komuta yetisi, stratejik hamleleri ve siyasi öngörüsü sayesinde giderek güçlenen bir konuma erişme serüveni <em>The Rise of Antigonus </em>(Antigonos’un Yükselişi [19-27]) isimli bölümün konusu olmuştur. <em>The Destruction of Perdiccans </em>(Perdikkasçıla­rın Yok Edilmesi [28-36]) başlığıyla, Perdik­kas’ın öldürülmesinin ardından yerine Antipatros’un geçmesi, Perdik­kas’ın yandaşı olan Eume­nes ve Krateros gibi komutanların bertaraf edilme sürecinde gerek askeri gerekse de diplomatik becerisi sayesinde Antigonos’un ön plana çıkışı okuyucuya aktarıl­mıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>The Outbreak of the Second Successor War </em>(İkinci Ardıl Savaşının Patlak Vermesi [37-43]) adlı bölümde Antipatros’un ölümünün ardından Polyperkhon’un onun yerine geçişi ve Antipatros’un oğlu Kassandros’un Polyperkhon’a karşı giriştiği mücadeleler anlatılmıştır. Söz konusu süreçte Küçük Asya’daki emelleri için daha önce Antigonos tarafından yenilgiye uğratılmış Eumenes’in, Polyperkhon’un desteğiyle yeni girişimlerde bulunması, Antigonos’un da Kassandros’u destek­lemesine neden olmuştur. Böylelikle ortaya çıkan koalisyonlar ve patlak veren savaş Hellas’ta Kas­sandros ve taraftarlarının galibiyetiyle sonuçlanmış, Küçük Asya’da ise Kassandros’un mütte­fiki Antigonos, Eumenes’e karşı üstün gelmiştir. Bu yenilginin üzerine Eumenes yeni bir ordu oluşturmak ve de yeni ittifaklar kurma amacıyla doğuya gitmiştir. Eumenes bu amaç doğrultu­sunda Susa’ya ulaştığında Peukestas ve Eumedos’u kendi tarafına çekmeyi başarmıştır. Ardından Antigonos’un Eumenes’i takip ederek Susa’ya ulaşması, burada Pithon ile birleşip Eumenes’e karşı muharebe hazırlıklarına başlaması ise <em>The March East </em>(Doğu Seferi [44-51]) başlığıyla serim­len­miştir. <em>The Battle of Paraetaceni </em>(Paraitakene Muharebesi [52-59]) başlığı altında Parai­takene’de (İsfahan) karşılıklı konuşlanan iki düşman ordunun -Antigonos, Eumenes’e karşı- ana­lizi yapılmıştır. Sonrasında ise komutanların söz konusu orduları muharebe boyunca nasıl yönet­tikleri, iki tarafın da büyük kayıplar vererek birbirleri üzerinde üstünlük sağlayamamaları detaylı bir şekilde anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Paraitakene’de Antigonos ve Eumenes arasında sonuçsuz kalan çatışmalar yeni bir çarpışmayı kaçınılmaz kılmıştır. Eumenes daha güçlü bir ordu hazırlamasına rağmen, Antigonos’un muha­rebe öncesinde ve sırasında uyguladığı hamleler neticesinde Eumenes muharebeden başarıyla çıkmasına karşın kendi adamları tarafın­dan (gümüş kalkanlılar) yakalanıp Antigonos’a teslim edil­miştir. Söz konusu gelişmeler <em>The Battle of Gabene </em>(Gabie­ne Muharebesi [60-68]) adlı bölümde mercek altına alınmıştır. <em>The Causes of the Third Successor War </em>(Üçüncü Ardıl Savaşının Neden­leri [69-77]) başlığıyla okuyucuya sunulan bölümde, Eumenes ve yandaşlarını ortadan kaldıran Antigonos’un Media’daki satraplığı ele geçirmesi, Se­leu­kos’un hâkim olduğu Babil’e gelerek bölgeyi kontrol altına alması anlatılmıştır. Ayrıca kendi satraplığından kaçan Seleukos’un kışkırt­masıyla Ptolemaios, Lysimakhos ve Kassandros’un Anti­gonos’a karşı birleşmesi ve Antigonos’un yayılmacı emelleri doğrultusunda hareket etmesi ardıl­lar arasındaki yeni bir savaşın nedenleri olarak sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın onuncu bölümü <em>The Outbreak of the Third Successor War </em>(Üçüncü Ardıl Savaşının Patlak Vermesi [78-84]) başlığını taşımaktadır. Bu bölümde, Eumenes ve doğudaki satrapları ekar­te ederek sınırlarını genişletmenin yanında büyük bir orduya ve değerli hazinelere sahip olan Antigonos’un MÖ 315 yılında kendisine karşı oluşturulan Seleukos, Ptolemaios, Lysimakhos ve Kassandros ittifakına karşı mücadelesi betimlenmiştir. Ayrıca söz konusu koalisyona karşı Antigonos’un Polyperkhon ile ittifak yapması ve Hellen kentlerine özgürlüklerini yeniden vereceğini vaat ederek onların müttefikliğini kazanma girişimlerine de yer verilmiştir. Söz konusu savaşın MÖ 314-313 yıllarındaki seyri, Antigonos’un daha önce kendisine isyan etmiş komutanı Asandros’un isyanını bastırarak tüm Küçük Asya’yı ele geçirmesi ve gönderdiği komutanların Hellas’ta Kassandros’a karşı mücadeleleri <em>The Third Successor War Continues (314-313) </em>(Üçüncü Ardıl Savaşı Devam Ediyor (314-313) [85-90]) başlığıyla değerlendirilmiştir. <em>The Battle of Gaza </em>(Gaza Muharebesi [91-97]) adlı bölümde Antigonos’un doğudaki topraklarıyla ilgilenmesi için görevlendirdiği oğlu Demetrios’un, Koele Syria bölgesini ele geçirmek isteyen Mısır’ın hakimi I. Ptolemaios gibi tecrübeli bir komutana karşı MÖ 312 yılında Gaza (Gazze) şehrinde yaptığı mu­harebe detaylı olarak anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>The Peace of 311 and the End of the Third Successor War </em>(311 Barışı ve Üçüncü Ardıl Savaşı­nın Sona Ermesi [98-103]) adlı bölümün konusunu, Demetrios’un Ptolemaios’a kaybettiği top­rakları geri almak için bir doğu seferi düzenleyen Antigonos’un Koele Syria’daki toprakları geri alması, Babil’i ise Seleukos’a kaptırması oluşturmuştur. Ayrıca İskender’in oğlu IV. Aleksandros büyüyene dek Kassandros’un Avrupa’da general olarak atanması, Lysimakhos’un Trakya’ya hâkim olması, Ptolemaios’un ise Mısır ve Libya topraklarına egemen olması şartıyla MÖ 311 yılında imzalanan ve ardıl savaşına son veren antlaşma hakkında bilgi verilmiştir. <em>Antigonus’ Cam­paign against Seleucus </em>(Antigonos’un Seleukos’a karşı Seferi [104-108]) adlı bölümde ise, MÖ 311 yılında yapılan antlaşmanın Ptolemaios ve Kassandros tarafından ihlal edilerek Antigo­nos’un yeni bir savaş için tahrik edilme sürecinden bahsedilirken, Antigonos’un söz konusu kışkırtmalara çocukları komutasında küçük bir kuvvetle ve umursamaz bir tavırla karşılık verme­sine değinilmiştir. Ayrıca Antigonos’un doğudaki topraklarını geri alabilmek için Seleukos’a karşı yürüttüğü savaş (MÖ 310-309) anlatılmış, bu mücadelenin sonunda doğudaki toprakların yanı sıra Ege adalarında ve Hellas’taki kayıpları hakkında bilgiler sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Antigonos MÖ 307 yılında Kassandros’a karşı yeni savaşıma girmeye karar vermiştir. Tüm Hellen kentlerini yeniden özgürlüklerine kavuşturma politikası doğrultusunda oğlu Demetrios’u Hellas’a göndermiştir. Söz konusu plana göre önce Pire Limanı ele geçirilmiş, daha sonra ise on yıl boyunca tiranlar tarafından yönetilen Atina kentine ilerlenmiş, burası tiranlardan ve Kassan­dros’un konuşlandırdığı garnizonlardan temizlenmiştir. Atina’da demokrasinin yeniden inşa edilmesi Antigonos ve Demetrios’un Atinalılar tarafından onurlandırılmasına neden olmuştur. Söz konusu gelişmeler <em>The Liberation of Athens </em>(Atina’nın Özgürlüğü [109-114]) adlı bölümde anlatılmıştır. <em>The Conquest of Cyprus and the Kingship </em>(Kıbrıs’ın Fethi ve Krallık [115-123]) başlığı altında, Antigonos’un muazzam bir donanma hazırlayarak oğlu Demetrios’u Kıbrıs’ı almakla görevlendirmesi, Demetrios’un hem kara çıkartmasıyla Kıbrıs içlerine ilerleyişi, hem de Kıbrıs’ı savunmak için büyük bir donanmayla gelen Ptolemaios’a karşı yürüttüğü deniz savaşındaki zafer­leri aktarılmıştır. Bunun yanında Demetrios’un hem stratejik hem de taktiksel kabiliyeti sayesinde kazanılan bu zaferin ardından Antigonos ve Demetrios’un MÖ 306 yılında kral unva­nını alarak taç taktıkları böylelikle krallıklarını resmen ilan ettikleri belirtilmiştir. Kıbrıs’ın fethiyle Akdeniz’de stratejik açıdan önemli bir yeri ele geçirmiş olan Antigonos’un oldukça büyük bir kara ordusu ve donanmayla Mısır’ı ele geçirme girişimi <em>The Invasion of Egypt </em>(Mısır’ın İstilası [124-129]) isimli bölümde aktarılmıştır. Söz konusu saldırı denizde karşılaşılan fırtınalar, kara ve deniz saldırılarının koordine olamaması ve de Ptolemaios’un başarılı savunma yapması sebebiyle başa­rısızlıkla sonuçlanmış, neticede Ptolemaios da kral unvanı almıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Rhodosluların gerek Hellas’ta gerekse de Kıbrıs’ta Antigonos’un faaliyetlerini desteklememiş olmaları, onların hedef olarak görülmesine neden olmuştur. Bu nedenle hem Hellas’taki faaliyet­leri hem de Akdeniz’in kontrolü için önemli olan Rhodos’un alınması için oğlu Demetiros’u gö­rev­lendirmiştir. Demetrios’un Rhodos’u almak amacıyla yaptığı deniz ablukası <em>The Siege of Rho­des: The Naval Assault </em>(Rhodos Kuşatması: Deniz Saldırısı [130-135]) başlığıyla anlatılmıştır. De­niz saldırısıyla istediğini elde edemeyen Demetrios’un üstün savaş teçhizatları hazırlatarak yap­tığı kara kuşatması, <em>poliorketes</em> (kentleri kuşatan) sıfatıyla anılması ve söz konusu kuşatmada başarısız olması <em>The Siege of Rhodes: The Land Assault </em>(Rhodos Kuşatması: Kara Saldırısı [136-142]) adlı bölümde okuyucuya sunulmuştur. Kassandros’un Hellas’ta yeniden yayılmacı siyaset izlediğini haber alan Demetrios, babasının Hellen kentlerinin özgürlüğünü savunan politikasını Kas­sand­ros’a karşı korumak için Hellas’a gitmiştir. Burada birçok kenti Kassandros’un hâkimi­yetinden kurtararak yarımadada demokrasinin yeniden tesis edilmesini sağlamıştır. Bunun ya­nında MÖ 303/302 yılında Korinthos Birliği’ne benzer bir Hellen Birliği oluşturmuştur. Sözü edilen gelişmeler ise <em>The Liberation of Greece </em>(Hellas’ın Özgürlüğü [143-151]) adlı bölümün ko­nu­su olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitabın yirmi birinci bölümü <em>The Battle of Ipsus </em>(Ipsos Muharebesi [152-162]) adını taşımakta­dır. Bu bölümde Antigonos ve Demetrios’un, Ptolemaios, Kassandros, Lysimakhos ve Seleukos tarafından oluşturulan koalisyona karşı mücadeleleri ve MÖ 301 yılında Ipsos’ta meydana gelen muharebede Demetrios ile Antigonos’un, Lysimakhos ve Seleukos’a karşı mücadelesi, muhare­benin neticesinde Antigonos Monophthalmos’un savaş sırasında öldürülmesi anlatılmıştır. <em>Conclusion and Epilogue </em>(Sonuç ve Sonsöz [163-170]) adlı son bölümde ise Antigonos’un öldürülmesiyle birlikte onun krallığı­nın düşmanları tarafından paylaşılmasına ve İskender’in krallığının tek bir kralın hâkimi­yeti altında birleştirilmesi hayalinin sona erdiğine değinilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitap, İskender’in ölümünden sonra gerçekleşen önemli olayların sıralandığı <em>The Chro­nology of the Successors </em>(Ardılların Kronolojisi [171-173]), söz konusu dönemi konu edinmiş antik yazarların eserlerinden bahsedilen <em>The Literary Sources </em>(Edebi Kaynaklar [174-180]), Anti­gonos’un, II. Philippos ile kan bağını araştıran <em>Antigonus and the Argeads </em>(Antigonos ve Arge­adlar [181-182]), Hellenistik Dönem’deki savaşların giderlerinin mercek altına alındığı <em>The Cost of War </em>(Savaşın Maliyeti [183-186]) ve Antigonos’un Hellen kentlerine özgürlüklerini vadetmesinin altında yatan sebeplerin sorgulandığı <em>Antigonus’ Policy of “Freedom” for the Greeks </em>(Antigonos’un Hellenler için “Özgürlük” Politikası [187-195]) başlıklı beş <em>Appendix </em>(Ek) kısmıyla devam etmektedir. Her bir bölümün dipnotlarının yer aldığı <em>Notes </em>(Notlar [196-217]) ve atıfta bulu­nulan eserlerin alfabetik sırasının yer aldığı <em>Bibliography </em>(Bibliyografya [218-222]) adlı kısım­larının ardından <em>Index </em>(Dizin [223-235]) ile eser sonlandırılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kitapta İskender tarafından kurulmuş olan imparatorluğun krallıklara bölünme süreci, ardılla­rın kral olma serüveni Antigonos Monophthalmos özelinde kronolojik olarak mercek altına alınmıştır. Bu bağlamda ardıllar arasındaki savaşlara odaklanılması, söz konusu savaşların strate­jik analizlerinin yapılması, tarafların orduları ve muharebe esnasındaki hamlelerinin görsellerle tasv­ir edilmesi Hellenistik Dönem’in ilk yıllarındaki savaş teknolojilerini ve stratejilerini gözler önüne sermesi açısından önemlidir. Söz konusu mücadelelerin gerçekleştiği süreçte diplomatik temasların da ne denli etkili olduğunun altı çizilmiştir. Antigonos Monophthalmos’un askeri kişi­liğinin ön plana çıkarıldığı kitap, onun biyografisinden ziyade askeri faaliyetlerine (stratege­mata’sına) ilişkin güncel bilgilerin bir derlemesi niteliğindedir. Bu sayede okuyucuya Antigo­nos’un askeri kariyerine ve savaşımlarının ardında yatan nedenlere ilişkin kapsamlı bilgilerin yanı sıra farklı bakış açıları ve yeni görüşler sunabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Tarih Bölümü, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı, Rize. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Mesut KINACI (Arş. Gör.) </strong><br />
<strong>mesut.kinaci@erdogan.edu.tr</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">M. Kınacı, <em>Antigonus the One-Eyed: Greatest of the Successors.</em> Yazar: J. Champion. <em>Libri</em> II (2016) 133-136. DOI: 10.20480/lbr.2016009</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/009" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/009</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rome Versus Carthage: The War at Sea</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/006</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Mar 2016 14:53:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/006</guid>

					<description><![CDATA[C. STEINBY, Rome Versus Carthage: The War at Sea. Barnsley 2014. Pen &#38; Sword Books, 228 sayfa (2 harita ve 10 resim ile). ISBN: 9781844159192 Fenikelilerin en önemli kolonilerinden biri olan Kartacalılar ile Romalılar arasında başlayan ve de düşmanlıkla devam eden rekabet ve diplomatik ilişkiler süreci Kartaca’nın MÖ 146 yılında Scipio Aemilianus Africanus (= Genç Scipio) ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016006.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1592_lbr.2016006-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;">Rome Versus Carthage: The War at Sea</h2>
<h3>Christa STEINBY</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9781844159192<br />
<strong>Page:</strong> 228<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2014<br />
<strong>Location:</strong> Barnsley<br />
<strong>Publisher:</strong> Pen &amp; Sword Books</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 89-94</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016006<br />
<strong>Received Date</strong>: 11.03.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 20.03.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 24.03.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_6fec8fceeef285afed65e2b01a3ddb0a" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016006.pdf" target="_blank">Get PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/04/lbr.2016006.pdf" target="_blank">View PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>C. STEINBY,<em> Rome Versus Carthage: The War at Sea.</em> Barnsley 2014. Pen &amp; Sword Books, 228 sayfa (2 harita ve 10 resim ile). ISBN: 9781844159192</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Fenikelilerin en önemli kolonilerinden biri olan Kartacalılar ile Romalılar arasında başlayan ve de düşmanlıkla devam eden rekabet ve diplomatik ilişkiler süreci Kartaca’nın MÖ 146 yılında Scipio Aemilianus Africanus (= Genç Scipio) komutasındaki Roma lejyonları tarafından yakılıp yıkılma­sıyla (κατασκαφή) sona ermiştir. Belirtilen bu yıkılış tarihine kadar Kartaca ve Roma arasında süre gelen rekabet (MÖ VI. ve IV. yüzyıllar arası) ve düşmanlık (MÖ IV. ve II. yüzyıllar arası) süreçleri iki ulusu karada olduğu kadar denizlerde de karşı karşıya getirmiştir. Bu karşılaşmalarda anlaşmazlık sebebi olan en temel husus ise <em>Batı Akdeniz Hâkimiyeti</em> meselesi olmuştur. Söz konusu bu hâkimiyet mücadelelerinin yanında Kartacalılar ve Romalılar kimi zaman idari ve hukuki sistemleri, kimi zaman ticari kimlikleri-zenginlikleri ve kimi zaman ise sosyo-kültürel yaşamları ve toplumsal gelenekleri perspektifinde birbirleriyle mukayese edilerek köklü araştır­maların odağı haline gelmişlerdir. İnceleme altına alınan bu eser dönemin iki süper gücü arasında cereyan eden rekabet, savaş ve anlaşma süreçlerini denizler özelinde değerlendirmeyi ve aralarındaki diplomatik ilişkileri <em>thalassokratik </em>bir yaklaşım açısıyla gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Christa Steinby tarafından 2014 yılında <em>Rome Versus Carthage: The War at Sea </em>(Roma Kar­taca’ya Karşı: Denizde Savaş) başlığıyla yayınlanan çalışma altı temel başlık altında incelenmekte­dir. Bu doğrultuda, yazarın eserin hazırlanmasında emeği geçenlere şükranlarını sunduğu <em>Acknowledgements</em> (Teşekkür, VII) ve kitaba dâhil edilen görsellerin listelendiği <em>Illustrations and Maps</em> (Görseller ve Haritalar, VIII) kısımlarından sonra eserin birinci ana başlığını oluşturan <em>Introduction</em> (Giriş, 1-20) bölümüne geçiş yapılmaktadır. Bu bölüm dört alt başlıktan oluşmakta­dır ve ilk alt başlık <em>Why Another Book About the Punic Wars?</em> (Kartaca Savaşları Hakkında Neden Başka Bir Kitap?, 1-3) olarak adlandırılmaktadır. Bu alt başlıkta yazar şimdiye kadar hakkında yüzlerce monografi, düzinelerce editörlü kitap, bini aşkın da makalenin kaleme alındığı Kartaca-Roma Savaşları gibi kapsamlı bir konuda yeni bir eser kaleme almasının altında yatan başlıca nedenleri ve amacını;</p>
<p style="text-align: justify;">“<em>Bu kitap denizlerdeki donanmalara ve mücadeleye ve de donanmaların Kartaca sa­vaş­ların­daki işlevlerine odaklanmaktadır, ayrıca sıklıkla göz ardı edilmiş bir konu olan kara ve deniz savaşının birbirleri arasında nasıl bir etkileşimi olduğu hususunu açıklar.</em>”</p>
<p style="text-align: justify;">şeklinde dile getirmektedir. Yazar kitabın kaleme alınış sebebini bu şekilde belirttikten sonra eserde yararlandığı arkeolojik, epigrafik, filolojik ve nümismatik kaynaklar hakkında genel bilgi verdiği <em>Sources </em>(Kaynaklar, 3-7) alt başlığıyla birinci bölümü sürdürmektedir. Bölümün üçüncü alt başlığı <em>Warships and Warfare at Sea in the Hellenistic Period</em> (Hellenistik Dönem’de Savaş Gemileri ve Denizde Savaş, 7-13) olarak adlandırılmaktadır. Son alt başlık ise <em>The Phoenician and Greek Colonies in the West</em> (Batıdaki Fenike ve Hellen Kolonileri, 13-20) olarak isimlendirilmekte­dir. Söz konusu son iki alt başlıktan ilki Hellenistik Dönem boyunca savaş gemilerinin genel özelliklerini ve deniz savaşlarının niteliklerini mercek altına alırken ikincisiyse özellikle Büyük Kolonizasyon Dönemi (MÖ 750-550) sırasında Batı Akdeniz’de kümelenen Hellen ve Fenike kö­kenli koloni kentlerine ve de bu kentlerin mevcut durumlarına odaklanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci bölüm, Birinci Kartaca Savaşı’na kadarki süreçte Kartaca ve Roma’nın Batı Akdeniz hâkimiyeti özelindeki statülerini analiz etmekte ve <em>Carthaginian and Roman Seafaring Before the First Punic War </em>(Birinci Kartaca Savaşı Öncesinde Kartaca ve Roma Denizciliği, 21-52) başlığını taşımaktadır. Bu bölüm de kendi içinde beş alt başlığa ayrılmaktadır. Alt başlıklardan ilki <em>Carth­age Extends its Power in the Western Mediterranean</em> (Kartaca Batı Akdeniz’deki Gücünü Artırı­yor, 21-24); Kartaca’nın Batı Akdeniz’deki en önemli <em>emporion</em>’larını bünyesinde barındıran Sardinya, Korsika ve Sicilya Adaları civarındaki denizcilik faaliyetlerine ve Etrüsk kökenli denizci­lerle olan münasebetlerine odaklanmaktadır. İkinci alt başlık <em>The First Roman-Carthaginian Treaty in 509 BC.</em> (MÖ 509 Yılındaki İlk Roma-Kartaca Antlaşması, 24-27); Roma’nın Krallık Dönemi’nden Cumhuriyet Dönemi’ne geçiş yılı olan MÖ 509 yılında Kartaca ile imzaladığı dostluk anlaşmasını incelemektedir. Üçüncü alt başlık <em>The Realignment of Power in the Tyrrhenian Sea</em> (Tiren Denizi’nde Gücün Yeniden Düzenlenmesi, 27-34); ilerleyen yüzyıllarda Roma’yla birlikte Etrüsk, Sicilya ve Atina kökenli gemicilerin Tiren Denizi’nde giderek artan ticari denizcilik faali­yetlerini ve bu güçlerin birbirleri arasındaki ilişkileriyle yeniden şekillenen otorite dağılımını ana­liz etmektedir. Dördüncü alt başlık <em>The Romans Take the Italian Seaboard</em> (Romalılar İtalya Sahilini Kontrol Altına Alıyor, 34-40) MÖ IV. yüzyılda güç kazanan ve yeniden yapılandırılan Roma donanmasının İtalya Yarımadası sahillerinde hâkimiyet kurma sürecini konu almaktadır. Beşinci alt başlıksa <em>The Year 306 BC: An Important Year in International Politics</em> (MÖ 306: Uluslararası Politikada Önemli Bir Yıl, 40-43) olarak isimlendirilmektedir ve Kartaca ile Syrakusai tiranı Agat­h­okles arasındaki mücadeleleri ve bu mücadeleler sonucunda MÖ 306 yılında imzalanan barış anlaşmasını inceleme altına almaktadır. İkinci bölümün altıncı ve son alt başlığı <em>The Pyrrhic War, 282-272 BC, and its Aftermath</em> (Pyrrhos Savaşları, MÖ 282-272, ve Sonuçları, 44-52) Kar­taca ve Roma’nın birbirlerini destekledikleri ve toplamda on yıl süren Roma-Pyrrhos Savaşları’nı ele almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölüm, Roma ve Kartaca arasındaki mücadele sürecinin başlangıcı olan Birinci Kar­taca Savaşı’nı inceleme altına almakta ve <em>The First Punic War, 264-241 BC: Arms Race at Sea</em> (Birinci Kartaca Savaşı, MÖ 264-241, Denizlerde Silahlanma Yarışı, 53-105) başlığını taşımaktadır. Bu bölüm kendi içinde 8 alt başlığa ayrılmaktadır. İlk alt başlık <em>The Outbreak of the War</em> (Savaşın Patlak Vermesi, 55-58) <em>Mamertines</em>’in (Savaş Tanrısı Mars’ın Askerleri) Sicilya’da Kartaca ve Roma birliklerini karşı karşıya getirmesi ve böylelikle savaşın alevlenmesi sürecini konu edinmek­tedir. İkinci alt başlık <em>The Romans Gain a Foothold in Sicily</em> (Romalılar Sicilya’ya Ayak Basıyor, 58-64) ise Sicilya hâkimiyeti özelinde, Romalıların Kartacalılara karşı ilk galibiyetlerine odaklan­maktadır. Takip eden üçüncü alt başlık <em>Roman Shipbuilding</em> (Roma Gemi Yapımcılığı, 64-66) Romalıların gemicilik ve gemi inşası gibi konulardaki birincil tecrübelerini incelemektedir. Dör­düncü alt başlık <em>Roman Success at Sea in 260-257 BC.</em> (MÖ 260-257 Yılları Arasında Roma’nın Denizdeki Başarısı, 66-74) MÖ 260 yılında Sicilya Adası açıklarında gerçekleşen ve Roma donan­ma­sının Kartaca donanması karşısındaki zaferiyle sonuçlanan Mylae Deniz Savaşı ve bu savaşın ardından Roma’nın denizlerde üstünlük, Kartaca’nın ise güç kaybetme sürecini irdelemektedir. Beşinci alt başlık <em>The Roman Invasion of Africa, 256-255 BC.</em> (Roma’nın Afrika’yı İstilası, MÖ 256-255, 74-82) MÖ 256 yılında Sicilya Adası’ndaki Eknomos Burnu açıklarında Roma-Kartaca donanmaları arasında gerçekleşen ve Roma’nın üstünlüğüyle sonuçlanan Eknomos Deniz Sava­şı’nı ve bu savaşın ardından Roma’nın Kartaca hâkimiyetinde bulunan Afrika’nın kuzey sahillerini kontrol altına almak amacıyla sürdürdüğü mücadele sürecini analiz etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Üçüncü bölümün altıncı alt başlığı <em>The War Continues in Sicily, 254-250 BC.</em> (Savaş Sicilya’da Sürüyor, MÖ 254-250, 82-87) Roma ve Kartaca donanma-orduları arasında Sicilya’da süren mücadeleler ve bu çarpışmaların en önemlilerinden biri olan MÖ 251 yılındaki Panormus Deniz Muharebesi üzerine bilgilendirmede bulunmaktadır. Bir sonraki ve yedinci alt başlık <em>The Roman Siege of Lilybaeum and Drepana: Contest for the Last Punic Corner in Sicily</em> (Roma’nın Lilybaeum ve Drepana Kuşatması: Sicilya’nın Son Kartaca Köşesi için Mücadele, 87-96) olarak isimlendi­ril­mek­tedir. Bu alt başlık Roma’nın Kartaca’yı Sicilya Adası’ndan tamamen uzaklaştırmak amacıyla gerçekleştirdiği ve Kartaca’nın Sicilya’daki en önemli üsleri olan Lilybaeum ve Drepana kentleri­nin kuşatmalarını konu edinmektedir. Buna ek olarak söz konusu kuşatmalarda Kar­taca’nın gali­biyetle sonuçlanan direnişini ve bölge üzerindeki hâkimiyetini baştan yapılandırma süreci aktarılmaktadır. Bölümün sekizinci ve son alt başlığı <em>Sicily Saved and Lost</em> (Kurtarılan ve Kaybedi­len Sicilya, 96-105) ise Roma ile Kartaca’nın Sicilya üzerindeki son mücadelelerini anlatmaktadır. Bu kapsamda her iki taraf için de hayati öneme sahip olan Sicilya Adası üzerinde hâkimiyetin sağlanabilmesi amacıyla gerçekleştirilen kara ve deniz manevraları ve Roma’nın üs­tün­lüğüyle sonuçlanan çarpışmaların genel sonuçları incelenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü bölüm <em>A Short Period of Peace: The Contest for Sea Power Continues</em> (Kısa Bir Barış Süreci: Deniz Hâkimiyeti Mücadelesi Devam Ediyor, 106-120) başlığını taşımaktadır. Bu bölüm genel olarak Birinci Kartaca Savaşı’ndan mağlup ayrılan Kartaca’nın yeniden güç kazanarak Roma için bir tehdit unsuru oluşturmasına ve bunun da İkinci Kartaca Savaşı’nı hazırlayan en önemli etmen olmasına değinmektedir. Bölümün dört alt başlığından birincisi <em>The Mercenaries’ War</em> (Paralı Askerlerin Savaşı, 108-110) Birinci Kartaca Savaşı’nda güç kaybeden Kartaca’nın Roma’ya karşı mücadeleleri sırasında kendi ordusunda görevlendirdiği paralı askerlere ücretlerini ödeye­memesi ve akabinde bu askerlerin Kartaca’ya karşı başlattıkları kuşatma ve saldırı hareketlerine odak­lanmaktadır. <em>Rome Takes Sardinia and Corsica</em> (Roma Sardinya ve Korsika’yı Ele Geçiriyor, 110-113) bölümün ikinci alt başlığıdır. Bu alt başlık altında paralı askerlerin isyanı, ticari gerileme ve ekonomik buhran gibi sorunlarla mücadele eden Kartaca’nın Sardinya ve Korsika adalarını kaybetme süreci mercek altına alınmaktadır. Bölümün üçüncü alt başlığı <em>The Roman Campaign in Illyria</em> (Roma’nın Illyria Seferi, 113-114) ise Adriyatik Denizi sahilinde gücünü arttırmak ve ticarette önde bulunan Hellen <em>polis</em>leri ile daha yakın ticari bağlantılar kurmak isteyen Roma’nın bu amaçla MÖ 229 yılında gerçekleştirdiği seferi incelemektedir. Bölümün dördüncü ve son alt başlığı <em>Barcid Power in Spain</em> (İspanya’daki Barca Gücü, 114-120) Hamilcar Barca ve oğulları Hasdrubal ile Hannibal Barca’nın Kartaca’nın refah seviyesini arttırmaları ve ulusu askeri-politik açıdan güçlendirmelerinin yanı sıra bu gücün yayılım alanını İspanya Yarımadası’na kadar geniş­letmeleri süreçlerini konu edinmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Beşinci bölüm <em>The Second Punic War, 218-201 BC: Roles Reversed</em> (MÖ 218-201, İkinci Kar­taca Savaşı, Değişen Roller, 121-163) başlığını taşımaktadır. Bu başlık altında ikinci Kartaca Sa­vaşı’nın arkasındaki tetikleyici faktörler, savaşın seyrine ilişkin genel hatlar ve savaşın sonuçları analiz edilmektedir. Söz konusu bölüm eserin en kapsamlı bölümü olma özelliğine sahip olmakla birlikte kendi içinde on bir alt başlığa ayrılmaktadır. İlk alt başlık <em>The Outbreak of the War</em> (Savaşın Patlak Vermesi, 122-124) MÖ 218 Mart’ında Roma’nın Kartaca’ya savaş ilan etmesinin altında yatan unsurları ve Hannibal’ın Alp Dağları üzerinden İtalya’ya yönlendirmeyi planladığı seferin hazırlıklarını donanma açısından incelemektedir. İkinci alt başlık <em>The Romans Land in Spain: The Battle of Ebro </em>(Romalılar İspanya’ya Ayak Basıyor: Ebro Savaşı, 124-128) MÖ 217 baharında günümüz İspanyası’nın en önemli nehirlerinden biri olan Ebro Nehri kıyılarında gerçekleşen ve Roma’nın İspanya sahillerini kontrol altına almasıyla neticelenen nehir savaşını neden-sonuçlarıyla mercek altına almaktadır. Üçüncü alt başlık <em>The Punic Fleet Targets Bases in Sicily and Sardinia: The Battle at Lilybaeum</em> (Kartaca Donanması Sicilya ve Sardinya’daki Üsleri Hedef Alıyor: Lilybaeum Savaşı, 128-130) Kartacalıların daha önceden kendi kontrollerinde bulu­nan ancak Birinci Kartaca Savaşı mağlubiyetiyle ellerinden çıkan Sicilya ve Sardinya adalarında yeniden hâkimiyet kurabilmek amacıyla verdikleri mücadeleye odaklanır. Bu kapsamda, savaşın başlangıç evresinde (MÖ 218/217) Sicilya’nın en batı ucundaki Lilybaeum kenti açıklarında Roma ve Kartaca donanmaları arasında vuku bulan mücadele de inceleme al­tına alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dördüncü alt başlık <em>Why did the Battle of Cannae Not End the War?</em> (Cannae Muharebesi Neden Savaşı Sona Erdirmedi, 131-134) ise, MÖ 216 yılındaki Cannae Savaşı’ndan ezici bir galibi­yetle ayrılan Kartaca’nın savaşa nihai sonucunu verecek hamleyi yapmamasının altında bulunan unsurları sorgulamaktadır. Bu sorgulama sırasında söz konusu unsurlar Kartaca’nın deniz gücü özelinde de ele alınmaktadır. Beşinci alt başlık <em>Intensified Carthaginian Efforts at Sea After Can­nae</em> (Cannae Savaşı Sonrasında Kartaca’nın Denizde Yoğunluk Kazanan Mücadeleleri, 134-136) Cannae Savaşı’nın ardından Kartacalıların Hannibal’e destek kuvvetler sevk edebilecekleri deniz rotaları oluşturabilmek amacıyla verdikleri mücadeleleri aktarmaktadır. Buna ek olarak Kartaca­lıların İtalya Yarımadası sahillerinde ve özellikle Sardinya Adası üzerinde yeniden şekille­nen de­niz­cilik politikası da incelenmektedir. Altıncı alt başlık <em>Hannibal’s Treaty with Philip of Macedon in 215 BC</em> (MÖ 215 Yılında Hannibal’in Makedonya Kralı Philippos ile Antlaşması, 136-138) yine Cannae Savaşı ardından Roma’nın aktif düşmanlarından biri olan Makedon kralı V. Phlippos’un savaştan galip ayrılan Hannibal ile Roma’ya karşı ittifak oluşturmasının altında yatan nedenleri sıralamaktadır. Yedinci alt başlık <em>Syracuse Makes an Alliance with Carthage in 215 BC: The Ro­man Siege of Syracuse</em> (MÖ 215 Yılında Syrakusai Kartaca ile Müttefik Oluyor: Roma’nın Syraku­sai Kuşatması, 138-145) ise MÖ 215 yılında taraf değiştirerek Kartaca ile ittifak kuran Sicilya Kralı Hieronymos’un bu ittifakı oluşturmasındaki nedenleri sorgulamaktadır. Akabinde Roma’nın MÖ 214-212 yılları arasındaki iki yıllık süreçte Syrakusai’ı kuşatması ve sonucunda kentin tekrar Roma hâkimiyeti altına girmesi süreci deniz mücadeleleri özelinde irdelenmektedir. Sekizinci alt başlık <em>The First Macedonian War, 211-205 BC</em> (MÖ 211-205 Yılları Arasındaki Birinci Makedonya Savaşı, 145-147) yazarın Roma’nın Doğu Akdeniz’deki ilerleyişinin ilk adımı olarak belirttiği Roma ve Makedonya Krallığı arasındaki ilk savaşı konu almaktadır. Bu savaş ele alınır­ken Ege Denizi karasularındaki Kartaca-Makedonya ve Roma donanmalarının mücadelelerine odaklanılmakta­dır. Dokuzuncu alt başlık <em>Spain in 215-206 BC: The Romans Take New Carthage</em> (MÖ 215-206 Yılları Arasında İspanya: Romalılar Yeni Kartaca’yı Ele Geçiriyor, 147-150) Roma Donanması’nın Kartaca denetimindeki İber Yarımadası kıyılarında yürüttüğü operasyonlara ve akabinde MÖ 209 yılında <em>Carthago Nova</em> (Yeni Kartaca) kentini ele geçiriş sürecine odaklan­mak­ta­dır. Onuncu alt başlık <em>The Islands and Italy, 210-207 BC: The Romans Defeat the Carthaginian Fleet</em> (MÖ 210-207 Yılları Arasında Adalar ve İtalya: Romalılar Kartaca Filosunu Yenilgiye Uğratı­yor, 151-155) ise İber Yarımadası kıyılarında kontrolü sağlayan Roma Donanması’nın güç kazanma sürecini incelemektedir. Bu doğrultuda, yeniden Sardinya Adası ve İtalya Yarıma­dası’nın batı karasula­rında kontrolü sağlayan Roma’nın Kartaca’nın üssü olan Afrika kıyılarına rahatlıkla yelken açabileceği altyapının sağlamış olduğuna vurgu yapılmaktadır. On birinci ve son alt başlıksa <em>The Roman Invasion of Africa, 204-201 BC</em> (MÖ 204-201 Yılları Arasında Romalılar Afrika’yı İstila Ediyor, 155-163) olarak isimlendirilmektedir ve burada Roma’nın Kartaca üzerinde hem karadan hem de denizden kurduğu ve savaşı neticelendirecek etkiye sahip olduğu düşünü­len baskı incelenmektedir. Bu baskı sonucunda Kartacalıların İtalya Yarımadası’nda mücadelesini sürdüren Hannibal’i başkentleri Kartaca’yı savunması amacıyla geri çağırmaları, MÖ 202 yılındaki Zama Muharebesi sonrasında Kartaca Donanması’nın yakılarak yok edilmesi, kentin ele geçirilmesi ve Roma’nın Batı Akdeniz karasularının hâkimi olması süreçleri hakkında da bilgilendirmelerde bulunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Altıncı bölüm <em>Rome and Carthage after the Second Punic War: The Last Fifty Years of the Punic State</em> (İkinci Kartaca Savaşı’ndan Sonra Roma ve Kartaca: Kartaca DevletininSon Elli Yılı, 164-178) başlığına sahiptir ve üç alt başlıkta incelenmektedir. Burada genel olarak İkinci Kartaca Savaşı’ndan mağlubiyetle ayrılan Kartaca’nın yeniden güç kazanması ve Roma’nın bu duruma reaksiyon olarak bitirici hamle olarak gördüğü Kartaca kentinin yakılıp yıkılarak ilhak edilmesi (<em>Carthaginem esse delendam</em>) planını uygulamaya geçirmesi süreçlerine odaklanılmaktadır. Birinci alt başlık <em>Rome’s Expansion</em> (Roma’nın Genişlemesi, 164-170) Zama Muharebesi’yle Kartaca tehdidini bir süreliğine ortadan kaldıran Roma’nın önce isyankâr Galya kavimlerini dize getirmesi ve ardından da İkinci Makedonya Savaşı’yla V. Philippos’un ve Magnesia Savaşı sonu­cunda III. Antiokhos’un donanmalarını dağıtarak Ege Denizi’nde hâkimiyeti sağlaması konusu ele alınmaktadır. Buna ek olarak Üçüncü Makedonya Savaşı sonrasında Kral Perseus’un yenilgiye uğratılarak Makedonya tehdidinin ortadan kaldırılması ile MÖ 146 yılında Korinthos’un yerle bir edilmesi süreçlerine değinilmektedir. İkinci alt başlık <em>Carthage Subordinate</em> (Bağlı Kar­taca, 170-174) temel olarak, Kartaca’nın Roma tarafından (hala) bir tehdit unsuru olarak görül­mesinin altında yatan başlıca nedenleri ve Üçüncü Kartaca Savaşı öncesinde Kartaca ile Roma arasındaki ilişkileri sorgulamaktadır. Diğer bir yandan İkinci Kartaca Savaşı’ndan mağlup ayrılan Kartaca’nın, Makedonlar ve Seleukoslara karşı yürüttüğü savaşlarında Roma’ya gerek erzak ve gıda gerekse de askeri teçhizat olarak sunduğu desteği inceler. Üçüncü alt başlık <em>The Roman Siege of Carthage: The Third Punic War, 149-146 BC</em> (Roma’nın Kartaca Kuşatması: MÖ 149-146, Üçüncü Kartaca Savaşı, 174-178) ise altıncı bölümün son başlığıdır. Burada yazar öncelikli olarak Üçüncü Kartaca Savaşı adlandırmasının yanlış bir adlandırma olduğunu vurgulayarak bu savaşın aslında bir kent kuşatmasından ibaret olduğunu ve bu yüzden söz konusu askeri faaliyetin <em>Kartaca Kuşatması</em> olarak belirtilmesi gerektiğini savunmaktadır. Akabinde, kentin yerle bir edilmesi ve neredeyse tüm yurttaşlarının katledilmesi ya da köleleştirilmesiyle sonuçlanan Kar­taca Kuşat­ması anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu şekilde sonlandırılmış olan çalışmaya bölümler içerisinde geçen bazı denizcilik terimlerinin tanımlamasının yapıldığı <em>Glossary of Ancient Nautical Terms</em> (Antik Denizcilik Terimleri Sözlüğü, 179-180) başlıklı bir ekleme yapılmıştır. Kitap dâhilindeki dipnotlar ise bölümlere ayrılarak <em>Notes</em> (Notlar, 181-211) başlığıyla çalışmanın sonunda belirtilmiştir. Eserin <em>Bibliography</em> (Kaynakça, 212-218) kısmı konu hakkında çalışmalarını sürdüren araştırmacılara zengin bir araştırma külli­yatı sunmaktadır. Kitabı sonlandıran <em>Index</em> (Dizin, 219-228) de çalışma kapsamında detaylı arama yapmayı mümkün kılmaktadır. Sonuç olarak, söz konusu ana başlıklar kapsamında inceleme altına alınan eser öncelikli olarak antikçağın iki süper gücü Roma ve Kartaca’nın Batı Akdeniz hâkimiyeti özelindeki deniz mücadelelerine odaklanıyor olması sebebiyle önem arz eden bir çalışma olma niteliğine sahiptir. Buna ek olarak, çalışmanın içerisinde donanmaların Kartaca ve Roma yönetim stratejilerindeki rolü detaylı bir biçimde irdelenirken her iki tarafın gemiciliği­nin gelişim evreleri de sorgulanabilmektedir. Bu kapsamı özelinde inceleme altına alınan çalışma, MÖ IV. yüzyıldan MÖ 146 yılına kadar uzanan süreçte Roma ve Kartaca’nın denizlerdeki rekabetine ışık tutmakta ve bu doğrultuda uzun soluklu bilimsel araştırmalara kaynak sunmuş olan Roma-Kartaca mücadelelerine farklı bir bakış açısı kazandırmaktadır. Diğer yandan, sırasıyla Kartaca, Rhodos, Korinthos, Makedonya ve Seleukos gibi döneminin baskın güçlerinin donanmalarını saf dışı bırakarak Doğu ve Batı Akdeniz’in tek hâkimi konumuna erişen Roma’nın denizlerdeki egemenliğinin kronolojik bir perspektif içinde okuyucunun bilgisine sunulması çalışmaya önem kazandıran diğer bir etmendir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: left;"><strong>Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, Akdeniz Eskiçağ Araştırmaları Anabilim Dalı</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Erkan KURUL (Arş. Gör.) </strong><br />
<strong>erkankurul@akdeniz.edu.tr</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">E. Kurul, <em>Rome Versus Carthage: The War at Sea. </em>Yazar: C. Steinby. <em>Libri</em> II (2016) 89-94. DOI: 10.20480/lbr.2016006</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/006" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/006</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu&#8217;da Hellenistik Bir Başkent Pergamon</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 17:25:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/2015-en/trans-2015/005</guid>

					<description><![CDATA[F. PIRSON &#38; A. SCHOLL (Eds.), Anadolu&#8217;da Hellenistik Bir Başkent Pergamon. İstanbul 2014. Yapı Kredi Yayınları, 552 sayfa (163 resim, 89 çizim ve 5 harita ile birlikte). ISBN: 9789750831003 Editörlüğü Felix Pirson ve Andreas Scholl tarafından üstlenilen, ayrıca Giriş (12-15) bölümü de yine editörlerince kaleme alınan bu eser W. Radt&#8217;ın 2002 yılında Türkçe yayınlanan Pergamon adlı ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/02/lbr.2016005.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1576_lbr.2016005-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;">Anadolu&#8217;da Hellenistik Bir Başkent Pergamon</h2>
<h3>Felix PIRSON &amp; Andreas SCHOLL</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9789750831003<br />
<strong>Page:</strong> 552<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2014<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher:</strong> Yapı Kredi Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 81-88</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016005<br />
<strong>Received Date</strong>: 25.01.2016 | <strong>Acceptance Date</strong>: 12.03.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 14.03.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_dca07549f5d5d15921b002c08b4b3f55" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016005.pdf" target="_blank">Get PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016005.pdf" target="_blank">View PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>F. PIRSON &amp; A. SCHOLL (Eds.), <em>Anadolu&#8217;da Hellenistik Bir Başkent Pergamon.</em> İstanbul 2014. Yapı Kredi Yayınları, 552 sayfa (163 resim, 89 çizim ve 5 harita ile birlikte). ISBN: 9789750831003</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Editörlüğü Felix Pirson ve Andreas Scholl tarafından üstlenilen, ayrıca <em>Giriş</em> (12-15) bölümü de yine editörlerince kaleme alınan bu eser W. Radt&#8217;ın 2002 yılında Türkçe yayınlanan <em>Pergamon</em> adlı kitabının devamı niteliğini taşımaktadır. 2011/12 yıllarında Berlin&#8217;de düzenlenen “Pergamon: Bir Antik Dönem Metropolünün Panoraması” isimli serginin kataloğunda kentle ilgili son dönem çalışmalara yer verilmiştir. Akabinde, krallık başkenti olan Pergamon&#8217;un, halkı ve tanrılarıyla birlikte bir yaşam alanı şeklinde sunulması istemiyle yeni makaleler kaleme alınarak çalışma zenginleştirilmiş ve uluslararası okuyucu kitlesine ulaşacak şekilde Türkçe ve İngilizce olarak iki dilde hazırlanmıştır. Ayrıca eserin başında <em>Pergamon &#8211; Antik Metropolis Panoraması</em> isimli dört sayfalık bir rekonstrüksiyon çalışması da yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">26 yazarın katkıda bulunduğu toplam 30 adet bildiri, <em>Araştırma ve Koruma</em> (19-105), <em>Tarih ve Çevre </em>(106-187), <em>Kent Gelişimi, Şehircilik ve Mimari</em> (188-261), <em>İnsanların Yaşam Alanları </em>(262-379) ve son olarak da <em>Tanrıların Mekânları</em> (380-551) başlıklı 5 ana bölümde okuyucuya sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Araştırma ve Koruma</em> isimli birinci bölümde beş adet bildiri yer almaktadır: İlk bildiri U. Kästner’in <em>“O kadar yüce ve muhteşem bir eser ki&#8230; Dünyaya bir kez daha bahşedilmiş gibi” </em>(C. Humann 1880)<em> &#8211; 1900 Yılına Kadar Pergamon Kazılarının Tarihçesi</em> (20-35) başlığını taşımaktadır. Bildiride kazıların başlangıç dönemi öncesinde bölgeye gelenler ve Carl Humann&#8217;ın izlenimlerine yer verilmektedir. Bu kapsamda, 1878 yılı Ağustos ayında Osmanlı Devleti Maarif Nazırı Mehmet Tahir Münif Paşa’nın Alman Konsolosu F. A. Tettenborn’a verdiği kazı izniyle başlayan C. Humann’ın çalışmalarına ve de 1884 yılından itibaren araştırmaların disiplinlerarası bir projeye dönüşmesine değinilmektedir. İki yıl sonra su sistemlerinin incelenmeye başlanmasıyla çevrenin etüt edilmesi günümüzde gerçekleştirilen kent çevrelerinin araştırılmasına öncülük ettiği anlatıl­mak­tadır. Bildirinin son bölümü ise eserlerin paylaşımı ve Berlin’e taşınmasına ayrılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Wolfgang Radt&#8217;ın kaleminden çıkan <em>“Artık eğlence ve oyun bitti!” </em>(A. Conze 1904)<em> &#8211; 20. Yüzyıl­daki Pergamon Kazıları </em>(38-47) isimli diğer bildirinin giriş bölümünde, Pergamon kazılarının başlangıcından itibaren kazı ekibine bilimsel danışmanlık yapan, aynı zamanda Alman Arkeoloji Enstitüsü Berlin Şubesi’nin başına getirilen ve de “<em>Pro Pergamo</em>” sloganını ilk kez kullanan A. Conze&#8217;nin uğraşları sonucu Alman Arkeoloji Enstitüsü Atina Şubesi Müdürü Wilhelm Dörpfeld&#8217;in 1900 yılında Pergamon kazı başkanlığını üstlenmesine değinilir. Devamında bu tarihte “Müze Kazıları” olmaktan çıkıp bilimsel araştırmalara dönüşen çalışmaların tarihçesine yer verilmekte ve 2005 yılından bu yana kazıları sürdüren Felix Pirson&#8217;un programının amacına değinilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kazı başkanı Felix Pirson tarafından <em>Kent ve Çevresi: Gelenek ve Yenilik Arasında Pergamon Araştırmaları </em>(50-63) adıyla sunulan bildiride kültür tarihi tartışmalarının temel dayanaklarını oluşturan kentsel sistemin işleyişi, kenti çevreleyen mahalleler, yakın çevre ve bunlarla ilgili mekânlara ait verilerin birbirleriyle bağlantıları ve Pergamon kazılarında geliştirilen modüler belgeleme sistemi iDAIfield ele alınmaktadır. Teknolojik gelişmelerden yararlanarak birbirinden bağımsız, farklı bölgelerden elde edilen verilerin birleştirilerek değerlendirilmesi sonucunda kentin sosyal, ekonomik ve politik yapısını yansıtan kentsel yaşam alanları ve maddi kültür kalın­tıları irdelenmektedir. Üstlendikleri Pergamon misyonunun bilincinde olarak yeni kazı- araştırma teknikleri uygulanarak geleceğe yönelik perspektifler sunulmaktadır<em>.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Andreas Scholl, <em>Pergamon, Bir Antik Dönem Metropolünün Panoraması Berlin&#8217;deki Perga­mon Araştırmalarının Kaynaştırıcı Etkeni ve Vitrini Olarak Pergamon Sergisi</em> (66-77) isimli bildiri­sinde serginin hazırlanması sürecinde izlenen yol, sergi konsepti, salonun hazırlanması gibi konuların yanında bu süreç içerisinde düzenlenen ve en önemli bilimsel aktivite olarak değerlendirdiği “Hellenistik sanatın merkezi olarak Pergamon &#8211; önemi, kendine özgü yanları ve etkileri” adlı sempozyum ve serginin uluslararası medyada gördüğü ilgiden bahsetmektedir. Yine 2016 yılında New York <em>Metropolitan Museum of Art</em>&#8216;ta, içerisinde Berlin&#8217;deki Antik Eserler Kolleksiyonu&#8217;nun da yer alacağı “Pergamon and the Hellenistic Kingdom” adıyla bir sergi açılması planlandığı bildiride belirtilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Martin Bachmann&#8217;ın sunduğu <em>Ortaya Çıkarmak ve Korumak: Pergamon’da 130 Yıllık Resto­rasyon Tarihçesi</em> (80-101) isimli bildiride 19. yüzyıl sonlarında Almanya&#8217;daki anıt koruma teorilerinin hayata geçirilerek zaman içerisinde geliştirilip zenginleştirilmesi ve bunun sonucunda da Pergamon&#8217;a özgü bir restorasyon geleneğinin oluşturulması ele alınmaktadır. Bu bağlamda kentte kazıların başlangıcından serginin yapıldığı 2012 yılına kadarki restorasyon çalışmaları, İlk Restorasyonlar, Traianeum&#8217;daki Kısmi Anastilosis Çalışmaları, Z Binası&#8217;ndaki Mozaikleri Koruma Çatısı, Kızıl Avlu&#8217;daki Restorasyon Çalışmaları ve de Gymnasionun Konservasyonu başlıkları altında okuyucunun bilgisine sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tarih ve Çevre</em> isimli bölümde dört adet bildiri yer almaktadır:<em> Tarih Öncesi Dönemde Perga­mon ve Bakırçay </em>(Kaikos)<em> Ovası</em> (106-119) isimli bildirinin giriş bölümünde Barbara Horejs çalışı­lan alanın sınırlarını verdikten sonra bu alanda gerçekleştirilen araştırmalarda bölgenin tarih öncesi dönemlerdeki önemi ve gelişimine ayrılan çalışmaların azlığına değinerek çalışmalarını bu şekilde yönlendirdiklerinden bahsetmiştir. İzleyen bölümde öncüllerinin yürüttüğü eski araş­tırmalar ve bulgulardan bahseden Horejs ardından Pergamon&#8217;un yakın çevresinin Prehistorya­sına dair güncel araştırmaları ve sonuçları, Tarih Öncesi Yerleşimlerin Konumu ve Genişlemesi, Hammade Kaynakları ve Bağlantı Noktaları, Bakırçay Ovası&#8217;ndaki En Eski İzler, Geç Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı (MÖ IV-III. binyıllar) ve son olarak da Orta ve Geç Tunç Çağı (II. binyıl) başlıkları altında okuyucuya sunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hans-Joachim Gehrke <em>Bir Antik Dönem Metropolünün Tarihçesi </em>(122-141) isimli bildirisinin giriş bölümünde, iskânın Arkaik Dönem&#8217;de başladığı ve MÖ VI. yüzyılda etrafı surla çevrilerek kale yerleşmesine dönüştüğü “Pergamon Tepesi” ile çevresini ve bu bölgedeki etnik grupları tanımlamakta, Hellenlerle yaşanan kültürel yakınlaşma ve sonuçlarını irdelemektedir. Küçük Kale yerleşiminin antik dönemin en önemli merkezlerinden biri oluş sürecinde Philetairos&#8217;un en önemli role sahip olmasını sebepleriyle açıkladıktan sonra ardıllarının uyum ve becerilerini sıralamakta, krallığın çok uzun ömürlü olmasının sebebi olarak da Attalos Hanedanı&#8217;nın göster­diği dayanışmaya vurgu yapmaktadır. Bildiride kentin tarihçesi, politik tutumu, savaşlar, Roma ile ilişkiler ve bayındırlık çalışmalarının yanı sıra Doğu Roma Dönemi&#8217;nde Arapların istilalarıyla yer­leşimin küçülmeye başlaması ve Osmanlı egemenliğine geçişine yer verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Pirson ve M. Zimmermann&#8217;ın ortak kaleme aldıkları <em>Pergamon ve Çevresi: Ekonomik Kaynaklar, Taşra Yerleşmeleri ve Siyasi Gücün Temsili</em> (144-161) başlıklı bildiride kentin çevre­sinde yapılan çalışmaların önemine vurgu yapılmakta, elde edilen verilerin sosyo-ekonomi, tarih ve demografi araştırmalarına sağladığı devrimsel katkılar belirtilmektedir. Ayrıca yaklaşık yüz yıllık bir aradan sonra 2006 yılında yeniden başlanan sistemli yakın çevre araştırmalarının sonuçları paylaşılmaktadır. Araştırmacılar bu çalışmaların temel hedeflerinin Pergamon&#8217;un Pre­his­torik çağlardan Doğu Roma Dönemi&#8217;ne kadar olan evrelerinin rekonstrüksiyonunu yapmak olduğunu ifade etmektedirler. Bakırçay Ovası, Kent ve Çevresi ve son olarak da Pergamon ve Komşu Kentler: Elaia ve Atarneus başlıklı bölümlerdeyse, yapılan çalışmalar sonucunda elde ettikleri gözlemleri okuyucuyla paylaşmaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bizans Dönemi&#8217;nde Pergamon </em>(164-183) başlığında Thomas Otten, ilgili dönemde kent hakkındaki bilgilerin kısıtlı olduğu ve Doğu Roma yerleşkesine dönüşme sürecinde yaşanan Karanlık Çağ’ın hemen öncesindeki evreleri (MS III-IV. yüzyıllar), 1970&#8217;lerde başlayıp 1990&#8217;lara değin devam eden süreç içerisindeki kazılarda bulunan resmi ve diğer önemli yapıların analizle­rini yaparak değerlendirmektedir. Elde edilen veriler; Geç Antik ve Erken Bizans Dönemleri, Geç Roma İmparatorluk Dönemi Kalesi, Erken Bizans Dönemi Kiliseleri, Erken Bizans Kalesi, Erken Bizans Dönemi Yerleşmesi, Erken Bizans Döneminde Asklepieion, Erken Bizans Dönemi Mezar­ları, Orta Bizans Dönemi (IX. yüzyıl sonu ile XI. yüzyıl sonu arası), Traianeum&#8217;daki Mezarlar, Geç Bizans Dönemi (XII. yüzyıl-XIII. yüzyılın sonu), Geç Bizans Surları, Geç Bizans Dönemi Yerleşmesi, Geç Bizans Dönemi Kiliseleri ve Mezarlıkları ile son olarak Kalenin Türkler Tarafından Ele Geçiril­mesi başlıkları altında sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kent Gelişimi, Şehircilik ve Mimari </em>isimli bölümde beş adet bildiri yer almaktadır:<em> Antik Pergamon Kentinin Konumu ve Gelişimi </em>(188-205) isimli bildiride kentin farklı evreleri ve geçirdiği değişimler Wolfgang Radt tarafından Antik Pergamon Kentinin Sur Duvarları, Pergamon&#8217;un Erken Dönemleri (yaklaşık MÖ 200 ile MÖ 300 arası), Philetairos Dönemi (MÖ III. yüzyılın birinci yarısı), I. Attalos Dönemi (MÖ III. yüzyılın ikinci yarısı), II. Eumenes ve II. Attalos Dönemleri (MÖ II. yüzyılın ilk yarısı), Pergamon&#8217;da Roma İmparatorluk Dönemi (MÖ 133 &#8211; MS III. yüzyıl) ve Geç Roma ve Erken Bizans Dönemi (MS III. yüzyıl sonu &#8211; VII. yüzyıl) başlıkları altında değerlendiril­mektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Pirson&#8217;un <em>Hellenistik Dönem Pergamonu&#8217;nda Kentsel Alan ve Şehircilik</em> (208-225) isimli bildirisinde MÖ II. yüzyılda kent mimarisinin topografya ile tamamlanan uyum süreci ve Perga­mon şehirciliği sırasıyla Kentsel Alandaki Hiyerarşi, Kentsel Alanda İşlevsel ve Sosyal Ayrım, Kent Alanının Bölümlere Ayrılması ve Hellenistik Dönem&#8217;deki Geniş Kapsamlı Kentsel Dönüşüm ve Genişleme başlıkları altında ele alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bachmann&#8217;ın<em> Pergamon Mimarisi ve Yapı Teknikleri </em>(228-243) başlığının ilk bölümünde Pergamon Tepesi’ndeki mevcut doğal alanın niteliklerine odaklanılmaktadır. Diğer yandan, ken­tin çarpıcı ve çetin topografyasıyla nasıl başa çıkıldığı üzerinde de durulmakta ve geliştirilen teknik buluş ve çözümlerin Pergamon&#8217;a özgü bir yapı sanatının oluşturulmasındaki etkileri vurgu­lan­maktadır. Söz konusu yapı sanatının özgün teknik özellikleri ise ikinci bölümün konusunu oluşturmaktadır. Yazar bildirisini Mimarinin Üstesinden Gelmek Zorunda Kaldığı Doğal Arazi Yapısı, Pergamon Yapı Teknikleri ve Organizasyonu, Kentin Yapılarındaki Pergamon&#8217;a Özgü Yanlar ve Pergamon Mimarisinin Siyasi Mesajı başlıkları altında okuyucuya sunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Henning Fahlbusch&#8217;un kaleme aldığı <em>Antik Pergamon&#8217;da Su Temini </em>(246-257) bildirisinin ko­nusunu Pergamon Kenti’nin su sistemlerinin gelişimi ve genel özellikleri oluşturmaktadır. Fahlbusch konuyu Su Kaynakları ve Sarnıçlar, Hellenistik Dönem Su Yolları ve Roma İmparatorluk Dönemi Su Kanalları adlı başlıklar altında incelemekte ve küçük bir kale yerleşiminden önemli bir krallığa başkentlik yapacak kadar büyük bir kente dönüşen Pergamon&#8217;da kent sakinlerine suyun sağlanma yöntemlerini ortaya koymaktadır. Bildirinin 255. sayfasında yer alan bölümünde önemli bir çeviri hatası bulunmaktadır. İngilizce metinde yer alan “<em>precious lead</em>” deyimi Türkçe metinde “<em>değerli bakırlar</em>” olarak geçmektedir. Söz konusu döneme ait suyollarında bakır kullanılmadığı bilindiğinden ileride olması muhtemel yanlış kullanım ve anlamaların önüne geçmek için gelecek baskılarda bu çevirinin doğru olan “değerli kurşun” şeklinde düzeltilmesi uy­gun olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İnsanların Yaşam Alanları</em> isimli bölümde yedi adet bildiri yer almaktadır: Helmut Müller’in <em>Bir Kent Olarak Pergamon: Kurumlar, Görevliler ve Halk </em>(262-273) bildirisinin giriş bölümünde “Pergamon Kronikleri” olarak tanınan ve kent tarihçesini içeren bir metin esas alınarak Perga­mon&#8217;un Pers Hükümdarlığı altında olmasına rağmen, bir polis olarak MÖ IV. yüzyılın ilk yarısında karşımıza çıktığını belirtmektedir. Devamında aynı metinde Arkhias isimli bir kişinin <em>prytanis</em> olarak görev yaptığını ve bu memuriyetteki ilk kişi olduğunu, söz konusu memuriyetteki şahısla­rın yazılı kaynakların artık bir bilgi vermediği Geç Roma İmparatorluk Dönemi&#8217;ne kadar görevli oldukları yılları kendi adlarıyla kaydettiklerini de ilave eder. Bildiride kentteki kurumlar (<em>strate­gos</em>’lar, <em>gymnasiarkhos</em>’lar, <em>astynomos</em>’lar vb.), görevliler ve vatandaşlık hakkı gibi konular da ele alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Basileia: Pergamon Sarayları&#8217;nın Bulunduğu Alan</em> (276-285) başlığında Torsten Zimmer, Pergamon Akropolis’inde yapılan kazılarda arkeologlarca farklı kullanım amaçları olmasına rağmen Attalos Sarayları olarak adlandırılan yapılardan ve kazı tarihçelerinden bahseder. Yazar <em>basileia</em> (kraliyet yapıları) adlı bu mahallenin kentin diğer kısımlarından bir sur duvarıyla ayrıldığını ve “<em>saraylar</em>” adlandırmasının değiştirilmesi gerektiğini nedenleriyle açıklamaktadır. Akropolis’te bulunan yapı gruplarının işlevlerini ve evrelerini yorumladıktan sonra buranın <em>basileia</em> olarak bir bütün halinde düşünülmesi gerektiğini belirtir.</p>
<p style="text-align: justify;">Martin Maischberger&#8217;in <em>Tiyatro Kompleksi ve Dionysos Tapınağı</em> (288-299) bildirisinin konusu kral II. Eumenes Dönemi’nde (MÖ 197-159) Pergamon Akropolis’inin batı yamacına tek bir yapı kompleksi olarak planlanan tiyatro ve tapınak yapısıdır. Yazar bildiride tiyatro elemanlarının, tapınağın ve terasta yer alan Nişli Yapı’nın tarihlendirilmesine yer vermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mimarisi, İşlevi ve Heykelleriyle Gymansion</em> (302-317) adlı bildiri Marianne Mathys, Verena Stappmanns ve Ralf von den Hoff&#8217; tarafından hazırlanmıştır. Giriş bölümünde <em>gymnasion</em> kısımlarının tanımı, tarihsel ve mimari açıdan gelişimi ve işlevleri hakkında genel bir bilgi sunul­maktadır. Pergamon Gymanasion&#8217;unun Mimarisi ve Kullanım Tarihçesi ile Gymnasion’da Gençle­rin Örnek Alması Gereken Şahsiyetler başlıkları altında iki farklı bölüm ile devam etmektedir. Gymnasion içerisinde bulunan tanrı heykelleri ve onların temsil ettikleri değerler üzerinde durulmaktadır. Örnek alınması istenen krallar ve kahramanlara ait olanların yanında hayırsever zenginlere ait çok sayıda onurlandırma heykellerinin de MÖ II. yüzyılın sonundan itibaren <em>gym­nasion</em> içerisinde yer bulduğundan bahsetmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Pergamon Agoraları</em> (320-333) başlığında Marianne Mathys daha önce yayınladığı bir makalesinin yeniden gözden geçirilip kısaltılmış versiyonu olan ve Giriş, Aşağı Agora, Yukarı Agora, Sivil Bir Temsil Olarak Pergamon Agoraları ve Sonuç başlıkları altında ele aldığı bildirisinin ilk bölümünde Pergamon&#8217;un sivil kurumları ile Hellenistik bir krallığın yan yana, hatta iç içe neredeyse tek örnek olduğunu belirtip ardından bu iç içe geçişin emarelerinin kendini kent mekânın­da ne şekillerde belli ettiği sorusuna odaklanmaktadır. Agora’ları sivil yaşamın bir göstergesi olarak ele almadan önce kent mekanları bağlamında değerlendirmeye gidip kent bağ­lamı, yapıların mimari tasarımı ile kullanım türü ve kullanıcılar açısından kıyaslama yaparak arala­rındaki farklılık ve benzerlikleri ortaya koymaktadır. Sonuç bölümünde ise gözlemlerini değer­lendirmekte, her iki agora’daki arkeolojik bulgular ve epigrafik kalıntıların birbirlerinden çok farklı olması nedeniyle sivil yaşamdaki değişiklikleri tam anlamıyla tespit etmenin mümkün olma­dığını ifade etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Antik Pergamon Evlerinde Yaşam</em> (336-351) isimli bildiride Ulrike Wulf-Rheidt, kent alanının dik yamaçlarda yer alması nedeniyle Pergamon evlerinin kendine özgü bir plan içerisinde düzen­len­diğinden bahseder. Burada yazar, Avlulu Evlerden Peristilli Geniş Evlere &#8211; Pergamon Konut Mimarisinin Gelişimi, Çok Odaya Sahip Olma Lüksü ve de Zengin Fakir Yan Yana &#8211; Philetairos Kenti Sınırları İçinde Tipik Bir Mahalle başlıkları altındaki çalışmalarını okuyucuyla buluşturmakta­dır. Yazara göre 1878 yılından beri süre gelen kazılar sonucunda MÖ III. yüzyıl ile MS III. yüzyıl arasına tarihlenen çok sayıda ev kalıntısının ortaya çıkarılması Pergamon evlerinin mimari geli­şiminin izlenebilmesine imkân sağlamaktadır. Ancak kent için refah dolu bir dönem olan MS II. ve III. yüzyılda aşağı kentte inşa edilen konutların Bergama&#8217;nın altında kalması nedeniyle nasıl göründüğü bilinmemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Pergamon Nekropolleri</em> (354-375) bildirisinde Ute Kelp, mezarların donanımının, farklı mezar tiplerinin, süslemelerinin ve ölüler için bırakılan hediyelerin antikçağın öteki dünya anlayışına doğrudan bakmamızı sağladığı görüşünü Giriş bölümünde belirtilmektedir. Devamında ise Perga­mon Nekropollerini Hellenistik Dönem Nekropolleri, Mezar Anıtları ve Roma ve Bizans Dönemi Nekropolleri başlıkları altında ele alıp değerlendirmektedir. Bildirinin son kısmında tüm çağlar boyunca yörede yaşayan insanların mezarlarına yaşamlarını yansıttığı, özellikle Hellenistik ve Roma İmparatorluk dönemlerinde aileye bağlılıklarından ve memleket için her türlü fedakârlık gibi erdemlerin kahramanlaştırılarak yüceltilmesinden bahsetmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin içerisinde çokça yer tutan<em> Tanrıların Mekânları</em> isimli bölümde on adet bildiri yer almaktadır: <em>Pergamon&#8217;da Tanrılar ve Kutsal Alanlar </em>adlı (380-401) bildiride Soi Agelidis, çok sa­yıda kutsal alanla donatılan Pergamon&#8217;da bu alanların insanlar için gerçekte neler ifade ettiğini ve ne tür ritüellerin gerçekleştirildiğini ele almaktadır. Pergamon&#8217;da dini yaşamın sadece bir kıs­mını kapsayan ve tapınım gören tanrı ve tanrıçalardan bazıları olan Apollon, Zeus, Kentin Tanrı­çası: Athena, Asklepios, Kybele/Meter &#8211; Ana Tanrıça, Demeter ve Kore, Hera, Dionysos ve Mısır Tanrıları başlıkları altında incelenip genel hatlarıyla okuyucunun bilgisine sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Holger Schwarzer&#8217;in <em>Attaloslar ve Hükümdar Kültü </em>(404-419) bildirisinin giriş kısmında Büyük İskender&#8217;in kurduğu imparatorluğun dağılması sonrası Antigonos’lar, Seleukos’lar ve Ptolema­ios’lar hanedanlıkları tarafından kurulan yeni monarşilerin siyasi alanda duydukları meşru zemi­nin oluşması için hükümdar kültünden yararlandıklarından bahsetmektedir. O güne değin bilinen tek hükümdar kültü tanrılaştırılmış Büyük İskender kültüdür. Attalos’ların hanedanlık kültünü Helle­nistik Dönem’deki diğer monarşilerde görülen kültlerden ayıran özellikleri sıralar, Helle­nizm&#8217;den Roma İmparatorluk Dönemi’ne geçişte Pergamon metropolis’indeki dini yaşamda değişiklikler olduğunu, bununla birlikte hükümdar kültünün hiçbir zaman Roma imparatorluk kültüne rakip görülmediğini vurgular.</p>
<p style="text-align: justify;">Güler Ateş&#8217;in <em>Pergamon&#8217;da Doğa ve Kült: Ana Tanrıça İnancı ve Doğal Kutsal Alanlar</em> (422-435) başlıklı makalesi Pergamon&#8217;da tapınım gören tanrılardan Ana Tanrıça Kybele inancını konu edinmektedir. Tanrıçanın kutsal alanının mimari yapılara dönüştürülmeden önce bulunduğu doğal ortamların tanımını verdikten sonra Pergamon ve çevresindeki çok sayıda doğal-mimari kutsal alan bulunduğunu belirtir. Buna ek olarak konuyu Kentin Yakın Çevresindeki Coğrafyanın Meter Kutsal Alanları ile İşaretlenmesi ve de Tanrısal Doğa Kent Sınırları İçinde: Pergamon&#8217;un Doğu Yamacındaki Doğal Kutsal Alanlar başlıkları olarak iki farklı başlık altında ele almaktadır. Bildirinin sonuç bölümünde kutsal alanların birbirleriyle görsel ilişki içerisinde bulundukları ve bunun ana tanrıça kutsal alanlarının başlıca kriterlerinden biri olup bağımsız birer alan olmalarından ziyade bir bütünün, dini bir coğrafyanın parçaları olduğu belirtilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Athena Kutsal Alanı </em>(438-453) başlığı altında Volker Kästner günümüzde Athena Kutsal Alanına ait kalıntıların azlığı nedeniyle buranın ziyaretçilerin algılarında şekillenmesinin nere­deyse imkânsız olduğunu vurgular. Roma İmparatorluk Dönemi&#8217;ne kadar kentin en saygın kült yeri olarak kalan Athena Kutsal Alanı&#8217;na ait mimari blokları ve yazıtları sonradan devşirme malzeme olarak kullanıldıkları yerlerle birlikte değerlendirip kutsal alanın arkeolojik açıdan saptanabilen farklı evrelerini rekonstrüksiyon çizimlerle okuyucuya sunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sunak Terası</em> (456-477) başlığında Pergamon&#8217;un Hellenistik bir krallık başkentine yaraşır ihti­şamına ulaştığı zamanın Kral II. Eumenes dönemi olduğu belirtilerek giriş yapılır. Çalışmasında Volker Kästner sunak terasını ele almakta ve Sunağın Yapılış Tarihi, Sunak Terasının Oluşturul­ması ve ayrıca da Pergamon Sunağı&#8217;nın Mimarisi ve Gigantomakhia Sahneli Büyük Friz gibi başlıklar altında sunak hakkında farklı konulardaki verileri okuyucuyla buluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Pergamon Sunağı &#8211; Homeros&#8217;tan İlham Alan Bir Zeus Sarayı mı?</em> (480-489) başlıklı incelemeyi Andreas Scholl 2009 yılında yayınladığı bir makaleyi yeniden kaleme alarak oluşturmuştur. Giriş bölümünde yazar, 1906 yılında anıtın mimarisi konusunda yayımlanan çalışma dışında bugüne kadar yapılan tüm bilimsel araştırmaların, anıt kabartmalarının yorumlanmasına yönelik oldu­ğunu belirttiği yazısında anıtın etkileyici görselliğini sağlayan mimari tasarımı ile kabartmalar ve heykeller arasındaki uyumlu ilişki üzerine yoğunlaşmıştır. Scholl sunağı, İon Sunak Geleneği ve Pergamon Sunağı: Ortak Yönler ve Farklar, Sunağın İki Kanadı ve Yunan Stoa Mimarisi, Pergamon Sunağı ve Homeros ve Büyük Friz&#8217;in Merdiven Kenarlarındaki İki Köşesi: Dramatik Anlatımın Zirvesi başlıkları altında değerlendirmektedir. Ayrıca Pergamon Sunağı&#8217;nın kendi türünde tek ve benzersiz bir anıt olduğunu belirterek bilimsel çalışmalarda bu sunağın bilinen diğer sunaklarla karşılaştırılmasının daha uygun olacağını ifade etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Jürgen W. Riethmüller&#8217;un kaleme aldığı <em>Pergamon Asklepieionu</em> (492-505) yazısında Erken Hellenistik Dönem&#8217;de, kent dışında ve bol su kaynaklarının bulunduğu bir vadide kurulan Perga­mon Asklepieion&#8217;u içerisinde bulunan Asklepios Soter&#8217;in (Kurtarıcı Asklepios) sağlık kültünü ele almaktadır. Bu bağlamda; Erken Hellenistik Dönem&#8217;de Asklepieion, Kaya Üzerindeki Tapınak ve de Kutsal Alan&#8217;ın Yapımının Tamamlandığı Olgun ve Geç Hellenistik Dönem&#8217;deki En Görkemli Evresi ve Roma İmparatorluk Dönemi&#8217;nde Asklepieion başlıkları altında söz konusu kült mercek altına alınmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Klaus Nohlen&#8217;in <em>İmparatorluk Kültüne Adanmış Bir Tapınak: Pergamon Traianeumu</em> (508-521) başlıklı bildirisi, çalışmaların ikinci yılı olan 1879&#8217;un Ekim ayında kazılarına başlanan Pergamon Traianeum&#8217;unun 20. yüzyılın son çeyreğinde, yapının ayağa kaldırılması kapsamında gerçekleştirilen incelemelerinin sonuçlarına odaklanmaktadır. Bildiri kapsamında Araştırmanın Tarihçesi, Tapınağın Konumu ve Mimarisi, Gelenekçilik ve “Modern” Anlayışı Bağdaştıran Övgüye Değer Bir Yapı ve Anastilosis &#8211; Traianeum&#8217;un Yeniden Ayağa Kaldırılması başlıkları altında yapılan tüm çalışmaların sonuçları sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ulriche Mania&#8217;nın <em>Kızıl Avlu &#8211; Pergamon Pantheonu mu?</em> (524-541) başlığıyla sunduğu bildiri “Pergamenische Forschungen” serisinde 2011 yılında yayımlanan “Die Rote Halle in Pergamon. Aus­stattung und Funktion” kitabından alıntı olup bazı eklemeler yapılarak yeniden düzenlenmiş­tir.</p>
<p style="text-align: justify;">Pergamon kent tepesinin aşağısında, Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemi kentlerinin kesiştiği yerde bulunan 270 m uzunluğundaki yapı kompleksini konu almaktadır. Giriş bölümünde burayla ilgili detaylı incelemelerin yapının Bergama&#8217;ya gelen ilk araştırmacı gezginlerin ilgisini çekmesine rağmen 1906-1909 yıllarında başladığı belirtilmektedir. Mania, Hadrianus Dönemi sonlarında tamamlandığını düşündüğü yapının tarihlendirilmesinde kullanılan en önemli verilerin mimari süslemeler olduğunu, yapının inşa tarihinin saptanmasının ise tesisin yapılış amacının anlaşılması ve doğru yorumlanmasında bir yol gösterici olduğunu dile getirmektedir. Ayrıca bildiri içerisinde avlunun kenarında bulunan Mısır kökenli destek figürleri konusuna da açıklık getirilmektedir. Bildirinin sonuç bölümünde Hadrianus’un Atina&#8217;yı Panhellenion&#8217;un merkezi olarak tanıdığı, buradaki birliğe Küçük Asya kentlerinden Smyrna, Ephesos ve Pergamon&#8217;un dâhil olmadıkları ve bu nedenle de İmparator&#8217;un bir Ionia Birliği&#8217;nin oluşması için çaba sarfettiğinin tahmin edildiği ifade edilmektedir. Böylelikle Kızıl Avlu yapı kompleksi farklı kültürlerin ve tanrıların bir araya getirildiği bir oluşumun merkezi olarak düşünülmekte, en azından böyle bir çabanın ürünü olduğu belirtilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Şeytanın Tahtının Bulunduğu Yer” &#8211; Pergamon&#8217;da İlk Hıristiyanlar </em>(544-551) isimli son derleme Ralf Grüssinger tarafından hazırlanmıştır. Bu bölüm içerisindeki bir pasajda, kendisini “Yuhanna&#8217;nın Hizmetkârı” olarak tanıtan ve ismi bilinmeyen bir yazar, kitabında Asya Eyale­ti&#8217;ndeki yedi Hıristiyan cemaatine hitaben verilen yedi kutsal mesajı aktarmaktadır. Bu cema­atlerden biri de Pergamon&#8217;da yaşamaktadır. Kitapta Aziz Yuhanna Pergamon&#8217;daki Hıristiyanlara aktarmak üzere İsa&#8217;nın kendisine Patmos Adası&#8217;nda verdiği mesajı yine İsa&#8217;nın emriyle ilettiğini belirtmektedir. Grüssinger, Pergamon&#8217;daki ilk Hıristiyanları incelerken Asklepios Soter (Kurtarıcı) kültüne de değinmektedir. Mitolojiye göre tanrı Apollon&#8217;un oğlu olan Asklepios ölümlüdür ve öldükten sonra tekrar dirilecektir. Bu özelliğinden dolayı Hıristiyan cemaatin Pergamon&#8217;da yayıl­maya başladığı dönemde Asklepios kendisine inananların gözünde insanlığın kurtarıcısı bir me­sihtir ve Hellen-Roma dini inancına beklenmedik bir canlılık yaşatmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca R. Grüssinger bildirisinde Pergamon&#8217;da hâlihazırda bulunan Musevi cemaatinin Hıris­tiyanlığın kentte yayılmasını kolaylaştırdığını bahsetmektedir. Kentteki ilk Hıristiyanlar hakkında bilgi sağlanabilecek kalıntıların azlığının yer aldığına da değinerek Geç Antik/Erken Doğu Roma dönemlerinden sadece üç kilise yapısı bilindiğini belirtmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç olarak bu eseri, W. Radt tarafından hazırlanan ve Anadolu&#8217;da kazısı yapılan kentler hakkında yayınlanan kitaplar arasında en iyisi olarak kabul edilen “<em>Pergamon, Antik Bir Kentin Tarihi ve Yapıları</em>” adlı eserin içerik ve kalite olarak devamı şeklinde nitelendirmek abartılı bir tanımlama olmasa gerektir. Anadolu Uygarlık Tarihi&#8217;nin önemli basamaklarından birisi olup Antikçağın başlıca kentleri içerisinde yer alan Pergamon, arkeoloji dünyası için çok büyük bir değere sahiptir. Anadolu&#8217;nun en önemli Hellenistik başkentlerinden biri hakkında yazılan bu eser, içerisinde bulunan bildirilerin yayınsal değeri ve kazı araştırmalarının irdelenip sonuç­landırılarak arşivlenmesi bakımından ele alındığında, Pergamon&#8217;un araştırma birikimine önemli bir katkı sunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>Université de Sorbonne</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Mehmet KÜRKÇÜ (Dr) </strong><br />
<strong>mhmtkurkcu@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">M. Kürkçü, <em>Anadolu&#8217;da Hellenistik Bir Başkent Pergamon</em>. Eds: F. Pirson – A. Scholl. <em>Libri</em> II (2016) 81-88. DOI: 10.20480/lbr.2016005</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/005" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/005</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antik Yunan</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/003</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2016 21:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/?p=1501</guid>

					<description><![CDATA[N. RODGERS, Antik Yunan: Arkeoloji, Sanat ve Tarih Tutkunları için 1000 Fotoğraf Eşliğinde Kapsamlı Bir Araştırma. İstanbul 2015, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 512 sayfa (1000 fotoğraf ile). Çev.: Ülkü Evrim UYSAL. ISBN: 97860533230501 Hellen antikitesi, batı kültürünün temeli olarak değerlendirilmektedir. Antikçağda Hellenlerin yarattığı uygarlığın unsurları, birçok konuda ilkleri temsil etmektedir. Demokrasi, oligarşi, ma­tematik, felsefe, ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/02/lbr.2016003kapak.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1408_lbr.2016003kapak-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2 style="text-align: left;">Antik Yunan: Arkeoloji, Sanat ve Tarih Tutkunları için 1000 Fotoğraf Eşliğinde Kapsamlı Bir Araştırma</h2>
<h3>Nigel RODGERS</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: 97860533230501</strong><br />
<strong>Page:</strong> 512<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2015<br />
<strong>Location:</strong> İstanbul<br />
<strong>Publisher:</strong> Türkiye İş Bankası Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 65-73</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016003<br />
<strong>Received Date</strong>: 20.01.2016 <strong>Acceptance Date</strong>: 14.02.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 16.02.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_73887bc6d4f098b6f8d9dcbde3a0d63e" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/02/lbr.2016003.pdf" target="_blank">Get PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/02/lbr.2016003.pdf" target="_blank">View PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><strong>N. RODGERS, Antik Yunan: Arkeoloji, Sanat ve Tarih Tutkunları için 1000 Fotoğraf Eşliğinde Kapsamlı Bir Araştırma. İstanbul 2015, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 512 sayfa (1000 fotoğraf ile). Çev.: Ülkü Evrim UYSAL. ISBN: 97860533230501</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hellen antikitesi, batı kültürünün temeli olarak değerlendirilmektedir. Antikçağda Hellenlerin yarattığı uygarlığın unsurları, birçok konuda <em>ilkleri</em> temsil etmektedir. Demokrasi, oligarşi, ma­tematik, felsefe, müzik ve tragedya gibi birçok kavramın kaynağı bu kadim uygarlıkta bulunmak­tadır. Hellenler siyasal, fiziksel ve tinsel dünya üzerine düşünmüşler ve böylece modern bilim ile demokrasinin ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Bu yönüyle günümüz uygarlığını derinden etkile­ye­rek ona şekil vermişlerdir. Orijinal adı <em>The Complete Illustrated Encyclopedia of Ancient Gree­ce, A Comprehensive History with 1000 Photographs</em> olan eser Türkçe’ye Ülkü Evrim Uysal tarafından çevrilirken, editörlüğünü Cumhur Öztürk, redaksiyonunu ise Oğuz Yarlıgaş yapmıştır. Çalışmanın kapsamı <em>İçindekiler </em>(4-8) kısmı ile sunulurken, <em>Eski Yunan’ın İhtişamı </em>(8-9) kısmında Hellenler ve uygarlıklarına ilişkin genel bilgiler verilmiştir. Bu şekilde başlatılan eser, <em>Antik Yu­nan’ın Yükselişi ve Çöküşü</em> (10-253) ile <em>Antik Yunan Dünyası</em> (254-499) başlıklı iki ana kısım altında sıralanmış tematik başlıklardan oluşmaktadır. Her iki kısım başlangıcında da <em>Giriş</em> (12-13 ve 256-259) ve <em>Zaman Çizelgesi</em> (14-17 ve 260-263) sunulmuştur. Çalışmanın sonunda ise <em>Dizin</em> (500-510) ve <em>Görsel Kaynakça</em> (511-512) yer almaktadır. Eser, isminden de anlaşılacağı üzere, içerdiği 1000 adet fotoğraf bakımından görsel olarak oldukça zengindir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin <em>Antik Yunan’ın Yükselişi ve Çöküşü</em> başlıklı birinci kısmı; <em>Klasik Yunan</em> (18-131) ile <em>Büyük İskender ve Varisleri</em> (132-253) olarak iki ana bölüme ayrılmaktadır. <em>Klasik Yunan</em> başlıklı birinci ana bölüm, altı alt bölüm halinde düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yunan Uyanışı MÖ Y. 2000-500</em> (20-40) başlıklı ilk bölüm on alt başlığa ayrılmıştır. <em>Girit Minos Uygarlığı İlk Uygarlık MÖ 2000-1100</em> (22-23) alt başlığıyla; Tunç Çağı’nda Girit Adası içerisinde ortaya çıkarak Avrupa’nın ilk uygarlığı olarak tanımlanan ve adını efsanevi kralı Minos’tan alan Minos Uygarlığı anlatılmaktadır. Ayrıca aynı alt başlıkta, MÖ <em>ca.</em> 1600’de Thera (Santorini) Ada­sı’nda meydana gelen yanardağ püskürmesinin etkileri, depremler ve yangınların ardından MÖ <em>ca.</em>1100’de adaya çıkan Hellen istilacılar tarafından bu uygarlığa son verilmesi aktarılmaktadır. <em>Miken Toplumu İlk Yunanlar MÖ 1600-1200</em> (24-25) alt başlığıyla; MÖ <em>ca.</em> 1600’de Hellas’ta yer alan Mykenai kentinde Miken Uygarlığının ortaya çıkması, bu uygarlığın izleri ve nihayetinde MÖ <em>ca. </em>1200’de meçhul saldırganlar tarafından yok edilmesi anlatılmaktadır. <em>Karanlık Çağlar MÖ 1200-800</em> (26-27) alt başlığıyla; MÖ 1200-800 yılları arasındaki periyodu kapsayan <em>Karanlık Çağ</em> anlatılmaktadır. <em>Yunan Rönesansı</em> <em>MÖ 800-700</em> alt başlığıyla MÖ <em>ca. </em>800-700 yılları arasında Fenikeli tüccarlar ile kurulan ilişkilerin tetiklediği toplumsal gelişim süreci anlatılmaktadır. <em>Yunan’ın Genişlemesi MÖ 750-580</em> (30-31) alt başlığıyla; MÖ 750-550 yılları arasında meydana gelen büyük kolonizasyon hareketlerine yer verilmektedir. <em>Hoplitler ve Tiranlar MÖ 700-550 </em>(32-33) alt başlığıyla; antikçağda Hellenlerin muharebelerde kullandıkları ağır silahlı piyadeleri olan <em>hoplit­</em>lere değinilmiş, aynı zamanda bazı aristokratların devleti ele geçirerek <em>tiran</em> olmaları üzerinde durulmuştur. <em>İyonya Aydınlanması MÖ 650-520</em> (34-35) alt başlığıyla; Ionia’da Lydialı yöneticile­rin etkileri ile gelişen felsefe ve şiir akımına değinilmiştir. <em>Sparta: Eşsiz Bir Devlet MÖ 700-500</em> (36-37) alt başlığıyla; Peloponnesos Yarımadası’nda dağlarla çevrili Eurotas Vadisi’ne yerleşen Dor asıllı Spartalıların toplumsal düzenlerine ilişkin bilgiler sunulmuştur. <em>Atina: Reformcular ve Tiranlar MÖ 620-514</em> (38-39) alt başlığıyla; Atina’da MÖ 632 yılında, olimpiyatlarda altın madalya kazanmış bir aristokrat olan Kylon’un Akropolis’i ele geçirmesi ile başlayan tiranlar dönemine yer verilmiştir. <em>Atina: Demokratik Devrim 514-490</em> (40-41) alt başlığıyla; yeni ve köklü bir anayasa ile reformlar sürecine değinilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Pers Savaşları MÖ 499-478</em> (42-56) başlıklı ikinci bölüm yedi alt başlığa ayrılmıştır. <em>Perslerin Yükselişi MÖ 550-494 </em>(44-45) alt başlığıyla bir süper güç olarak Perslerin yükselişi ve Ionia’da yer alan Miletos’un işgali, <em>Marathon Muharebesi MÖ 490</em> (46-47) alt başlığıyla da Ion Ayaklan­ması’nın ardından Hellas’ta ve Ege Denizi’nde, Pers kara ordusu ve donanması ile yapılan Mara­thon Savaşı anlatılmaktadır. <em>Savaşa Doğru MÖ 488-481</em> (48-49) alt başlığıyla Persler ile Hellenler arasındaki savaş hazırlıkları, Atina’da demokrasinin gelişmesi ve Atina donanmasının doğuşu anla­tılmaktadır. <em>Thermopylai: Leonidas ve ‘300’ Spartalı MÖ 480</em> (50-51) alt başlığıyla Thermopy­lai Savaşı, <em>Salamis: Denizde Zafer MÖ 480</em> (52-53) alt başlığıyla Salamis Savaşı;<em> Plataia: Karada Zafer MÖ 479</em> (54-55) alt başlığıyla Plataia Savaşı anlatılmaktadır. <em>Batıda Zafer MÖ 480-474 </em>(56-57) alt başlığıyla Kartaca kentinin genişlemesi ve Khimaira Kuşatması sonrasında Hellen Sicil­yası’nda yaşanan refah dönemine değinilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Zirvedeki Atina MÖ 478-431</em> (58-70) başlıklı üçüncü bölüm altı alt başlığa ayrılmıştır. Bölümde Atina’nın MÖ 478-431 yılları arasında yaşadığı yaklaşık yarım yüzyıl süren altın çağı anlatılmakta­dır. <em>Sparta’nın Başarısızlıkları, Atina’nın Öncülüğü MÖ 479-478</em> (60-61) alt başlığıyla Mykale Sa­va­şı’ndan (MÖ 479) sonra Pers işgalinden kurtulan Ionia kentleri, Atina’nın yeniden tahkimi ve de Plataia Savaşı’nın muzaffer komutanı Pausanias’ın vatana ihanetle suçlanmasının ardından sığındığı tapınakta açlıktan ölmeye mahkûm edilmesi anlatılmaktadır. <em>Delos Birliği MÖ 478-460 </em>(62-63) alt başlığı Atina’nın önderliğinde kurulan Delos Birliği’ni, <em>Demokrasinin Tamam­lanması MÖ 462-458</em> (64-65) alt başlığıysa Areopagos Mahkemesi’ni, bir propaganda aracı olarak tiyatro­nun kullanılmasını ve Perikles tarafından yapılan idari işleri anlatmaktadır. <em>Birinci Peloponnesos Savaşı MÖ 460-446</em> (66-67) alt başlığında Atina ile Sparta arasındaki Peloponnesos Savaşları’nın başlangıcı ve iki taraf arasındaki çatışmadan sonra imzalanan 30 yıllık barış antlaş­ması anlatıl­maktadır. <em>Tam Demokrasi: Atina Demokrasisinin Faaliyetleri</em> (68-69) alt başlığında Hellen halk meclislerinin rolü, <em>Boule</em> ve <em>Heliaia</em> organları anlatılmaktadır. <em>Eğitimci Atina: İdeal Şehir</em> (70-71) alt başlığında ise Persler tarafından yıkılan Atina tapınaklarının yeniden inşası anla­tılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Küçük Çaplı Bir Dünya Savaşı MÖ 431-404</em> (72-86) başlıklı dördüncü bölüm yedi alt başlığa ayrıl­mıştır. Bölümde <em>küçük çaplı bir dünya savaşı</em> şeklinde nitelendirilen Peloponnesos Savaş­la­rı’na yer verilmektedir. <em>Peloponnesos Savaşı: Kökenler ve Sratejiler</em> (74-75) alt başlığında savaş öncesi dönem; <em>Atina’nın ve Sparta’nın Stratejileri, Kuşatma, Salgın Hastalık ve Ayaklanma MÖ 431-427</em> (76-77) alt başlığında Plataia Kuşatması, Atina’daki salgın hastalık, Lesbos Ayaklanması; <em>Sparta’nın Yenilmesi MÖ 425-421</em> (78-79) alt başlığında Pylos’taki teslimiyet ve Thukydides’in sürgününe neden olan Amphipolis şehrinin kaybedilmesi, sonrasında Brasidas’ın öldürülmesi ile imzalanan Nikias Barışı anlatılmaktadır. <em>Sahte Bir Barış MÖ 421-415 </em>(80-81) alt başlığında Alkibi­ades’in iktidara yükselişi, küçük bir Kyklad adası olan Melos’un Atina tarafından alınması, Sicil­ya’nın cazibe kazanması anlatılmaktadır. <em>Sicilya’daki Felaket MÖ 415-413</em> (82-83) alt başlığında Atina’nın 40000 askerine ve 200 gemisine mal olan Sicilya felaketi; <em>Syrakousai’dan Sonra Tepki ve Diriliş MÖ 413-408</em> (84-85) alt başlığında Atinalıların Syrakousai felaketinden sorumlu olanlara karşı tepki olarak isyanı ve demokrasinin yeniden kurulması anlatılmaktadır. <em>Atina İmparator­luğu’nun Çöküşü MÖ 408-404</em> (86-87) alt başlığında Alkibiades’in Atina’ya dönüşü, Spartalılar ile son karşılaşma ve nihayetinde Spartalıların MÖ Nisan 404’te Atina’ya muzaffer bir şekilde girme­leri anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yunanlar: İlk Bireyler MÖ Y. 650-MS 147 </em>(88-110) başlıklı beşinci bölüm on bir alt başlığa ay­rıl­mıştır. Bölümde antikçağ Hellen coğrafyasında önde gelen bireylere yer verilmektedir. <em>Solon: Büyük Bir Reformcu MÖ Y. 640-558</em> (90-91) alt başlığında Atinalı Solon’un giderek artan itibarı ve reformlarına; <em>Faydalı Tiranlar Pittakos, Peisistratos ve Polykrates</em> (92-93) alt başlığındaysa adı geçen tiranlar ve iktidarları süresince yaptıkları işlere değinilmiştir. <em>Demokrasi Taraftarları Kleisthe­nes ve Themistokles</em> (94-95) alt başlığında demokrasinin babası olarak nitelendirilen Kleis­t­henes ve Atina’nın kurtarıcısı olarak ifade edilen Themistokles’e değinilmiştir. <em>Perikles: Üs­tün Bir Demokrat MÖ Y. 495-429</em> (96-97) alt başlığında Atina mimarisinin hamisi Perikles ve yürüttüğü savaşların amaçları ele alınmıştır. <em>Hezimete Uğrayan Demokratlar: Alkibiades ve Demos­the­nes</em> (98-99), <em>İstis­nai Yunan Kadınları: Artemisia, Olympias ve Aspasia</em> (100-101), <em>Sıra Dışı Spartalılar: Kleomenes ve Brasidas</em> (102-103), <em>Zıt Generaller: Kimon ve Epameinondas</em> (104-105), <em>İlk Tarihçiler: Herodotos ve Thukydides</em> (106-107), <em>Daha sonraki Tarihçiler Ksenophon, Polybios ve Plutarkhos</em> (108-109), <em>Siyasetçi Filozoflar Thales, Empedokles ve Demetrios</em> (110-111) alt başlıklarında adı geçen kişilerin hayatlarına ve yaptıkları işlere yönelik bilgiler sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Üstünlük Mücadelesi MÖ 404-322</em> (112-130) başlıklı altıncı bölüm sekiz alt başlığa ayrılmıştır. Bölümde yozlaşmış despotları destekleyen Sparta’ya karşı Atina ve müttefiklerinin tepkisi anla­tıl­maktadır. <em>Sparta’nın Üstünlüğü: İktidar ve Yozlaşma MÖ 404-377</em> (114-115) alt başlığında Spar­ta’nın içte ve dışta yaşadığı sorunlar, “on binlerin” yürüyüşü; <em>Atina: Kriz ve Toparlanma MÖ 399-57</em> (116-117) alt başlığında “Otuz Tiran” dönemi ve Atina’nın birlik arayışları anlatılmaktadır. Alt başlıkta geçen 57 ifadesi ile MÖ 357 yılının kastedildiği düşünülmektedir. <em>Thebai: Kısa Bir Hege­monya MÖ 377-362</em> (118-119) alt başlığında Leuktra Savaşı, Peloponnesos Yarımadası’nın özgürleşmesi, Messene’nin kuruluşu, <em>Syrakousai İmparatorluğu MÖ 411-337 </em>(120-123) alt başlı­ğındaysa Syrakousai strategosu Dionysios’un artan gücü, Motya Kuşatması, Dion ve Dionysios, Timoleon’un demokrasiyi yeniden kurması anlatılmaktadır. <em>Başarısız İmparatorluklar: Iason ve Mau­sollos</em> <em>MÖ 375-353 </em>(124-125) alt başlığında Pherailı Iason ve Karialı Mausollos; <em>“Kutsal Savaş” MÖ 357-346 </em>(126-127) alt başlığında Phokis’in Delphoi’u ele geçirmesi, Makedonya’nın zaferi anlatılmaktadır. <em>Makedonya’nın Gücü Eline Geçirmesi MÖ 359-336</em> (128-129) alt başlı­ğında Philippos’un yayılmacı siyaseti ve de Khaironeia Muharebesi, <em>Klasik Yunan’ın Sonu MÖ 337-322</em> (130-131) alt başlığında III. Aleksandros ve Hellas, sürgünler kararnamesi ve Lamia Savaşı anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin ilk kısmının ikinci ana bölümü olarak sunulan <em>Büyük İskender ve Varisleri</em> (132-253) altı alt bölüm halinde düzenlenmiştir. Alt bölümler öncesinde ana bölüm ile aynı başlıklı bir giriş met­ni bulunmaktadır (132-133).</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Makedonya’nın Yükselişi MÖ 359-336</em> (134-144) başlıklı yedinci bölüm beş alt başlığa ayrıl­mıştır. <em>Erken Dönemdeki Belirsizlikler MÖ Y. 480-359</em> (136-137) alt başlığında Olympos Dağı’nın kuzeyinde, Makedonya’da yaşanan belirsizlikler dönemi anlatılmaktadır. <em>II. Philippos’un Gücünün Yükselişi MÖ 359-334</em> (138-139) alt başlığında kral III. Perdikkas’ın kardeşi Philippos’un kral oluşuna değinilir. <em>Yeni Bir Ordu ve Devlet: II. Philippos’un Hükümdarlığı</em> (140-141) alt başlığında Makedonya monarşisi ve birleşik krallığın yaratılması, <em>Yunanistan Fatihi</em> (142-143) alt başlığında II. Philippos’un Atina üzerine yürümesi ve Khaironeia Savaşı, <em>Philippos: Zaferi ve Ölümü</em> (144-145) alt başlığında da II. Philippos’un Lakonia’yı işgali ile Pausanias adlı genç bir muhafız tarafından öldürülmesi anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Genç İskender MÖ 356-336 </em>(146-164) başlıklı sekizinci bölüm yine sekiz alt başlığa ayrılmıştır. <em>Doğumu ve Çocukluğu MÖ 356-347 </em>(148-149) alt başlığında III. Aleksandros’un Temmuz MÖ 356’da doğumu; <em>Eğitimi ve Gençliği MÖ 346-340 </em>(150-151) alt başlığında III. Aleksandros’un gençliğinde yakın çevresindeki Hephaistion ve öğretmeni Aristoteles anlatılmaktadır. <em>İlk Yetkileri ve Aile İçi Tartışmalar</em> (152-153) alt başlığında Khaironeia Savaşı, II. Philippos’un ölümü; <em>Taht ve Yunanistan Güvence Altında MÖ 336-335 </em>(154-155) alt başlığında III. Aleksandros’un tahta geçişi ve Thebai kentini alması anlatılmaktadır. <em>Amaçları ve Gücü MÖ 334 </em>(156-157) alt başlığında III. Aleksandros’un ordusu, Pers ülkesine saldırı planı, <em>Persler: Yıkılmakta Olan Bir İmparatorluk Muy­du?</em> (158-159) alt başlığında Mısır’ın bağımsızlığı ve Satrap Ayaklanması anlatılmaktadır. <em>Persler: Gücü ve Stratejisi MÖ 335-333</em> (160-161) alt başlığında Pers ordusunun güçlü ve zayıf yönleri, III. Dareios’un stratejik hataları, <em>Asya’ya Geçiş MÖ 334</em> (162-163) alt başlığında III. Aleks­andros’un Trakya üzerinden Çanakkale Boğazı’na hareket etmesi, Zeus Sunağı’nda efsanevi Troia kralı Priamos’a dua etmesi anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Büyük Zaferler MÖ 334-330</em> başlıklı (164-182) dokuzuncu bölüm de dokuz alt başlığa ayrılmıştır. <em>Granikos Zaferi MÖ 334 </em>(166-167) alt başlığında Perslerin istilaya karşı cevapları, Makedonların Granikos Zaferi; <em>İyonya’nın Kurtarılması MÖ 334-333</em> (168-169) alt başlığında III. Aleksandros’un Miletos’u alması, Halikarnassos’u kuşatması ve Gordion Düğümü’nü kesmesi anlatılmaktadır. <em>Beklenmedik Bir Müdahale Issos MÖ 333</em> (170-171) alt başlığında III. Aleksand­ros’un Issos Zaferi anlatılmaktadır. 170. sayfada yer alan Aleksandros Mozaiği’nden alınan detay fotoğrafının altında; <em>son Ahameniş kralı II. Dareios</em> ifadesi geçmekte ise de resmedi­len kişinin III. Dareios olduğu bilinmektedir. <em>Tyros Kuşatması MÖ 332</em> (172-173) alt başlığında eski Fenike şehri Tyros’un Makedonlar tarafından ele geçirilmesi anlatılmaktadır. <em>İsken­deriye’nin Kuruluşu MÖ 332-331</em> (174-175) alt başlığından kuruluşundan kısa süre sonra Akdeniz’in en büyük şehri olacak İskenderiye’nin kuruluşu anlatılmaktadır. <em>Mısır: Siva’ya Yolculuk MÖ 331</em> (176-177) alt başlığında III. Aleksandros’un Nil kıyısından küçük bir grupla Siva Vahası’na yolculuğu; <em>Büyük Zafer: Gauga­mela MÖ 331</em> (178-179) alt başlığında Gaugamela Savaşı, Makedon Zaferi ve III. Dare­ios’un kaçışı sonrasında III. Aleksandros’un Asya’nın efendisi olarak selamlanması anlatıl­makta­dır. <em>Babil’de MÖ 331</em> (180-181) alt başlığında Babil’e giren III. Aleksandros’un Ba­bil’in önde gelenleri tarafın­dan karşılanması; <em>Persepolis’in Yok Edilmesi MÖ 331-330 </em>(182-183) alt başlığında Atinalı Thais’in meşalesini Kserkses’in yüz sütunlu salonuna fırlatması ile başlayan Persepolis’in yok ediliş süreci anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Asya’nın Efendisi MÖ 330-323</em> (184-201) başlıklı onuncu bölüm sekiz alt başlığa ayrılmıştır. <em>Per­sepolis’den Herat’a MÖ 330-329</em> (186-187) alt başlığında III. Dareios’un ölümü ve III. Aleks­andros’un doğuya gidişine ve de suikast komplosuna adları karışan Philotas ve Parmenion’un akıbetlerine değinilmektedir. <em>Oksiana Üzerinden MÖ 329-328 </em>(188-189) alt başlığında Bessos’un ölümü, III. Aleksandros’un Semerkant’a ulaşması; <em>Kayalıklardaki Evlilik MÖ 327 </em>(190-191) alt başlığında Roksane ile Sagdia kayalıklarında evlenmesi; <em>Hindistan: Dünya’nın Sonu MÖ 327-326 </em>(192-193) alt başlığında Makedon ordusunun Hindistan’a ulaşması, Hydaspes’teki direniş ve Po­ros’a karşı kazanılan zafer anlatılmaktadır. <em>Uzun Süren Dönüş MÖ 326-325 </em>(194-195) alt başlı­ğında III. Aleksandros’un 800 gemi ile Hint Okyanusu’nda dönüş yolculuğu, çölde yol alması ve Nearkhos ile buluşması, <em>Kralın Gazabı MÖ 324 </em>(196-197) III. Aleksandros’un Büyük Kyros’un baş­kenti Pasargadai’ı ziyareti, Susa evlilikleri, ordunun yeniden yapılanması anlatılmaktadır. <em>Son Yılı MÖ 323</em> (198-199) alt başlığında III. Aleksandros’un en eski dostu Hephaiston’un ölümü, Arap Yarımadası’na yapmayı planladığı sefer ve nihayetinde Babil’de, 10 Haziran MÖ 323 tarihinde ölümü anlatılmaktadır. <em>İskender’in Mirası Askeri Bir Deha </em>(200-201) alt başlığında ise Helle­nizm’in yayılışı ve III. Aleksandros’un aşırılıkları anlatılmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Silahlar ve Zırhlar MÖ Y. 2000 &#8211; MS 138 </em>(202-217) başlıklı on birinci bölüm yedi alt başlığa ayrıl­maktadır. <em>Hoplit: Türünün İlk Örneği Olan Yunan Askeri </em>(204-205) alt başlığında Zırhlar, Hop­lit­ler ve silahları, <em>Süvari ve Gayrinizami Birlikler: Atlılar, Sapancılar ve Okçular</em> (206-207) alt başlı­ğında süvariler ile diğer savaş unsurları anlatılmaktadır. <em>Acemiler ve Profesyoneller: Talim ve Nizam </em>(208-209) alt başlığında Epheboslar, Sparta ordusunun yapısı, <em>Yunan Savaş Gemileri: Pen­te­kon­toros’lar ve Trieres’ler </em>(210-211) alt başlığında adı geçen gemiler anlatılmaktadır. <em>İstih­kâmlar ve Kuşatmalar: Savunmadaki Gelişmeler</em> (212-213) alt başlığında ilk kaleler, gözetleme burçları ve istihkâm hatları anlatılmaktadır. <em>Mancınıklar ve Kuşatma Kuleleri: Büyük Düzenekler</em> (214-215) alt başlığında burulmalı ve burulmasız mancınıklar ile kuşatma kuleleri anlatılmaktadır. <em>Mucizevi Yunan Silahları: Filler ve Arkhimedes </em>(216-217) alt başlığında fillerin savaşlarda kulla­nımı ile Arkhimedes’in icatları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İskender’den Hadrianus’a MÖ 323-MS 138 </em>(218-252) başlıklı on ikinci bölüm on yedi alt başlığa ayrılmıştır. <em>Haleflerin Savaşları MÖ 323-275 </em>(220-221) alt başlığında III. Aleksandros’un ölümünün ardından ortaya çıkan dört krallık anlatılmaktadır. <em>Yunan Firavunları: Ptolemaios Mısır’ı MÖ 322-200 </em>alt başlığında (222-223) Ptolemaiosların Mısır yönetimi; <em>Sardes’ten Semerkant’a: Seleukoslar İmparatorluğu MÖ 312-200 </em>(224-225) alt başlığında Seleukeia’nın Babil’in yerini alması ve başkent Antiokheia, <em>Makedonya ve Pergamon: Helenistik Güçler </em>(226-227) alt başlığında Antigonos ve halefleri, Pergamon şehrinin önem kazanması anlatılmaktadır. <em>Doğudaki Yunanlar Baktria ve Hin­distan MÖ 350-320</em> (228-229) alt başlığında Ayhanım Harabeleri, Yunan-Baktria Devleti, Hint-Yunanlar ile Demetrios ve varisleri anlatılmaktadır. <em>Eski Yunan: Aitolia ve Akhaia Birlikleri MÖ 320-180</em> (230-231) alt başlığında Aitolia Birliği, Akhaia Birliği; <em>Atina ve Rhodos MÖ 323-170 </em>(232-233) alt başlığında Hellenlerin kültürel ve entelektüel başkenti Atina ve bir deniz cumhuriyeti olarak Rhodos anlatılmaktadır. <em>Sparta’da Devrim MÖ 244-192 </em>(234-235) alt başlığında devrimci Agis ve son Sparta kralı Nabis; <em>Batı Yunanları MÖ 320-211 </em>(236-237) alt başlığında Taranto ile Roma şehirlerinin çatışması ve sonrasında ittifak olmaları; <em>Roma’nın Gölgesi MÖ 220-188 </em>(238-239) alt başlığında Roma tarafından Birinci Suriye Savaşı olarak adlandırılan savaş ve etkileri anlatılmaktadır. <em>Yunan’ın Esaret Altına Alınması MÖ 188-146 </em>(240-241) alt başlığında Üçüncü Makedonya Savaşı, Roma ve Akhaialılar arasındaki çatışmalar anlatılmaktadır. <em>Ege’de Kargaşa MÖ 150-80 </em>(242-243) alt başlığında korsanlık, vergi reformları ve yolsuzluk, Mithradates’in yükselişi, Atina’nın yağmalanması; <em>Yöneticilerin Gücü MÖ 84-42</em> (244-245) alt başlığında Sulla, Pompeius Magnus, bir savaş meydanı olarak Hellas anlatılmaktadır. <em>Kleopatra ve Antonius MÖ 50-30 </em>(246-247) alt başlığında VII. Kleopatra’nın Iulius Caesar ve Marcus Antonius ile ilişkisi, <em>Augustus ve Pax Romana MÖ 27-MS 14</em> (248-249) alt başlığında Augustus’un yönetimi, vergi reformları ve yaşanan 200 yıllık barış süreci anlatılmaktadır. <em>Yunan-Roma Kaynaşması: Cice­ro’dan Hadrianus’a MÖ 80-MS 138</em> (250-251) alt başlığında felsefe ve hitabet öğrenmek için Hellas’a giden Cicero, ayrıca da Hellen kültürünün imparatorlar Nero ve Hadrianus üzerindeki etkisi anlatılmaktadır. <em>Yunan’ın Yeniden Doğuşu: Rönesans ve Diriliş </em>(252-253) alt başlığında Rö­nesans ve sonrasında Hellenizm’in dirilişi anlatılmakta­dır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Antik Yunan Dünyası </em>(254-499) başlıklı ikinci kısım <em>Mimarlık ve Sanat</em> (264-376) ile <em>Yunan Toplumu </em>(377-499) başlıklı iki ana bölüme ayrılmaktadır. Söz konusu kısmın başlangıcında bir <em>Giriş</em> (256-259) ve <em>Zaman Çizelgesi</em> (260-263) yer almaktadır. <em>Mimarlık ve Sanat</em> (254-499) baş­lıklı birinci ana bölüm, altı alt bölüm olarak sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yunan Mimarisinin Yükselişi </em>(264-292) başlıklı on üçüncü bölüm on üç alt başlığa ayrılmıştır. Bö­lümde, Hellen mimarisinin yükselişi değerlendirilmiştir. <em>Minos Mimarisi MÖ 2000-1400</em> (268-269) alt başlığında Minos mimarisi ve bu mimari anlayış içerisinde inşa edilen ilk saraylar (Knos­sos’ta Çifte Balta Evi); <em>Mykenai: Bir Kale Saray MÖ 1550-1100 </em>(270-271) alt başlığında Mykenai kentinin kale-sarayı; <em>Tiryns ve Pylos: Zıt Saraylar MÖ 1500-1150</em> (272-273) alt başlığında Peloponnesos’un iki uzak ucunda bulunan iki zıt saray Tiryns ve Nestor sarayları anlatılmaktadır. <em>Karanlık Çağlar MÖ 1100-600</em> (274-275) alt başlığında Karanlık Çağ’da inşa edilen yapılar ve kulla­nılan yapı malzemeleri, <em>Yunan Tapınağı’nın Doğuşu MÖ 600-530 </em>(276-277) alt başlığında ilk Hellen tapınaklarının doğuşu, <em>triglyph</em>ler ve <em>metope</em>lerin kullanımı anlatılmaktadır. <em>Yunan Tapı­nağının Gelişimi MÖ 530-480 </em>(278-279) alt başlığında Aphaia Tapınağı, Neptunus Tapınağı ve batıdaki dev tapınaklar; <em>İyon Tapınağı MÖ 560-400 </em>(280-281) alt başlığında ilk Ion tapınakları, Siphnos hazine binası ve mermer yapılar anlatılmaktadır. <em>Parthenon: Mükemmel Bir Tapınak</em> (282-283) alt başlığında MÖ 447’de yapımına başlanan ve on yıldan kısa bir süre içinde tamamlanan Parthenon, <em>Akropolis: Diğer Tapınaklar </em>(284-285) alt başlığında Atina Akropolisi etrafındaki diğer tapınaklar, <em>Altın Çağın Diğer Tapınakları </em>(286-287) alt başlığında Attika’nın en ucundaki Sou­nion’da bulunan Poseidon Tapınağı, Peloponnesos Yarımadası’nda Apollon Epikouros Tapınağı anlatılmaktadır. <em>Dünyanın İlk Tiyatroları </em>(288-289) alt başlığında ilk Hellen tiyatroları ve Pelopon­nesos Yarımadası’ndaki Epidauros Tiyatrosu; <em>Stoalar ve Meclis Salonları </em>(290-291) alt başlığında ilk <em>stoa</em>lar, <em>ekklesia</em> ve <em>bouleuterion</em> salonları; <em>Özel Mülkler </em>(292-293) alt başlığında Akropolis’in yamaçlarında, Olynthos ve Pompeii’deki özel mülk yapıları anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İnşaat Biçimleri ve Teknikleri </em>(294-305) başlıklı on dördüncü bölüm beş alt başlığa ayrılmıştır. <em>İnşaat Malzemeleri</em> (296-297) alt başlığında kullanılan inşaat malzemeleri olan <em>terrakotta</em> ve ahşap, kireçtaşı ve mermer anlatılmıştır. <em>Üç Nizam: Dor, İyon ve Korinthos</em> (298-299) alt başlığın­da adı geçen üç yapı üslubunun özellikleri; <em>İnşaat Prosedürleri ve Teknikleri</em> (300-301) alt başlı­ğında bina yapımında kullanılan vinçler, aletler ve işgücü anlatılmıştır. <em>Kapılar, Surlar, Su Kaynak­ları ve Tersaneler </em>(302-303) alt başlığında şehir surları ve bu surlar üzerinde bulunan kapılar ile su ihtiyacının giderilmesi için elzem olan su kanalları anlatılmaktadır. <em>Mimari Öğeler: Kavramlar Sözlüğü </em>(304-305) alt başlığında ise antikçağ mimari kavramlarına yer verilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yunan Şehirleri</em> (306-322) başlıklı on beşinci bölüm sekiz alt başlığa ayrılmıştır. <em>Akropolis Tapı­nakları</em> (308-309) alt başlığında Atina şehrinde yapılan ilk taş tapınaklar ile Perikles’in nazım imar planı anlatılmaktadır. <em>Atina’daki Diğer Binalar</em> (310-311) alt başlığında agora çevresi, anıtlar ve Roma idaresinin Atina’nın yapıları üzerindeki etkileri anlatılmaktadır. <em>Olympia ve Epidauros: Meşhur Kutsal Alanlar</em> (312-313) alt başlığında Olympia’da gerçekleştirilen “Olimpiyat Oyunları” ve MÖ V. yüzyılda kutsal bir yer olarak ortaya çıkan Epidauros, <em>Delphoi Kutsal Alanı</em> (314-315) alt başlığında Delphoi’da uluslararası itibar gören Apollon Tapınağı anlatılmaktadır. <em>Korinthos: Tica­ret ve Lüks</em> (316-317) alt başlığında hâkim bir konumda olan Korinthos kenti, <em>Pergamon ve Priene: Zıt Şehirler</em> (318-319) alt başlığında Hellenistik bir kent olan Pergamon ve Güney Ionia’daki Priene kenti anlatılmaktadır. <em>Syrakousai ve Akragas: Sicilya Şehirleri </em>(320-321) alt baş­lığında Ortygia Adası’nda kurulan Syrakousai ve diğer bir Sicilya kenti Akragas; <em>Delos ve Ephesos: Farklı Kaderler</em> (322-323) alt başlığında orta Kyklad Adaları’ndan Delos’u ve Anadolu kıyılarında Ion koloniciler tarafından kurulduğu bilinen Ephesos kenti anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Heykel</em> başlıklı on altıncı bölüm (324-354) on beş alt bölüme ayrılmıştır. Bölümde Hellen hey­kelciliği ele alınmaktadır. <em>Minos ve Miken Heykelciliği</em> <em>MÖ 1700-1100</em> (326-327) alt başlığında söz konusu döneme ait boğa başı oymaları, sporcu ve tanrı figürleri, <em>Karanlık Çağlar ve Erken Antik Dönem MÖ 1100-700 </em>(328-329) alt başlığında bronz dökümü ve Olympia’daki heykeller anla­tıl­maktadır. <em>Mısır Etkisi: Ustalıkla Yontulmuş Heykeller MÖ Y. 700-600</em> (330-331) alt başlığıyla abi­devi Mısır heykellerinin Hellenler üzerindeki etkisi, <em>Kouros</em> ve <em>Koure</em> anlatılmaktadır<em>. 6. Yüzyıl Uyanışı MÖ Y. 600-490</em> (332-333) alt başlığıyla ideal insan biçimini ifade etmeye yönelik üslubun gelişimi; <em>Klasisizm’in Şafağı MÖ Y. 480-450</em> (334-335) alt başlığıyla Riace bronz heykelleri, Del­phoi Savaş Arabacısı Heykeli anlatılmaktadır. <em>Tanrı İmgeleri </em>(336-337) alt başlığıyla tanrıların yüce ve antropomorfik olarak tasvir edilmesi anlatılmaktadır. <em>Pheidias, Tanrıların Yontucusu MÖ Y. 460-430</em> (338-339) alt başlığı ve <em>Polykleitos ve Myron MÖ. 460-420</em> (340-341) alt başlığıyla dö­nem­lerinin önde gelen heykeltıraşları anlatılmıştır. <em>Çıplak Aphrodite Heykeli MÖ Y.420-390</em> (342-343) alt başlığıyla Esquiline Venüsü ve <em>MÖ 4.Yüzyıl Devrimi</em> (344-345) alt başlığıyla Epidau­roslu Timotheos anlatılmaktadır. <em>Praksiteles: Yüzyılın Sanatçısı </em>(346-347) alt başlığıyla antik dönem yazarları tarafından Pheidias ve Lysippos ile bir kabul edilen Praksiteles; <em>Skopas: Coşkunun Hey­kel­tıraşı </em>(348-349) alt başlığıyla en derin tutkuların ifadesi üzerine yoğunlaşan Skopas anlatıl­maktadır. <em>Lysippos: İskender’in Sarayının Heykeltıraşı </em>(350-351) alt başlığıyla Lysippos tara­fından yapılan ünlü heykel Apoksymenos ve Farnese Heraklesi anlatılmaktadır. <em>Helenizm’in Altın Çağı MÖ 320-200</em> (352-353) alt başlığıyla Belvedere Apollon’u, Samothrake Nike heykeli, <em>Geç Dönem Helenistik Sanat MÖ 200-30 </em>(354-355) alt başlığıyla Melos Venusu ve Pergamon Sunağı anlatıl­maktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Vazo Resimleri</em> (356-367) başlıklı on yedinci bölüm beş alt bölüme ayrılmıştır. <em>Tunç Çağı Vazoları MÖ 1800-1100</em> (358-359) alt başlığıyla Minos’un altın çağında yapılan Dendra Vazosu, Miken sanatının izlerini taşıyan Savaş Arabası Krateri; <em>Proto-Geometrik ve Geometrik Sanat MÖ Y. 1050-700</em> (360-361) alt başlığıyla geometri öncesi, erken geometrik, orta geometrik ve geç geometrik dönemler anlatılmaktadır. <em>Doğudan Gelen Fikirler MÖ Y. 720-570</em> (362-363) alt başlı­ğıyla Hellen sanatçıların Suriye’den etkilenerek vazolara hayvan ve bitki motifleri çizmeye başla­ması, Nessos ressamı; <em>Klasisizm ve Natüralizm MÖ 570-480</em> (364-365) alt başlığıyla da Eksekias Usta, Sosias’ın yaptığı <em>kyliks</em> anlatılmaktadır. <em>Zirve ve Gerileme MÖ 480-340</em> (366-367) alt başlı­ğıyla vazo sanatında MÖ IV. yüzyılda başlayan gerileme dönemi anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Duvar Resimleri ve Mozaikler</em> (368-377) başlıklı on sekizinci bölüm dört alt başlığa ayrılmıştır. <em>Minos ve Miken Resmi MÖ 1700-1200</em> (370-371) alt başlığıyla Minos saray freskleri, Miken sanatı, <em>Klasik Resim MÖ 480-320</em> (372-373) alt başlığıyla gerçekçilik, MÖ IV. yüzyıl ustaları ve ilk mozaikler anlatılmaktadır. <em>Pompeii’den Kalan: İskender Mozaiği </em>(374-375) alt başlığıyla<em> İskender Mozaiği</em> ve <em>Telephos’un Bulunuşu</em> resmi; <em>Pastoral Manzaralar: Yunan-Roma Kaynaşması </em>(376-377) alt başlığıyla Odysseia manzaraları ile doğu ve batı mozaikleri anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yunan Toplumu</em> (378-496) başlıklı ikinci ana bölüm altı alt bölüm halinde sunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Din ve Mitoloji </em>(380-402) başlıklı on dokuzuncu bölüm on bir alt başlığa ayrılmıştır. Bölümde antikçağda Hellen dini konusuna değinilmektedir. <em>On İki Olympos Tanrısı Zeus</em> (382-383) alt baş­lığıyla Hellas’ın en kutsal dağı Olympos’un on iki mitolojik tanrısı, kurbanlar, sunaklar ve diğer tanrılar anlatılmaktadır. <em>Hera ve Athena: Olympos Kraliyet Ailesi</em> (384-385) alt başlığıyla Zeus, Zeus’un ilişkileri; Zeus’un kız kardeşi ve zoraki eşi Hera ile Zeus’un alnından doğan Athena; <em>Apollon ve Artemis: Delos İkizleri </em>(386-387) alt başlığıyla Phoibos -ışık getiren- Apollon, aşk ilişki­leri ve av tanrıçası ikiz kardeşi Artemis anlatılmaktadır. <em>Poseidon, Hermes ve Ares </em>(388-389) alt başlığı ile <em>Aphrodite, Eros ve Hephaistos</em> (390-391) alt başlığında adı geçen tanrılar anlatıl­maktadır. <em>Dionysos: Olympos’un Mücrim Tanrısı</em> (392-393) alt başlığıyla tiyatro tanrısı, Bakkhai ve Maenadlar anlatılmaktadır. <em>Gizemli Kültler: Orfizm ve Pythagorasçılar </em>(394-395) alt başlığıyla Hellenlerin ilk şairleri olarak kabul ettikleri Orpheus ve Orfizm kültü ile ilk kez filozof tanımlaması yapılan Pythagoras ve Pythagorasçılık anlatılmaktadır. <em>Hades ve Persephone: Yeraltı Tanrıları</em> (396-397) alt başlığıyla yeraltı dünyası, Persephone’nin kaçırılışı ve Eleusis gizemleri; <em>Pan, Helios ve Herakles </em>(398-399) alt başlığıyla adı geçen tanrılar anlatılmaktadır. <em>Festivaller, Kurbanlar, Ruhban ve kâhinler </em>(400-401) alt başlığıyla Panathenaia Festivali ve ruhbanlar; <em>Cenaze Törenleri ve Ölülerin Gömülmesi </em>(400-401) alt başlığıyla cenazeler ve cenaze anıtları ile yapılan törenler anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Tiyatro</em> (404-414) başlıklı yirminci bölüm beş alt başlığa ayrılmıştır. <em>Phrynikos ve Aiskhylos: Tragedyanın Yükselişi </em>(406-407) alt başlığıyla bilinen ilk oyun yazarı Phrynikos ile oyunlarını üç­le­me şeklinde yazan Aiskhylos anlatılmaktadır. <em>Sophokles: Tragedya Ustası</em> (408-409) alt başlı­ğıyla üretken bir oyun yazarı olarak Sophokles; <em>Euripides: Son Tragedya Yazarı</em> (410-411) alt başlığıyla Atina’nın son büyük tragedya yazarı Euripides; <em>Yunan Komedyası: Aristophanes ve Menandros</em> (412-413) alt başlığıyla adı geçen yazarlar; <em>Yunan Tiyatrosunun İçinde </em>(414-415) alt başlığında ti­yat­ronun yapısı ve oyuncular anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Edebiyat </em>(416-428) başlıklı yirmi birinci bölüm altı alt başlığa ayrılmıştır. <em>Homeros Destan Us­tası</em> (418-419) alt başlığıyla Homeros’un hayatı ile Ilias ve Odysseia destanları anlatılmaktadır. <em>Hesiodos’un Karanlık Tanrıları</em> (420-421) alt başlığıyla Hesiodos ve eserleri Theogonia, İşler ve Gün­ler ile diğer şiirleri anlatılmaktadır. <em>İçki, Aşk ve Savaş: Lirik Şairler</em> (422-423) alt başlığıyla Arkhi­lokhos, Sappho ve Alkaios anlatılmaktadır. <em>Tiranlar ve Atletler: Sonraki Lirik Şairler </em>(424-425) alt başlığıyla Anakreon, Simonides ve Bakkhylides ile Pindaros anlatılmaktadır. <em>Daha Sonraki Şa­irler ve Diğer Yazarlar</em> (426-427) alt başlığıyla Theokritos, Apollonios Rhodios, Kallimakhos ile Lydialı Pausanias anlatılmaktadır.<em> Okuryazarlık, Kütüphaneler, Bilginler ve Parşömen Tomarları</em> (428-429) alt başlığıyla antikçağda başlıca yazı malzemesi olan papirüs, ilk kütüphane ve Hellen­lerin okuryazarlık durumu anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Felsefe ve Bilim</em> (430-456) başlıklı yirmi ikinci bölüm on üç alt başlığa ayrılmıştır. <em>İyonlar Dün­yanın İlk Filozofları</em> (432-433) alt başlığıyla Thales, Anaksimandros, Pythagoras ve Ksenopha­nes; <em>Sokrates Öncesi Filozoflar</em> (434-435) alt başlığıyla Heraklitos, Parmenides, Anaksagoras, Protogo­ras anlatılmaktadır. <em>Sokrates: Örnek Teşkil Eden Filozof </em>(436-437) alt başlığıyla Atinalı ilk filozof olan Sokrates anlatılmaktadır. <em>Platon: En Büyük Filozof Muydu? </em>(438-439) alt başlığıyla Sokra­tes’in öğrencisi Platon ve onun <em>İdealar Kuramı</em> anlatılmaktadır. <em>Aristoteles: Bilginin Efendisi </em>(440-441) alt başlığıyla Aristoteles ve kurduğu Lykeion Okulu anlatılmaktadır. <em>Sokrates’in Ayak İzinde: Kynikler ve Skeptikler</em> (442-443) alt başlığıyla Kynik Diogenes ve septik Pyrrho; <em>Rakip Okullar: Stoacılar ve Epikurosçular</em> (444-445) alt başlığıyla Stoacılık, Romalı stoacılar anlatılmak­tadır. <em>Pla­toncu Düşüncenin Dirilişi: Plotinus ve Yeni Platoncular</em> (446-447) alt başlığıyla antik dünyanın özgün düşünürü Plotinus ve yeni Platoncular, <em>İlk Matematikçiler </em>(448-449) alt başlığıy­la erken dönem matematikçileri ve Eukleides ile Arkhimedes anlatılmaktadır. <em>Astronomi: Evrenin Harita­sını Çıkarmak</em> (450-451) alt başlığıyla klasik astronomi ile Dünya ve diğer gezegenlerin Güneş’in etrafında döndüğünü söyleyen Samoslu Aristarkhos anlatılmaktadır. <em>Coğrafya: Dünya­nın Harita­sını Çıkarmak </em>(452-453) alt başlığıyla Hekataios ve İskenderiyeli Ptolemaios’un coğrafi çalışma­ları; <em>Teknoloji: Unutulmuş Başarılar</em> (454-455) alt başlığıyla Arkhimedes’in vidalı pompası, İsken­deriyeli Heron ve onun icatları anlatılmaktadır. <em>Tıp: Batıl İnançlardan Bilime </em>(456-457) alt başlı­ğıyla tıbbın babası Hippokrates ile büyük sentezci Galenos anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Atletizm ve Spor </em>(458-466) başlıklı yirmi üçüncü bölüm dört alt başlığa ayrılmıştır. <em>Büyük Fes­tivaller: Olimpiyatlar ve Diğer Oyunlar</em> (460-461) alt başlığıyla Zeus şerefine düzenlenen Olimpi­yat Oyunları; <em>Koşular ve Savaş Arabası Yarışları</em> (462-463) alt başlığıyla Hoplit koşusu ve savaş arabaları yarışları anlatılmaktadır. <em>Hafif ve Ağır Sporlar</em> (464-465) alt başlığıyla boks, güreş ve pen­ta­thlon; <em>Gymnasion ve Palaistra</em> (466-467) alt başlığıyla spor ve güreş salonları anlatılmakta­dır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>İş ve Boş Zaman </em>(468-499) başlıklı yirmi dördüncü bölüm on dört alt başlığa ayrılmıştır. <em>Çiftçi­ler, Çobanlar ve Balıkçılar </em>(470-471) alt başlığıyla küçük Hellen çiftlikleri, temel tahıl ürünleri ve balıkçılık anlatılmaktadır. <em>Tüccarlar ve Ticaret Yolları</em> (472-473) alt başlığıyla tahıl ticareti ve ticaret yolları; <em>Çömlekçilikten Bankacılığa İş Alanları ve Meslekler </em>(474-475) alt başlığıyla banker­ler, tefeciler ve sıra dışı bir kalkan imalatçısı Kephalos anlatılmaktadır. <em>Birlikte İçki İçmek: Sympo­sion’lar ve Barlar </em>(476-477) alt başlığıyla önemli bir sosyal etkinlik olan şölenler ve Symposiarkh­os’lar anlatılmaktadır. <em>Yunan’da Cinsellik: Davranışlar ve Tavırlar</em> (478-479) alt başlığıyla Hellen­le­rin cinselliğe yaklaşımı ve ‘aşka’ ilişkin kavramlar; <em>Heteroseksüel Çoğunluk</em> (480-481) alt başlı­ğıyla toplumdaki tekeşli evlilikler, metresler ve fahişeler anlatılmaktadır. <em>Yemek ve Şarap </em>(482-483) alt başlığıyla beslenmenin temel taşları ve lüks bir ürün olarak et tüketimi, meşhur ve sıradan şaraplar, <em>Yurttaşlar ve Yabancılar</em> (484-485) alt başlığıyla Hellen kent devletlerinde yurttaşlar ve yabancıların görev, sorumluluk ve hakları anlatılmaktadır. <em>Kölelik: Gerçekler ve Efsa­neler</em> (486-487) alt başlığıyla köleliğin biçimleri, Sparta’nın kendine has kölelik biçimi <em>Heliot</em>lar anlatılmakta­dır. <em>Kadınlar ve Değişken Statüleri</em> (488-489) alt başlığıyla Hellen dünyasında kadının toplumsal yeri, <em>Aile ve Evlilik</em> (490-491) alt başlığıyla evlilik ve düğünler; <em>Çocukluk ve Eğitim </em>(492-493) alt başlığıyla çocukların yetiştirilmesi ve eğitimleri, ilk üniversiteler, <em>Giyim ve Saç Modelleri</em> (494-495) alt başlığıyla erkek ve kadın kıyafetleri, gözde saç ve sakal modelleri anlatılmaktadır. <em>Antik Yunan’ın Sonu ve Yeniden Doğuşu</em> (496-499) alt başlığıyla MÖ 146’da Romalı general Lucius Mummius’un Korinthos’u yağmalaması, şehri tamamen yok edip halkını köleleştirmesi, Hellen kültürüne büyük hayranlık duyan Romalılar’ın Hellenler ile ilişkileri anlatılmaktadır. Son bölümü takiben on sayfalık bir Dizin (500-511) ve iki sayfalık Görsel Kaynakça (511-512) sunulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Eserin ansiklopedik yapısına uygun olarak içeriğinin tematik ve dönemsel tasnif edilmesi, son kısımda yer alan geniş dizin ve dizinden ayrı olarak sunulan görsel kaynakça okuyucunun eser­den faydalanmasını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca eserde sunulan görsel materyal zenginliği, ilgiyi sürekli canlı tutmak suretiyle okuyucunun odaklanmasına yardımcı olmaktadır. MÖ <em>ca</em>. 3000’den MS 138 yılına değin Hellen dünyasında gerçekleşen başlıca siyasi ve toplumsal olayların kapsamlı olarak değerlendirildiği bu eser, günümüz batı kültürünün nüvesi olan Hellen antikitesinin mirasını gözler önüne sermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>Akdeniz Üniversitesi</strong><br />
<strong>Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>B. Deniz ATİLLA (MA) </strong><br />
<strong>denizatilla@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">N. RODGERS, Antik Yunan: Arkeoloji, Sanat ve Tarih Tutkunları için 1000 Fotoğraf Eşliğinde Kapsamlı Bir Araştırma. İstanbul 2015, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 512 sayfa (1000 fotoğraf ile). Çev.: Ülkü Evrim UYSAL. ISBN: 97860533230501. Tanıtan: B. Deniz ATİLLA, Libri II (2016) 65-73. DOI: 10.20480/lbr.2016003</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/003" target="_blank">http://www.libridergi.org/2016/003</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konstantinos Paleologos</title>
		<link>http://www.libridergi.org/en/2016-en/002</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aykan A.]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2016 21:50:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[2016]]></category>
		<category><![CDATA[Book-Notices-2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.libridergi.org/en/?p=1499</guid>

					<description><![CDATA[D. M. NICOL, Konstantinos Paleologos, Ankara, 2013, Türkiye İş Bankası Yayınları, 160 sayfa (16 resim ile birlikte). Çev.: Efe Kurtluoğlu. ISBN: 9786053608523 Konstantinos XI. Palaiologos 1449-1453 yılları arasında dört yıl gibi çok kısa bir süre hükümdarlık yapmıştır. Kendisi imparator Manuel II. Palaiologos ve Sırp Prensi Konstantin Dragas’ın kızı pren­ses Helena’nın yedi oğlundan dördüncüsüydü. Babasının soyadı ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><div class="one_fourth"><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2016/02/lbr.2016002kapak.jpg"><img decoding="async" width="175"  alt="" src="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/strikingr/images/1395_lbr.2016002kapak-175.jpg" /></a></div></em></p>
<div class="three_fourth last"><h2>Konstantinos Paleologos</h2>
<h3>Donald M. NICOL</h3>
<div class="divider_line"></div>
<p><strong>ISBN: </strong>9786053608523<br />
<strong>Page:</strong> 160<br />
<strong>Publication Date:</strong> 2013<br />
<strong>Location:</strong> Ankara<br />
<strong>Publisher:</strong> Türkiye İş Bankası Yayınları</p></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: left;"><div class="two_third"><div class="divider_line"></div>
<strong><em>LIBRI</em> II (2016) 63-64</strong><br />
<strong>DOI</strong>: 10.20480/lbr.2016002<br />
<strong>Received Date</strong>: 09.01.2016  <strong>Acceptance Date</strong>: 11.02.2016<br />
<strong>Online Publication Date</strong>: 15.02.2016<br />
Copyright © Journal of Book Notices, Reviews and Translations, 2016</p>
<p style="text-align: left;"><div class="divider_line"></div></div>
<p style="text-align: left;"><div class="one_third last"><div id="framed_box_0e24031e90d2f6ba0a83ad0b4580c34e" class="framed_box">
	<div class="framed_box_content">
		
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-45" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/pdf.jpg" alt="pdf" width="18" height="18" />  <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016002.pdf" target="_blank">Get PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/references.jpg" alt="references" width="18" height="18" /><strong> </strong> <strong><a href="http://www.libridergi.org/wp-content/uploads/2015/06/lbr.2016002.pdf" target="_blank">View PDF</a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#refs"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44" src="http://journal.phaselis.org/wp-content/uploads/2015/06/info.jpg" alt="info" width="18" height="18" />  </a><b><a href="#refs">Citation</a><br />
</b></p>
<p style="text-align: left;">
		<div class="framed_box_space"></div>
	</div>
</div>
</div><div class="clearboth"></div>
<p><strong>D. M. NICOL, Konstantinos Paleologos, Ankara, 2013, Türkiye İş Bankası Yayınları, 160 sayfa (16 resim ile birlikte). Çev.: Efe Kurtluoğlu. </strong><strong>ISBN: 9786053608523</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Konstantinos XI. Palaiologos 1449-1453 yılları arasında dört yıl gibi çok kısa bir süre hükümdarlık yapmıştır. Kendisi imparator Manuel II. Palaiologos ve Sırp Prensi Konstantin Dragas’ın kızı pren­ses Helena’nın yedi oğlundan dördüncüsüydü. Babasının soyadı ile birlikte annesininkini de taşımaktaydı. Yaklaşık on asırdır ayakta duran Doğu Roma İmparatorluğu’nun ya da Edward Gib­bon’un adlandırmasıyla, Bizans İmparatorluğu’nun son imparatoruydu. Kendisi aynı zamanda yıkılışından 1123 yıl önce, 11 Mayıs 330’da Konstantinopolis’i kuran ve Hıristiyanlığı da meşrulaş­tıran imparator I. Konstantinos ile aynı adı taşımaktaydı. Ancak onunla aynı kaderi paylaşmamış­tır. Doğu Roma İmparatorluğu onun hükümdarlığının son zamanlarında bir avuç toprak parçasın­dan ibaretti. İmparatorluğunun başlıca sınırları ana hatlarıyla Konstantinopolis şehri ve çevresinin yanı sıra Mora Yarımadası’nın bir kısmı ile Kyklad Adaları’nın bazılarını ve buralara ek olarak diplomatik ilişkilerini sürdürdüğü Türklerin hâkimiyeti altındaki bazı bölgeleri kapsamak­taydı. Ortaçağın o görkemli imparatorluğu zaman ilerledikçe güçlenen Osmanlılar karşısında oldukça zayıf ve çaresiz bir duruma düştü.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sırada, henüz yirmi bir yaşında Osmanlı tahtına geçen Sultan II. Mehmet’in en önemli amacı zayıflayan Konstantinopolis kentini fethetmek oldu. Fatih’in 29 Mayıs 1453’te Konstanti­nopolis’i fethi sırasında mücadelelerde XI. Konstantinos öldürülmüş; bu suretle kökleri IV. yüzyıla kadar inen Doğu Roma İmparatorluğu tarihe karışmış ve ortaçağ sonlanarak yeniçağ başlamıştır. İnceleme altına alınan bu eser de, Doğu Roma İmparatorluğu’nun son temsilcisi Konstantinos XI. Palaiologos’un doğumundan ölümüne kadarki hayat hikâyesine odaklanmaktadır. Buna ek olarak ölümünden sonraki zaman diliminde vuku bulmuş olaylar, ortaya çıkmış efsaneler ve bu efsane­ler üzerinden gerçekleştirilen tartışmalar da ele alınmaktadır. Bu kapsamda eser <em>Soyağacı</em> (VII-VI), <em>Editörün Notu</em> (IX-X) ve <em>Önsöz’ün</em> (XI-XII) ardından yedi ana bölüme ayrılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Küçülen İmparatorluk</em> (1-19) başlıklı birinci bölüm, Konstantinopolis’in batısındaki Trakya kıyılarında 2 Mart 1354 yılında meydana gelen depremin ardından ortaya çıkan mevcut duruma yönelik gözlemlerle başlamaktadır. Bu kapsamda ayrıca imparator Konstantinos XI. Palaiolo­gos’un dedesi Ioannis Kantakuzenos, babası Manuel II. Palaiologos ve abisi Ioannes VII. Palaiolo­gos döneminde imparatorluğun durumu da inceleme altına alınmaktadır. Buna ek olarak Kons­tan­tinos XI. Palaiologos’un doğumu, ailesi ile olan ilişkileri, evlilikleri ve sürdürdüğü idari görevler hakkında da bilgilendirmelerde bulunulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Mistras’ta Despot </em>(21-35) başlığına sahip ikinci bölümde ise Konstantinos XI.  Palaiologos’un Mora Yarımadası üzerinde yer alan Mistras kenti özelindeki despotluk süreci konu edinilirken, diğer yandan da kendisinin şehri kalkındırmak amacıyla yürüttüğü kültürel, ekonomik ve de sos­yal faaliyetler mercek altına alınmaktadır. Ayrıca Papalık önderliğinde toplanan Haçlı ordusu ile Osmanlı ordusu arasında 1444 yılında gerçekleşen Varna Savaşı Konstantinos XI. Palaiolo­gos’un söz konusu bu savaş sırasındaki stratejisi ve savaşın sonuçları ele alınmaktadır. Buna ilaveten ağabeyleri Theodoros ve imparator VIII. Ioannis’in Varna Savaşı’ndan dört yıl sonraki ölümlerine değinilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Konstantinopolis’te İmparator </em>(37-52) başlıklı üçüncü bölümde, Konstantinos XI.  Palaiolo­gos’un imparator VIII. Ioannis’in ölümünden sonra tahta geçmesi ve imparatorun taç giyme töreninin geçerliliği hakkındaki tartışmalara odaklanılmaktadır. Buna ek olarak kendisinin imparator olmasından sonra hanedanın kalıcılığının önem kazanmasından dolayı yeni bir eş ara­ma süreci ele almasından son olarak XI. Konstantinos ile Sultan II. Mehmet arasında 1449 yılında yapılan antlaşma ve bu antlaşmanın bozulma süreci anlatılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Konstantinopolis’in Düşüşü </em>(53-71) başlığına sahip dördüncü bölümde ise imparator Konstanti­nos XI. Palaiologos’un kuşatmaya dayanabilmek için yaptığı savunma hazırlıklarına ve ayrıca imparatorun batı krallarına, Vatikan’a ve Mora Yarımadası’nda bulunan kardeşlerine gön­derdiği yardım çağrılarına ayrıntılı bir şekilde değinilmektedir. Buna paralel olarak Sultan II. Meh­met’in savaş hazırlıkları, şehri kuşatma ve fethetme süreci de ayrıntılı bir şekilde analiz edilmekte­dir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Konstantinos’un Ölümü </em>(73-91) başlıklı beşinci bölümde son Doğu Roma imparatoru Konstantinos XI. Palaiologos’un ölümü ve şehrin kaybedileceğiyle ilgili ortaya çıkmış kehanetler­den bahsedilmektedir. Buna ek olarak şehirden kaçmış olan din adamlarının XI. Konstantinos’un vefatıyla ilgili Papa’ya göndermiş oldukları mektuplara değinilirken diğer yandan imparatorun ölümü hakkında hem Müslüman tarihçiler hem de Hıristiyan din adamlarının yazmış oldukları anek­dotlar irdelenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Ölümsüz İmparator </em>(93-105) başlığına sahip altıncı bölümde imparator Konstantinos XI. Palai­o­logos’un dirilmesi ve Türkleri tekrar eski vatanlarına sürmesiyle ilgili efsaneler ele alınmak­tadır. Bu kapsamda 19. yüzyılın sonlarına doğru zamanın Hellen şairleri için önemli bir tema haline geldiğinden bahsedilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Küllenen Korlar </em>(107-124) başlıklı yedinci ve son bölümde Palaiologos Hanedanı’nın hayatta kalan erkek varislerinin Sultan II. Mehmet, Papalık ve Avrupa krallarıyla olan ilişkileri konu edini­lirken Avrupa’ya yayılmış olan evlilikler sayesinde hanedanın son ferdinin ölümüne kadarki süreç hakkında da kapsamlı bir değerlendirme yapılmaktadır. Son olarak evlilik veya kan bağı yolu ile kö­ken­lerini Palaiologos Hanedanlığı’na dayandıran kişilerin günümüze kadar süre gelen örnekle­rine de değinilmektedir. Eser <em>Kısaltmalar (125), Kaynakça </em>(127-135),<em> Notlar </em>(137-151)<em> ve Dizin </em>(153-160) kısımlarıyla sonlandırılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak bu eserde yaklaşık on asırdır ayakta duran Doğu Roma İmparatorluğu’nun son imparatoru olan Konstantinos XI. Palaiologos’un yaşamı biyografik bir anlatım perspektifinde ele alınmaktadır. Buna ek olarak kendisinin ölümü hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar açısından tarihi kaynaklar ve de sözlü anlatılar ışığında sentezlenerek mercek altına alınmaktadır. Sonuç olarak değerlendirildiğinde, söz konusu eser yalın üslubu ve efsanelerle desteklenen anlatı me­todu sebebiyle Doğu Roma İmparatorluğu’nun son yüzyılına ilgi duyanların merakını karşılayabi­lecek bir çalışma niteliğine sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;"><div class="one_half"><p style="text-align: justify;"><strong>Akdeniz Üniversitesi</strong><br />
<strong>Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü</strong></p>
<p style="text-align: justify;"></div>
<p style="text-align: right;"><div class="one_half last"><p style="text-align: right;"><strong>Mehmetcan ŞAHİN (MA) </strong><br />
<strong>mehmetcnsahin@gmail.com</strong></p>
<p style="text-align: right;"></div><div class="clearboth"></div>
<p style="text-align: justify;"><div class="divider_padding"></div>
<p style="text-align: justify;"><a name="refs"></a><div class="tabs_container"><ul class="tabs"><li><a href="#">Citation</a></li><li><a href="#">Link</a></li></ul><div class="panes"><div class="pane"><p style="text-align: justify;">D. M. NICOL, Konstantinos Paleologos, Ankara, 2013, Türkiye İş Bankası Yayınları, 160 sayfa (16 resim ile birlikte). Çev.: Efe Kurtluoğlu. ISBN: 9786053608523 Tanıtan: Mehmetcan ŞAHİN, Libri II (2016) 63-64. DOI: 10.20480/lbr.2016002</p>
<p style="text-align: justify;"></div><div class="pane"><p style="text-align: justify;">Permanent Connection Link: <a href="http://www.libridergi.org/2016/002">http://www.libridergi.org/2016/002</a></p>
<p style="text-align: justify;"></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
